<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hekimce Bakış 84. Sayı arşivleri - Hekimce Bakış</title>
	<atom:link href="https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-84-sayi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-84-sayi/</link>
	<description>Bursa Tabip Odası yayınıdır</description>
	<lastBuildDate>Fri, 22 Feb 2019 15:26:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>
	<item>
		<title>Açık Kalp Masajıyla Eklenen 19 Yıl : Andy Warhol</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/acik-kalp-masajiyla-eklenen-19-yil-andy-warhol/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Yelda Ertürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Mar 2014 16:08:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Bir resim binbir söylence]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 84. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2068</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="581" height="436" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/andy-warhol.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="andy-warhol" decoding="async" fetchpriority="high" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/andy-warhol.jpg 581w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/andy-warhol-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/andy-warhol-86x64.jpg 86w" sizes="(max-width: 581px) 100vw, 581px" /></div>
<p>Andy Warhol 1928 &#8211; 1987 &#8220;Everyone will be famous for 15 minutes.&#8221; Pop art akımının en önemli temsilcilerinden kabul edilen Andy Warhol, seri üretimin, seri üretim nesnelerinin sıkça kullanıldığı bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/acik-kalp-masajiyla-eklenen-19-yil-andy-warhol/">Açık Kalp Masajıyla Eklenen 19 Yıl : Andy Warhol</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="581" height="436" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/andy-warhol.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="andy-warhol" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/andy-warhol.jpg 581w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/andy-warhol-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/andy-warhol-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 581px) 100vw, 581px" /></div><blockquote><p>Andy Warhol 1928 &#8211; 1987</p>
<p>&#8220;Everyone will be famous for 15 minutes.&#8221;</p></blockquote>
<p>Pop art akımının en önemli temsilcilerinden kabul edilen Andy Warhol, seri üretimin, seri üretim nesnelerinin sıkça kullanıldığı bir sanat türünü kullanır. Sanatçı, resimlerini afiş tekniği ile çoğaltmıştır. Bu radikallik aslında bir tepkidir ve çağın toplumsal olaylarıyla bir bütünlük içindedir. Soyut dışavurumculuğun benmerkezciliğine ve romantizmine bir tepki olarak, kitle kültürünün dejenerasyonunu imleyen “Pop Sanat” 1950’li ve 60’lı yıllarda yükseldi. Şehir hayatının getirdiği ümitsizlikte kaybolan insan, popüler kültürün, hızlı tüketimin esiri oldu. Pop sanat, popüler kültürün insana dayattığı tüm alışkanlıklara gönderme yapar. Seri üretim zinciri kimseyi ayırt etmeden içine alır, öğütür, yeniden yapılandırır. Ama bu yeniden yapılışta insana kalan yeni bir özellik yoktur; tek tipleştirme ve bundan doğan anlamsızlık vardır. Tekrar tekrar yapılan bu üretim anlamın içini boşaltır. Artık üretilen her şeyin anlamı yok edilmiş, ruhu kalıplara dökülmüştür.</p>
<p>Andy Warhol’un ailesi, 30’lu yıllarda Pennsylvania eyaletinin Pittsburgh kentine yerleşen Polonyalı göçmenlerden biriydi. Göç etmelerinin bazı nedenleri tarımla uğraşmanın zorluğu ve genç erkekler için zorunlu askerlikten kurtulmaktı. Andy’nin iki kardeşi vardı. Hastalıklı, fakir ve zor bir çocukluk geçirmişti.</p>
<p>Annesi Julia Warhola, sanatçının özel bir kişilik olduğunu küçük yaşta fark etti ve onu sanata yöneltti. Andy, Carnegie Teknoloji Enstitüsü Sanat ve Tasarım Bölümü’nden 1949 yılında mezun oldu. Okulu bitirir bitirmez New York’a taşındı. Glamour, Harper’s Bazaar gibi ünlü moda dergilerinde çizimler yaparak kariyerine başladı. New York’un atmosferi bir eşcinsel olan Andy Warhol için önemliydi. İsim yapmıştı ve etrafında dansçılar, sanatçılar ve tasarımcılar vardı. 1956 yılında dünya turuna çıktı. Japonya, Kamboçya, Hindistan, Mısır ve İtalya’yı gördü. Gazete, dergi, ilan, karikatür bandı ve popüler kültüre ait görüntüleri alıp, büyüttü, ortaya Coca-Cola (1960), Telephone (1960) ve Campell’s konserve kutuları (1960-62) gibi eserleri çıktı. 1962’de ticari kalıpları, fotoğraf karelerini konu alarak, serigrafi tekniğini ilk kez tuvale uyguladı. Elvis Presley, Elizabeth Taylor ve Marilyn Monroe resimleri Amerikan pop sanatının simgeleri haline geldi.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-2071 alignnone" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/andy-warhol-2.png" alt="andy-warhol" width="1000" height="484" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/andy-warhol-2.png 1000w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/andy-warhol-2-300x145.png 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/andy-warhol-2-768x372.png 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></p>
<p>Andy Warhol stüdyosunu 1963 yılında, Manhattan’ın Doğu Yakası’nın ortasına taşıdı. Warhol ile 1960’lı yıllarda çalışmış olan, fotoğrafçı ve sanatçı Billy Name, yeni stüdyonun bütün duvarlarını gümüş rengine boyadı. Buraya kısaca &#8220;Fabrika&#8221; (Factory) diyorlardı. Andy Warhol burada, büyük resimlerin yanı sıra heykeller, Gerard Malanga ve diğer asistanlarıyla birlikte filmler de yaptı. New York’a o yıllarda gelen herkes fabrikayı ziyaret etmek istiyordu. Buradaki özgürlük, aşırılık ve yaratıcılık, “sanatçının stüdyosu tavan arasındaki oda olur” gibi geleneksel bir düşüncenin değişmesini sağladı.<br />
1960’larda sipariş üzerine portreler yapmaya başladı. Portresini yaptığı kişiler arasında, uluslararası camianın çok tanınmış isimleri, sanat ve eğlence dünyasından insanların yanı sıra kraliyet ailesi üyeleri bile vardı. Portrelerin yapılmasını isteyenler fabrikaya geliyor, Andy onların birçok fotoğrafını çekiyordu. Bu fotoğraflar büyütülüyor ve tuval üzerine serigrafi yapılıyordu. Ayrıca etkilendiği diğer sanatçıların eserlerini de serigrafilere ekledi. Bunun güzel örneklerinden biride Edward Munch ve onun resimlerinin serigrafileridir. Şu sıralar Ankara Cermodern’de bu birleşimin ürünlerini izlememiz mümkün.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-2073 alignnone" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/andy-warhol-3.jpg" alt="andy-warhol" width="1098" height="732" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/andy-warhol-3.jpg 1098w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/andy-warhol-3-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/andy-warhol-3-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/andy-warhol-3-1024x683.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/andy-warhol-3-450x300.jpg 450w" sizes="(max-width: 1098px) 100vw, 1098px" /></p>
<p>Bana bu yazıyı yazdıran sebep ise 14 Kasım 2013 Perşembe günü Andy Warhol&#8217;un &#8220;Silver Car Crash -Gümüş Araba Kazası” isimli çalışması 105 milyon dolara satılması oldu. New York&#8217;ta düzenlenen müzayede satılan eserde, bir kazanın ardından otomobilden sarkan ceset görülüyor. Çalışmanın, sanatçının bugüne kadar en pahalıya satılan eseri olduğu belirtiliyor. Warhol’un bir önceki rekoru, 2007’de düzenlenen bir müzayedede 71,7 milyon dolara satılan ‘Green Car Crash’ (Yeşil Araba Kazası) adlı eserine aitti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-2075 alignnone" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/andy-warhol-4.jpg" alt="andy-warhol" width="685" height="394" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/andy-warhol-4.jpg 685w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/andy-warhol-4-300x173.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 685px) 100vw, 685px" /></p>
<p>Warhol’un felaket ve araba kazaları resimleri onun ölüm ve yaralanma olgusu üzerine çok düşündüğünün göstergeleridir.<br />
Warhol, 3 Haziran 1968 yılında, bir filminde oynattığı feminist yazar Valeri Jean Solanas tarafından, vurulup yaralanana kadar çılgın bir hayat sürdü. Valerie Solanas 3 Haziran 1968’de Warhol’u göğsünden vurarak öldürmeye çalıştı. Okuması için verdiği bir yazısıyla Warhol’un ilgilenmemesi üzerine onu vurmuştu. Doktorun uzun uğraşı ve açık kalp masajıyla hayata döndürülen Warhol, iki ay sonra ayağa kalkabildi. 22 Şubat 1987 yılında ölümüne kadar nerdeyse 20 yıl bu doktorun çabası ile hayatına eklendi.</p>
<p>Andy Warhol 20. yy’ın en önemli sanatçılarından, en önemli pop ikonlarından biridir. Her yaptığı olay olmuş, her söylediği manşetlerde yer almış, çılgın yaşantısını da sanatının bir parçası yapmıştır. Sinemacı, koleksiyoncu, müzeci, fotoğrafçı, grafik tasarımcı ve belgeselci onu tanımlayan sıfatlardan sadece birkaçıdır. Kendi deyimiyle de aynı zamanda sanat pazarlayan bir iş adamı ve fabrikatördü. Sanatında Amerika’yı yansıttığını her fırsatta dile getiriyordu. Tekrarlardan hoşlanıyordu. Bunu sıkıcı bulmuyordu. Çünkü tekrarlar anlamın boşalmasını sağlıyordu. Andy Warhol’a ölümünden önce mezar taşına ne yazılmasını istediği sorulmuştu. O “FIGMENT”ı önerdi. Sanatçı hayal ya da uydurma anlamına gelen bu kelimeyi söylerken, geceleri New York diskoteklerinin, sinema kulüplerinin müdavimi olan, moda gösterileri ve medyayı yakından takip eden “Andy’nin; Andrew Warhola’nın yarattığı benzersiz ve yapay kişilik&#8221; olduğunu söylemeye çalışıyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/acik-kalp-masajiyla-eklenen-19-yil-andy-warhol/">Açık Kalp Masajıyla Eklenen 19 Yıl : Andy Warhol</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye İnsani Gelişme Endeksi’ne Göre Hangi Sırada?</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/turkiye-insani-gelisme-endeksine-gore-hangi-sirada/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Mar 2014 15:48:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 84. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2059</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1000" height="740" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/insani-gelismislik-3.png" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="insani-gelismislik" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/insani-gelismislik-3.png 1000w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/insani-gelismislik-3-300x222.png 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/insani-gelismislik-3-768x568.png 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/insani-gelismislik-3-86x64.png 86w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></div>
<p>&#160; Giriş; Bir ülkede milli gelir artışının yüksek oluşu o ülkenin gelişmiş bir ülke olarak adlandırılabilmesi için yeterli değildir. Ekonomik açıdan kalkınmış birçok ülkede sosyal sorunların çözülemediğinin görülmesi; ekonomik büyüme ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/turkiye-insani-gelisme-endeksine-gore-hangi-sirada/">Türkiye İnsani Gelişme Endeksi’ne Göre Hangi Sırada?</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1000" height="740" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/insani-gelismislik-3.png" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="insani-gelismislik" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/insani-gelismislik-3.png 1000w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/insani-gelismislik-3-300x222.png 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/insani-gelismislik-3-768x568.png 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/03/insani-gelismislik-3-86x64.png 86w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></div><p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>Giriş; </strong>Bir ülkede milli gelir artışının yüksek oluşu o ülkenin gelişmiş bir ülke olarak adlandırılabilmesi için yeterli değildir. Ekonomik açıdan kalkınmış birçok ülkede sosyal sorunların çözülemediğinin görülmesi; ekonomik büyüme ve insani gelişme arasındaki ilişkinin daha iyi kurulması gereğini ortaya çıkarmıştır.</p></blockquote>
	<blockquote  class="bs-quote bs-quote-8 bsq-t1 bsq-s8 bsq-left">

		<div class="quote-content">
			<p>Türkiye İnsani Gelişme Endeksi’ne Göre Hangi Sırada?</p>
		</div>

					<div class="quote-author">
									<img decoding="async" class="quote-author-avatar" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/ayse-betul-yapa.jpg"/>
				
									<span class="quote-author-name">											Dr. Ayşe Betül YAPA										</span>				
							</div>
				</blockquote>

<p>Bu doğrultuda, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yayımlanan İnsani Gelişme Raporlarında (İGR), gelirin yanı sıra insani gelişmeyi ölçmeyi amaçlayan gelir dışı göstergelerin de esas alındığı bir takım endeksler yayımlanmaya başlanmıştır. Bu endekslerdeki temel anlayış, insani gelişmenin kişilerin seçeneklerini artırma süreci olmasıdır. Bu seçenekler sonsuz ve değişken olabilir. Eğitim, sağlık, istihdam, sosyal güvenlik hizmetlerine ve temiz suya erişim ile toplumsal faaliyetlerde yer alabilme ve karar alma mekanizmalarına katılabilme bu seçeneklerden yalnızca bazılarıdır. Ancak, yaşam standartlarının belirlenmesinde hem ilgili hem de verisi olan değişkenlerin bir arada bulunması oldukça zordur.</p>
<p>UNDP, ölçülebilir ve ulaşılabilir veriler olması dolayısıyla gelir, eğitim sağlık, istihdam, ücretler, cinsiyet farklılıkları, karar alma mekanizmalarına katılım, çevre kirliliği, elektrik hizmetlerine ve temiz suya erişim, ısınmak için kullanılan yakıt türü, araç sahipliği gibi insani gelişmeyi ölçmeyi amaçlayan göstergeler kullanmaktadır (1).</p>
<p><strong>İnsani Gelişme Endeksi (İGE)</strong></p>
<p>İGE, İnsani Gelişme Raporlarında insani gelişmeyi ölçmeyi amaçlayan endekslerden biri olup insani gelişmenin, uzun ve sağlıklı bir yaşam, eğitim ve insanca bir yaşam için gerekli gelir olarak belirlenen üç boyutuna ilişkin bileşik bir ölçüt ortaya koyar (2). Dağılım ilk olarak 1990 yılında Pakistanlı ekonomist Mahbub ul Haq tarafından geliştirilmiştir (3) ve 0 ile 1 arasında değişen bir değere sahiptir. Hesaplanan değer 1’e ne kadar yakınsa insani gelişmenin o kadar iyi olduğu sonucu ortaya çıkar.</p>
<p>İGE hesaplamasında kullanılan sağlık, eğitim ve gelir bileşenlerinde zaman içinde metodolojik değişikler yapılmakla beraber 2010 yılından itibaren sırasıyla;<br />
• Sağlık; doğumda beklenen yaşam süresi (yıl),<br />
• Eğitim; beklenen okullaşma yılı, ortalama okullaşma yılı ve<br />
• Gelir; kişi başına Gayri Safi Milli Gelir (GSMG) üzerinden hesaplanmaktadır (4).</p>
<p>İGE üç farklı boyutta insani gelişimle ilgili ilerlemelerin ulusal ortalamasını temsil eder. Bütün ortalama göstergelerde olduğu gibi aynı ülke nüfusunun insani gelişme alanında kendi içindeki eşitsizliklerini gizlemektedir. Gelişme dağılımı farklı olan iki ülke aynı ortalama İGE değerine sahip olabilmektedir (5). Ayrıca insani gelişme göstergesi genel ve yüzeysel göstergelerle ilgilidir. Örneğin, eğitim ölçütünde okur-yazar ve üniversiteye kayıt verileri esas alınır. Bu yüzeysel görüntü nicel durumu yansıtırken, nitel durumu perdeleyebilir (6). İGR’nda yukarıda değinilen benzer sorunlar için farklı göstergeler de kullanılmaktadır (örn. Eşitsizliğe Uyarlanmış İnsani Gelişme Endeksi- EUİGE gibi).</p>
<p>Zaman zaman İGE hesaplama yönteminde değişikliğe gidilmekte ve/veya geçmiş yıllara ait veriler güncellenmektedir. Bu nedenlerle geçmiş yıllara ait İGE değerleri de genellikle beşer yıllık dönemlerle yeniden hesaplanıp yayımlanmaktadır (4).</p>
<p><strong>Türkiye’nin İGE Değerinin Değişimi</strong></p>
<p>Türkiye 1990’larda İnsani Gelişme Endeksi’ne göre “orta insani gelişme” kategorisinde yer almakta iken son yıllarda “yüksek insani gelişme” kategorisinde yer almaktadır. 1980 ve 2012 arasında Türkiye’nin İGE değeri 0.474’ten 0.722’ye çıktı. Bu, toplamda yüzde 52’lik, yıl başına ise ortalama yüzde 1,3’lük bir artış anlamına geliyor (7). Tablo 1’de Türkiye’nin İGE ve hesaplamada kullanılan bileşenlerinin yıllara göre değerleri görülüyor. (Hesaplama yöntemindeki değişiklikler nedeniyle önceki yılların verileri yeniden düzenlenmiştir. Aynı yıllardaki mevcut raporlarla rakamlar uyuşmayabilir.)</p>
<p><strong>Tablo 1:</strong> Yeni bileşen göstergeleri ve yeni metodlarla Türkiye’nin İGE verilerinin zaman içindeki eğilimi</p>
<table width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="8%"></td>
<td width="21%"><strong>Doğumda beklenen yaşam ümidi (yıl)</strong></td>
<td width="18%"><strong>Bek</strong><strong>lenen okullaşma yılı</strong></td>
<td width="18%"><strong>Ortalama oku</strong><strong>l</strong><strong>laşma yılı</strong></td>
<td width="15%"><strong>Kişi başına </strong><strong>GSMG (2005 PPP$)</strong></td>
<td width="18%"><strong>İnsani Gelişme Endeksi değeri</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="8%"><strong>1980</strong></td>
<td width="21%">56,5</td>
<td width="18%">7,4</td>
<td width="18%">2,9</td>
<td width="15%">5,872</td>
<td width="18%">0,474</td>
</tr>
<tr>
<td width="8%"><strong>1985</strong></td>
<td width="21%">60,1</td>
<td width="18%">8,3</td>
<td width="18%">4,0</td>
<td width="15%">6,583</td>
<td width="18%">0,530</td>
</tr>
<tr>
<td width="8%"><strong>1990</strong></td>
<td width="21%">63,1</td>
<td width="18%">8,8</td>
<td width="18%">4,5</td>
<td width="15%">7,960</td>
<td width="18%">0,569</td>
</tr>
<tr>
<td width="8%"><strong>1995</strong></td>
<td width="21%">66,1</td>
<td width="18%">9,5</td>
<td width="18%">4,8</td>
<td width="15%">8,539</td>
<td width="18%">0,598</td>
</tr>
<tr>
<td width="8%"><strong>2000</strong></td>
<td width="21%">69,5</td>
<td width="18%">10,6</td>
<td width="18%">5,5</td>
<td width="15%">9,675</td>
<td width="18%">0,645</td>
</tr>
<tr>
<td width="8%"><strong>2005</strong></td>
<td width="21%">72,1</td>
<td width="18%">11,7</td>
<td width="18%">6,1</td>
<td width="15%">11,320</td>
<td width="18%">0,684</td>
</tr>
<tr>
<td width="8%"><strong>2010</strong></td>
<td width="21%">73,7</td>
<td width="18%">12,9</td>
<td width="18%">6,5</td>
<td width="15%">12,440</td>
<td width="18%">0,715</td>
</tr>
<tr>
<td width="8%"><strong>2011</strong></td>
<td width="21%">74,0</td>
<td width="18%">12,9</td>
<td width="18%">6,5</td>
<td width="15%">13,344</td>
<td width="18%">0,720</td>
</tr>
<tr>
<td width="8%"><strong>2012</strong></td>
<td width="21%">74,2</td>
<td width="18%">12,9</td>
<td width="18%">6,5</td>
<td width="15%">13,710</td>
<td width="18%">0,722</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Kaynak</strong>: Human Development Report 2013, The Rise of the South: Human Progress in a Diverse World. Explanatory note on 2013 HDR composite indices, Turkey: HDI values and rank changes in the 2013 Human Development Report</p>
<p>1980’den 2012’ye kadar doğumda beklenen yaşam ümidi 17,7 yıl, beklenen okullaşma yılı 5,5 yıl, ortalama okullaşma yılı 3,6 yıl artış gösterdi. Kişi başına GSMG ise %133 artış göstererek 5,872 ABD Doları’ndan 13,710 ABD Doları’na yükseldi (8). Şekil 1’de Türkiye’nin İGE bileşenlerinin günümüze kadar olan eğilimlerini görmekteyiz (8). Şekil 2 ise Türkiye’nin Avrupa ve Orta Asya ülkeleri, yüksek insani gelişme gösteren ülkeler ve dünya ortalamasına göre İGE eğilimlerini 1980’den günümüze kadar göstermekte (9).</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-2061 alignnone" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/insani-gelismislik-2.png" alt="insani-gelismislik" width="537" height="524" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/insani-gelismislik-2.png 537w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/insani-gelismislik-2-300x293.png 300w" sizes="auto, (max-width: 537px) 100vw, 537px" /></p>
<p><strong>Şekil 1</strong>: 1980-2011 yılları arasında Türkiye’nin İGE bileşik endekslerindeki eğilimler</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-2062 alignnone" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/insani-gelismislik-1.png" alt="insani-gelismislik" width="866" height="562" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/insani-gelismislik-1.png 866w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/insani-gelismislik-1-300x195.png 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/insani-gelismislik-1-768x498.png 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/insani-gelismislik-1-210x136.png 210w" sizes="auto, (max-width: 866px) 100vw, 866px" /><br />
<strong>Şekil 2:</strong> 1980’den günümüze İGE eğilimleri</p>
<p>Ülke sıralamalarına baktığımızda ise 1990’da 130 ülke içerisinde 72., 1995’te 174 ülke içerisinde 66., 2000’de 174 ülke içerisinde 85., 2005’te 177 ülke içerisinde 94., 2010’da 169 ülke içerisinde 83., 2011’de 187 ülke içerisinde 92., 2012’de ise 186 ülke içerisinde 90. sırada yer aldığını görüyoruz.</p>
<p>İGE değerindeki artışa rağmen sıralamalardaki değişiklikler i)verileri hesaplanan ülke sayısının her yıl değişiklik göstermesine, ii)hesaplama yöntemlerinde değişiklik yapılmasıyla birlikte ülkelerin puanlarının değişmesi ve sıralamanın yeniden düzenlenmesine, iii)diğer ülkelerin insani gelişmenin seviyesindeki gerçek değişikliklerine bağlıdır. Bu sebeplerden dolayı İGE değer ve sıralamaları karşılaştırılabilir değildir.</p>
<p>İGE değerinin artmasından daha önemli olan ülkenin bütün ülkeler arasında gelirdeki sıralamasıyla İGE sıralaması arasındaki fark yani “performans”tır. Bir ülke, İGE puanındaki sıralaması gelirdeki sıralamasından daha yukarıda ise pozitif, aşağıda ise negatif performansa sahip demektir.</p>
<p>Negatif performans, o ülkenin, elinde daha yüksek insani gelişmeyi sağlayacak geliri olmasına rağmen, bunu beceremiyor olması demektir. Başarısızlığının nedeni ise elindeki gelirini insani gelişmeyle ilişkisiz işler için kullanmasıdır. Örneğin Türkiye 1990’da 130 ülke arasında İGE sıralamasına göre 59., gelir sıralamasına göre 60. sırada yer alıyor. Gelirine göre olması gereken sıradan bir sıra daha önde. Performansı +1. Kendisinden daha düşük performans gösteren 58 ülke mevcut. 2013’te ise 186 ülke arasında İGE sıralamasına göre 90., gelir sıralamasında ise 58. sırada. Performansı -32. Sadece 8 ülke performans açısından Türkiye’den daha kötü durumda. O ülkeler ise Katar, Kuveyt, Umman, Gabon, Botsvana, Güney Afrika, Ekvator Ginesi ve Angola. Türkiye’nin performansının yıllar içinde değişimi ve geride kalan ülkelerin sayısını Tablo 2’de görmekteyiz (10- 31).</p>
<p><strong>Tablo 2:</strong> 1990-2013 arasında Türkiye’nin performansı ve geride kalan ülkeler</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="128"><strong>Yıl</strong></td>
<td width="128"><strong>Ülke sayısı</strong></td>
<td width="128"><strong>İGE sıralaması</strong></td>
<td width="128"><strong>Gelir düzeyi sıralaması</strong></td>
<td width="128"><strong>Performans</strong></td>
<td width="128"><strong>Geride kalan ülke sayısı</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="128"><strong>1990</strong></td>
<td width="128">130</td>
<td width="128">59</td>
<td width="128">60</td>
<td width="128">1</td>
<td width="128">58</td>
</tr>
<tr>
<td width="128"><strong>1991</strong></td>
<td width="128">160</td>
<td width="128">70</td>
<td width="128">76</td>
<td width="128">6</td>
<td width="128">94</td>
</tr>
<tr>
<td width="128"><strong>1992</strong></td>
<td width="128">160</td>
<td width="128">71</td>
<td width="128">75</td>
<td width="128">4</td>
<td width="128">82</td>
</tr>
<tr>
<td width="128"><strong>1993</strong></td>
<td width="128">173</td>
<td width="128">73</td>
<td width="128">83</td>
<td width="128">10</td>
<td width="128">113</td>
</tr>
<tr>
<td width="128"><strong>1994</strong></td>
<td width="128">173</td>
<td width="128">68</td>
<td width="128">78</td>
<td width="128">10</td>
<td width="128">113</td>
</tr>
<tr>
<td width="128"><strong>1995</strong></td>
<td width="128">174</td>
<td width="128">66</td>
<td width="128">65</td>
<td width="128">-1</td>
<td width="128">69</td>
</tr>
<tr>
<td width="128"><strong>1996</strong></td>
<td width="128">174</td>
<td width="128">84</td>
<td width="128">72</td>
<td width="128">-12</td>
<td width="128">33</td>
</tr>
<tr>
<td width="128"><strong>1997</strong></td>
<td width="128">175</td>
<td width="128">74</td>
<td width="128">70</td>
<td width="128">-4</td>
<td width="128">56</td>
</tr>
<tr>
<td width="128"><strong>1998</strong></td>
<td width="128">174</td>
<td width="128">69</td>
<td width="128">67</td>
<td width="128">-2</td>
<td width="128">65</td>
</tr>
<tr>
<td width="128"><strong>1999</strong></td>
<td width="128">174</td>
<td width="128">86</td>
<td width="128">64</td>
<td width="128">-22</td>
<td width="128">17</td>
</tr>
<tr>
<td width="128"><strong>2000</strong></td>
<td width="128">174</td>
<td width="128">85</td>
<td width="128">61</td>
<td width="128">-24</td>
<td width="128">11</td>
</tr>
<tr>
<td width="128"><strong>2001</strong></td>
<td width="128">162</td>
<td width="128">82</td>
<td width="128">61</td>
<td width="128">-21</td>
<td width="128">15</td>
</tr>
<tr>
<td width="128"><strong>2002</strong></td>
<td width="128">173</td>
<td width="128">85</td>
<td width="128">67</td>
<td width="128">-18</td>
<td width="128">20</td>
</tr>
<tr>
<td width="128"><strong>2003</strong></td>
<td width="128">175</td>
<td width="128">96</td>
<td width="128">80</td>
<td width="128">-16</td>
<td width="128">28</td>
</tr>
<tr>
<td width="128"><strong>2004</strong></td>
<td width="128">177</td>
<td width="128">88</td>
<td width="128">76</td>
<td width="128">-12</td>
<td width="128">33</td>
</tr>
<tr>
<td width="128"><strong>2005</strong></td>
<td width="128">177</td>
<td width="128">94</td>
<td width="128">76</td>
<td width="128">-18</td>
<td width="128">19</td>
</tr>
<tr>
<td width="128"><strong>2006</strong></td>
<td width="128">159</td>
<td width="128">92</td>
<td width="128">70</td>
<td width="128">-22</td>
<td width="128">12</td>
</tr>
<tr>
<td width="128"><strong>2007-8</strong></td>
<td width="128">177</td>
<td width="128">84</td>
<td width="128">66</td>
<td width="128">-18</td>
<td width="128">12</td>
</tr>
<tr>
<td width="128"><strong>2009</strong></td>
<td width="128">182</td>
<td width="128">79</td>
<td width="128">63</td>
<td width="128">-16</td>
<td width="128">23</td>
</tr>
<tr>
<td width="128"><strong>2010</strong></td>
<td width="128">169</td>
<td width="128">83</td>
<td width="128">57</td>
<td width="128">-26</td>
<td width="128">9</td>
</tr>
<tr>
<td width="128"><strong>2011</strong></td>
<td width="128">187</td>
<td width="128">92</td>
<td width="128">67</td>
<td width="128">-25</td>
<td width="128">12</td>
</tr>
<tr>
<td width="128"><strong>2013</strong></td>
<td width="128">186</td>
<td width="128">90</td>
<td width="128">58</td>
<td width="128">-32</td>
<td width="128">8</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynak</strong>: UNDP Human Development Reports 1900- 2013</p>
<p>Türkiye 1990’ların ilk yarısına kadar pozitif performansa sahip iken 1995’ten itibaren sürekli olarak negatif performans sergilemiştir. Eğitim, sağlık ve gelir bileşenlerinin tümünde ilerleme kaydedilmesine rağmen ekonomideki ilerleme daha hızlı olmuş, bunu eğitim ve sağlık alanları aynı şekilde takip edememiştir. Yani Türkiye kazandığı parayı aynı oranda eğitime ve sağlığa aktaramamış, başka yerlerde kullanmıştır.</p>
<p><strong>Dünyadan örnekler</strong></p>
<p>Dünyadaki örneklere baktığımızda ise en çarpıcı örnekler İlker Belek’in yazılarında defalarca değindiği ABD ve Küba’dır (32- 36). Tablo 3’te ABD, Küba ve Türkiye’nin 2013 İGE ve bileşenlerinin değerlerini ve performanslarını görmekteyiz (31).</p>
<p><strong>Tablo 3</strong>: ABD, Küba ve Türkiye’nin 2013 İGE ve bileşenlerinin değerleri ve performansları</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td></td>
<td><strong>İGE değeri</strong></td>
<td><strong>Doğumda beklenen yaşam ümidi (yıl)</strong></td>
<td><strong>Ortalama okullaşma yılı</strong></td>
<td><strong>Beklenen okullaşma yılı</strong></td>
<td><strong>Kişi başına GSMG (2005 PPP$)</strong></td>
<td><strong>Performans</strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong>ABD</strong></td>
<td>0,937</td>
<td>78,7</td>
<td>13,3</td>
<td>16,8</td>
<td>43,480</td>
<td>6</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Küba</strong></td>
<td>0,780</td>
<td>79,3</td>
<td>10,2</td>
<td>16,2</td>
<td>5,539</td>
<td>44</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Türkiye</strong></td>
<td>0,722</td>
<td>74,2</td>
<td>6,5</td>
<td>12,9</td>
<td>13,710</td>
<td>-32</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p>2013 İGE sıralamasında Küba 59. sırada olup performansı 44’tür. Gelir sıralamasına göre olması gereken sıralamadan 44 sıra öndedir. ABD ise 3. sırada olup performansı 6’dır. Geçmiş yıllarda negatif performansa sahipken son yıllarda pozitif performansa sahiptir ancak yine de geliri yüksek olmasına rağmen performansı Küba kadar iyi değildir.</p>
<p><strong>Sonuç ve Öneriler</strong><br />
İGE UNDP’nin yıllık olarak yayımladığı insani gelişmeyi sadece gelir düzeyi üzerinden değil, eğitim ve sağlık değerleri üzerinden de değerlendirmeyi amaçladığı bir endekstir. Önemli olan ülkelerin bu endeksteki sıralaması değil, gelir düzeyine göre olan sıralamasıyla İGE sıralamasının arasındaki farktır. Yani gelirini eğitim ve sağlığa ne kadar kanalize edebildiğinin göstergesidir. Türkiye için bu değerlere baktığımızda; gelir seviyesindeki artışın aynı oranda insani gelişmeye yansımadığını görüyoruz. Özellikle eğitim göstergelerinin olması gereken seviyelerden uzak olduğunu söylemek mümkün. Bunun için sağlığa ve özellikle de eğitime bütçeden ayrılan pay arttırılmalı, herkesin her zaman, her yerde ulaşabileceği ve eşit şekilde yararlanabileceği bir sistem ortaya konulmalıdır.</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong>:<br />
1) UNDP, International Human Development Indicators<br />
2) http://hdr.undp.org/en/statistics/hdi/<br />
3) http://hdr.undp.org/en/humandev/<br />
4) TC. Kalkınma Bakanlığı, Türkiye’nin İnsani Gelişme Endeksi ve Endeks Sıralamasının Analizi, Ekim 2011, Ankara<br />
5) http://www.undp.org/content/dam/turkey/docs/Publications/hdr/faq_ihdi-TR_ece%20FU.pdf<br />
6) Önder, İ., İnsani gelişme  endeksinin ölçmediği, Sol Portal, 8 Aralık 2013<br />
7) http://yeniufuklar.info/tr/1001/7<br />
8) Human Development Report 2013, The Rise of the South: Human Progress in a Diverse World. Explanatory note on 2013 HDR composite indices, Turkey: HDI values and rank changes in the 2013 Human Development Report.<br />
9) http://hdrstats.undp.org/en/countries/profiles/TUR.html<br />
10) UNDP, Human Development Report 1990, 1990, New York<br />
11) UNDP, Human Development Report 1991, 1991, New York<br />
12) UNDP, Human Development Report 1992, 1992, New York<br />
13) UNDP, Human Development Report 1993, 1993, New York<br />
14) UNDP, Human Development Report 1994, 1994, New York<br />
15) UNDP, Human Development Report 1995, 1995, New York<br />
16) UNDP, Human Development Report 1996, 1996, New York<br />
17) UNDP, Human Development Report 1997, 1997, New York<br />
18) UNDP, Human Development Report 1998, 1998, New York<br />
19) UNDP, Human Development Report 1999, 1999, New York<br />
20) UNDP, Human Development Report 2000, 2000, New York<br />
21) UNDP, Human Development Report 2001, 2001, New York<br />
22) UNDP, Human Development Report 2002, 2002, New York<br />
23) UNDP, Human Development Report 2003, 2003, New York<br />
24) UNDP, Human Development Report 2004, 2004, New York<br />
25) UNDP, Human Development Report 2005, 2005, New York<br />
26) UNDP, Human Development Report 2006, 2006, New York<br />
27) UNDP, Human Development Report 2007/8, 2008, New York<br />
28) UNDP, Human Development Report 2009, 2009, New York<br />
29) UNDP, Human Development Report 2010, 2010, New York<br />
30) UNDP, Human Development Report 2011, 2011, New York<br />
31) UNDP, Human Development Report 2013, 2013, New York<br />
32) Belek, İ., Küba İnsani Gelişmede Birinci, Sol Portal, 26 Haziran 2006<br />
33) Belek, İ., 50. Yılda Küba Yine Birinci, Sol Portal, 5 Ocak 2009<br />
34) Belek, İ., İnsani Gelişmede Son Durum, Sol Portal, 12 Ekim 2009<br />
35) Belek, İ., Ekonomik Kriz Küba’da İnsani Gelişmeyi Nasıl Etkiledi?, Sol Portal, 26 Aralık 2011<br />
36) BELEK, İ., Küba, Türkiye, ABD, İnsani Gelişme ve Sağlık, Sol Portal, 6 Aralık 2013</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/turkiye-insani-gelisme-endeksine-gore-hangi-sirada/">Türkiye İnsani Gelişme Endeksi’ne Göre Hangi Sırada?</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bursa’da Mevsimlik Gezici Tarım İşçisi Olmak</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/bursada-mevsimlik-gezici-tarim-iscisi-olmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hekimce Bakış]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Mar 2014 15:44:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 84. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2056</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1000" height="711" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/tarim-iscisi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="tarim-iscisi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/tarim-iscisi.jpg 1000w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/tarim-iscisi-300x213.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/tarim-iscisi-768x546.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></div>
<p>(Bursa Akademik Odalar Birliği Mustafakemalpaşa ve Karacabey Kamp İzlenimleri) Türkiye’de mevsimlik tarım işçilerinin varlığı, kapitalizmin kırsal alanlarda gelişmesi ile birlikte ele alınmalıdır. Çukurova’da pamuk üretiminde başlayan süreç bugün tüm ülkede [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bursada-mevsimlik-gezici-tarim-iscisi-olmak/">Bursa’da Mevsimlik Gezici Tarım İşçisi Olmak</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1000" height="711" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/tarim-iscisi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="tarim-iscisi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/tarim-iscisi.jpg 1000w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/tarim-iscisi-300x213.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/tarim-iscisi-768x546.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></div><p>(Bursa Akademik Odalar Birliği Mustafakemalpaşa ve Karacabey Kamp İzlenimleri)</p>
<blockquote><p>Türkiye’de mevsimlik tarım işçilerinin varlığı, kapitalizmin kırsal alanlarda gelişmesi ile birlikte ele alınmalıdır. Çukurova’da pamuk üretiminde başlayan süreç bugün tüm ülkede neredeyse birçok ürünün ekim, gelişim ve hasat dönemlerini içine alacak şekilde devam etmektedir. İç Anadolu’nun köylerinden Çukurova’ya veya Ege’nin dağlık köylerinden pamuk hasadı yapılan ovalarına mevsimlik gezici işçi göçleri olmaktadır.</p></blockquote>
<p>1950’li yıllar Türkiye’nin kırsal alanları için en önemli dönüm noktasıdır. Bu dönem tarımda makineleşme ile başlayan, daha fazla arazinin tarıma açılması, eşitsiz tarımsal kredi dağıtımı gibi birçok faktörle birlikte kapitalist üretimin kırsal alanda hâkimiyetini ilan ettiği önemli bir dönemdir.</p>
<p>Tarımda değişen üretim biçimleri daha fazla mevsimlik işgücü talebi yaratırken, kentlere yönelen kitlesel göçlere katılamayan kesimlerin mevsimlik işgücüne kaynak oluşturduğu söylenebilir. Güneydoğudaki feodal düzen ve 80 sonrası yaşanan sosyo -ekonomik sorunlar nedeni ile kendi toprağı olmayan ya da var olan toprağı geçimini sağlayamayan ve bu nedenle gittikçe yoksullaşan köylüler için mevsimlik tarım işçiliği dışında seçenek kalmamıştır. Türkiye’de mevsimlik gezici tarım işçilerine yönelik sağlıklı veri bulunmamakla birlikte yaklaşık 1,5- 2 milyon mevsimlik gezici tarım işçisinin olduğu tahmin edilmektedir. Mevsimlik gezici tarım işçileri ağırlıklı olarak Güneydoğu, İç ve Doğu Anadolu’dan ülkenin birçok iline dağılmaktadır.</p>
<p>Bursa’da gezici tarım işçilerinin en yoğun olduğu ilçeler Yenişehir, Mustafakemalpaşa ve Karacabey’dir. Gezici tarım işçileri her yıl Nisan-Mayıs aylarında ilimize gelmekte ve Eylül-Ekim aylarına kadar kalmaktadır. Bizler; Bursa Akademik Odalar Birliği üyeleri olarak mevsimlik gezici tarım işçilerinin yaşam koşullarını yerinde saptamak, çözüm önerileri üretmek ve soruna sahip çıkmak-izlemek amacıyla 14 Eylül 2013 Cumartesi günü Mustafakemalpaşa ve Karacabey ‘deki 5 kampı ziyaret ettik. Böylelikle önceki yıllarda Yenişehir Çardak kampında yaptığımız çalışmayı genişletmiş, kentin batısını da değerlendirmiş olduk. Ziyaret edilen kamplar; Karacabey ilçesine bağlı Ortasarıbey, Ovaesemen köyleri ile Mustafakemalpaşa İlçesi ve Çeltikçi Belediye sınırları içindeki kamplardır. Yaklaşık 300 çadır ve 1500 yurttaşımızın yaşamını sürdürdüğü kamplarla ilgili gözlemlerimizi basınımız aracılığıyla kamuoyuna duyurmayı uygun bulduk.</p>
<p>Daha çok Şanlıurfa, Mardin ve Diyarbakır‘dan gelen mevsimlik gezici tarım işçilerinin yaşam koşullarına ilişkin değerlendirmelerimiz şunlardır:</p>
<p><strong>A-Ulaşım:</strong> Mevsimlik gezici tarım işçileri Bursa’ya genellikle kiraladıkları minibüs ve kamyonetlerle gelmektedir. Uygun olmayan bu ulaşım koşulları salt Bursa’ya gelenlerin sorunu olmayıp tüm mevsimlik gezici tarım işçilerinin sorunudur. Diğer bir ulaşım sorunu barındıkları çadır kamplardan tarlalara giderken yaşanmakta, 12 kişilik minibüse 25 kişinin binmesi ya da kamyon kasasında yapılan tehlikeli yolculuk ile çalışacakları tarlalara taşınmaktadır.</p>
<p><strong>B-Kamp Yerleri</strong>: Çadır kamplar yerleşim yerlerinin dışında, stabilize ya da toprak yolu olan, hiçbir güvenlik önleminin olmadığı meralara kurulmuştur. Kamp alanlarında başıboş hayvanlara ek olarak köylerin gübre atıkları da bulunmaktadır. Hiçbir zemin düzenlemesi olmayan kamplar için yaz aylarında toz, yağışlı zamanlarda ise çamur hayatı güçleştirmektedir. Kampların bir kısmında elektrik yoktur. Elektriği olanlarda ise ya voltaj düşüktür ya da sık sık kesinti olmaktadır. Elektrik tesisatları açıkta olmaları ve kolay erişilebilir olmaları nedeniyle tehlikelidir. Genelde tek çukurlu tuvaletler kullanılmakta olup, yer seçimleri doğru değildir. Evsel atıklar kamp alanlarında açılmış çukurlar içine atılmaktadır. Biriken ve başlı başına sağlık riski oluşturan bu atıklar herhangi bir şekilde toplanmadığından başka bir risk oluşturan yöntemle, yakılarak yok edilmektedir.</p>
<p><strong>C-Çadırlar:</strong> İşçiler çoğunlukla çadırlarda kalmaktadır. Hazır çadırları olan kamplara ek olarak işçilerin memleketlerinden gelirken yanlarında getirdikleri ya da çevreden buldukları naylon, karton ve kumaş kullanarak kendi yaptıkları çadırlardan oluşan kamplar da vardır. Çadır kamplarda genel olarak her ailenin bir çadırı bulunmaktadır. Bazı çadırların zeminini kaplayan hiçbir şey yoktur. Kampta barındıkları çadırlara yakın şekilde kurulmuş üstü açık, dört yanı kapalı banyo, tuvalet için kullandıkları küçük odacıklar ile tandır fırınları ve açık mutfaklar dikkat çekmektedir. Bunların yerleşimi tıpkı çadırların yerleşiminde olduğu gibi bir düzen içinde olmayıp gelişi güzeldir. Bazı banyo zeminlerinde kolay ulaşabildikleri çim viyolleri zemin döşemesi olarak kullanılmıştır.</p>
<p><strong>D-Sosyal Güvenlik:</strong> Mevsimlik gezici işçilerin çoğu sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı değillerdir. Mevsimlik tarım işçilerinin özgün durumları için çözüm üretmek amacıyla Başbakanlık, mevsimlik gezici tarım işçileriyle ilgili olarak 2010 yılında 6 sayılı genelgeyi yayımlamıştır. Genelge mevsimlik tarım işçilerinin özgün sorunlarını tanımlaması ve çözmeyi amaçlaması açısından önemli bir adım olarak görülse de bu sorunların yaşanmasının önüne geçememiş, hayatta yerini bulmamıştır.</p>
<p><strong>E- Eğitim:</strong> İşçilerin çocukları ya okula gitmemekte ya da işe bağlı olarak devamsızlık yapmaktadırlar. Aktarmalı eğitim kısmen yapılmaktadır. Çalışmayan küçük yaştaki çocuklar kampta toz, toprak, çamur içinde ve başıboş köpeklerin saldırısına açık şekilde oyun oynayarak zaman geçirmektedirler. Mevsimlik gezici tarım işçisi ailenin çocuğu olarak çocukluklarından beri gezen bugünün gençleri arasında okuma-yazma bilmeyenler bulunmaktadır.</p>
<p><strong>F- Sağlık:</strong> Kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere mevsimlik işçilerin çalışma ve barınma şartlarına bağlı nedenlerden dolayı rahatsızlıkları bulunmaktadır. Kamplar her türlü bulaşıcı hastalığa açık ve hijyenden yoksundur. Kamp yakınına köylüler tarafından atılan hayvan gübreleri, açıktaki çöp çukurları önemli bir vektör yaşam alanı olarak kampta ve yakın köylerde yaşayanların sağlığını tehdit etmektedir. Kötü koşullarda yapılmış, yeterince suyu olmayan ve ortak kullandıkları tuvalet ve banyolar sağlık için risk içermektedir. İşçilerin yaşam koşulları sağlıksız olup, bu koşullar yöre halkının da sağlığını tehlikeye sokmaktadır. Hem mevsimlik gezici tarım işçileri hem yöre halkını etkileyen salgın hastalıkların yaşanması şaşırtıcı olmayacaktır. Sadece yaşam koşullarını değerlendirdiğimiz bu çalışmada işçilerin çalışma koşullarının da olumsuz olduğunu söylemeden geçmek hata olur. Tarım sektörü sık yaralanma ve ölümleri ile dünyanın en tehlikeli sektörlerinden kabul edilir. Ziyaret ettiğimiz kamplarda, işçilerin çalışmaları sırasında yaralandıkları, bu nedenle işgücü ve gelir kaybına uğradıkları öğrenilmiştir. Dikkat çekici olan, iş kazaları sayısı açısından dünyada ilk sıralarda yer alan ülkemizin kayıtlarına gezici tarım işçilerinin yaşadığı iş kazalarının katılamıyor olmasıdır.</p>
<p><strong>G- Su ve Temizlik :</strong> Mevsimlik gezici tarım işçilerinin kamplarında yeterli su, tuvalet ve atık sistemleri yoktur. İşçiler temel insani ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Bazı kamplarda çeşme bulunmasına karşın yeterli basınç ve miktarda değildir. Burada trajikomik olan çevredeki yerleşik köylerinde basınçlı suya sahip olmadıklarıdır. Köylüler sularının günün birkaç saatinde aktığını söylemektedirler. Su ihtiyaçları tulumbalarla yer altından çekilerek sağlanmaktadır. Çeşmeden sağlanan sular için de tulumba suları içinde geçerli olmak üzere miktar açısından yetersizliğine ek olarak kirli oldukları söylenebilir. Bir kampta yetersiz su basıncı nedeniyle 3 tonluk seyyar bir depo kiralanarak suyun depolanması yolu seçilmiştir. Ağzı açık duran, herhangi bir dezenfeksiyon uygulanmayan ve düzenli olarak temizlenmeyen depo suyu doğrudan işçilerin sağlığını tehdit etmekte, bulaşıcı hastalıklara zemin hazırlamaktadır.</p>
<p><strong>I- Beslenme:</strong> Mevsimlik işçiler yeterli ve sağlıklı beslenme olanaklarına sahip değildirler. Görüşülen işçiler haftada bir gün tavuk eti yiyebildiklerini, kırmızı et ise hiç yemediklerini söylemektedir. Ekmeklerini tandırda pişirmekte, yemeklerini açık mutfaklarında odun ateşinde yapmaktadırlar.</p>
<p><strong>İ- Ücret:</strong> Ücretlere dayıbaşı ve patron birlikte karar vermekte çalışan işçinin ücret ile ilgili herhangi bir tasarrufu ve yaptırımı bulunmamaktadır. Mevsimlik gezici işçilerin ücretleri yerli işçilerle aynı değildir. Mevsimlik gezici işçiler genellikle daha düşük ücret almaktadırlar. Erkekler 35-40 TL/gün, kadınlar 30 TL/gün ve ton başına 30 lira almaktadırlar. Bu düşük ücretlere karşın çoğu zaman paralarını alamamakta ve patronlarla sorun yaşamaktadırlar. Hastalık ya da çalışırken olan iş kazaları nedenleriyle işe gitmediklerinde herhangi bir ücret alamamaktadırlar.</p>
<p><strong>J-Çalışma ilişkileri:</strong> İş bulma, ücret miktarı, ücretleri almama, aracı komisyonu, işverenin çalışma saatini artırması ve daha fazla iş gücü beklentileri mevsimlik işçileri zorlamaktadır. Mevsimlik tarım işçileri, ‘elçi’ veya ‘dayıbaşı’ olarak adlandırdıkları ve genellikle akraba ya da yakınları olan kişi ile işlerini yürütmektedir. Bu kişiler 2010 yılındaki genelge sonrası belgelendirilmiştir. Patron ile işçi arasında doğrudan bir ilişki olmayıp ilişkiyi bu kişiler yürütmektedir. İşverenler, işçilere karşı hiçbir sorumluluk üstlenmemekte sadece barınmaları için yer göstermektedir. Bunun nedeni de işçilerin çalışacağı tarlalara daha hızlı bir şekilde ulaşmalarını sağlamak, ulaşım sıkıntısı yaşamamak isteğidir.</p>
<p><strong>K- Dışlanma:</strong> Mevsimlik gezici tarım işçileri, dışlandıklarını düşünmektedirler. Dışlanmanın önemli bir boyutu çoğunlukla etnik köken, bazı durumlarda da dini inançlar üzerinden yaşanıyor olmasıdır. Ancak dışlanmanın açık bir çatışma boyutuna varması sık yaşanan bir durum değildir, çünkü işçilerin ve gittiği yerin yerli halkının birbirlerine ihtiyacı vardır.</p>
<p><strong>ÇÖZÜM ÖNERİLERİ:</strong></p>
<ul>
<li>Kamp yerlerinin yerel yönetimler tarafından belirlenmesi ve barınma koşullarının düzeltilmesi gereklidir.</li>
<li>Kamplar toplu yaşama uygun şekilde düzenlenmeli, olmazsa olmaz temiz ve yeterli su sağlanmalıdır. Kamplara güvenli koşullarda elektrik sağlanmalı, tuvaletler ve banyo olanakları sağlıklı yaşam koşullarına uygun şekilde oluşturulmalıdır.</li>
<li>İşçilerin sağlık hizmetlerine ulaşımı sağlanmalı, düzenli ve sürekli hizmeti almaları; gebe, bebek, çocuk ve yaşlı gibi risk guruplarının izlenmesi sağlanmalıdır.</li>
<li>Okul çağındaki çocukların eğitimlerini kesintisiz olarak sürdürmelerinin yolu açılmalı, kamplarda eğitim gereksinimleri saptanarak, işçilerin çalışmalarını etkilemeyecek şekilde eğitim programları düzenlenmelidir.</li>
<li>Sorunların çözümünde yerel yöneticilere çok iş düşmektedir. Yerel yöneticilerin işçilere yaklaşım farklılıkları yaşanan sorunun boyutunu belirleyen önemli etmenlerden birisidir.</li>
<li>Mevsimlik tarım işçileri ile yöre halkı arasında sosyal ilişkileri arttırmaya yönelik çalışmalar yapılmalı, dışlanmışlık duygusu ortadan kaldırmaya çalışılmalıdır.</li>
<li>Mevsimlik tarım işçileri iş kanunu kapsamına alınmalı ve sosyal güvenceye kavuşturulmalıdır. Son olarak; 2010 yılında Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan Başbakanlık genelgesine uyulmalıdır.</li>
</ul>
<p><strong>SONUÇ OLARAK:</strong></p>
<p>İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde yer aldığı gibi en temel insan haklarından olan beslenme, barınma, eğitim ve sağlık sorunları; acilen önemsenmeli ve çözümlenmelidir. Bu sorunları çözmek için gereken tek şey politik kararlılıktır.</p>
<p>Aşağıda imzası bulunan akademik odalar olarak; kamudan gerekli hizmet ve yardımı alamayan, insani yaşam koşullarına erişemeyen mevsimlik gezici tarım işçilerinin sorunlarını biliyoruz. İnsanca yaşamayı hak eden mevsimlik gezici tarım işçilerinin sorunlarına dikkat çekmek, zaman yitirmeden çözülmesini sağlamak için bu açıklamayı siz değerli basın mensupları aracılığıyla kamuoyuna duyuruyoruz. Bu çalışma, bir kitapçık halinde yayınlanacak ve ilgililere iletilecektir.</p>
<p>Aşağıda imzası olan akademik odalar olarak gelecek sene yine ilimize gelen mevsimlik gezici tarım işçilerinin sorunlarını izleyeceğimizi ve yetkililerden sorunların çözülmesini bekleyeceğimizi, bunun takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz.</p>
<p><strong>BURSA TABİP ODASI</strong><br />
<strong>BURSA BAROSU</strong><br />
<strong>BURSA SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI</strong><br />
<strong>BURSA TMMOB İLK KOORDİNASYON KURULU</strong><br />
<strong>TMMOB BURSA KİMYA M.O</strong><br />
<strong>TMMOB BURSA MAKİNA M.O</strong><br />
<strong>TMMOB BURSA MADEN M.O</strong><br />
<strong>TMMOB BURSA PEYZAJ M.O</strong><br />
<strong>TMMOB ZİRAAT M.O</strong><br />
<strong>NİLÜFER KENT KONSEYİ</strong></p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bursada-mevsimlik-gezici-tarim-iscisi-olmak/">Bursa’da Mevsimlik Gezici Tarım İşçisi Olmak</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Modern Tıbbın Sorunları</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/modern-tibbin-sorunlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Kayıhan Pala]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Mar 2014 14:51:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 84. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2047</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1400" height="933" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/modern-tip.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="modern-tip" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/modern-tip.jpg 1400w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/modern-tip-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/modern-tip-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/modern-tip-1024x682.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/modern-tip-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 1400px) 100vw, 1400px" /></div>
<p>Günümüzde tıp, teknik olarak başarılı olmayı ön plana almaya başladıkça, pek çok hekimin beklentilerinin aksine, bu tutumla çelişecek biçimde hastalar tarafından daha fazla eleştirilmeye başlandı. Bir başka deyişle, bilimsel ilerlemelere [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/modern-tibbin-sorunlari/">Modern Tıbbın Sorunları</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1400" height="933" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/modern-tip.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="modern-tip" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/modern-tip.jpg 1400w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/modern-tip-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/modern-tip-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/modern-tip-1024x682.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/modern-tip-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 1400px) 100vw, 1400px" /></div><blockquote><p>Günümüzde tıp, teknik olarak başarılı olmayı ön plana almaya başladıkça, pek çok hekimin beklentilerinin aksine, bu tutumla çelişecek biçimde hastalar tarafından daha fazla eleştirilmeye başlandı. Bir başka deyişle, bilimsel ilerlemelere karşın, modern tıp uygulamaları ile ilgili artık daha fazla dava, tatminsizlik ve yakınma var.</p></blockquote>
<p>Geleneksel ya da tamamlayıcı tıp adıyla bilinen modern tıbbın dışındaki yöntemlere hastaların ilgisi modern tıptaki gelişmelerle azalacağı yerde, ilginç bir biçimde giderek artıyor. Yalnızca Uganda, Tanzanya, Ruanda, Hindistan, Benin ve Etiyopya gibi geri kalmış ülkelerde değil; Kanada, Avustralya, Fransa, ABD ve Belçika gibi gelişmiş ülkelerde de halkın yüksek oranlarda geleneksel / tamamlayıcı tıp uygulamalarına yöneldiği anlaşılıyor. Örneğin Kanada’da toplumun %70’inin en azından bir kez geleneksel / tamamlayıcı tıp uygulamalarına başvurduğu biliniyor. ¹</p>
<p>Aynı eğilimin Türkiye’de degiderek arttığını her geçen gün gözlemliyoruz. Elbette bu durumun ülkemizde 2003 yılından bu yana uygulanmaya başlanan Sağlıkta Dönüşüm Programı ile de yakından ilgisi var. Neredeyse her hafta Tabip Odası’nda gerek geleneksel/tamamlayıcı tıp uygulamaları, gerekse de artık işin iyice şarlatanlığa döküldüğü hastalarımızın duyguları sömürmek üzere TV programları ve otobüs reklamları gibi hemen her yolun denendiği “Alternatif tıp” uygulamaları ile ilgili bir gündemi konuşuyoruz. Şarlatanlığa karşı etkin bir mücadele yürütmeye çalışıyoruz.</p>
<blockquote><p>Biz her ne kadar “Tıbbın alternatifi olmaz!” demeye çalışsak da; Hükümetin “Alternatif tıp” kavramını<br />
yasal düzenlemeler içerisine almış olması, bu konudaki görüşlerimizi toplumun tüm kesimleriyle yaygın olarak paylaşmamızı zorlaştırıyor.</p></blockquote>
<p>Geri kalmış ülkelerde, toplumun geleneksel tıp uygulamalarına başvurmaya yönelmesinde söz konusu uygulamaların kolaylıkla elde edilebilir ve erişilebilir olmasının büyük payı var. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre tüm dünyada halen insanların üçte biri temel ilaçlara erişim olanağına sahip değil ve bunların büyük bir bölümü geri kalmış ülkelerde yaşıyor.  Bu durumda, insanların geleneksel uygulamalara yönelmelerine şaşırmamak gerekiyor.</p>
<p>Gelişmiş ülkelerde durum biraz daha farklı; toplum bu ülkelerde geleneksel tıp uygulamalarına daha çok kronik hastalıkların kontrol altına alınmasında destek almak amacıyla başvuruyor. Bu ülkelerde ilaçların yan etkisinden duyulan korku ve geleneksel tıpla uğraşanların hastalara modern tıpla uğraşanlara göre daha fazla ilgi göstermesi de başvuruya yol açan etmenler arasında yer alıyor.</p>
<p>Geleneksel / tamamlayıcı tıp uygulamalarının bütün dünyada giderek yaygınlaşması, sağlık sistemlerinde sağlık politikası, hasta güvenliği, verimlilik, etkinlik, akılcı kullanım ve kalite gibi kimi konularda büyük tartışmaları ve sorunları da gündeme taşıdı. Özellikle hasta güvenliği açısından geleneksel / tamamlayıcı tıp uygulamalarının yol açtığı sorunlar konunun önemini giderek artırıyor.</p>
<p>Aslına bakarsanız, kapitalizmin “daha fazla kar” hırsı nedeniyle insanı insana yabancılaştıran yapısı bir kez daha, bu kez kendi mesleğimizle ilgili olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<blockquote><p>Özellikle son otuz yılda  modern tıp, hastaya ve hastalık deneyimlerine odaklanmaktan giderek çekildi. Bir başka deyişle, tıp, hastaların kendi hastalıklarını anlamakla ilgili gereksinimlerine giderek daha yetersiz yanıt vermeye başladı.</p></blockquote>
<p>Temel uygulamalardan bir örnek verecek olursak; anamnez almak, hastanın öyküsünü ve yakınmalarını dinlemek giderek daha az önemli hale geldi. Bugün kamu/özel fark etmez, dünyada ve ülkemizde pek çok poliklinik odasında anamnez almaya yeterince zaman ayırdığımızı söylemek kolay değil.</p>
<p>Teknik prosedürler ve testlere giderek artan biçimde daha fazla önem verilmeye başlandı. Ayrıntılı olarak anamnezi alınmayan pek çok hastadan, çok sayıda tetkik istenmesi ve bu tetkiklerin istenme amacının hastalarla yeterince paylaşılamaması, hekim ve hasta arasındaki ilişkide yabancılaşmanın ilk adımları olarak karşımıza çıktı.</p>
<p>Bugün tıp fakültesi son sınıfta okuyan pek çok öğrenci, staj için bulundukları polikliniklerde kuramsal derslerde öğretilen anamnez almak uygulamasının eksik olarak yerine getirildiğine ilişkin gözlemlerini paylaşıyorlar.</p>
<p>Bunlara ek olarak, tıp, psikososyal girişimler yerine teknik girişimleri daha ön plana çıkardı. Tedavi vermek, bütüncül hasta bakımı hizmeti sunmaktan daha önemli görülmeye başlandı. Hastaların sanki bir makine gibi tedavi edilebileceği yaklaşımı, hekimlerin bir bölümünü hümanistik değerlerden –ne yazık ki- giderek uzaklaştırmaya başladı.</p>
<p>Tıbbi uygulamalarda nicelik, nesneleştirme ve ölçümler ön plana çıktı. Biyolojik veriler tek başına daha gerçekçi ve klinik olarak daha anlamlı bulunmaya başlandı; psikososyal verilerle ilişkisi büyük ölçüde göz ardı edilmeye başlandı .²</p>
<p>Elbette bütün bunların sağlık sistemlerinin tıbbı metalaştıran yapısıyla yakından ilgisi var. Bu yapıyı sağlık sistemlerinin finansmanından, ödeme yöntemlerinin tercihine; sağlık hizmetlerinin örgütlenmesi ve hizmete erişim olanaklarından, sağlık çalışanlarının istihdam biçimleri ve hekimlerin/ kurumların performans değerlendirmesine kadar pek çok alanda görmek mümkün.</p>
<p>Bu koşullarda bir yandan sağlık sistemlerinin hekimlik uygulamaları üzerindeki etkisini tartışırken, diğer yandan da özellikle hekimleri ilgilendiren boyutuyla modern tıbbın sorunları ile ilgili kapsamlı bir tartışmayı da yürütmek zorundayız.</p>
<p>Bütün meslektaşlarımızı bu tartışmaya katılmaya ve katkı koymaya davet ediyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>¹ WHO Policy Perspectives on Medicines — Traditional Medicine – Growing Needs and Potential, http://whqlibdoc.who.int/hq/2002/WHO_EDM_2002.4.pdf.</p>
<p>² Hemmings, C.P. Rethinking Medical Anthropology: How Anthropology is Failing Medicine, Anthropology &amp; Medicine, August 2005, Vol. 12(2): 91–103.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/modern-tibbin-sorunlari/">Modern Tıbbın Sorunları</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Makedon usülü fırında fasülye</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/makedon-usulu-firinda-fasulye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Bülent Kavuşturan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Dec 2013 14:52:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 84. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[sonradan gourmet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2127</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="889" height="660" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/bulent-kavusturan-sonradan-gormet-.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bulent-kavusturan-sonradan-gormet-" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/bulent-kavusturan-sonradan-gormet-.jpg 889w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/bulent-kavusturan-sonradan-gormet--300x223.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/bulent-kavusturan-sonradan-gormet--768x570.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/bulent-kavusturan-sonradan-gormet--86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 889px) 100vw, 889px" /></div>
<p>Merhaba, Kültür ve turizm bakanlığının web sitesinde; Atatürk’ün Beslenme Alışkanlığı yediği ve sevdiği yemekler isimli bir bildiri yer alıyor. Oldukça ilginç bilgiler içeriyor paylaşmak istedim. Bildiride Atanın yemek kültürü 2 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/makedon-usulu-firinda-fasulye/">Makedon usülü fırında fasülye</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="889" height="660" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/bulent-kavusturan-sonradan-gormet-.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bulent-kavusturan-sonradan-gormet-" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/bulent-kavusturan-sonradan-gormet-.jpg 889w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/bulent-kavusturan-sonradan-gormet--300x223.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/bulent-kavusturan-sonradan-gormet--768x570.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/bulent-kavusturan-sonradan-gormet--86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 889px) 100vw, 889px" /></div><p>Merhaba, Kültür ve turizm bakanlığının web sitesinde; Atatürk’ün Beslenme Alışkanlığı yediği ve sevdiği yemekler isimli bir bildiri yer alıyor. Oldukça ilginç bilgiler içeriyor paylaşmak istedim. Bildiride Atanın yemek kültürü 2 açıdan ele alınıyor.</p>
<p><strong>1- Atatürk’ün Sofrası</strong><br />
Atatürk’ün sofradaki sözleri, felsefesi, yol göstericiliği, fıkraları, vecizeleri gerçekten bir hazine idi. Bu sofrada esen hava sevgi, vefa ve arkadaşlıktı. Burada ilim, sanat, kültür, nesnel görüşler, gerçeklikler, idealler yer alırdı. Ülke sorunları, geleceği, çözüm biçimleri aranırdı. Karatahta, tebeşir, silgi ve kütüphaneden gelen kitaplar, sofranın bir parçası idi.</p>
<p><strong>2- Beslenme Alışkanlıkları ve Sevdiği Yemekler </strong><br />
Atatürk, boğazına düşkün, çok yiyen bir insan değildi. Kendisi bir konuşmasında ziyafetlerde çok yemek yenmesini tasarrufa aykırı bulduğunu ve sağlığa zararlı olduğunu söylemiştir. Sabah kahvaltısında çay, kahve içiyor, fazla bir şey yemiyordu. Soğuk ayranla, bir dilim ekmek yerdi. Bazen bir kâse yoğurt yer, sonra sütlü kahve içerdi. Öğle yemeği: Bir iki dilim ekmek yerdi. Etsiz kuru fasulye, pilav çok sevdiği yemekti. Kuru fasulyeye, “yağlı fasulye” derdi. Ayran ve limonata içiyordu. İki dilim ekmeği ayrana batırarak yiyordu. Yoğurt da ayrıca yiyordu. “Kuru fasulyeye okulda alıştım” demiştir. İkindi üzeri ekmeksiz bir bardak ayran içerdi. Atatürk sofradan genellikle doymuş olarak değil, aç kalkarmış.</p>
<p>Akşam yemeği: Akşam yemeğinin ayrı bir önemi var. Konuklarıyla birlikte yiyordu. Omlet seviyormuş, özellikle gece geç saatlerde acıkınca peynirli omlet yermiş. Sahanda yumurta da severmiş. Etli taze bamya ve karnıyarık da sever, pilavla<br />
karıştırarak yermiş. Haşlanmış kuşkonmaz da sevdiği bir yemekmiş, enginarı hiç yememiş, istediği halde hiç yiyememiş.<br />
Hastayken enginar yemek istemiş. Hatay’dan ısmarlamışlar. Fakat kendisi komaya girmiş ve yiyememiş.</p>
<p>Atanın Selanik doğumlu olduğunu biliyoruz sonra Makedonya’ nın Manastır kentinde askeri okula devam ediyor Harp okulunu İstanbul’ da bitiriyor. En sevdiği yemek olan kuru Fasulyeye nerede alıştı bilemiyorum.</p>
<p>Bursa’da tanıştığım Makedonyalı börek ustası Asim Eyyubi’den aldığım Makedon usulü fırında fasulye tarifini paylaşmak istiyorum. Asim Usta 35 yaşında bu konuda hem eğitimli hem de deneyimli ; 8 yaşından beri „burek“ çilik yapıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2144" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/makedon-usulu-kurufasulye-1.jpg" alt="makedon-usulu-kurufasulye-1" width="960" height="720" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/makedon-usulu-kurufasulye-1.jpg 960w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/makedon-usulu-kurufasulye-1-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/makedon-usulu-kurufasulye-1-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/makedon-usulu-kurufasulye-1-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 960px) 100vw, 960px" /></p>
<h4><strong>MAKEDON USULU FIRINDA FASULYE</strong><br />
( 4 KİŞİLİK )</h4>
<p><strong>Malzemeler:</strong><br />
*1/2 Kg Fasulye<br />
*1/2 Litre Su<br />
*1/2 Yemek kaşığı tuz<br />
* 1 Adet küçük soğan<br />
* 1 Yemek kaşığı tereyağı<br />
* 2 Adet yeşil biber<br />
* 1 Yemek kaşığı un<br />
* 1/2 Yemek kaşığı kırmızı toz biber<br />
* 1/2 Yemek kaşığı salça<br />
* Karabiber</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2145" style="text-transform: initial;" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/makedon-usulu-kurufasulye-2.jpg" alt="makedon-usulu-kurufasulye-1" width="344" height="302" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/makedon-usulu-kurufasulye-2.jpg 344w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/makedon-usulu-kurufasulye-2-300x263.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 344px) 100vw, 344px" /></p>
<p><strong>Yapılışı</strong> :<br />
Düşük ateşte fasulyeyi bir taşım kaynattıktan sonra o su dökülür.<br />
Yine soğuk suya koyulan fasulyeler bir kez daha düşük ateşte kaynatılır. Bu suya küçük küp şeklinde kesilmiş soğan ve yeşilbiber atılır, tuz eklenir.<br />
Bir saat pişirildikten sonra istenirse sucuk ve pastırma eklenir.<br />
Tam olarak pişmeden on beş dakika önce fasulyeler tepsiye alınır.<br />
Ayrı bir tavada bir yemek kaşığı tereyağı, bir kaşık un, ½ yemek kaşığı kırmızı biber, ½ yemek kaşığı salça karıştırılıp kavrulur. Bu karışım tepsiye eklenir.<br />
180 Derece de fırında on beş yirmi dakikada pişirilir.<br />
Sizlere afiyet olsun derken Atamızın manevi huzurunda saygı ve özlem ile eğiliyorum.</p>
<p><strong>(*)GOURMET</strong>: Fransız kökenli bir sıfat olan ‘gurman’dan gelir. Gurme ; “lezzeti keşfetmiş, damak tadına sahip kişi” demektir.</p>
<p><strong>(**)KAYNAK</strong>: http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/belge/1-16009/ataturkun-beslenme-aliskanligi-yedigi-ve-sevdigi-yemekl-.html</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/makedon-usulu-firinda-fasulye/">Makedon usülü fırında fasülye</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bursa’nın Kadın Yüzü</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/bursanin-kadin-yuzu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Dec 2013 14:40:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 84. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap tanıtımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2123</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="642" height="436" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/bursanin-kadin-yuzu-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bursanin-kadin-yuzu" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/bursanin-kadin-yuzu-1.jpg 642w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/bursanin-kadin-yuzu-1-300x204.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 642px) 100vw, 642px" /></div>
<p>KİTAP TANITIMI Bursa’ya dokunan kadınlara saygı duruşu… “Bursa’nın Kadın Yüzü” “Bursa’nın Kadın Yüzü” özveri ve zarafet abidesi bu kadınlara bir saygı duruşudur. Kendisi, ailesi, komşusu, mahallesi, kenti, ülkesi, yaşadığı dünya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bursanin-kadin-yuzu/">Bursa’nın Kadın Yüzü</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="642" height="436" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/bursanin-kadin-yuzu-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bursanin-kadin-yuzu" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/bursanin-kadin-yuzu-1.jpg 642w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/bursanin-kadin-yuzu-1-300x204.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 642px) 100vw, 642px" /></div><blockquote><p>KİTAP TANITIMI</p>
<p>Bursa’ya dokunan kadınlara saygı duruşu…</p>
<p>“Bursa’nın Kadın Yüzü”</p></blockquote>
<p>“Bursa’nın Kadın Yüzü” özveri ve zarafet abidesi bu kadınlara bir saygı duruşudur. Kendisi, ailesi, komşusu, mahallesi, kenti, ülkesi, yaşadığı dünya ve çağa katkı koyma çabası ile emek harcayan kadınlara bir hürmet belgesidir.</p>
<p>Dünyada kadın olmak çok zordur. Bu coğrafyada kadın olmak ise çok daha zor… Erkeklerin daha az enerji ile elde edebildiği pozisyonlar, mevkiler veya konumlar için kadınların çok daha fazla mücadele etmesi gerekir.</p>
<p><strong>“Bursa’nın Kadın Yüzü” uzun soluklu bir araştırmanın ve paylaşımın ürünüdür. </strong></p>
<p>“Kadınlar vardır” demek adına yaptığımız bu çalışma kendi değişirken Bursa’yı da değiştiren, Bursa’mıza değer katmış, ama unutulmuş ama yeterince hakkı teslim edilmemiş, yaşamın yarısını paylaştığımız kadınlarımızın yeniden hatırlanmasıdır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2125" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/bursanin-kadin-yuzu-2.jpg" alt="bursanin-kadin-yuzu" width="1200" height="900" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/bursanin-kadin-yuzu-2.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/bursanin-kadin-yuzu-2-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/bursanin-kadin-yuzu-2-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/bursanin-kadin-yuzu-2-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/bursanin-kadin-yuzu-2-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<p>Araştırma Bursa’da doğan, adı Bursa’yla anılan,  Bursa’ya dokunan ve iz bırakan kadınların fotoğraflı yaşam öykülerinden oluşuyor. Okuyucuların ilk kez karşılaşacakları bazı yaşam öyküleri ve bir belge niteliği taşıyan fotoğraflar halen hayatta olan kadınlar veya yakınları ile görüşülerek, ilk elden tanıklıklardan elde edildi.</p>
<p>Çalışma ilk kez 11. Bursa TÜYAP Kitap Fuarı’nda, aynı adla açılan fotoğraf sergisiyle Bursalılarla buluştu ve “Bursa’nın Kadın Yüzü” sergisinin kitaplaştırılması fikri doğdu. 21 Eylül 2013 tarihinde “Bursa’nın Kadın Yüzü- Bursa’ya dokunan kadınların fotoğraflı yaşam öyküleri” adıyla ve Omena Meme-Guatr Cerrahi Merkezi’nin bir sorumluluk projesi kapsamında basılarak Bursalıların beğenisine sunuldu. Kitabın tüm gelirleri tıp öğrencilerine burs verilmek üzere Bursa Tabip Odası’na ve meme kanseri hastaları için kullanılmak üzere bir bağış fonuna aktarılması kararlaştırıldı.</p>
<p>Kentin son yüzyılında doğan binlerce kadın ve yaşama iz bırakan nice evlatlar yetiştiren anneler, bu kitapta yer bulmayı fazlası ile hak ediyor. Çalışmamızın en zorlu kısmı da artı değer yaratan kadınların arasından seçim yapmaktı. “Bursa’nın Artı Değer Yaratan Kadınları” listesini eksiksiz hazırlamak ve hata yapmamak olası değil. Ama bir yerden de başlanılmalı ve kadının böylesi ikinci planda kaldığı bir coğrafyada bir ucundan tutulmalı.</p>
<p>Bu çalışma, harcanan onca emeğe rağmen eksik bir çalışmadır. Yoğun çaba harcamamıza rağmen elimize bilgisi ulaşmayan, bizim ulaşamadığımız daha yüzlerce kadın olduğunun bilincindeyiz…</p>
<p>Kitapta adı anılan 1203 kadının dışında şu an Bursa’da hayatın içerisinde olan, mücadele eden ve bu kitabın konusu olabilecek olan kadınların &#8216;Bursa&#8217;da artı değer yaratan kadınlar&#8217; listesinde yer alması gerekmektedir.</p>
<p>Çağrımızdır: <em>“Kitapta derlenen isimlere ek olarak önereceğiniz, bu listede olmasını yadırgayacağınız isimler olabilir. Kitap yazarları bu öneri ve eleştirilere açıktır. Bu yöndeki katkınız, kitabın yayınlanacak yeni baskılarını zenginleştirip, eksiklerini azaltacaktır. </em></p>
<p><em>Kadın olmak bir değer yaratmaktır. Artı değer yaratmak ise kendi sorumluluğu dışında, hiçbir zorunluluğu olmadan ona hiçbir görev verilmemişken, fazladan bir şeyler yapanlardır. Bu kitap eksiktir, daha başlangıçtır. 2. baskı için kadın isimleri ve bilgilerini bekliyoruz..”</em></p>
<p>Ve Bursa’ya dokunan nice kadının anısına saygıyla…</p>
<p><strong>Güney Özkılınç – Deniz Dalkılınç – Dr. Ceyhun İrgil</strong></p>
<p>( Kitabı temin etmek isteyenler EZGİ KİTABEVİ’de bulabilirler. Elde edilen gelir Bursa Tabip Odası’na tıp öğrencilerine burs olarak verilmiştir )</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bursanin-kadin-yuzu/">Bursa’nın Kadın Yüzü</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başka  Ateşler</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/baska-atesler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Dec 2013 14:21:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 84. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2120</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1100" height="764" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/baska-atesler.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="baska-atesler" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/baska-atesler.jpg 1100w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/baska-atesler-300x208.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/baska-atesler-768x533.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/baska-atesler-1024x711.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1100px) 100vw, 1100px" /></div>
<p>(Latin Amerikalı Kadın Yazarlardan Öyküler) Yayına hazırlayan: ALBERTO MANGUEL Alberto Manguel çok yönlü bir yazar. Romanları, biyografileri, denemeleri ve çevirileri var. Arjantinde doğmuş, Avrupada değişik ülkelerde yaşamış ve sonunda Kanadaya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/baska-atesler/">Başka  Ateşler</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1100" height="764" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/baska-atesler.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="baska-atesler" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/baska-atesler.jpg 1100w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/baska-atesler-300x208.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/baska-atesler-768x533.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/baska-atesler-1024x711.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1100px) 100vw, 1100px" /></div><p>(Latin Amerikalı Kadın Yazarlardan Öyküler)<br />
<strong>Yayına hazırlayan: ALBERTO MANGUEL</strong></p>
<blockquote><p>Alberto Manguel çok yönlü bir yazar. Romanları, biyografileri, denemeleri ve çevirileri var. Arjantinde doğmuş, Avrupada değişik ülkelerde yaşamış ve sonunda Kanadaya yerleşmiş. İlkgençliğinde Arjantinli ünlü yazar Borges&#8217;e kitap okumuş, ondan çok etkilenmiş, önce iyi bir okuyucu daha sonra iyi bir yazar olmuş. Onu asıl üne kavuşturan yapıtı &#8221;Okumanın Tarihi&#8221;dir. Yazar bu kitabında edebiyata okur açısından yaklaşır.</p></blockquote>
<p>&#8221;Yabancı Bir Ülkeden Haber Geldi&#8221; romanında ise ülkesi Arjantin&#8217;den başlayarak tüm dünyadaki şiddet ve işkenceyi, zorba yönetimleri kıyasıya eleştirir. Bu kitaplarının yanısıra Hayali Yerler Sözlüğü, Resimleri Okumak: Aşk ve Nefretin Tarihi, Okumanın Tarihi, Okumalar Okuması, Bütün İnsanlar Yabancıdır, Kelimeler Şehri, Geceleyi Kütüphane ve Latin Amerikalı kadın yazarların öykülerinden derlediği Başka Ateşler önemli yapıtları arasında yer alır.</p>
<p>Şilili ünlü kadın yazar İsabel Allende Başka Ateşler kitabına yazdığı önsözde şöyle seslenir: &#8221;Latin Amerikada ya da herhangibir üçüncü dünya ülkesinde kadın olarak doğmak , ömür boyu köleliğe mahkum olmak, en iyi olasılıkla ikinci sınıf yurttaş olmak demektir.Toplumun bize biçtiği bu yazgının üstesinden gelebilmek için yılmak bilmeyen bir direnç, şaşmaz bir sağduyu, biraz da şansın yardımı gerekir. Bu yazarlar o yolu seçmişler. Onları okumak bir şenlikti benim için. Bu seçkideki öykülerde , Latin Amerikalı bir kadın olarak duygularımın ve düşüncelerimin yansılarını buldum. Farklı Latin Amerika ülkelerinin kadın yazarları, hepimizin korkularını, umutlarını , ortak geleneksel törenlerimizi, gizlerimizi ve başkaldırılarımızı, aşklarımızı ve burukluğumuzu dile getiriryorlar. Yaşamaya mahkum oldukları bu maço dünyada cinselliğin , erkin, yükselme hırsının, adaletsizliğin örtülü kalmış anlamını yorumlamaya çalışan kadın sesleri. Yaşadıkları hertür zorbalığı açıkça anlatarak, doğumlarından başlayarak uymaya zorlandıkları temel kuralı çiğniyorlar: suskunluk kuralını. Susmayı kabul etmiyorlar, boyun eğmiyorlar. Bu öyküler gözyaşlarıyla, kanla ve öpücüklerle yazılmış.&#8221;<br />
Alberto Manguel bu seçkiyi hazırlarken İsabel Allende dışında Latin Amerikanın çeşitli ülkelerinden kadın yazarların tüm dünyada Marquez ile başlayan Latin Amerika yazını tiryakiliğine karşın başka dillere çevrilmediğini görür. Oysa bu yazarlar Latin Amerika yazınının en yetkin örneklerini vermişlerdi. Bu yazarlar ortak bir dil kullanmıyorlar. Hepsinin ilgi alanları , biçemleri ve bakış açıları farklı. Alberto Manguel&#8217;in onları bir kitapta toplamak istemesinin nedeni yetkinliklerinin Avrupada, Amerikada farkedilmelerini sağlamak. Manguel, Borges&#8217;i keşfeden Roger Caillois &#8216;in &#8221;Atlantik&#8217;in öte yanında yanan bir ateş&#8221; tanımını anımsatır ve Pizarnik&#8217;in şiiriyle karşılık verir: &#8221;Karanlık yansıları onlar, başka tüketen ateşlerin&#8230;&#8221; Ve ekler: &#8221;bu seçki işte o başka ateşlerin birkaçından örnek vermek amacıyla yapıldı; ama bütün seçmeler görecedir ve bütün seçimlerse göreceli.&#8221;</p>
<p>Başka Ateşler&#8217;in öyküleri yazarlarının sanatsal ilgilerine ve biçemine göre çeşitlilik gösteriyor. Latin Amerika yazınının olağanüstü büyüsel gerçekçiliğinin şiirsel örneklerinin yanısıra gotik, gerçeküstü öykülerle, toplumsal gerçekçilikten bilim kurguya uzanan değişik anlatım biçimlerinin seçkin örnekleriyle Manguel benzersiz bir antoloji hazırlamış.</p>
<p>Alberto Manguel geçen ay bir edebiyat festivalinin çağrılısı olarak Türkiye&#8217;deydi. Ahmet Hamdi Tanpınar&#8217;la ilgili bir kitap hazırlamakta olan yazar, Tanpınar&#8217;ın &#8221;Beş Şehir&#8221; romanının izlerini sürmek için bu beş şehri gezdi. Bursa&#8217;ya da bu nedenle yolu düşen ünlü yazarı Nilüfer Belediyesinin düzenlediği bir söyleşide dinleme şansımız oldu. Kitap okumanın erdemi, okuyucu olmanın keyfi, yazarla okuyucu arasındaki ilişki ve çokça da kitaplar üzerine konuştu: &#8221;Yazar kitabını bir kez yazar, oysa okuyucu onu pek çok kez okuyabilir ve her defasında başka bir şey keşfeder. Heraklitus&#8217;un ünlü deyişinde olduğu gibi aynı kitabı asla iki kez okumazsınız, her okuyuşunuzda o kitap değişir, aynı kalmaz. Bir yazar yazabileceğini yazar, bir okur ise istediği herşeyi okur.&#8221;</p>
<p>&#8221;Çağımızın fakirleşmiş mitolojisi yüzeyin altına gitmekten korkuyor sanki. Derinliğe güvenmiyoruz, vakit kaybettiren derin düşüncelerle alay ediyoruz. Ekranlarımızda ya da perdelerimizde korku imgeleri hızla gelip geçiyor ama onların yorumlarla yavaşlatılmasını istemiyoruz.&#8221;</p>
<p>Manguel devasa bir kütüphanenin sahibi ama günün birinde evini tümden istila edebileceklerini ve kendisinin bir mülteciye dönüşeceğini düşünüyor: &#8221;Julio Cortazar&#8217;ın El Konmuş Ev diye bir hikayesi vardır. İki kardeş adlandıramadıkları bir şey yavaş yavaş evlerini ele geçirdiği için odadan odaya sürüklenip sonunda sokağa atılırlar. Ben de kitaplarımın o isimsiz istilacı gibi aşama aşama evimi ele geçirdiklerini görüyorum. O zaman ben de bahçeye sürüleceğim, korkarım kütüphanem bununla da yetinmeyecek.&#8221;</p>
<p>Manguel&#8217;e göre tüm dijital gelişmelere karşın kitaplar ve kütüphaneler varlığını sürdürecek. Kitap kokusu okuyucunun tutkusudur, hiçbir dijital araç onun yerini alamaz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/baska-atesler/">Başka  Ateşler</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bursa’da Siyasi Parti İl, İlçe Başkanlığı Yapan Hekimler (Tıp) 1923-2013</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/bursada-siyasi-parti-il-ilce-baskanligi-yapan-hekimler-tip-1923-2013/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Çetin Tor]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Dec 2013 13:04:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 84. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2108</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="800" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bto-logo" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu-1024x683.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div>
<p>          DR.SADİ KONUK Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanlığı yapmıştır. Yaşam öyküsü Hekimce Bakış’ın 81.sayısında “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Hekim (Tıp) Bursa Milletvekilleri 1920-2013 (2)” bölümünde verilmiştir. &#160;            DR.EKREM [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bursada-siyasi-parti-il-ilce-baskanligi-yapan-hekimler-tip-1923-2013/">Bursa’da Siyasi Parti İl, İlçe Başkanlığı Yapan Hekimler (Tıp) 1923-2013</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="800" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bto-logo" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu-1024x683.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div><p><strong>          DR.SADİ KONUK</strong></p>
<p>Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanlığı yapmıştır. Yaşam öyküsü Hekimce Bakış’ın 81.sayısında “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Hekim (Tıp) Bursa Milletvekilleri 1920-2013 (2)” bölümünde verilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>           </strong><strong>DR.EKREM PAKSOY</strong></p>
<p>Demokrat Parti Bursa Merkez İlçe Başkanlığı yaptı. Yaşam öyküsü Hekimce Bakış’ın 81.sayısında  “Türkiye Büyük Millet Meclis’nde Hekim (Tıp) Bursa Milletvekilleri 1920-2013 (2)” bölümünde verilmiştir.</p>
<p><strong>                                                            </strong></p>
<p><strong>          DR.ZİYA KAYA</strong></p>
<p>Uzun yıllar Cumhuriyet Halk Partisi Gemlik İlçe Başkanlığı yaptı. Yaşam öyküsü Hekimce Bakış’ın 83.sayısında  “Cumhuriyet Dönemi’nde Bursa İl ve İlçeleri’nde Belediye Başkanlığı Yapan Hekimler (Tıp) 1923-2013” bölümünde verilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>           </strong><strong>DR.İBRAHİM ÇATALOĞLU</strong></p>
<p><strong> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-2109" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/ibrahim-cataloglu.jpg" alt="ibrahim-cataloglu" width="302" height="365" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/ibrahim-cataloglu.jpg 302w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/ibrahim-cataloglu-248x300.jpg 248w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/ibrahim-cataloglu-180x217.jpg 180w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/ibrahim-cataloglu-267x322.jpg 267w" sizes="auto, (max-width: 302px) 100vw, 302px" /></strong>1909 yılında Girit’te doğdu. İlk ve orta öğrenimini Girit’te tamamladı. Kurtuluş Savaşı sonrası “mübadele” de ailesi ile İzmir’e yerleşti. İstanbul Darülfünunu Mektebi Tıbbiye’den mezun oldu. İhtisasını dahiliye üzerine yaparak uzman oldu. Bursa Merinos Fabrikası’na atandı. Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye oldu. 1950 milletvekili genel seçimlerinde aday oldu ancak seçilemedi. Seçimlerden sonra başka göreve tayin edilince  istifa ederek serbest çalışmaya başladı.</p>
<p>Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanlığı  yaptı.</p>
<p>1975 yılında tüm mal varlığını Bursa’lı teknik okul öğrencilerine burs verilmesi koşulu ile Türk Eğitim Vakfı’na bağışladı.</p>
<p>1980 yılı başında Bursa’da vefat etti. İzmir’de defnedildi.</p>
<p><strong>           Kaynak:</strong></p>
<ul>
<li>Bursa Ansiklopedisi 2002, II.Cilt, Sayfa: 476, Yayına Hazırlayan: Yılmaz Akkılıç, Burdef Yayınları No: 3, Harman Ofset Basım Sanayi-İstanbul, 2002.</li>
<li>gittigidiyor.com/1960 Akis Dergisi 285 İbrahim Çataloğlu</li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>          DR.ÇETİN ERDOLU</strong></p>
<p><strong> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-2110" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/cetin-erdolu.jpg" alt="cetin-erdolu" width="286" height="341" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/cetin-erdolu.jpg 286w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/cetin-erdolu-252x300.jpg 252w" sizes="auto, (max-width: 286px) 100vw, 286px" /></strong><span style="text-transform: initial;">1953 yılında Mardin’de doğdu. İlkokul, ortaokul ve  liseyi Mardin’de okudu.1969 yılında girdiği Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1970 yılından itibaren Milli Savunma Bakanlığı adına askeri öğrenci olarak okudu. 1976 yılında mezun oldu. Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde bir yıl eğitim gördü. 1977-1979 yılları arasında Kırklareli’de kıta hizmetini yaptı.  1979-1982  yılları  arasında  Gülhane  Askeri  Tıp  Akademisi’nde  lisans üstü eğitimini </span>tamamlayarak Üroloji Uzmanı oldu. 1983 yılında Bursa Asker Hastanesi’ne atandı. 1990 yılında kendi isteği ile Silahlı Kuvvetler’den ayrılarak özel hekim olarak çalışmaya başladı. 1996 yılında Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) Bursa Bölge Hastanesi’ne atandı. 2011 yılında Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Genel Başkanlığı’na seçilene kadar bu görevini sürdürdü.</p>
<p>Politikaya üniversite öğrenciliği yıllarında ilgi duydu. Öğrencilik yıllarında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyalist Fikir Kulübü ve Devrimci Gençlik Derneği’ne üye oldu. Devrimci gençlik eylemlerine katıldı. Daha sonra üye olduğu Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO)’nın 12 Mart 1971 askeri darbesi sonrası kapatılması üzerine Devrimci Demokratik Kültür Derneği (DDKD)’ne üye oldu. 1978 yılında üye olduğu Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında kapatıldı. 1991 yılında Sosyalist Birlik Partisi (SBP)’nin kuruluş çalışmalarına katıldı. SBP Bursa İl Yönetim Kurulu , SBP Genel Yönetim Kurulu ve Merkez Yürütme Kurulu üyeliği görevlerinde bulundu. 1992 yılında SBP Bursa İl Başkanı seçildi. Anayasa Mahkemesi’nin SBP hakkında kapatma davası açması üzerine 1993 yılında Birleşik Sosyalist Parti (BSP)’nin kuruluş çalışmalarında görev aldı ve bu partinin Bursa İl Başkanlığı’na getirildi. 1996 yılında Özgürlük ve Dayanışma Partisi ÖDP) kurucu üyesi, 1.Parti Meclisi üyesi ve Bursa İl Yönetim Kurulu üyesi oldu. Aynı yıl  Sosyal Sigortalar Kurumu  Bursa Bölge Hastanesi’ne atanması nedeniyle aktif siyasi yaşamdan çekildi.</p>
<p>1976-1983 yılları arasında Ankara, 1983 yılından bu yana Bursa Tabip Odası üyesidir. 2008-2010 ve 2010-2012 dönemlerinde Bursa Tabip Odası Türk Tabipleri Birliği Büyük Kongre Delegesi olarak görev yaptı.</p>
<p>1996 yılında Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Bursa Şubesi’ne üye oldu. 2000 – 2008 yılları arasında sendikanın Bursa Şubesi Başkanlığı, 2008-2011 yılları arasında da Merkez Denetleme Kurulu Başkanlığı görevinde bulundu. 2011 yılında Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Genel Başkanlığı’na seçildi. Halen bu görevdedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>          DR.ÜNAL EŞİYOK</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-2111" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/unal-esiyok.jpg" alt="unal-esiyok" width="314" height="453" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/unal-esiyok.jpg 314w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/unal-esiyok-208x300.jpg 208w" sizes="auto, (max-width: 314px) 100vw, 314px" /></p>
<p>1940 yılında Gemlik’te doğdu. İlkokul ve ortaokulu Gemlik’te, liseyi Balıkesir’de okudu. 1958 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdi. 1960 yılında Üniversite gençliği tarafından düzenlenen 28-29 Nisan gösterilerine katıldı. 1960 yılından itibaren Milli Savunma Bakanlığı adına askeri öğrenci olarak okudu. 1965 yılında mezun oldu. Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde bir yıl süren eğitimden sonra kıta hizmetini Hadımköy ve Kars’ta  tamamladı ve 1969 yılında Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde kardiyoloji  dalında uzmanlık eğitimine başladı. 12 Mart 1971 askeri darbesinden sonra “solcu” olduğu gerekçesi ile “sakıncalı personel” statüsüne alındı. 21 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı”na katıldı. Barış Kuvvetleri Karargahı’nda Sağlık Şube Müdürü olarak görev yaptı, gazi  oldu. 1975 yılında kardiyoloji uzmanı oldu  ve Erzurum Çakmak Askeri Hastanesi’ne atandı. 1977 yılında kendi isteği ile Silahlı Kuvvetler’den ayrıldı. 1978 yılında Bursa’da serbest hekim olarak çalışmaya başladı. Halen serbest hekimlik yapmaktadır.</p>
<p>1978 yılında, Türkiye İşçi Partisi (TİP)’ne üye oldu. Parti 12 Eylül 1980 askeri darbesinde kapatıldı. 1991 yılında Sosyalist Birlik Partisi (SBP)’nin kuruluş çalışmalarına katıldı ve kurucu üye oldu. SBP Bursa İl Başkanlığı yaptı. 1992 yılında SBP Genel Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi. Bir yıl sonra partiden ayrıldı.</p>
<p>1979-1981 döneminde Bursa-Bilecik Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve 1990-1992 döneminde Bursa Tabip Odası Onur Kurulu üyesi olarak görev yaptı. 1978 yılında, Bursa Sinamatek Derneği’nin kurucuları arasında yer aldı ve derneğin ilk başkanlığını üstlendi. Dernek 12 Eylül 1980 askeri darbesinde kapatıldı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>          DR.CELAL KODAL</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-2112" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/celal-kodal.jpg" alt="celal-kodal" width="310" height="371" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/celal-kodal.jpg 310w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/celal-kodal-251x300.jpg 251w" sizes="auto, (max-width: 310px) 100vw, 310px" /></p>
<p>1935 yılında, Kocaeli Gölcük’te doğdu. İlkokul ve ortaokulu Gölcük’te, liseyi İzmit’te okudu. 1965 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi. 1971 yılında, İstanbul PTT Hastanesi’nde, lisans üstü eğitimini tamamlayarak iç hastalıkları uzmanı oldu. Aynı yıl geldiği Bursa’da uzun yıllar serbest hekim olarak çalıştı. Özel Bursa hastanesi’nde başhekimlik yaptı.</p>
<p>Deniz Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’nda görev aldı.</p>
<p>12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra, 1983 yılında kurulan Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP)’nde kurucu üye olarak Bursa İl Başkanlığı görevini üstlendi. Ancak partinin seçimlerde başarısız olması ve kapanması nedeniyle siyasetten çekildi.</p>
<p>Halen Bursa’da serbest hekimlik yapmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>      Kaynak: </strong></p>
<ul>
<li>Bursa Ansiklopedisi 2002, III.Cilt, Sayfa: 1066, Yayına Hazırlayan: Yılmaz Akkılıç, Burdef Yayınları No: 3, Harman Ofset Basım Sanayi-İstanbul, 2002.</li>
<li>Bursa Tabip Odası’ndaki üye dosyası.</li>
<li>Kendilerinden alınan yaşam öyküsü.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bursada-siyasi-parti-il-ilce-baskanligi-yapan-hekimler-tip-1923-2013/">Bursa’da Siyasi Parti İl, İlçe Başkanlığı Yapan Hekimler (Tıp) 1923-2013</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BEBE -Örümcek Ağlarını Çıkaran Kadın</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/bebe-orumcek-aglarini-cikaran-kadin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Dec 2013 12:23:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Detone]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 84. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2096</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="960" height="787" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/Nieves-Rebolledo-Vila.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="Nieves-Rebolledo-Vila" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/Nieves-Rebolledo-Vila.jpg 960w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/Nieves-Rebolledo-Vila-300x246.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/Nieves-Rebolledo-Vila-768x630.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 960px) 100vw, 960px" /></div>
<p>Bebe, 9 Mayıs 1978 de İspanyanın Valecia kentinde dünyaya geldi. Asıl adı Nieves Rebolledo Vila olan Bebe, anne ve babası bir folk müzik topluluğu olan Suberina’nın üyesiydi. Bu nedenle doğumundan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bebe-orumcek-aglarini-cikaran-kadin/">BEBE -Örümcek Ağlarını Çıkaran Kadın</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="960" height="787" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/Nieves-Rebolledo-Vila.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="Nieves-Rebolledo-Vila" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/Nieves-Rebolledo-Vila.jpg 960w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/Nieves-Rebolledo-Vila-300x246.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/Nieves-Rebolledo-Vila-768x630.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 960px) 100vw, 960px" /></div><p>Bebe, 9 Mayıs 1978 de İspanyanın Valecia kentinde dünyaya geldi. Asıl adı Nieves Rebolledo Vila olan Bebe, anne ve babası bir folk müzik topluluğu olan Suberina’nın üyesiydi. Bu nedenle doğumundan itibaren müziğin büyülü dünyasında büyüdü.</p>
<p>11 yaşında gitar çalmaya başladı. Bebe’nin gençliği flamenko şarkıları, dansları ve gitarlarıyla geçti. 1996 yılında Madrid’e tiyatro eğitimi almak üzere gitti. Ona müzik dünyasının kapısını ise bir yarışma açtı.</p>
<p>2003 yılında gelen müzik albümü teklifinin gerçekleşen adı Pafuera Telarañas (Örümcek Ağlarını Çıkarmak İçin ) albümü oldu. Albüm o kadar başarılı idi ki Latin Grammy Ödüllerinde 5 dalda “Yılın Kaydı ‘Malo’, Yılın Albümü ‘Pafuera Telaranas’, Yılın Şarkısı ‘Malo’, En İyi Yeni Sanatçı, En İyi Pop Vokal Albüm” dallarında aday oldu. Sanatçı bu ilk albümü ile “En İyi Yeni Sanatçı Latin Grammy” ödülünü kucakladı.</p>
<p>Başta ABD ve İspanya olmak üzere çok satan albümde flamenkonun etkileri ağır basarken, Bebenin sözlerini kendi yazdığı güçlü vokali insanı hemen kavrıyordu. Sanatçı geçmişinin izlerini de taşıyan bu müzik ve sözlerde kendi dünyasını ve içindeki güçlü kadını yansıtıyordu.</p>
<p>Bebe albümünün hit şarkısı Malo’da, kendini kadınlardan üstün gören bir erkeğe ne kadar zayıf ve aptal olduğunu söylerken, Ella’da kadınlara içlerindeki saflığın güzelliğini ve çekiciliğini anlatıyordu.</p>
<p>Bebe ikinci albümü Y. ( ve nokta)<br />
için sevenlerin 5 yıl bekletti.<br />
2008 de çıkan ve yine Bebenin<br />
vokalinin muhteşem olduğu bu<br />
albümde flamenko esintileri ağır<br />
basıyordu. Bebe bu albümde de<br />
melankolik bir havada şarkılarını<br />
söylemeye devam ederek, “Yerin<br />
2 metre altında uyuyordum ve<br />
şimdi toprağın üstünde uyumaya<br />
karar verdim.” diye başlayan<br />
No + Llorá adlı şarkı ve iç<br />
dünyasındaki karmaşayı anlattığı<br />
tüm şarkılarla bize sesleniyordu.<br />
Me Fui (Ayrıldım) de ise Bebe<br />
özlemek için, yalnız kalmak<br />
için, geri dönmek için ayrıldığını<br />
açıklıyor ve sonra yanında uyuyan<br />
insana “ellerin ellerin değilken,<br />
gözlerin uzaktayken, dediklerine<br />
sen bile inanmazken, odamda ya<br />
da kendimde boğulurken, ben<br />
ayrılırken,” bunların hepsi olurken<br />
“sana seslendiğimde neredeydin?”<br />
diye soruyordu.<br />
Sonra birden bire bir rock albümü çıkarıverdi. ( belki de hep<br />
istemişti)Un Pokito de Rocanrol’a (Birazcık Rock &amp; Roll)<br />
Hayranları her zamanki çizgisinden uzaklaştığı için birazcık<br />
hayal kırıklığı yaşasa da yine çarpıcı bir albüm hazırlamıştı.<br />
Bebenin bu albümde, vokali ile rap’e, müziği ise punk ve<br />
elektronik altyapılı bir müziğe yaklaşmıştı. Bundan sonraki<br />
albümünde böyle sürprizler olacak mı? Müzikseverler<br />
bekleyecek ve görecek.<br />
Bebenin güçlü kadın sesi ve kadın hali hep bizi etkileyecek,<br />
müziği ile hayatımızın bir yerlerine dokunup geçecek.<br />
Sevmeyi, kadını, hayatı, hayatta kalmayı, güçlü kadını, Bebe<br />
bunları yaşayan ve bize anlatan kadın….</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bebe-orumcek-aglarini-cikaran-kadin/">BEBE -Örümcek Ağlarını Çıkaran Kadın</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
