<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hekimce Bakış 80. Sayı arşivleri - Hekimce Bakış</title>
	<atom:link href="https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-80-sayi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-80-sayi/</link>
	<description>Bursa Tabip Odası yayınıdır</description>
	<lastBuildDate>Fri, 19 Apr 2019 14:22:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Sağlık reformunun doğru yapılması</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/saglik-reformunun-dogru-yapilmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Alpaslan Türkkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Sep 2012 12:26:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 80. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2447</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="800" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/saglik-reform.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="saglik-reform" decoding="async" fetchpriority="high" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/saglik-reform.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/saglik-reform-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/saglik-reform-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/saglik-reform-1024x683.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/saglik-reform-450x300.jpg 450w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div>
<p>Orjinali 2004 yılında Oxford University Press tarafından “Getting Health Reform Right A Guide to Improving Performance and Equity” adında basılan kitabın Baş Editörlüğünü Prof. Dr. Recep AKDAĞ yapmış ve 2010 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/saglik-reformunun-dogru-yapilmasi/">Sağlık reformunun doğru yapılması</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="800" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/saglik-reform.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="saglik-reform" decoding="async" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/saglik-reform.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/saglik-reform-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/saglik-reform-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/saglik-reform-1024x683.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/saglik-reform-450x300.jpg 450w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div><blockquote><p>Orjinali 2004 yılında Oxford University Press tarafından “Getting Health Reform Right A Guide to Improving Performance and Equity” adında basılan kitabın Baş Editörlüğünü Prof. Dr. Recep AKDAĞ yapmış ve 2010 yılında Türkçe çevirisi “Sağlık Reformunun Doğru Yapılması” adı ile basılmıştır. Alıntılar bu kitaptandır.</p></blockquote>
<p>“Yüksek düzeyde organize olmuş otoriter bir devletin halkı, hükümetleri hangi sağlık hizmetini vermeyi uygun görüyorsa o hizmeti kabul etme eğilimindedir. Açık bir siyasi düzenin aktif, kendi kendine tercihte bulunan vatandaşlarının bu tür düzenlemelerle tatmin olma ihtimali azdır.”</p>
<p>“İlk siyasi strateji kümesi, oyuncuların pozisyonunu değiştirmek için mevcut güç dağılımı dâhilinde pazarlık yapılmasını içermektedir. Bu, anlaşmaları, vaatleri, ticareti ve tehditleri içerebilir. İkinci siyasi stratejiler kümesi, kilit oyuncular arasında güç dağılımını değiştirmeye yönelik olarak tasarlanmıştır. Bir grubun politika süreci üzerindeki etkisi kısmen kaynaklarına bağlı olduğu için, reform savunucuları, destekleyicilerin maddi ve maddi olmayan siyasi kaynaklarını geliştirmek ve muhaliflerin kaynaklarını geriletmek için stratejiler benimseyebilir. Reform savunucuları, destekleyicilerin maddi ve maddi olmayan siyasi kaynaklarını geliştirmek:<br />
• Reformu destekleyen gruplara para, personel veya tesis vermek veya bunları ödünç<br />
vermek,<br />
• Uzmanlıklarını artırmak için destekleyicilere bilgi ve eğitim sağlamak,<br />
• Müttefiklere, anahtar karar vericilere lobicilik yapması için geniş erişim sağlamak,<br />
• Müttefiklere, meşruiyetlerini geliştirmek için medya zamanı ve dikkati sağlamak; dikkatlerini uzmanlıklarına, tarafsızlıklarına, ulusal sadakatlerine ve diğer pozitif sosyal değerlere odaklamak.<br />
Muhaliflerin kaynaklarını geriletmek için stratejiler:<br />
• İnsanları onlar için çalışmaması ve onlara katkı sağlamaması yönünde teşvik ederek muhaliflerin kaynaklarını azaltmak; bunu yaparken grubun meşruiyetine, dürüstlüğüne veya motive edici kaynaklarına saldırmak,<br />
• Örneğin bilgi sağlamayarak muhaliflerle işbirliği yapmayı reddetmek; bunları bilgisiz ve devre dışı bırakmak,<br />
• Muhaliflerin anahtar karar vericilere erişimini azaltmak,<br />
• Medyayı muhaliflerden bahsetmeme konusunda yönlendirmek, onların uzman olmadığını, kendi isteklerine hizmet ettiklerini, sadakatsiz olduklarını vs. vurgulamak.</p>
<p>“Hükümetler harcamaları kontrol etmeye ve enflasyonu önlemeye çalıştıkça doktorlara, hemşirelere ve diğer sağlık personeline yapılan ödemeleri sınırlandırarak sağlık hizmetleri harcamalarını aşağı çekme eğiliminde olmuştur. Bunun mukabilinde bu gruplar, azalan gelirlerini artırmak için siyasi sistem içinde ümitsizce çalışmaktadır.”</p>
<p>“Negatif tarafta, size muhalif olan koalisyonları nasıl böleceğinizi veya güçlerini kıracağınızı değerlendirmeniz önemlidir. Tıp birliğinin, yüksek maliyetli prosedürlerde yapılacak geri ödemeleri sınırlandırmasından dolayı –ki bunun bazı doktorların geliri üzerinde olumsuz etkisi olacaktır– yeni bir sigorta programına karşı çıkmaya karar verdiğini varsayalım. Temel sağlık hizmetleri sağlayan doktorları, taraf değiştirmeleri ve planı desteklemeleri yönünde ikna etmek mümkün olabilir. Eğer temel sağlık hizmetleri, doktorlarının çıkarlarını farklı bir bakış açısından görme konusunda ikna edilebilirlerse böylelikle tıp birliği bölünebilir.”</p>
<p>“Hükümetteki ani değişiklikler, sağlık sektörü reformu için bir fırsat teşkil edebilir. Örneğin bu, bir askeri dikta darbe ile yönetime geldiğinde söz konusu olabilir. Ancak otoriter liderler bile, güçlü çıkar grupları ve yeni politika muhalifleri ile mücadele etmek için siyasi stratejiler tasarlamalıdır. Bangladeş’te, 1983 yılındaki yeni askeri hükümet, görevinin başlangıcında yeni ilaç eczacılık politikalarını hızlı bir şekilde kabul etmiş ve uygulamıştır. Ancak doktorlar birliğinden gelen kalıcı muhalefet nedeniyle yedi yıl sonra yeni bir sağlık politikası çıkartmaya zorlanmıştır. Şili’de, Pinochet rejimi, 1979 yılında sağlık reformuna tıp ve halk sağlığı gruplarından gelen önemli muhalefetle başa çıkabilmiştir. Ancak askeri hükümetin içinden ve dışından gelen direnç nedeniyle reformların uygulanması için beş ile on yıl arası bir süre gerekmiştir.”</p>
<p>“Bürokratik grupları incelerken, bir siyasi analist, hangi aktörlerin göz önüne alınması gerektiği ve farklı çizgilerin nereye çizileceği konusunda karar vermelidir. Sağlık Bakanlığı tek oyuncu mudur, yoksa bakanlık ve yakınındaki personel gibi farklı gruplar var mıdır ve bunlar ayrı grup olarak değerlendirilmekte midir? Bu tür sorulara verilecek tek bir doğru cevap bulunmamaktadır. İyi bir siyasi analizin gerçekleştirilmesi bir sanat olduğu kadar bir bilimdir de. Hedef, bağımsız bir şekilde hareket edebilecek ve önemli politika kaynaklarını kontrol edebilecek önemli oyuncuları belirlemektir.”</p>
<p>“….konu nasıl yeniden şekillendirilirse şekillendirilsin, doktorlar daha fazla ödeme almak<br />
isterken sağlık bakanlığı onlara daha az ödeme yapmak isteyebilir –maliye bakanlığından gelen baskı nedeniyle-. Bu gibi durumlarda, ele alınacak bir yaklaşım, özel bağımsız yüzleşmeyi, ilke temelli müzakere ile değiştirmektir ki burada, taraflar, sorunlarla ayrıntılı olarak başa çıkmadan önce, anlaşmazlıkları halletmek için kullanacakları bir ilkeler kümesi konusunda önceden mutabık kalmaya çalışırlar. Örneğin, ulusal bütçenin ne kadarının sağlığa ayrılması gerektiği veya bordro vergilerinin ne olması gerektiği konusunda mutabık kalabilir.<br />
Daha sonra ücret programındaki spesifik kalemler hakkında konuşmadan önce, hangi kısmın maaşlara gitmesi gerektiği konusunda karar verir. Bu yaklaşım, yüzleşme ve muhalifliğin keskin kenarlarını yapıcı bir şekilde yumuşatabilir. Çünkü genel ilkeler konusunda bir mutabakat sağlandığında bunun ardından ayrıntılar da gelebilir.”</p>
<p>“Afrika’da, mali desantralizasyon, hastaneler için ilave gelir üretmiştir; ancak bu zengin ve yoksul bölgeler arasında daha fazla eşitsizlik ortaya çıkartmıştır.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/saglik-reformunun-dogru-yapilmasi/">Sağlık reformunun doğru yapılması</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiddet&#8230;</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/siddet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Sep 2012 12:19:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 80. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2443</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="800" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/siddet-doktor.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="siddet-doktor" decoding="async" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/siddet-doktor.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/siddet-doktor-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/siddet-doktor-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/siddet-doktor-1024x683.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/siddet-doktor-450x300.jpg 450w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div>
<p>&#8211; Artıyor. &#8211; Gerçekten öyle mi acaba? Yoksa sadece gazetelerde falan mı daha fazla görüyoruz? Ne yani, daha önce kadınlar kocalarından dayak yemiyor muydu? &#8211; İyi de bu kadar cinayet [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/siddet/">Şiddet&#8230;</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="800" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/siddet-doktor.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="siddet-doktor" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/siddet-doktor.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/siddet-doktor-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/siddet-doktor-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/siddet-doktor-1024x683.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/siddet-doktor-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div><blockquote><p>&#8211; Artıyor.</p>
<p>&#8211; Gerçekten öyle mi acaba? Yoksa sadece gazetelerde falan mı daha fazla görüyoruz? Ne yani, daha önce kadınlar kocalarından dayak yemiyor muydu?</p>
<p>&#8211; İyi de bu kadar cinayet var mıydı? Hem okullarda da aynı. Geçen gün bir öğrenci sınıfa girmesine izin vermedi diye öğretmenini bıçakladı.</p></blockquote>
<p>&#8211; Evet, iki kız öğrencinin okulda birbirini bıçakladığını hatırlıyorum.</p>
<p>&#8211; Her gün hekimlere dayak atıldığını okumuyor muyuz? Hatta geçende bir hekimi bıçaklayarak öldürdüler hastanede.</p>
<p>&#8211; Biliyorum&#8230;</p>
<p>&#8211; Eskiden böyle miydi?</p>
<p>&#8211; Değildi&#8230; Peki, ne oluyor? Neden hekimleri, hemşireleri dövmeye başladık birden? Durum cinnet düzeyinde neredeyse. Çocuğunu yitirenin o anda kendisini kaybetmesini bir yere kadar anlıyorum da, ya şu hastaneye giderken çantasına tabanca koyan kadına ne demeli? Lazım olur diye almış yanına, sonra da hekimin kafasına dayamış&#8230;</p>
<p>&#8211; Bilmiyorum. Sosyologların araştırması gerek. Anlayamıyorum&#8230;</p>
<p>&#8211; Evet; biraz ezbere konuşuyoruz bence.</p>
<p>&#8211; Hekimlere sorarsan hemen hepsi aynı şeyi söylüyorlar: Bütün bu özelleştirme hikayesine bağlıyorlar işi.</p>
<p>&#8211; Nasıl?</p>
<p>&#8211; Hekim sözleşmeli işçiye dönüştükçe toplumsal konumu da değişiyor. İster özelde ister kamuda, parasını verip aldığın birşeye dönüşüyor sağlık. Vergi ödüyorsun, prim ödüyorsun, fark ödüyorsun ya da tamamını ödüyorsun. Üstelik ödediğin giderler değil sadece, bir de üstüne kâr etmelerini sağlaman gerek. Ancak bütün bunları ödeyebiliyor olmanın gücüyle birşeylere erişebiliyorsun. Bir kez erişince de o güç sana yeni yetkiler veriyor.</p>
<p>&#8211; Mesela “parasını verdim, öyleyse &#8230;” yetkisini&#8230;</p>
<p>&#8211; Evet işte, müşteri mantığı.</p>
<p>&#8211; Haksız mı peki böyle düşünmekte?</p>
<p>&#8211; Böyle düşünmesi doğal. Sağlık hizmetine dair algısı çarpıtılıyor insanların. Üstelik müşteri olarak satın aldığın şeyden memnun kalmadığın anda buna itiraz edebileceğin tonla mekanizma var. Hasta hakları birimine gidebilirsin, 184’ü arayabilirsin, malpraktis davası açıp tazminat alabilirsin. Nasılsa sigortası var adamın&#8230; Yani şikayet etmeye teşvik ediliyorsun resmen&#8230;</p>
<p>&#8211; İyi de şikayet etme olanağı var diye şikayet edilmez ki? Ya da böyle bir olanakla ‘gidip doktoru bir döveyim’ mantığının ilgisi var mı?</p>
<p>&#8211; Şöyle var: Bütün bunların üzerine politikacılar sürekli olarak beyanat veriyor; doktorlar üçkağıtçıdır, paragözdür, bunların tepesine bineceğiz, hesabını soracağız filan diye. Sen de tamam diyorsun, en ufak bir şeyde kimden hesap soracağın belli artık. Hem de hesap sormakta özgürsün. Zaten adalet duygusu zedelenmiş, adalet mekanizmasına güveni olmayan insanlardan söz ediyoruz. Adaleti tesis ediyor kendi bildiğince&#8230;</p>
<p>&#8211; Hmm&#8230;</p>
<p>&#8211; İşte hekimler de buna itiraz ediyorlar. Bilinçli bir “itibarsızlaştırma” politikasıyla, hizmetlerdeki yapısal sorunların sorumlusu olarak kendilerinin hedef gösterildiğini söylüyorlar. Bunun için de hasta haklarının araç olarak kullanıldığını ileri sürüyorlar.</p>
<p>&#8211; İşte burada haksızlar. Hasta hakları onlara karşı değil ki?</p>
<p>&#8211; Tabii; ama zaten tarafların hasta haklarından kastı, klasik anlamda anladığımız hasta hakları değil pek. Politikacıların hasta hakkı dendiğinde söyledikleri şey genellikle seçme ve başvuru, daha doğrusu şikayet hakkından ibaret&#8230; Hastalar da bunu böyle anlıyor doğal olarak; çünkü onlara sadece bunlar anlatılıyor. Kimsenin “benden aydınlatılmış onam düzgün alınmadı”, “mesleki gizliliğe dikkat edilmedi” filan diye etrafa saldırdığını duymadık. Genelde gerekçe, hizmetten duyulan herhangi bir memnuniyetsizliğin hekimin kusuruna bağlı olduğu düşüncesi&#8230;</p>
<p>&#8211; Öyleyse mesele hasta hakları bilincinin gelişmesi filan değil. Hani deniyor ya, hasta hakları bilincinin gelişmesiyle hastalar haklarını daha fazla talep ediyorlar, bunun sonucunda da hastanın yerine karar veren hekim tiplemesinden kararlara hastaları da katan hekim tipine doğru bir değişim yaşanıyor diye. Mesele dediğin gibiyse, ne hastanın talebi bu yönde, ne de hekim tiplemesi değişiyor.</p>
<p>&#8211; Daha doğrusu değişim var, ama ne yazık ki kutuplaşma oluyor artık. Hizmet alan-hizmet sunan ilişkisinde karşılıklı defans duygusu belirginleşiyor, belirleyici oluyor. Hekimler artık “madem hasta hakları diyerek hastaları tepemize çıkardınız, o zaman bizim de hekim haklarımız var, biz de hasta seçebilmeliyiz, onlar da bize nazik, güleryüzlü, saygılı yaklaşmalı, biz de onları şikayet edebilmeliyiz, bizi boş yere şikayet edenler cezalandırılmalı” vs demeye başladılar.</p>
<p>&#8211; Yani hekimler de hasta hakları derken hastaların kendilerini şikayet edebiliyor olmasından söz ediyorlar.</p>
<p>&#8211; Evet; bu tepkisel yorumlara bakılırsa öyle&#8230;</p>
<p>&#8211; Of bu ne kadar tehlikeli ya&#8230; Hekime nasıl güveneceğim ben? Benim için en iyisini yapacağından nasıl emin olacağım, aklında bin türlü kaygı varken? Ya esas derdi beni değil kendisini korumaksa?</p>
<p>&#8211; Muhtemelen bu duygu da etkili hastaların davranışlarında&#8230;</p>
<p>&#8211; Tabii bizde hep duygular ön planda&#8230;</p>
<p>&#8211; Ama biliyor musun, sağlık çalışanlarına yönelen şiddet dünyada da artıyor. Meksika’da da, Finlandiya’da da, Zambiya’da da&#8230;</p>
<p>&#8211; Nedenlerini araştırmadan konuşmak biraz ezber oluyor derken haklıymışım demek&#8230; Bu işi hasta tarafından açıklayacak araştırmalar lazım bize.</p>
<p>&#8211; Tabii konuşageldiğimiz nedenlerin yanlış olduğunu göstermez bu. Anekdotal bilgiler bile anlamlı. Mesela bir keresinde hastasını hastane hastane dolaştırıp yer bulamayınca, dördüncü hastanede ilk gördüğü hekimi döven bir hasta yakınının hikayesini okumuştum. Bakanlık olay çıkmasını istemediği için derhal yatak bulundu babama, diye anlatıyordu. Bir iş halletme aracı olarak şiddet&#8230;</p>
<p>&#8211; İşte bu iyi bir örnek. Sağlık sistemindeki sorun karşısında hasta ne yapıyor, yapabileceği tek şeyi yapıyor, erişebileceği kişiye gösteriyor tepkisini. O kişinin herhangi bir suçu olmadığını bildiği halde&#8230;</p>
<p>&#8211; Böyle durumlarda “sağlıkçılara panik butonu”, “kamera”, “X-ray” gibi şeyler işe yarayabilir belki&#8230;</p>
<p>&#8211; İşe yarama’nın tanımına bağlı&#8230; Daha az dayak yemeyi ya da içeriye bıçak sokulmasını engellemeyi kastediyorsan belki bir miktar işe yarar&#8230;</p>
<p>&#8211; Sağlık çalışanlarına dövüş sanatları eğitimi verilecekmiş bir de&#8230;</p>
<p>&#8211; !!! Şu yaratıcılığın bir kısmını temel nedenlere yönlendirseler&#8230;</p>
<p>&#8211; Haklısın; bütün bu polisiye önlemler şiddeti doğuran nedenlere yönelik değil. Bu yönüyle de etkisiz kalmaya mahkum&#8230;</p>
<p>&#8211; Hekime şiddetin cezalandırılması için özel yasa çıkarılması da öyle&#8230;</p>
<p>&#8211; Doğru&#8230; Ama bu mantıkla sağlık çalışanlarının eylemlerinin de yeterli olmayacağı sonucu çıkarılabilir; çünkü ipin ucu kaçmış görünüyor&#8230;</p>
<p>&#8211; Önemli olan bütün tepkileri şiddeti doğuran nedenlere yöneltmek; topluma, hastalara değil&#8230; Hasta hakkı da hekim hakkı da birbirine bağlı; ya ikisi de gerçekten yaşama geçecek ya da ikisi de durmadan ihlal edilecek. Kendilerini korumak için hastaları korumaları şart, mesleki değerleri korumak için hasta haklarını, sağlık hakkını savunmak şart&#8230; Bu sağlıktan tasarruf etme, sağlıktan kâr etme aklına hep birlikte karşı çıkmamız şart&#8230;</p>
<p>&#8211; Nasıl?</p>
<p><strong><em>Dr. Murat Civaner</em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/siddet/">Şiddet&#8230;</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir İnsanlık  Ayıbı !..</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/bir-insanlik-ayibi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Sep 2012 11:02:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 80. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2439</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="480" height="360" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/09/karinca-yuvasi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="karinca-yuvasi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/09/karinca-yuvasi.jpg 480w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/09/karinca-yuvasi-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/09/karinca-yuvasi-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 480px) 100vw, 480px" /></div>
<p>Aşağıdaki ; “bir karınca yuvası sulu çimento ile doldurulup”, diye başlayan hikayeye göz atınız lütfen.. İnternette sıkça dolaşır oldu.. Sadece bana, en azından on ayrı kaynaktan ulaştı.. Şiddetle ve lanetle [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bir-insanlik-ayibi/">Bir İnsanlık  Ayıbı !..</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="480" height="360" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/09/karinca-yuvasi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="karinca-yuvasi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/09/karinca-yuvasi.jpg 480w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/09/karinca-yuvasi-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/09/karinca-yuvasi-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 480px) 100vw, 480px" /></div><blockquote><p>Aşağıdaki ; “bir karınca yuvası sulu çimento ile doldurulup”, diye başlayan hikayeye göz atınız lütfen.. İnternette sıkça dolaşır oldu.. Sadece bana, en azından on ayrı kaynaktan ulaştı..</p>
<p>Şiddetle ve lanetle kınıyorum.. Bu bir insanlık ayıbıdır. İlkelliğin daniskasıdır.. “Mimarlık harikası” kılıfında ise, katiyen saklanamaz..</p></blockquote>
<p>“Bir karınca yuvası sulu çimento ile doldurulup yuva içindeki yapılar, bozulmasın diye çimento tabakası ile kaplanıp kurutuluyor ve sonra &#8220;tarihi eser kazısına benzer bir çalışmayla&#8221; karınca mimarisi ortaya çıkarılıyor. 3 günde 10 ton civarında çimento doldurulup 1 ay sonra kazıya başlanıyor. Aylar süren çalışma sonunda inanılmaz bulgular elde ediliyor.</p>
<p>Karıncaların yer altında oluşturduğu megakentin alanı 50 metrekare, derinliği de 8 metre kadar. KENTİN oluşturulması için hareket ettirilen toprak 40 ton civarında. Anayollar, tali yollar, havalandırma tünelleri, çöplükler mükemmel ve taşımaların en az emekle yapılmasını sağlayacak MİMARİDE planlanmış.</p>
<p>Boyutlarına oranla düşünüldüğünde, insanların, dünya harikalarından Çin seddi için yaptığı çalışma ile eşdeğer bir çalışma yapıldığı anlaşılıyor.<br />
Yani, bir DÜNYA HARİKASI inşa etmişler. Bundan sonra karıncalara daha bir başka gözle bakacağınızı düşünüyorum.”</p>
<p>Diyor birileri.. Aklımızı başımıza devşirip, gelin bir irdeleyelim şu sansasyonel haberi..</p>
<p><strong>ACABA HANGİ GÖZLE ve HANGİ YÜZLE ?..</strong></p>
<p>Lütfen şöyle düşününüz: Günün birinde uzaylılar, sizin yaşam alışkanlıklarınızı ve yerleşim kurgunuzu çok merak etti diyelim.. Bilmediğimiz bir gaz gönderdiler,<br />
nefessiz kalarak ölmenizi ve kaskatı kesilmenizi sağladılar.. Ev bark, yollar, dükkanlar ve tüm eşyalar da taş kesildi bu arada.. Başladılar inceleme yapmaya..</p>
<p>Ortada donmuş bir yaşam tablosu var. Poz poz fotoğraflar çekiliyor.. Aman ne<br />
harika !.. Tam incelemelik !.. Bir başka grup uzaylı varlık da bu inceleme yöntemini alkışladı, yere göğe koyamadı.. ( Tıpkı bizim yaptığımız gibi.. )<br />
“Breh breh ! şu geberttiğimiz insanların yaşam tarzına bak !” dedi.. Paylaşmadığı dostu kalmadı..</p>
<p>Yedi sülalenizi, çoluk çocuğunuzu ve torunlarınızı kaybettiğiniz bu katliamda bir kenarda sağ kaldınız diyelim.. Neler hissederdiniz çok merak ediyorum.. Bunu yapanların geçmişinden mi başlardınız, yoksa “öğrenmenin sonu yoktur !” mu derdiniz ?..</p>
<p>Ben, sadece geçmişini değil muhtemel geleceğini de sorgulamak, hatta denetim altında tutmak isterdim bu aymazların. Acımasız bir seri katile “canavar” demek yerine, daha ağır anlam ifade ettiği için bir gün sadece “insan !” mı denecek<br />
acaba ?..</p>
<p>Konferanslarımda, insan denen şu mahlukun, “bir özdenetime sahip olmadığında” ne kadar acımasız olabileceğinin “en uç örneği” olarak; bu insanlık dışı yaklaşımdan sadece bir görseli paylaşıyordum..</p>
<p>Amacımı anladınız.. Kutlamak değil, lanetlemek !.. Alimle zalim arasındaki ince çizgiye dikkat çekmek. “Böyle olmayın !” demek !..</p>
<p>Bundan sonra karıncalara “bir başka gözle” değil “hangi yüzle” bakacağımızı merak ediyorum.. Keşke gerçek değil, kurgu olsaydı yapılanlar !..</p>
<p>“Görmeden ölürsem millette ümit ettiğim feyzi, yazılsın seng-i kabrime vatan mahzun ben mahzun !&#8221; demiş Namık Kemâl.. Al benden de o kadar !..</p>
<p><strong>FARKINDALIK GEREK !..</strong></p>
<p>Bir savaş suçlusu ile bir karınca yuvası canavarı arasında benzerliği görememek; evrensel körlüktür.. Atom bombasının berhava ettiği bir kent fotoğrafına “ne fantastik ve heyecan verici görüntü” demekle, beton doldurulmuş karınca kentini “bak ne hale getirdik, hadi şimdi seyredelim !” diye teşhir etmek aynı duyarsızlığın, aymazlığının ve insan hasletlerini kaybetmenin ürünüdür. Böyle bir görmezlik bizi, zanlarımızın esiri yapar.</p>
<p>Bu konuda var olan toplumsal körlüğün yeni bir icat olduğunu söyleyebilmemin ve sadece “ah şu zamane gençleri !” demenin de hiç bir anlamı olmadığını hayli yazmandır fark ettiğimi söylemeliyim.</p>
<p><strong>ONLAR KİM BİZ KİM ?..</strong></p>
<p>Bir küçük bilgi notu ile bu konuyu kapatalım en iyisi.. Dünya üzerindeki toplam karıncaların “ağırlık olarak” insan ağırlığının dört katı olduğunu, yani bir anlamda 30 milyar insana karşılık gelen bir sayıdan ve kütleden bahsedildiğini herkes bilmez.. İlaveten; toprağın altındaki olağanüstü gayretleri olmasaydı, örneğin yağmur ormanları gibi nice ormanın var olmayacağını da pek bilen yoktur..</p>
<p>Örneğin; kule vinçleri ve asansörleri olmamasına rağmen, toprağın üstünde zaman zaman yaptıkları, 2-3 insan boyu yüksekliğindeki yuvaların ise, insan halimizle “marifet diye” inşa ettiğimiz gökdelenlere kıyasla; 2-3.000 kat yüksekliğinde yapılar demek olduğunu da düşünüp, teknik becerileri önünde şapka çıkarmalıyız..</p>
<p>Bu inanılmaz karınca kalabalığına rağmen bir tane “karınca pisliği” gören var mıdır aramızda ?.. “İnsan pisliği” gören var mı diye sormayacağım.. Sanırım bize verdikleri en büyük ders de bu olsa gerek..</p>
<p>Her şeyin olumlu yanını algılamak ve vurgulamak taraftarıyım. Ama kimse kusura bakmasın. Bu olayda gördüğüm; “bir canlıya hesapsız eziyet ve düpedüz soykırım !” feryat ettirdi beni…</p>
<p>Bu toplumda her kuşaktan “aynaya bakamayacak olanlar”; doğaya, ekolojik döngüye bilerek ya da bilmeyerek, cahilce eziyet edenler ve edenleri “ne var<br />
bunda ?” sağırlığı ile hoş görenlerdir..</p>
<p>Merak denen şeyin sınırı, merak edilen şeyin yaşamsal ve hukuksal sınırlarını aşmamalıdır. “Kadavra halini merak ettim !” diye insan öldüremeyeceğimiz gibi, olumlu yanını görmek gayreti ile, bu işi yapana “masum bir araştırmacı !” demek yerine “düpedüz seri katil !” demekten de geri kalmamalıyız bence !..</p>
<p>Umarım, ne demek istediğim anlaşılmıştır..</p>
<p><strong>www.erengezgin.net &#8211; Çelik ERENGEZGİN</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bir-insanlik-ayibi/">Bir İnsanlık  Ayıbı !..</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pedro Paramo</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/kultur-sanat/pedro-paramo/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Sep 2012 12:41:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 80. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[kitap tanıtımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2517</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1097" height="681" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/pedro-paramo.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="pedro-paramo" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/pedro-paramo.jpg 1097w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/pedro-paramo-300x186.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/pedro-paramo-768x477.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/pedro-paramo-1024x636.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1097px) 100vw, 1097px" /></div>
<p>Meksikalı yazar JUAN RULFO&#8217;nun yaşamı boyunca yazdığı iki kitaptan biri olan PEDRO PARAMO 1955 yılında yayınlanır. Basıldığı tarihten itibaren Latin Amerika yazınını derinden etkileyen bir roman olur. Kolombiyalı ünlü yazar [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/kultur-sanat/pedro-paramo/">Pedro Paramo</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1097" height="681" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/pedro-paramo.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="pedro-paramo" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/pedro-paramo.jpg 1097w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/pedro-paramo-300x186.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/pedro-paramo-768x477.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/pedro-paramo-1024x636.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1097px) 100vw, 1097px" /></div><blockquote><p>Meksikalı yazar JUAN RULFO&#8217;nun yaşamı boyunca yazdığı iki kitaptan biri olan PEDRO PARAMO 1955 yılında yayınlanır. Basıldığı tarihten itibaren Latin Amerika yazınını derinden etkileyen bir roman olur. Kolombiyalı ünlü yazar Gabriel Garcia Marquez&#8217;in YÜZYILLIK YALNIZLIK&#8217;ı ile dünya yazın tarihine bir yazım biçemi olarak giren &#8221;büyülü gerçekçilik&#8221; aslında Rulfo&#8217;nun bu romanı ile başlar. Marquez, Yüzyıllık Yalnızlık romanını yazmasında Pedro Paramo&#8217;nun büyük etkisi olduğunu söyler. Susan Sontag&#8217;a göre Marquez, Pedro Paramo&#8217;yu satır satır ezberlemiştir.</p></blockquote>
<p>Arjantinli yazar Borges&#8217;in derin hayranlık duyduğu, Meksikalı bir başka yazar Carlos Fuentes&#8217;in romanlarında da etkisi sezilen bu kitap ilk kez Tomris Uyar&#8217;ın eşsiz çevirisiyle dilimize kazandırılmış. Celal Üster&#8217;in CUMHURİYET Kitap ekinde belirttiği gibi Pedro Paramo Latin Amerika edebiyatından tüm dünyaya yayılan büyülü gerçekçilik patlamasının ilk donanma fişekleridir. Bir &#8221;yerel önder&#8221;in, bir derebeyinin ahlaksal çözülüşünün iç monologlar, bilinç akışı, geri dönüşler ve zamanda kaydırmalarla işlendiği roman pek çok Latin Amerika romanının atası sayılır.</p>
<p>Pedro Paramo, Meksika&#8217;da uzak, ıssız ve tekinsiz bir kasabada Comala&#8217;da yaşayan bir toprak ağasıdır. Halkın kötülüğün ta kendisi diye betimlediği Paramo herşeyi, devrimi bile satın alır, herkesi kölesi yapar. Pedro Paramo&#8217;nun oğlu annesine ölüm döşeğindeyken verdiği söz uğruna babasını bulmak İçin Comala&#8217;ya gelir. Ancak burası ölüler kasabasıdır. Ona yol gösteren, evini açan, geçmişi öyküleyen herkes aslında birer hayaldir. Roman kahramanı aslında bu kimsenin bilmediği mitik kasabadır. Öykü bir yere demir atmış gibi görünse de zamanı kaydırarak, gerçekle düşsel olanı karıştırarak, şiddetle lirizmi harmanlayarak farklı yönlere savrulur gider. Hayaletli kasaba Comala&#8217;nın yıkımı aslında acının ve şiddetin kol gezdiği bu coğrafyada gerçek bir öyküdür. Bu nedenledir ki romanın birçok kez filmi de yapılmıştır.</p>
<p>Marquez, bu romanı henüz ünlü bir yazar değilken arkadaşı Kolombiyalı bir başka yazar Alvaro Mutis sayesinde keşfeder, ona getirdiği bir yığın kitap arasından Pedro Paromo&#8217;yu seçen Mutis, oku da yazmayı öğren, der. Juan Rulfo&#8217;dan ve kitabından çok etkilenen Marquez yıllar sonra &#8221;Pedro Paramo gibi bir kitap yazmış olsaydım ne yazarlığımdan kaygı duyardım ve ne de hayatım boyunca başka bir şey yazmak isterdim&#8221; diyecektir.</p>
<p>Amerkalı yazar Susan Sontag ise Pedro Paramo&#8217;nun 20.yüzyıl dünya edebiyatının baş yapıtlarından biri olmakla kalmayıp bu yüzyılın en etkileyici kitabı olduğunu ilan eder.</p>
<p>Kızgın Ova ve Pedro Paramo, Juan Rulfo&#8217;nun tüm hayatı boyunca yazdığı iki kitap. Ancak aynı zamanda ünlü bir fotoğraf sanatçısı. 2010 ekiminde fotoğrafları bir albüm halinde basıldı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/kultur-sanat/pedro-paramo/">Pedro Paramo</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anouer Brahem &#8211; (Detone)</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/anouer-brahem-detone/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Sep 2012 08:59:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Detone]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 80. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2491</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1088" height="720" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/anouer-brahem.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="anouer-brahem" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/anouer-brahem.jpg 1088w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/anouer-brahem-300x199.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/anouer-brahem-768x508.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/anouer-brahem-1024x678.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1088px) 100vw, 1088px" /></div>
<p>Müzik köşemiz DETONE nin konuğu, Kuzey Afrika da doğup büyümüş ve sonrasında dünyanın ünlü caz müzisyenleri arasında olan ud sanatçısı Anouer Brahem. Ud nere caz nere derseniz, Brahem&#8217;in yolculuğunu izlememiz [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/anouer-brahem-detone/">Anouer Brahem &#8211; (Detone)</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1088" height="720" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/anouer-brahem.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="anouer-brahem" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/anouer-brahem.jpg 1088w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/anouer-brahem-300x199.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/anouer-brahem-768x508.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/anouer-brahem-1024x678.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1088px) 100vw, 1088px" /></div><blockquote><p>Müzik köşemiz DETONE nin konuğu, Kuzey Afrika da doğup büyümüş ve sonrasında dünyanın ünlü caz müzisyenleri arasında olan ud sanatçısı Anouer Brahem. Ud nere caz nere derseniz, Brahem&#8217;in yolculuğunu izlememiz gerekir.</p></blockquote>
<p>Anouer Brahem 1957 yılında Tunus&#8217;un Halfaouine kentinde dünyaya gözünü açmış. Sanatçı olmanın neredeyse olmazsa olmazlarından olan sanatçı bir aileye sahip olmak, müzisyenimizin geçmişinde de var. Babası, Brahem&#8217;in müzisyen olmasında en büyük etken.10 yaşından itibaren konservatuara giden Brahem in ilk hocası, ud üstadı Ali Sriti ile 4 yıl boyunca her gün ud çalışmış ve geleneksel Arap Müziği&#8217;nin sırlarını ve inceliklerini öğrenmiş. Müzisyenlik yaşamına önceleri düğünlerde eğlence müziği yaparak başlamış. Önceleri Arapİslam formlarında olan müziği, dönüşüm geçirerek farklı bir kategoride şekillendi. Brahem, Akdeniz ve İran ve Hindistan Müzikleri ile ilgilenmesi onun müzik dağarcığını genişlemesine sebep oldu. Bu değişim sonrasında caz ilgisini çekmeye başladı. Brahem &#8220;ben bu değişikten keyif aldım ve tüm bu müzikler arasında mevcut olan yakın bağları keşfettim” diyor.</p>
<p>Caz formunda çalışmaya başlayan Brahem ilk albümünü perküsyon ustası Lassaad Hosni&#8217;in katkıları ile yapmıştır. Brahem albüm sonrasında Paris giderek müziğine yeni bir yön verme yönünde çalışmalara başladı. Burada değişik müzisyenlerle tanışma ve çalışma olanakları yakaladı. 1985&#8217;te Tunus&#8217;a geri dönen Brahem, Kartaca Festivali&#8217;ne katıldı. Festivalde büyük sükse yapan “Ligua 85” için bir araya seçkin Tunuslu ve Türk Müzisyenler ile Fransız cazcılar arasında Erköse Kardeşler de vardı. Doğu Müziğinin batıda parlayan bir yıldız gibi dolaşması ve sanatçılarının üne kavuştuğu yıllar olan bu yıllarda Brahem&#8217;i de müzik dünyası keşfetti. Uluslararası ününe kavuşması, Brahem&#8217;in Eicher ile tanışmasından sonraki süreçte ortaya çıkan ilk albüm, 1991&#8217;de kaydedilen Barzakh ile olmuştur. Berzah, ölümden sonra ruhların kıyamete kadar kalacaklarına inanılan âlemin adıdır. Bu albümde Tunuslu Bechir Selmi ve Lassaad Hosni ona eşlik etmiştir. Parfum de Gitane ise albümün en tutulan parçasıdır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-2495" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/09/anouer-brahem2.jpg" alt="anouer-brahem" width="342" height="475" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/09/anouer-brahem2.jpg 342w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/09/anouer-brahem2-216x300.jpg 216w" sizes="auto, (max-width: 342px) 100vw, 342px" />Onun müziğine artık dünya müziği demek daha doğrudur. Albümlerine artı caz formları hakimdir ancak bunun yanı sıra Arap köklerini, Akdeniz, Afrika ve Uzak-Doğu miraslarından müzikleri de bir araya getirerek müziklerinde kullanmaktadır. Onun müziğine artık dünya müziği demek yanlış olmaz. Bu dünya müzik tınıları arasında bizim Müziğimizin tınılarını da hemen fark etmemek mümkün değil gibi gözükmektedir. Albümlerinde hem büyük bir şiirsellik hem de duygusallık hakimdir ama albümler her farklı tarza, sese ve yoruma da açıktır. Bu da albümlerinde doğaçlama müzikler ile ustalıkla yapılmaktadır. Brahem her zaman müziklerini &#8220;görüntülerin ve metinlerin zincirlerinden kurtulmuş özgür” olarak nitelemiştir.</p>
<p>Brahem daha sonra 1992&#8217;de Conte de Vincroyable Amour&#8217;e (İnanılmaz Aşkın Masalı) imza attı. Albümdeki doğaçlama işin özünü oluşturmaktadır. Bunun en önemli sebebi Barbaros Erköse&#8217;nin kayda değer varlığı ve klarnetteki ifade gücü ve Kudsi Ergüner&#8217;in neyindeki sufi ilhamdır. Monde gazetesinin bu albüm için yorumu “melodinin düzenlemesi ve doğulu geçişler, müzikal çerçevenin sessizliği, ışığın şiirselliği ve vuruşlardaki zarafet dikkat çekicidir” şeklinde olmuştur. Aynı gazeteye göre Conte de |&#8217;İncroyable Amour, 1992 yılının en iyi albümüdür. Albüme adını veren Conte de |&#8217;incroyable Amour ve Nayzak albümün başyapıtıdır. Peşrev Hicaz&#8217;da Kutsi Ergüner ile Barbaros Erköse&#8217;nin performansları ile albümde fark edildiğini eklemek gerekir.</p>
<p>1994&#8217;te Norveçli saksafon üstadı Jan Garbarek ve tabla üstadı Pakistanlı Shaukat Hussain ile birlikte Madar&#8217;ı kaydetti Brahem. Albüm genelde Jan Garbarek ustanın adıyla anılmasına rağmen, aslında, Jan Garbarek&#8217;in baskıları ve onunla albüm yapmak istemesi sonucunda bu çalışma ortaya çıkmıştır. 1995 yılında Khomsa adlı albümü müzik piyasalarında yer aldı. Sanatçı, filmlere yaptığı müzikleri bu albüme almıştır. Bir caz sanatçısıdır artık Brahem. Udu, saksafon tadı vermektedir bu albümde. Bu kez de The Guardian&#8217;a göre Khomsa yılın en iyi albümüdür ve Brahem jazzın en önemli temsilcilerinden biridir artık. Bu albümü 1998 yılında Thimar adlı albüm izler. Thimar İngiliz dergisi Jazz Wise tarafından yılın en iyi caz albümü seçilmiştir. Brahem, altıncı albümü olan Astrakan Cafe&#8217;yi 2000 yılında kaydetmiştir. Bu albüm kendi köklerinden gelen müzikle cazın muhteşem bir buluşmasıdır ve Brahem bir kez daha müziği ile ruhlarımızı fethetmiştir.</p>
<p>Brahem 2002 yılında beklenmedik bir şekilde tipik ve yüksek performanslı bir albümle dinleyicisinin karşısındadır. Le Pas Du Chat Noir (Kara Kedinin Adımı). Bu yüksek volümdeki albümün en önemli özelliği Brahem&#8217;in udunu bırakarak piyanosunun başına geçmesidir. 2006&#8217;da ise Le Voyage de Sahar (Seher Yolculukları) ile karşımıza çıkan Brahem çizgisi hiç değişmeyen ama inanılmaz zenginlikler içeren Müziği ile bizi bir kez daha mest etmiştir. Şaşırtıcı, atipik ve son derece kişisel olan son albümü,ise “The Astounding Eyes of Rita”dır.</p>
<p>Artık bir müzik başkenti olan İstanbul&#8217;da da de konserler veren Anouer Brahem&#8217;in konserleri, dinleyicilerini ve izleyenlerini oldukça mutlu etmişti. Bu mutluluğun sürmesi için bizleri ziyarete devam etmesini diliyoruz.</p>
<p>Müziksiz kalmayın..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/anouer-brahem-detone/">Anouer Brahem &#8211; (Detone)</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Hekim (Tıp) Bursa Milletvekilleri 1920-2012</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/turkiye-buyuk-millet-meclisinde-hekim-tip-bursa-milletvekilleri-1920-2012/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Çetin Tor]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Sep 2012 08:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 80. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2484</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1134" height="750" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/hekim-milletvekilleri.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="hekim-milletvekilleri" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/hekim-milletvekilleri.jpg 1134w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/hekim-milletvekilleri-300x198.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/hekim-milletvekilleri-768x508.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/hekim-milletvekilleri-1024x677.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1134px) 100vw, 1134px" /></div>
<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), günümüzde 24.Dönem çalışmalarını sürdürmektedir. 23 Nisan 1920 de açılan ilk Meclis’ten başlayarak bugüne değin milletvekili genel seçimlerinde Bursa’dan milletvekili seçilerek TBMM çalışmalarına katılan 12 hekim [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/turkiye-buyuk-millet-meclisinde-hekim-tip-bursa-milletvekilleri-1920-2012/">Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Hekim (Tıp) Bursa Milletvekilleri 1920-2012</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1134" height="750" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/hekim-milletvekilleri.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="hekim-milletvekilleri" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/hekim-milletvekilleri.jpg 1134w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/hekim-milletvekilleri-300x198.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/hekim-milletvekilleri-768x508.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/hekim-milletvekilleri-1024x677.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1134px) 100vw, 1134px" /></div><blockquote><p>Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), günümüzde 24.Dönem çalışmalarını sürdürmektedir. 23 Nisan 1920 de açılan ilk Meclis’ten başlayarak bugüne değin milletvekili genel seçimlerinde Bursa’dan milletvekili seçilerek TBMM çalışmalarına katılan 12 hekim vardır. 12 hekimden ikisi “bakan” olarak da görev yapmıştır.</p></blockquote>
<p>TBMM kayıtlarına göre, 23 Nisan 1920 de 1.Dönem çalışmalarına başlayan TBMM’nde bir hekim, 1 Kasım 1927 de 3.Dönem çalışmalarına başlayan TBMM’nde iki hekim, 4 Mayıs 1931 de 4.Dönem çalışmalarına başlayan TBMM’nde üç hekim, 1 Mart 1935 te 5.Dönem çalışmalarına başlayan TBMM’nde üç hekim, 3 Nisan 1939 de 6.Dönem çalışmalarına başlayan TBMM’nde dört hekim, 8 Mart 1943 de 7.Dönem çalışmalarına başlayan TBMM’nde üç hekim, 5 Ağustos 1946 da 8.Dönem çalışmalarına başlayan TBMM’nde bir hekim, 14 Mayıs 1954 de 10.Dönem çalışmalarına başlayan TBMM’nde bir hekim, 25 Ekim 1961 de 12.Dönem çalışmalarına başlayan TBMM’nde iki hekim, 22 Ekim 1965 de 13.Dönem çalışmalarına başlayan TBMM’nde bir hekim, 22 Ekim 1969 da 14.Dönem çalışmalarına başlayan TBMM’nde bir hekim, 24 Ekim 1973 de 15.Dönem çalışmalarına başlayan TBMM’nde bir hekim ve 19 Kasım 2002 de 22.Dönem çalışmalarına başlayan TBMM’de iki hekim, Bursa milletvekili olarak yer almışlardır.</p>
<p>1961 Anayasa’sına göre 1961-1980 yılları arasında TBMM, Milet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu olarak iki meclisten oluşmaktadır. 1961-1980 yılları arasında yapılan Cumhuriyet Senatosu seçimlerinde Bursa’dan senatör seçilen hekim yoktur.</p>
<hr />
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-2486" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/emin-erkul.jpg" alt="emin erkul" width="333" height="448" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/emin-erkul.jpg 333w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/emin-erkul-223x300.jpg 223w" sizes="auto, (max-width: 333px) 100vw, 333px" />DR.EMİN BEY (SEYİTOĞLU), OPERATÖR EMİN BEY,  DR.EMİN ERKUL</strong></p>
<p>1881 yılında, günümüzde Yunanistan sınırları içinde kalan, Serfiçe Sancağı Grebene İlçesi’nde doğdu. İlkokulu Manastır’da ortaokul ve liseyi İstanbul’da okudu.1905 yılında Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’den (askeri tıbbiye) tabip yüzbaşı rütbesi ile mezun oldu. Aynı yıl İstanbul’da Gülhane Askeri Hastanesi Cerrahi Servisi’nde asistanlığa başladı. 1909’da Budapeşte’de düzenlenen Uluslararası Tıp Kongresi’ne katıldı. 1910 yılında askerlikten ayrılarak Afyon’da özel hastane açtı. 1911 yılında Hilal-i Ahmer (Kızılay) ekibinin başında Trablusgarp Savaşı’na katıldı.1913 yılında Bursa İl Sıhhiye Müdürlüğü ve Gureba Hastanesi Cerrahi Servisi’ne atandı. Hastanede modern anlamda ameliyathane kurdu. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Bursa’da Askeri Nekahethane Başhekimliği, Bursa Hilal-i Ahmer Cemiyeti (Kızılay) Başkanlığı yaptı. 1917 yılında Bursa Gureba Hastanesi’ne başhekim ve cerrahi servisi şefi olarak atandı. Vekâleten altı ay kadar Bursa Belediye Başkanlığı görevini yürüttü.</p>
<p>23 Nisan 1920 de Ankara’da açılan TBMM’ne Bursa’dan milletvekili seçilerek, TBMM 1.Dönem çalışmalarına katıldı. Fes yerine kalpağın ulusal başlık olması ve uzunluk ölçüsü olarak metrenin kullanılması teklifleri TBMM’nde kabul edildi.</p>
<p>30.12.1920 tarihinde TBMM’nde, “frengi kanunu” tartışmaları sırasında kadınların muayenesine karşı çıkan ve “Müslüman kadın muayene edilemez” diyen bağnaz milletvekillerinin saldırısına uğrayarak dövüldü. Bu saldırı üzerine “düello”nun yasalaşması için kanun teklifi veren Dr. Emin Bey’in teklifi, Meclis Layiha Encümeni (Meclis Önerge Komisyonu) tarafından reddedildi.</p>
<p>Kurtuluş Savaşı yıllarında Garp Cephesi Cerrahi Müşavirliği ile TBMM Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Encümeni Reisliği (Sağlık ve Sosyal Yardım Komisyonu Başkanlığı) görevlerinde bulundu. İnönü savaşlarına katıldı.  İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. 1924-1928 yılları arasında İstanbul Belediye Başkanlığı yaptı.</p>
<p>1939 yılında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Askeri Cerrahlar Derneği fahri üyeliğine seçildi. 1943 yılında İstanbul Türk Satranç Kulübü’nün kurucuları arasında yer aldı. Kurtuluş Savaşı yıllarına ait anıları 1948 yılında “Op.Dr. Emin Erkul’un Milli Mücadele Anıları” isimli kitabında yayınlandı.</p>
<p>Rumca, Fransızca, İngilizce ve Almanca bilir. Evli ve iki çocuk babasıdır. 1964 yılında İstanbul’da vefat etti.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kaynak: </strong></p>
<p>* TBMM I. Dönemde Doktor Milletvekilleri (www.sosyalarastırmalar.com).</p>
<p>* TBMM Milletvekilleri Albümü I. Cilt, I. Dönem Bursa Milletvekilleri.</p>
<p>* Op.Dr. Emin Erkul’un Milli Mücadele Anıları (www.zeuskitabevi.com.tr)</p>
<p>* Tek Adam Mustafa Kemal 1919-1922 II. Cilt, Şevket Süreyya Aydemir, sayfa 348-349,</p>
<p>Remzi Kitabevi, 28.Özel Basım, Mart 2011.</p>
<p>* Düello serbest bırakılsın, Soner Yalçın, Hürriyet Gazetesi 6 Mayıs 2007.</p>
<p>* Atatürk ve Tıbbiyeliler, Prof.Dr. Metin Özata, sayfa 75,272,277 Umay Yayınları,</p>
<p>2.Basım Mayıs 2009.</p>
<p>&nbsp;</p>
<hr />
<p><strong>DR.BAKİ REFİK BEY, <img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-2488" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/ahmet-refik-guran.jpg" alt="ahmet-refik-guran" width="343" height="449" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/ahmet-refik-guran.jpg 343w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/ahmet-refik-guran-229x300.jpg 229w" sizes="auto, (max-width: 343px) 100vw, 343px" />BAKTERİYOLOG REFİK BEY, DR.AHMET REFİK GÜRAN</strong></p>
<p>1870 yılında İstanbul’da doğdu.1894 yılında yüzbaşı rütbesi ile Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane (askeri tıbbiye) den mezun oldu ve Bakteriyolojihane-i Osmani’de göreve başladı. Burada şef oldu. Kolera salgını nedeni ile İstanbul’a gelen Pasteur Enstitüsü’nden Maurice Nicole ile birlikte çalıştı. 1898 yılında Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye’de öğretmen yardımcılığına atandı. 1908-1909 yıllarında Tıbbiye, Eczacılık Okulu ve Dişhekimliği okulunda hocalık yaptı. 1912-1913 Balkan Savaşı’na hekim olarak katıldı. Çatalca Ordusu Sahra Sıhhiye Müfettişliği Hastanesi Başhekimi ve Kolordu Bakteriyoloğu olarak görev yaptı. Görevi  sırasında  tifüse  yakalanarak tedavi gördü. 1913 yılında Bakteriyolojihane-i Baytari bölümünde çalıştı. 1914’te Bakteriyolojihane-i Osmani’ye müdür  ve  aynı  zamanda  İstanbul  Darülfünunu  (üniversite)  Mekteb-i  Tıbbiye’de müderris (profesör) oldu. Hıfzıssıhha Enstitüsü’nde müdürlük ve hocalık yaptı. Beşeri (insani) ve hayvani bakteriyoloji ve sari (bulaşıcı) hastalıklar üzerine çalıştı. Birinci Dünya Savaşı (1914- 1918) yıllarında orduya aşı ve serum hazırlamakla görevlendirildi. Kurtuluş Savaşı’nda Kırşehir Redif Alayı hekimliğinde bulundu.</p>
<p>02.09.1927, 25.04.1931, 08.02.1935, 26.03.1939 ve 28.02.1943 tarihlerinde yapılan milletvekili genel seçimlerinde  Cumhuriyet Halk Partisi’nden Bursa milletvekili seçilerek TBMM 3., 4., 5., 6. ve 7.Dönem  çalışmalarına katıldı.</p>
<p>1913 yılında mandalarda görülen “barbon” (hırlama) hastalığına karşı “Dr.Refik Barbon Aşısı” nı buldu ve Pasteur tarafından bulunan “tavuk kolerası aşısı” nı geliştirerek kullanımını kolaylaştırdı. 1919 yılında “şarbon” aşısını ve serumunu Türkiye’de üretti. Aynı yıl kültür ortamlarında kullanılan “Türk Peptonu” nu yaptı.1924 yılında Türkiye’de üretilen yoğurtlarda bulunan basili bularak “Türk Basili” adını verdi. 1926 yılında Pasteur Enstitüsü’nün düzenlediği “BCG Aşısı Üretimi ve Uygulamaları” eğitimine katıldı. Bakteriyolojihane’de Dr. Abdülkadir Çilesiz ile birlikte BCG aşısı üretti. Sularda koli basili aranması, lökosit sayımı, kuru serum, kan alıp verme aygıtı, periton kanülü diğer buluşlarıdır.</p>
<p>Çiçek Aşısını Tüplere Doldurmak İçin Yeni Bir Usul (1919), Bakteriyoloji Dersleri (1919), Aşıların Kolaylıkla İstihzarı İçin Yeni Bir Alet (1921), Yoğurt Hakkında Bakteriyoloji Tetkikatı ve Türk Basili (1924, Dr. Şadi Bey ile birlikte), İstanbul’da İlk Bakteriyolojihane Tarihi Hakkında (1947), Suların Tahkim ve Tasfiyesi (1948, Refik Sabri ile birlikte) yapıtları vardır.</p>
<p>Yurdumuzda bakteriyoloji biliminin kurulması ve gelişmesinde çok büyük katkıları olan, çok sayıda bakteriyolog yetiştiren bir bilim adamıdır.</p>
<p>Fransızca bilir. Evli ve yedi çocuk babasıdır.1963 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p>* Bursa Ansiklopedisi 2002, sayfa 797.</p>
<p>* TBMM Milletvekilleri Albümü I.Cilt, 4.Dönem Bursa Milletvekilleri.</p>
<p><strong>* </strong>www.yalcinguran.com</p>
<p>* www.rshm.gov.tr</p>
<p>* www.nuveforum.net</p>
<p>&nbsp;</p>
<hr />
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-2487" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/sefik-lutfi-basman.jpg" alt="sefik-lutfi-basman" width="334" height="453" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/sefik-lutfi-basman.jpg 334w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/sefik-lutfi-basman-221x300.jpg 221w" sizes="auto, (max-width: 334px) 100vw, 334px" />DR.ŞEFİK LÜTFİ BEY (KAVANOZOĞLU), DR.ŞEFİK LÜTFİ BAŞMAN</strong></p>
<p>1886 yılında Bursa’da doğdu. 1911 yılında Mekteb-i Tıbbiye’den mezun oldu. Bursa’da Belediye hekimi olarak göreve başladı. Trablusgarp savaşı başlayınca Bursa Redif Taburu hekimi olarak Çanakkale’de görev aldı. Dönüşte Bursa Gureba Hastanesi’nde bakteriyolog yardımcısı olarak çalışmaya başladı.Kolera doktoru diye bilinir. Birinci Dünya Savaşı’nda Tekirdağ’da 7.Seyyar Hastane’de görevlendirildi. Savaş sonrası eski görevine döndü. Yunan işgali sırasında Bursa Gureba Hastanesi’nde görevinden ayrıldı. İşgalden  sonra  Bursa  Belediye  hekimliği,  Bursa</p>
<p>Gureba Hastanesi’nde bakteriyolog ve başhekimlik görevlerinde   bulundu.   Bir  yıl  sonra   resmi  görevinden  ayrılarak serbest ticaret ve çiftçilik yapmaya başladı. Bursa Belediye Meclisi’ne seçildi.</p>
<p>27.01.1927-20.04.1927 tarihleri arasında Bursa Belediye Başkanlığı yaptı. 02.09.1927 tarihinde yapılan milletvekili genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Bursa milletvekili seçilerek TBMM 3.Dönem çalışmalarına katıldı.</p>
<p>Fransızca bilir. Evli ve dört çocuk babasıdır.1956 yılında Bursa’da vefat etti.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p>* TBMM Milletvekilleri Albümü I. Cilt 3.Dönem Bursa Milletvekilleri</p>
<p>* Bursa Ansiklopedisi 2002,sayfa 1544.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/turkiye-buyuk-millet-meclisinde-hekim-tip-bursa-milletvekilleri-1920-2012/">Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Hekim (Tıp) Bursa Milletvekilleri 1920-2012</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bursa Sağlık Tarihindeki bir yanlış anlama ve aktarma; Gurebâhâne-i Laklakân</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/bursa-saglik-tarihindeki-bir-yanlis-anlama-ve-aktarma-gurebahane-i-laklakan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Sep 2012 08:30:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 80. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2480</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="758" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/gurebahaneilaklakan.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="gurebahaneilaklakan" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/gurebahaneilaklakan.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/gurebahaneilaklakan-300x190.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/gurebahaneilaklakan-768x485.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/gurebahaneilaklakan-1024x647.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div>
<p>• Dünyanın ilk hayvan hastanesi olarak tanıtılan Gurebâhâne-i Laklakân binası aslında eski Fransız Konsolosluğu’dur. • Yıllarca Leylek Hastanesi olarak bilinen “eski konsolosluk binası” Gurebâhâne-i Laklakân olarak adlandırıldı. Ve günümüze kadar [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bursa-saglik-tarihindeki-bir-yanlis-anlama-ve-aktarma-gurebahane-i-laklakan/">Bursa Sağlık Tarihindeki bir yanlış anlama ve aktarma; Gurebâhâne-i Laklakân</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="758" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/gurebahaneilaklakan.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="gurebahaneilaklakan" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/gurebahaneilaklakan.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/gurebahaneilaklakan-300x190.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/gurebahaneilaklakan-768x485.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/gurebahaneilaklakan-1024x647.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div><blockquote><p>• Dünyanın ilk hayvan hastanesi olarak tanıtılan Gurebâhâne-i Laklakân binası aslında eski Fransız Konsolosluğu’dur.<br />
• Yıllarca Leylek Hastanesi olarak bilinen “eski konsolosluk binası” Gurebâhâne-i Laklakân olarak adlandırıldı. Ve günümüze kadar bir hastane efsanesi olarak geldi. Asıl hayvan hastanesi aslında ;  Bursa Kavaflar Çarşısı’dır…</p></blockquote>
<p>Bugün Irgandı Köprüsü’nü geçince BUFSAD tarafından kullanılan tarihi Osmanlı mimarisi ile tekrar restore edilen binayı göreceksiniz. Osmangazi Belediyesi tarafından restore edilen bina tarihi Gurebâhâne-i Laklakân olarak adlandırılan bina olarak anılmaktadır.</p>
<p>Bina Gurebâhâne-i Laklakân ismini Ahmet Haşim’in 16 Mayıs 1337(1921) tarihli Dergah Dergisi’nde yayınlanan makalesi sonrası  aldı. Ahmet Haşim’in daha sonrada Gurebâhâne-i Laklakân adını verdiği kitabı 1928 yılında yayınlanır. Bursa hakkında çok önemli bir makale olması nedeniyle bu yazı, Yeni Mecmua’nın 1 Mayıs 1923  tarihinde yayınlanan Bursa özel sayısına da alınır. Bu yazılar sonrasında aslında Fransız Konsolosluğu olarak kullanılan binanın adı Gurebâhâne-i Laklakân olarak kalmıştır.</p>
<p>Ahmet Haşim  Bursa’ya I. mimari akım hakkında bilgi toplamak üzere geldiğinde  kentte o zamanki Fransız konsolos yardımcısı Grégorie Baille ( Bay)  ile tanışır. Yazısında da anlattığı gibi Grégorie Baille , Ahmet Haşim’e konsolosluğu gezdirir. Bu arada bahçede beslediği ve bakımını yaptığı iki yaralı leyleği gösterir. Baille bu leylekler için küçük bir de kulübe yapmıştır. Ahmet Haşim bu insani davranışdan etkilenip makalesinin adını “Gurebâhâne-i Laklakân” ( düşkün leylekler evi) koymuştur.</p>
<p>Gurebâhâne-i Laklakân olarak adlandırılan bina aslında Osmanlı mimarisi tarzında yapılan ve Fransız Konsolosluğu olarak kullanılan bir binadır. Bina hiçbir zaman hayvan hastanesi olarak kullanılmadığı düşüncesindeyim. Ahmet Haşim’in makalesinin yanlış yorumlanması ile bina asıl kimliği dışında ünlü olmuştur. Kaldı ki Gurebâhâne-i Laklakân “düşkün – yaralı leylekler evi” olarak adlandırılmasına karşın, Haşim “<em>çene çalan gariplerin</em> <em>yeri” olarak anlamdırır.</em></p>
<p><em>Bina Haşim’in aynı adı taşıyan kitabında sonra ünlenmiş, yıllar içinde Osmanlı döneminde “Göçmen Kuşların Tedavi Edildiği Hayvan Hastanesi” olmak gibi misyon yüklenmiş ve inanış günümüze kadar gelmiştir.</em></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ahmet Haşim 1884-1933</strong></p>
<p><em>Aslında Osmanlı’da yaralı ve düşkün hayvanlar için “bakım” ve “tedavi” yanlış ve abartılı bir inanış değildir. Ama bunun gerçek yeri </em>Gurebâhâne-i Laklakân binası değil, Kavaflar Çarşısı’dır. Aslında aynı makalede Haşim , Bursalıların hasta ve yaralı hayvanlar için yaptığı işleri ve bu organizasyonu konsolos Grégorie Baille ağzından şöyle anlatır ;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-2482" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/gurebahaneilaklakan2-300x274.jpg" alt="gurebahaneilaklakan" width="300" height="274" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/gurebahaneilaklakan2-300x274.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/gurebahaneilaklakan2.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />İşte Gurebâhâne-i Laklakân, dedi. Biliniz ki bahçemin bu köşesi, gerçekten şeklini almış kendi hayalimdir. Bu harap üç oda ile onları çeviren bahçe köşesinde ömrümün bu son günleri, sessizlik ve hayal içinde geçiyor. Fırsat buldukça buraya yönelirim. Eşim bile bana burada arkadaşlık etmez, bu sessizlik yerinde arkadaşlarım yalnız sakat ve ihtiyar leyleklerdir. Bilmem Bursa’yı gezerken gördünüz mü? Kavaflar çarşısının ortasında bir meydan var. Bu meydan hastalıklı bazı hayvanların Dârü’l-‘aczesidir.(<em> düşkünlerin sığınma</em> <em>evi</em>).Kanadı bacağı kırık leylekler, bunamış kargalar, kör ve sağır baykuşlar burada halkın sadakasıyla beslenirler. Kavaf esnafının aylıkla tuttuğu, yüz yaşında, baktığı sakat leylekler, toplanılan para ile bir ihtiyar her gün işkembe, temizler, parçalar ve insan merhametine sığınan zavallı hasta kuşlara dağıtır. Sakat leyleklerden bir iki tanesini buraya aldım. Bende artık bir ihtiyar sakat leylekten başka neyim? Bu köşe onlar ve benim için bir Gurebâhâne’dir. Son günlerimizi burada birlikte yaşayıp öleceğiz. Onun için bu pavyona  “<em>Gurebâhâne-i Laklakân</em>” ismini verdim.”</p>
<p>Bu anlatımdan anlaşılacağı gibi Fransız Konsolosu’nun evinin bahçesindeki küçük bir köşeden ibarettir. Mösyö Bay’ın kişisel çabası ile sınırlıdır. Oysa Kavaflar Çarşısı’ndaki Bursalı esnafın yaptığı organizasyon, kendi arasında para toplayarak ve bu iş için bir eleman tutarak gerçekleştirdiği gerçek bir hayvan bakımı ve tedavisidir. Bu nedenle Bursalı esnafın bu hayvansever çabası zaman içinde unutulmuş, ama Fransız Konsolosluğu’ndaki iki leyleğin bakımı meselesi konunun öznesi olmuştur.</p>
<p>Tekrar <em>Gurebâhâne-i Laklakân</em>  evine dönersek;  bu ev ( ki sonradan Fransız Konsolosluğu) Grégorie (Bay)’ın evi Setbaşı’ında, Gökdere’ye paralel olarak uzanan Hamam Sokağı’ndadır. Grégorie Bay Bursa’da varlıklı bir Osmanlı Ermeni ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. İpek tüccarı olan babası tarafından 1866 yılında şirketi temsil etmek üzere Fransa’ya gönderilir. Dönüşünde 1878 yılında Bursa’daki Fransız konsolosluğunda “drogman “ olarak göreve başlar. 1900 yılında konsolos yardımcısı ve daha sonra başkonsolos olur. 1911 yılında emekli olan Grégorie Bay 1914 yılında vefat eder.  Fazıl Yenisey’in “<em>Edebiyatımızda Bursa</em>” kitabında söz ettiğine göre adı geçen konut Hacı Tabak Mustafa ( bu kişi vefat edince ev oğlu İsmail Tabakgil&#8217;e kalmıştır ) isimli bir kişi tarafından Grégorie Bay’dan satın alınmış ondan Hacı Muharrem’e ondan da Kebapçı Nurettin İskenderoğlu’na satılmıştır (evin o zaman kapı numarası 4&#8217;tür).   Tabakgil Ailesi tarafından kullanımı sırasında tamir görmüş, bir süre Feyha Duraner’in ailesi tarafından da kullanılmıştır. 1950’li yıllarda Rıfat Çelpeşlioğlu tarafından tütün deposu olarak kullanılan bina zaman içinde birçok değişim geçirmiş, 1985 yılında apartmana dönüştürülmüş, 2008 yılında Osmangazi Belediyesi tarafından kamulaştırılan bina restorasyon projesi tamamlandıktan sonra Bufsad’a tahsis edilmiştir.</p>
<p>Fazul Yenisey&#8217;den yaklaşık 40 yıl sonra bu kez Ali Aksoy ve Nahit Kayabaşı aynı konağın peşine düşerler. İşte Ali Aksoy&#8217;un kaleminden <em>Gurebâhâne-i Laklakân macerası;</em></p>
<p>&#8221; Setbaşı Köprüsü&#8217;nün doğusundan dereye paralel dik aşağı indik. Irgandı Köprüsü&#8217;nden geçerek köşke gidiyoruz. İşte 1450&#8217;de yapılan Selçuk Hatun mescidi ve adının verildiği sokak. Köşke çok dar ve &#8220;L&#8221; harfi çizen bir sokakla girilmekte. Girişte, köşkün batısında geniş bir bahçe&#8230;. Köşkün bize bakan duvarı yerden bir adam boyuna kadar yeşil çinilerle kaplı. ..Haşim&#8217;in kahve, sigara ve ahududu şerbetiyle ağırlandığı yer, batı girişindeki geniş  fakat ağaç ve çiçekten yana şimdi hayli fakir olan avlu. Kapı üzerinde Arap harfleriyle yazılı bir çini pano. Kapıda tam yedi ayrı zil. Evin şimdiki adı yine bir çini panoda: &#8220;As Muti Ap. No: 8&#8221; &#8230;..  Daha sonra Gökdere&#8217;ye bakan doğu tarafa geçtik. Leylekler Evi binanın bu yönünde, kot farkından kazanılmış zemindeki üç oda da olabilir. Bahçeye bitişik dere, kuvvetli bir taşkınla bahçenin önemli bir bölümünü alıp götürmüş. &#8230;.  Köşkün bugünkü hali: giriş yönündeki yeşil çinilere, yeni açılmış pencerelerdeki ağaç işi birtakım gayretlere rağmen bina üç katlı klasik bir beton apartman. En son derenin içine kadar indim. Köşke karşıdan şöyle bir baktım. Düşkün Leylekler Evi, yaşadığı onca badireden sonra, dışı komşu yapılardan biraz farklı da olsa, bağrındaki betonla artık kendisi de &#8220;düşkün&#8221;.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Günümüzde orijinalliğini yitirmiş olan binanın,  fotoğraf sanatçısı Auguste Léon tarafından 1913 yılında çekilen fotoğrafları nedeniyle binayı daha iyi tanıma şansı bulunabiliniyor. Albert Kahn Koleksiyonunda bulunan bu fotoğraflar 2001 yılında Neslihan Türkün Dostoğlu’nun kitabında yayınlandı.</p>
<p>Sonuç olarak, çok güzel bir “hayvan hastanesi” idealini edebileştiren Ahmet Haşim’in Gurebâhâne-i Laklakân makalesi ile Fransız Konsolosluğu binası “hayvan hastanesi” olarak hak etmediği bir şöhrete kavuşurken, bu fikrin babası ve ilk uygulama alanı olan Bursa Kavaflar Çarşısı maalesef unutulmuştur. Umarım yüzyıllar sonra bu hakkı bu yazı ile teslim edilir.</p>
<p><strong>Dr. Ceyhun İrgil</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KAYNAKLAR</p>
<ol>
<li>16 Mayıs 1337(1921).Ic. No:3</li>
<li>Dostoğlu, Neslihan Türkün. Osmanlı Döneminde Bursa; 19. Yüzyıl ortalarından 20 yüzyıla Bursa fotoğrafları. S.402.</li>
<li>Edebiyatımızda Bursa. Bursa İçin Yazılan en Güzel Yazılar Antolojisi.</li>
<li><a href="http://www.bursadakultur.org/gurebahane.htm">http://www.bursadakultur.org/gurebahane.htm</a></li>
<li><a href="http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/belge/1-35141/inci-engunu.html">http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/belge/1-35141/inci-engunu.html</a></li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bursa-saglik-tarihindeki-bir-yanlis-anlama-ve-aktarma-gurebahane-i-laklakan/">Bursa Sağlık Tarihindeki bir yanlış anlama ve aktarma; Gurebâhâne-i Laklakân</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Termik Santrallerin Sağlığa Etkisi</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/haber/cevre-haberleri/termik-santrallerin-sagliga-etkisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Kayıhan Pala]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Sep 2012 07:01:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 80. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2475</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="804" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/termik-santral-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="termik-santral" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/termik-santral-2.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/termik-santral-2-300x201.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/termik-santral-2-768x515.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/termik-santral-2-1024x686.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div>
<p>Enerjinin stratejik önemi ve kar maksimizasyonu, “her şeyin fiyatının bilindiği ancak neredeyse hiçbir şeyin değerinin bilinmediği” bu çağda; küresel kapitalizmin kar hırsı dinmeyen oyuncularını –elbette halk sağlığını tehdit etmesine aldırmadan- [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/haber/cevre-haberleri/termik-santrallerin-sagliga-etkisi/">Termik Santrallerin Sağlığa Etkisi</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="804" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/termik-santral-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="termik-santral" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/termik-santral-2.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/termik-santral-2-300x201.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/termik-santral-2-768x515.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/termik-santral-2-1024x686.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div><blockquote><p>Enerjinin stratejik önemi ve kar maksimizasyonu, “her şeyin fiyatının bilindiği ancak neredeyse hiçbir şeyin değerinin bilinmediği” bu çağda; küresel kapitalizmin kar hırsı dinmeyen oyuncularını –elbette halk sağlığını tehdit etmesine aldırmadan- çevre ülkelerde termik santral kurmaya yöneltmektedir.</p></blockquote>
<p>Elbette enerji çok önemli bir gereksinimdir. Ancak verimli kullanımını ve “yenilenebilir” kaynaklarını yok sayarak, daha fazla enerji üretmek için termik ve nükleer santraller de içinde olmak üzere her türlü girişimin ön plana çıkartılması doğru değildir. Bu yazıda ana hatlarıyla termik santrallerin sağlık etkilerine değinilecektir.</p>
<p>Küresel ısınmaya katkısı nedeniyle NASA 2030’a kadar kömür santrallerinin kapatılması gerektiğini dile getirirken; Türkiye 40 adet yeni kömür santrali kurmaya hazırlanmaktadır. “Kömürden kurtul, iklimi kurtar” sloganıyla bir kampanya başlatan Greenpeace’e göre, bu 40 santralin atmosfere salacağı yıllık karbondioksit miktarı 136 milyon tonu bulacaktır.</p>
<p>Batılı ülkelerde kömürle çalışan termik santraller genellikle arazinin maliyeti, yaratacağı kirlilik, gürültü, iklim değişiklikleri ve estetik kaygılar nedeniyle nüfusun yoğun olarak yaşadığı yerleşim yerlerinden uzağa kurulmuşlardır. Ülkemizde ise santral için arazi seçilirken, kömürün kolayca taşınabileceği ve yeterli miktarda su sağlanabilecek bir alan olması büyük önem taşımış ve Yatağan, Afşin-Elbistan, Çan örneklerinde olduğu gibi nüfusun kirlilikten etkilenme olasılığı göz ardı edilerek kömürle çalışan termik santraller yerleşim yerlerinin hemen yakınına rahatlıkla kurulabilmişlerdir.</p>
<p>Termik santrallerin yerleşim yerlerinin yakınına kurulması, geçen zamanla birlikte sağlık etkilerini de kamuoyunun gündemine taşımaya başlamıştır. Çünkü termik santrallerin sağlık etkisi yapılan bilimsel araştırmalarla birlikte gözle görülür biçimde ortaya çıkarılmıştır.</p>
<p>Kömürden elektrik üreten termik santrallerin sağlık etkilerini dört ana başlıkta incelemek olanaklıdır:</p>
<ul>
<li>Hava kirliliği ile ilgili olarak sağlık etkisi,</li>
<li>Yüzey suları ile ilgili olarak sağlık etkisi,</li>
<li>Toprak kirliliği ile ilgili olarak başta gıda güvenliği olmak üzere sağlık etkisi ve</li>
<li>Doğanın zarar görmesi ile ilgili olarak sağlık etkisi.</li>
</ul>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-2477" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/termik-santral-3-256x300.jpg" alt="termik-santral" width="256" height="300" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/termik-santral-3-256x300.jpg 256w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/termik-santral-3.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 256px) 100vw, 256px" />Termik santrallerin sağlık etkisi daha çok hava kirliliği nedeniyle özellikle solunum ve dolaşım sistemlerinde yol açtıkları rahatsızlıklar ve hastalıklarla ilişkili olarak gündeme getirilmektedir. Ancak termik santrallerin sağlıkla ilgili olumsuz etkisi bununla sınırlı değildir. Termik santral yakınlarındaki alanlarda yaşayan balıklarda cıva düzeyinin artması, arsenik maruziyetine bağlı melanom dışı cilt kanserlerinde gözlenen artış, termik santral çalışanlarında gözlenen sitogenetik hasar ve termik santral çevresinde erken doğumlarda görülen artış termik santrallerin olumsuz sağlık etkilerinden bazılarıdır. Bilim literatüründe termik santrallerin sağlık etkileri ile ilgili çok sayıda araştırma bulunmaktadır.</p>
<p>İsrail’de, termik santralden kaynaklanan hava kirliliğinin çocukların akciğer fonksiyonu gelişimini olumsuz yönde etkilediği bulunmuştur<sup>1</sup>. Türkiye’de Seyitömer’de yapılan bir çalışmada, termik santralden kaynaklanan hava kirliliğinin –özellikle sigara içmeyenlerde-  solunum fonksiyonlarını olumsuz yönde etkilediği bulunmuştur<sup>2</sup>. Yine İsrail’de, termik santrale yakın (19 km alan içinde) yaşayan çocuklarda solunumla ilgili rahatsızlıklarda artış gösterilmiştir<sup>3</sup>. Meksika’da termik santralin, santralin yakınında yaşayanlarda halk sağlığına ve ekonomiye olumsuz etkileri olduğu saptanmıştır<sup>4</sup>. Tayland’da, termik santralden kaynaklanan hava kirliliğinin astımlı çocuklarda akciğer fonksiyonlarında azalmaya yol açtığı gösterilmiştir<sup>5</sup>. Yine Tayland’da, termik santralden kaynaklanan hava kirliliğinin ölümleri ve solunum ve kalple ilgili sorunlar nedeniyle hastaneye yatışları arttırdığı gösterilmiştir<sup>6</sup>.</p>
<p>Termik santrallerin çevresinde yaşayanlarda sağlıkları en çok bozulmaya aday olan risk grupları çocuklar, yaşlılar, astım hastaları, süreğen tıkayıcı akciğer hastalığı (KOAH) olanlar ve sosyo-ekonomik düzeyi düşük insanlar olarak saptanmaktadır.</p>
<p>ABD’de 2008 yılında, Georgia Devlet Mahkemesi karbondioksit sürümünü artıracağı gerekçesiyle kömür yakıtlı termik santralin yapımının durdurulmasına karar vermiştir<sup>7</sup>. Uzun bir süredir ABD’de küresel ısınmaya karşı uğraş veren çevre gönüllüleri için bu karar önemli bir zafer niteliği taşımaktadır.</p>
<p>Olası risk değerlendirme teknikleri kullanılarak yapılan bir analizde, termik santralden kaynaklanan sürümün yüzey sularındaki etkisi yüzünden termik santral çevresindeki alanlarda yaşayan balıklardaki metil cıva (MeHg) düzeyinin iki katına çıktığı gösterilmiştir<sup>8</sup>. Cıvanın insan sağlığı üzerindeki pek çok olumsuz etkisi bilinmektedir.</p>
<p>İnsanlar cıvayı; yiyeceklerden, çevresel ve endüstriyel ortamlardaki karşılaşmalardan  ve <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Amalgam">amalgam</a> bileşiklerinden alırlar. Bazı <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Mikroorganizma">mikroorganizmalar</a> cıvayı daha zehirli bir hali olan metil cıvaya dönüştürür. Bu bileşik, çevrede en çok karşılaşılan organik cıva bileşiğidir ve besin zincirinde birikir. Cıvanın insanda birikmesi daha çok balık ve kabuklu deniz ürünleri tüketimi yoluyla olmaktadır. Sağlık hizmetlerinde kullanılan cıvalı ateş ölçerler ile cıvalı tansiyon aletleri, cıvanın insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri yüzünden 2008 yılından itibaren gelişmiş ülkelerde terk edilmeye başlanmıştır.</p>
<p>Cıvanın sağlık üzerine olumsuz etkisi kimyasal formu (metil cıva, elementel cıva ve inorganik cıva bileşikleri), dozu, cıvayla karşılaşan kişinin yaşı (Yaş azaldıkça etkilenim artmaktadır), cıvaya maruziyet süresi, maruziyetin türü (Solunum maruziyeti, sindirim maruziyeti, cilt teması vb.) ve cıvaya maruz kalan kişinin sağlık durumu gibi pek çok etmene bağlı olarak değişmektedir.  Cıvanın en önemli sağlık etkisi fetüs, bebek ve çocuklarda nörolojik gelişimi olumsuz etkilemesidir. Gebe kadınların cıva maruziyeti sonucunda, bebeğin beyin ve sinir sistemi gelişiminin olumsuz etkilendiği bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Çocuklarda cıvanın bilişsel düşünmeyi, belleği, dikkati ve dil becerilerini olumsuz etkilediği de bilinmektedir.</p>
<p>Slovakya’da yapılan bir çalışmada,  idrarda ortanca arsenik derişiminin termik santralden uzaklaştıkça azaldığı saptanmıştır. Bir başka deyişle termik santrale yakın yaşayanların idrarındaki arsenik konsantrasyonu, santrale uzak yaşayanlara göre daha yüksek bulunmuştur. Aynı araştırmada, melanom dışı deri kanserlerinin görülme sıklığı da, bölgede yaşayanlara göre, termik santral çevresinde %21 daha yüksek olarak bulunmuştur. Melanom dışı deri kanserlerine etki eden önemli etmenlerden birisinin de arsenik olduğu bilindiği için, termik santral çevresinde melanom dışı deri kanserlerinin daha fazla görülmesiyle, termik santral nedeniyle 1950’den bu yana çevreye yayılan üç bin tonu aşkın arsenik arasında ilişki olduğu düşünülmektedir<sup>9</sup>.</p>
<p>Türkiye’de Afşin-Elbistan Termik Santrali çalışanlarında yapılan bir araştırmada, kontrol grubuna göre termik santral çalışanlarında sitogenetik hasar anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Bu sitogenetik hasarın kömür, toz ve gaz emisyonlarına bağlı çeşitli kimyasallara uzun süre maruz kalmanın birikimine bağlı olabileceği düşünülmektedir<sup>10</sup>.</p>
<p>Yatağan’da yapılan bir çalışmada, termik santralin çevresinde yaşayanlarda solunum fonksiyonları kontrol grubuna göre anlamlı derecede azalmış olarak bulunmuştur. Bunun santralin yarattığı hava kirliliğinin yol açtığı tıkayıcı akciğer hastalıklarının bir sonucu olarak ortaya çıktığı düşünülmektedir<sup>11</sup>. Bilindiği gibi, Yatağan termik santralden kaynaklanan hava kirliliği nedeniyle uzun zamandır kamuoyunun gündeminde olan bir ilçemizdir. Yatağan termik santralinin etkileri ile ilgili yapılan çalışmalar, santralin hem sağlık etkisini hem de çevre ile ilgili olumsuz etkisini ortaya koymaktadır.</p>
<p>Tayvan’da yapılan bir araştırmada, termik santrallerden kaynaklanan hava kirliliğinin termik santral çevresinde yaşayan gebe kadınlarda erken doğumların görülme sıklığını da arttırdığı bulunmuştur<sup>12</sup>.</p>
<p>Bursa’da Orhaneli’nde yürütülen bir araştırmanın sonucunda, Orhaneli Termik Santralı çevresinde yaşayanların, kontrol grubuna göre solunum fonksiyonlarında azalma olduğu saptanmıştır. Bu etkilenmenin sigara içmeyenleri daha yüksek düzeyde etkilediği anlaşılmaktadır<sup>13</sup>. Bu araştırmanın sonuçlarının kamuoyu ve yetkililer ile paylaşılmış olmasına karşın; bugün halen Bursa’ya yeni termik santraller kurma uğraşı içerisinde olunması düşündürücüdür.</p>
<p>Bu yazıda kısaca değinilmeye çalışılan sağlık etkileri, çok sayıda yeni termik santrallerin kurulumuna karar verilmesi aşamasında olan ülkemiz için büyük önem taşımaktadır. Termik santrallerin sağlığı olumsuz etkilediği kesindir ve bir takım önlemlerle (Desülfürizasyon üniteleri, elektrostatik filtreler vb.) bu etkilerin tamamıyla ortadan kaldırılabileceğine ilişkin iddialar dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile kanıtlanamamıştır. “Sağlıklı yaşamak” en temel insan hakkı ise, bu hakkı kazanmak için toplumun bütün kesimlerinin dayanışma içinde enerjinin verimli kullanılması için girişimde bulunması, yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji üretimindeki payının artırılmasını talep etmesi ve yeni termik santrallerin yapımına karşı çıkması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong></p>
<ol>
<li>Dubnov J, Barchana M, Rishpon S, Leventhal A, Segal I, Carel R, Portnov B. Estimating the effect of air pollution from a coal-fired power station on the development of children&#8217;s pulmonary function. <em>Environmental Research</em>, 2007; 103(1):87-98.</li>
<li>Karavus M, Aker A, Cebeci D, Tasdemir M, Bayram N, Cali S. Respiratory Complaints and Spirometric Parameters of the Villagers Living around the Seyitomer Coal-Fired Thermal Power Plant in Kutahya, Turkey. <em>Ecotoxicology and Environmental Safety</em>, 2002; 52:214-220.</li>
<li><a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/sites/entrez?Db=pubmed&amp;Cmd=Search&amp;Term=%22Goren%20AI%22%5BAuthor%5D&amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_RVAbstract">Goren AI</a>, <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/sites/entrez?Db=pubmed&amp;Cmd=Search&amp;Term=%22Helman%20S%22%5BAuthor%5D&amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_RVAbstract">Helman S</a>, <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/sites/entrez?Db=pubmed&amp;Cmd=Search&amp;Term=%22Goldsmith%20JR%22%5BAuthor%5D&amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_RVAbstract">Goldsmith JR</a>. Longitudinal study of respiratory conditions among schoolchildren in Israel: interim report of an epidemiological monitoring program in the vicinity of a new coal-fired power plant. <em>Arch Environ Health</em>, 1988 Mar-Apr; 43(2):190-4.</li>
<li>Lopez MT, Zuk M, Garibay V, Tzintzun G, Iniestra R, Fernandez A. Health impacts from power plant emissions in Mexico. <em>Atmospheric Environment</em>, 2005; 39:1199–1209.</li>
<li>Aekplakorn W, Loomıs D, Vıchıt-Vadakan N, Shy C, Wongtım S,Vıtayanon P. Acute effect of sulphur dioxide from a power plant on pulmonary function of children, Thailand. <em>International Journal of Epidemiology</em>,  2003; 32(5):854-861.</li>
<li>Thanh BD and Lefev T. Assessing Health Benefits of Controlling Air Pollution from Power Generation: The Case of a Lignite-Fired Power Plant in Thailand. <em>Environmental Management</em>, 2001; 27(2):303-317.</li>
<li><a href="http://apps.isiknowledge.com/full_record.do?product=UA&amp;search_mode=GeneralSearch&amp;qid=5&amp;SID=Z1@LhGoNfEhomLJjJoG&amp;page=1&amp;doc=1&amp;colname=WOS">Court blocks coal-fired power plant</a> , <em>Chemical &amp; Engıneering News</em>, 2008; 86(27):19.</li>
<li>Fthenakis VM, Lipfert FW, Moskowitz PD, et al. A<a href="http://apps.isiknowledge.com/full_record.do?product=UA&amp;search_mode=GeneralSearch&amp;qid=8&amp;SID=Z1@LhGoNfEhomLJjJoG&amp;page=1&amp;doc=3&amp;colname=WOS">n assessment of mercury emissions and health risks from a coal-fired power-plant</a>. <em>Journal Of Hazardous Materials</em>, 1995; 44(2-3):267-283.</li>
<li>Thornton I, Farago ME, Keegan T, et al. <a href="http://apps.isiknowledge.com/full_record.do?product=UA&amp;search_mode=GeneralSearch&amp;qid=8&amp;SID=Z1@LhGoNfEhomLJjJoG&amp;page=1&amp;doc=1&amp;colname=CABI">Environmental impacts, exposure assessment and health effects related to arsenic emissions from a coal-fired power plant in Central Slovakia; the EXPASCAN study.</a> Fifth International Conference on Arsenic Exposure and Health Effects, San Diego, California, USA, 14-18 July, 2002, Pages: 39-49.</li>
<li>Celik M, Donbak L, Unal F, Yüzbasıoglu D, Aksoy H, Yılmaz S. Cytogenetic damage in workers from a coal-fired power plant. <em>Mutation Research</em> 2007; 627:158–163.</li>
<li>Karavuş M, Çalı Ş, Bakırcı N, Save D, Aker A. Spirometric Parameters of the Villagers Living Around Power Plant in Muğla, Turkey. <em>Turkish Respiratory Journal </em>2007; 8(2): 44-47.</li>
<li><a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed?term=Tsai%20SS%5BAuthor%5D&amp;cauthor=true&amp;cauthor_uid=16381490">Tsai SS</a>, <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed?term=Yu%20HS%5BAuthor%5D&amp;cauthor=true&amp;cauthor_uid=16381490">Yu HS</a>, <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed?term=Chang%20CC%5BAuthor%5D&amp;cauthor=true&amp;cauthor_uid=16381490">Chang CC</a>, <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed?term=Chuang%20HY%5BAuthor%5D&amp;cauthor=true&amp;cauthor_uid=16381490">Chuang HY</a>, <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed?term=Yang%20CY%5BAuthor%5D&amp;cauthor=true&amp;cauthor_uid=16381490">Yang CY</a>. Increased risk of preterm delivery in women residing near thermal power plants in Taiwan. <em>Archives of Environmental Health</em>, 2004 Sep; 59(9):478-83.</li>
<li>Pala K, Turkkan A, Gercek H, Osman E, Aytekin H. Evaluation of Respiratory Functions of Residents Around the Orhaneli Thermal Power Plant in Turkey. <em>Asia-Pacific Journal of Public Health</em>, 2012; 24(1):48-57.</li>
<li></li>
</ol>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/haber/cevre-haberleri/termik-santrallerin-sagliga-etkisi/">Termik Santrallerin Sağlığa Etkisi</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu nasıl bir çiledir , çocuğun doktor olunca anlarsın aslında… TAMGÜN… TAM GÜM</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/bu-nasil-bir-ciledir-cocugun-doktor-olunca-anlarsin-aslinda-tamgun-tam-gum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Sep 2012 06:36:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 80. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2470</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="816" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/Doktor-tam-gun.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="Doktor-tam-gun" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/Doktor-tam-gun.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/Doktor-tam-gun-300x204.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/Doktor-tam-gun-768x522.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/Doktor-tam-gun-1024x696.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div>
<p>Lisede şen şakrak yıllar geçirmek varken, gece gündüz çalıştı… Ailesinin dar olanakları ile hafta sonları da dersaneneye gitti. Tıp Fakültesi’ne gidip doktor olmak istiyordu. Hem yararlı, geçerli bir işi olacaktı, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bu-nasil-bir-ciledir-cocugun-doktor-olunca-anlarsin-aslinda-tamgun-tam-gum/">Bu nasıl bir çiledir , çocuğun doktor olunca anlarsın aslında… TAMGÜN… TAM GÜM</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="816" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/Doktor-tam-gun.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="Doktor-tam-gun" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/Doktor-tam-gun.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/Doktor-tam-gun-300x204.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/Doktor-tam-gun-768x522.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/Doktor-tam-gun-1024x696.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div><p>Lisede şen şakrak yıllar geçirmek varken, gece gündüz çalıştı…</p>
<p>Ailesinin dar olanakları ile hafta sonları da dersaneneye gitti.</p>
<p>Tıp Fakültesi’ne gidip doktor olmak istiyordu.</p>
<p>Hem yararlı, geçerli bir işi olacaktı, hem de geçim kaygısı yaşamayacağını umuyordu.</p>
<p>Bir milyon öğrencinin arasından sıyrılarak tıp fakültesine girdi.</p>
<p>Arkadaşları 4 yılda mezun olurken, o 6 yıl gece gündüz yine ders çalıştı. Son 2-3 yılı gece nöbetleri dahil hastanede sabahladı.</p>
<p>Başka fakültedeki arkadaşları gençliğin coşkusu ile üniversitenin keyifli yanlarını yaşarken, o hep hastanede “bedava işçiydi”…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-2473" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/09/Doktor-tam-gun2-300x254.jpg" alt="Doktor-tam-gun" width="300" height="254" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/09/Doktor-tam-gun2-300x254.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/09/Doktor-tam-gun2.jpg 546w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />Herkes bir harç öderken, onun ailesi üç ödedi… Kitapları hep pahalıydı. Babası her yıl ev kirası gibi kitap parası ödedi… Ailesinin olanakları olmayanlar gece başka işlerde çalıştı.</p>
<p>6 yıl bitti… ”Doktor oldum” diye sevinemedi… Okumasında devletin hiç maddi katkısı olmamasına rağmen, “mecburi hizmete” gönderildi. Gittiği köyde, kasabada bazen tek üniversite mezunu olarak yoklukla, zorlukla çalıştı.</p>
<p>Mesaisi yoktu… 24 saat görevde olmak zorundaydı. Özel hayatı olamazdı, görev “kutsaldı”… Acıkmaz, hasta olamaz, derdi, tasası kimseyi ırgalamazdı… O dert ve sorun çözen kişi olarak, kusursuz ve mükemmel olmak zorundaydı. Zaten “insan” değil “android” muamelesi yapılıyordu…</p>
<p>Oysa o hem gece-gündüz normal işi dışında gene ders çalışmak zorundaydı. Çünkü uzman olmak için TUS sınavını kazanması gerekliydi. Bu nedenle gittiği mecburi hizmette sosyal hayat ve gündemden habersizdi.</p>
<p>İdealist ise, pratisyen olarak kalmaya karar verirse, yaşam boyu devletin, müdürlerin, özel sektörün her eziyetine katlanacağım demekti… “Angarya anayasaya göre suçtur” ama sağlık sisteminin tüm eksikliklerinden kaynaklanan “angaryası” bir ömür boyu bu isimsiz kahramanların sırtındadır…</p>
<p><strong>40 YAŞINA KADAR ÖZGÜR OLAMAZSIN…</strong></p>
<p>Binlerce kişi arasından uzmanlık sınavını kazandı. Bilmediği, istemediği bir başka kentte tekrar düzen kurmalıydı. Beş ila 7 yıl süren uzmanlık tam bir eziyet olmuştu…. Bir tür mecburi hizmet aslında… Her hocanın ayrı kaprisi, yönetim sıkıntıları, bakanlık mevzuatı, günaşırı nöbet, haftada 90-100 saat çalışma… Hafta sonu, hak getire… Tatil, o da ne? Bayramlar, asıl çalışma zamanı… Yılbaşı gecesi, nöbet…</p>
<p>7 yıl tamamlandı… Sağlığını, saçlarını kaybetti ama artık “uzman” olmuştu…</p>
<p>Bu kez “uzman” olduğu için tekrar “mecburi hizmet”… Tekrar taşın… Tekrar düzen kur… Zavallı annesi- babası hep onunla taşınıyor. Onların da hayatı karardı. Hep soruyorlar “evladım ne zaman kendi başına yaşayacaksın, ne zaman bizden harçlık almayacaksın?”</p>
<p>Tam “özgürüm” derken askere aldılar… Yine “mecburi hizmet” yine taşınma… Askerlik bitti…</p>
<p>37 yaşına geldi… Tayin bekliyor&#8230; Devlet bir hastaneye görevlendirirse, artık evini, düzenini kuracak… Evlenmediyse evlenecek&#8230; Evliyse hele eşi de doktorsa yandı… Çünkü eşi ile aynı yere tayin olması mucize… Eşi de uzmanlık yapıyorsa en az 5-7 yıl bir araya gelemezler…( zaten çoğunlukla boşanma ile biter bu evlilikler!)</p>
<p>Eğer kadın isen bu zorlukları iki ile çarp… Fırsat bulup arada derede evlenemezsen “evde kalmışlık”  derdi, ”bir çocuk sahibi  olmamanın” acısı tarif edilemez… “Kadın doktor olacaksan, hem kariyer yaparım, hem de çocuk” ancak şarkılarda olur…</p>
<p>Tayin oldu… Çok şükür artık kendi kliniğini yönetecek ve hastalarına bakacak… Gerçi evinden çok uzaklara, uzmanlık olanaklarının olmadığı, alet-edevatın olmadığı bir yere atadılar ama olsun idealist…</p>
<p>Şimdi mesleğini, kendini gösterme zamanı… Hala genç, atak…</p>
<p>Heyecanla başladı… Ameliyathane yok, varsa da yeterince alet yok&#8230; Alet varsa personel eksik… Ekip oluşturacak diğer dallar ya yok ya da eksik… Olsun çalışacak, yıllardır bekliyor… İdari görevler, ameliyatlar, poliklinik, gece nöbetleri, hafta sonu nöbetleri, tatil çalışması bitmedi…</p>
<p>Maaşı 1500 TL&#8230; Nöbet ücreti 16 lira… Ailesinden para almak istemiyor… Kitaplar hala pahalı, mesleki olarak geri kalmamak için kongre ve toplantılara gitmesi gerek… Kira var, çocuklar da büyüdü…</p>
<p><strong>DOKTOR YORULMAZ, UYUMAZ, ACIKMAZ… </strong></p>
<p>Halkın kafasında bir doktor kalıbı var… Temiz olacak, şık giyinecek… Gece acil çağrıldı, arabası olacak… Kanamalı hasta için çağırdılar, belediye otobüsü ile nasıl yetişecek?</p>
<p>Yeni yayınları izleyecek, kongreye gidecek, her şeyden haberdar olacak, 24 saat arandı bulunacak…</p>
<p>O acıkmaz, o yorulmaz, o uyumaz… Düşün&#8230; Gece aramışsın annen hasta, eşin kusuyor, çocuğunun ateşi çıkmış… Telefonu kapalı olamaz&#8230; “Yorgunum, gelemem diyemez” , “hastayım başkasını ara diyemez” , “benim de çocuğum hasta onun başındayım diyemez”…</p>
<p>Hasta iyileşmez ise “o suçlu”… Hastalık ilerlerse “ o suçlu”… Bir düşün, her şeyin çaresi olsa, onun anası, babası hastalıktan ölmezdi… Onu hep “ilah” olarak gördün, “insan” olduğunu unuttun…</p>
<p>O senin gibi insan… Yorulur, acıkır, hasta olur… Her şeyi bilemez… Her bildiğini tam uygulamak için sağlıklı alt yapıya, teknolojiye, alete-edevata ihtiyacı var… En önemlisi “bilinçli hasta ve hasta yakınlarına”…</p>
<p>Eleştirilecek yanları yok mu? Hiç yanlışları, hataları olmaz mı? Olur… Unutma insan o… Senin gibi…</p>
<p>Ona her şeyi tam olarak sundun, tüm olanakları sağladın da o mu tam yapamadı… Sağlık sistemin “İsviçreli de” , doktorun “Bangladeşli mi?”… Halkın ve sen neysen “doktorun” o… Uzaydan gelmediler… Öğretmen, mühendis, mimar, fırıncı, kebapçı işini nasıl yapıyorsa, o da o kadar yapıyor?</p>
<p>Ve dayanamayıp 40 yaşında istifa eder devletten… Memleketine gidip, muayenehane açıp veya bir sağlık kuruluşunda çalışıp sakin bir hayatın hayalini kurar… Lise arkadaşları emekli olurken, o daha kendisi için çalışmaya yeni başlayacak.</p>
<p>Muayene soyut bir iştir… Elle tutulur bir şey vermediğiniz için,  her hastanın gözlerinden okur “ bu doktor şimdi 150 liralık ne yaptı ki? “ sorusunu…</p>
<p>Oysa düşünmez o ücretin içinde 40 yıl var… Yaşanmamış gençlik var… Ailenle yaşayamadığın yıllar, hafta sonları, tatiller var… Hastasının başında nöbette iken gidemediği toplantılar, geziler, misafirlikler var… Çalıştığı yerdeki aletlerin yatırımı, çalışan personelin maaşı, giderler daha da önemlisi duvarlarda kağıt parçası olarak duran “diplomaları” var…</p>
<p><strong>SAĞLIK HİZMETİ  “LÜKS OLMALIDIR” VE “O LÜKSE HERKES LAYIKTIR”…</strong></p>
<p>Diplomasız onca meslek sahibine ücret öderken, teksilticisi, müteahhidi, işadamı kazanırken hiç sorgulamayan bu insanlar, doktor kazanırken rahatsız olurlar. Oysa iyi sağlık hizmeti her zaman, dünyanın her yerinde pahalıdır. Çünkü iyi, çünkü “sağlık en değerli şey ise sağlık lüks olarak sunulması gereken, ama herkesin bu lüksten eşit ve mutlak faydalanması geren bir hizmettir”</p>
<p>Bu toplumun bilenleri, okuyanları sorumludur, sorunludur… Çünkü toplum eğitime, bilgiye gereken saygı ve sevgiyi göstermiyor… Bu nedenle öğretmeni de, hakimi de, savcısı da, mimarı da, eczacısı da, mühendisi de, avukatı da, doktoru da dertli, mutsuz…</p>
<p>40 yaşına kadar hayatını yaşayamayan, düzenini kuramayan 1500 lira maaşla çalışan, 24 saat hizmet beklenen doktorlara ve 900-1200 liraya çalışan sağlık personelin bugünlerde saldırmak hem moda oldu, hem de toplumsal psikotik bir hezeyan halini aldı…</p>
<p>“Tamgün Yasası” bahane edilerek sağlık çalışanlarının hayat tarzları, seçimleri dayatılıyor… Sosyal adalete inanan tüm hekimler,  TTB, “tamgün yasası”na karşı değildir.  Aklı başında hiçbir hekim de bu yasaya karşı çıkmaz… Ama bu yasa “tamgün “ adı ve gölgesinde, bir mesleğe devlet eliyle “zorbalıktır”…</p>
<p>Başka hiçbir meslek grubuna veya profesyonel iş koluna bu kadar dayatma yoktur. Devlet, eğitim masraflarını kendisi veya ailesi tarafından karşılayan doktorlara zorunlu eğitimleri, yasaları, mecburi hizmeti, yasal kısıtlamaları, özel sektörde de çalışma koşullarını dayatmaktadır…</p>
<p>Hükümet halkı “muayenehaneleri kapatıyoruz” teranesi ile yanıltmaktadır. Bugün zaten doktorların yüzde 80-90’ı tamgün çalışmaktadır…</p>
<p>Sağlık kamusal bir hizmettir… Herkesin eşit ve tam olarak alması gereken bir hizmettir. Yıllarca sağlığa “güdük” bütçeler ayıran devlet , bir uçak parası ile tüm ülkedeki hastanelere bir ultrason ve tomografi alabilecekken, tercihini “sağlıkta ve barıştan” yana değil “savaştan ve silahtan” yana kullandı&#8230;</p>
<p><strong>ELEŞTİRİN AMA VİCDANLI OLUN…</strong></p>
<p>Hastalara, hastanelere, doktorlara, sağlığa yatırım yapılmazken hiç sesini çıkarmayan halk, doktorlar ve sağlık çalışanlarına fatura edilen tüm eksiklik ve çarpıklıklarda acımasızca saldırıyor… Bunca yıl gece-gündüz, şehirde, köyde, mezrada size ve yakınlarına koşan bu 100 bin doktor tüm yokluk ve olanaksızlara karşın elinden geldiğince, yetebildiğince hizmet etmeye çalışmıştır… Memnun olmayabilirsiniz, beğenmeyebilirsiniz…</p>
<p>Ama vicdanlı olun… Art niyetli, isteyerek ve bilerek zarar vermeye çalışan kaç sağlık çalışanı ile karşılaştınız? Bu sayı öğretmen, esnaf, memur, işçi, mühendis veya siyasetçiden daha yüksek bir oranda mı ?</p>
<p>Adalette, eğitimde, emniyette, gümrükte, belediyede karşılaştığın muamele, aldığın hizmeti, yaşanan aksaklıkları hatırla… Sağlıkta yaşadıklarından daha mı farklı?</p>
<p>Bugün sağlık çalışanlarına reva görülen bu dayatma ve sıkıntıların faturası kısa vadede yine halka çıkacaktır.</p>
<p>Geçim derdine düşmüş, gelecek kaygısı yaşayan, aklı sizde değil kendi derdinde olan, sizin ameliyatınızı değil de ay sonunu düşünen sağlık çalışanlarının ne kadar tehlikeli olduğunu zaman gösterecek…</p>
<p>Sağlık çalışanlarının mutlu olmadığı bir sistemde, hastaların asla mutlu olmayacağına emin olabilirsiniz.</p>
<p>Doktor ve sağlık sistemi hasta olursa, hastalara kim bakacak?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Dr. Ceyhun İrgil</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bu-nasil-bir-ciledir-cocugun-doktor-olunca-anlarsin-aslinda-tamgun-tam-gum/">Bu nasıl bir çiledir , çocuğun doktor olunca anlarsın aslında… TAMGÜN… TAM GÜM</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akıl Ve Vicdan</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/akil-ve-vicdan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Sep 2012 05:12:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 80. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2467</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="900" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/akil-vicdan.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="akil-vicdan" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/akil-vicdan.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/akil-vicdan-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/akil-vicdan-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/akil-vicdan-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/akil-vicdan-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div>
<p>İnsanın birbirini tamamlaması gereken iki niteliği. Vicdansız akıl tehlikelidir, akılsız vicdan çaresiz. Onun için de tarih boyunca bütün egemenler aklı bastırarak, vicdanı susturarak kitleleri istedikleri gibi yönetmişlerdir. Devrimler aklın ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/akil-ve-vicdan/">Akıl Ve Vicdan</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="900" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/akil-vicdan.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="akil-vicdan" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/akil-vicdan.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/akil-vicdan-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/akil-vicdan-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/akil-vicdan-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/akil-vicdan-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div><p>İnsanın birbirini tamamlaması gereken iki niteliği.</p>
<p>Vicdansız akıl tehlikelidir, akılsız vicdan çaresiz.</p>
<p>Onun için de tarih boyunca bütün egemenler aklı bastırarak, vicdanı susturarak kitleleri istedikleri gibi yönetmişlerdir.</p>
<p>Devrimler aklın ve vicdanın isyanlarından doğmuştur.</p>
<p>Karşılaştığımız bütün sorunları bu açıdan irdelersek konuyu daha iyi görürüz.</p>
<p>Pompalı tüfekli katiller vicdanlarını yok etmiş akıllarını bulandırmış zavallılardır.</p>
<p>Uyuşturucu kullananlar akıllarından vazgeçmiş, vicdanlarını koydukları yeri unutmuş bağımlılardır.</p>
<p>İnternet, aklını kullananların elinde yararlı bir iletişim yolu,aklından vazgeçenlerin elinde ekran uyuşturucusudur.</p>
<p>Eğitim, aklını kullanıp hedefini seçerek öğrenmek isteyenler için yararlı bir süreçtir.</p>
<p>Hiçbir şey düşünmeyip bir şey olmaya çalışanlar için ise zaman emek ve para kaybıdır.</p>
<p>Akılcılık insanlığın dogmalarla boğuşarak, kimi zaman savaşarak bin yıllar boyunca filazofuyla, yazarlarıyla, onlardan esinlenen asker sivil yöneticilerle, tarihin devrimcileriyle reformcularıyla kazandığı büyük bir aşamadır.</p>
<p>Akılcılık bir dönüşümdür.</p>
<p>Günümüzde de akılcılık dogmacılığın tehdidi altındadır.</p>
<p>Çünkü, dogmacılık, düşünmenin, karar vermenin, harekete geçmenin sorumluluğunu ortadan kaldırır.</p>
<p>Dogma ‘ sen bir şey düşünme ‘ der, ‘ ben senin yerine düşünmüştüm’. ‘Sen sadece bana inan, benim dediklerimi yap, kararları bana bırak, o kadar’ der.</p>
<p>Dogma, seslendiklerine ’kendi aklını sadece benim dediklerimi yapmak için kullan’ der.</p>
<p>Sorumluluktan korkan, sorumluluktan kaçan insan da bu çağrıya itaat eder.</p>
<p>Dogmanın bütün gücü işte bu itaattir.</p>
<p>Dogmanın kaynağı din olabilir, gelenek olabilir, töre olabilir,  herhangi bir öğreti olabilir.</p>
<p>Sorgulamadan inanılan, eleştirilemeyen, tartışılamayan her şey dogmadır.</p>
<p>İnsanlığın en büyük kazanımı ‘eleştirel akıl’ dır.</p>
<p>Bundan vazgeçen insanın aklı da işe yaramaz vicdanı da.</p>
<p>Ahlak, aklın ve vicdanın ortak sunucudur.</p>
<p>Akılsız olanın vicdanı ahlaklı olmaya yetmez.</p>
<p>Vicdansız olanın aklı da ahlaka ulaşamaz.</p>
<p>Ahlak, korkunun ürünü değildir, akılla vicdanın ortak sonucudur.</p>
<p>İşte, Mustafa Kemal Atatürk’ ün ‘ Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştiriniz’ sözünün büyüklüğü de buradadır.</p>
<p>Özgür düşünce, özgür vicdan, özgür kültür.</p>
<p>Dogmaların esaretinden, sultanların vesayetinden, yabancıların ipoteğinden kurtulmuş insanlar olmak.</p>
<p>Bugün öyle bir Türkiye’ de mi yaşıyoruz?</p>
<p>Sorunlarımızın çözümünü akılla ve vicdanla mı arıyoruz?</p>
<p>Yoksa, Cumhuriyetin 83. yılında bütünüyle ortaçağa doğru yol mu alıyoruz?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Dr. Erdal Atabek &#8211; TTB Merkez Konseyi Eski Başkanı</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/akil-ve-vicdan/">Akıl Ve Vicdan</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
