<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gezi arşivleri - Hekimce Bakış</title>
	<atom:link href="https://hekimcebakis.org/category/gezi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hekimcebakis.org/category/gezi/</link>
	<description>Bursa Tabip Odası yayınıdır</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Jan 2023 15:33:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Yaşatmak İçin Yaşamak İstiyoruz!</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/gezi/yasatmak-icin-yasamak-istiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hekimce Bakış]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2023 15:25:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=12188</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="799" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2022/07/ttb-logo-3.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ttb logo" decoding="async" fetchpriority="high" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2022/07/ttb-logo-3.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2022/07/ttb-logo-3-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2022/07/ttb-logo-3-1024x682.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2022/07/ttb-logo-3-768x511.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2022/07/ttb-logo-3-450x300.jpg 450w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div>
<p>Son haftalarda ülkenin dört bir yanındaki meslektaşlarımızdan gelen ölüm haberleri ile tekrar ve tekrar sarsılmaktayız. Hekimlerde gördüğümüz ani ölümler, basın-yayın kuruluşlarına da yansıdığı üzere dikkat çekici şekilde artmaktadır. Sadece 2023 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/gezi/yasatmak-icin-yasamak-istiyoruz/">Yaşatmak İçin Yaşamak İstiyoruz!</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="799" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2022/07/ttb-logo-3.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ttb logo" decoding="async" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2022/07/ttb-logo-3.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2022/07/ttb-logo-3-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2022/07/ttb-logo-3-1024x682.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2022/07/ttb-logo-3-768x511.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2022/07/ttb-logo-3-450x300.jpg 450w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div><blockquote><p>Son haftalarda ülkenin dört bir yanındaki meslektaşlarımızdan gelen ölüm haberleri ile tekrar ve tekrar sarsılmaktayız. Hekimlerde gördüğümüz ani ölümler, basın-yayın kuruluşlarına da yansıdığı üzere dikkat çekici şekilde artmaktadır. Sadece 2023 yılının ilk 20 gününde en az beş meslektaşımızı genç yaşta kaybettik. Üç meslektaşımızın ölümünde kalp krizi (akut MI), bir meslektaşımız için inme, bir meslektaşımız içinse intihar (suisit) ön tanısı konulduğu bilgisini aldık.</p></blockquote>
<p>Özellikle Sağlıkta Dönüşüm Programı sonrasında aşama aşama gasp edilen ekonomik ve özlük haklarımız, ağırlaşan çalışma koşullarımız ve sağlıkta şiddet; pandemi ve ekonomik krizle beraber dayanabileceğimiz noktaları da aşmış, “bıçak kemiği delip geçmiştir.” Bu nedenle 1 Ekim 2021’de, sağlıklı koşullarda çalışabilmemiz ve yaşayabilmemiz için Türk Tabipleri Birliği olarak “Emek Bizim Söz Bizim” eylem sürecini başlatmıştık. Sağlık Bakanlığı ise yıllar boyunca kayıtsız kaldığı taleplerimiz ile ilgili güçlü eylemlerimizin sonucunda hamle yapmak zorunda kalmış; “Beyaz Reform” adı altında bir dizi düzenleme yaparak haklarımızı verdiğini iddia etmişti. Ancak mevcut şartlarımıza baktığımızda, “Beyaz Reform”un amacının haklarımızın verilmesi değil; ücretlerde iyileştirme kandırmacasıyla hekim ve sağlık çalışanlarını güvencesizleştirmek, onları daha fazla çalıştırmak ve eylemlerini bastırmak için kontrol altına almak olduğunu daha da net şekilde görmekteyiz.</p>
<p>Ekonomik krizin yükü altında ezilen hekimler için kalıcı olmasa bile yapılan ücret iyileştirmelerinin fayda sağladığını söyleyebiliriz. Ancak bu süreçte il sağlık müdürlükleri ve sağlık kurumlarındaki idarenin; hekimlerin üzerinde daha fazla çalışmaları yönünde kurdukları baskının ağırlaşması, hekim ve sağlık çalışanlarının vücutlarının ve zihinlerinin kaldıramayacağı yoğunluklarla karşılaşmalarına neden olarak yaşamlarını tehdit etmektedir. Nitekim birçok çalışmada, uzun çalışma saatleriyle intihar düşüncesi arasında yakın ilişki tanımlanmıştır. Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü’nün de açıkladığı çalışmaya göre haftalık 55 saat ve üzerinde çalışmanın haftalık 35-40 saat çalışmaya göre inme riskini %35 ve iskemik kalp hastalığından ölüm riskini %17 artırdığı tespit edilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü’nün temsilcilerinin de ifadesiyle haftada 55 saat ve üzeri çalışmak ciddi bir sağlık tehlikesidir. Türk Tabipleri Birliği’nin 2021 yılının eylül ayında 6.178 hekimin katılımıyla gerçekleştirdiği çalışmada, çalışmaya katılan hekimlerin %15-30’unun haftalık 55 saatten daha uzun süre çalıştığı görülmektedir. “Beyaz Reform” sonrasında bu sürelerin daha da uzaması için atılan adımlar önemli bir sorun olarak önümüzde durmaktadır.</p>
<p>Bir diğer konu ise birçok bilimsel çalışmada gösterildiği üzere COVID-19 enfeksiyonu geçirenlerde iskemik kalp hastalığı ve diğer birçok hastalığın daha yüksek oranda görülebilmesidir. Pandeminin doğru şekilde yönetilmemesi sonucunda pandeminin yükünü çeken sağlık çalışanlarının birçoğu virüsle karşılaştı. Yüzlerce sağlık çalışanı, COVID-19 nedeniyle yaşamlarını yitirirken daha da büyük bir çoğunluk ise hastalığı geçirmesine rağmen halen bu hastalığın neden olduğu sorunlarla uğraşmaktadır. Buna rağmen ne COVID-19 sağlık çalışanları için meslek hastalığı kabul edildi ne de TTB’nin pandemi sürecindeki her sene için 120 gün yıpranma payı talebi karşılandı.</p>
<p>Son dönemde meslektaşlarımızın ani ölümleri, hem mesleğimiz ve hem de sağlık sistemi için ciddi bir alarm işareti gibi görünmektedir. Kaldı ki karşılaştığımız ölümlerin, buzdağının yalnızca görünen yüzü olduğunu, henüz hayatını kaybetmemiş birçok meslektaşımızın da ciddi şekilde yıprandığını hepimiz biliyoruz. Ancak şu ana kadar sağlık çalışanlarının ölümleri ve ne kadar yıprandıkları araştırılmadığı gibi toplumda son iki senenin ölüm ve ölüm nedenleri, Türkiye İstatistik Kurumu üzerinden kamuoyuyla paylaşılması gerekirken paylaşılmamıştır.</p>
<p>“Önce zarar verme” ilkesini benimsemiş, her kim olursa olsun hastasını tedavi etmek ve yaşatmak için gerekli koşulları sağlamaya yemin etmiş bir meslek grubunun zarar görmesi engellenmelidir. Konu, Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi başta olmak üzere ilgili bütün kuruluşların öncelikli görevidir. Bu bağlamda; konuyla ilgilenen tüm kuruluşların temsil edildiği bir komisyonun oluşturulup Sağlık Bakanlığı’nın elindeki tüm verilerin paylaşıldığı bir ortamda hem hekimlerdeki hem de toplumdaki ölümler araştırılmalıdır. Altta yatan nedenlere yönelik önlemler geliştirilmeli, önlem alınamayan koşullarda ise yıpranma payının artırılması gibi uygulamalarla görülen zarar telafi edilmelidir.</p>
<p><strong>Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Alıntı: <a href="https://www.bto.org.tr/yasatmak-icin-yasamak-istiyoruz/" target="_blank" rel="noopener">bto.org.tr</a></p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/gezi/yasatmak-icin-yasamak-istiyoruz/">Yaşatmak İçin Yaşamak İstiyoruz!</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yılbaşı Kars-Erzurum Turu</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/gezi/yilbasi-kars-erzurum-turu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hekimce Bakış]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Dec 2021 12:21:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=9604</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1728" height="1080" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/12/yilbasi-kars-erzurum-turu.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="yilbasi-kars-erzurum-turu" decoding="async" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/12/yilbasi-kars-erzurum-turu.jpg 1728w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/12/yilbasi-kars-erzurum-turu-300x188.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/12/yilbasi-kars-erzurum-turu-1024x640.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/12/yilbasi-kars-erzurum-turu-768x480.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/12/yilbasi-kars-erzurum-turu-1536x960.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1728px) 100vw, 1728px" /></div>
<p>Değerli meslektaşım, COVİD-19 salgınında yaşanan sokağa çıkma kısıtlamaları sürecinde Odamız üyeleri için sanal turlar düzenleyen Düş Patikası firması meslektaşlarımıza yönelik bir program planlamıştır. 30 Aralık-2 Ocak tarihlerinde düzenlenecek Yılbaşı Kars [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/gezi/yilbasi-kars-erzurum-turu/">Yılbaşı Kars-Erzurum Turu</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1728" height="1080" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/12/yilbasi-kars-erzurum-turu.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="yilbasi-kars-erzurum-turu" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/12/yilbasi-kars-erzurum-turu.jpg 1728w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/12/yilbasi-kars-erzurum-turu-300x188.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/12/yilbasi-kars-erzurum-turu-1024x640.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/12/yilbasi-kars-erzurum-turu-768x480.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/12/yilbasi-kars-erzurum-turu-1536x960.jpg 1536w" sizes="auto, (max-width: 1728px) 100vw, 1728px" /></div><p>Değerli meslektaşım,<br />
COVİD-19 salgınında yaşanan sokağa çıkma kısıtlamaları sürecinde Odamız üyeleri için sanal turlar düzenleyen Düş Patikası firması meslektaşlarımıza yönelik bir program planlamıştır.<br />
30 Aralık-2 Ocak tarihlerinde düzenlenecek Yılbaşı Kars Erzurum Turu ile ilgili detaylı bilgi ektedir.<br />
Tura katılmak isteyen meslektaşlarımızın 10 Aralık tarihine kadar 2244535210 nolu telefona kayıt yaptırmaları gerekmektedir.<br />
Bilginizi rica ederim.</p>
<p>Dr. Ömer Levent Soydinç<br />
Genel Sekreter</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yılbaşı Kars–Erzurum Turu / Bursa Tabip Odası</p>
<p><a href="https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/11/Yilbasi-Kars-Erzurum-Turu-Bursa-Tabip-Odasi.docx">DETAYLI BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ </a></p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/gezi/yilbasi-kars-erzurum-turu/">Yılbaşı Kars-Erzurum Turu</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>11 Ağustos 2021, Batı Karadeniz’deki Sel Felaketi; TTB ve ODSH Heyetinin Gözlemleri</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/guncel/11-agustos-2021-bati-karadenizdeki-sel-felaketi-ttb-ve-odsh-heyetinin-gozlemleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hekimce Bakış]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2021 14:35:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=8866</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1000" height="750" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/azdavay-ilce.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="azdavay-ilce" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/azdavay-ilce.jpg 1000w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/azdavay-ilce-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/azdavay-ilce-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/azdavay-ilce-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></div>
<p>17 Ağustos Salı, 1.Gün: Bozkurt, Abana, Çatalzeytin, Ayancık 11 Ağustos 2021 günü Kastamonu’nun Bozkurt ilçesi, bütün Batı Karadeniz bölgesinde etkili olan şiddetli yağmura bağlı olarak bir sel felaketi yaşadı. TTB [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/guncel/11-agustos-2021-bati-karadenizdeki-sel-felaketi-ttb-ve-odsh-heyetinin-gozlemleri/">11 Ağustos 2021, Batı Karadeniz’deki Sel Felaketi; TTB ve ODSH Heyetinin Gözlemleri</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1000" height="750" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/azdavay-ilce.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="azdavay-ilce" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/azdavay-ilce.jpg 1000w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/azdavay-ilce-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/azdavay-ilce-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/azdavay-ilce-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></div><p><strong>17 Ağustos Salı, 1.Gün: Bozkurt, Abana, Çatalzeytin, Ayancık</strong></p>
<p>11 Ağustos 2021 günü Kastamonu’nun Bozkurt ilçesi, bütün Batı Karadeniz bölgesinde etkili olan şiddetli yağmura bağlı olarak bir sel felaketi yaşadı. TTB ve ODSH Kolu heyeti, bölgeye ancak yağışların durmasından sonra, 16 Ağustos günü gidebildi ve 17 Ağustos sabah ilk durağımız olan Bozkurt ilçesine ulaştık. Ziyaretimizin rehberliğini, bölgeyi her bakımdan çok iyi tanıyan Kastamonu Tabip Odası yaptı. Bölgedeki gelişmeleri başından beri yakından izledikleri ve müdahil oldukları için, ziyaretin amacına ulaşmasında çok önemli katkıları oldu.</p>
<p><strong>Bozkurt</strong></p>
<p>Bozkurt  ilçesi, Ezine Çayının içinden geçtiği vadinin tabanında bulunmaktadır.  Yerleşimin büyük bölümü çayın doğal sel yatağındadır ve bu binaların tamamına yakını 4-5 katlı, bazıları 8-10 katlı yüksek binalardan oluşmaktadır. Çaya yakın komşulukta inşa edilmiş bir binanın, on katın üzerinde yüksek olduğu, onun hemen yanında bulunan 4-5 adet çok katlı binanın ise tamamen veya  tama yakın yıkılmış olduğu hemen göze çarpmaktadır. Sel, dere yatağına komşu olan çok katlı binalarda ağır hasar yaratmış, bazı binaları ise tamamen yıkmıştır; bunlardan tamamen yıkılan bir tanesinde, ilk belirlemelere göre 9 kişinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Selin yatay yayılımı ile beraber, tamamı çok katlı binaların zemin katlarında bulunan çarşı ve dükkanların tümü ağır zarar görmüş,  can ve mal kaybı oluşmuştur. Selden korunmak isterken dükkanların  içinde sıkışarak boğulan, sele sokakta yakalanan ve sürüklenerek kaybolan  insan sayısı da az değildir!</p>
<p>Bozkurt ilçesindeki bu sel olgusunda, selden kurtarmaya çalışırken araçlarla beraber sele kapılarak hayatını kaybeden bireylerin varlığına ilişkin tanıklıkların fazlalığı dikkat çekmektedir. Araçlarıyla birlikte selde hayatını kaybedenlerin gerçek sayısı, tam olarak verilememekle beraber, bildirimler ve medyada paylaşılan görüntüler düşünüldüğünde 10 sayısı, durumun belirsizliği de dikkate alınarak, şimdilik bir referans olabilir. Her sel için olduğu gibi, bu olguda da gerçek ölüm sayısı, sel güzergahında denize kadar olan bütün alanın temizlenmesi sonrasında ve bildirilen kayıpların tamamının akıbetleri belli olduktan sonra kesinleştirilebilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-8874" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/bozkurt-sel.jpg" alt="bozkurt-sel" width="1280" height="960" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/bozkurt-sel.jpg 1280w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/bozkurt-sel-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/bozkurt-sel-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/bozkurt-sel-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/bozkurt-sel-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></p>
<p>Şiddetli yağmurun etkisiyle vadinin üst noktalarından başlayan sel, Ezine Çayını oluşturan kollar boyunca, geçtiği güzergahta bulunan çok sayıda büyük ağacı kökünden sökmüş, bu nedenle Bozkurt  ilçesine ulaştığında yıkıcılığı yüksek olan bir kitleye ve debiye ulaşmış. Bu büyük ağaçların, Bozkurt merkezdeki köprüde oluşturduğu blokaj, selin dere yatağının her iki yanına doğru genişlemesine ve geriden gelmekte olan su kitlesinin birikmesine ve su seviyesinin çok kısa bir süre içinde hızla yükselmesine  yol açmış. Bu nedenle selin akış yönünde olmasa da sel yatağında bulunan bütün binalar, yerleşim kotuna göre  çoğunluğu  2-3 metre olmak üzere,  yer yer 5-6 metreye ulaşan yükseklikte bir sel ve su baskını ile karşı karşıya kalmışlar. Selin getirdiği ağaç ve diğer birikintiler, selin sürüklediği çok sayıda arabayla beraber yolları bloke etmiş, aynı zamanda binaların zemin katlarını doldurmuş. Bunun izleri ve etkileri biz gittiğimizde hala görülebilir durumdaydı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-8873" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/bozkurt-sel-2.jpg" alt="" width="1280" height="960" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/bozkurt-sel-2.jpg 1280w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/bozkurt-sel-2-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/bozkurt-sel-2-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/bozkurt-sel-2-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/bozkurt-sel-2-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></p>
<p>İlçeye giden yol, Ezine  Çayı vadisinin  doğu  yakasından kıvrıla kıvrıla iniyor, böylece  aşağıda vadinin selden ne kadar etkilendiği görülebiliyor. Kastamonu Tabip Odasından arkadaşlar, yol boyunca birkaç noktada durarak, Ezine Çayının sel yatağında meydana gelen değişiklikleri gösterdiler. İki büyük kolun birleştiği, ilçenin 5-6 kilometre yukarısındaki bir noktada bir HES vardı. Basında  yıkıldığı ve  Bozkurt’taki selin  felakete dönüşmesine neden olduğu yönünde  çokça spekülasyon yapılan HES’in, tepenin üst noktalarından başlayarak çay yatağına kadar inen borularının sağlam olduğu görülüyordu.   HES’in daha yukarıda bulunan kısımlarını görmek, ulaşım olanakları elvermediği mümkün olmadı.</p>
<p>Buna karşılık, Ezine Çayıyla birleşen küçük derelerin, önceki yataklarıyla orantısız ölçüde geniş bir sel yatağı oluşturduğu, yatak boyunca belirli bir yüksekliğe kadar ağaç örtüsünün azaldığı ve vadi boyunca aşağıya kadar neredeyse kesintisiz uzanan kelleşmeler olduğu, Ezine Çayının buradan devam eden bölümünde de aynı yatak genişlemesinin olduğu görülüyordu. Kelleşmelerin nedeninin, selin  aşındırdığı toprak ve onunla beraber  sürükleyip götürdüğü ağaçlardan arta kalan izler olduğunu öğrenecektik. Bu ağaçlar, Bozkurt ilçesindeki köprüde tıkanmaya ve su baskınının yıkıcılığını arttırmaya sebep olan ağaçlardı İlçenin çarşısında bulunan bütün dükkanlar  zemin katlardaydı ve çok sayıda iş yeri sahibinin, tavan seviyesine kadar yükselen selin debisine kapılarak sürüklendiği söyleniyordu. Dükkanlarından daha erken çıkabilen veya o esnada dışarıda bulunanların bir kısmı ise araçlarını selden kurtarmaya çalışırken sele kapılmış ya da aracıyla birlikte sürüklenerek yaşamını yitirmişti. Selin öğlen saat 11:30 civarı meydana geldiği bildiriliyordu. Ayrıca, olaydan kısa süre önce polis ve belediye araçlarından halka, olası bir sel beklendiği ve araçlarını yüksek yerlere çekmeleri gerektiği yönünde anonsların yapıldığı yönünde iddialar vardı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-8872" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/bozkurt-belediye-sel.jpg" alt="" width="1280" height="960" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/bozkurt-belediye-sel.jpg 1280w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/bozkurt-belediye-sel-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/bozkurt-belediye-sel-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/bozkurt-belediye-sel-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/bozkurt-belediye-sel-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></p>
<p>Bozkurt ilçesi Belediye Başkanı ile görüştük. Kastamonu Belediye Başkanı da birlikteydi ve toplantıya katıldı. Kendilerine bu bilginin doğruluğunu sorduk. Belediye Başkanı, kendilerine Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından, olaydan yaklaşık 10-12 saat evvel, sel ve su baskını riskinin arttığına ilişkin uyarı içeren cep telefonu mesajı gönderildiğini söyledi. Meteorolojinin mesajı bizimle de paylaşıldı. Buna göre, <strong>bir önceki gün 24 saatte Bozkurt’ta metrekareye 118 kg yağış düştüğü ve bu yağışın toprağın suya doymasına sebep olduğu, bölgede yağışların 11 ve 12 Ağustos günlerinde de devam edeceği ve 12 saatte metrekareye,  yer yer 100 kg’ın üzerinde olacak şekilde aşırı yağış düşmesinin beklendiği</strong>  <strong>sel, su baskını, toprak kayması ve ulaşımda aksamalara karşı dikkatli ve tedbirli olunması</strong> <strong>gerektiği</strong> bildirilmekteydi.  Belediye Başkanı, Halka yapılan anonsların sokakları boşaltarak, selin olası zararını azaltmaya yönelik olduğunu söyledi; hiç kimse bu kadar büyük bir sel olmasını beklememişti!</p>
<p>Dere ve sel yataklarına kurulu çok sayıda irili ufaklı yerleşimi barındıran Karadeniz bölgesinde, toplum ve yerel yönetimlerin, sel olgularına yabancı olmadığı düşünülebilir. Ancak, bu defa yağışın MGM<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> tarafından öngörülenin 3-4 katı olarak gerçekleşmesi nedeniyle, selin ve su baskınının, evvelce deneyimlenen örneklerle karşılaştırma götürmeyecek şiddet ve yaygınlıkta gerçekleştiği ifade edilmekteydi. Biz, Belediyenin bir afet planı olup olmadığını, neden eski deneyimlere göre davranmakla yetindiklerini kendilerine sorduk fakat doyurucu yanıt alamadık&#8230; Herkes, son derece üzgündü! Yaşanan olayın yarattığı travmanın izleri, bölge halkının yaşadığı psikolojik travmanın büyüklüğüne işaret etmektedir ve yerel yöneticilerin de bu travmadan muaf olmadıkları,  unutulmamalıdır. İlçe genelinde halkın psikolojik desteğe gereksinimi var&#8230;</p>
<p>Bozkurt ilçesinde selden sonra, ziyaretimize kadar geçen 6 günde, sel olgusuna yönelik  müdahale yönünden artık  4. Evre’ ye geçilmişti, yani akut olay  yatışıyor ve kurumların normal işlevlerine dönme sürecine giriyordu. Belediyeden verilen bilgiye göre ilçeden 750 ila 1000 civarında insanın ayrılıştı, 600 kadarı Kastamonu’daki Kredi ve Yurtlar kurumuna ait yurtlara yerleştirilmişti. Yaz aylarında 10 bin civarına kadar artan nüfus, diğer zamanlarda 4500-5000 civarına iniyordu. Bunun dışında kalanların ise, bir kısmının  Abana, İnebolu gibi yakın ilçelerdeki, Kastamonu merkezdeki ve az bir bölümünün ise başka kentlerdeki akrabalarına gittikleri öğrenildi.</p>
<p>İlçedeki binaların tamamına yakını ve özellikle görece yeni olan çok katlı binalar sel yatağında bulunduğu için, evi sel seviyesinden yukarıda olan veya  ilçenin yüksek kesimlerinde oturanlar ise diğerleriyle aynı fiziksel ve toplumsal ortamı paylaşmaları nedeniyle, pratik olarak ilçe nüfusunun tamamı, olaydan etkilenmişti. Sel yatağında bulunan bütünlüğü bozulmamış görünen binaların tamamında, 3 metre civarında bir seviyede selin bıraktığı iz bir çizgi halinde görülebiliyordu.   Zemin kat ve bodrumların tamamı, birinci katların önemli bir bölümü oturulamaz hale gelmişti. Çok miktarda ev eşyaları, arabalar, dükkanlardaki malzemeler ya sele kapılarak tamamen kaybedilmiş yada onarılamayacak düzeyde zarar görmüştü.</p>
<p>Belediye Başkanıyla yapılan görüşmede edinilen bilgilere göre 108 kayıp, kesin olmamakla beraber en az 60 ölüm vardı ve bunların 7 tanesinin kimliği belirlenememişti. Devlet Hastanesindeki hekimlerden alınan bilgilere göre ise toplam ölü sayısının 62 olduğu, bunlardan 49 tanesinin kimliklerinin belirlendiği ve yakınları tarafından defin edildikleri,  Devlet Hastanesi’nin morgu küçük olduğu için ve bir geçici morg kurulmadığından, ölen bireylerin İnebolu’ya gönderildikleri belirtildi.</p>
<p>Bozkurt ilçesinde  3 hekimin  çalıştığı bir ASM ile bir de  TSM bulunuyordu.  ASM ve TSM binaları selden zarar görmemişti. Buna karşılık yeni yapılmakta olan ve henüz taşınma işlemi tamamlanmamış olan Devlet Hastanesi binası selden etkilenmiş, zemin kat, bodrum ve birinci katlarını su basmış, tıbbi cihaz ve malzemeler zarar görmüştü. Bunun üzerine eski Devlet Hastanesi binası tekrar kullanıma açılmış, aynı zamanda dere yatağının batı yakasında sel yatağından yüksekte bir noktaya sağlık hizmetlerini sürdürmek üzere seyyar sağlık merkezi oluşturulmuştu ancak ağırlıklı sağlık hizmeti eski Devlet Hastanesinde verilmekteydi. İlk gün dere yatağının batı yamacında bir seyyar hastane kurularak Acil Poliklinik olarak çalışmıştı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-8871" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/gecici-eczane.jpg" alt="" width="1000" height="750" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/gecici-eczane.jpg 1000w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/gecici-eczane-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/gecici-eczane-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/gecici-eczane-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></p>
<p>Görüşebildiğimiz Devlet Hastanesi Hekimleri ve TSM sorumlu hekiminin verdikleri bilgilere göre:</p>
<p>-İlçede görevli olan ve selden etkilendiği değerlendirilen sağlık personeline 10 gün idari izin verilmiş, yerine geçici görevlendirmeler yapılmıştı. Bunların bir bölümü ilçeye gelerek çalışmaya başlamış, ASM’lere yapılan görevlendirmelerin de bir iki güne kadar gelmesi bekleniyordu.</p>
<p>-kronik hasta ve ilaç kullananların ilaçlarının temininde sorun bulunmamaktadır. Türk Eczacılar Birliği, ilçeye çok miktarda ilaç temin ederek seyyar eczane açmış ve reçete ile ilaç verilmesine kısa sürede başlanmış,</p>
<p>-çocuk aşılarında önemli bir aksama söz konusu değildi.  -ilk gün ve akşamı, Devlet Hastanesinde 800’ün üzerinde poliklinik yapılmış,</p>
<p>-ilk gün sele bağlı yaralanma görülmemiş ancak, ikinci günden itibaren daha fazla olmak üzere bir kaç klavikula kırığı ve el kırıkları da içinde olmak üzere ekstremite travmaları gözlenmiş. UMKE, ağır olguları doğrudan sevk etmekteymiş.   Sonraki günlerde, kurtarma ve enkaz çalışmaları başladıktan sonra, ayağa çivi batması olguları görülmeye başlanmış. Çalışmalar esnasında basit lastik çizme kullanılması bunun nedeni olarak düşünülebilir. Yağış durduktan sonraki günlerde buna daha az sayıda olmakla beraber çıyan sokması gibi yakınmalarla müracaatlar olmuş, bu olgular ayaktan tedavi edilerek tetanus aşıları yapılmış.</p>
<p>-İlk iki gün zarfında 320 hasta hava yoluyla, olmak üzere toplam 800 kadar hasta İnebolu’ya sevk edilmiş, sevkler için hava yolu (helikopter) kullanılmış,</p>
<p>-35 hafta ve üzeri gebeler, bir kısmı ilk dönemde hava yoluyla olmak üzere İnebolu Devlet Hastanesine sevk edilmiş,</p>
<p>-Kayseri Tabip Odası Yönetimi ve üyeleri, olayın 2. Günü bir seyyar röntgen cihazı ile birlikte  bölgeye gitmiş ve ilçedeki sağlık  ekibine, sağlık hizmetlerinin sürdürülmesinde katkı sunmuş.</p>
<p>-Covid 19 Pandemisi dünyada ve ülkemizde devam etmekte olduğundan, şüpheli olgular ve aşıya karşı toplumdaki tutumun selle beraber ne yönde etkilendiğini de sorgulamak gerekliydi.  Aldığımız yanıtlar, PCR testlerinin mevcut olduğu ve gerekli hallerde uyguladıkları ancak “tarama” tarzında bir uygulama yapılmadığı, gün itibarıyla 14 PCR pozitifliği olduğu şeklindeydi. Bunun yanında, ikinci günden itibaren, özellikle çocuk yaş grubunda hafif ateş (37 C civarında), ÜSYE ve “tenezmle beraber” olan hafif gastro enterit tablosunu sıkça görmeye başlamışlar.  PCR testi uygulanan hastaların sonçlarının negatif geldiğini ancak, bu olguların Covid 19 gibi değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen meslektaşlarımızla, söz konusu olguların ileri tetkiklerinin yapılarak izlenmeleri gerektiği tartışıldı.  18 aydan beri, giderek  farklılaşan varyantlarla devam eden Covid 19 Pandemisinin, sel  felaketinin yarattığı olumsuz hijyen  koşulları ve toplumsal etkileşim zemininde görece kolay yayılabileceğine ilişkin kaygılarımızı ve önlemler konusunda kararlı davranılması, toplumun  uyarılması ve bilgilendirilmesinin önemini, bölgedeki meslektaşlarımızla ve sağlık personeliyle ve Belediye başkanı ile de paylaştık.   Bölge halkının Covid 19 bağışıklamasının, 18 yaş üzeri nüfus için,   % 70 civarında olduğu ve halkın aşıya olumlu baktığı öğrenildi.</p>
<p>Bölgede ilk gün elektriklerin kesilmiş ancak aynı günün akşamında jeneratör desteğiyle elektrik sağlanmış. Ziyaretimiz esnasında (6. Gün) elektrikler ilçe genelinde vardı, ancak belediye, ilçenin yarıya yakın kesiminde kanalizasyonun zarar gördüğünü, onarımın sürdüğünü belirtti. Şebeke suyunu altyapının zarar gördüğü yerler haricinde kısmen ve aralıklı olarak verdiklerini, ancak bu suyun içilmemesi için vatandaşları uyardıklarını belirttiler. Sağlık Bakanlığı ekiplerince içme suyundan örnekler alınmaya başlandığı ve Çevre Sağlığı yönünden vektör kontrolü için sinek ve farelere yönelik ilaçlama yapılmasının planlandığı bilgisi de verildi.  Çöpler, konteynerlerde toplanarak İnebolu’ya gönderiliyordu. İlçede farklı yerlerde konumlandırılmış, yardım kuruluşlarınca temin edilen seyyar tuvaletler vardı ve kullanılıyordu. Yenilerinin de gelmesi bekleniyordu. Ancak, selden fazla etkilenmeyen ve evinde oturan halkın,  giderlerle ilgili problemleri devam etmekteydi.</p>
<p>İlçe girişinde yol kenarında ve yüksek bir noktada konumlandırılmış olan seyyar GSM baz istasyonları gözlemledik. GSM ve internet konularında kayda değer sıkıntı yoktu.</p>
<p>İlçeye öğle saatlerinde varmıştık; girişten itibaren Kızılay başta olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlara ait yardım ekipleri, onların hizmet araçları ve çok sayıda iş makinası göze çarpmaktaydı. Seyyar mutfaklar vasıtasıyla halka ayaktan ve evlerine giderek yemek dağıtmaktaydı. Kapalı içme suyu ve beslenme konularında sıkıntı yoktu. İlçe girişinde, caddelerde ve dere yatağında, enkazlarda çalışan iş makinalarının gürültüsü, havadaki felaket kokusu, etrafta kaygılı insanlar, yemek kuyrukları, Kızılay araçları, bir an için 1999 Büyük Gölcük-İzmit depremini çağrıştırdı. Bozkurt ziyaretimizin tarihi, 17 Ağustos Büyük Depreminin 22. Yıldönümüne rastlamıştı!&#8230;</p>
<p>Gerek dışarıdaki halk ve yardım kuruluşu elemanları ve gerekse Belediyede Covid 19 önlemlerine yeterince uyulmadığı, fiziksel mesafe kuralına uyulmasının, afet koşulları nedeniyle imkansıza yakın olduğu, maske takanların görece az, kuralına göre takanların daha da az ve neredeyse sağlık personeliyle sınırlı olduğu görilmekteydi! Bu gözlemlerimizi ve uyarılarımızı Belediye yetkilileriyle de paylaştık.</p>
<p>Sel gibi doğal afetlerin rehabilitasyonu sürecinde, gönüllüler ve yardım kuruluşlarının iyi koordinasyonu gereklidir ve yardıma gelen kurum ve kuruluşların, gerek personel ve gerekse araç ve makinalarıyla, gündelik hayata dönüş önünde bir handikapa dönüşmelerinin engellenmesi de bazen gerekli olabilir. Dünyanın her yerinde afet bölgelerine ilk günlerde daha yoğun olarak, belki bir faydam dokunur duygusallığıyla, herhangi bir formasyonu bulunmayan insanlar, kontrolsüzce sökün etmek eğilimindedirler ve bütün “iyi niyetlerine” rağmen, sadece yapılan işlerin önünde engel oluştururlar. Gönüllüler ve yardım kuruluşlarının da iyi koordine edilmeleri, gereksinim olan alanlarda ve konularda çalışmalarının sağlanması, varlıklarının fazladan atık üreten, gereksiz bir ilave kalabalığa dönüşmesinin engellenmesi de Olağandışı Durumların yönetilmesinde önemli bir  yer işgal etmektedir.</p>
<p>Bu olgudaki gibi çok sayıda gönüllü ve yardım malzemelerinin aktığı bir fiziksel çevrede, afete müdahale çalışmalarını sekteye uğratma potansiyelinin de bulunduğunu not etmekte yarar görüyoruz.</p>
<p><strong>Abana </strong></p>
<p>Abana ilçesi yol üzeriydi ve yüksekte olduğu için selden fiziksel anlamda fazla zarar görmemişti. Bozkurt’tan deniz yönüne doğru gidilirse, bir kaç kilometre sonra sağa doğru tepeye tırmanan yol, sizi Abana’ya götürüyor. Burada ASM’ye uğradık ve sağlık çalışanlarıyla görüştük. Yerel sağlık personeline burada da idari izin verilmişti; geçici görevlendirmeyle gelen hekimlerle  görüştük. Sağlık hizmetlerinin rutin seyrinde devam ediyordu. Fazla hasta müracaatı olmuyordu.    Abana ve  Bozkurt ilçeleri arasında sadece 2 kilometre mesafede bulunuyor ve  komşu mahalleler gibi düşünülebilir. Ancak, her iki yerleşimin de ilçe olmak istemesi, bugünkü idari bölünmeyi beraberinde getirmiş.   İki ilçe halkı, çoğunlukla akraba olduğu için, Bozkurt’taki sel felaketinin Abana’yı da etkilemesi kaçınılmaz. Ancak, geçici görevle gelen hekimler ve personel, rutin hizmetlerden öte, bölgenin  demografik  durumu, ve özellikle pandemi ve filyasyon konularına yeteri kadar hakim olamayabilirler.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-8867" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/catalzeytin-belediye.jpg" alt="catalzeytin-belediye baskın" width="1000" height="750" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/catalzeytin-belediye.jpg 1000w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/catalzeytin-belediye-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/catalzeytin-belediye-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/catalzeytin-belediye-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></p>
<p><strong> </strong><strong>Çatalzeytin  </strong></p>
<p>Abana’nın ardından, Çatalzeytin’e geçtik. Yol yer yer bozulmuş ancak ulaşımda aksama yoktu.  İlçe, selden haberi olmayan biri için, dışarıdan sakin bir yaz gününü yaşıyor gibi olağan görünen Çatalzeytin merkezinde hayat normal akışındaydı ve sele dair belirgin bir iz görülmüyordu.  Belediye Başkanıyla görüştük.  İçme suyu deposu ve su şebekesinin zarar gördüğünü, fakat onarılarak kullanılabildiğini söyledi. Şebekeye “kullanma suyu” veriliyordu ve suyu klorlayamadıklarından dolayı,  çeşme suyunu içmemeleri için halk anonslarla uyarılmaktaydı. İçme suyu ise belediye tarafından kapalı şişelerde halka dağıtılmaktaydı. Kanalizasyon selden zarar görmüştü fakat bir yandan onarımlar sürerken, kullanılabilir durumdaydı. Kuzsökü köyünde selden  bir ev yıkılmış ve içinde bir  kadın birey hayatını kaybetmişti. Köylere karadan ulaşım sağlanamadığı için, ihtiyaçlar hava yoluyla temin ediliyordu. Köylerde en önemli sorun, elektrik kesintisiydi. Pandemi önlemleri burada da fazlasıyla gevşemişti. Sağlık hizmetlerinde herhangi bir aksama yaşanmamıştı. Ağır yıkım yaşayan Ayancık’a gün kararmadan gidilmesi önemliydi, o nedenle Çatalzeytin’de daha uzun kalamadık.</p>
<p><strong> </strong><strong>Ayancık</strong></p>
<p>Çatalzeytin’den, doğuya doğru sahili izleyerek uzanan karayolu, İkisu Deresi Köprüsü üzerinden Türkeli’ne, oradan da Ayancık’a gidiyor. İkisu Köprüsünün selden yıkıldığını biliyorduk fakat son bilgiler,  geçici bir köprünün inşa edilmekte olduğu, belki o gün akşama kadar bitirilebileceği yönünde olduğundan,  yola devam edip  durumu görmek, mümkünse  yola devam etmek verili koşullarda en doğru karar  gibi görünüyordu.  İkisu deresine ulaştığımızda, geçici köprü inşaatının oldukça ilerlemişse de henüz tamamlanmamış olduğunu gördük.  Köprü dışında, Türkeli- Ayancık yönüne araç ve yaya geçişi için dere yatağının kullanılması mümkün değildi. Sadece, bozuk yollardan vadinin üst yanını aşarak ve tepeden  dolanarak Türkeli’ne inilebilirdi; Ayancık’a yegane ulaşım bu şekilde mümkündü. Dağ yolundan gitmeye karar verdik.  Normal binek araçlarla, bir saat kadar süren oldukça zorlu bir yolculuktan sonra, Kastamonu Tabip Odası rehberliğinde Türkeli’ne  vardık ve Ayancık yoluna  devam ettik. Ayancık’a yaklaştıkça selin  etkileri görünmeye başladı; bazı yerlerde yol şiddetli yağıştan erozyona uğramış, bazı yerlerde selin taşıdıklarıyla kaplanan ve zarar gören  yolun yakınına yeni servis yolları açılmıştı.</p>
<p>Ancak bu arada hava kararmıştı ve sağlıklı gözlem yapma şansımız kalmamıştı. Böylece, felaket bölgelerine yapılan  ziyaretlerde, ODD etkilerinin  rehabilitasyon çalışmalarını aksatması, zaman ve lojistik   yönünden beklenmedik  durumlarla karşılaşılmasına yol açması gibi etkenlerin, ODSH gözlemlerini olumsuz etkilediğini sahada deneyimlemiş olduk.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-8876 alignleft" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/sel-felaketi.jpg" alt="" width="413" height="520" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/sel-felaketi.jpg 508w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/sel-felaketi-238x300.jpg 238w" sizes="auto, (max-width: 413px) 100vw, 413px" /></p>
<p>Ayancık’ta öncelikle Belediyeden ulaşabildiğimiz ilgililerle ve halktan bireylerle görüştük. Selin,  ilçenin içinden geçen Ayancık Çayının taşması sonucunda meydana geldiğini, selin getirdiği tomrukların yıkıcı etkilerini ajans haberlerinden biliyorduk. Burada da bölge Bozkurt ilçesinde görüldüğü gibi metrekareye 200-300 kilogramın üstünde yağış düşmüş, yağışlar uzun süreli olmuştu. Bozkurt’ta  selin ağırlıklı olarak büyük ağaçları sökerek sürüklemesi ve çay üstündeki köprüleri  bloke ederek selin şiddetini arttırmasına karşılık, burada sel, daha çok önüne kattığı tomrukları sürükleyerek köprüleri yıkmış ve sel sularının yükselmesine ve su baskınının genişlemesine yol açmıştı. <strong>Ayancık’taki selde tomrukların bu kadar yıkıcı bir etki yaratmalarının nedeni, derenin üst yanında, iki çay kolunun birleştiği yerin yakınında, her iki kolda kurulu olan,  Orman İşletmesine ait toplam üç adet tomruk işleme merkezlerinin varlığı idi</strong>. Buralarda depolanmış olan tomrukların,   23 bin metreküp gibi  bir hacimde olduğu da söylenmekteydi.</p>
<p>Ayancık’taki selde hayatını kaybedenlerin çoğu sahilde bulunmuşlardı ve tanınmaz haldeydiler. Bu durum, kimlik tespitini zorlaştırıyordu ve ölen bireyler doğrudan Sinop’a sevk edilmekteydi. Dağlık bölgede bulunan çok sayıda köye sadece havadan ulaşılabildiği ve ihtiyaç maddelerinin bu şekilde ulaştırıldığı belirtildi. Elektrik kesintisi olan köylere jeneratör götürülmekteydi. En fazla can kaybı Babaçay Köyünde, yıkılan eski Afet Evleri’nde meydana gelmişti. Görüme günü itibariyle 47 adet binanın 38 tanesinin zarar gördüğü, 15 kişinin kayıp olduğu, daha sonra bunlardan 11 tanesinin bulunduğu ancak 4 kişinin halen bulunamamış olduğu belirtildi.  Babaçay köyündeki bu Afet Evleri’nin, yıkılanlar da sayılırsa 36 hanesi boşaltılarak yatılı bölge okuluna yerleştirilmişti.</p>
<p>Ayancık’a Türkeli yönünden girişte, yolun sağında selden zarar gören Devlet Hastanesini gördük. Selin etkileri temizlenmiş olan bina dışarıdan aydınlatılmış durumdaydı fakat hizmet dışıydı.  İlçenin içinde yollar temizlenmişti, çevrede iş makinaları park edilmişti ve merkeze yakın olarak bir Koordinasyon çadırı görülmekteydi.  Halk evlerine çekilmişti,  cadde ve sokaklarda pek yaya gözlenmiyordu.   Bunun dışında hava karardığı için sel kaynaklı zararların görülmesi mümkün olmadı. Ancak, Ayancık Çayının üstündeki yıkılan köprünün daha aşağısına askeriye tarafından bir seyyar köprü yapılarak şehir merkez ile Sinop yolu arasındaki kopan bağlantının yeniden kurulduğu bilgisi verildi ve araç kuyrukları oluşmakla birlikte, trafiğe açılan köprünün faal olduğunu görebildik.  İlçenin sanayi olarak adlandırılan dükkan ve işliklerin bulunduğu bölgesi, taşan Ayancık Çayının yatağına komşu konumdaydı ve sel ve tomruklar bir yandan köprüye zarar verirken, aynı zamanda %30-40 civarı işlik kullanılamaz hale gelmişti.</p>
<p>Selden zarar gören Ayancık Devlet Hastanesi boşaltılmıştı sağlam durumdaki ASM’nin binasında Acil Poliklinik hizmeti vermeyi sürdürüyordu. Otogar binasının karşısına bir hastane çadırı kurulmuştu fakat kısa sürede binanın peyderpey tekrar hizmete açılması bekleniyordu. Meslektaşlarımıza dayanışma duygularımızı iletmek ve selin yarattığı yıkımın sağlık hizmetlerine etkisini konuşmak için ASM’ deki nöbetçi hekimleri ziyaret ettik.    Anlaşıldığı kadarıyla, ASM’ler tarafından yürütülmekte olan rutin aşı programları, kronik hasta ve gebe izlemleri kesintiye uğramamıştı. Halkın Covid 19 Pandemi önlemleri konusunda genel olarak ilgisi ve dikkatinin azaldığı görülüyordu. Covid -19 şüpheli hastalar vardı ve bunlardan PCR testi alınıyor ve Sinop’a gönderiliyordu.</p>
<p><strong>  </strong><strong>18 Ağustos Çarşamba, 2.Gün: Şenpazar, Azdavay</strong></p>
<p><strong>Şenpazar</strong></p>
<p>TTB ve ODSH Kolu heyeti,  Kastamonu Tabip Odası’nın rehberliğinde Şenpazar ve Azdavay ziyaretlerimizi 18 Ağustos 2021 günü, selin ardından 7. günde gerçekleştirdik.</p>
<p>Şenpazar ve Azdavay, Kastamonu-Cide yolu üzerinde, yüksek rakımlı yerleşimler. Azdavay’a giden yol, Şenpazar’dan geçiyor; ilçeye yaklaşırken, yola paralel akan derenin, sel dolayısıyla pek çok noktada erozyona yol açtığı, bazı kesimlerde yolu tamamen oyarak yok ettiği ve bu kesimlere servis yolu açıldığı görülmekteydi. Şenpazar’daki ilçesindeki sel, içinden geçen Şehriban deresinin 11 Ağustos günü saat 11:50 civarında taşması sonucu gerçekleşmişti. Şehriban dere yatağında, ilçenin girişinden itibaren  ıslah çalışmaları yapılmış olduğu görülüyordu. Daha sonra belediyeden alınan bilgiye göre, ıslah çalışmaları, henüz tamamlanmamıştı fakat, selin daha büyük yıkım yapmasının önünde geçilmesine yardımcı olduğu  görüşü, hakimdi.</p>
<p>Sel seviyesi,  derenin sel yatağı tamamen dolduktan sonra, ilçe merkezinde 1,5 metreye ulaşmıştı. Dere, ilçe merkezinden geçiyordu ve yaklaşık olarak 9-10 metre genişlikte,  5-6 metre  derinlikte bir yatak üzerinde akmaktaydı. Islah çalışması olarak, bu yatak tamamen betonla  kaplanmış,  derenin bu zeminde açılmış olan 1-2 metreyi geçmeyen bir yarık içinden akması sağlanmıştı.    İlçeye gelirken, yol boyunca dere yatağında çok sayıda kökünden sökülmüş ağaç görmüştük ancak, burada sel beraberinde bu ağaçları sürükleyip getirmemişti. Belediye Başkanı, Derenin yatağında zemine beton dökerek ve akış yatağının etrafına bir sahanlık yaparak yürütülen ıslah çalışmasının, bunda önemli payı olduğunu belirtti. Ayrıca Belediye, derenin su seviyesindeki artışı ilçeden birkaç kilometre öteden itibaren izleyerek, yükselmenin taşkına dönüşme olasılığı artınca, ilçede dere civarındaki dükkan ve evlerdeki halkı, taşıt araçlarıyla beraber, Kuzey ve Güney yönlerinde bulunan görece yüksek yerlere tahliye ettiklerini söyledi. Buna rağmen mahsur kalan 35-40 kişi, iş makinalarıyla kurtarılmış.  Öncelikle zemin ve zemin altı katlarda bulunanlar tahliye edilmiş. Sel saat 16:00 gibi sakinlemeye başlayınca, halk geri dönmüş. İlçede can kaybı veya yaralanma olmamış. Süreç baştan sona, Belediye tarafından yönetilmiş.</p>
<p>Belediye içme suyunu başlarda kesmiş. Sekiz kilometre öteden doğal cazibeyle gelen kaynak suyu,  klorlanıp kullanılmaktaymış; yeniden su verilmeye başlanmış ancak kullanma suyu olarak kullanılıyor. İlçede kanalizasyon sorunu yaşanmamış, ancak kanalizasyon eskiden beri olduğu gibi ilçe içinden geçen dereye bırakılmaya devam ediliyor; arıtma yok. Ancak şimdi DSİ ile görüşerek bu soruna kalıcı bir çözüm bulmayı istedikleri ifade ediliyor. Çöpler, toplanıyor ve daha sonra sel dolayısıyla oluşan  diğer hafriyata birlikte  belediyeye ait bir  boş alana döküyorlar. Bugünden (18 Ağustos) sonra, konteynerlerin yerleştirileceği ve toplanan çöplerin TIR’larla Kastamonu’daki çöp toplama merkezine gönderileceği söylendi.</p>
<p>Çevre Sağlığı çalışmaları başlamış, içme suyu örnekleri alınmış; sonuçları bekleniyor. Halka kapalı şişelerde içme suyu dağıtılıyor, beslenme sorunu yok. İlçedeki lisenin yemekhanesi aşevi olarak hizmet veriyor.</p>
<p>İlçede 20 ev, 22 araç, 120 işyeri, kaymakamlık ve Müftülük dahil 6 kamu binası,  zarar görmüş. Ayrıca kasaba girişinde mesken olarak kullanılan ancak an itibarıyla boş olan, 1 prefabrik yapı selle beraber sürüklenmiş ve kaybolmuş.</p>
<p>TSM ve ASM aynı binada bulunuyor ve zemin katlarına su girmiş, ancak bir zarar söz konusu değilmiş. ASM hekimi ile yapılan görüşmede, elektriklerin kesildiği ve aşıların zarar görmemesi amacıyla Orman İşletmesinin soğutucularına nakledildiği söylendi. Gebe sayısı 10-11 gibi veriliyor, nüfus genel olarak yaşlı bireylerden oluşuyor. Toplam nüfus 4700 civarında ve ASM’de 2 hekim çalışıyor. Rutin çocuk aşıları ve Covid19 aşıları uygulanabiliyor. Halkın Covid 19 aşısına bakışı genel olarak olumlu, ikinci aşıyı olan nüfus %50 civarında olarak belirtildi. Aşı uygulamasına sadece selin ilk iki günü ara verilmiş.</p>
<p>Covid 19 Pandemi önlemlerine karşı burada da genel bir ilgi kaybı gözleniyor; yerel yöneticiler ve hekimlerle konunun önemine ilişkin konuşuldu. Sağlık personeli de bu durumdan şikayetçi olduğunu belirtti.</p>
<p><strong> </strong><strong>Azdavay</strong></p>
<p>Azdavay, bir vadi tabanından yanal tepelere doğru yükselen bir şekilde ve Devrekani Çayı etrafında yerleşik olan bir ilçemiz. Buradaki sel ve su baskınında, şiddetli yağışa bağlı olarak yerleşimin de bulunduğu tepelerden aşağıya  gelen sel suları ve hem de bu suyun da eklenmesiyle Devrekani Çayının taşması etkili olmuş.  Gece boyu süren yağış, 11 Ağustos sabahı şiddetini arttırmış ve saat 08:00  gibi ulaşım durmuş; saat 10:00 gibi ise ilçenin iki yakasını bağlayan beton köprü yıkılmış. Başka yıkılan bina yok, içine su giren evler olduğu söyleniyor ancak  ilçede yaşam normal akışına dönmüş. Ölen veya yaralanan olmamış.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-8875" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/azdavay-yikilan-kopru.jpg" alt="" width="1280" height="960" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/azdavay-yikilan-kopru.jpg 1280w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/azdavay-yikilan-kopru-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/azdavay-yikilan-kopru-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/azdavay-yikilan-kopru-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/08/azdavay-yikilan-kopru-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></p>
<p>İlçede Devlet Hastanesi başhekimi ve diğer hekimlerle görüşüldü. Bina yüksekte olduğu için su baskınından zarar görmemiş ancak, yukarıdan gelen suyun hastaneye girme olasılığına karşı, yağmur suyunu bypass edecek bir çalışmaya ihtiyaçları bulunuyor; bunu kısa sürede gerçekleştirmeyi düşünüyorlar.</p>
<p>Selin ardından diyaliz gören 12 hastaya ulaşılarak tedavilerinin çevre ilçelerde sürdürülmesi organize edilmiş.  Karadan ulaşımın çok zor olduğu 2 hastaya ilk gün ulaşılamamış. Toplamda yalnızca bir  hastanın sevki bir gün gecikerek yapılabilmiş.  Aksama, afetin akut döneminde, hava yoluyla hasta tahliyesine olan talebin aşırı artmış olması,  triaj zorunluğundan kaynaklanıyor.</p>
<p>Covid 19 aşı uygulamasında aksama olmamış, ASM’lerde de rutin aşı takibi veya gebe izlemine ilişkin bir aksaklık söz konusu değilmiş. İlk gün elektrikler kesilmiş, jeneratör kullanıma alınarak sorun giderilmiş. Hastanende şebeke suyu mevcut ancak ilk birkaç gün tankerle içme ve kullanam suyu getirerek depoya doldurmuşlar ve onu kullanmışlar. Selde Azdavay köprüsü yıkıldığı için hastaneye ulaşım ilk 4 gün imkansız olduğu için, Acil Sağlık Hizmetleri için ASM binası kullanılmış. İlçede çöpler, konteynerlerde toplandıktan sonra, Kastamonu’ya gönderilmekteydi.</p>
<p>Bir gözlemle  bitirmek mümkün: Karadeniz bölgesi genelinde  vadi, dere ve taşkın yataklarında yerleşim, yeni bir konu değil. Fakat, bundan 30-40 yıl önce yapıldığı  bellioloan binalar hem şimdi yaygın olan yapı anlayışında olduğu gibi fazla katlı değil, hem de derenin taşkın yatağına güvenli bir mesafe ve yükseklikte  kurulmuş. Önceki kuşaklar, doğa yasalarına uyumlu davranmanın önemini biliyorlardı.</p>
<p>Özellikle Doğu Karadeniz yöresinde yaygın olarak görülen yüksek kemerli köprüleri de burada zikretmek istiyorum. Bu köprüler sadece yüksek kemerli değiller, aynı zamanda iki ayak arasındaki mesafe oldukça dar, 50-100 metre uzunluğunda bir tane bile yoktur. Çünkü başka türlü inşa edilemezler.</p>
<p>Bilim de farklı bir şey söylemiyor, dere yataklarına şimdiki gibi binalar inşa edilir, yıkılanlar tekrar aynı yere yapılmaya devam edilirse, sel ve su baskınlarının daha başka yaşamları söndüreceği çok açık. İklim değişikliği ve yağış düzenindeki değişiklikler gözümüzün önünde cereyan ediyor; ve unutmadan:</p>
<p>“Doğa nedenli  felaketler, doğa güçleriyle  insan topluluklarının kırılganlığı arasındaki dengesizlikten kaynaklanır”.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Dr. İ. Seçkin Kara,</strong></p>
<p><strong>TTB-ODSH Kolu ve BTO- ODSH Komisyonu üyesi</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Heyette Dr Vedat Bulut ( TTB-MK), Dr Alican Bahadır ( TTB-MK), Dr Meltem Günbeği ( TTB-MK), Dr Seçkin Kara (TTB-ODSH_Kolu) yanısıra  Dr Yusuf Öztürk (Kastamonu T.O. Başkanı)  ve  Dr Önder Ahlatçıoğlu (Kayseri T.O. YK) bulunmaktaydılar. Kayseri Tabip Odası Yönetim Kuruluna, gösterdiklri misafirperverlikleri ve rehberlikleri için çok teşekkür ederiz.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Meteoroloji Genel Müdürlüğü</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Jeffrey L. Arnold,MD, “Disaster Medicine in the 21st Century:Future Hazards, Vulnerabilities, and Risk”, Prehospital and Disaster Medicine, January – March 2002, http://pdm.medicine.wisc.edu, erişim 14 Ağustos 2021. Makalede bu tanımlama “geniş” anlamda felaketler için kullanılmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/guncel/11-agustos-2021-bati-karadenizdeki-sel-felaketi-ttb-ve-odsh-heyetinin-gozlemleri/">11 Ağustos 2021, Batı Karadeniz’deki Sel Felaketi; TTB ve ODSH Heyetinin Gözlemleri</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uludağ İstanbul’dan gözükür mü?</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/haber/uludag-istanbuldan-gozukur-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hekimce Bakış]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2021 10:02:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=7158</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1024" height="552" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/01/ayasofya-uludag.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/01/ayasofya-uludag.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/01/ayasofya-uludag-300x162.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/01/ayasofya-uludag-768x414.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></div>
<p>Uludağ İstanbul’dan gözükür mü? Evet gözükür. Kısa cevap bu ama hadi biraz hesap kitap yapalım: Dünya mükemmel bir küre değildir ama hesabı kolaylaştırmak adına öyle olduğunu varsayıp yarı çapını 6,378,137 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/haber/uludag-istanbuldan-gozukur-mu/">Uludağ İstanbul’dan gözükür mü?</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1024" height="552" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/01/ayasofya-uludag.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/01/ayasofya-uludag.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/01/ayasofya-uludag-300x162.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/01/ayasofya-uludag-768x414.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></div><blockquote><p>Uludağ İstanbul’dan gözükür mü? Evet gözükür. Kısa cevap bu ama hadi biraz hesap kitap yapalım:</p></blockquote>
<p>Dünya mükemmel bir küre değildir ama hesabı kolaylaştırmak adına öyle olduğunu varsayıp yarı çapını 6,378,137 metre kabul edelim. Gerçekle aradaki fark çok küçük olduğundan bunu yapmamızda herhangi bir sakınca yok; sonucu etkilemeyecektir.</p>
<p>Şekilde C Dünya’nın merkezini, H ufku, O gözlemcinin bulunduğu noktayı temsil ediyor; Dünya’nın merkezi (C), gözlem yüksekliği (O) ve ufuk (H) noktaları bir dik üçgen meydana getiriyor. Dünya’nın yarı çapı (r) ve deniz seviyesinden gözlem yüksekliği (v) bilindiği için, Pisagor teoremini kullanarak ufkun uzaklığını (OH) hesaplayabiliriz:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-7159" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/01/horizon.gif" alt="horizon" width="200" height="200" /></p>
<p><strong>r2 + OH2 = (r+v)2</strong></p>
<p>Örneğin deniz kıyısındaki bir rıhtımda durup ufka baktığınızda, göz hizanızın deniz seviyesinden 3 metre yüksekte olduğunu varsayarsak, ufuk durduğunuz noktadan 6.2 km uzakta olacak. Bu mesafenin ilerisindeki cisimler, eğer yeterince yüksekte değillerse yani ufkun altında kalıyorlarsa görülemeyeceklerdir.</p>
<p>İsterseniz kendi belirleyeceğiniz yüksekliğe göre ufkun uzaklığını veren hesaplama aracını kullanabilirsiniz.</p>
<p>Bu hesapla İstanbul’daki yüksekliğimizi 30 m civarı kabul ederek (Yarımada’nın ortalama rakımı) ufkun uzaklığını 19-20 km olarak buluruz. Şüphesiz Uludağ daha uzakta. Görülebilmesi için uzaklık ve yüksekliğine göre çözüme yeni bir hesap eklemek gerekir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-7160 alignnone" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/01/HorizonDistance.png" alt="horizon" width="768" height="417" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/01/HorizonDistance.png 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/01/HorizonDistance-300x163.png 300w" sizes="auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p>ya da</p>
<p>gözlem noktası olarak Uludağ’ın zirvesini kabul edip, buranın ufukunu hesaplarız. Bu ufkun içinde kalan ve teorik olarak görülebilir her nokta aynı zamanda Uludağ’ı görüyor demektir. Uludağ’ın zirvesi 2543 m yükseklikte. Yukarıdaki hesapla Uludağ zirvesinin ufuk uzaklığını 180 km olarak buluruz. İstanbul’un uzaklığı ise yaklaşık 105 km. Bu da Uludağ’ı teoride görebileceğimiz anlamına gelir.</p>
<p>Pratikte ise atmosfer çoğunlukla buna izin vermez. Hava şartlarının izin verdiği sayılı günlerde bu fırsat iyi değerlendirilmeli. En iyi koşullar rüzgarın lodos yönünde estiğinde oluşuyor.</p>
<p>İstanbul’dan Uludağ fotoğrafları<br />
Uludağ İstanbul’dan gözükür mü? sorusunun maddi kanıtlarını da ekleyelim:</p>
<figure id="attachment_7162" aria-describedby="caption-attachment-7162" style="width: 768px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-7162 size-full" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/01/maltepe-uludag.jpg" alt="" width="768" height="406" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/01/maltepe-uludag.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/01/maltepe-uludag-300x159.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption id="caption-attachment-7162" class="wp-caption-text">Maltepe sahilinden kendi çektiğim Uludağ fotoğrafı.</figcaption></figure>
<figure id="attachment_7163" aria-describedby="caption-attachment-7163" style="width: 768px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-7163 size-full" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/01/piotr_zalewski.jpeg" alt="Piotr Zalewski" width="768" height="576" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/01/piotr_zalewski.jpeg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/01/piotr_zalewski-300x225.jpeg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/01/piotr_zalewski-86x64.jpeg 86w" sizes="auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption id="caption-attachment-7163" class="wp-caption-text">Piotr Zalewski</figcaption></figure>
<p>Eskiler bu gerçeğin zaten hep farkındaydı:</p>
<figure id="attachment_7164" aria-describedby="caption-attachment-7164" style="width: 768px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-7164 size-full" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/01/istanbul-uludag.jpg" alt="Antonie De Favray – İstanbul Panoraması. Eskiler Uludağ İstanbul’dan gözükür mü? sorusunu sorma gereği görmüyordu." width="768" height="354" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/01/istanbul-uludag.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2021/01/istanbul-uludag-300x138.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption id="caption-attachment-7164" class="wp-caption-text">Antonie De Favray – İstanbul Panoraması. Eskiler Uludağ İstanbul’dan gözükür mü? sorusunu sorma gereği görmüyordu.</figcaption></figure>
<p><strong>kaynaklar:</strong> D<a href="https://www.ringbell.co.uk/info/hdist.htm">istance to the Horizon Calculator</a> | <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Horizon#Objects_above_the_horizon">wikipedia</a> |</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Alıntı: https://astroturk.net/uludag-istanbuldan-gozukur-mu/</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/haber/uludag-istanbuldan-gozukur-mu/">Uludağ İstanbul’dan gözükür mü?</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Yol Hikâyesi</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/gezi/bir-yol-hikayesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2020 06:31:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=4813</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1565" height="1565" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-8.jpeg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-8.jpeg 1565w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-8-150x150.jpeg 150w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-8-300x300.jpeg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-8-768x768.jpeg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-8-1024x1024.jpeg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-8-100x100.jpeg 100w" sizes="auto, (max-width: 1565px) 100vw, 1565px" /></div>
<p>Yaşamımızın durgun sularında; mesleğimizin bize yüklediği, yaşamsal sorumlulukların ezici ağırlığıyla yavaş yavaş yol alırken, aslında tükettiğimiz, hoyratça harcadığımız, kendi yaşamlarımız… Tıp mesleğinin gereği; başka hayatların hep sorunlu, acı veren, hastalıklı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/gezi/bir-yol-hikayesi/">Bir Yol Hikâyesi</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1565" height="1565" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-8.jpeg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-8.jpeg 1565w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-8-150x150.jpeg 150w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-8-300x300.jpeg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-8-768x768.jpeg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-8-1024x1024.jpeg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-8-100x100.jpeg 100w" sizes="auto, (max-width: 1565px) 100vw, 1565px" /></div><blockquote><p>Yaşamımızın durgun sularında; mesleğimizin bize yüklediği, yaşamsal sorumlulukların ezici ağırlığıyla yavaş yavaş yol alırken, aslında tükettiğimiz, hoyratça harcadığımız, kendi yaşamlarımız…</p></blockquote>
	<blockquote  class="bs-quote bs-quote-8 bsq-t1 bsq-s8 bsq-left">

		<div class="quote-content">
			<p>Bir Yol Hikâyesi</p>
		</div>

					<div class="quote-author">
									<img decoding="async" class="quote-author-avatar" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/02/dr-tevfik-gungor.jpg"/>
				
									<span class="quote-author-name">											Dr. Tevfik Güngör										</span>				
							</div>
				</blockquote>

<p>Tıp mesleğinin gereği; başka hayatların hep sorunlu, acı veren, hastalıklı yönlerini paylaşmak; zaman içinde bütün hayatımız oluyor. Odaklandığımız her türlü sağlık sorunu bizi kendi dünyamıza kilitliyor hapsediyor sanki.</p>
<p>Bu kilitleri parçalarcasına iki arkadaş Bursa’dan yola çıktık bir Pazar öğleden sonra…</p>
<p>İlk durağımız Haymana’ydı. Burada termal bir otelde konakladıktan sonra saat kulesinin hemen karşısındaki, oralı insanlar ile dolu, salaş bir lokantada nefis bir döner yedik. Tipik bir orta Anadolu kasabası…</p>
<p>Sonrasında etrafın yeni yeni yeşillendiği, kıvrıla kıvrıla giden tenha bir yolda ilerledik. Ağaçların yaprakları henüz yoktu. Eriyen kar suyu ile güçlenen yol kenarındaki çeşmeler ıssızlığın içinde gürül gürül akıyordu.</p>
<p>Otoyola çıktıktan kısa bir süre sonra Tuz Gölündeydik. Mola verdik. İçeri girerken tuzdan yapılan ürünlerin yapıldığı stanttaki görevli elimize birer tutam tuz döktü. Elimizi ovalamamızı söyledi ve sonra elimizi yıkadık. Ellerimize yapışmış yağ kaldı. Tuzu yağladıklarını söyledik. Ellerimizdeki yumuşamanın tuzdan değil, kattıkları yağdan olduğuna karar verdik. Ürünlerinde fiyatları pahalıydı. Fazlasıyla ilgilenmedik. Tuz gölüne ellerimizi soktuk. Cildimizde kuruyan yerlerde tuzlar kaldı.</p>
<p>Tekrar yolu koyulduk. Hedefimiz Kayseri’ydi. Günün sonunda ordaydık. Erciyes karlı muhteşem görünüyordu. Şehrin kalabalık caddelerinde akşam güneşinin vurduğu binalar arasında gezindik. Saat kulesinin önünde fotoğraflar çektik. Her yer adeta pastırma ve sucuk doluydu. Akşam yemeği için Elmacıoğlu restoranı seçtik. İçi otantik mimari ile yapılmış güzel ünlü bir restorandı. Kayseri yağlaması ve pastırma yedik. Künefesi harikaydı.</p>
<p>Gece Kayserinin Talas semtine gittik. Eskiden Ermenilerin yaşadığı heybetli tarihi taş evlerden oluşan güzel bir semtti. Birçok kafe ve restoran vardı.</p>

<a href='https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-8.jpeg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-8-150x150.jpeg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-8-150x150.jpeg 150w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-8-300x300.jpeg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-8-768x768.jpeg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-8-1024x1024.jpeg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-8-100x100.jpeg 100w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-8.jpeg 1565w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a href='https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-7.jpeg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-7-150x150.jpeg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-7-150x150.jpeg 150w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-7-100x100.jpeg 100w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a href='https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-6.jpeg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-6-150x150.jpeg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-6-150x150.jpeg 150w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-6-100x100.jpeg 100w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a href='https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-5.jpeg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-5-150x150.jpeg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-5-150x150.jpeg 150w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-5-100x100.jpeg 100w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a href='https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-4.jpeg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-4-150x150.jpeg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-4-150x150.jpeg 150w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-4-100x100.jpeg 100w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a href='https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-3.jpeg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-3-150x150.jpeg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-3-150x150.jpeg 150w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-3-100x100.jpeg 100w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a href='https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-2.jpeg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-2-150x150.jpeg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-2-150x150.jpeg 150w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-2-100x100.jpeg 100w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a href='https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-1.jpeg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-1-150x150.jpeg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-1-150x150.jpeg 150w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-1-100x100.jpeg 100w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>

<p>İyi bir uykudan sonra, sabah erken kalktık yeni açılan dükkânlardan pastırma ve sucuk aldık. Satıcı pastırmayı ustalıkla ince ince dilimleyip bir kutuya koydu. Fırından taze yeni çıkmış harika üzeri duman tüten bir pide aldık. Erciyes’e doğru yola çıktık. Dağa doğru yükseldikçe birçok villalar güzel görünümlü evler vardı. Yollar harikaydı her taraf karla kaplıydı. Tekir kapıdan kayak merkezine girdik. Büyükşehir belediyesinin yaptığı geniş camlar ile kayanları izleyebilme imkânı sunan büyük bir kafe vardı. Çayları söyleyip, pastırma sucuk ve pideden oluşan bir kahvaltı yaptık. Görevli yanımıza gelip dışarıdan bir şey getirmek yasak dedi. Bizde bunları dışarıdan getirmediğimizi, hepsini Kayseri’den aldığımızı söyledik. Görevli güldü. Hava biraz rüzgârlıydı. Teleferik ile yukarı çıktık. Fırtınadan beşik gibi sallanıyordu.</p>
<p>Öğleden sonra tekrar yola çıktık. Dağlar karlıydı. Sivas 200 km Erzincan 440 km’di. Yollar dümdüz, tenha ve çok güzeldi. İnişli çıkışlı arazinin içinde dümdüz giden yollarda süratle yol aldık. Sivas’ı geçtikten sonra karlar dağlardan daha aşağılara inmeye başlamıştı. Köy evlerinin cılız ışıkları karların içinde daha bir fazla parıldıyordu. Akşam saat 7’de Erzincan’daydık.</p>
<p>Erzincan Sivas yolunun devamında uzun ışıl ışıl bir cadde üzerinde uzanıyordu. Caddede birçok rengârenk ışıklı dükkânlar vardı. Restoranlar, yöresel ürünlerin satış yerleri, çok şık kafeler yol boyunca sıralanıyordu. Bütün lamba direkleri yılbaşı ağacı gibi, desenli ışıklarla süslenmişti. Her yer rengarenk pırıl pırıl ışıldıyordu. Mazlumoğlu restoranda akşam yemeği yedik. Erzincan tulum peyniri aldık.</p>
<p>Sabah erkenden kalktık. Karlı dağların arasında Erzincan’ı terk ederken ister istemez aklımıza Ahmet Munip Dıranas’ın ünlü Fahriye Abla şiiri geldi. Mısralarını anımsayarak mırıldandık.</p>
<p>……………………………………………………….</p>
<blockquote><p>Gönül verdin derlerdi o delikanlıya,</p>
<p>En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya.</p>
<p>Bilmem şimdi hala bu ilk kocamda mısın.</p>
<p>Hala dağları karlı Erzincanda mısın?</p>
<p>Bırak geçmiş günleri gönlüm hatırlasın.</p>
<p>Hatırada kalan şey değişmez zamanla</p>
<p>Ne vefalı komşumdun sen Fahriye Abla.</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Artık Erzurum’a doğru her taraf karlarla kaplıydı. Yollar da kar yoktu. Dağları aştık. İki saat sonra Erzurum’daydık. Direkt Palandöken’e gittik. Şehir baştan sona kar içindeydi. Erciyes de, Palandöken de, hiç ağaç olmayan, bembeyaz gökyüzüne uzanan yüksek tepelerdi. Rüzgâr az olmasına rağmen yine vardı. Kayaktan sonra koç çağ kebap restoranının yolunu tuttuk. Şehrin bu kısmında caddenin her iki tarafına birçok çağ kebap salonu sıralanmıştı.</p>
<p>Sonra şehri turladık. Çifte Minareli Medrese, Yakutiye Medresesi, kümbetler, eski Erzurum evleri, Ulu cami… Erzurum karlarla kaplı bir şehirdi. Bütün eski yapılar bölgeye özgü siyah taşlarla yapılmıştı. Caddelerde hemen her yerde çeşmeler, dağlardaki eriyen kar sularını coşkuyla durmadan akıtıyordu.</p>
<p>Sabah tekrar yola koyulduk. Her tarafın karla kaplı olduğu, arazilerden geçip Sarıkamış’a geldik. Buradaki kayak merkezi gördüğüm en iyi kayak pistiydi ve her şey ucuzdu. Günlük skipass 30 liraydı. Bayrak tepeye çıktım. Çam ağaçları arasında renkli giysileriyle insanlar kayıyordu. Çam ağaçlarının süslediği pistler çok güzeldi. Orta kafe Rus mimarisiyle yapılmış çamların arasında çok güzel bir yerdi.</p>
<p>Sonra Sarıkamış’ta gezdik. Yeni yapılar olmasına karşın bizi zamanın gerisine götüren birçok dükkân vardı. Yollar düzdü dağlara kadar her yer bembeyazdı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-4822" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-9.jpeg" alt="" width="1600" height="1600" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-9.jpeg 1600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-9-150x150.jpeg 150w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-9-300x300.jpeg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-9-768x768.jpeg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-9-1024x1024.jpeg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-9-100x100.jpeg 100w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<p>Karlarla kaplı arazilerden kısa bir araba yolculuğundan sonra Kars’a geldik. Rusların yaptığı yapılar şehre ayrı bir hava veriyordu. Kaşar peyniri ve kavurma aldık. Her ikisi de çok lezzetli ve nefis bir aromaları vardı. Ani harabelerine gidemedik ama kar dolu yaylardan, ilerleyerek Çıldır gölüne geldik. Kar motorları ve atların çektiği kızaklar buz tutmuş gölde tur atıyordu. Donmuş gölde yürümek biraz ürkütücüydü. Göl balığı yedik nefisti.</p>
<figure id="attachment_4824" aria-describedby="caption-attachment-4824" style="width: 335px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-4824 " src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-11.jpeg" alt="" width="335" height="335" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-11.jpeg 1080w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-11-150x150.jpeg 150w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-11-300x300.jpeg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-11-768x768.jpeg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-11-1024x1024.jpeg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-11-100x100.jpeg 100w" sizes="auto, (max-width: 335px) 100vw, 335px" /><figcaption id="caption-attachment-4824" class="wp-caption-text">Çıldır Gölü</figcaption></figure>
<figure id="attachment_4823" aria-describedby="caption-attachment-4823" style="width: 327px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-4823 " src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-10.jpeg" alt="" width="327" height="328" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-10.jpeg 681w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-10-150x150.jpeg 150w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-10-300x300.jpeg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2020/03/bir-yol-hikayesi-10-100x100.jpeg 100w" sizes="auto, (max-width: 327px) 100vw, 327px" /><figcaption id="caption-attachment-4823" class="wp-caption-text">Çıldır Gölü</figcaption></figure>
<p>Kar yağışı altında hava kararmak üzereyken Ardahan’a vardık. Cadde boyunca çok güzel oteller vardı. Bir otel seçip yerleştik. Sonra şehri gezmeye çıktık. İnsanlar saygılı ve yardımseverdi. Yolda gelirken Ardahan Üniversitesinin kampüsünü gördük. Görkemli bir giriş kapısı vardı. Ülkenin en uç noktasında büyük dev bir üniversite…  Gurur vericiydi. Ardahan’da çok sayıda bal, peynir birçok yöresel ürünler satan dükkânlar vardı. Erzincan tulumu burada daha ucuzdu. Esnaf kalenderdi. Dolaplarında birçok donmuş kazlar satılmaya hazırdı. Kars’ta kaz neden yemedin derseniz benim bahçemde adeta bir kaz ordusu var ve hep yediğim bir yemek olduğu için kaz yemeye teşebbüs etmedim.</p>
<p>Sabah erkenden kalktık. Yollar karlı arazilerin ve dağların arasında uzanıyordu. Rakım 2000 civarındaydı. Şavşat ile Ardahan arasındaki çam geçidi (2470 rakımı vardı) kar buz içerisindeydi tipi vardı, ancak karayollarının kar temizleyen birçok aracı bu bölgede mevcuttu yolu açık tutuyorlardı. Tam bu noktada yol kenarındaki boz bir tilki bizden hiç kaçmıyordu. Muhteşem bir hayvandı. Gri tüyleri rüzgârda uçuşurken karların içinden öylece bize bakıyordu.</p>
<p>Şavşat’a doğru yollarda keskin dönemeçler vardı ve sürekli yol aşağıya doğru iniyordu. Aşağıya indikçe çiçeklenmiş ağaçlar dokunduğu yeri sıcacık ısıtan güneş tarlalarında bahar çalışmaları yapan insanlar baharın müjdecisi gibiydi. Aşağıdan indiğimiz yerden yukarı doğru bakınca dik yamaçlar insanın içini ürpertiyordu. Her taraf güneşli adeta yaz gelmişti. Artvin Deriner barajında fotoğraf çektik. Ve hiç durmadan Karadeniz’in bütün şehirlerinden geçtik. Gün boyu yol aldık. Gece saat 10’da Bolu Kartal kayadaydık. Otelde gece çorbası içtik. Çok yorgunduk. Kartal kayada kar yağıyordu. Yeni başlamıştı. 1 saat geç kalsaydık yukarı çıkamazdık.</p>
<p>Yorgunluktan bayılırcasına deliksiz bir uykudan sonra gün Kartalkaya’da başladı. Güneş karlarda parıldıyordu. Güzel bir kahvaltı sonrasında tepeye çıkıp indikten sonra ayaklarımı hissetmiyordum. Kayakları çıkardım, kafede oturup etrafı ve insanları seyrettim. Kar artık ruhuma daral getirdi. Gece kayak hocalarının yaptığı meşaleli ve ışıklı gösteri harikaydı. Pazar sabahı kalktık. Kartalkaya’da 30 cm kar vardı. Buradan inerken, burasının çok dik bir yer olduğunu gördüm. Gece yarısı nasıl çıktık anlamamışız. Çıkanların kar lastiği olmasına rağmen, zincir taktıklarını gördüm. Aşağı doğru indikçe tekrar güneş açtı. Karlı ağaçlar güneşle çok muhteşem görünüyordu. Tam bir hafta sonra akşam Bursa’ya döndük.</p>
<p>Çılgınca karar verip 2800 km yol yapmıştık. 4 kayak merkezine gitmiş, yolumuzun üzerindeki şehirlerin en güzel yerlerini görmüş, en iyi restoranlarında yemek yemiştik. Bunu yapmak için bence biraz geç kalmış olduğumu düşündüm. Çok önce ülkemizi dolaşmalıydık. Kendimi daha iyi hissettim. Çıkın plan yapmadan özgürce sürün arabanızı yollar uzun ve düzgün, her yerde konaklayacağınız birçok otel…</p>
<p>Anadolu’yu hissedin. Oralara ayak basınca daha bir sahipleniyorsun bu toprakları. Ulus olmanın bilincine varıyor, daha bir anlıyorsun her şeyi. Uzaktan ahkâm kesmiyorsun. Orda uzaktaki insanlar ile birlikte kalbinin çarptığını hissediyorsun.</p>
<p><strong>Dr. Tevfik Güngör</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/gezi/bir-yol-hikayesi/">Bir Yol Hikâyesi</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hititlerin 3200 Yıllık Yazılıkaya Tapınağının Sırrı Çözüldü</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/gezi/hititlerin-3200-yillik-yazilikaya-tapinaginin-sirri-cozuldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hekimce Bakış]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Sep 2019 12:16:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=3457</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="660" height="330" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/09/yazılıkaya-türkiyenin-sirri.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="yazılıkaya-türkiyenin-sirri" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/09/yazılıkaya-türkiyenin-sirri.jpg 660w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/09/yazılıkaya-türkiyenin-sirri-300x150.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 660px) 100vw, 660px" /></div>
<p>M.Ö 13. yy ikinci yarısına tarihlenen bu eski Hitit açık hava tapınağının takvim görevi gördüğü düşünülüyor. Yani bir çeşit zaman makinesi benziyor. Gökbilim Küçük Asya’nın merkezindeki Hitit uygarlığının (y. MÖ [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/gezi/hititlerin-3200-yillik-yazilikaya-tapinaginin-sirri-cozuldu/">Hititlerin 3200 Yıllık Yazılıkaya Tapınağının Sırrı Çözüldü</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="660" height="330" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/09/yazılıkaya-türkiyenin-sirri.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="yazılıkaya-türkiyenin-sirri" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/09/yazılıkaya-türkiyenin-sirri.jpg 660w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/09/yazılıkaya-türkiyenin-sirri-300x150.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 660px) 100vw, 660px" /></div><blockquote><p>M.Ö 13. yy ikinci yarısına tarihlenen bu eski Hitit açık hava tapınağının takvim görevi gördüğü düşünülüyor. Yani bir çeşit zaman makinesi benziyor. Gökbilim Küçük Asya’nın merkezindeki Hitit uygarlığının (y. MÖ 1600–1180) kült törenlerinde dikkate değer bir öneme sahipti. Hitit uygarlığının başkenti Hattuşa’da güneş tanrıları ve Eski Babil’deki astronomi ve astroloji uygulamalarının kalıntısı olarak çok sayıda metin bulunmuştur. A Odasındaki rölyefler günlere, sinodik aylara ve güneş yıllarına işaret etmek üzere gruplandırılmışlardır. Hitit rahipleri bu sistemi kullanarak, ay yılı ile güneş yılını eşitlemek için ek ay gerekip gerekmediğini belirliyorlardı. Yazılıkaya’nın astronomi ve astroloji açısından yorumlanması, Hitit dininin göksel yönlerini kısaca gözden geçirmek için bir çıkış noktasıdır.</p></blockquote>
<p>Jeoarkeolog Dr. Eberhard Zangger ve arkeoastronom Dr. Rita Gautschy, Çorum’da Hititlere ait 3.200 yıllık Yazılıkaya Açıkhava Tapınağı’nın sırlarını çözdüklerini açıkladılar. Makaleye göre Yazılıkaya bugün hâlâ kusursuz çalışan 3 bin yıllık dev bir zaman makinesi. Öte yandan Hititlerin yaz gündönümü bayramının nasıl kutlandığı da ortaya çıktı. Luvi Araştırmaları Vakfı (Luwian Studies) başkanı Jeoarkeolog Dr. Eberhard Zangger ile Basel Üniversitesi Mısırbilim Anabilim Dalı öğretim üyesi arkeoastronomi uzmanı Dr. Rita Gautschy ile birlikte Çorum’un Boğazkale ilçesindeki Yazılıkaya Açıkhava Tapınağı’nın astronomik ve dinsel gizemlerine dair önemli yeni bilgiler içeren bir araştırmaya imza attı.</p>
<p>Journal of Skyscape Archaeology (Gökyüzü Arkeolojisi Dergisi) dergisinde Hitit Dininin Göksel Yönleri: Kaya Sığınağı Yazılıkaya’nın Araştırılması (Celestial Aspects of Hittite Religion: An Investigation of the Rock Sanctuary Yazılıkaya) başlığıyla yayınlanan makaleyle ilgili ilk açıklama 19 Haziran günü saat 20’de ingilizce olarak www.popular-archaeology.com, Almanca olarak www.archaeologie-online.de ve Türkçe olarak Arkeolojikhaber.com sitesinde yayınlandı. Makalenin Türkçe tam metni de pdf olarak siteden indirilebiliyor.</p>
<p>A Odasındaki rölyefler kameri ayların, günlerin ve yılların takibinde kullanılan bir takip sistemi içeriyor.</p>
<p><strong>Peki Dünya Bilim Otoritelerini Şaşırtan Neydi? </strong></p>
<p>New Scientist dergisinde de yayınlanan makalede buradaki kabartmalarının zamanının çok ötesinde bir takvime işaret ettiğini belirtiyor.</p>
<p>Makaleye göre; Hititler, Yazılıkaya Açıkhava Tapınağını önemli astronomik tarihleri şaşmaz doğrulukla gösteren bir açık hava takvimi ve saati gibi kullanmışlar. Ve aynı takvim bugün bile şaşmaksızın çalışıyor.</p>
<p>Dr. Eberhard Zanggerar; Hitit krallığının yıkılışından (yaklaşık MÖ 1190) birkaç on yıl önce, Büyük Hitit Kralının taş ustaları Yazılıkaya’daki kaya kütlesinin iki doğal avlusuna (A ve B Odaları) doksandan fazla kişi, hayvan ve mitolojik figürün rölyeflerini yonttular. A Odasında aynı hatta dizilmiş rölyeflerdeki figürler Hitit tanrılarının tören alayı gibi görünmektedir. Bu figürlerin tanrı olduklarına kuşku yoktur, çoğunun üstünde Luvi hiyeroglifleri ile tanrı adları yazılıdır. Figürler arasında, başlarının üzerine kaldırdıkları kollarıyla bir kase taşıyan iki öküz-adam gibi, mitolojik yaratık ve canavarlar da bulunmaktadır. Charles Texier’in rölyeflere dair çizimleri yayınlandıklarında Avrupa’da heyecan yarattılar, çünkü kimse ücra İç Anadolu’dan böylesi özgün bir sanat beklemiyordu. Bulgular Eski Yunan, Mısır ya da Mezopotomya sanatına dair bilinenlerden farklıydı.  Tapınağın gizemli havası biraz da, yüzyıllar boyunca Hitit büyük krallarının, aileleri ve toplumun ileri gelenleri ile burada bir araya gelmesi ve özel bayramları burada kutlamasından kaynaklanmaktadır. Odaların gizli konumları, mekanın Hitit dini için sahip olduğu önem ve zamanın en önemli tanrılarının tasvirlerinin tapınakta yer alması, bu büyülü atmosfere katkıda bulunmaktadır. Yazılıkaya arkeoloji açısından da çözülmesi gereken bir bulmaca olarak görülebilir, çünkü tapınağın gerçek işlevi hiçbir zaman tümüyle anlaşılamadı. Hitit panteonunun bu tören alayını yorumlamak için sayısız deneme yapılmış olsa da, Yazılıkaya neredeyse iki yüzyıldır gizemini korumaktadır” diyor…</p>
<p><strong>Yazılıkaya Açık Hava Tapınağının Duvarları Gündönümlerine İşaret Ediyor </strong></p>
<p>Dr. Eberhard Zanggerar, arkeolojikhaber.com için kaleme aldığı makalede yeni keşiflerini şöyle özetledi: “İpuçlarını kullanarak Yazılıkaya’da inşa edilmiş son binanın (IV. Bina) kuzey duvarının kış gündönümündeki günbatımı ile hizalandığını keşfetmelerinin zor olmadığını belirten Dr. Eberhard Zanggerar, “En az üç ayrı inşaat evresinde inşa edilmiş olan tapınak binalarının eğri dizilimi bir anda anlam kazandı. İlk inşa edilen bina yaz gündönümü ile, son inşa edilen bina ise kış gündönümü ile hizalanmıştı. Yönelimlerin simgesel mi, yoksa teknik bir işleve mi sahip olduğu henüz belli değildi. Gündönümleri ile hizalanmış duvarların ikisinde de, Hitit ustalar tarafından özellikle bırakıldıkları belli olan, doğal kaya çıkıntılarının oluşturduğu uzantılar vardı. IV. Bina’daki uzantı kaya parçasında 28 santimetre çapında, yarı küre şeklinde bir çukur bulunuyordu. Arkeologlar bunun kutsal su için kullanılan tekne olduğunu düşünmüşlerdi”</p>
<p><strong>Kameri Ayın Günlerini Simgeleyen Figürler </strong></p>
<p>“Tapınakla ilgili yeni bir yorum modelini beş yıllık bir süreç içinde, adım adım geliştirmeyi başardık. Tunç Çağı’nda tarihler temelde ayın evrelerine göre belirleniyordu. Yeni aydan sonra, ilk hilalin görünmesi ile başlayan kameri ay 29 ya da 30 gün sürüyordu. On iki kameri ay 354 gün ediyordu; yani ay yılı, güneş yılından 11¼ gün daha kısaydı. Bu yüzden, MÖ 4. binyıl gibi erken zamanlardan beri artık aylar kullanılıyordu. Her üç yılda bir, yıl on iki yerine on üç kameri aydan oluşuyordu. Artık ayların eklenmesi ile, sonuçta her yıl mevsimlerin başlangıcı aşağı yukarı güneş yılı ile aynı tarihlere denk geliyordu.” “Tapınakla ilgili yeni bir yorum modelini beş yıllık bir süreç içinde, adım adım geliştirmeyi başardık. Tunç Çağı’nda tarihler temelde ayın evrelerine göre belirleniyordu. Yeni aydan sonra, ilk hilalin görünmesi ile başlayan kameri ay 29 ya da 30 gün sürüyordu. On iki kameri ay 354 gün ediyordu; yani ay yılı, güneş yılından 11¼ gün daha kısaydı. Bu yüzden, MÖ 4. binyıl gibi erken zamanlardan beri artık aylar kullanılıyordu. Her üç yılda bir, yıl on iki yerine on üç kameri aydan oluşuyordu. Artık ayların eklenmesi ile, sonuçta her yıl mevsimlerin başlangıcı aşağı yukarı güneş yılı ile aynı tarihlere denk geliyordu.”</p>
<p>Eğer A Odasındaki on iki örnek eril tanrı kameri ayları gösteriyorsa, sonraki otuz figürün elbette kameri aydaki günleri temsil etmesi mantıklıdır. Çoğu eril olan bu otuz tanrılık grup A Odasındaki “zirve sahnesi”nden Hatti’nin Fırtına Tanrısının uzun asası ile açıkça ayrılmışlardır (41. rölyef).</p>
<p>Luvi hiyerogliflerinde yazım ve okumanın her zaman yüzlerin ve ellerin tersi yönde yapıldığını dikkate alarak, günlerin (ve ayların) sağdan sola doğru sayıldıkları sonucuna vardık. Eğer Hatti’nin Fırtına Tanrısı’nın uzun asası kameri ayın başlangıcına işaret ediyorsa, dolunay her zaman iki öküz-adam’a (28. ve 29. rölyefler) denk gelecekti.”</p>
<p><strong>Öküz Adam Hilali Değil, Dolunayı Temsil Ediyordu ve Taşıdığı Kase Gökyüzüydü </strong></p>
<p>“Öküz-adamların taşıdığı kase aslında “gökyüzü” için kullanılan hiyeroglif simgesidir. Gökyüzü Mezopotamya’da ‘ışığın teknesi’ olarak da anılıyordu. Öyleyse, öküz-adamlar ilk bakışta göründüğü gibi hilale değil, dolunaya işaret etmektedirler. Böylece bir ay içinde, ay tutulması olabilecek tek günü özellikle vurgulamaktadırlar. Babil inançlarına göre, beklenmedik zamanlarda olan tutulmalar kral için tehlike yaratabilirlerdi. Dolayısıyla rahiplerin bu tarz olayları tahmin etmeye, bunun için bir takvim tutmaya ihtiyaçları vardı.”</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-3471 size-full" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/09/deities-yazilikaya-chamber-.png" alt="deities-yazilikaya-chamber-" width="2467" height="2098" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/09/deities-yazilikaya-chamber-.png 2467w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/09/deities-yazilikaya-chamber--300x255.png 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/09/deities-yazilikaya-chamber--768x653.png 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/09/deities-yazilikaya-chamber--1024x871.png 1024w" sizes="auto, (max-width: 2467px) 100vw, 2467px" /></strong></p>
<p><strong>Dişi İlahlar Güneş Yıllarını Gösteriyor </strong></p>
<p>“Böylece, A Odasının batı tarafındaki tanrılar için makul bir açıklama bulmuştuk. Ancak, “zirve sahnesi”nin işlevi ve odanın doğu tarafındaki tanrıça dizisinin işlevine dair bir ipucumuz yoktu. Bu sorunu çözmek için A Odasındaki tüm figürleri tek bir sayfaya çizdik. Dişi tanrılardan on yedisine ait rölyefler neredeyse tümüyle korunmuştu. Bir figürün yalnızca adı günümüze kalmıştı ve 1945 yılında, yakınlardaki Yekbas köyünde yapı malzemesi olarak kullanılmış başka bir dişi tanrı rölyefi bulunmuştu. Yekbas rölyefi bugün Boğazkale’deki müzede sergilenmektedir. Böylece dişi tanrılara ait tören alayının toplam on dokuz figürden oluştuğu anlaşılmaktadır. Taş ustaları dişi figürlerin sekiz tanesini diğerlerinden ayırmak için duvarda doğal bir taş sütunu bırakmışlardı. Sekiz ve on dokuz güneş yılları ile kameri ayları senkronize etmek için gerekli olan yılların sayılarıdır. Eski Yunan alimleri bu iki döngüyü sonradan octaeteris ve enneadecaeteris olarak adlandırdılar. 19 güneş yılı, ya da 235 kameri ay, ya da 6940 gün sonunda güneş ve ay, gökyüzünde neredeyse aynı burca tekrar yerleşiyordu. Dişi tanrılar yılları simgeliyorlardı”</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3470" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/09/bazilikaya-2019-06-18-22.35.39.png" alt="" width="1294" height="974" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/09/bazilikaya-2019-06-18-22.35.39.png 1294w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/09/bazilikaya-2019-06-18-22.35.39-300x226.png 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/09/bazilikaya-2019-06-18-22.35.39-768x578.png 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/09/bazilikaya-2019-06-18-22.35.39-1024x771.png 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/09/bazilikaya-2019-06-18-22.35.39-86x64.png 86w" sizes="auto, (max-width: 1294px) 100vw, 1294px" />Yazılıkaya Hitit Rahiplerinin Takvimlerini Tuttukları Yerdi </strong></p>
<p>“Yazılıkaya Hitit rahiplerinin takvimlerini tuttuğu yer olarak görünmektedir. Büyük olasılıkla güncel gün, ay ve yılı, taş ya da tahtadan yapılmış gösterge sütunlarını hareket ettirerek işaretliyorlardı. Bu yöntemle bir yıldaki en önemli günleri belirleyebilirlerdi: Yeni Yıl, gündönümleri, ekinokslar ve aylık bayramlar. Hititler sayısız tanrılarına hizmet etmek için hiçbir fırsatı kaçırmazlardı, bu yüzden de rahipler için bir yıl içinde sayıları 165’i bulan bayramların tarihini doğru olarak tayin etmek büyük bir zorluktu” Gün Dönümü Şenlikleri Nasıl Yapılıyordu ? “Böylesi bir yorumla Yazılıkaya’daki bir bayramın, örneğin yaz gündönümü bayramının neye benzediğini daha kolay hayal edebiliriz” diyen Dr. Eberhard Zanggerar, törenlerin nasıl yapıldığına dair tahminlerini şu şekilde anlatıyor: “Rahiplerin eşlik ettiği kral ve ailesi akşamüstü tapınak avlusuna geliyorlardı. Kapı evi esas olarak güneş tanrıçası Arinna’nın tapınağa girişini sağlıyordu. Günbatımından kısa süre önce, güneş ışınları kapı evininin içinden geçip, özenle konuşlandırılmış (olasılıkla altınla kaplanmış) Tanrıça’nın kendi heykelini aydınlatıyor, böylece törene katılanlar ilahi bir tecelliye tanık oluyorlardı. Bu unutulmayacak deneyimden etkilenmiş olan cemaat, A Odasına ilerliyor ve orada da yılın geri kalanında gölgede kalmış olan Büyük Kral’ın suretinin ihtişamla aydınlandığı görüyorlardı. Güneş tanrıçasının kutsal gücü böylece onun dünyadaki temsilcisine aktarılıyor ve kralın otoritesi perçinleniyordu” B Odasının Gizemi Halen Çözülmeyi Bekliyor “Bu yeni yorum Yazılıkaya’nın anlamına dair arayışa elbette bir son vermeyecektir” diyor Dr. Eberhard Zanggerar, ve Yazılıkaya’da çözülmeyi bekleyen sırlar bulunduğuna dikkat çekiyor:  “Daha çok yeni bir yöndeki ilk adım olması muhtemeldir. Pek çok soru hala elimizdedir: zirve sahnesindeki beş tanrı tam olarak neyi simgeliyordu? B Odasının işlevi neydi – ve oradaki tanrılar ne anlatmaktadır? Hattuşa’nın yukarı şehrindeki etkileyici Yerkapı yapısının amacı neydi? Yazılıkaya ile benzer işlevde, belki daha küçük ve daha yalın başka mekanlar var olabilir mi? Hitit kültürü üzerinde yüz yıldan uzun sistematik çalışmadan sonra bile, pek çok açıdan henüz başlangıç aşamasında olduğumuzu görüyoruz.”</p>
<p>Kaynak : https://www.arkeolojikhaber.com/haber-yazilikaya-acikhava-tapinaginin-astronomik-sirlari-cozuldu-22232/ https://www.newscientist.com/article/mg24232353-600-yazilikaya-a-3000-year-old-hittite-mystery-may-finally-be-solved/</p>
<p>İleri Okuma İçin : <span style="text-transform: initial;">http://i.arkeolojikhaber.com/pool_file/2019/25/61737_hititlerin-goksel-dini-makale.pdf</span></p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.gercekbilim.com/hititlerin-3200-yillik-yazilikaya-tapinaginin-sirri-cozuldu/">https://www.gercekbilim.com/hititlerin-3200-yillik-yazilikaya-tapinaginin-sirri-cozuldu/</a> .</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/gezi/hititlerin-3200-yillik-yazilikaya-tapinaginin-sirri-cozuldu/">Hititlerin 3200 Yıllık Yazılıkaya Tapınağının Sırrı Çözüldü</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anadolu Seyyahı’ndan notlar</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/gezi/anadolu-seyyahindan-notlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Dec 2009 11:43:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 73. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2767</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="800" height="599" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/turkiye.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="anadolu seyyahı" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/turkiye.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/turkiye-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/turkiye-768x575.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/turkiye-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></div>
<p>Ben bir Anadolu seyyahı, Anadolu aşığı Anadolu tutkunuyum. Öyle ki;  Anadolu&#8217;da görüp gezmediğim il, ilçe, dağ, bayır, dere, tepe harabe, çöl göl, orman batak kalmadı desem abartı değil. Tüm göllerinde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/gezi/anadolu-seyyahindan-notlar/">Anadolu Seyyahı’ndan notlar</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="800" height="599" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/turkiye.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="anadolu seyyahı" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/turkiye.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/turkiye-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/turkiye-768x575.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/turkiye-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></div><blockquote><p>Ben bir Anadolu seyyahı, Anadolu aşığı Anadolu tutkunuyum. Öyle ki;  Anadolu&#8217;da görüp gezmediğim il, ilçe, dağ, bayır, dere, tepe harabe, çöl göl, orman batak kalmadı desem abartı değil. Tüm göllerinde Fırat hariç tüm nehirlerinde yüzüp, tüm dağlarına çıktım mağaralarına girdim desem yürekten inanın. Herhalde tam araştırmadım ama soyumuzda bir yerde evliya çelebi ile akrabalık var işte size ufak ufak Anadolu öyküleri.</p></blockquote>
<p>1940–1945 arası daha okula gitmiyorum zafer halam Ankara’ya gidişinde beni alır İstanbul’a götürürdü Anadolu ekspresi Ankara’dan saat 20 civarı kalkar, sabah 9–10 arası İstanbul’a “iner” yataklı vagonda özel yatağı olan Taner yemez içmez, yatıp uyumaz. Burnunu cama dayar sabaha kadar bir dağın gölgesini, Sakarya’da mehtabın ışıltısını, Anadolu istasyonlarında elleri gaz fenerli demir yolcuları göreceğim diye çırpınır tabi dönerken de aynı hikâye. Sene 2009 sonu, seyyah artık yaşlı, ama dinç, gönlü genç, atlar sevgili Lada Niva’sına 21 günde, sayısı ne tam bilemediği Anadolu turlarından birine çıkıp Karadeniz, fiırnak’a kadar tüm güneydoğu ve iç Anadolu&#8217;yu turlar. 8000 Km yapar pasaportunu almadığına yanar, Suriye ile vize kalkmıştır, fiam’a Halep’e bir selam çakamaz&#8230;</p>
<p>1965’e kadar bekârlıkta yolculuk ayakta asker postalı, sırtta çanta çantada ev imalatı uyku tulumu ve çadır, yayan ve otostopla, beleşten 3 kez Hakkâri Ağrı, 5 kez Artvin civarı olarak dolaşılır. Eski Anadolu&#8217;da, batıda saatte bir doğudan 4–5 saatte bir geçen her kamyon durur, merak ve saygı ile otostopçuyu alır, karnını doyurur hatta gece evinde köyünde misafir ederdi. Özel otomobil doğuda sadece ağalarda vardı. Ara sıra özel arabaya binebilmek lüks hayat olurdu. Yeni Anadolu&#8217;da artık binde bir kamyon sizi alır, bunu yarısı da ücret ister ama gene yemekler ve çaylar şirkettendir. Arabanız yolda kaldığında sadece kamyoncunu durup yardım eder, çünkü yolların meşakkatini, eziyetini onlar bilir. Hala Anadolu efendisi onlardır. Özel arabalar durmaz hatta bazıları üstünüze su, çamur sıçratır bir de el hareketleri yapar.<br />
1958 de Irak’ta ihtilal var, İngiliz ve Fransızlar Süveyş’i işgal etmiş, ordumuz güneydoğu sınırına yığınak yapmış her</p>
<p>kasaba ve her şehirde polis ve jandarma otostopçuyu “merkeze” götürür kimse “Türk” olduğuma inanmaz ama “Üniversite şebeke” sinin itibarı çok yüksektir “merkez”e hemen kebapçıdan “çift porsiyon” kebaplar gelir veya karavanaya talim akşamsa, koğuş veya komşu otelde “bedava” gecelersin ve ertesi sabah sarılıp öpüşüp, bir ileri merkez ve karakoldan isimler verilip, selametlenirsin.</p>
<p>Dinar kavşağında 4 saat bekle, Denizli’ye anayurduna gitmek için makineyi kur, sıkıntıdan o güneşte tozlu şosede oturan kendi resmini çek mavi, burunsuz, Leyland marka, buğday çuvalları yüklü, çuvalların üstünde salkım saçak insanlar oturan kamyon gelsin tırman çık kamyona, o ne? Düdükler bir polis iki bekçi “ in aşağı turist” “yürü merkeze” “yahu yapmayın, ben Türk, üniversite vs” “ kusura bakam, ihbar var” çaresiz in, kamyon kaçtı gitti merkez. Köylünün biri “ gâvur casusu trenlerin resmini alıyor”demiş. Neyse, anlaştık, kebaplar geldi “kusura bakma kardeş, vazifemiz” tabi öpüşme vedası meğer bekçi yolda nöbet tutmuş iki saat ilk gelen vasıta durdurulacak ve “turist kardeş” bindirilecek. Neyse Türkiye Petrolleri jipine bindik. Denizliye 40 km kala “o da ne ki” kaza olmuş. Benim mavi Leyland devrilmiş, buğday çuvalları üstündeki 6 yolcunun altısı da sizlere ömür. Doğum yılımı 1959 olarak değiştirdim varolasın dindarlı köylüm ve dindar emniyeti.</p>
<p>Eski Anadolu her yer yemyeşil tertemiz tek çöp, şişe bulunmazdı, plastik naylon, pet şişe ile tanışmamıştık. Çikolata, gofret cips neyim bilinmezdi. Tüm şişeler depozitolu idi. Nadiren içilen rakı şişesi evde zeytinyağı sirke için özenle saklanır eve götürülürdü, içki şişesini yere vurup patlatmak değil ayıp günah israf sınıfına girerdi. Yeni Anadolu’da yol kenarları, köy kasaba girişleri trilyonlarca pet şişe, cam şişe, poşet alüminyum içecek kutuları oto lastikleri, eski koltuk, klozeti, eski ayakkabı, cips çikolata torbaları ile rengârenk süslüdür. Tüm ağaçlar artık poşet meyveleri taşır dallarında. Birçok dere, çay eskiden burada yüzmüştüm, hadi anı tazeleyelim, fikrine karşı çıkar simsiyah, lağım kokusu yüzlerce ölü balığın yan yattığını suya, hasret nefesler ve kızgınlıkla bakarsın.<br />
Eski Anadolu’da yollar hep şose idi&#8230;</p>
<p>Gençler bilmez, kırma taş üzeri toprak greyder silindir nadir, kamyonlar silindir görevi görür çukurlar kürek kazma ile onarılırdı. Yol kıvrım kıvrım gider, herkes çok dikkatli araba kullandığı kaza maza çok olmazdı. Yolda uykuda bastırmazdı. Yeni Anadolu yolar otoban çek şeritli ve duble, ekseri kaymak gibi ama arada beklenmedik “koca çukur” kavis gibi ikramiyeler sıkça; amorti olarak ters yön gösteren karayolu işaretleri var. şehir gidişleri, kavşakları yön tabelalarından dolayı “ zekâ geliştiren bulmaca” gibi bazı kavşaklarda tabelalara güvenirsen, geldiğin yere gitmek çok olası.</p>
<p>Trafik polisleri gerçekten çok efendi ve kibar. Ama ne hikmetse teknik eğitim görmüş bu trafik deneticilerinin binlercesi yollarda denetim yapacaklarına trafik bürolarında, sivil memurların, hanımların yapacakları evrak işleri ile uğraşır eskiden trafik kontrolünde farklar, sinyaller, fren lambaları tanı kontrol edilir arabanın ön tarafında renkli ışık olmasına kesin izin verilmez, söktürülür ve ceza kesilirdi. Yeni Anadolu’da birçok arabanın ön ışıkları 77 renkli lunapark gibi ne bakan var ne de aldıran.</p>
<p>Bütün bunlara rağmen gene seyahate devam 2010 Mayıs da son kez görülecek Çoruh vadisine, o ayda dolu dolu akacak tortum şelalesine. Var mı gelen, hadi hemen kalkıyor! Tortum, Çoruh’a bir iki bir iki!</p>
<p><strong>Dr. Taner Özek</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/gezi/anadolu-seyyahindan-notlar/">Anadolu Seyyahı’ndan notlar</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karın beyazlığında, bilimin aydınlık yüzünde Kars gezisi</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/gezi/karin-beyazliginda-bilimin-aydinlik-yuzunde-kars-gezisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 14:14:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 72. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2851</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="800" height="463" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/kars-gezi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="kars-gezi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/kars-gezi.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/kars-gezi-300x174.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/kars-gezi-768x444.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></div>
<p>Dr. Diyet Uzmanı Esin fieker’in bilgisayarına gelen “Kars Tıp Günleri (beslenme ağırlıklı)” konulu ileti ile başladı Kars gezimiz. Dr. Özbilgin çiftinin (Dr.Nuran Özbilgin Kars doğumlu) de katılımıyla Güzelyalı feribot iskelesinden [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/gezi/karin-beyazliginda-bilimin-aydinlik-yuzunde-kars-gezisi/">Karın beyazlığında, bilimin aydınlık yüzünde Kars gezisi</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="800" height="463" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/kars-gezi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="kars-gezi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/kars-gezi.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/kars-gezi-300x174.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/kars-gezi-768x444.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></div><blockquote><p>Dr. Diyet Uzmanı Esin fieker’in bilgisayarına gelen “Kars Tıp Günleri (beslenme ağırlıklı)” konulu ileti ile başladı Kars gezimiz. Dr. Özbilgin çiftinin (Dr.Nuran Özbilgin Kars doğumlu) de katılımıyla Güzelyalı feribot iskelesinden başlayan gezimize odaklandık. Tüm yolculuk boyunca daha önce görmediğimiz Kars kenti ile ilgili kurumsal bilgilerimizi birbirimize aktardık. Bu söyleşi ortamında yolculuğumuzun nasıl geçtiğini anlamadan Kars havaalanında bulduk kendimizi. Havaalanına indiğimizde, Kafkas Üniversitesi’nin güleç yüzlü, genç görevlilerinin sıcak karşılamasıyla sıfır derece altındaki ısıyı hissetmedik. “Karın Beyazlığında Bilimin Aydınlık Yüzünde” Kars’a hoş geldiniz sloganı ile karşılandık. Otelimize yerleşip kısa bir süre dinlendikten sonra Kars’a özgü Baltık mimarisi özelliği taşıyan eski yapılar arasından Üniversiteye ulaştık.</p></blockquote>
<p>Burada da tüm gezi boyunca süren sıcak, doğal, içtenlikli karşılamayı yeniden yaşadık. Tıp günleri açılış konuşmalarından sonra “Tıpta Eğitim” konulu nitelikli paneli izledik. Akşam açılış kokteylinde yeni tanışmalar ve eski dostlarla özlem gidermeler yaşandı. Salonun uğultusu içerisinde net göremediğimiz bir köşesinden gelen klasik batı müziği bizi kendine doğru çekti. Uzun süre beklemeden kendimizi müzik çalınan köşede bulduk. 18-20 yaşlarında iki erkek ve bir kız sanatçının çaldığı piyano, viyolonsel ve yan şütün oluşturduğu üçlü. Dinlenmek için ara verdiklerinde, çaldıkları nitelikli müzik için onları kutladıktan sonra Kars’a nereden geldiklerini sorduk. Kafkas Üniversitesi Konservatuvarı öğrencileriyiz yanıtını alınca, dördümüzün ağzından koro şeklinde “burada klasik batı müziği konservatuvarı mı var!” sözcükleri döküldü. Ertesi gün ilk iş olarak konservatuvar binasını gezmek için sözleştik.</p>
<p>İkinci günün sabah kahvaltısında katılmamız gereken oturumlar dışında, dört günlük gezi programımızı hazırladık. İkinci günümüz kent içini tanımakla geçti. Kars kentinin adı Türk boyu Karsak’lardan gelmektedir. M.Ö. 130-127 yıllarında Kafkasya’dan gelerek Kars çevresine yerleşen Karsaklar kente bu ismi vermişlerdir. Kars en eski Türkçe il ismidir. Rus işgali döneminde Kars’ta önce Milli fiura, sonra Cenubi Garb’ı Kafkas hükümetleri kurulmuştur.</p>
<p>1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sonunda 40 yıl Rus işgalinde kalan Kars’ta Ruslar 1878 yılından 1918 yılına değin şehirde yeni bir mimari çalışma başlatmıştır. Askeri il olarak ilan ettikleri Kars’ta Osmanlı döneminde yerleşilen kale içini terk ederek bugünkü Yusuf Paşa, Ortakapı ve Cumhuriyet Mahalleleri’ne yerleşilmiştir. Yeni kent planını 1890 yılında Hollanda’dan getirdikleri uzmanlara yaptırarak imar çalışmalarını sürdürmüşlerdir. Gezimizi kolaylaştıran kent planı, birbirini dik kesen ızgara planlı caddelerden oluşmaktadır. Bu geniş caddelerin üzerine 1890-1917 yılları arasında Baltık mimarisi tarzında düzgün kesme bazalt taşlarından, çoğunlukla tek veya iki, seyrek olarak da üç katlı binalar yapmışlardır. Binaların giriş cepheleri, yalancı sütunlar ve bordür kabartma taşlarla süslenmiştir. İç mekanlarında genel olarak uzun bir koridor çevresinde iç içe açılan salon ve odalar vardır. Binalarda en çok dikkatimizi çeken peç isimli ısıtma sistemiydi. Salondaki peç şöminesi içerisinde kömür veya odun yakılarak elde edilen ısı iç mekan duvarlarından geçirilen borularla binanın tümünü ısıtabilmektedir. Günümüzde Baltık mimarisi özelliği taşıyan koruma altına alınmış 101 bina vardır. Binaların büyük bir bölümü konut olarak kullanılan özel mülkiyet şeklindedir.</p>
<p>Dörtlü gezi grubumuz özel kaldırım taşı döşeli geniş caddelerin iki yanındaki eski taş binalarını izleyerek Kars Kalesi’ne doğru yöneldi. Kaleye tırmanan dik ve karlı bir yol vardı. Taş binaları, özellikle konservatuvar ve Orhan Pamuk’un “Kar” romanında adı geçen Kar Oteli binasını konuşarak kaleye tırmanma yolunun başına geldik. Tırmanmadan önce Kars Kalesi’nin güney eteğinde kale içi mahallesinde yer alan Kral Abbaş tarafından M.S.932-937 yılları arasında yaptırılan eski Havariler Kilisesi’ni gezdik. Bu kilise de yöreye özgü düzgün kesme bazalt taşlardan yapılmıştır. Kaleye çıkan yolda yükseldikçe Kars, derece derece kuşbakışı görülür duruma geliyordu. Yüksek bir tepede bulunan Kars Kalesi M.S. 1153 yılında Selçuklular tarafından yapılmıştır. 1386 yılında Timur tarafından yıkılan kale 1579 yılında Osmanlılar tarafından yeniden inşa edilmiştir. Kalenin dış cephe surları kesme bazalt taştan oluşmaktadır. Kale doğu-batı yönünde 250 metre, kuzey-güney yönünde 90 metre boyutlarındadır. Üç büyük kapısı vardır. Kale burcuna geniş bir caddenin devamı olan taş döşemeli merdivenlerle ulaşılmaktadır. Kale burcundan bakıldığında karşı tepe üstünde görülen Ermenistan ve Kars arasında ışık gösterisiyle iletişim kurulabilecek iki dev insan heykelinin etkileyici bir görünümü vardı. Kalenin güney eteğinde demiryolu, karayolu ve bir çayın geçtiği vadide karın doğal beyazlığında görülen, günümüzde Kafkas Üniversitesi’nin bir bölümü olarak kullanılan kırmızı kiremitli çatılar dizisi görsel ve fotoğrafik açıdan oldukça etkileyiciydi.</p>
<p>Kale gezisi süresince saatlerdir yağan kar, siz uzaktan geldiniz Kars’ı kuşbakışı görün der gibi kesilmişti. Kaleden inişimiz çıkışa göre oldukça kolaydı. Kent içine ulaşınca yürüyüşümüzü kaldığımız yerden sürdürdük. Önümüze çıkan Kars’ın peynir ve balını satan bir dükkana girdik. Karşılaştığımız tüm Kars’lılarda olan derin, içten ve doğal bir sıcaklıkla karşılandık. İkram edilen peynir ve çaylar bize ne denli acıktığımızı anımsattı. Kars kaşarını ve özellikle nitelikli sütten yüz günde üretilen, üretim sürecinde hata kabul etmeyen Kars gravyerini severek yedik. Peynir ve bal peteği fotoğrafı çekerken dükkan içi düzenlerini bozacak derecede bize yardımcı oldular.</p>
<p>Fidan Atmaca’nın Japonya’dan 1988 yılında aldığı yerel tasarım ödülünden sonra Damal ilçesinde (eski Kars ilçesi, yeni Ardahan ilçesi) oyuncak Damal bebekleri üretilmeye başlandı. fiimdi 60 yaşında olan Fidan Atmaca 13 yaşında bu bebekleri yapmaya başlamış. Damal ilçesi Orta Asya’dan göç eden Türkmen boylarının yerleşim alanı. Yöre kadınlarının yerel kıyafetleri Orta Asya Oğuz Türk’lerine dayanıyor. Dünyaca ünlü olan Damal bebeklerinin giysileri bu yerel kıyafetlerden oluşmaktadır. İnternette okuduğumuz Fidan Atmaca ve Damal Bebek öyküsü bizi çok etkiledi. Bu bebeklerin satıldığı yerden Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr.Nuran Özbilgin’in oyuncak bebek koleksiyonu için çeşitli giysili bebekler aldık.</p>
<p>Akşama doğru, daha sonra Ani Ören yerine gideceğimiz Kars halkının sıcak, canayakın, özverili özelliklerini taşıyan bir taksi şoförüyle rastlantısal olarak tanıştık. Yörede sık görülen “Sindirim Sistemi Kanserleri” panelini dinlemek için bizi Kafkas Üniversitesi Kongre Merkezi’ne götürdü.</p>
<p>Akşam yemeğinde bir sürpriz bekliyordu bizi. Kars kazı eti yemeği ve Kars halk müziği. Kaz eti kültürü Kafkaslara özgü bir gelenektir. Doğu Anadolu bölgesinde yaygın olan bu gelenek Kars’ta daha yoğundur. Özellikle teknolojinin yetersiz olduğu dönemlerde ve günümüzde kaz eti tuzlanıp kurutularak uzun süre saklanabilmektedir. Kar gören kazların etleri daha lezzetlidir. Etinden başka, bağırsağı, karaciğeri, kafası ve ayakları da tüketilmektedir. Kesilen kazlardan kazı olmayanlara et gönderilir. Buna “kaz payı” denir. Soğuk ortama dayanıklı olan, meralarda otlatılarak yetiştirilen kazlar, hırsıza karşı alarm hayvanı olarak ve yabancı ot mücadelesinde de kullanılmaktadırlar.</p>
<p>Kars halk müziği eşliğinde yediğimiz kaz eti biraz yağlı ve tuzlu oluşu dışında çok lezzetliydi. Kaz eti sonrası çayla sunulan yöreye özgü keteyi de çok sevdik. Kars halk müziğini ve oyunlarını sunan tüm kişilerin Kafkas Üniversitesi öğretim üye ve öğrencileri oluşu bizi hem şaşırttı hem de gururlandırdı.</p>
<p>Üçüncü gün yoğun kar yağışlı bir gün olarak başladı. Taksi şoförümüzle Cilavuz Köy Enstitüsü ve Ani Ören yeri gezisi için yola çıktık. Dr. Aydın’ın hazırladığı Kars kaşarlı sandöviçlerimizi ve içeceklerimizi yanımıza aldık. İlk durağımız Cilavuz (yeni adı suyu bol olmasına karşın Susuz) Köy Enstitüsüydü. Yoğun kar yağışı ve karlı zemin olağanüstü güzellikteydi. Yağan karın oluşturduğu tül perdesi arkasında enstitünün taş binaları çok gizemli ve büyüleyici olarak görülüyordu. İlk iş olarak Dr. Nuran’ın anne ve babasının köy enstitüsü öğretmenliği döneminde yaşadıkları lojman evini İzmir’de yaşayan annesinin telefon yönlendirmesiyle bulduk. Bu an duygusal yoğunluğu baskın bir andı. Kar taneciklerine karışan birkaç damla yaşın gözümüzden aktığını hissettik. Zaman kaybetmeden Kars’a Ani Ören yerine doğru yola çıktık.</p>
<p>Kars’a 42 km. uzaklıktaki Ani Antik ticaret kenti ortaçağda tarihi ipek yolu üzerinde kurulmuştur. Türkiye-Ermenistan sınırını ayıran Arpaçay nehrinin derin vadisindeki volkanik tabaka üstünde kurulmuş bir kenttir. Beşbin yıllık bir yerleşim merkezidir. İpek yolunun Anadolu’ya ilk giriş noktasında M.S. 964 yılında Bagratlı kralı Aşot tarafından yapılan ilk sur sistemi ile kent özelliği kazanmıştır. Toplam 4,5 km uzunluğundaki surlar içerisinde camiler, kiliseler, saraylar, kervansaraylar ve hamamlar vardır. Anadolu’daki ilk Türk camisi olan Ebul Menucehr Camii bu bölgededir. Ani, birçok siyasi imparatorlukların (Sasani, Abbasi, Bizans, Selçuklu, Gürcü) etkisinde kalmıştır. Ümit Burnu’nun bulunmasıyla ticaretin deniz yoluna kayması sonucu 16.yüzyıl sonunda önemini kaybederek terk edilmiştir. Ani Ören yerinde günümüzde tescilli 21 adet taşınmaz mimari anıt yapı bulunmaktadır. Ayrıca yıkılarak toprak altında kalmış birçok sivil mimarlık örneği de bu bölgededir. Ani Ören yeri gezimiz üçbuçuk saat sürdü. Yerdeki ve havadaki yoğun kar yürüyüşümüzü ve özellikle fotoğraf çekmemizi çok zorlaştırdı. Genellikle Ani ile ilgili fotoğraşar karsız mevsimlerde çekildiği için karlı Ani fotoğrafı çekmenin mutluluğunu yaşadık. Ermenistan ve Ani arasındaki derin Arpa Çayı vadisi ve köprü kalıntıları bizi çok etkiledi. İki ülkenin sınırı burada birbirine o denli yakındı ki biraz geri çekilip koşarak sınır ötesine atlanabileceğini hayal ettik. Ani’nin üstümüzdeki anlamlı ve derin etkisi altında Kars’a döndüğümüzde ne denli yorulduğumuzu fark edebildik.</p>
<p>Üçüncü gün “Tıp Günleri” bitmişti. Tüm katılımcılar için iki seçenek vardı. Sarıkamış veya Çıldır Gölü gezisi. Altı kişi dışında tüm kişiler Sarıkamış’ı seçti. Biz donmuş ve üzerinde yolculuk yapılabilen Çıldır Gölü’nü görmeyi seçtik. Göl yüzeyindeki 2.5 m. kalınlığındaki buz delinerek göle özgü renkli sazan balığının ağla avlanışının fotoğrafını çekmeyi çok istiyordum. Ancak Çıldır yolunun karla kapalı olduğu haberi bizi de Sarıkamış’a yönlendirdi. Sarıkamış kış turizmi açısından 1. derecede öncelikli beş merkezden biridir. Çıbıltepe Kayak Merkezi 2900 metre yükseklikteki bir plato üzerindedir. Kars’a 54 km. uzaklıktadır. Havaalanına 40 dakikalık mesafededir. Yılda 4 ay süreyle kayak için uygundur. Çevresinde bu yöreye özgü yüksek yerlerde yetişen sarıçam ormanları vardır.</p>
<p>Zaman azlığından kayamamanın ezikliği içinde telesiyejle zirve turu yaptık. Tur sonrası 6 kişilik Çıldır grubu Sarıkamış’a çok acıkmış olarak döndük. Kendimizi yörenin tanınmış Cağ Kebabı lokantasında bulduk. Lavaş pide ve cağ kebabı birlikteliği uyumlu ve lezzetliydi. Sarıkamış’a gelip de “Sarıkamış Obsidyeni” veya güneş enerjisi taşlarından yapılan takıları görmemek olmaz uyarısıyla bir kuyumcunun dükkanını doldurduk. Önce taşlar hakkında bilgiler, sonra da taşlardan örnekler aldık. Obsidyen, süs eşyaları dışında “spa taşları” adıyla, sıcak taş tedavisinde de kullanılmaktadır. Kars’taki son gecemizde, akşam yemeğinden sonra kendimizi yoğun kar yağışı altında kentin geniş, boş, temiz havalı ve sessiz caddelerine attık. Ayaklarımız altında yöreye özgü kristal kar birikiminin çıkardığı müzikal sesi dinleyerek dakikalarca yürüdük. Kars’a indiğimiz günden beri dillerde dolaşan “kristal kar”ın özelliklerini o gece daha iyi öğrenmiş olduk.</p>
<p>Gezimizin dördüncü günü kongre görevlileri konukseverliklerinden ve çok yorulmalarına karşın enerjilerinden bir şey yitirmeden bizi uğurladılar.</p>
<p>Güzelyalı feribot iskelesine ulaşıncaya değin yol boyunca Kars konuşuldu. Çektiğimiz ilginç fotoğraf karelerini birbirimize gösterdik. Kars kentini bir de bahar ya da yaz mevsiminde görmemiz konusunda sözleşerek ayrıldık.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Dr. İsmail Şeker</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/gezi/karin-beyazliginda-bilimin-aydinlik-yuzunde-kars-gezisi/">Karın beyazlığında, bilimin aydınlık yüzünde Kars gezisi</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
