Yavaşlık

 “Bazı insanlar saatin parçaları gibidir. Kurulurlar, ondan sonra neden işlediklerini bilmeden işler dururlar.” Oysa, “Göğsünü saran zincirleri kırıp sızlanmayı kesen kimse, ruhunun en büyük kurtarıcısıdır.”*

Milan Kundera’nın eserleri birer harman yeri. Okurken satırlar bir yandan deneme metniymiş izlenimi veriyor, diğer yandan neredeyse aynı cümlelerde bir çeşit makale ile yürüyebiliyor okuyucu. Kundera kitaplarının tek olmazsa olmazı hepimizin bildiği gibi varoluş. Roman karakterleri de varoluşun ayak seslerini oluşturuyor. Makale, deneme ve kurgunun harmanına su veren ise tabii ki felsefe. Yazar varoluş sancılarını satırlarına, Camus, Kafka veya Beckett gibi taşımaktan adeta imtina ediyor. Kanımca tarzı tamamen “Varolmanın dayanılmaz hafifliği” ile örtüşük.

Yazarın incelemesini yapacağımız “Yavaşlık” romanı da “Hedonizm” ile varoluşu test eden köşe taşı iki kitaptan yola çıkıyor. Bu kitaplardan ilki “Crash (Çarpışma).” Çarpışma; İngiliz yazar J. G. Ballard’ın 1973’te yayınladığı bir roman. Karakter, ” Teknolojiden doğan sapkın ve sıra dışı yeni bir cinsellik” üreterek nihai fantezisine ulaşmak isteyen biri. Bu fantezi de “Film yıldızı Elizabeth Taylor ile kafa kafaya çarpışmada ölmek.” Hazın (insan duygularında ilkel bir noktaya geri giderek) ve hızın romanı diyebiliriz “Çarpışma” için. İşte Kundera olağanüstü bir metinlerarasılıkla kitabında diyor ki; Teknoloji devriminin insana armağan ettiği bir esrime biçimidir hız. Motosiklet sürücüsünün tersine, koşucu, kendi bedeninin varlığını her zaman duyumsar, ilaç ampullerini, hiç aklından çıkarmamak zorundadır; gövdesinin ağırlığını ve yaşını hisseder koşarken (varoluşunu diye okumalı), kendi kendinin ve yaşamının zamanının her zamankinden daha fazla bilincindedir. İnsan hız yeteneğini bir makinaya devredince her şey değişir: Artık kendi gövdesi oyunun dışındadır ve bir hıza teslim eder kendini, cisimsiz, maddesiz bir hıza, katıksız hıza, hızın hızlığına, esrime hıza.

Bir yazar varoluşu daha güzel nasıl anlatabilir? Kendi gövdesi oyunun dışında kalan bir birey (modern denilen insan) varlığına nasıl anlam katacaktır? Hızla ve hazla! Aslında müthiş bir ironiyi de barındırıyor bu olağanüstü cümleler. Gövdeleri, makinalarla oyun dışında kalan insanlar varoluşlarını anlamlandırmak için de hedonistçe hız yapmaya mecburlar. “Çarpışma” esnasında oluşan yok oluş tehlikesi, varlıklarını duyumsamak için müthiş bir fırsat aynı zamanda. Bu bağlamda hız ile unutmak da (ya da unutmak için de hıza başvurmak) mümkündür diyor kanımca yazar. Hız, hazla birleşince unutuş (acıları, kederleri, sorunları vs) hemen zile basıyor çünkü. Belirtmeden geçmeyelim; senarist-yönetmen David Cronenberg “Çarpışma” kitabını, 1996 (Yavaşlık’ın yayınlanmasından bir yıl sonra) yılında filme çekmiş. Film, Cannes Film Festivali’nde birçok tartışmayla da olsa Jüri Özel Ödülü’nü almış.

Yazarın metinlerarasılık açısından yanına aldığı diğer kitap ise Fransız yazar Choderlos de Laclos’un “Tehlikeli ilişkiler” romanı. Mektup roman tarzının öncü örneklerinden biri olan roman 1782’de yayımlanmış. İnsanlığın modernizm için çabaladığı zamanlarda hedonizmi  romantizm ve cinsellikle anlatan bu roman; Kundera’nın “Yavaşlık” kurgusuna ve felsefesine epeyce tuğla taşımış görünüyor. Hızı makinalarla ilintileyerek anlata(bile)n diğer kitabın (çarpışma) yanında yavaşlığı ancak ve ancak romantizm döneminden bir romanla harmanlayabilirdi değil mi? Kundera da öyle yapmış. Şayet şimdiki zamandan geriye kuş bakışı bir yorum yaparsak, tehlikeli ilişkiler romanı da insanların yalnızca haza dayalı duygusuz makinalara dönüşünü konu etmiyor mu zaten? Bildiğiniz gibi hazlarına yenik, duyguları yitik, (sözde) aristokratların eğlenmek için oynadıkları cinsel oyunları ve entrikaları anlatmakla geçer bütün bu mektup kitap. Fakat burada yazar tarafından asıl anlatılmak istenen yavaşlıktan çok hedonizmdir. Yavaşlığı anlatmayı kendi karakterlerine saklayarak, hedonizm ile varoluşu iyice vurgulamak için (makinalardan arınmış herhangi bir materyal olmadan yalnızca insanla)bu kitabı koluna almıştır kanımca.

Hedonizmden söz ederken Epikür’e uzanmayı da ihmal etmiyor yazar. Kitabın temasıyla da örtüşen Epikür’ün; acıdan kurtulmuş, haz, sevinç ve mutluluk dolu bir ruh dinginliğini arayan ve öneren öğretisinden bahsediyor. Epikürcük’lüğün yaşamın hazlara, sevinçlere, mutlu yaşamaya yönelik olduğunu öne süren ve böyle yaşamayı, yaşam biçimi yapan tutumunu öne çıkarıyor yazar,  metne yerleştirmek üzere. Bir de bu felsefi akımın insan bedenine yönelik düşüncelerini irdeliyor.

Kundera, tüm bunları harmanlayıp çimentoyu oluşturduktan sonra kendi kurguladığı karakterleriyle “Yavaşlığı” anlatmaya girişiyor. Nasıl hız unutuşa kapı açıyorsa, yavaşlık da hatırlayışa eşiklik ediyor. Anılara yelken açıyor.

Kitabın mihenk taşı ise dans-dansçı. Bunu felsefi temelde ele alarak okuyucusunu var olmanın dayanılmaz hafifliğine yükseltiyor. Yavaşlık’taki satırlar, özünde sıkı bir modernizm eleştirisi içeriyor. İnsanlığın teknolojiye teslimiyetine karşı duruyor. Yazar okuyucusuna kanımca şöyle sesleniyor; hızlı yaşam, kentleşme (megapolleşme), modernizm, hatta postmodernizm insanların varlıklarını unutuşuna sebep oluyor. Yavaşlayın. Hatırlayın. An’ın güzelliklerini özümseyin. Hızlı ya da yavaş ritmik dans edin. Dans etmek varoluşumuzun temsiliyetidir.

Kundera’nın “Yavaşlık” kitabında dansçıyı tarif eden (varoluşu anlatan) cümleyle bitirelim incelemeyi: “Bir yontucunun yapmakta olduğu heykele vurgun olması gibi, kendi yaşamına aşıktır dansçı.”

 

Gönül MALAT     17. 06. 2021
(Yazıyorum dergi de yayınlanmıştır)

 

Kaynaklar:

  1. Yavaşlık, Milan Kundera, Can yayınları.
  2. Çarpışma, J. G. Ballard, Sel yayınları.
  3. Tehlikeli İlişkiler, Choderlos de Laclos, Can yayınları.
  4. Wikipedia

 

*Arthur Schopenhauer

 

E-BÜLTENİMİZE KAYDOLUN
E-BÜLTENİMİZE KAYDOLUN
En yeni bildirimlerimizden haberdar olmak için e-bültenimize kaydolun
İstediğiniz bir zamanda üyeliğinizi iptal edebilirsiniz
Yazarın Diğer Yazıları