Kent Domuzları

George, çılgın adamın tekiydi. Oldum olası öyleydi. Bir yerde altı aydan fazla kalırsa çürüyüp kokuştuğunu düşünen cinsten!  Kurtlanıp çıktığı yolculuklarını, ya ortalık yemyeşilken yapardı, ya da sarı kırmızıya döndüğü zaman yaprakların. Gitmek mi, kalmak mı diye atılmış yazı tura sonrası, yazı da, tura da gelse, hiç arkasına bakmaksızın!

Çıkarıverse gözlüklerini, kör bakacak kadar bozuktu gözleri. Buna rağmen yolculuklarının tek aracı ayakkabılarına, olağanüstü özen gösterirdi. Şaşılacak derecede işi rast giderdi. Üzerine yapışık şeytan tüyleriyle, dilbaz ayyaşın dik alasıydı.

Gittiği yerlerde, az paralı işler, onu hemen bulurdu. Asla hayır da demezdi. Becerikliydi de hani, ne iş olursa layıkıyla yapardı.  İçkiye, yemeğe ve kalacak yerine yetecek kadar kazansa kabulüydü.  Bir de altı ay sonraki kurtlanma için, kenara ufak bir şey ayırmaya!

Sırt çantasının kalıcı tek eşyası çerçeveli aile fotoğrafıydı. Gittiği yerlerden, ayda bir karın ağrısı içinde, Newyork’  ta ki erkek kardeşini arardı. Yalnızca verdiği sözü tutmak için! Kardeşi Joseph, anne ve babasını haberdar ederdi böylece George’dan.

Kalacağı yerleri tesadüfen seçerdi. Otobüsle bir kasabadan ya da köyden geçerken, otobüsü aniden durdurtup iniverirdi.

Bu sefer öyle olmadı. Eski bir gazete ilanı gördü. İlan eski olduğundan, aranan kişi mutlaka bulunmuştur diye düşündü. Kurtlanma vaktinden biraz daha erken! Yine de aradı! İlk arayan George’muş meğer. Telefondaki genç kız, yalvar yakar bu huysuz ayyaşı çiftlikte çalışmaya ikna etti.

Sakinleri, birkaç sığır, üç beş koyun, iki tane aygır, tavuklar ve Snowball adlı köpekten oluşan küçük bir çiftlikmiş burası. Hiç domuz yokmuş ayrıca. Oh harika “Domuzları” hiç sevmem zaten diye geçirdi içinden telefonda konuşurken. Çiftliğin adı da Orwell Çiftliği!

sehir-domuzlari

George’un, Orwell Çiftliği’ndeki ilk günü bugün. Bir yıl kalacak. Öyle anlaştı Jasmin’le.  George gelir gelmez, kısaca çiftliği tanıtıp, Jasmin yola çıkacak. Jasmin de yalnız. Hiç kimsesi yok. On altı yaşında kucağında bulmuş bu çiftliği. Babasına çiftliği çekip çevirmeye sözü var üstelik. Şimdi okumak istiyor. Bir yıl şehirde kalıp deneyecek üniversiteyi. Domuzlarla, kentte aşık atacak! Kazanır mı, kaybeder mi belli değil! Yaşayıp görecek! Bir yıl konusunu da eksik söyledi George’a. Üniversite boyunca diyemedi.

Babasına sözü var ama Jasmin de kurtlandı bir kere. Gitmeli. George domuzlardan ne kadar uzak durmaya çalışıyorsa, Jasmin de o kadar merak ediyor kentteki domuzları. Snowball’ ı çok özleyecek yalnızca. O yüzden biraz buruk içi.

George, Jasmin’ i çiftliğin eski püskü kamyoneti ile otobüs durağına bırakıp geri döndü Orwell’a. Heybesinden aile fotoğrafını çıkardı. Asacak yer bulamadı. Yere koyup kapıya dayadı. Heybesini, fotoğrafın yanına fırlattı. Jasmin’ in kendisi için aldığı biralardan birini açtı. “Keşke viski olsaydı,” dedi içinden. Samanlıktaki kırık dökük kirli mi kirli koltuğa yerleşti. Tozun toprağın içinde pırıl pırıl parlayan ayakkabılarının, güzelliğine bakmak için ayak ayak üstüne attı.

Orwell Çiftliği’ndeki hayvanları, haydutları kovalayan “Bremen Mızıkacılarına” benzetti ikinci biranın sonunda.”Domuzsuz ve haydutsuz bir hayvan çiftliği harika” dedi. Ardından bir kahkaha patlattı kendi kendine. Neden olduğunu anlamaya çalıştığı tuhaf bir huzur vardı içinde. Buz gibi bir bira daha açtı.

Samanlığın koca tahta kapıları ardına kadar açıktı. Ufukta tek tük ağaçlar ve alabildiğine saman balyaları görünüyordu. Bozkır sonsuzmuş gibi gökyüzüyle birleşiyordu.  “Bir yıl buradasın ayyaş ihtiyar,” diye söylendi. Rüzgar, hızını artırmaya başlamıştı dışarıda. Uğultu hafiften ürpertti George’ u. Yere saçılmış samanlar rüzgarla hafifçe havalanıp yuvarlak saman topuna dönüyor, ardından bir köşeye sıkışıyor, dokunsan dağılıverecek sihirli kürelere benziyordu. İçi olduğu gibi görünen bu sihirli küreler, kendi içini de tüm berraklığıyla George’a, göstermeye başlamıştı belli ki.

Akşam kızıllığı, uzaklardaki pembe bulutlar, tek tük uçuşan yapraklar ve  bu “Hayvan Çiftliği,” şimdiye kadar hiç tatmadığı bir yolculuğa sürüklemeye çalışıyordu sanki onu. Artık kurtlanmamaya! Garip bir duyguyla tekrar ürperdi. Korkulu bir huzurdu bu hissettiği. “Daha ilk günden ne oluyor sana ayyaş tilki” dedi kendi kendine. Ne çabuk sevmişti, kent domuzlarından uzak bu küçücük çiftliği. Orwell Çiftliği’ inde bir daha hiç kurtlanmayacağını anladı.  Jasmin’ in de asla geri dönmeyeceğini.  O an Jasmin için çok üzüldü.  Snowball dışarıda ağlıyordu. Yanına gitti. Okşadı Snowball’u .  “Ağlama dostum. Bundan sonra benimlesin. Ben de seninle.”

Gönül MALAT   23. 1. 2019

 

E-bültenimize kaydolabilirsiniz
E-bültenimize kaydolabilirsiniz
En yeni bildirimlerimizden haberdar olmak için e-bültenimize kaydolun
İstediğiniz bir zamanda üyeliğinizi iptal edebilirsiniz
Yazarın Diğer Yazıları