Düşme Korkusu

“Uçak şimdi

Düşüyor”

Dedi yanımdaki.

Düşmenin bilmesem

İnmek olduğunu

Azerice’de

Herhalde o saat

Yüreğime inerdi.*

 

Düşme Korkusu, Adalet Ağaoğlu’nun 2018 yılında artık yazmayı bıraktığını ilan etmeden hemen önce yayımladığı son kitabı.  Yazar, altı öyküden oluşan kitabında fiziksel, manevi ve zihinsel düşmelerin hepsini öykülerine yerleştirmiş.

Kitabın tanıtım bülteninde Ağaoğlu şöyle diyor: Şimdi öyle bir şey ki yazmak, sigara tiryakiliğinden daha büyük bir tiryakilik! Sahiden. Ben elimden düşürmediğim sigarayı kolayca bıraktım, hiç de aramadım. Fakat yazmayı bırakamadım, tiryakilik o dereceydi. Şimdi yaklaşık son iki yıldır evden dışarı çıkamıyorum, yine de yazmadan duramıyorum. Yazmak, su içer gibi içimden geliyor hep. Son dönemde yatakta daha sık zaman geçiriyorum. Üç kere düşmüşüm yere. İçimde büyük bir düşme korkusu vardı. Onu mutlaka bir biçim altında anlatmak istiyordum. Düşmek sadece yere düşmekten ibaret değil. Bir de manevi yanı var. Düşmenin çeşitli anlamları var. Saygınlığını kaybetmek var, değerini kaybetmek, gözden düşmek, çaresizliğe düşmek var. Bunun manevi yanını göz önünde tutarak düşme korkusunu yazmaya karar verdim.

Adalet Ağaoğlu, bağımlılığını (yazma) ne güzel betimlemiş değil mi? Kısaca yazar, yaşamla göbek bağım ve yaşamımın tek anlamı yazmak, diyor. Bu yatağa bağımlı halimle benden  “Ruh Üşümeleri”  gibi bir şey beklemeyin, siz okuyucularıma ancak ve ancak düşme korkusunu verebilirim diye de mizahi bir deyiş ekliyor kanımca.

Düşme Korkusu, her türlü devrilmeden ustalıkla bahsediyor. Metaforlarla bezenmiş metin, “düşmek” ile ilgili dilin tüm zenginliğini de gözler önüne seriyor. Eş sesliler ve tamlamalar, birer leitmotif olarak metinin melodik bir hale dönüşmesini sağlıyor.  Altı öykünün her birinde mutlaka yer almış fiziksel düşmeye, mecaz olanlar da eşlik ediyor. Sırayla bakalım öykülere;

Yürüyüş’te, başkalarının gözünden düşmeyi metnine taşıyor gibi görünse de asıl kendi kendinin gözünden düşmeyi yerleştiriyor yazar (yaşlandı, bitti) öyküsüne.  Bir yandan da ironiye başvurup “Kendi düşen ağlamaz,” deyiveriyor. Otobiyografik ögeler de içeren öykü “Düşmenin en kötüsü -kendi kendinin gözünden- düşmek” diye eklemeden de geçemiyor doğrusu.

Zengin Adam’da, gelirin düşmesi öykünün çekirdeğini oluşturuyor. Bu temaya destek ise düş kırıklığı ve yine gözden düşmeyi anlatarak verilmiş. Kanımca öyle güzel bir metafor kurgulamış ki burada yazar, yüksek ökçelerle kendilerini kategorize eden kadınların bu nedenle düştükleri trajikomik durumlara da dikkat çekiyor. Kadınlara, kendiniz olun, olduğunuz gibi davranın diye sesleniyor.

Kökten Değişim’de, Can Yücel’in bir şiirini kullanacağım incelemeyi açabilmek için. “Metamosmoris” şiirin ismi. İlkin ELİFBA’ydı / Sonra ALFABE oldu / Derken ABeCe / Şimdi de A.B.D.    Seviye kaybetme ve mevzi kaybetme ile düşme korkusu anlatılıyor bu güzel satırlarda. Sokağa düşme korkusu da eklenmiş metne. Yazarın, bu öyküde götürmek istediği yere, değişime adapte olamayıp “Hayattan düşmeyi” satırlarına taşınmasıyla varıyor okuyucu. Kısaca uyumsuzluk.

Erkek Terzisi’nin, kitaptaki en beğendiğim öykü olduğunu belirtmeliyim. Bu satırlarda metaforlar gerçekten ustaca ve yazma tutkunlarına ders verir gibi. “İyi her şey ses verir” diyor Adalet Ağaoğlu. Düşsem de, yatağa bağlı olsam da ses verip “düşme korkusunu” yazmayı başardım, diye sesleniyor okuyucusuna. Gelir düşmesini ele alıyor ama asıl tüm kitabın ana temasını oluşturan bir düşmeden bahsediyor o da “Kişinin elinden gelen işe, artık ihtiyaç duyulmaması” nedeniyle düşmek. Modernizme sıkı bir gönderme yapıyor. Ayrıca teknolojinin(robotik üretimin) insan yaşamındaki etkilerini göz önüne sererek, onun insanı yok eden ve ezen çelişkisini de vurguluyor. Şayet biraz argo şekilde söyleyecek olursak “Modernizmi; insanın kendi topuğuna sıkmak,” olarak yorumluyor.

Orta Sınıf,  bu öykü; düşme çeşitliğinin en çok olduğu metin. Kısmetine düşme, ağızdan düşme (ağzını tutamama), ne hallere düşme, ederinden düşme (ucuzlama), kendi kendine düşme (kendine acıma ve kendinden gitme diye okudum), sevgiden düşme, çaptan düşme, hayallerin suya düşmesi var. İronik, mizahi bir öykü.

Vatan Sevgisi,  adlı öykü hem fiziksel hem de mecaz düşmeyi aynı kelimelerle ifade eden bir düşme çeşidi olan “Toprağa düşme” ile anlatılmış. Yazarın dil üzerindeki bu oyunu çokça alkışı hak ediyor diye düşünüyorum. Adalet Ağaoğlu Vatan Sevgisi’nde evlat, anne- baba sevgisini öze yerleştirerek, devrilmelere karşı merhemi anlatmış. Düşmeye bağlı yaraların çaresini çok güzel bir farmakon metaforuyla sevginin altını birkaç defa kalınca çizerek hem de.

 

Gönül  MALAT  2.3.2021
(Oggito edebiyat sitesinde yayınlanmıştır)

 

*Ataol BEHRAMOĞLU

 

E-BÜLTENİMİZE KAYDOLUN
E-BÜLTENİMİZE KAYDOLUN
En yeni bildirimlerimizden haberdar olmak için e-bültenimize kaydolun
İstediğiniz bir zamanda üyeliğinizi iptal edebilirsiniz
Yazarın Diğer Yazıları