<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hekimce Bakış 82. Sayı arşivleri - Hekimce Bakış</title>
	<atom:link href="https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-82-sayi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-82-sayi/</link>
	<description>Bursa Tabip Odası yayınıdır</description>
	<lastBuildDate>Fri, 15 Mar 2019 20:23:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>Cesaria Evora &#8211; Müziğin çıplak ayaklı divası</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/cesaria-evora-muzigin-ciplak-ayakli-divasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Apr 2013 19:29:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Detone]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 82. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2322</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="533" height="436" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/Cesaria-Evora.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="Cesaria-Evora" decoding="async" fetchpriority="high" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/Cesaria-Evora.jpg 533w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/Cesaria-Evora-300x245.jpg 300w" sizes="(max-width: 533px) 100vw, 533px" /></div>
<p>Cesaria Evora, (d. 27 Ağustos 1941 &#8211; ö. 17 Aralık 2011 Cape Verde) Grammy ödüllü folk şarkıcısı. Atlas Okyanusunda, Kuzey Batı Afrika açıklarındaki bir adalar ülkesi olanCape Verde’ye bağlı São [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/cesaria-evora-muzigin-ciplak-ayakli-divasi/">Cesaria Evora &#8211; Müziğin çıplak ayaklı divası</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="533" height="436" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/Cesaria-Evora.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="Cesaria-Evora" decoding="async" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/Cesaria-Evora.jpg 533w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/Cesaria-Evora-300x245.jpg 300w" sizes="(max-width: 533px) 100vw, 533px" /></div><blockquote><p>Cesaria Evora, (d. 27 Ağustos 1941 &#8211; ö. 17 Aralık 2011 Cape Verde) Grammy ödüllü folk şarkıcısı.</p>
<p>Atlas Okyanusunda, Kuzey Batı Afrika açıklarındaki bir adalar ülkesi olanCape Verde’ye bağlı São Vicente, Mindelo’da doğdu. Doğduğu yer Afrika’da sömürgeleri bulunan Portekiz’in yüzyıllarca üs olarak kullandığı bir yerdi. Cesaria Evora, parlak sesi ve fiziksel çekiciliği hemen dikkat çekti, ancak bir genç kızken başladığı şarkıcılık yaşantısında umduklarını bulamadı. Barlarda şarkı söyleyerek annesine ve iki kızına baktı.</p></blockquote>
<p>Onu dinlemek için Cape Verde&#8217;ye gelen Fransız menajer Jose da Silva, birlikte çalışmayı önerdiğinde Evora 47 yaşındaydı. Evora &#8220;Hiç değilse Paris&#8217;i görürüm&#8221; diyerek öneriyi kabul etti. Kendi deyimiyle &#8220;aç insanlarla, dünyanın fakir halklarıyla dayanışma içinde olmak amacıyla&#8221; sahneye gösterişli ayakkabılar yerine çıplak ayakla çıkmayı tercih eden Cesaria Evora’nın ilk albümü 1988’de yayımlandı. 1991 ve 1992’de yeni albümleri çıktığında artık 50’li yaşlarda ve hayatında ilk kez ünlüydü. Şarkılarını Portekizce ile Afrika dillerinin bir karması olan Creole dilinde söylemesine rağmen, sesinin sıcaklığı ile dünyanın her köşesinde geniş bir hayran kitlesi budu.</p>
<p>Sonraki yıllarda Dünya’yı dolaşıp aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ülkelerde yüzlerce konser veren Evora, pek çok ödül aldı. 2003 yılında Güncel Dünya Müziği kategorisinde “Aşkın Sesi (Voz d&#8217;amor)” adlı albümüyle aldığı Grammy ödülü bunlardan biridir. Çıplak ayaklı diva olarak anılan sanatçı için bu ödüllerin belki en anlamlısı ülkesi tarafından verilen “Kültür Elçisi” unvanıdır. Sanatçı, Cape Verde&#8217;ye özel “morna” tarzı müziğin en önemli isimlerinden biridir. Şarkıları, Portekiz Fado&#8217;larından Küba ve Afrika müziklerine uzanan geniş bir yelpazeyi yansıtıyor.</p>
<p>Sanatçı, 17 Aralık 2011&#8217;de, Cape Verde’ye bağlı São Vicente adasında bulunan Mindelo’da, kalp yetmezliği ve hipertansiyon teşhisi ile kaldırıldığı Baptista de Sousa Hastanesi’nde, 70 yaşında hayata gözlerini yumdu.<br />
17 Aralık 2011 Cumartesi günü aramızdan ayrıldı Cesaria..Hep çıplak ayak şarkı söylediği için Çıplak Ayaklı Diva olarak anıldı. Cape Verde adında bir adada 1941 Dünyaya geldi. 7 Yaşında babası vefat etti,10 yaşında annesi altı çocuğa bakamayacağına karar verdi ve onu yetimhaneye bıraktı. 16 Yaşında bir arkadaşının ikna etmesiyle denizcilerin gittiği bir tavernada şarkı söylemeye başladı..Ve 70 Yaşına kadar söylemeye de devam etti, evi her zaman herkese açıktı. Bir rivayete göre ölmeden 48 saat önceye kadar..Hasret (Sodade) adlı şarkısı en çok sevilen şarkılarından biriydi. Hayranları bu şarkıyı dinlerken artık ona olan özlemlerini hissedecekler..</p>
<p><strong>HASRET</strong><br />
Sana kim öğretti,<br />
o uzak yolu?<br />
Sana kim öğretti,<br />
o uzak yolu?<br />
O yolu,<br />
Sao Tomé&#8217;ye kadar olan&#8230;<br />
Hasret, hasret<br />
Hasret<br />
Vatanım, Sao Nicolau&#8217;ya olan&#8230;<br />
Eğer bana mektup yazarsan,<br />
ben de sana yazarım<br />
Eğer beni unutursan,<br />
ben de seni unuturum.<br />
Sen geri dönene kadar&#8230;<br />
Hasret, hasret<br />
Hasret<br />
Vatanım, Sao Nicolau&#8217;ya olan&#8230;</p>
<p><strong>CESARIA EVORA/ Müziğin Çıplak Ayaklı Divası</strong></p>
<p>Atlantik Okyanusu&#8217;nun maviliklerinde yer alan Cape Verde Adaları&#8217;nı dünyanın tanıma nedenidir kendisi. Sahra Çölü kadar kurak bu adalar, yüzyıllar boyunca Afrika&#8217;yı yağmalamaya gelen Portekizlilerin üssüydü. Köleleri Amerika’ya yıllarca buradan gönderdiler. 1975&#8217;te de ada bağımsızlığını kazandı. Portekizliler giderken adalara, bir yanda koyu bir yoksulluğu, öte yandan Portekizce ve Afrika dillerinin karışımı olan özel dil olan &#8220;Creole&#8221;yu ve aşktan, denizden, memleket ve sevgiliye duyulan hasretlerden, tutkulardan, talihsizliklerden bahseden “Morna”ları bıraktı.</p>
<p>Cesaria Evora 1941 yılında yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi, yedi kardeştiler. Babası keman çalardı,7 yaşında onu kaybetti. 10 yaşında ailesinin ona bakamaması nedeniyle yetimhaneye verildi. 16 ‘sında bir rastlantı eseri olarak barlarda şarkı söylemeye başladı. 40’ına kadar başından üç evlilik geçti ve bu evliliklerinden üç çocuğu dünyaya geldi. Bu yıllara kadar geçimini barlarda şarkı söyleyerek sağlayan sanatçı, oldukça zorlu ve yoksul bir yaşam sürdü.<br />
Cesaria Evora’ya 47’sinde başına talih kuşu kondu. Cape Verde’de bir Fransız yapımcı tarafından keşfedilerek Paris’e gitti. 53&#8217;ünde ise Fransa&#8217;da uluslararası şöhret haline geldi. Artık bütün dünya onu tanıyordu. Creole dışında dil bilmeyen, sahneye çıplak ayakla çıkan sanatçı, başka bir dil öğrenmeyi hep reddetti. Evora&#8217;yla konuşabilmek için önce Creole konuşan birilerini bulmak gerekiyordu. Bu yumuşacık, hüzünlü, alabildiğine acı dolu şarkılarını o benzersiz sesi ile ve hep kendi dili ile söyledi. Tek bir okulu vardı, barlar… Sesini bile o barların dumanlı havasına ve bedava verilen içkilerine borçluydu. Evora çıplak sahnede şarkılarını çıplak ayakla söylerdi, hatta ilk albümünün adı La Diva Aux Pied Noir (Çıplak Ayaklı Diva)dır. Çıplak ayakla sahneye çıkması; belki denildiği gibi geçmişini unutmamak unutturmamak içindi… Belki de sadece ayaklarını yıllarca özgür bırakarak ayakkabısız yaşama alışkanlığına bağlıydı…</p>
<p>Sahnede gözlerini kapatıp sallanarak şarkı söyleyen bu kadın, tüm dünyada konserler verdi.1988-2006 yılları arasında 10 adet albüm çıkardı. Tüm dünyada albümleri 4 milyon adet sattı. Beş kez aday gösterildiği Grammy ödülünü, 2003 yılında Güncel Dünya Müziği kategorisinde “Aşkın Sesi (Voz d&#8217;amor)” adlı albümüyle aldı. Şöhrete karşın yaşamını hiç değiştirmedi, hep adasına, ailesine, evine bağlı kaldı.</p>
<p>Sanatçı bir açıklamasında, Cape Verde şarkılarının bir karışım olduğunu söyleyerek: &#8220;Limana gelen her teknenin izi vardır müziğimizde. Angola, Portekiz, Brezilya, Karayipler&#8230; Her yerden gemiler gelir, geçer. Bize seslerini, melodilerini bırakırlar. Özellikle son 200 yılda çok renklenmiş şarkılar. Blues&#8217;a benzetiyorlar. Zencilerin çektiği ıstırabı anlatıyor, hasreti anlatıyor. Bazen benzer enstrümanlar kullanıyoruz. Buna karşın bluesdan çok farklı bir müzik bu” diyerek müziğinin çok renkliğinin temel taşlarını anlatmıştır.</p>
<p><strong>Müziğin çıplak ayaklı divası; </strong><br />
70 yaşına kadar bize şarkılarını söyledi.17 Aralık 2011&#8217;de, Cape Verde’de, hayata gözlerini yumdu. Geride, onu uzun yıllar bıkmadan dinleyecek bir dinleyici kitlesi ve unutulmaz şarkılar bırakarak aramızdan ayrıldı.<br />
Müziksiz kalmayın..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/cesaria-evora-muzigin-ciplak-ayakli-divasi/">Cesaria Evora &#8211; Müziğin çıplak ayaklı divası</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Hekim (Tıp) Bursa Milletvekilleri (3) 1920-2012</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/turkiye-buyuk-millet-meclisinde-hekim-tip-bursa-milletvekilleri-3-1920-2012/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Çetin Tor]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Apr 2013 19:18:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 82. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2317</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="254" height="337" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/emin-acar.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="emin-acar" decoding="async" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/emin-acar.jpg 254w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/emin-acar-226x300.jpg 226w" sizes="(max-width: 254px) 100vw, 254px" /></div>
<p>DR.EMİN ACAR 1926 yılında İnegöl’de doğdu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Maraş Merkez, Çardak Nahiyesi Hükümet Tabibi, Bolu Akçakoca Belediye Tabibi, Hükümet Tabibi ve Sağlık Merkezi Tabibi görevlerinde bulundu. Ankara [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/turkiye-buyuk-millet-meclisinde-hekim-tip-bursa-milletvekilleri-3-1920-2012/">Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Hekim (Tıp) Bursa Milletvekilleri (3) 1920-2012</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="254" height="337" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/emin-acar.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="emin-acar" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/emin-acar.jpg 254w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/emin-acar-226x300.jpg 226w" sizes="auto, (max-width: 254px) 100vw, 254px" /></div><figure id="attachment_2318" aria-describedby="caption-attachment-2318" style="width: 254px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-2318" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/emin-acar.jpg" alt="emin-acar" width="254" height="337" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/emin-acar.jpg 254w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/emin-acar-226x300.jpg 226w" sizes="auto, (max-width: 254px) 100vw, 254px" /><figcaption id="caption-attachment-2318" class="wp-caption-text">Dr. Emin Acar</figcaption></figure>
<p><strong>DR.EMİN ACAR</strong></p>
<p>1926 yılında İnegöl’de doğdu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Maraş Merkez, Çardak Nahiyesi Hükümet Tabibi, Bolu Akçakoca Belediye Tabibi, Hükümet Tabibi ve Sağlık Merkezi Tabibi görevlerinde bulundu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği’nde akliye ve asabiye dalında ihtisas yaparak uzman oldu. Devlet Planlama Teşkilatı Teşvik Uygulama Dairesi’nde Sağlık ve Gıda Uzmanı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nda Teşvik Uygulama Proje Uzmanı olarak çalıştı.</p>
<p>14.10.1973 tarihinde yapılan miletvekili genel seçimlerinde Milli Selamet Partisi’nden Bursa milletvekili seçilerek TBMM 15.Dönem çalışmalarına katıldı.</p>
<p>Fransızca,Almanca ve İngilizce bilir. Evli ve iki çocuk babasıdır.</p>
<p><strong>Kaynak: </strong><br />
• Bursa Ansiklopedisi 2002, I.Cilt, Sayfa: 28, Yayına Hazırlayan: Yılmaz Akkılıç,<br />
Burdef Yayınları No: 3, Harman Ofset Basım Sanayi-İstanbul, 2002.<br />
• TBMM Milletvekilleri Albümü, II.Cilt, 15.Dönem Bursa Milletvekilleri,<br />
www.tbmm.gov.tr</p>
<figure id="attachment_2320" aria-describedby="caption-attachment-2320" style="width: 196px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-2320" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/mustafa-ozyurt.jpg" alt="Dr. Mustafa Özyurt" width="196" height="260" /><figcaption id="caption-attachment-2320" class="wp-caption-text">Dr. Mustafa Özyurt</figcaption></figure>
<p><strong>DR.MUSTAFA ÖZYURT </strong></p>
<p>1941 yılında İstanbul’da doğdu. İlkokulu Bolu’da ortaokul ve liseyi Adapazarı’nda okudu. 1966 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Lisansüstü eğitimini Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Kürsüsü’nde tamamlayarak 1979 yılında uzman oldu. Aynı yerde çocuk ürolojisi alanında çalışmaya başladı. Askerlik görevini 1973-1974 yıllarında Adana Asker Hastanesi’nde üroloji uzmanı olarak yaptı. 1974 yılında İstanbul Üniversitesi Bursa Tıp Fakültesi Üroloji Kürsüsü’ne başasistan olarak atandı. 1976 yılında doçent oldu. 1977-1978 yıllarında ABD University of Alabama in Birmingham’da böbrek transplantasyonu konusunda çalıştı. 1981 yılında profesör oldu. Anabilim dalı başkanlığı ve dekan yardımcılığı görevlerinde bulundu.</p>
<p>Cumhuriyet Halk Partisi’nin 30.09.2001 tarihinde toplanan 29.Kurultay’ında Bilim, Yönetim ve Kültür Platformu’ndan aday gösterilerek Parti Meclisi’ne seçildi. 03.11.2002 tarihinde yapılan milletvekili genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Bursa milletvekili seçilerek TBMM 22.Dönem çalışmalarına katıldı. 2007 yılında hekimlik mesleğine döndü.</p>
<p>Türk Üroloji Derneği, Dünya Üroloji Derneği, Amerika Üroloji Derneği ve Bursa Rotary Kulübü üyesidir.</p>
<p>Ulusal ve uluslararası dergilerde yayınlanmış 150’den fazla bilimsel makalesi, Üroloji ve Çocuk Ürolojisi kitapları vardır. Cumhuriyet Gazetesi’nde çeşitli konularda yazıları yayınlanmıştır. Halen İstanbul’da özel hekimlik yapmaktadır.</p>
<p>İngilizce bilir.Evli ve iki çocuk babasıdır.</p>
<p><strong>Kaynak: </strong><br />
• Bursa Ansiklopedisi 2002, IV.Cilt, Sayfa: 1412, Yayına Hazırlayan: Yılmaz Akkılıç, Burdef Yayınları No: 3, Harman Ofset Basım Sanayi-İstanbul, 2002.<br />
• TBMM Milletvekilleri Albümü, 3.Cilt, 22.Dönem Bursa Milletvekilleri,<br />
www.tbmm.gov.tr<br />
• Mustafa Özyurt-TBMM</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_2319" aria-describedby="caption-attachment-2319" style="width: 230px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-2319" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/serif-birinc.jpg" alt="Dr. Şerif Birinç" width="230" height="305" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/serif-birinc.jpg 230w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/serif-birinc-226x300.jpg 226w" sizes="auto, (max-width: 230px) 100vw, 230px" /><figcaption id="caption-attachment-2319" class="wp-caption-text">Dr. Şerif Birinç</figcaption></figure>
<p><strong>DR.ŞERİF BİRİNÇ</strong></p>
<p>1953 yılında Bursa Karacabey’de doğdu. İlkokul, ortaokul ve liseyi Karacabey’de okudu. 1977 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1978-1982 yılları arasında Bursa Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Kürsüsü’nde lisansüstü eğitimini tamamlayarak uzman oldu. Kıbrıs’ta askerlik görevini ve Elazığ Devlet Hastanesi’nde zorunlu hizmetini yaptıktan sonra 1985 yılında Bursa SSK Bölge Hastanesi’ne atandı. 1986-1988 yılları arasında Bursa SSK Bölge Hastanesi’nde başhekim yardımcılığı, 1996-1999 yılları arasında başhekimlik görevlerinde bulundu.</p>
<p>03.11.2002 tarihinde yapılan milletvekili genel seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi’nden Bursa milletvekili seçilerek TBMM 22.Dönem çalışmalarına katıldı.</p>
<p>Ortaasya-Kafkasya Kültür Derneği Başkanı, Birleşik Kafkas Dernekleri Federasyonu, Kuzey Kafkas Dernekleri Federasyonu ve Bursam Derneği üyesidir.</p>
<p>İngilizce bilir. Evli ve iki çocuk babasıdır.</p>
<p><strong>Kaynak: </strong><br />
• Sosyal Sigortalar Kurumu Bursa Hastanesi / Sağlık Hizmetinde 20 Yıl, Yayın Kurulu: Dr.Değer Kaya, Dr.Hüsamettin Olgun, Dr.Canan Salantur, Dr.Nejad Ertürk, Yavuzlar Matbaası, 1990.<br />
• TBMM Milletvekilleri Albümü, 3.Cilt, 22.Dönem Bursa Milletvekilleri,<br />
www.tbmm.gov.tr<br />
• Şerif Birinç-TBMM<br />
• Kendisinden alınan yaşam öyküsü</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/turkiye-buyuk-millet-meclisinde-hekim-tip-bursa-milletvekilleri-3-1920-2012/">Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Hekim (Tıp) Bursa Milletvekilleri (3) 1920-2012</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güfteden Besteye</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/gufteden-besteye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Apr 2013 19:13:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 82. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2313</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="950" height="712" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/gufteden-besteye.png" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="gufteden-besteye" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/gufteden-besteye.png 950w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/gufteden-besteye-300x225.png 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/gufteden-besteye-768x576.png 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/gufteden-besteye-86x64.png 86w" sizes="auto, (max-width: 950px) 100vw, 950px" /></div>
<p>Bursa’nın Çekirge semtinde doğan Dr. Galip Uzu8nca ilk ve ortaokulu Bursa’da, liseyi leyli meccani olarak Haydarpaşa’da bitirdikten sonra İstanbul tıp Fakültesi’ne devamla 1949 yılında doktor oldu. Altı yıl Bursa Milli [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/gufteden-besteye/">Güfteden Besteye</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="950" height="712" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/gufteden-besteye.png" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="gufteden-besteye" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/gufteden-besteye.png 950w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/gufteden-besteye-300x225.png 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/gufteden-besteye-768x576.png 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/gufteden-besteye-86x64.png 86w" sizes="auto, (max-width: 950px) 100vw, 950px" /></div>	<blockquote  class="bs-quote bs-quote-8 bsq-t1 bsq-s8 bsq-left">

		<div class="quote-content">
			<p>Güfteden Besteye</p>
		</div>

					<div class="quote-author">
									<img decoding="async" class="quote-author-avatar" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/galip-uzunca.jpg"/>
				
									<span class="quote-author-name">											Dr. Galip Uzunca										</span>				
							</div>
				</blockquote>

<p>Bursa’nın Çekirge semtinde doğan Dr. Galip Uzu8nca ilk ve ortaokulu Bursa’da, liseyi leyli meccani olarak Haydarpaşa’da bitirdikten sonra İstanbul tıp Fakültesi’ne devamla 1949 yılında doktor oldu.</p>
<p>Altı yıl Bursa Milli eğitim Tabipliği esnasında iki takdirname ile taltif edildi. Sonra dört yıl asistanlığı müteakip Göğüs Hastalıkları mütehassısı olarak Çanakkale Devlet Hastanesi’ne, bir yıl sonra da Bursa Verem Savaş Dispanseri ’ne atandı.</p>
<p>Verem Savaş Dispanseri’nde iken 1947yılında 12 ay, 1969 yılında üç ay burslu olarak Fransa’da mesleki eğitim gördü ve UNION INTERNETIONAL CONTRE LA TUBERCULOSE’un üyesi oldu. Aynı dispanserde 1981 yılında Baştabipliğe, 1983 yılında da Bölge Başkanlığı’na terfi etti ve 1985 yılında isteği ile emekli oldu.</p>
<p>Dr. Galip Uzunca Fransızca bilir. 25.02.2007 tarihinde eşi vefat etmiş. Bir kızı ile iki torunu vardır. Yayınlanmış on dört kitabından başka birçok dergilerde şiirleri neşredilmektedir.</p>
<p>Ayrıca 30’dan fazla tıbbi makaleleri ve serbest tebliğleri vardır. Mesam ve ilesam’ın teklifleriyle Kültür Bakanlığı tarafından kendisine iki “Yazar Kimliği” verilmiştir.</p>
<p><strong>50. YIL</strong></p>
<p>Geçti o mutlu yıllar renkli bir rüya gibi</p>
<p>Hasan oldu baharlar buruk bir hülya gibi</p>
<p>Sitem etme bir tanem Bülbül-i Şeyda gibi</p>
<p>Yıllar hayal olduysa kulların günahı ne.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ömür denen şu zaman böyle gelip geçiyor</p>
<p>Dost sanılan seneler bak bizi terk ediyor</p>
<p>Güller de gülşenler de artık solup bitiyor</p>
<p>Yıllar hayal olduysa kulların günahı ne.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İşte elli uzun yıl sessiz sedasız gitti</p>
<p>O nazenin baharlar bir serap olup bitti</p>
<p>Gençlik de güzellik de gayrı bizi terk etti</p>
<p>Yıllar hayal olduysa kulların günahı ne.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>BURSA SEVDASI</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Şanlı ecdadımızın altı sultan ülkesi</p>
<p>Yüce mabetleriyle evliyalar beldesi</p>
<p>Yeşillerle bezenmiş rayihalar simgesi</p>
<p>Meftunum sana her dem şiirin</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Güneyinde bin bir zevk saçan dumanlı dağlar</p>
<p>Kuzeyinde rengârenk gönül okşayan bağlar</p>
<p>O zümrüt yeşilliğin ruhlara deva sağlar</p>
<p>Meftunum sana her dem şirin ve güzel Bursam.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nazenin cemalinle l şiirin bir diyarsın sen</p>
<p>Antik eserlerle ne hoş yar-ı cansın sen</p>
<p>Gönüller aleminde nazlı bir nihansın sen</p>
<p>Meftunum sana her dem şirin ve güzel Bursam.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir yandan bülbüllere ilham veren yeşilin</p>
<p>Bir yanda gönülleri dilşad eden denizin</p>
<p>Var mıdır bu alemde senin başka ikizin</p>
<p>Meftunum sana her dem şirin ve güzel Bursam.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nazlı nazlı açarken o edalı güllerin</p>
<p>Bağrında hazla coşar sevdalı bülbüllerin</p>
<p>Hazanda da renkli bir bahardır günlerin</p>
<p>Meftunum sana her dem şirin ve güzel Bursam.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir başka güzellik var senin her semtinde</p>
<p>Dağında denizinde kırlarında kentinde</p>
<p>İlahi bir şevk vardır mabetlerin zevkinde</p>
<p>Ayrılmam asla senden şirin ve güzel Bursam.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Değişmem hiçbir yere senin hiçbir semtini</p>
<p>Bulamam başka yerde bu dünya cennetini</p>
<p>Hak daim etsin bana benim memleketimi</p>
<p>Ayrılmam aslan senden şirin ve güzel Bursam.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tanrım! Ayırma beni bu güzelim beldeden</p>
<p>Ceddim aşiyanı diyar-ı Çekirge ’den</p>
<p>Ayırma rayıhalar saçan hoş güllerinden</p>
<p>Figan eden sevdalı yanık bülbüllerinden</p>
<p>Ayırma…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/gufteden-besteye/">Güfteden Besteye</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şimdi Ve Burada Mektuplar 2008-2011</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/simdi-ve-burada-mektuplar-2008-2011/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Apr 2013 19:03:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 82. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Kokusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2309</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="950" height="712" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/simdi-ve-burada.png" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="simdi-ve-burada" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/simdi-ve-burada.png 950w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/simdi-ve-burada-300x225.png 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/simdi-ve-burada-768x576.png 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/simdi-ve-burada-86x64.png 86w" sizes="auto, (max-width: 950px) 100vw, 950px" /></div>
<p>Şimdi ve Burada  ABDli yazar Paul Auster ile Güney Afrikalı romancı J.M. Coetze&#8217;nin 2008-2011 yılları arasındaki  yazışmalarının toplandığı bir kitap. 1947 doğumlu Paul Auster New york Üçlemesi, Ay Sarayı, Leviathan, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/simdi-ve-burada-mektuplar-2008-2011/">Şimdi Ve Burada Mektuplar 2008-2011</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="950" height="712" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/simdi-ve-burada.png" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="simdi-ve-burada" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/simdi-ve-burada.png 950w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/simdi-ve-burada-300x225.png 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/simdi-ve-burada-768x576.png 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/simdi-ve-burada-86x64.png 86w" sizes="auto, (max-width: 950px) 100vw, 950px" /></div><blockquote><p>Şimdi ve Burada  ABDli yazar Paul Auster ile Güney Afrikalı romancı J.M. Coetze&#8217;nin 2008-2011 yılları arasındaki  yazışmalarının toplandığı bir kitap. 1947 doğumlu Paul Auster New york Üçlemesi, Ay Sarayı, Leviathan, Son Şeyler Ülkesinde, Şans Müziği, Brooklyn Çılgınlıkları, Timbuktu gibi romanları, senaryoları olan ABDnin sayılı muhalif entellektüellerinden. Coetze 1940 yılında Cape Town&#8217;da doğmuş, değişik ülkelerde yaşamış ve Avustralya&#8217;ya yerleşmiş Nobel ödüllü bir edebiyatçı. Utanç, Barbarları Beklerken, Michael K, Petersburglu Usta, Yavaş Adam, Romancının Romanı gibi yapıtlarıyla ünlenmiş bir akademisyen.</p></blockquote>
<p>Dünyanın iki farklı ucunda yaşayan bu iki dostun son yıllarda elektronik posta kullanmadan birbirlerine yazdıkları çok ilginç mektuplarda yazarların ekonomiden spora, sanattan siyasete, savaşlara, insan ilişkilerine kısaca dünyanın haline ilişkin gözlemleri, düşünceleri yer alıyor.</p>
<p>Kitap Coetze&#8217;nin dostluk üzerindeki düşüncelerini dile getirdiği ilk mektupla başlıyor:</p>
<p>&#8221;Sevgili Paul, dostlukları, nasıl kurulduklarını, böylesine uzun, kimi zaman tutkusal bağlardan da uzun sürmelerinin nedenini düşünüyordum. Sana bu konuda bir mektup yazıp dostlukların sosyal yaşamda ne kadar önemli oldukları halde bu konuda ne kadar az şey yazıldığından sözedecektim.&#8221;</p>
<p>Paul Auster&#8217;in kendi düşüncelerini aktardığı mektupla üç yıllık yazışma süreci başlamış olur. Yazarlar zaman zaman ortak jüri üyeliği vb. değişik nedenlerle dünyanın sevdikleri köşelerinde buluşma şansı da yakalarlar. Birbirleriyle yazıları, romanları, aileleri, okudukları kitaplar, gördükleri filmler, izledikleri spor karşılaşmaları hakkında pekçok şey paylaşırlar.</p>
<p>Basit gibi görünen bir konudan yola çıkıp çok daha karmaşık felsefi sorunlara uzanan tartışmalar, iki entellektüelin mektuplarının zevkle okunmasını sağlıyor.</p>
<p>Her iki yazarın da dünyanın bugünüyle ilgili ortak bir duyguları var: Coetze&#8217;ye göre 1980lerde siyasal,ekonomik ve dünya çapında tarihsel nitelikte bir değişim yaşandı ve bunun sonucunda sanat içsel yaşamımızdaki öncü rolünden vazgeçti. Bu nedenle bugün daha yoksuluz. Paul Auster dostunu doğrularken dört konuya dikkat çekiyor: Kapitalizmin zaferi, pop kültürün yükselişi, komunizmin çöküşüyle birlikte devrimci idealizmin de çöküşü ve modernizmin ölümü.  Auster tüm bunlarla birlikte dünyada tüm cephelerde aptallığın yaygınlaştığını düşünüyor. &#8221;Bunun nedeni  dikkati dağıtan fazlasıyla çok eğlence, fazlasıyla çok neon tabelaları, fazlasıyla çok bilgisayar ekranı fazlasıyla çok gürültü mü acaba?&#8221; diye soruyor.</p>
<p>Bu iki kalem arkadaşının birbirinden oldukça farklı bir kişilik ve geçmişleri olmasına karşın pekçok konuda benzer duyarlık ve düşünceleri paylaştıkları anlaşılıyor. Spordan ekonomiye, siyasetten yazarlık ve yaratıcılık sorunlarına dek çok ilginç ve eğlenceli değerlendirmeleri ve entelektüel birikimleriyle yazarlar sadece bir kitap yazmıyor  içeriği zengin bir dostluğu da kuruyorlar. Paul Auster ilk mektuplarında dostluğun mutlak bir eşitliğe dayandığını söyler. Karşılıklı bir alışverişte dostluk yeşerir, diye yazar. Üç yılın sonunda yazarlar bu ideali bir bakıma gerçekleştirmişlerdir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/simdi-ve-burada-mektuplar-2008-2011/">Şimdi Ve Burada Mektuplar 2008-2011</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlacın Üzerindeki Devlet Eli: SSK İlaç Fabrikası</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/ilacin-uzerindeki-devlet-eli-ssk-ilac-fabrikasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Apr 2013 18:42:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 82. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2301</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="820" height="547" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ssk-ilac-fabrikasi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi-1.jpg 820w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi-1-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi-1-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi-1-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 820px) 100vw, 820px" /></div>
<p>İlaç, farmakolojik tanımı bir yana, aslında herhangi bir metadan farklılık göstermez. Ancak var olan metalardan öznel olarak farklılaştığı önemli özellikleri vardır. Her şeyden önce, ilaca olan talep esnek değildir. Yani [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/ilacin-uzerindeki-devlet-eli-ssk-ilac-fabrikasi/">İlacın Üzerindeki Devlet Eli: SSK İlaç Fabrikası</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="820" height="547" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ssk-ilac-fabrikasi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi-1.jpg 820w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi-1-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi-1-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi-1-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 820px) 100vw, 820px" /></div><blockquote><p>İlaç, farmakolojik tanımı bir yana, aslında herhangi bir metadan farklılık göstermez. Ancak var olan metalardan öznel olarak farklılaştığı önemli özellikleri vardır. Her şeyden önce, ilaca olan talep esnek değildir. Yani bir ilacın başka bir ilaçla ikame edilebilirliği ancak endikasyon alanı ile sınırlıdır. Tüketimi isteğe bağlı değildir. İlaca olan gereksinim, fiyattan hiç etkilenmez. İlacın kullanımıyla ilgili karar veren, bedelini ödeyen ve kullananın farklı bireyler ya da taraflar olması, “kullanım” sürecini çok özel kılar. Hastanın ilaç seçiminde rolü ve etkisi yoktur. İş uzmanlara aittir. Etkisinin dönüşümsüz olması , “ihtiyaç olduğunda anında tüketim” malı olması ve ayrıca iade edilebilen bir mal cinsi olmaması, onu diğer bütün ürünlerden farklı kılar. Yani, böylesi önemli ve “onsuz olunamaz” bir ürün olan ilacın, üretim-tüketim biçim ve süreçleri, onun mal olarak özgün bir piyasada var olmasını sağlar. Bu anlamda da gündelik yaşamda sık kullanılan bir kavram olarak “ilaç ve eczacılık piyasaları” ndan bahsedilmektedir(1).</p></blockquote>
<p>İlacın zorunlu tüketim maddeleri arasında yer alması nedeniyle bu sektörde karlılık oranı yüksektir. Zorunlu tüketim maddeleri olduğu için talep daralması olmamakta, ekonomik krizlerden daha az etkilenmektedir. Buna karşın bu sektörde yüksek teknoloji ve eğitilmiş kaliteli eleman ihtiyacı da yüksektir(2).</p>
<p>İlaç endüstrisinin her geçen yıl büyüyen pazarı, karlılık oranlarına da yansımaktadır. Fortune Dergisinin her yıl düzenli olarak yayınladığı en büyük gelire sahip 500 kurumun sıralı listesinde ilaç endüstrisinin karlılık oranları oldukça çarpıcıdır. İlaç endüstrisinin 1970 yılında kar oranı %9 iken, 2000 yılına gelindiğinde bu oran %10’luk bir artışla %19 oranına ulaşmıştır. Son yıllarda ise karlılık oranları açısından ilaç endüstrisi sektörler arasındaki yerini güçlendirerek üst sıralara tırmanmaya devam etmiştir. İlaç endüstrisi 2007 yılında yıllık %19,6’lık karlılık oranı ile tüm sektörler arasında petrol endüstrisinden sonra 2. sırada yer almıştır(3).</p>
<p><strong>Türkiye İlaç Pazarı Dışa Bağımlı Mıdır?</strong></p>
<p>2005 yılı ile başlayan ekonomik büyüme, Türkiye’nin lojistik konumu dolayısıyla Orta Doğu ve Afrika’ ya açılan bir kapı olarak görülmesi Türkiye pazarını yabancı firmalar için daha cazip kılmıştır(4).</p>
<p>Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği Anlaşması’nın yürürlük aldığı 01.01.1996 tarihi öncesinde ilaç gereksiniminin %70’e varan bölümünü yerli ilaç hammaddesi üretimi ile karşılayabilen Türkiye, günümüzde %50’den çok dışa bağımlı durumdadır.</p>
<p>2011 yılında ithalat % 6,5 oranında artarak 4,7 milyar Dolar, ihracat ise % 1,6 oranında büyüyerek 567 milyon Dolar olmuştur. 2010’da %12,7 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı 2011’de %12,1’e inmiştir(5) (Şekil 1 ve Şekil 2).<br />
<a href="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-2302 size-full" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi.jpg" alt="ssk-ilac-fabrikasi" width="834" height="443" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi.jpg 834w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi-300x159.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi-768x408.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 834px) 100vw, 834px" /></a></p>
<p>Kaynak: İEİS, TÜİK</p>
<p>Şekil–1: Türkiye’de İlaç İthalat Ve İhracatının Yıllara Göre Dağılımı</p>
<p><a href="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2303" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi-2.jpg" alt="ssk-ilac-fabrikasi" width="486" height="352" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi-2.jpg 486w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi-2-300x217.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 486px) 100vw, 486px" /></a></p>
<p>Kaynak: İEİS, TÜİK</p>
<p>Şekil–2: Yıllara Göre Türkiye’de İlaç İhracatının İthalatı Karşılama Oranı</p>
<p>İlaç ve medikal ürün ithalatımızdaki hızlı artış eğilimi dış ticaret açığımız ve cari açığımızda başlıca bir rol oynamaktadır. ABD, AB ülkeleri gibi gelişmiş ülkelerde ithalat artışından fazla ihracat artışı ve ilaç ticaret fazlası gözlenmektedir. Ulus ötesi şirketlerin lobi odakları, “Türkiye’nin ilaç harcamalarının ulusal gelire oranının, gelişmiş ülkelerden bile yüksek olduğunu vurgulayarak, ilaca çok para harcandığını savunmak yanlıştır, en yeni ve en etkin tedavi ve ilaçlara erişmek için yüksek bile olsa, bedel ödenmesi doğaldır demektedir(6).</p>
<p>Bu sav kabul edildiğinde hastaların “en yeni ve en etkin” tedavi ve ilaçlara erişmesinin önkoşulu olarak ilaç harcamamızı ABD düzeyine ulaştırabilmek için 6- 7 katına, gelişmiş AB ülkelerini yakalayabilmek için de 3–4 katına çıkarmamız gerekir.<br />
Sağlıkta Dönüşüm Projesinin uygulanmaya başladığı 2003 yılından günümüze toplam sağlık harcamaları önemli bir artış eğilimi içinde olmuştur. Koruyucu ve önleyici sağlık hizmeti anlayışı yerine büyük ölçüde dışa bağımlı olduğumuz ilaç ve tıbbi teknoloji tüketimine odaklı tedavi edici sağlık hizmeti anlayışını önceleyen Sağlıkta Dönüşüm Programının kaçınılmaz sonucu olarak ilaç pazarımız dünyanın en hızlı büyüyen pazarlarından biri haline gelmiştir(3).</p>
<p>SGK’nın istatistik yıllık verilerine göre Türkiye’nin sağlık harcamaları 2000 yılında 2 milyon 633 bin iken 2012 de yapılan harcamalar 37 milyon 72 bine yükselmiştir. Bu verilere göre ilaç harcamaları toplam giderler içerisinde önemli yere sahiptir. 2000 yılında toplam harcamaların 1 milyon 388 bini (%53’ü) ilaç iken 2012 yılında ilaç harcamaları 12 milyon 52 bin (%33’ü) olmuştur. İlaç harcamalarının son yıllarda azalmış gibi görünmesinin sebepleri halkımızın ilaç katkı paylarının artması üzerine reçeteli ilaç almak yerine cepten ilaç almaları olabilir. Ayrıca bu ilaç giderleri arasında hastane ilaç giderleri yer almamaktadır, hastane ilaçları hastane ve tedavi giderleri arasında yer almaktadır. 2000’li yıllardan bugüne sağlık harcamalarında on kattan fazla artış olmuş ve bu harcamaların önemli kısımlarını ilaç harcamaları oluşturmaktadır (Tablo–1).</p>
<p>Tablo–1: Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Harcamaları (Milyon TL)</p>
<table width="801">
<tbody>
<tr>
<td width="141"><strong>YILLAR</strong></td>
<td width="108"><strong>İLAÇ</strong></td>
<td width="117"><strong>TEDAVİ</strong></td>
<td width="111"><strong>DİĞER</strong></td>
<td width="122"><strong>TOPLAM</strong></td>
<td width="201"><strong>İLAÇ HARCAMALARI %</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="141">2000</td>
<td width="108">1.388</td>
<td width="117">1.061</td>
<td width="111">184</td>
<td width="122">2.633</td>
<td width="201">53</td>
</tr>
<tr>
<td width="141">2001</td>
<td width="108">2.433</td>
<td width="117">1.799</td>
<td width="111">343</td>
<td width="122">4.575</td>
<td width="201">53</td>
</tr>
<tr>
<td width="141">2002</td>
<td width="108">4.301</td>
<td width="117">2.831</td>
<td width="111">498</td>
<td width="122">7.630</td>
<td width="201">56</td>
</tr>
<tr>
<td width="141">2003</td>
<td width="108">5.615</td>
<td width="117">4.363</td>
<td width="111">685</td>
<td width="122">10.663</td>
<td width="201">53</td>
</tr>
<tr>
<td width="141">2004</td>
<td width="108">6.399</td>
<td width="117">5.906</td>
<td width="111">845</td>
<td width="122">13.150</td>
<td width="201">49</td>
</tr>
<tr>
<td width="141">2005</td>
<td width="108">7.001</td>
<td width="117">5.626</td>
<td width="111">981</td>
<td width="122">13.608</td>
<td width="201">51</td>
</tr>
<tr>
<td width="141">2006</td>
<td width="108">8.372</td>
<td width="117">8.490</td>
<td width="111">805</td>
<td width="122">17.667</td>
<td width="201">47</td>
</tr>
<tr>
<td width="141">2007</td>
<td width="108">8.858</td>
<td width="117">10.268</td>
<td width="111">858</td>
<td width="122">19.984</td>
<td width="201">44</td>
</tr>
<tr>
<td width="141">2008</td>
<td width="108">10.717</td>
<td width="117">13.953</td>
<td width="111">677</td>
<td width="122">25.347</td>
<td width="201">42</td>
</tr>
<tr>
<td width="141">2009</td>
<td width="108">13.161</td>
<td width="117">15.129</td>
<td width="111">521</td>
<td width="122">28.811</td>
<td width="201">46</td>
</tr>
<tr>
<td width="141">2010</td>
<td width="108">13.547</td>
<td width="117">18.469</td>
<td width="111">493</td>
<td width="122">32.509</td>
<td width="201">42</td>
</tr>
<tr>
<td width="141">2011</td>
<td width="108">14.144</td>
<td width="117">21.848</td>
<td width="111">508</td>
<td width="122">36.500</td>
<td width="201">39</td>
</tr>
<tr>
<td width="141">2012(OCAK-EKİM)</td>
<td width="108">12.052</td>
<td width="117">24.519</td>
<td width="111">502</td>
<td width="122">37.072</td>
<td width="201">33</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Kaynak</strong>: SGK Sosyal Güvenliğe İlişkin Temel Göstergeler/Mali Göstergeler<br />
(Not: Nakit Hareketler tablosu dikkate alınarak hazırlanan geçici gerçekleşme rakamlarıdır. Sağlık harcamalarına yolluk giderleri dâhil değildir. )</p>
<p>Hekim endüstri ilişkilerini ilaç araştırmaları ve üretimi açısından ele aldığımızda öncelikli olarak ilaç sektöründe özel sektörün ve gelişmiş ülkelerin tartışmasız bir hâkimiyetini belirtmekte yarar vardır. Bu durum iki önemli sonucu gündeme getirmektedir. Özel sektör, doğası gereği ilacın, sağlık hizmetlerinde bir plan içersinde ele alınıp gereksinimlere göre üretilmesinden daha çok alınıp satılan ve kâr getiren bir meta olmasını ve ilacın “sosyal ürün” niteliğini değil, “ticari ürün niteliğini”, öne çıkarmaktadır. Diğer yönden ise ilaç üretiminde gelişmiş ülkelerin artan hâkimiyeti ile birlikte ilaç araştırmalarının %97’si gelişmiş ülkelerde yapılmakta ve sağlık sorunlarının %90’ından fazlasına sahip gelişmekte olan ülkelerin sağlık alanında araştırmaya ayrılan kaynaklardan aldıkları pay %10’u ancak bulmaktadır(7).</p>
<p>İlaç, Türkiye’de büyük ve karmaşık bir sanayi dalını temsil etmektedir. Sağlık hizmetlerinin büyük oranda kamu tarafından sağlanmasına karşılık, ilaç özel sektörün hâkimiyetindedir. İlaçların ve tıbbi malzemelerin üretimi, ithali, depolanması, toptan satışı ve perakende satışı işlemleri tümüyle özel firmalar tarafından yürütülmektedir(8). Bu durumun istisnaları Toprak Mahsulleri Ofisi’ ne bağlı çalışarak hammade üreten Afyon Bolvadin Alkaloid Fabrikası, Milli Savunma Bakanlığı’ na bağlı çalışan Ordu İlaç Fabrikası ve yazımızda tarihçesini ayrıntılı olarak inceleyeceğimiz SSK İlaç Fabrikası’dır.</p>
<p><strong>SSK İlaç Fabrikasının Kurulması</strong><br />
1970’li yıllarda; SSK’nın tüm giderlerinin yaklaşık 1/8–1/6’sını ilaç harcamalarının oluşturması dikkat çekiyordu. 1977 yılında tüm ülkenin ilaç harcamaları 5 milyar lira iken, SSK’nın payı 710 milyon lira idi. 1978 yılında 8,5 milyar lirayı bulan ilaç harcamalarının yaklaşık 1 milyar lirası SSK’ya aitti. Bu rakamların değerlendirilmesiyle beraber, SSK yöneticileri ‘kendi ilaçlarını üretme’ konusunda düşünmeye başladılar(9).</p>
<p>Önce bir ilaç fabrikası kurulması konusunda çeşitli fikirler ortaya atıldıysa da; ilerleyen yıllarda bir fabrikanın satın alınmasına karar verildi. Aralık 1977’de İltaş Fabrikası’nın sahipleri ile görüşüldü. Fakat sonra fabrika yetkilileri satıştan vazgeçti. 1977’de 91,5 milyon liralık bir teklif sunan fabrika yetkilileri, 1978 yılının Mayıs ayında fabrikanın satış fiyatını 135 milyon liraya çıkarıp; tekrar SSK yöneticilerine teklif sundu. Haziran 1978’de SSK fabrikayı 120 milyon liraya satın aldı(9).</p>
<p>SSK ilaç fabrikası 24 Mayıs 1979 yılında açılmıştır. 1980’de 8/1083 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile SSK İlaç ve Tıbbi Malzeme Müessesi adını almıştır.</p>
<p>Fabrika çalışmaya başladıktan sonra, üretilen ilaçların etkinliğinin nasıl olacağı merak konusu olmuştur. SSK hastanelerinde ilk önce serumlar denendi, yan etki gözlenmediği gibi etkinlikleri de hayli yüksek bulundu(9).</p>
<p><strong>SSK İlaç Fabrikasının Ürettiği İlaçlar</strong><br />
SSK, kendi bünyesinde en çok ve en sık tüketilen ilaçların (ağrı kesiciler, ateş düşürücüler, antibiyotikler, serumlar, vitaminler, antiseptikler ) üretimine önem vermiştir.</p>
<p>Fabrikanın faaliyette olduğu yıllardaki ilaç üretim miktarlarına bakıldığında, bazı istisnai ilaçlar haricinde büyük artışlar görülmemektedir (Tablo–2).</p>
<p><strong>Tablo–2: Yıllara Göre SSK’nın Ürettiği İlaç Miktarı Ve Değişimi</strong></p>
<table width="724">
<tbody>
<tr>
<td width="172">İLAÇ ADI</td>
<td width="69">ÖLÇÜ</td>
<td width="101">1997</td>
<td width="101">2000</td>
<td width="110">2004</td>
<td width="128">1997–2004 farkı (%)</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Seskaljin tb 6lık</td>
<td width="69">Poşet</td>
<td width="101">6.453.750</td>
<td width="101">     &#8211;</td>
<td width="110">        &#8211;</td>
<td width="128">&#8211; *</p>
<p>&nbsp;</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Seskaljin tb 10luk</td>
<td width="69">Poşet</td>
<td width="101">    &#8211;</td>
<td width="101">3.671.500</td>
<td width="110">4.626.000</td>
<td width="128">+377 **</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Seskamol tb 10luk</td>
<td width="69">Poşet</td>
<td width="101">1.711.000</td>
<td width="101">2.248.000</td>
<td width="110">2.623.500</td>
<td width="128">+53</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Seskasid tb 12lik</td>
<td width="69">Poşet</td>
<td width="101">577.500</td>
<td width="101">394.500</td>
<td width="110">860.250</td>
<td width="128">+33</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Sulfaprim tb 15lik</td>
<td width="69">Poşet</td>
<td width="101">393.600</td>
<td width="101">155.600</td>
<td width="110">152.000</td>
<td width="128">—61</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Sulfaprim fort tb 15lik</td>
<td width="69">Poşet</td>
<td width="101">520.200</td>
<td width="101">119.100</td>
<td width="110">202.500</td>
<td width="128">—61</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">İşaspin 80mg tb 10luk</td>
<td width="69">Poşet</td>
<td width="101">     &#8211;</td>
<td width="101">27.600</td>
<td width="110">291.600</td>
<td width="128">+957 ***</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">İşaspin 500 mg tb 10luk</td>
<td width="69">Poşet</td>
<td width="101">389.500</td>
<td width="101">192.500</td>
<td width="110">292.222</td>
<td width="128">—25</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Seroksen 250 mg tb 10luk</td>
<td width="69">Poşet</td>
<td width="101">312.600</td>
<td width="101">194.400</td>
<td width="110">193.800</td>
<td width="128">—38</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Seroksen 500mg tb 12lik</td>
<td width="69">Poşet</td>
<td width="101">489.000</td>
<td width="101">1.183.500</td>
<td width="110">1.802.250</td>
<td width="128">+269</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Seskatidin 20mg tb 10luk</td>
<td width="69">Poşet</td>
<td width="101">   &#8211;</td>
<td width="101">142.200</td>
<td width="110">27.000</td>
<td width="128">—81 ***</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Seskatidin 40mg tb 10luk</td>
<td width="69">Poşet</td>
<td width="101">  &#8211;</td>
<td width="101">1.344.00</td>
<td width="110">2.759.400</td>
<td width="128">+105 ***</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Vitabeks kaps 15lik</td>
<td width="69">Poşet</td>
<td width="101">910.080</td>
<td width="101">839.520</td>
<td width="110">671.400</td>
<td width="128">—26</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Seskasilin 500mg kaps 12lik</td>
<td width="69">Poşet</td>
<td width="101">1.952.100</td>
<td width="101">24.000</td>
<td width="110">1.014.300</td>
<td width="128">—48</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Seskasilin 250mg kaps 12lik</td>
<td width="69">Poşet</td>
<td width="101">    &#8211;</td>
<td width="101">     &#8211;</td>
<td width="110">     &#8211;</td>
<td width="128">&#8211;</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Seskasilin süsp. 250 mg</td>
<td width="69">Şişe</td>
<td width="101">213.350</td>
<td width="101">104.00</td>
<td width="110">58.800</td>
<td width="128">—72</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Trimosin 500mg kaps 12lik</td>
<td width="69">Poşet</td>
<td width="101">1.492.200</td>
<td width="101">1.870.200</td>
<td width="110">1.526.700</td>
<td width="128">—2</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Trimosin 250mg kaps 12lik</td>
<td width="69">Poşet</td>
<td width="101">    &#8211;</td>
<td width="101">     &#8211;</td>
<td width="110">     &#8211;</td>
<td width="128">&#8211;</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Trimosin süsp 250mg</td>
<td width="69">Şişe</td>
<td width="101">386.100</td>
<td width="101">303.400</td>
<td width="110">302.050</td>
<td width="128">—22</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Fizyolojik gutt 20 cc</td>
<td width="69">Şişe</td>
<td width="101">78.750</td>
<td width="101">226.350</td>
<td width="110">435.600</td>
<td width="128">+82</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Seskadeks şrp</td>
<td width="69">Şişe</td>
<td width="101">    &#8211;</td>
<td width="101">226.350</td>
<td width="110">6.900</td>
<td width="128">—97 ****</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Benzalkonyum Cl 100cc</td>
<td width="69">Şişe</td>
<td width="101">30.300</td>
<td width="101">    &#8211;</td>
<td width="110">    &#8211;</td>
<td width="128">-*****</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Benzalkonyum Cl 1000cc</td>
<td width="69">Şişe</td>
<td width="101">37.446</td>
<td width="101">22.200</td>
<td width="110">19.878</td>
<td width="128">—47</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Hemodializ sol. 6.67 lt</td>
<td width="69">Bidon</td>
<td width="101">747</td>
<td width="101">     &#8211;</td>
<td width="110">     &#8211;</td>
<td width="128">&#8211; *</p>
<p>&nbsp;</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Hemodializ sol 34–5 lt</td>
<td width="69">Bidon</td>
<td width="101">176.314</td>
<td width="101">42.400</td>
<td width="110">6.292</td>
<td width="128">+96</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Hemodializ sol 34–10 lt</td>
<td width="69">Bidon</td>
<td width="101">2.093</td>
<td width="101">    &#8211;</td>
<td width="110">     &#8211;</td>
<td width="128">&#8211; ******</p>
<p>&nbsp;</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Dekstroz %5 500cc</td>
<td width="69">Şişe</td>
<td width="101">124.260</td>
<td width="101">    &#8211;</td>
<td width="110">     &#8211;</td>
<td width="128">-*****</p>
<p>&nbsp;</td>
</tr>
<tr>
<td width="172">Dekstroz %5 1000cc</td>
<td width="69">Şişe</td>
<td width="101">55.668</td>
<td width="101">    &#8211;</td>
<td width="110">     &#8211;</td>
<td width="128">-*****</p>
<p>&nbsp;</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>*1998 yılından sonra üretimi durdurulmuştur.<br />
**Üretiminin başladığı 1998 yılındaki değerler kıstas alınarak hesaplanmıştır.<br />
***Üretiminin başladığı 2000 yılındaki değerler kıstas alınarak hesaplanmıştır.<br />
****Üretiminin başladığı 1999 yılındaki değerler kıstas alınarak hesaplanmıştır.<br />
*****1999 yılından sonra üretimi durdurulmuştur.<br />
******1997 yılından sonra üretimi durdurulmuştur.<br />
(<strong>Kaynak</strong>: SSK çalışma raporları)</p>
<p>2004 yılındaki ilaç fiyatlarına bakıldığında SSK’nın kendi ürettiği ilaçlarla diğer firmaların ürettiği muadilleri arasında %24’ten başlayıp %628’e varan farklılıklar vardı(10).</p>
<p>Örneğin bir öksürük şurubu(etken maddesi: 135 mg potasyum sulfagayokolat, 8,4 mg pentoksiverin, 10 mg difenilhidramin klorhidrat) olan ‘Seskadeks®’ ‘e kıyasla ‘Gayaben®’ %24 daha pahalıydı (Tablo–3).</p>
<p><strong>Tablo–3: SSK’ nın Ürettiği İlaçlar İle Muadilleri Arasındaki Fiyat Farkları–1</strong></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="185"><strong>     JENERİK İSMİ</strong></td>
<td width="119"><strong>ÜRETİCİ FİRMA</strong></td>
<td width="203"><strong>ADET BİRİM FİYATI</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="185"><strong>Seskadeks® Şurup</strong></td>
<td width="119"><strong>SSK</strong></td>
<td width="203"><strong>2.120.000</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="185"><strong>Gayaben®  Şurup</strong></td>
<td width="119"><strong>Bilim </strong></td>
<td width="203"><strong>2.620.000</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>(Kaynak: Petrol-İş)</p>
<p>Mide ülseri ve GÖR gibi hastalıkların tedavisinde kullanılmakta olan H2 reseptör blokörü ‘famotidin’ etken maddesini içeren ilaçlardan SSK üretimi olan ile olmayanlar arasında ortalama %298 fiyat farkı vardı(Tablo–4).</p>
<p><strong>Tablo–4: SSK’nın Ürettiği İlaçlar İle Muadilleri Arasındaki Fiyat Farkları–2</strong></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="192"><strong>      JENERİK İSMİ</strong></td>
<td width="123"><strong>ÜRETİCİ FİRMA</strong></td>
<td width="210"><strong>ADET BİRİM FİYATI</strong></td>
<td width="99"><strong>SSK’ya göre pahalılık (%)</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><strong>Seskatidin® 40 mg tb.</strong></td>
<td width="123"><strong>SSK</strong></td>
<td width="210"><strong>49.630</strong></td>
<td width="99"><strong> </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><strong>Gastifam® 40 mg tb.</strong></td>
<td width="123"><strong>Munir Sahin </strong></td>
<td width="210"><strong>146.333</strong></td>
<td width="99"><strong>195</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><strong>Famogast® 40 mg tb.</strong></td>
<td width="123"><strong>Saba</strong></td>
<td width="210"><strong>132.333</strong></td>
<td width="99"><strong>167</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><strong>Gastrofam® 40 mg tb.</strong></td>
<td width="123"><strong>Atabay</strong></td>
<td width="210"><strong>146.333</strong></td>
<td width="99"><strong>195</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><strong>Nevofam® 40 mg tb.</strong></td>
<td width="123"><strong>Mustafa Nevzat</strong></td>
<td width="210"><strong>133.000</strong></td>
<td width="99"><strong>168</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><strong>Famotep® 40 mg tb.</strong></td>
<td width="123"><strong>Yeni İlaç</strong></td>
<td width="210"><strong>147.333</strong></td>
<td width="99"><strong>197</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><strong>Famoser® 40 mg tb.</strong></td>
<td width="123"><strong>Biofarma</strong></td>
<td width="210"><strong>155.667</strong></td>
<td width="99"><strong>214</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><strong>Duovel® 40 mg tb.</strong></td>
<td width="123"><strong>Sanovel</strong></td>
<td width="210"><strong>173.000</strong></td>
<td width="99"><strong>249</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><strong>Famotsan® 40 mg tb.</strong></td>
<td width="123"><strong>Drogsan</strong></td>
<td width="210"><strong>199.333</strong></td>
<td width="99"><strong>302</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><strong>Neotab® 40 mg tb.</strong></td>
<td width="123"><strong>Deva </strong></td>
<td width="210"><strong>230.000</strong></td>
<td width="99"><strong>363</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><strong>Famo® 40 mg tb.</strong></td>
<td width="123"><strong>Ulkar</strong></td>
<td width="210"><strong>252.000</strong></td>
<td width="99"><strong>408</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><strong>Gastrosidin® 40 mg tb.</strong></td>
<td width="123"><strong>Eczacıbaşı</strong></td>
<td width="210"><strong>272.667</strong></td>
<td width="99"><strong>449</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><strong>Pepdif® 40 mg tb.</strong></td>
<td width="123"><strong>İlsan-İltaş</strong></td>
<td width="210"><strong>303.333</strong></td>
<td width="99"><strong>511</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>(Kaynak: Petrol-İş)</p>
<p>Tüm ilaçlar içinde en çarpıcı fiyat farkı, SSK’nın ürettiği antibiyotik Sulfaprim® (800mg sülfametaksazol ve 160 mg trimetoprim) ile Roche’ nin ürettiği Bactrim® Fort arasında gözlenmektedir(Tablo-5).</p>
<p><strong>Tablo–5: SSK’nın Ürettiği İlaçlar İle Muadilleri Arasındaki Fiyat Farkları–3</strong></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="192"><strong>         JENERİK İSMİ</strong></td>
<td width="123"><strong>ÜRETİCİ FİRMA</strong></td>
<td width="210"><strong>ADET BİRİM FİYATI</strong></td>
<td width="99"><strong>SSK’ya göre pahalılık (%)</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><strong>Sulfaprim® Fort tb.</strong></td>
<td width="123"><strong> SSK</strong></td>
<td width="210"><strong>92.000</strong></td>
<td width="99"><strong> </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><strong>Metoprim® Fort tb. </strong></td>
<td width="123"><strong>Munir Sahin</strong></td>
<td width="210"><strong>231.500</strong></td>
<td width="99"><strong>152</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><strong>Bacton® Fort tb.</strong></td>
<td width="123"><strong>İlsan-İltaş</strong></td>
<td width="210"><strong>296.500</strong></td>
<td width="99"><strong>222</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><strong>Trimoks Fort tb. </strong></td>
<td width="123"><strong>Atabay</strong></td>
<td width="210"><strong>352.500</strong></td>
<td width="99"><strong>283</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><strong>Kemoprim® Fort tb. </strong></td>
<td width="123"><strong>I.E. Ulagay</strong></td>
<td width="210"><strong>414.500</strong></td>
<td width="99"><strong>351</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><strong>Mikrosid® Fort tb.</strong></td>
<td width="123"><strong>Günsa</strong></td>
<td width="210"><strong>414.500</strong></td>
<td width="99"><strong>351</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><strong>Bibakrim® Fort tb.</strong></td>
<td width="123"><strong>Koz İlaç</strong></td>
<td width="210"><strong>451.500</strong></td>
<td width="99"><strong>391</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><strong>Septrin® Fort tb.</strong></td>
<td width="123"><strong>Genesis</strong></td>
<td width="210"><strong>490.000</strong></td>
<td width="99"><strong>433</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="192"><strong>Bactrim® Fort tb.</strong></td>
<td width="123"><strong>Roche</strong></td>
<td width="210"><strong>669.500</strong></td>
<td width="99"><strong>628</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>(Kaynak: Petrol-İş)</p>
<p>SSK kendi ürettiği ilaçların haricindeki ilaç gereksinimlerini tek bir merkezden alıp, kurum içinde dağılmasını sağlıyordu. Ayrıca ilaçların doğrudan fabrikadan alınması da önemli bir tasarruf sağlıyordu.</p>
<p>14 Aralık 2004 tarihinde; Maliye Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı, İlaç Endüstrisi İşverenleri Sendikası ve Türk Eczacılar Birliği arasında imzalan ‘Kamu İlaç Protokolü’ ile bu alımlar sonlandırıldı, ilaçlar ecza depolarından alınmaya başlandı. Bu protokolle beraber ilaç fiyatlarına %4–11 üretici firma indirimi, %3,5 oranında eczane indirimi getirilmesiyle SSK’nın tasarruf yapacağı öngörülmüştü, fakat bunun gerçekleşmediği, aksine giderleri arttırdığı bilinmektedir.</p>
<p>6 Ocak 2005’te 5238 sayılı ’Bazı kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık birimlerinin sağlık bakanlığına devredilmesine dair’ kanunla SSK hastaneleri Sağlık Bakanlığı’na devredilmiştir. 10 Şubat 2005 tarihinde SSK’lıların serbest eczanelerden ilaç alabilmelerini sağlayan düzenleme yapılmıştır. Bu düzenleme SSK mensubu vatandaşların ilaçlara daha kolay erişmelerini sağlarken, kurumun ilaç giderlerinin 2 yıl içinde(2005–2007) yaklaşık 2,8 katrilyon artmasına sebep olmuştur (Tablo–5).</p>
<p>2004 yılından önce SSK mensubu olan kişilerin, SSK hastanelerinin dışında hizmet alması ve kurum dışı eczanelerden ilaç alması yasak olduğundan; kişi başına düşen ilaç harcaması en düşük olan kurumdu(11). Bu yasakların kaldırılmasıyla sağlık giderleri ve ilaç giderlerinin artması kaçınılmaz olmuştur.</p>
<p>Bahsettiğimiz uygulamalar; SSK ilaç ihalelerine girerek, perakende satış fiyatının oldukça altında fiyatlarla ilaç satan ‘ilaç üreticisi firmalar’ ve ‘toptan satıcı ecza depoları’nı, geçmişe oranla daha fazla para kazandıkları ve paralarını SSK’ya göre daha kolay tahsil ettikleri eczacılardan aldıkları için oldukça memnun etmiştir(12).</p>
<p><strong>Tablo–5: SSK’nın 1995–2007 Yılları Arasındaki İlaç Ve Toplam Sağlık Ödemeleri</strong></p>
<table width="847">
<tbody>
<tr>
<td rowspan="2" width="130">YILLAR</td>
<td width="129"></td>
<td colspan="3" width="335">İLAÇ ÖDEMELERİ</td>
<td width="127"></td>
<td width="127"></td>
</tr>
<tr>
<td width="129">TOPLAM SAĞLIK ÖDEMESİ(*)</td>
<td width="119">İLAÇ ÖDEMESİ</td>
<td width="96">İLAÇ ÖDEMESİ ARTIŞ ORANI (%)</td>
<td width="120">SAĞLIK ÖDEMELERİ İÇİNDEKİ ORANI (%)</td>
<td width="127">KURUM ECZANELERİ</td>
<td width="127">ANLAŞMALI ECZANELER</td>
</tr>
<tr>
<td width="130">1995</td>
<td width="129">44.754,5</td>
<td width="119">17.141,8</td>
<td width="96">&#8211;</td>
<td width="120">38,3</td>
<td width="127"></td>
<td width="127"></td>
</tr>
<tr>
<td width="130">1996</td>
<td width="129">87.937,2</td>
<td width="119">32.033,6</td>
<td width="96">86,9</td>
<td width="120">36,4</td>
<td width="127">27.439,3</td>
<td width="127">4.594,3</td>
</tr>
<tr>
<td width="130">1997</td>
<td width="129">199.230,4</td>
<td width="119">71.224,4</td>
<td width="96">122,3</td>
<td width="120">35,7</td>
<td width="127">60.064,7</td>
<td width="127">11.159,7</td>
</tr>
<tr>
<td width="130">1998</td>
<td width="129">406.180,4</td>
<td width="119">165.584,5</td>
<td width="96">132,5</td>
<td width="120">40,8</td>
<td width="127">138.100,0</td>
<td width="127">27.484,5</td>
</tr>
<tr>
<td width="130">1999</td>
<td width="129">748.699,5</td>
<td width="119">304.016,7</td>
<td width="96">83,6</td>
<td width="120">40,6</td>
<td width="127">247.198,1</td>
<td width="127">56.818,6</td>
</tr>
<tr>
<td width="130">2000</td>
<td width="129">1.280.188,8</td>
<td width="119">572.409,3</td>
<td width="96">88,3</td>
<td width="120">44,7</td>
<td width="127">445.379,1</td>
<td width="127">127.030,2</td>
</tr>
<tr>
<td width="130">2001</td>
<td width="129">2.257.957,6</td>
<td width="119">992.615,6</td>
<td width="96">73,4</td>
<td width="120">44,0</td>
<td width="127">770.999,4</td>
<td width="127">221.616,2</td>
</tr>
<tr>
<td width="130">2002</td>
<td width="129">3.594.350,1</td>
<td width="119">1.878.558,2</td>
<td width="96">89,3</td>
<td width="120">52,3</td>
<td width="127">1.553.767,4</td>
<td width="127">324.790,8</td>
</tr>
<tr>
<td width="130">2003</td>
<td width="129">4.981.193,7</td>
<td width="119">2.101.495,7</td>
<td width="96">11,9</td>
<td width="120">42,2</td>
<td width="127">1.662.127,6</td>
<td width="127">439.368,1</td>
</tr>
<tr>
<td width="130">2004</td>
<td width="129">6.635.691,0</td>
<td width="119">2.687.750,1</td>
<td width="96">27,9</td>
<td width="120">40,5</td>
<td width="127">2.159.597,5</td>
<td width="127">528.152,6</td>
</tr>
<tr>
<td width="130">2005(**)</td>
<td width="129">7.457.105,0</td>
<td width="119">3.552.939,0</td>
<td width="96">32,2</td>
<td width="120">47,6</td>
<td width="127">881.953,0</td>
<td width="127">2.670.986,0</td>
</tr>
<tr>
<td width="130">2006(Tahmini)                                  ( Bin YTL )</td>
<td width="129">11.267.805,00</td>
<td width="119">5.249.028,00</td>
<td width="96">47,7</td>
<td width="120">46,6</td>
<td width="127">0,0</td>
<td width="127">5.249.028,00</td>
</tr>
<tr>
<td width="130">2007(Tahmini)                                  ( Bin YTL )</td>
<td width="129">14.953.620,00</td>
<td width="119">6.378.615,00</td>
<td width="96">21,5</td>
<td width="120">42,7</td>
<td width="127">0,0</td>
<td width="127">6.378.615,00</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="7" width="847">(*)İlaç ödemeleri dâhildir.</p>
<p>(**)19 Şubat 2005 tarihinden itibaren SSK sağlık tesislerinin Sağlık Bakanlığına devir işlemleri tamamlanmış olup, Sağlık Bakanlığı tarafından sunulacak bu sistemde SSK tarafından sağlık hizmetlerinin karşılığı ödemeler yapılmaktadır.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: SSK Aralık 2007 Aylık İstatistik Bülteni</p>
<p><a href="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi-3.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2305" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi-3.png" alt="ssk-ilac-fabrikasi" width="591" height="363" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi-3.png 591w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ssk-ilac-fabrikasi-3-300x184.png 300w" sizes="auto, (max-width: 591px) 100vw, 591px" /></a></p>
<p><strong>Şekil–3: 1995–2007 Yıllarında SSK’nın Toplam Sağlık Ödemeleri Ve İlaç Ödemelerinin İlişkisi</strong></p>
<p>SSK eczanelerinin kapatılmasıyla, kurumun hastalara veremediği ilaçlar depolarda birikmeye başladı (Tablo–6); biriken ilaçların değeri yaklaşık 3,7 katrilyon TL idi.(13) Aralık 2005’te hammadde bitene kadar fabrika üretime devam etti. Devletin fabrikaya yüksek miktarda yatırım yapması gerektiğinden, özelleştirilmesi düşünüldü. Fakat bu gerçekleşmedi ve fabrika kapatıldı.</p>
<p><strong>Tablo–6: SSK Eczanelerinin Kapatılmasının Ardından Depolarda Kalan İlaçların Değeri(TL)</strong></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="384"><strong>İLAÇLAR</strong></td>
<td width="384"><strong>GAYRİSAFİ SATIŞ(TL)</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="384">Seskaljin tb. (10luk)</td>
<td width="384">362.880</td>
</tr>
<tr>
<td width="384">Seskamol tb. (10luk)</td>
<td width="384">134.000</td>
</tr>
<tr>
<td width="384">Seskasid tb. (12lik)</td>
<td width="384">72.900</td>
</tr>
<tr>
<td width="384">Sulfprim tb. (15lik)</td>
<td width="384">95.976</td>
</tr>
<tr>
<td width="384">Sulfprim fort (10luk)</td>
<td width="384">227.380</td>
</tr>
<tr>
<td width="384">İşaspin tb. (80mg 10luk)</td>
<td width="384">8.064</td>
</tr>
<tr>
<td width="384">İşaspin tb(500mg 10luk)</td>
<td width="384">33.240</td>
</tr>
<tr>
<td width="384">Seroksen fort(500mg 12lik)</td>
<td width="384">1.047.470</td>
</tr>
<tr>
<td width="384">Seskasidin tb. (40mg 10luk)</td>
<td width="384">220.416</td>
</tr>
<tr>
<td width="384">Trimosin kaps. (500mg 12lik)</td>
<td width="384">1.101.864</td>
</tr>
<tr>
<td width="384">Benzalkonyum klorür 100cc.</td>
<td width="384">23.280</td>
</tr>
<tr>
<td width="384">Benzalkonyum klorür 1000cc.</td>
<td width="384">6.431</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="768"><strong>                                              TOPLAM: 3.749.986 TL</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Dünya genelinde kamu kesimi bu sektöre fazla müdahale etmemiş diğer sektörlere nazaran bağımsız bir şekilde gelişmesini sürdürmüştür. Bu bağımsızlık giderek ilaç fiyatlarını, kullanıcı açısından olumsuz etkilemiştir. Firmalar ürettikleri ilaçların fiyatlarını, maliyeti üzerinden değil “onsuz olmaz” niteliğini ve yararını göz önünde tutarak büyük ölçekte serbestçe yükseltebilmişlerdir. SSK’nın ürettiği ilaçlar, bu ilaçların orijinalleri veya diğer ilaç üreticisi firmaların ilaç fiyatları ile maliyet analizi yapma imkânı veriyordu.</p>
<p>SSK’nın Bomonti’ deki ilaç fabrikası 35 milyon sigortalının tükettiği ilacın % 20’sini kutu olarak, maddi olarak ta % 10’unu karşılıyordu. Otuz beş milyon SSK’lı nüfusun tüm Türkiye nüfusunun yarısı olduğunu düşünürsek; Türkiye ilaç ihtiyacının %10’unu kutu olarak, maddi olarak ta %5 karşıladığını görüyoruz. Bu haliyle bile çok büyük bir tasarruf ettiği ve kamusal hizmet verdiği görülmektedir(2).</p>
<p>Kamuya yararlı kuruluşlarda ve kamu iktisadi kuruluşlarında kar-zarar hesabı, kamu yararı felsefesi hâkim olduğundan geri plandadır. Önemli olan; kuruluşların ürettikleri mal ve hizmetlerin kamuya sağladığı yarardır. Ortaya çıkan rakamların tümü kuruluşun kamuya olan katkısıdır.</p>
<p>Eğer 2011 yılında SGK ilaç fabrikası aynı şartlarda üretime devam etseydi; ilaç tüketiminin on binde 14’ünü kutu olarak karşılayabilecek, 1.078.000 kutu ilacı üretecek ve 191 milyon Liralık üretim yapıp 303 milyon Liralık kar etmiş olacaktı.<br />
Ülkemizde en çok kullanılan antibiyotik, analjezik, antidepresan grubu ilaçlar ve serumlar gibi ilaç harcamasının büyük çoğunluğunu oluşturan yetim ilaçların üretimi bile yapılsa büyük kar ve yarar sağlanmış olacaktı.</p>
<p>İlaç fabrikasını geliştirmemekle sigortalıların tedavisi için gerekli ilaçlar bilinçli bir tercihle özel sektörden temin edilmekte olup, bu şekilde özel sektöre kaynak aktarılmaktadır. Kendi tedavi edebileceği hastalıkları, yatak ve imkân yetersizliklerini gerekçe göstererek hariçte yaptırabilmekteydi(2).</p>
<p>Petrol-iş sendikasının yaptığı araştırmalar sonucu oluşturulan raporlarda; ”SSK yönetimi yalnızca ilaç konusunda savurgan ve başarısız değildi, tüm kaynaklarının değerlendirilmesinde de başarısız olmuş, milyarlarca dolar zarar ettirilmiştir, devlet katkısı olmadan emeklilerine aylık ödeyemez duruma düşürülmüştür, SSK yatırımlarında izah edilebilir hiçbir yatırım politikası yoktur“ denilmektedir.<br />
Türkiye’nin yakın zamanda içinde bulunduğu krizden çıkması için, IMF ve Dünya Bankası’ndan 8- 9 milyar dolar kredi almak için adeta ülkenin ekonomi yönetimini bu kuruluşlara bıraktığı düşünüldüğünde, kayıpların önemi ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Baş döndürücü biçimde artış gösteren Sosyal Güvenlik Kurumu sağlık harcamalarının önemli bir kısmı büyük ölçüde dışa bağımlı olduğumuz ilaç, tıbbi teknoloji-tıbbi cihaz-tıbbi malzeme harcamalarına aittir. Yani ulus ötesi medikal kartele transfer edilmektedir. En büyük alıcısının Sosyal Güvenlik Kurumu olduğu ilaç ve medikal ürün pazarında 2007 yılında ithalatımız 6,5 milyar dolar dolayında, dış ticaret açığımız da 6 milyar dolar dolayındadır. Her yıl artan dış ticaret açığımız ve cari açığımızda ilaç /medikal ürün ticaret dengemizin önemli boyutlarda bozulması başlıca faktörlerden biri olmuştur(14).</p>
<p>Sağlık Bakanlığı yetkilileri bu artışın özellikle SSK ve yeşil kart kapsamındaki hastaların serbest eczanelerden ilaç almasının yolunun açılması nedeniyle ilaca erişimin kolaylaşmasından kaynaklandığını, SSK’nın tasfiyesi sonucunda yürürlüğe sokulan Kamu İlaç Alım Protokolü ile ilaç harcamalarının dengelendiğini savunmaktadır. İlaç Endüstrisi İşverenleri Sendikası verilerine göre Türkiye’de 2002 yılında 790 milyon kutu olan ilaç tüketimi 2007 yılında 1,3 milyar kutuya yükselmiştir. (kutu bazında % 65, üretici fiyatlarıyla Euro bazında % 100 artış). Sağlıkta Dönüşüm Programının da (SDP) temelini oluşturan bu bakış açısında ilaç tüketiminin artması ile sağlık çıktılarının iyileşmesi arasında doğrudan bir ilişki olduğu yanılsaması vardır. Oysaki asıl olan ilacın da yerinde ve etkili kullanımını sağlamaktır(14).</p>
<p>SDP sürecinde kutu bazında ilaç tüketiminin artışında ilaca erişimin kolaylaşmasının rolü vardır, ancak kutu bazında pazar genişlemesi ilaca erişimin görece zor olduğu dönemlerde de sürmekteydi. SDP bu genişlemeyi hızlandırmakla birlikte kutu bazındaki artışın tümünü değil yalnızca bir bölümünü etkilemiştir. SSK’nın çok avantajlı ilaç alım modelini yürürlükten kaldıran Kamu İlaç Alım Protokolü ile AB ülkelerine endeksli referans fiyat uygulaması ulus ötesi ilaç şirketlerinin lobi faaliyetleri sonucu çıkarılan ve ilaçta büyük ölçekli bir küresel zoka olan 1984 tarihli İlaç Fiyat Kararnamesiyle karşılaştırıldığında görece bir avantaj sağlamıştır. Bu avantaj da sağlanmamış olsaydı hızla artan ilaç harcamalarımız kamu maliyesinin altından kalkamayacağı boyutlara ulaşacaktı. Dolayısıyla gerek 2004 yılı başında yürürlüğe giren AB ülkelerine endeksli referans fiyat uygulaması gerekse 2005 yılının başında yürürlüğe giren Kamu İlaç Alım Protokolü sistemin zorla da olsa sürdürülebilmesi açısından kaçınılmaz düzenlemelerdi(14).</p>
<p>Bir yandan ilaç tüketimiz hızla artarken öte yandan ilaçta dışa bağımlılığımız derinleşmektedir. Yerli ilaç şirketlerimiz ulus ötesi ilaç şirketleri tarafından yutulmaktadır. Çoğu jenerik olmak üzere yaşanan evlilikler ve satın almalarla Türkiye&#8217;deki en büyük 20 ilaç firmasının 14&#8217;ü yabancı şirketlerin eline geçmiş, böylece ulus ötesi şirketler ulusal pazarın % 70 &#8216;inden fazlasını denetimleri altına almıştır(14).</p>
<p>Türkiye&#8217;de ilaç, tıbbi teknoloji, tıbbi cihaz ve sarf malzemeleriyle birlikte sağlık harcamalarının düşük olduğunu, yükseltilmesi gerektiğini sektördeki ulus ötesi şirketlerin temsilcilerinin yanı sıra kimi siyasetçi, bürokrat, akademisyen ve sağlık alanında ilerici olduğunu savlayan meslek örgütü/sendika yöneticileri de savunmaktadır. Oysaki kaynaklarımız sınırsız değildir, sağlığa, ilaca, tıbbi teknolojiye ayrılan kaynakların koşulsuz artırılması talebinden önce etkili, verimli kullanılıp kullanılmadığı ve bu harcamaların ulusal gelir içindeki payının ne olduğunun açığa çıkartılması gerekmektedir(15).</p>
<p>Türkiye, üretim standartları, teknolojisi ve kurulu kapasitesi açısından gelişmiş bir ilaç endüstrisine sahiptir. Türkiye ilaç sektöründe üretim standartlarının gelişmişlik düzeyi, klasik üretim teknolojisi ve sistemleri ölçeğindedir. Biyoteknolojik üretim yöntemleri, henüz kurulu kapasite yatırımına dönüştürülmemiştir. Sektörde bu türden ilaç üreten firma olmamasına karşın, ürün ithalatı yüksek düzeylere ulaşmaktadır. AB mevzuatıyla uyum konusunda en fazla mesafe alınan sektörlerden birisi ilaç sektörü olarak görünmektedir. Bu mevzuatla uyumlu yeni kurumsallaşmalar gerçekleşme sürecinde ilerlemektedir. Sektörün tüm kesimleri ile kamu kurumlarındaki paydaşları (DPT, TÜBİTAK, Üniversiteler, Devlet bürokrasisi) ulusal bir ilaç sanayinin olmamasından şikâyetçidir.</p>
<p>Türkiye ilaçta “ulusal bir politika” düzenleme sürecinden önemle ayrılmış ve siyaseten Avrupa Birliğine katılım sürecinin aktörlerinden birisi haline gelmiştir(16).</p>
<p>Türkiye’de ilaç pazarı, 1990’lı yılların başından bu yana bir büyüme trendi içerisindedir. Ülkemizde ilaç pazarındaki büyüme özellikle 2001 krizinden sonra hızlanmıştır. AKP hükümeti döneminde, devletin kamu hastanelerine ilaç temininden çekilmesi, SSK İlaç Fabrikası&#8217;nın kapatılması ve düzenlenen yeni ilaç protokolleri gibi uygulamalar, ilaç pazarındaki büyüme ile sağlık ve ilaç alanında özel sektörün etkinliğini giderek arttırmıştır(17).</p>
<p>Günümüzde SSK ilaç fabrikasının kapatılmasından sonra kamuya hizmet veren Ordu İlaç Fabrikası ve hammadde üreten Bolvadin Alkaloid Fabrikası dışında bir kuruluş bulunmamaktadır. Devlet Planlama Teşkilatı Dokuzuncu Kalkınma Planı (2007–2013) 2011 yılı programına göre yeni ilaç geliştirilmesi amacıyla bilimsel çalışmaların desteklenmesi ve bu kapsamda ilaç sanayinin teşvik edilmesini amaçlamışlardır(15). Türkiye Odalar Ve Borsalar Birliği Türkiye İlaç Sanayi Meclisi 2008 raporuna göre Türk ilaç sektörünün rekabet gücünün ve verimliliğinin artırılması için; ekonomik hedefler çerçevesinde kamu-özel ortak çalışmalarıyla kamunun piyasaya müdahalesinin sınırları saptanmalı, şeffaf, kesintisiz ve uzun vadede uygulanabilir sistemler oluşturulmalıdır(18).</p>
<p>Anlaşılıyor ki ülkemizde, sadece kamusal yatırımdan çok, özel sektör desteğiyle yerel sermaye kaynaklı ilaç üretimi teşvik edilmek istenmektedir.</p>
<p><strong>Sonuç ve Öneriler</strong><br />
Sağlık her insan için temel bir haktır ve ilaç da bu hakkın vazgeçilmez bir parçasıdır. Devletin görevi, bu hakkı tüm yurttaşlara eşit olarak sağlamak olmalıdır. Özellikle yetim ilaçlar ve ileri teknoloji gerektiren ilaçların ülkemizde üretilebilmesi için önemli miktarlarda yatırımlar yapılmalıdır. Kamuya ait ilaç hammadde üretim tesisleri kurulmalı, yeni ilaç araştırma ve geliştirme çalışmalarına önem verilmeli, kurulacak tesis ve laboratuarlar en gelişmiş teknoloji ile donatılmalıdır.</p>
<p>Kamuya ait bir ilaç fabrikası, ilaç piyasasındaki rekabeti dengelemek için önemli bir faktör olacaktır. Dünya ilaç pazarını elinde bulunduran şirketlerin olası tüm engellemelerine karşın; ulusal bir rotanın belirlenmesi ve yaşama geçirilmesi ülkemizdeki ilaç piyasası için mutlak suretle gerekmektedir.</p>
<p><strong>Kaynakça;</strong><br />
1) Abacıoğlu, N., (2004) Sınai Ürün Boyutlarıyla İlaç Pazarı ve Uluslararasılaşma, Toplum ve Hekim 2004, 19(6).<br />
2) Petrol-İş, SSK İlaç Fabrikası ve SSK İlaç Tüketimi,2002.<br />
3) Başta Depresyon İlaçları Olmak Üzere Psikiyatrik İlaçların Kullanımı Giderek Artıyor, Türk Psikiyatri Derneği. http://www.psikiyatri.org.tr/presses.aspx?press=264&amp;type=23<br />
4) Ernest&amp;Young, Dünya’da ve Türkiye’de ilaç sektörü, Mart 2011.<br />
5) İEİS Sektörel Göstergeler, TÜİK, 2012.<br />
6) Türkiye’de İlaç Harcamaları, Cumhuriyet Bilim Teknoloji Dergisi, Sayı 1062, 27 Temmuz 2007.<br />
7) Şemin, S., 12. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı , 2006.<br />
8) Liu, Y., Çelik, Y., Şahin, B., Türkiye’de Sağlık ve İlaç Harcamaları, 2005.<br />
9) Tonguç, E., SSK Yönetiminde İki Yıl(Anılar),1992.<br />
10) SSK İlaç Fabrikasının Son Durumu, Petrol-İş, 2005.<br />
11) Çelik, Y.,Seiter A., Turkey: Pharmaceutical Sector Analysis, Ankara, 2008.<br />
12) Kıran B., Sağlıkta Dönüşüm Projesinin İlaç, Eczacılık Ve Sağlık Sektörü Üzerine Etkileri Semineri, 2006.<br />
13) TTB Tıp Dünyası SSK Özel, Nisan 2006.<br />
14) Altınok, M., Üçer, A.R., Sağlıkta Dönüşüm Sürecinde Sağlık Harcamaları, 2009.<br />
15) DPT Dokuzuncu Kalkınma Planı, 2007–2013.<br />
16) Abacıoğlu, N., Sermaye Küreselleşmesinde Kavşak Bir Sektör: İlaç Sanayii, 2009.<br />
17) Petrol-İş Araştırma, Dünyada ve Türkiye&#8217;de İlaç Sektörü, 2010.<br />
18) Türkiye Odalar Ve Borsalar Birliği Türkiye İlaç Sanayi Meclisi Türkiye İlaç Sanayi Sektör Raporu, 2008.<br />
19) Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD), Türkiye İlaç Harcamaları Değerlendirmesi Bilgilendirme Notu, 2006.</p>
<p><strong>Dr. Ayşe Betül YAPA</strong><br />
<strong>Dr. Elife GÖKSAL</strong><br />
<strong>Dr. P. Eylül TANERİ</strong><br />
<strong>Dr. Rukiye ÇAKIR</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/ilacin-uzerindeki-devlet-eli-ssk-ilac-fabrikasi/">İlacın Üzerindeki Devlet Eli: SSK İlaç Fabrikası</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Paolo Veronose- Bir Resim Binbir Söylence</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/bir-resim-binbir-soylence-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Yelda Ertürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Apr 2013 18:37:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 82. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2298</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1102" height="826" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bir-resim-bindir-soylence-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bir-resim-bindir-soylence" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bir-resim-bindir-soylence-1.jpg 1102w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bir-resim-bindir-soylence-1-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bir-resim-bindir-soylence-1-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bir-resim-bindir-soylence-1-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bir-resim-bindir-soylence-1-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1102px) 100vw, 1102px" /></div>
<p>İtalyan ressam Paolo Veronose tarafından yapılan The Wedding At Cana ( Cana&#8217;da Düğün) isimli tablo, Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın Hz. İsa ve Kutsal Roma İmparatoru 5. Charles ile aynı masada oturuyor [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bir-resim-binbir-soylence-2/">Paolo Veronose- Bir Resim Binbir Söylence</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1102" height="826" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bir-resim-bindir-soylence-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bir-resim-bindir-soylence" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bir-resim-bindir-soylence-1.jpg 1102w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bir-resim-bindir-soylence-1-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bir-resim-bindir-soylence-1-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bir-resim-bindir-soylence-1-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bir-resim-bindir-soylence-1-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1102px) 100vw, 1102px" /></div><blockquote><p>İtalyan ressam Paolo Veronose tarafından yapılan The Wedding At Cana ( Cana&#8217;da Düğün) isimli tablo, Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın Hz. İsa ve Kutsal Roma İmparatoru 5. Charles ile aynı masada oturuyor oluşu ile oldukça ilginçtir. Cana&#8217;da Düğün 6.6m X 9.9m ölçülerinde, yaklaşık 66 metrekarelik bir devasa alanı kaplayan, Louvre Müzesi&#8217;nin en büyük tablosudur. Müzenin en popüler eseri olan Mona Lisa&#8217;nın tam karşısında yer almakta ve ona sadece büyüklüğü ile değil aynı zamanda sanatsal görkemi ile de meydan okumaktadır. Popülist bakış açısının dışına çıkıp da gözlerini Mona Lisa&#8217;dan ayıran her ziyaretçiyi anında cezbeder.</p></blockquote>
<p>Veronese&#8217;nin eseri konusunu İncil&#8217;de geçen İsa&#8217;nın ilk mucizesini gerçekleştirmesi olayından alır. İsa, Meryem ve Havariler Cana&#8217;da bir düğün için konuk olarak çağrılırlar. Kutlama sırasında şarabın bitmesi üzerine İsa hizmetçilere şarap küplerini su ile doldurmalarını ve geri çekilmelerini söyler. Şölenin yöneticisi gelip de küpten doldurulan sıvıyı tadar ve ardından damadı çağırır. Damada &#8220;Herkes önce iyi şarabı, çok içildikten sonra da kötüsünü sunar; fakat sen en iyisini sona saklamışsın&#8221; der. İsa bu şekilde suyu şaraba çevirerek ilk mucizesini gerçekleştirmiş olur. Resmin hemen sağ ön tarafında yer alan şarap küpleri olayda yer alan küplerdir. Ayaktaki figür içtiği şarabın güzelliği karşısında şaşıran şölen yöneticisidir.<br />
Resimde geniş bir masa çevresinde toplanmış birçok farklı figür görünmektedir. Süslü ve gösterişli giysilere bürünmüş bu kalabalığın içinde basit ve sade giysileri ile kalabalığın tüm şaşaasına ciddi bir zıtlık oluşturan İsa ve Meryem masanın ortasında yer almaktadırlar. Oysa düğünün en önemli misafirleri ve gelin ile damat masanın sol kanadının başında oturmuşlardır. Onların hemen yanında birçok ünlü tarihi figür bulunur. Bunlardan bazıları Avusturya Kraliçesi Eleanor, Fransız Kralı I. Francis, İngiltere Kraliçesi I. Mary, Kanuni Sultan Süleyman, İmparator V. Charles gibi birçok ünlü hükümdardır.</p>
<figure id="attachment_2327" aria-describedby="caption-attachment-2327" style="width: 350px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-2327" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/04/bir-resim-bindir-soylence-2.jpg" alt="bir-resim-bindir-soylence" width="350" height="505" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/04/bir-resim-bindir-soylence-2.jpg 759w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/04/bir-resim-bindir-soylence-2-208x300.jpg 208w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/04/bir-resim-bindir-soylence-2-709x1024.jpg 709w" sizes="auto, (max-width: 350px) 100vw, 350px" /><figcaption id="caption-attachment-2327" class="wp-caption-text">Muhteşem Süleyman (Suleiman the Magnificent) 1563 The Wedding at Cana Paolo Veronese</figcaption></figure>
<p>Muhteşem Süleyman (Suleiman the Magnificent) 1563 The Wedding at Cana Paolo Veronese.<br />
Veronese tüm bu muhteşem figürleri aynı masada İsa ve Meryem ile oturtmuş olsa da masanın tam ortasına ikisini yerleştirerek resmin ana amacının bu dini figürleri vurgulamak olduğunu göstermiştir.<br />
Masanın orta kısmının hemen önünde yer alan müzisyenler Veronese&#8217;nin döneminden ünlü İtalyan ressamlardır. Soldan sağa Veronese, Bassano, Tintoretto ve Tiziano yer almaktadır. Müzisyenlerin ortasındaki masada yer alan kum saati İsa&#8217;nın aynı hikayede Meryem&#8217;e söylediği &#8220;Benim saatim henüz gelmedi&#8221; sözlerine bir gönderme olabilir. Aynı zamanda dünyevi bir zevk olan müziğe karşıtlık yaratacak şekilde zamanın tükendiğini gösterip uhrevi yaşama işaret ettiği düşünülebilir.</p>
<p>Şölenin hazırlıkları için koşuşturan birçok farklı figür resmin her noktasında görülebilir. Bunlardan en dikkat çekici olanlar İsa&#8217;nın hizasında yukarıdaki balkonda şölen için et hazırlayan ekiptir. Burada betimlenen etin parçalanması (kurban edilmesi) İsa&#8217;nın kendini insanlık için kurban etmiş olmasına yapılan bir göndermedir. Hıristiyanlık inanışına göre İsa, Adem ve Havva&#8217;nın işlediği İlk Günah&#8217;ın bedelini kendi bedenini insanlar için feda ederek (çarmıha gerilip öldürülerek) ödemiş ve insanlığı bu günahtan arındırmıştır. Görkemli tablo Veronese&#8217;nin farklı renkleri son derece uyumlu şekilde kullanması ve birbirinden farklı birçok figürü uyumlu bir kompozisyona yerleştirmesi ile tiyatro sahnesi gibi bir şölen betimler ve aynı zamanda seyirciye de görkemli bir görsel şölen sunar.</p>
<p>Bu konu Giotto di Bondone tarafından daha önce çalışılmıştı. Rönesans&#8217;ın yaratıcılarından Giotto di Bondone, ölümünden sonra yıllarca tarih sayfalarında kalacak kadar yetenekli bir ressam olarak anıldı. İtalyan tarzını stilize etmesi ve Bizans sanatını resimlerinde harmanlaması, başarısının asıl sebebi oldu. Sanatçı, İncil&#8217;den aldığı sahneleri, insan psikolojisini ve duygularını, doğallıkla buluşturarak resimlerine hayat verdi. En büyük eseri kabul edilen &#8216;The Arena Chapel &#8211; The Wedding at Cana&#8217;da bir mucize yaratan Giotto, resimleri izleyenlerin, gerçek bir olayın içindeymiş gibi hissetmelerini sağladı. &#8220;The Wedding at Cana&#8221; insan yüzlerine ifade katılan ilk eserlerden biridir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bir-resim-binbir-soylence-2/">Paolo Veronose- Bir Resim Binbir Söylence</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Denizde Geçen Yıllar</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/denizde-gecen-yillar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Apr 2013 18:24:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 82. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2292</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="559" height="419" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/denizde-gecey-yillar2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="denizde-gecey-yillar2" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/denizde-gecey-yillar2.jpg 559w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/denizde-gecey-yillar2-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/denizde-gecey-yillar2-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 559px) 100vw, 559px" /></div>
<p>Çocuk ister ki; denizi ve onun engin sevgisini hak edenler çoğalsın, kara insanlarına örnek, sevgi ve hoşgörü yaşamımıza egemen, bu da mutluluğun ikinci adi olsun. Bu yazı bir çocuğun deniz [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/denizde-gecen-yillar/">Denizde Geçen Yıllar</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="559" height="419" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/denizde-gecey-yillar2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="denizde-gecey-yillar2" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/denizde-gecey-yillar2.jpg 559w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/denizde-gecey-yillar2-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/denizde-gecey-yillar2-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 559px) 100vw, 559px" /></div><blockquote><p>Çocuk ister ki; denizi ve onun engin sevgisini hak edenler çoğalsın, kara insanlarına örnek, sevgi ve hoşgörü yaşamımıza egemen, bu da mutluluğun ikinci adi olsun.</p></blockquote>
	<blockquote  class="bs-quote bs-quote-8 bsq-t1 bsq-s8 bsq-left">

		<div class="quote-content">
			<p>Denizde Geçen Yıllar</p>
		</div>

					<div class="quote-author">
									<img decoding="async" class="quote-author-avatar" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/04/surel-solakozlu.jpg"/>
				
									<span class="quote-author-name">											Dr. Sürel Solakozlu										</span>				
							</div>
				</blockquote>

<p>Bu yazı bir çocuğun deniz tutkusunu, denizde yaşadıklarını dile getirecektir. Doğum ve ölüm gibi iki sonsuzluğun arasında sıkışmış minicik bir mola olan yaşamın en büyük ödülü mal, mülk, mevki değil mutluluktur. Çocuk mutluluğu denizde arar. Bilindiği gibi felsefi sem- bolizmada admiralti çipa mutluluğu simgeler. Denizciler ufuklarında hayallediği mutluluğa ulaşmak için yaşamları boyunca dümen tutarlar. Halbuki ufuk yaklaştıkça denizciden uzaklaşır. Pruvasındaki denizlerle kucaklaşan denizci dümen suyunda ise yaşanmışları bırakarak ayrı limanlara, kadim koylara, denizlere yelken açar. Dümen suyu acı tatlı Yaşanmışların, mutluluğun adıdır bir denizci için. Yaşanmışları ne kadar çok ise anlatacakları ne kadar fazla ise hayatı o ölçü- de yaşamış kabul eder çocuk. Deniz sevdasını içselleştirmiş her denizcinin yüreğindeki çocuk onu denizlere mutluluğa çağırır. Çocuk ister ki; Denizi ve onun engin sevgisini hak edenler ço- galsın, kara insanlarına örnek, sevgi ve hoşgörü yaşamımıza egemen, bu da mutluluğun ikinci adı olsun&#8230; Çocuk denizlerimizin unutulmuşluğunun, fosseptik olarak görünmesinin, güzel kıyılarımızın doldurularak tahrip edilmesinin, balık neslinin yok oluşunun bir kader olmadığını, önlemin de- niz sevdası ve denizlerimizde çoğalmak olduğu- nu anlatacaktır sizlere.</p>
<p><strong>ÇOCUK KARŞIYAKA&#8217;DA</strong></p>
<p>Alaybey tersanesine yakınında çekeğe bakan mavi panjurlu evde oturuyor idi. Yağlı felekler üzerine çekilmiş ayna kıç sandalların arasın- dan denizi gözlerdi. Uyanır uyanmaz alelacele denize koşar, vakit kaybetmekten ödü kopardı. Öğlen güneşi yükseldiğinde annesinin ünleme- si duymak istemediği ama zorunlu olarak eve gittiği andı. İzmir sıcağı kavurmasın diye öğlen uykusuna yatırılır ancak her öğlen pencereden denize kaçardı. Eve döndüğünde cennette çıkma anne şamarını muntazam olarak her gün yerdi. Mahalledeki tüm deniz çocukları gibi çok iyi yüzer, tahta iskeleden değişik stillerde denize atlar, dalar midye çıkarır, zoka yemi yengeç&#8217;i Bostanlı sazlarından toplar, sülünez&#8217;i tersane koyundaki kumsaldan çıkarır ve onlarla hergün oldukçafazla balık tutardı. Balıklardan annesi de komşuları da bıkınca sahildeki apartman sakinle- rine satmaya başladı. Balıkçı sepetine ortaya bir veya iki tane kaba lidaki veya çipura kenarlarına eşek isparozu, gupez, izmarit balıklarını dizer güneşten kavruk bir ten çipil çipil gözlerle kendi müşterilerini yaratırdı.</p>
<p>Oradan kazandığı paralar akşam yazlık sinema, çekirdek ve sunalko (cola cinsi bir içecek) masraflarına ve olta takımları onarımına giderdi. Sandalı yoktu. Olması da olanaksız idi emekçi babasından bunu isteyemezdi.. çocuk bunu da aşacaktı ki denize açılabilsin. Komşu kayık- larının kalafatlanması, zımparalanması, bakım ve boyalanmasındaki yardımları karşılığında sandalları kullanabiliyordu. Siya kürekle artistik manevralarla dikkat çekmek istiyor başarıyordu da. Sandallar arası kürek yarışı galipleri minik ödüllerde kazanıyordu. Bu yarışların en büyük ödülü baklava sırası gibi sert karın, nasırlı eller idi. Mahalle çocuklarının hemen hepsi çok güzel yüzerdi, o daanlardan geri kalmazdı. Çekek yerindeki eften püften bir tahta iskeleden ba- lıklama, yine suya yüzeyel (sığ sular içi) kayarak balıklama, parende atarak, çivileme vs. atlamak günün en keyifli işlerinden birisi idi. Alsancak önü büyük gemi şamanduraları kerteriz alınıp yüzme girişimleri genelde sonuçsuz kalır yarı yoldan dönülür idi. Yine böyle bir günde yalnız başına karşıya yüzer iken, yanı başında bir fokurdama ve üzeri dragana bağlamış tepsi gibi bir şey arkasından da kafası ile deniz kaplumbağası çıktı. Denizcilerde geçmişten gelen bazı batıl inançlar vardır nesilden nesile intikal eder. Büyükleri kap- lumbağalarının erkek çocuklarının testislerine saldırdığını ve onları koparttığını söylerdi (muh- temelen çocuklar açıklara açılmasın diye) . iki eli ile testislerini kapamış çocuk büyük bir korkuyla kaplumbağa ile göz göze gelip dona kaldı. Deniz kaplumbağası onu umursamadan fokurdayarak derinlere daldı gitti.</p>
<p>Çocuk o gün denizde zarar vermez ise zarar görmeyeceğini öğrendi. Yinede kıyıyatam gaz yüzdü kıyıya vardığında arkadaşlarına anlata- cağı çok şeyi olduğunu düşünüyordu. Yine bu inanışlardan birisi Eyyam-ı Buhur (Sam Yeli)&#8217;un Ağustos&#8217;un 1-8 i arası deniz suyu ile ıslanmış insanların cildinde beyaz lekelere neden olduğu bunu engellemek için de şorta bir metal takılma- sı gerektiğine inanılırdı.</p>
<p><strong>Yaz güneşi ortalığı kavuranda</strong><br />
<strong>Eser püfür püfür Eyyamı-Buhur</strong><br />
<strong>Şaşkınlar cıbıl, hem de ıslak duranda</strong><br />
<strong>Gün gider. Beyazlekesi durur.</strong></p>
<p>Yukardaki dörtlükte de anlatılan bu lekeler halk dilinde “ala”. Tıp&#8217;da vitiligo” olarak adlandırılan ol- gudur. Çocuk yıllarca bu inanış nedeni ile Eyyumi Buhur zamanı şortuna gırcala ile çivi bağladı.</p>
<p>Deniz çok bonkör idi, böylesine karşılıksız verici olması denize tutkusunu sevdasını hayranlığı gün geçtikçe artıyor ve denize daha da bağlanı- yordu. Deniz gözlüğü ve paleti bilmiyordu çocuk zaten o bölgede hiçte görülmemişti o yıllarda yalın ayak çıplak göz ile dalar midye çıkarırdı, Ogünlerin birisinde rahatsız ettiği pavuryanın kerpeten gibi kıskacından nasibini almış ve çok korkmuş idi. Kıyıya dönüldüğünde ateş yakılır, üzerine vita kutusu tenekesi konularak boklu kebap denilen midye ve izmarit pişirilir taze ekmekile yenirdi. Tanrım deniz ne yüce bir şey derdi çocuk. “Denizden babam çıksa yerim” sözü boşuna söylenmiş bir şey değil idi. Çamlık sokağı kıyısındaki kumlukta madya ve tarakların çiğ yenmesi o aromanın, o tadın muhteşemliği anlatılamazdı, yıllar sonra çocuk Cunda&#8217;da (Ay- valık) madya, tarak, deniz kestanesi yediğinde burunun direği büyük bir özlem ile sızlamıştı, Karşıyaka&#8217;sını hatırlamış idi. Deniz kestanesi demişken Mordoğan ayı balıkları inlerinden de bahsetmek gerek o bölgedeki deniz kestaneleri- nin tadı bir başka idi. İlk okulda çok başarılı ancak çok hareketli (yaramaz) olan çocuğun babası bir</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/denizde-gecen-yillar/">Denizde Geçen Yıllar</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Whats up doc? Mutlu musun?</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/whats-up-doc-mutlu-musun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Bülent Kavuşturan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Apr 2013 15:10:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 82. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2288</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1400" height="934" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/doktor-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="doktor" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/doktor-2.jpg 1400w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/doktor-2-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/doktor-2-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/doktor-2-1024x683.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/doktor-2-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 1400px) 100vw, 1400px" /></div>
<p>Nasil gidiyor doktor ? Eminim bu soruya her şey yolunda diyebileceklerin sayisi fazla değildir. Mezuniyet törenimizde konuşan bir hocamiz ; doktorluk, bir meslek değil yaşam tarzi ve asalet ünvanidir demişti. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/whats-up-doc-mutlu-musun/">Whats up doc? Mutlu musun?</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1400" height="934" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/doktor-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="doktor" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/doktor-2.jpg 1400w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/doktor-2-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/doktor-2-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/doktor-2-1024x683.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/doktor-2-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 1400px) 100vw, 1400px" /></div><blockquote><p>Nasil gidiyor doktor ? Eminim bu soruya her şey yolunda diyebileceklerin sayisi fazla değildir. Mezuniyet törenimizde konuşan bir hocamiz ; doktorluk, bir meslek değil yaşam tarzi ve asalet ünvanidir demişti. Tamam hep öyle davrandim, öyle de davranmaya çalişiyorum ama yanliş giden bir şeyler var. Mutlu değilim ve artik saklamak ta da zorlaniyorum. Bunun bana özel bir durum olmadiğini da biliyorum. Tüm meslektaşlarim da mutsuz ama hepimiz kaçişlardayiz sanki. Artik gerçekle yüzleşmek ve kendimize karşi dürüst olmak zorundayiz&#8230;</p></blockquote>
<p>Bunu sorgulama gereği duyan başkaları da olmalı. Amerika Birleşik devletlerinde 2012 yılında 25 uzmanlık dalından 30 o00&#8217;e yakın hekimin sorgulanması ile hazırlanan Medsca- pe 2012 “Hekimlerin Yaşam Tarzı Raporu” nu ilginç buldum ve özetleyerek sizlerle paylaşmak istedim. Bizim yaşantımızla örtüşen ve ters düşen pek çok bilgi içeriyor. Keyifle okumanızı ve ülkemizde de bu tarz bir anketin çabucak yapılmasını dilerim. Aslında hekimler ve iş doyumu üzerine pek çok çalışma bulunuyor, ancak hiçbiri hekimlerinmuayenehane yada hastane dışındaki hayatıyla ilgili değil. Halen Pek çok hekim, iş yaşamlarından mutlu olmadıkla- rını ifade ediyor. 2010 tarihli bir ankete göre, hekimlerin 964091, takip eden 1-3yıl içinde hasta bakımını bırakmak istiyor. Amerikan toplumu; hekimlerin; 9634&#8217;ünün “çok mutlu”, 9650&#8217;sinin “oldukça mutlu” olduğunu, 9615&#8217;inin ise “pek te mutlu olmadıklarını” düşünüyormuş&#8230; Ame- rikalı hekimlere tıbbın dışında ne kadar mutlu oldukları sorulmuş Hekimlerin 1/3&#8217;ü kendilerini çok mutlu, 2640&#8217;ı oldukça mutlu olarak ifade etmiş. En mutlu hekim Kimdir ? Cevaplara göre en mutlu hekim, Romatoloji uzmanı. Hem Erkek hem kadın hekimler arasında en mutlu dokto- run Romatologlar olduğu anlaşıldı. Nedir bu mutlu doktorun özellikleri:</p>
<p>ABD doğumlu, normal kiloda, sağlığı mükem- mel, egzersiz yapıyor, günde 1-2 içki alıyor, sigara içmiyor. Maddi durumu iyi, yeterlinin üzerinde tasarrufu var ve borcu yok. Evli, ibadetini aktif olarak yerine getiriyor. En ilginci, mutluluk skoru 6o yaşın üzerindeki hekimlerde tavan yapıyor. En mutsuz hekimler ise; dahiliyeciler, gastro-en- terologlar, nörologlar oluşturuyor.</p>
<p>Mutsuz hekimin özellikleri: Sağlığı bozuk, haftada birden az egzersiz yapıyor, obez. Yaşı 5o&#8217;lerin ortalarında ve ABD&#8217;ye erişkin yaşta gelmiş. (İthal hekim) Mali durumu berbat, ta- sarrufu yok ve borçlar idare edilemez durumda. Boşanmış, gönüllü görev yapmıyor. Manevi inancı var, ancak dini faaliyeti yok. İçki içmiyor.</p>
<p>Doktorlar ne kadar tatil yapar?</p>
<p>İtalyanlar 42 gün, Fransızlar 37, Almanlar 35, İngilizler 28, Kanadalılar 26, Japonlar 25 gün, Amerikalılar, 13 gün yıllık ortalama ücretli izin ile diğer gelişmiş ülkelerden çok daha kötü durumda. Hekimler arasında tatil süresi değiş- kenlik gösteriyor. En şanslılar anesteziyologlar ve radyologlar. Bu kesimin yarıya yakını yılda</p>
<p>4 haftadan fazla tatil yapıyor. Hekimlerin üçte birle yarısı arasında bir kısımı; yılda 2-4 hafta tatil yapıyor.</p>
<p>Hekimce Bakış | 47 &#8230;&#8230;&#8230;. 48 | Nisan 2013</p>
<p>Yılda en fazla 2 hafta tatil yapabilenler ise;</p>
<p>Aile hekimleri, acil tıp hekimleri, dahiliyeciler, genel cerrahların 1/3&#8217;ü.</p>
<p>Tatil şansı bulan hekim ne yapar?</p>
<p>Amerikalıların tatillerini tercih sırasına göre; arkadaş ve akrabaziyaretleri, gezme, denize gitme, müzeye gitme, milli parklara gitme, tura çıkma, kültür parkları ziyaret etme, şehirlerarası seyahat ve dağlara çıkma şeklinde değerlen- dirdiğini gösteriyor. Hekimler ise; yurt dışına seyahat, denize gitmeyi tercih ediyor. Kadın he- kimler, hem bu tatilleri ve lüks otelleri erkeklere göre daha çok seviyor.</p>
<p>Erkeklerin tercihleri ise; kış sporları ve seyahat- leri, akraba ziyaretleri, uzun tren seyahatleri, tıbbi olmayan öğrenme seyahatleri, boş boş yan gelip yatmak. Evde boş zaman bulan erkek veya kadın hekimin öncelikli tercihleri; spor ve fizik- sel aktivite, okuma, kültürel aktiviteler, yemek ve şarap. Erkeklerin üçte biri, kadınların 9625&#8217;i internet sörfüne zaman harcıyor, buna karşın kadınların 9613, erkeklerin 968&#8217;i sosyal medyayı tercih ediyor, erkeklerin 9617&#8217;si, kadınların 966&#8217;sı borsa ile uğraşıyor.</p>
<p>Hekimler kendi mali durumlarını nasıl de- gerlendiriyorlar? Amerikalılar kendi mali durumlarını nasıl tanımlıyor?</p>
<p>2652.5 “müreffeh durumdayım”, 9643.7 “çaba- lıyorum”, 963.7 “şikayetçiyim”. Hekimlerin bir çoğu kendilerini mali güçlük içinde görüyor. He- kimlerin; 2638.8&#8217;i, yaşına ve kariyerine göre “çok az” ya da “hiç” birikim sağlayamadığını söylüyor. Sadece 9612.8 hekim “yeterinden fazla” tasarru- fu olduğunu ifade etmektedir.</p>
<p>Bu sonuçlar, genç hekim kuşağının daha güç ekonomik koşullar altında olduğunu yansıtıyor olabilir. Hekimler içinde emekli ya da yarı emekli olanların 2680&#8217;i, yeterli yada yeterinden fazla birikimi olduğunu ifade etti, ancak bunlarıntüm popülasyonun 9615&#8217;ini oluşturmaktadır.</p>
<p>Terminal dönemde bir hastalığı olan he- kimler nasıl davranırlar ?</p>
<p>2011 yılında genel popülasyonda yapılan bir araştırmaya: 76071 Yaşam kalitesi, uzunluğundan önemlidir. 9623 Mevcut tüm imkânları kullana- rak hayatı uzatmak önemlidir.266 Bilmiyor ya da cevap vermemeyi tercih ediyor. Hekimler daha karmaşık duygulara sahip; 9623&#8217;ten biraz fazlası böyle bir durumla karşılaşırsa; ne cevap vereceğini bilmiyor. 2665 Hekim Yaşam kalitesi, uzunluğundan önemlidir diyor. 9612 Agresif te- daviyi tercih edeceğini söylüyor. Agresif tedaviyi tercih edenler orta yaşlarda hafifçe yükselmek- tedir. 31-40 yaşları arasında 9610, 41-50 yaşları arasında 9614-3, 50 yaşından sonra 9610. Hayatı uzatmak için palyatif bakım kararı, agresif teda- viye göre büyük bir çoğunlukla kabul görmek- tedir. Hekimler çoğunlukla siyasi spektrumun neresinde? 9629 Amerikan seçmeni kendisini ekonomik ve sosyal yönden muhafazakâr olarak tanımlarken, 9610&#8217;u her iki alanda daliberal olarak niteliyor.Hekimlerde Erkeklerin 9637&#8217;si ve kadınların 9625.5&#8217;i kendilerini ekonomik ve sosyal yönden muhafazakar olarak tanımlıyor. Erkeklerin sadece 9618.4&#8217;ü, Kadınların 9627.5&#8217;i görüşlerini her iki alanda daliberal olarak niteliyor. Kadın hekimler, erkeklere göre hem sosyal hem de ekonomik yönden daha liberal görünüyor. Siyasi eğilimlere uzmanlık açısından bakıldığında kendilerini hem ekonomik hem</p>
<p>de sosyal yönden muhafazakar olarak tanımla- yan hekimler; plastik cerrahlar, ortopedistler, anestezi uzmanları, ürologlar, göz doktorları, genel cerrahlar. En liberal hekimler ise; intaniye- ciler, psikiyatrlar, yoğun bakımcılar, nörologlar, onkologlar.</p>
<p>Doktorlar evliliklerinde mutlu mu?</p>
<p>Bu ankete cevap veren erkek hekimlerin 268591, kadınların 9677&#8217;i evli. (Anneler evlatlarını doktor- larla evlendirmek istemekte haklı gözüküyorlar) Bu oran genel Amerikan ortalamasının çok üzerinde bulunuyor. Aslında son 4o yılda evli Amerikalıların oranında bir düşme olmuştur. Oran 1970&#8217;te 9672 den 2011&#8217;de 9648&#8217;e gerilemiş- tir. Erişkin Amerikalıların halen Sti evlidir. 30 yaş altı insanlarda evlilik oranı 9620 olarak bildiri- iyor. Aynı yaş grubundaki hekimlerde evlilik oranı ise 9650. Evlilik ve mutluluk durumuna bakarsak, en yüksek mutluluk skoru verenler, erkek veya kadın, ilk evliliğini yaşayan hekim- lerden oluşuyor. Her durumda, bir eşle birlikte olmak yalnız yaşamaya kıyasla mutluluğu genel olarak artırıyor. Bunun tek istisnası dul kadın hekimler: Bu kesimde mutluluk skorları, yalnız yaşayan ya da eşli kadınlara kıyasla daha yüksek. Evli hekimlerin 9630&#8217;dan fazlası, tıp fakültesinde ya da meslek hayatında tanışmış. 1999 yılında yapılan bir çalışma, karı-koca hekimlerin diğer hekimlerden, meslek ve aile hayatında birçok yönden fark gösterdiğini bildiriyor. Kariyer ve aile hedeflerinde sıklıkla başarıya ulaşıyorlar.</p>
<p>Hekimler ne kadar sağlıklı?</p>
<p>En sağlıklı hekimlerin; dermatologlar, plastik cerrahlar, endokrinoloji, ortopedi ve kardiyo- loji uzmanları sağlıklı kesimi oluşturdu. Sağlığı en bozuk hekimler; yoğun bakımcılar, çocuk hekimleri, kadın-doğum uzmanları, patologlar, psikiyatrlar.</p>
<p>Hekimlerin ne kadarı fazla kilolu?</p>
<p>Amerikan erkeklerinin 9640” fazla kilolu ve 9632&#8217;si obes durumda. Kadınların ise fazla kilo oranı 9628.6, obesite oranını 9635 dir. Erkek hekimlerin 9637&#8217;si fazla kilolu, 905.3&#8217;ü obes. Kadın hekimlerde obesite oranı : 906.2 ve fazla kilolu kadın hekimlerin oranı 631.3 dür. Uzmanlık alanına göre ayrım yapıldığında, 25 ve üzerinde VKİ bildirenlerin oranı en yüksek olan hekimler; aile hekimleri, yoğun bakımcılar, kadın doğum uzmanları, genel cerrahlar,dahiliyeciler oluş- turdu. 25ve üzerinde VKİ bildirenlerin oranı en düşük olan hekimler ise; dermatologlar, onları göz hekimleri, radyologlar, plastik cerrahlar ve gastro-enteroloji uzmanları.</p>
<p>Hekimler ne sıklıkta egzersiz yaparlar?</p>
<p>Ankete göre hekimler bu konuda, ortalama Amerikalıdan daha iyi durumda ve yaşlandıkça</p>
<p>daha fazla egzersiz yapıyorlar. 30 yaş altı hekim- lerin 9648&#8217;i haftada en aziki gün spor yapıyor.</p>
<p>61 yaş üstünde ise bu oran 9672&#8217;ye yükseliyor. Kadın hekimlerin 967, erkeklerin 9689 ise hiç egzersiz yapmıyor. Gerek kadınlar, gerekse erkekler için en popüler egzersiz tipi, 9577&#8217;in üze- rinde tercih edilen aerobik aktiviteler.</p>
<p>Hekimler içki ve sigara içerler mi?</p>
<p>Amerikalıların 9618&#8217;i hala sigara içiyor. Sigara içmeyenler içinde hekimler önde geliyor olma- larınarağmen; kadınların 962&#8217;si, Erkeklerin 1.289 sigara içiyor. Erkeklerin 969&#8217;u, kadınların 9659 ise sigarayı bırakmışlar.</p>
<p>Amerikan erişkinlerinin 967&#8217;sinin alkol içtiğini bildiriyor. Erkek hekimlerde alkol kullanma ora- nını:2673.4 Kadın hekimlerdeyse oran: 9665.</p>
<p>Amerikan hekimlerinin kaçı yurt dışından gelmiş?</p>
<p>(Hala Amerikaya gitmeyi düşünüyorsanız&#8230;) New York Times” te yayınlanan bir makaleye göre, ABD her yıl, hekimler için diğer en popüler göç yerleri olan; İngiltere, Kanada ve Avustral- ya&#8217;nın toplamından daha çok sayıda hekimi çekmektedir.</p>
<p>Amerika&#8217;ya erişkin yaşta geldiğini bildiren hekimlerin oranı 9620. Bu ülke dışında doğan hekimler içinde; 9622 Asyalı ,9616 Avrupa, Kanada ve Okyanusyalı ,9612 Afrikalı makalede, Ganalı hekimlerden örnek veriliyor. 2006 yılında Amerika&#8217;da çalışan Ganalı hekim sayısı, Gana&#8217;da çalışan hekimlerin 9620&#8217;si düzeyindeymiş.</p>
<p>ORİJİNAL İNGİLİZCE METİN: HTTP/WWW.MEDSCAPE.COMMVİEWARTİCLE/760 127 2SRC3MP&amp;S PON-38</p>
<p>TÜRKÇE AYRINTILI METİN: HTTPJ/WWMWW.KANİTLAR.COM/MEDSCAPE-HEKİMLERİN-YASAM- TARZİ-RAPORU-20 12-MEDSCAPE-COMDAN- T.HTML HTTE;(WWWW.KANİTLAR.COM/MEDSCAPE-HEKİMLERİN-YASAM- TARZİ-RAPORU-20 1 2-MEDSCAPE-COMDAN-2.HTML</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/whats-up-doc-mutlu-musun/">Whats up doc? Mutlu musun?</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KELES İlçesinde Köyler Var Uzakta</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/keles-ilcesinde-koyler-var-uzakta/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Apr 2013 12:35:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 82. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2259</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="585" height="379" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/kozagaci-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="kozagaci" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/kozagaci-1.jpg 585w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/kozagaci-1-300x194.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/kozagaci-1-210x136.jpg 210w" sizes="auto, (max-width: 585px) 100vw, 585px" /></div>
<p>Davutlar Köyü Keles İlçesinin Güney Doğusunda İlçe merkezine 11,6 km Bursa kent merkezine ise 46,6 km mesafede tarım ve hayvancılıktan başka gelir kaynağı olmayan ilçenin en üretken vadisinde Kozağacı vadisinde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/keles-ilcesinde-koyler-var-uzakta/">KELES İlçesinde Köyler Var Uzakta</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="585" height="379" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/kozagaci-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="kozagaci" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/kozagaci-1.jpg 585w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/kozagaci-1-300x194.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/kozagaci-1-210x136.jpg 210w" sizes="auto, (max-width: 585px) 100vw, 585px" /></div><blockquote><p>Davutlar Köyü Keles İlçesinin Güney Doğusunda İlçe merkezine 11,6 km Bursa kent merkezine ise 46,6 km mesafede tarım ve hayvancılıktan başka gelir kaynağı olmayan ilçenin en üretken vadisinde Kozağacı vadisinde yer alan şirin ancak kaderine boyun eğmeyen cesur insanların yaşadığı bir köy.</p></blockquote>
<p>Kaderine boyun eğmemelerine en somut örnekler <strong>i-</strong> Kozağacı vadisinin mikro klima özelliklerine ve arazi koşullarına uygun kiraz, ceviz, üzüm vb. çoğu ihraç edilen  ürünler yetiştirerek gelir düzeylerini artırma çabaları,    <strong>ii-</strong>2007 yılında günümüzdekine  benzer bir biçimde arazilerinin altındaki düşük kaliteli linyit kömürünün çıkarılması ile işletilecek Termik Santralin yapımına karşı verdikleri mücadele sonucu elde ettikleri başarı , <strong>iii-6 yıl sonra tekrar yöresel/bölgesel koşullarda herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu,</strong> Keles’in Kozağacı Vadisi; Davutlar ve Harmanalanı ruhsat alanlarından çıkartılması ve termik santral kurularak elektrik üretilmesi karşılığı köylerinin yok edilişine neden olacak özelleştirme ihalesine  karşı başlattıkları mücadele olarak verilebilir.</p>
<p>Özelleştirme ihalesine karşı başlattıkları son mücadele de   binlerce kişinin katılımıyla Bursa ‘da gerçekleştirdikleri yürüyüş ve  ihale günü iki otobüsle Ankara’ya gitmeleri ile Kozağacı  vadisini  Bursa ve Türkiye gündemine taşımayı başarmışlardır.</p>
<p>Hem Bursa’da yapılan yürüyüşe katılım  hem de Kozağacı Vadisi’nin girişinde sizi karşılayan <strong>“canımı veririm toprağımı vermem”  </strong>afişi <strong>köylülerin termik santral yapımına karşı duruşlarının kararlılığını simgeleyen</strong> en önemli göstergelerdir(Şekil 1).</p>
<p><strong>Şekil 1. </strong>Kozağacı Vadisi Girişinde Köylülerin Kararlılığını Simgeleyen Afiş</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Harmanalanı ve Davutlar Ruhsat Sahaları ve Etkilenecek (Haritadan silinecek) Köyler ve Keles İlçesi </strong></p>
<p>Türkiye Kömür işletmeleri tarafından 17 ekim 2012 tarihinde verilen ihale duyurusu ilanı ile yeniden  başlatılan süreç 1 Kasım 2012 tarihinde yapılan ihalede en yüksek teklifi veren şirketin belirlenmesi ile sonuçlanmıştır.</p>
<p>Şu an değerlendirme aşamasında olan Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulunun 07.05.2012 tarih ve 16/193 sayılı kararı ile kabul edilerek yapılan ihalenin Rödövans Şartnamesinde <em>(İR.2405 – İR.2403 BURSA-Keles) </em> <em>Harmanalanı ve Davutlar Sahaları için  verilen Koordinat bilgilerine (TKİ, 2012) göre yapılan çalışmayla  Keles İlçesinin 23 köyü ve  Keles İlçe merkezi yerleşim alanı dahil 3 mahallesinin ruhsat alanında kaldığı ZMO Bursa Şubesince  belirlenmiştir (Şekil 2).</em></p>
<p><a href="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/04/kozagaci-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2263" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/04/kozagaci-2.jpg" alt="kozagaci" width="535" height="591" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/04/kozagaci-2.jpg 535w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/04/kozagaci-2-272x300.jpg 272w" sizes="auto, (max-width: 535px) 100vw, 535px" /></a></p>
<p><strong><em>Şekil 2.</em></strong><em> Harmanalanı ve Davutlar Ruhsat Sahaları,  Etkilenecek Alanlar (Keles ilçesi ve Köyleri) </em></p>
<p>Termik santral kurularak alım garantili  elektrik üretim şartı ile Ruhsat alanındaki düşük kalorili ve kalitesiz kömürün açık ocak işletmeciliği  biçiminde çıkarılması <em>Keles ilçesinin  kalbi ve kiraz, üzüm, ceviz gibi meyvelerin  üretim merkezi  olarak kabul edilen Kozağacı vadisinin 15 köyü ile birlikte ( köy merkezi ve yerleşim alanları dahil tüm arazi varlığı) haritadan silinmesine neden olacağı gibi  Keles Arazi varlığının %20,3’nü oluşturan 23 köye ait 13.606 hektar arazinin zarar görerek 30 yıllık süreçte bütünüyle yok olmasına da neden olacaktır (Çizelge 1).</em></p>
<p><em>Çizelge 1.  Harmanalanı ve Davutlar Ruhsat Alanındaki Köyler ve Arazi Kayıp Oranları </em></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="363"><strong>HARMANALANI (Bursa KELES) Ruhsat Alanı</strong></td>
<td width="384"><strong>DAVUTLAR (Bursa KELES)<br />
</strong><strong>Ruhsat Alanı</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="363">Harmanalanı  :% 90 Köy merkezi dahil</td>
<td width="384">Çaycılar         :%100 Köy merkezi dahil</td>
</tr>
<tr>
<td width="363">Bıyıklıalanı    :% 90 Köy merkezi dahil</td>
<td width="384">Karaardıç       :% 95 Köy merkezi dahil</td>
</tr>
<tr>
<td width="363">Akçapınar      : %80 Köy merkezi dahil</td>
<td width="384">Harmancıkdemirci     :% 90 Köy merkezi dahil</td>
</tr>
<tr>
<td width="363">Damalı           :%60  Köy merkezi dahil</td>
<td width="384">Denizler  ( Sarıyar mah.) :% 80 Köy merkezi dahil</td>
</tr>
<tr>
<td width="363">Dağdemirciler : %50 Köy merkezinin bir kısmı</td>
<td width="384">Issızören        : %7 0 Köy merkezi dahil</p>
<p><strong> </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="363">Delice            :%40 Köy merkezinin bir  kısmı</td>
<td width="384">Durak  ( Durmuş,  Karayaka mah.): % 60 köy Merkezi dahil</td>
</tr>
<tr>
<td width="363">Uzunöz         :% 40 Köy merkezi dahil</td>
<td width="384">Başak(  Galipler , Cuma Orta mah.) :% 55 Köy merkezi dahil</td>
</tr>
<tr>
<td width="363">Yağcılar         :%30 Köy merkezi hariç</td>
<td width="384">Babasızlar      :%40 Köy merkezi dahil</td>
</tr>
<tr>
<td width="363">Gököz           :%20 Köy merkezi hariç</td>
<td width="384">Avdan            :% 20 Köy merkezi dahil</td>
</tr>
<tr>
<td width="363">Alpagut         :%30  Köy merkezi hariç</td>
<td rowspan="4" width="384">Yüzbaşı          :%20 Köy merkezi hariç</p>
<p><strong> </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="363">Kıranışıklar    :%5  Köy merkezi hariç</td>
</tr>
<tr>
<td width="363">Belenören     :%5 Köy merkezi hariç</td>
</tr>
<tr>
<td width="363"><strong>KELES İlçe Merkezi  Dahil  </strong>Yenice, Çukur, Cuma Mahalleleri,  Küçükovacık köyü ve Köy merkezi dahil</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Ayrıca yapılan analiz sonuçları Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce uygun görülen 1. Grup İl ve İlçelerde/köy ve beldelerde kullanılabilen Keles Linyit kömürünün  % 33,65-39,7 nem, % 22,9-24,5 kül, % 25,8-21,2 uçucu madde, %1,6-4,32 kükürt ve 1905-2.404 Kcal/kg gibi düşük alt ısı kapasitesine sahip olduğunu göstermektedir (Bursa Linyitleri İşletmesi Müdürlüğü, 2012). Analiz sonuçlarının diğer bölgelerde saptanan  veya işletilen  linyit kömür rezervleri ile kıyaslandığında Harmanalanı ve Davutlar Sahalarına ait linyit kömürü rezervlerinin bu amaçla kullanılabilecek en düşük kaliteli linyit kömürü rezervlerinden birisi olduğu söylenebilir.</em></p>
<p><strong><em>Kozağacı Vadisi  Köyleri ve Tarımsal Üretim </em></strong></p>
<p><em>Keles İlçe ekonomisi bütünüyle tarım sektörüne bağlıdır. Keles İlçesi ve köyleri günümüze kadar farklı sektörlerde gelir ve istihdam yaratacak yatırımlardan yoksun bırakıldığı gibi tarımsal üretimi destekleyen yatırımlardan da yeterince pay alamamıştır. Bu nedenle  İlçe ve köylerinin ekonomisi   tarımsal üretime (bitkisel ve hayvansal üretime) dayanmakta ve ilçe nüfusunun % 75’ni kırsal nüfus oluşturmaktadır. 65.725 hektar alan kaplayan ve  hemen hemen tamamı dağlık olan İlçenin bu nedenle ancak %18’i yani 11.870 hektarı Tarım arazisidir. Başka bir anlatımla  İlçenin yarısından fazlası ormanlık ve fundalık alanlardan oluşmaktadır. Tarım arazilerinin % 46,3’nü (5.494 ha) tarla arazileri, % 17,4’ nü Meyvelik (2.059 ha) % 2,5’ ni ise sebzelik (295 ha) alanlar oluşturmaktadır.</em></p>
<p><em>Keles ilçesinin 2011 yılı için yarattığı 59,9 milyon TL’lik ekonomik gelirin 25,15 milyon Türk Lirasını  (% 41,9 nu)  büyük çoğunluğu Kozağacı Vadisinde üretilen meyvelerden (kiraz, üzüm ve çilek ) sağlanmıştır (Bursa İl Gıda Tarım ve Hayvancılık  Müdürlüğü Teknik Raporu, 2011). Aynı rapora göre üretiminin tamamına yakını Kozağacı vadisinde yapılan ve her geçen yıl artan kiraz üretiminde Keles İlçesi  3.025 bin ton ile Bursa İlinde (kiraz üretimi 25.929 ton),  İnegöl ve İznik İlçesinin ardından 3. sırada yer almaktadır.</em></p>
<p>Bu nedenle Keles bölgesinde, özellikle tarımsal uygulamaların başarıyla yapıldığı alanlarda yer altındaki enerji kaynağının ekonomik boyutunun, mevcut alanda üretilen tarımsal ekonominin üzerinde olmadığı;</p>
<p><strong><em>Son yıllarda büyük çoğunluğu  ihraç edilen ve göçü tersine çeviren  kiraz üretim alanlarına sahip Kozağacı  vadisinin ve köylerinin  üretim gücüne vereceği fiziksel zarara ek olarak  kurulacak termik santralin yaratacağı sağlık ve çevre sorunları; </em></strong></p>
<p>Yapılacak ihale şartnamesinde de belirtildiği gibi Keles (Davutlar ve Harmanalanı ruhsat alanlarında) bölgesinden çıkartılması düşünülen kömür ve devamında kurulması düşünülen termik santralin özelleştirme yoluyla gerçekleştirilecek olması ve  şu anda halka veya  kamuya ait olan değerlerin  <strong><em>5000 kişiden fazla insanın yaşama, barınma ve geçinme alanını yok etme pahasına  </em></strong>bir şirketin kullanımına bırakılacağı;</p>
<p>ve daha da artırılabilecek nedenler ve en önemlisi Kozağacı vadisi köyleri halklarının doğup büyüdükleri topraklarda üreterek, yaşama hakları ve  talepleri  söz konusu özelleştirme ihalesinin iptal edilerek  Kozağacı vadisine termik santral yapımından vazgeçilmesi gerektiğini göstermektedir.</p>
<p>Ülkemizin artan veya gelecekte daha da  aratacak enerji gereksinimi ve  yerli doğal kaynaklarımız kullanılarak enerji üretiminde dışa bağımlılıktan kurtulma söylemiyle gündeme getirilen özelleştirme ihaleleri ile termik santrallerin yapımından önce ülkemizin enerji politikaları, enerji talebi ile enerji üretim zorunluluğu ilişkisi gözden geçirilmeli, enerji üretim yatırımlarında  öncelik yenilenebilir enerji kaynaklarına verilmelidir.</p>
<p><strong>Ertuğrul AKSOY</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KAYNAKLAR</strong></p>
<p>TKİ 2012. Rödövans Şartnamesi (İR:2405-İR2403 Bursa/Keles Harmanalanı ve Davutlar Sahaları),( <a href="http://www.tki.gov.tr/tki/ihale.asp">http://www.tki.gov.tr/tki/ihale.asp#</a>; Erişim 12.10.2012).</p>
<p><em>Bursa Linyitleri İşletmesi Müdürlüğü, 2012.</em> <a href="http://www.bli.gov.tr/analiz.html"><em>http://www.bli.gov.tr/analiz.html</em></a><em> ; Erişim 12.10.2012).</em></p>
<p><em>Bursa İl Gıda Tarım ve Hayvancılık  Müdürlüğü Teknik Raporu, 2011.</em> <em>(</em><a href="http://www.bursatarim.gov.tr/"><em>http://www.bursatarim.gov.tr/</em></a><em>; erişim 12.10.2012).</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/keles-ilcesinde-koyler-var-uzakta/">KELES İlçesinde Köyler Var Uzakta</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her Yüzyılda Bir Latin Amerika&#8217;da Bir Bolivar Doğar (Pablo Neruda)</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/her-yuzyilda-bir-latin-amerikada-bir-bolivar-dogar-pablo-neruda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Apr 2013 12:30:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[bolivar]]></category>
		<category><![CDATA[chavez]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 82. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2256</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1102" height="549" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bolivar-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bolivar" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bolivar-1.jpg 1102w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bolivar-1-300x149.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bolivar-1-768x383.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bolivar-1-1024x510.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1102px) 100vw, 1102px" /></div>
<p>HUGO CHAVEZ FRİAS &#8221;Orinoco&#8217;da hüzünlü bir sabah, Chavez&#8217;i sevmek bizi insan yaptı, bize güç verdi. Chavez şurayı temizleyen kadın, metro girişinde gazete satan adam, şu dükkanda çalışan işçi, dondurmacı, şimdi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/her-yuzyilda-bir-latin-amerikada-bir-bolivar-dogar-pablo-neruda/">Her Yüzyılda Bir Latin Amerika&#8217;da Bir Bolivar Doğar (Pablo Neruda)</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1102" height="549" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bolivar-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bolivar" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bolivar-1.jpg 1102w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bolivar-1-300x149.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bolivar-1-768x383.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bolivar-1-1024x510.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1102px) 100vw, 1102px" /></div><h3>HUGO CHAVEZ FRİAS</h3>
<blockquote><p>&#8221;Orinoco&#8217;da hüzünlü bir sabah, Chavez&#8217;i sevmek bizi insan yaptı, bize güç verdi. Chavez şurayı temizleyen kadın, metro girişinde gazete satan adam, şu dükkanda çalışan işçi, dondurmacı, şimdi artık oturacak bir evi olan nine. Kurtarılmış Afrikalının ve yerlinin, şiirin ve 20 yıl önce Amerikada imkansızken şimdi mümkün olan herşeyin Chavez&#8217;i. Dayan Chavez, bize güç vermeye devam et ki bu yüzyıllık yalnızlığımızın korkusu bitsin.&#8221; diye yazmıştı Juan C. Monedero, bir İspanyol gazeteci, akademisyen.</p></blockquote>
<p>Hastalığı duyulduğunda ülkesinde olduğu kadar tüm Latin Amerika kıtasında ve dünyada pekçok insanın yüreğine bir ateş düşmüştü. Tüm yoksulların, ezilenlerin, dışlananların sesi olmuş, onların insanca, eşit ve adil bir dünyada yaşayabilmeleri için savaşmıştı. 20.yüzyılın sonunda Latin Amerika yeni bir kurtarıcı ile tanışmıştı. Simon Bolivar&#8217;ın öğretisiyle donanmış bu eski asker, devrimci önder Bolivar&#8217;ın düşünü gerçekleştirmek için yola çıkmıştı. Tüm Latin Amerikayı Büyük Anavatana dönüştürmek.</p>
<p>1954 yılında Venezüella kırsalı Sabenata&#8217;da doğdu. Eğitimci bir anne babanın 6 çocuğundan ikincisiydi. Yarı yerli yarı Afrikalı bir Zamboydu. Bu özelliğiyle övünür ve Yankileri iki kez kızdırdığını söylerdi. Gençliğinde beyzbol, resim, müzik ve şiirle ilgilenmişti. Başkanlığı sırasında her konuşmasında ünlü ozanlardan şiir okumayı ve büyüdüğü yörenin halk türkülerinden Llanero söylemeyi severdi. 1971 yılında askeri akademiye girdi. Askeri bilim ve sanat akademisinden mühendislik derecesiyle mezun oldu. Askerlik kariyeri sırasında Bolivarcı subaylarla birlikte Che Guevara, Fidel Castro ve Salvador Allende&#8217;den etkilenerek bir örgütlenme oluşturmuştu. Bağımsızlık,yurtseverlik, ülkenin zenginliğinin eşit olarak paylaşılması, yolsuzluğun ortadan kaldırılması temel amaçlarıydı.</p>
<p><a href="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/04/bolivar-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-2266" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/04/bolivar-2.jpg" alt="bolivar" width="536" height="893" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/04/bolivar-2.jpg 536w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/04/bolivar-2-180x300.jpg 180w" sizes="auto, (max-width: 536px) 100vw, 536px" /></a>1989 yılı Chavez için bir dönüm noktası olmuştu. Ülke tarihine Caracazo olarak geçen halk ayaklanmasında hükümetin emriyle ordunun giriştiği katliamda 3000 den fazla kişinin öldürülmesi Bolicarcı subayların sabrını taşırmıştı.Venezüellada diğer Latin Amerika ülkerinden farklı bir durum vardı: Venezüella oligarşisinin tam anlamıyla kontrol altında tutamadıkları tek kurum orduydu. Caracazo olayı genç subaylar arasında büyük bir öfke yaratmış ve Bolivarcı Dönüş hareketinin yayılmasına neden olmuştu. Bu hareketin önderi genç bir albay olan Hugo Chavezdi. 4 Şubat 1992de IMFye tam anlamıyla teslim olmuş hükümete karşı başlatılan ordu ayaklanmasının komutanı da oydu. Darbenin başarısız olması üzerine televizyondan yaptığı konuşmada &#8221;şimdilik başaramadık&#8221; diyerek tüm sorumluluğu üstlendi ve yargılanarak hapse atıldı. &#8221;Por Ahora&#8221; yani şimdilik sözü ve hiç kimsenin hiçbirşey için sorumluluk almadığı bir ülkede bu davranışı Venezüella halkını derinden etkiledi. Chavez ve arkadaşlarına daha ağır bir ceza verilememesinin nedeni halkın ve subayların gözündeki bu itibarlarıydı. Baskılar nedeniyle bir süre sonra serbest bırakılacaklardı. Olanları Havanada uzaktan izleyen kıtanın yaşayan devrimci önderi Fidel 1994 yılında Havana Üniversitesinde Bolivar üzerine bir konuşma yapması için Chavez&#8217;i Kübaya çağırdı ve havalanında bizzat kendisi karşıladı.</p>
<p>Hapisten çıktıktan sonra kurduğu 5. Cumhuriyet Hareketi partisiyle politikaya atılan Chavez, yoksulluğun %66 larda olduğu petrol zengini Venezüellada yoksulların ve yoksullaşan orta sınıfın desteğiyle 1998 deki başkanlık seçimlerini o zaman dek görülmemiş bir zaferle kazandı. Yolsuzluk ve yoksulluk karşıtı bir programla yola çıkmıştı.Bolivarcılar iktidara geldiğinde ülkenin durumu vahimdi.Nüfusun üçte ikisi yoksulluk, sefalet ve açlık içindeyken yüzde onluk bir kesim ulusal gelirin yarının sahibiydi.Karakasta zenginlerin yaşadığı gösterişli banliyöler, yoksulların, yok sayılanların inanılmaz koşullarda yaşadığı tepelerdeki teneke evlerle çevriliydi. Barrio denilen bu mahalleler Bolivarcı devrimin hedefi ve motor gücüydü. Petrol geliri artık yoksulların yararına projelere harcanıyordu. Eğitim, sağlık, beslenme alanına yapılan yatırımlarla barriolardaki insanların yaşamında belirgin düzelmeler olmuştu. Küba ile yapılan anlaşmalarla ülkeye çok sayıda hekim, sağlıkçı ve öğretmen gelmiş ve barriolarda çalışmaya başlamışlardı. Bir anayasa meclis kurarak geniş kesimlerce tartışıldıktan sonra halkın onayına sunulan yeni anayasa ile demokratik haklar genişletilmiş, ülkenin bağımsızlığı tanınmıştı. Chavez herşeyden önce insanlara onurlarını geri vermişti. Halkla doğrudan ilişkisi olan bir başkandı, radyo programı ALO PRESİDENTE ile onların dertlerini dinledi, çözüm bulmaya çalıştı.</p>
<p>Dış politikada da önemli bir değişim yaşandı. Önce OPEPi yani petrol ihraç eden ülkeler örgütünün yeniden devreye girmesini sağladı. Kübayla yaptığı anlaşmalar, Irak&#8217;a yaptırım uygulanmasını reddetmesi, Afganistan işgaline karşı çıkması Washington&#8217;u kızdırmaya yetmişti. 2002 nisanında Chavez&#8217;e karşı provokatif bir miting düzenleyen muhalefet Chavez yanlılarının ateş açtıklarını iddia ederek orduyu harekete geçirdi. Chavez yüksek rütbeli ABD yanlısı subayların yaptığı darbede tutuklanarak bir adaya gönderildi. Halkın tepkisinden çekindikleri için kendisinin istifa ettiğini ileri sürdüler. Tarihin bu en kısa ömürlü darbesi halkın örgütlenip Barriolardan inerek başkanlık sarayını işgal etmesi ve Chavez yanlısı subayların da desteği ile 2 günde püskürtüldü. Darbeciler ülkeden kaçmak zorunbda kaldılar. O sırada devlet televizyonu susturulmuştu, özel televizyonlar da halkın ayaklanmasını göstermek yerine çizgi film yayınlamışlardı. Rastlantısal olarak Karakasta Bolivarcı Devrim hakkında bir belgesel çekmekte olan İrlandalı bir grup sinemacı darbeyi, başkanlık sarayında yaşananları, halkın isyanını filme çekmeyi başarmışlardı. &#8221;Devrim Televizyondan Yayınlanmayacak&#8221; adlı bu belgesel Venezüella sağının iç yüzünü gözler önüne sermiş ve tüm dünyada izlenme rekorları kırmıştı. ABD darbeyle ilgisi olmadığını iddia etmiş ancak darbe hükümetini Aznar&#8217;ın yönettiği İspanya ile birlikte tanıyan ilk ülke olmuştu. Darbeyle sonuç alamayan Venezüella oligarşisi bu kez henüz ellerinde bulundurdukları petrol şirketlerini greve sokarak ülke ekonomisini sarsmaya ve Chavez&#8217;i düşürmeye çalıştılar. İşverenler sendikasının düzenlediği genel grev petrol şirketi PDVSAnın devletleştirilmesiyle son buldu. Muhalefet bir kez daha yenilmişti. Ancak bu kez 1999 anayasasında yeralan bir maddeyi kullanarak Chavez&#8217;den kurtulmayı denediler. Anayasa gereğince seçilmiş başkan ve diğer yöneticiler seçmenlerin belli bir oranınınisteğiyle geri çağrılabiliyordu. Yani bir tür güven oylaması gibi bir referandumla yeniden seçime girmeleri gerekiyordu. Chavez imzaların doğruluğunu bile denetlemeden muhalefete meydan okudu ve 2004 teki referandumu da büyük bir zaferle kazanmış oldu. Halk referandum için örgütlenirken &#8221;uh, ah Chavez no se va&#8221; (Chavez gitmeyecek) sloganını yaymıştı. Sonraki tüm seçimlerde de kullanılacak olan bu slogan çok popüler oldu.Bütün bu sınavlardan güçlenerek çıkan Bolivarcılar Chavez&#8217;in önderliğinde dünyanın en zengin petrol yataklarına sahip olan Venezüellada 21.yüzyıl sosyalizmini kurmak için pekçok projeyi hayata geçirdiler. Kurulan misyonlarla eğitim, sağlık, konut, çocuklar ve yaşlıların korunması, kadınların toplumsal hayata katılımı, toprak ve tarım reformu gibi yoksulluğu ve cehaleti ortadan kaldırmayı, daha eşit ve adil bir yaşamı hedefleyen çalışmaların yanısıra katılımcı demokrasiyi amaçlayan Bolivarcı Çevreler aracılığıyla da halkın politik yaşama katılımı sağlandı. Venezüellada bir seçim izleyen herkes halkın coşkusuna şaşabilir. İktidarda oldukları 1998den bu yana tam 16 seçimle sınandılar, anayasa değişikliği için yapılan referandum dışında hepsini kazandılar. Bunca seçime rağmen 7 Ekim 2012de yapılan başkanlık seçiminde de katılım %80 lerin üzerindeydi. Venezüella&#8217;da bugün halkın politik dili 1950lerden kalma antikomunist klişeleri kullanan sağ elitlerinkinden çok daha ileridir. Chavez&#8217;i diktatör olmakla suçlayan ulusal ve uluslararası medyaya ve politikacılara en güzel yanıtı Brezilyanın eski başkanı Lula vermiştir: Venezüellada aslında gereğinden çok demokrasi var, neredeyse heryıl bir seçim yapılır, olmasa da Chavez bir neden bulur.</p>
<p><a href="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/04/bolivar-chavez-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-2268" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/04/bolivar-chavez-1.jpg" alt="bolivar-chavez" width="535" height="741" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/04/bolivar-chavez-1.jpg 535w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/04/bolivar-chavez-1-217x300.jpg 217w" sizes="auto, (max-width: 535px) 100vw, 535px" /></a>Chavez iktidara geldiğinde tüm kıtada yalnızdı.ABDnin arka bahçesi Latin Amerika kıtası Friedman&#8217;ın neoliberal ekonomi politikalarının kobayı olmuştu. Amerikalar okulunda eğitilen ABD yanlısı orduların faşist darbelerinin ardından tüm direniş hareketleri sindirilmişti. Chavez uyuyan devi uyandırmıştı, onun ardından Brezilyada İşçi Partisi Lula&#8217;nın önderliğinde iktidarı almış, Arjantinde halk ayaklanmaları IMF yanlısı politikacıların yerine Peronist Kirschner&#8217;i seçimle iş başına getirmişti. 2005te Arjantinde yapılan Mar Del Plata Zirvesinde Fidel, Chavez, Kirschner&#8217;in girişimleriyle ABDnin istediği ALCA (Amerika serbest ticaret anlaşması) reddedilmiş ve Bush kovulmaktan beter olmuştu.Artık Latin Amerikada başka bir rüzgar esiyordu. Kıtanın ezilenleri bu yeni kalkışmanın önderi olarak Chavez&#8217;i görüyorlardı. Tupac Amaru, Simon Bolivar, Jose Marti, Augusto Sandino, Fidel, Che Guevara, Salvado Allende gibi.Bolivyada Evo Morales,Ekvadorda Rafael Correa, Nikararaguda Sandinist devrimin komutanı Daniel Ortega, Hondurasta Zelaya, Şilide Michele Bachelet ,Uruguayda Mujica,Paraguayda Lugo 2000lerde kıtanın dümenini sola kıran liderler oldular. Chavez&#8217;in girişimleri ve desteği ile kurulan ALBA, PETROCARİBE, UNASUR, MERCOSUR, CELAC gibi örgütlenmeler ve Telesur yani Güneyin Televizyonu Latin Amerika ve Karayip halklarını büyük anavatan düşünü gerçekleştirmek üzere birleştirmiş sömürünün ve kar dürtüsünün yerini dayanışma ruhu almıştır. Bu nedenledir ki Chavez&#8217;in hastalığı tüm kıtada derin bir acının yaşanmasına neden olmuştu. Liderler Chavez&#8217;i ülkelerinin zor zamanlarında yanlarında olan yakın bir dost olarak tanımlamış düzenlenen ayinlerde Tanrıdan onun için iyilik dilemişlerdi. Latin Amerikanın ve dünyanın pek çok ülkesinde halklar kendi dillerinde ve inançlarında farklı bir dünyanın mümkün olduğunu gösteren yüreği insan sevgisiyle çarpan bu adam için dua ettiler. Chavez&#8217;in yakın dostu aktör Sean PENN Bolivyada Evo Morales ve Aymara yerlilerinin ayinine katıldı.Azerbaycandan, Türkiyeden, Angoladan, Avrupadan, Güney Amerikadan,Çinden, Rusyadan dünyanın dört yanından gençlerin, kadınların, erkeklerin &#8221;Ben Chavez&#8217;im&#8221; diyerek ölümsüzlüğünü anlattığı videoda ünlü yazar Eduardo Galeano ütopyayı anlatır: Ütopya ufukta ama ben ona ulaşamam, yaklaştıkça uzaklaşır, o zaman ütopya neye yarar, yürümeye.</p>
<p>Venezüella halkı hasta yatağında yatarken onu son bir kez daha onurlandırdı, 16 Aralıkta yapılan seçimlerde 23 eyaletin, muhalefetin kaleleri de dahil olmak üzere 20sini Chavezci adaylar kazandı.</p>
<p>Hastalığının yeniden tekrarladığunı Kübada öğrendiğinde doktorlara rağmen Venezüellaya dönmek , halkına durumu açıklamak istemişti. Kendisinden sonra devrimi korumalarını ve yerine kendisiyle birlikte tüm sınavlardan yüzakıyla geçmiş Dışişleri bakanı Nicolas Maduro&#8217;yu seçmelerini dilemişti. Hastalığı boyunca tüm dünya sağı ve temsilcileri nedya tarafından en çok taciz edilen hasta olmuştu. Öyle ki İspanyanın El PAİS gazetesi bir başka hastanın solunum cihazına bağlı fotoğrafını Büyük bir hevesle Chavez&#8217;in son fotoğrafı diye basmaktan geri kalmamış, bir başka insanın da haklarını çiğnemek onları rahatsız etmemişti. Hasta insan,eğer Chavez ise tüm insanlık hakları çiğnenebilirdi. Batı basınının, dünya sağının ve ABD imparatorluğunun bunca nefretinin nedeni açıktı. Çünkü Chavez tüm dünyanın ezilmişlerine, umudunu yitirmişlere başka bir dünyanın mümkün olacağını göstermişti.</p>
<p><strong>Engin DEMİRİZ </strong><br />
<strong>( Cumhuriyet gazetesi 07.03.2013)</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/her-yuzyilda-bir-latin-amerikada-bir-bolivar-dogar-pablo-neruda/">Her Yüzyılda Bir Latin Amerika&#8217;da Bir Bolivar Doğar (Pablo Neruda)</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
