Sağlık Algısı

Nasılsınız? Kültürlerde iletişim başlangıcı olarak ve genelde yanıt beklenmeden, bir selamlama ifadesi olarak kullanılan bu soru aslında çok önemli bir göstergedir. Alışıldık; “İyiyim”, “iyi diyelim iyi olalım”, “iyiyim demek alışkanlık olmuş”, şekildeki yanıtlar dikkat çekmez. Durumunu şaka ile karışık “iç güveysinden hallice” şeklinde yanıtlayanların nasıl olduğunu kestirmek oldukça güçtür. Sık olmasa da “çok iyiyim” ya da “kötüyüm” yanıtları ile de karşılaşırız. Bu iki yanıt uç noktaları işaret etmesi nedeniyle diğerlerine göre daha ilgi çekicidir ve genellikle nedeni sorgulanır. Hal hatır sormanın yolu olan “nasılsınız?” sorusu iletişimin başlangıcı olması, yaygın olarak benzer şekilde yanıtlanması nedenleriyle yeterince değerlendirilememektedir. Yazının amacı bireyin kendi bildirimi ile sağlık algısına dikkat çekmek olup sağlığı değerlendiren diğer ölçütleri içermemektedir. Bu hali ile makale “bilimsel” olma iddiasından uzaktır.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 1948 yılında yapılan sağlık tanımı geçen süre içinde yalnız sağlık çalışanları değil tüm toplum tarafından iyi bilinir hale gelmiştir. Buna karşın tanıma gönderme yapılacağından yeniden hatırlatmakta yarar vardır. DSÖ sağlığı; hastalık ve sakatlık olmamasının yanı sıra bedensel, ruhsal ve sosyal tam bir iyilik hali olarak tanımlıyor. Bu tanımdaki “tam bir iyilik hali” belirsizliği, ideali tanımladığı ve ölçme-değerlendirmedeki güçlükleri nedeniyle eleştirilmiştir. DSÖ bu tanımlama ile insan yaşamının bütün alanlarını kapsayan sağlık kavramını genişletmiş, insanı toplumsal ve fiziksel çevresi ile politik, ekonomik açıdan incelemek gerektiğini vurgulamış, toplumsal dinamiklere dikkat çekmiştir. Bireysel özellikler dışında, sosyo-ekonomik, çevresel, kültürel etmenlerin sağlık üzerine etkileri bilinmektedir. Bu tanımla sağlık, hastalık/sakatlık olmama hali olan zıtlıkları ile değil kendi unsurları ile tanımlanmaya çalışılmıştır. Her ne kadar günümüzde sağlığın bu tanımına yönelik eleştiriler sürmekte olsa da yaygın kabul görmektedir.

Tanımdaki “tam bir iyilik hali” objektif bir değerlendirmeyi engellemektedir. Tedaviniz altındaki hasta kendini tam bir iyilik halinde “sağlıklı” olarak değerlendirebilir. Ya da tam tersi; sağlıklı birey kendisini hasta olarak algılayabilir. Hekimler bu bireysel farklılıkları meslek yaşamı boyunca gözleme fırsatına sahip olmuşlardır. Aynı hastalığa sahip bireylerde yakınma sayısı, sıklığı, şiddeti, hastalıklarının seyri ile iyileştikleri düşüncesi farklılık gösterir. Bunu etkileyen çok sayıda değişken olmakla birlikte hastalık farkındalığı, hastalık hakkındaki bilgi ve algı farklılıkları ile toplum, aile desteği önemli etmenler arasında sayılabilir.

Sağlık yazınında bireylerin kendi bildirimlerinin doğru kabul edilmesi gerektiği saptanmıştır. Bireyin kendi bildirimi ile nesnel ölçülebilen sağlık durumlarının örtüştüğü düşünülmektedir.

Aslında toplumsal yaşantının sonucu olan bireyin sağlık durumunu; dolayısı ile o ölçülemez “tam iyilik hali” nin değerlendirilmesinde en doğru yaklaşımın bireyin kendisine başvurmak olduğu söylenebilir. İşte bu noktada akla gelen soru da “nasılsınız?” dır. Günlük yaşamın bir parçası, nezaket ve iletişim becerisi göstergesi olan bu soru aslında sağlığı değerlendirmenin önemli bir aracı olarak karşımıza çıkar. Bu yaklaşım ile sağlığın değerlendirilmesi 1980’lerin başından beri yaygın olarak ve gittikçe artan biçimde uygulanmaktadır.

Sağlığın sübjektif bir biçimde bireyin kendisi tarafından değerlendirilmesine dayalı ölçüt yabancı yazında “self-rated health” olarak geçerken biz “algılanan sağlık” olarak adlandırmaktayız. Bir göstergenin kullanılabilmesi için bilimsel olarak geçerlilik ve güvenilirliğinin, dil farklılıklarının değerlendirilmesi gerekir. Algılanan sağlık ölçeğinin Türkçe geçerlilik, güvenilirlik değerlendirmesi yapılmış, kullanılabilir uygun bir ölçek olduğu ortaya konmuştur. Algılanan sağlık göstergesi bizim nasılsınız? sorumuza benzer şekilde tek sorudan oluşur. Soru şudur:

Sağlığınızı, son 1 ay(15 gün) içinde nasıl tanımlarsınız?”. Bu basit ancak önemli sorunun yanıtını değerlendirmekte kolaydır. Sorunun yanıt seçenekleri genellikle “çok iyi”, “iyi”, “orta”, “kötü” ve “çok kötü” olarak belirlenmektedir.

Son otuz yıldır yürütülen çalışmalarla bireyin algıladığı sağlık durumunu etkiyen etmenler oldukça iyi bilinir hale gelmiştir. Algılanan sağlığı etkileyen etmenleri incelemeye başlamadan önce bunun hem sağlığın toplumsal boyutunun anlaşılması hem de göstergenin kavranması açısından değerli olduğunu belirtmekte yarar var.

Öncelikle yaş sağlık algısını etkileyen önemli bir değişken olarak görülmektedir. Yaş arttıkça sağlık algısı kötüleşmektedir. Yaşlılar gençlere göre sağlıklarını daha kötü algılamakta ve tanımlamaktadır. Bu beklendik sonuç tüm coğrafya ve sosyal gruplar için geçerlidir. Ölçek bireysel sağlık algısını sorgularken yaş etmenini göz ardı etmektedir. Algılanan sağlık sorusu ile karşılaşan yaşlı, sağlığını yaşıtlarını değil, kendi gençlik yıllarını düşünerek yanıtlamakta, doğal sürecin yol açtığı kayıplarını sağlıksızlık olarak değerlendirebilmektedir. Ancak yaşın etkisi istatistik yöntemlerle düzeltildiğinden değerlendirmede sorun oluşturmamaktadır.

Çalışmalar, farklı seviyelerde olsa da kadınlardaki sağlık algısının erkeklerden kötü olduğunu göstermiştir. Bu farklılık araştırmacılar tarafından genel olarak kadının sosyal statüsüne bağlanarak açıklanmaktadır. Sağlığın sosyal belirleyicilerinden başlıcası olan sosyo-ekonomik durum ile algılanan sağlık ölçeği ilişkisi de yaygın incelenmiştir. Sosyo-ekonomik açıdan kötü durumda olanlar iyi durumdakilere göre kendilerini daha sağlıksız hissetmektedir. Sosyo-ekonomik durum belirleyicilerinden eğitim de benzer şekilde etki etmekte, mezun olunan okul ya da eğitim alınan yıl seviyesi yükseldikçe sağlık algısı iyileşmektedir. Sağlık algısındaki farklılıklar coğrafi olarak da çalışılmış, dezavantajlı ülke, şehir ya da mahallede yaşayanların da sağlık algısının kötü olduğu gösterilmiştir. Toplumun dezavantajlı kesimlerinden; sağlık hizmetine ulaşamayanlar ile olumsuz koşullarda çalışanların da sağlıklarını daha kötü algıladıkları bilinmektedir.

Medeni durum da sağlık algısını etkileyen değişkenlerdendir. Sağlık algısı evlilerde, bekar ve dullara göre daha iyidir. Çalışmalar algılanan sağlık göstergesinin mortalite ve morbidite ile yakın ilişki içinde olduğunu göstermiştir. Felç, hipertansiyon, diabetes mellitus, depresyon, KOAH, kalp hastalıkları, kanser ve epilepsi gibi çok sayıdaki uzun süreli ve ciddi hastalık ile sağlık algısı ilişkisi incelenmiş, bireyde hastalık varlığının sağlık algısını bozduğu saptanmıştır. Hastalık varlığına ek olarak hastalığın şiddeti, ilaç kullanma durumu ve kullanılan ilaç sayısı da sağlık algısını etkiler.

Tek sorudan oluşan sağlık algısı göstergesi geçerlik ve güvenilirliği belirlenmiş, kolay uygulanabilir ve uygun bir değerlendirme aracı olarak yaygın olarak kullanılmaya devam edecek gibi görünmektedir.

 

Hekimce Bakış 79. Sayı