Fransa’da açan Cezayir menekşesi; Souad Massi

Bu sayımızda köşemizin konuğu Kuzey Afrika’dan Cezayir’den, Dünya müziği sevenlerin ilgi ve beğeniyle takip ettiği sanatçıların başında gelen Cezayir’in parlayan yeteneği Souad Massi. Cezayir’in bu güzel sesi, 1972 yılında 6 çocuklu bir işçi babanın çocuğu olarak hayata gözlerini açtı. Souad Massi, 12 yaşından itibaren gençlik yıllarını gitar dersleri ve müzik eğitimi alarak geçirdi. Ağabeyi besteci, erkek kardeşi müzisyen ve kız kardeşi dansçı olan Massi, kendisine destek veren ailesinin teşvikiyle 17 yaşından itibaren gitar konserleri vermeye başladı.

Kendiside müziği seçmede kardeşlerini müzisyen olmasını çok büyük bir etken olduğunu söylüyor. İlk başlarda Flamenko tarzında müzik yapan bir grubun üyesi olan sanatçı, daha sonra kendisi “Atakor” adlı bir rock grubu kurdu. Tek bir albüm çıkaran gurubu ile yaklaşık yedi yıl boyunca Cezayir’i baştan sona dolaştı. Bu konserler ona ülkesini tanımasını hem de Cezayir müziğinin ezgilerini keşfetmesini sağladı. 90’lı yıllar Cezayir’in çalkantılı yıllarıydı ve iç savaş Massi gibi bir kadın şarkıcının Cezayir’de kalmasını imkansız kıldı. Kendi doğrulamasa da bu dönemde ölüm tehditlerinin onu Fransa’ya göçe zorladığına dair söylemler var. Massi, 1999 yılında Paris’te bir konser vermek üzere davet edildi. “Femmes d’Algerie” (Cezayir’in Kadınları) adlı festivalde çok başarılı bir performans sergileyen sanatçı, müzik şirketlerinin dikkatini çekti. Kısa bir süre sonra albüm sözleşmesi imzaladı ve böylece kendisi gibi aynı koşullarda olan çoğu meslektaşı gibi Fransa’ya göç etti.
Burada hemen albüm çalışmalarına başlayan sanatçı 2001’in ortalarına doğru on dört özgün parçadan oluşan “Raoui” (Hikâyeci) adlı albümü raflarda yerini aldı. Massi, halk, chaâbi (Cezayir Halk Müziği), rock gibi farklı türleri bir araya getirdiği bu albümü ile uzun süre Fransa müzik listelerinin başlarında yer aldı. Arapça, Berberice, Fransızca söylediği ritmik şarkıları, güzel sesi ile tüm dünyanın ilgisini çekmeyi başardı. Protest tarzı, şarkılarında barışı,adaleti, kadını, özelliklede kadına şiddeti çarpıcı bir şekilde işlemesi, müzik otoriteleri tarafından Joan Baez’le özdeşleştirmekte, Kuzey Afrika’nın Tracy Chapman’ı olarak nitelendirilmektedir. Bu albüm ona 2002 yılında en prestijli dünya müziği ödüllerinden “BBC Radio 3”ödülünü ve Fransa’da altın plak ödüllünü getirdi.

2003 yılında o güne kadar Kuzey Afrika’dan çıkan en başarılı albüm olarak tarihe geçecek olan “Deb” (Kalbi Kırık) adlı albümünü çıkarttı. Şiirsel aşk şarkıları, ritimleri ve yaratıcı müziksel oluşumlar ile “Deb” ilk albümün başarısını katlayarak arttırdı. Albüm Endülüs, rai, Flâmenko, Arap ve klasik müzik harmanlaması ile dikkati çekmesinin yanı sıra, bunca farklı tarzdaki müziğin birbirine nasıl işlenebileceğinin en başarılı örneği oldu. Sanatçı tüm dünyayı dolaşarak 200den fazla konser verdi. Konserlerinde sade kişiliği güzel sesi ve sempatik tavırları dinletici kitlesini derinden etkileyerek, performansı ile büyüledi. İki yüksek başarılı albümden sonra 2004 sonlarına doğru üçüncü albümü için stüdyoya girdi. “Mesk Elil” (Hanımeli) 2005 yılının sonunda piyasa çıktı ve raflarda yerini alır almaz Avrupa Dünya Müziği listelerine birinci sıradan girdi. Paris’in şanson geleneğini, Arap müziğinin ritim ve kültürü ile birleştiren sanatçı bu albümünde Cezayir’e ve çocukluğuna olan özlemini anlattı. Yaşadığı sokakları, Cezayir’in ruhunu müziği ile yansıtan sanatçı, albümde Cezayir’de yaşananlara ülkeyi yönetenlere ağır bir eleştiri yöneltti. Ülkenin bitmek tükenmek bilmeyen karmaşası, dinsel aşırıcılığın insanları sürekli kamçılaması, kadınların baskı altında tutulması, rüşvetçilik, entelektüel ve sanatsal düşünürlerin kısıtlanmasını şarkıları ile dile getirdi. Aslında albüm vatan hasretine ve ülkesi Cezayir’in düşmüş olduğu duruma yakılmış olan bir ağıt niteliğindedir. Şöyle der sanatçı, şarkısında;

”anne sana yalan söyledim,
öyle yapmam gerekti.
dışarıda bana bir şey yapamazlar.
güneşi özledim anne!
kafesteki bir kuş nedir ki?”

Bu Arap, Cezayirli, Berber, Müslüman, şair ve müzisyen kadın” artık tüm dünyanı tanıdığı sanatçı; 2010 yılında Houria (Özgürlük)albümü ile en popüler parçalarını toplayıp özgürlük çığlığını Fransızca, Arapça ve İngilizce söyledi. Albümü için şöyle diyor Massi: “ Houria albümüyle folk ve rock müziklere en rafine halleriyle dönmek istedim. Albümde özgürlük sorunu, kadına uygulanan şiddet gibi insani konuları anlattım. Elbette ülkemin gerçekleri müziğimi doğrudan etkiliyor. Her şeyin barışçıl bir şekilde ve yumuşak bir şekilde değişip dönüşmesini diliyorum. Kadına şiddet çok üzücü, haysiyetle yaşamak için bununla mücadele etmemiz gerekiyor.”

Dünya barışını, adaleti, ifade özgürlüğünü, hümanizmi ve doğanın korunmasını güzel sesi ile dile getiren, savaşların şarkılarla son bulacağına, dünyayı şarkıları ile değiştirebileceğini inanan Souad Massi’nin şarkılarını kocaman bir yürekle, en yüksek sesimizle söylememiz gerekiyor.

Müziksiz kalmayın ….

 

DetoneHekimce Bakış 81. Sayı