<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hekimce Bakış 90. Sayı arşivleri - Hekimce Bakış</title>
	<atom:link href="https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-90-sayi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-90-sayi/</link>
	<description>Bursa Tabip Odası yayınıdır</description>
	<lastBuildDate>Fri, 14 Dec 2018 20:59:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>
	<item>
		<title>Smoothie&#8217;nizi nasıl alırsınız?</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/smoothienizi-nasil-alirsiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Bülent Kavuşturan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Mar 2016 14:18:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 90. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[sonradan gourmet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1404</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="960" height="960" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/smoothie-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="smoothie" decoding="async" fetchpriority="high" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/smoothie-2.jpg 960w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/smoothie-2-150x150.jpg 150w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/smoothie-2-300x300.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/smoothie-2-768x768.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/smoothie-2-100x100.jpg 100w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></div>
<p>Smoothie taze blenderdan geçirilmiş çiğ sebze ya da meyve sularından yapılan içine Katılan , su, buz, süt, yoğurt ve besleyici özellikteki çeşitli katkılar ile kıvamlandırılan bir içecektir. Milk shake ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/smoothienizi-nasil-alirsiniz/">Smoothie&#8217;nizi nasıl alırsınız?</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="960" height="960" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/smoothie-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="smoothie" decoding="async" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/smoothie-2.jpg 960w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/smoothie-2-150x150.jpg 150w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/smoothie-2-300x300.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/smoothie-2-768x768.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/smoothie-2-100x100.jpg 100w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></div><blockquote><p>Smoothie taze blenderdan geçirilmiş çiğ sebze ya da meyve sularından yapılan içine Katılan , su, buz, süt, yoğurt ve besleyici özellikteki çeşitli katkılar ile kıvamlandırılan bir içecektir. Milk shake ve ice slush&#8217;a benzemektedir. Sporcular tarafından özellikle protein tozu eklenerek tüketilmektedir.</p></blockquote>
<p>Smoothie çiğ beslenme yani “Raw food” akımının vaz geçilmez içeceklerinden birisidir. Bu tarz beslenme; taze sebze ve meyvelerin besleyici değerlerinin yitirilmemesi için ısıya maruz bırakılmadan tüketilmesi esasına dayanır. Böylelikle kalori değerleri düşük olan besinleri doğal olarak almak yanında, bedenimize enerji verecek ve bizi tazeleyecek smoothie tarz içeceklerden faydalanmış oluruz</p>
<p>Bu tarz içecekler 1990 lardan itibaren tüm dünyada yaygınlaşmışlardır.</p>
<p>Hazırlayacağınız Smoothie’nin sağlık açısından değeri içeriği ile ilgilidir. Gereğinden fazla katılacak meyvelerin yüksek şeker içeriğinin diyetlerde dikkate alınması gereklidir. Katkı olarak tercih edile süt ürünleri yoğurt ve dondurmaların diyet –light- olanları tercih edilebilir. Tatlandırıcı amacıyla ilave şeker kullanılmaması önerilebilir. Hazırlanan karışımın çiğnenmeden kolaylıkla içiliyor olması uzun süreli bir tokluk hissinin oluşmaması riskini de getirmektedir.<br />
Smoothielerin diğer bir avantajı ise, sebze sevmeyen çocuk ve yetişkinlere meyve suyunun içinde kaybolan, tadının anlaşılmadığı besleyici karışımlardan içirebilme şansını size sunmasıdır. Özellikle kış mevsiminde koyu yeşil yapraklı sebzelerden oluşan yeşil smoothie’ler hazırlayabilirsiniz.</p>
<p>Smoothie hazırlamak için bulunduğunuz mevsimin taze meyve ve sebzelerinden faydalanmalısınız. Mevsiminde tüketeceğiniz her besin size yüksek oranda vitamin ve mineral desteği sağlayacak ve oldukça ekonomik olacaktır. Detoks yapmak istediğinizde ya da öğünlerinizde farklılık yaratmak ve sıvı formunda detoks besinlerini tüketmek istediğinizde, smoothie’leri yardımınızda olacaklardır.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1406" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/smoothie-1.jpg" alt="smoothie" width="257" height="667" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/smoothie-1.jpg 257w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/smoothie-1-116x300.jpg 116w" sizes="(max-width: 257px) 100vw, 257px" /></p>
<p><strong>Smoothie nasıl hazırlanır ?</strong><br />
Smoothie hazırlamak için 5 aşamalı bir yöntem önerilmektedir.<br />
Önce smoothie içeceğinin içine koyacağınız ana maddeler olan sebze ve meyveleri belirleyin. 2. Olarak şemada belirtilen sıvılardan birisini seçin, yoğunluk katmak için 3. aşamadan faydalandıktan sonra, 4. Ve<br />
5. aşamalardan birer besin seçimi yaptıktan sonra blender içinde hepsini çevirip içeceğinizi hazırlayın ve taze iken tüketin.</p>
<p><strong>1- Meyve / Sebze ekleyin</strong><br />
Elma, kayısı, avokado, muz, çilek, yaban mersini, böğürtlen, ahududu, kızılcık, kiraz, greyfurt, üzüm, kivi, mango, kavun, nektarin, portakal, papaya, şeftali, armut, ananas, erik, nar, çilek<br />
Ispanak, pazı, yeşillikler, pancar yaprağı, karahindiba, roka, mercimek</p>
<p><strong>2- Sıvı ekleyin</strong><br />
Su,İnek sütü, badem sütü, fındık sütü, soya sütü, pirinç sütü, yulaf sütü, Hindistan cevizi sütü-suyu,Meyve suları- portakal, elma, armut, üzüm, nar suyu, buzlu kahve, buzlu yeşil çay ya da siyah çay</p>
<p><strong>3- Yoğunluk verin</strong><br />
Badem ezmesi, kaju fıstığı ezmesi, fındık ezmesi, fıstık ezmesi, ceviz yağı, ayçiçeği tohumu yağı,<br />
soya yağı, kabak çekirdeği yağı, Süt ürünleri- yoğurt, süzme peynir, kefir, dondurma<br />
( özellikle kilo almak isteyenler için ), buz, yulaf, Hindistan cevizi, fasulye,</p>
<p><strong>4- Lezzet verin</strong></p>
<p>Bal, stevia (tatlandırıcı) , incir, tuz,Baharatlar: nane, fesleğen, lavanta, kişniş, maydanoz, tarçın, vanilya, yenibahar, zencefil, karanfil, kakule, acı biber</p>
<p><strong>5-Besleyici gücünü artırın</strong></p>
<p>Protein tozu, tereyağı, balık yağı, kakao tozu, aloe vera, arı poleni, kenevir tohumu, keten tohumu.</p>
<p>Detoks, diyet ya da sağlıklı beslenme; gerekçeniz ne olursa olsun smoothie denilen, dilimizde henüz adam gibi bir karşılığı bulunamamış, meyve ve sebzelerin meyve suyu, süt ya da yoğurtla karıştırılmasıyla elde edilen bu içecekler önümüzdeki sıcak yaz günlerinde tüketmek için birebir.<br />
Aşağıda ister kahvaltı yerine ister iki öğün arası atıştırmalık olarak hazırlayabileceğiniz örnek smoothie tariflerii var.</p>
<p><strong>Keyifli Smoothie</strong></p>
<p>Çilek + Yaban Mersini + Yoğurt<br />
1 kişilik malzemelerimiz : 5-6 tane orta boy çilek ,1 avuç yaban mersini, Yarım muz, 4 yemek kaşık az yağlı yoğurt,1 su bardağı süt<br />
Malzemelerin hepsini blender’dan geçirin ve büyük bir bardakta taze olarak servis edin.</p>
<p><strong>Canlandıran Smoothie</strong></p>
<p>Böğürtlen + Çilek + Yeşil Çay<br />
1 kişilik malzemelerimiz :1 su bardağı demlenmiş ve soğumuş yeşil çay, 5-6 orta boy çilek,10 böğürtlen,<br />
Yarım muz, Birkaç parça buz<br />
Malzemelerin hepsini pürüzsüz bir sonuç elde edinceye kadar blenderdan geçirin. Büyük bir bardakta servis edin.</p>
<p><strong>Yeşil (Detoks) Smoothie</strong></p>
<p>Bu smoothie’ ye yeşil rengini veren ıspanağın tadı meyvelerle karışınca yok olmaktadır. Ispanak yerine pazı, marul, karalahana da kullanılabilir. Sindirimi kolay, lif ve sıvı bakımdan zengin yeşil smoothie’ler vücudun zararlı toksinlerden arınmasına yardımcı olduğu gibi kandaki oksijen oranını arttırarak enerji seviyenize destek oluyorlar.</p>
<p>Bir avuç dolusu ıspanak, Yarım kivi, Yarım yeşil elma, Yarım portakal, 1 muz, Yarım elma büyüklüğünde dilimlenmiş ananas, Yarım su bardağı su ya da elma suyu, Birkaç parça buz.</p>
<p>Malzemelerin hepsini blender’ dan geçirin. Büyük bir bardakta taze olarak servis edin.</p>
<p>Sağlık ve afiyetle&#8230;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/smoothienizi-nasil-alirsiniz/">Smoothie&#8217;nizi nasıl alırsınız?</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Wakolda</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/wakolda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Mar 2016 14:07:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 90. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Kokusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1400</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="762" height="509" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/wakolda-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="wakolda" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/wakolda-1.jpg 762w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/wakolda-1-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/wakolda-1-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 762px) 100vw, 762px" /></div>
<p>WAKOLDA, Arjantinli yönetmen ve yazar Lucia PUENZO’nun BALIK ÇOCUK’tan sonra yazdığı ve filmini de çektiği 2. romanı. Çoklukla Arjantin olmak üzere Güney Amerikaya kaçan ve orayı mesken tutan Nazi eskilerinden [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/wakolda/">Wakolda</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="762" height="509" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/wakolda-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="wakolda" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/wakolda-1.jpg 762w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/wakolda-1-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/wakolda-1-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 762px) 100vw, 762px" /></div><blockquote><p>WAKOLDA, Arjantinli yönetmen ve yazar Lucia PUENZO’nun BALIK ÇOCUK’tan sonra yazdığı ve filmini de çektiği 2. romanı. Çoklukla Arjantin olmak üzere Güney Amerikaya kaçan ve orayı mesken tutan Nazi eskilerinden biri, ‘’Ölüm Meleği’’ de olarak anılan Josef Mengele romanın baş kişisidir. Kitap, savaş suçlusu cani bir doktorun kişiliğinin edebi bir diseksiyonu. Ari ırkı temsil eden porselen bebeklere tutkusu sapkınlığının süregiden bir göstergesidir.</p></blockquote>
<p>Romandaki ismiyle Jose, kendisini bir veteriner ve antropolog olarak tanıtan aslında kaçak olarak<br />
Arjantinde yaşayan bir Almandır. Kanın ve genlerin saflığına takıntılı bir araştırmacıdır. Gittiği yerlerde kısa süre kalarak iz bırakmadan başka bir kente taşınır, çünkü Mossad ajanları ensesindedir. Bu gezilerinden birinde 1960 yazında, Lilith ve ailesiyle tanışır. Lilith yaşına göre oldukça kısa boylu, açık tenli küçük bir kızdır, ondaki bu anomali insan denekler üzerindeki araştırmalarından hala vazgeçememiş Jose’yi büyüler. Sanki onun yarım kalan deneyleri için yaratılmıştır.<br />
Aileyle birlikte yolculuk ederek ve sonunda işlettikleri otele yerleşir. Lilith ve ikiz bebek bekleyen hamile annesi üzerinde deneyler yapmak için fırsat kollamaya başlar. Boyu nedeniyle kompleksli küçük kızın güvenini kazanan Jose onu suç ortağı yapar, aralarında örtülü bir cinselliğin de olduğu karanlık bir ilişki vardır. Adam, karşılaşmalarını neredeyse kutsal bir rastlantı sayar: ‘’Aşk suç ortağı olmadan hayata geçirilemeyen yasadışı bir iştir.’’</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1401" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/wakolda-2.jpg" alt="wakolda" width="450" height="569" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/wakolda-2.jpg 450w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/wakolda-2-237x300.jpg 237w" sizes="auto, (max-width: 450px) 100vw, 450px" />Jose, Mossad’ın takibinde olduğunu bilmesine rağmen sapkın tutkusu ağır basar; anne karnındaki ikizler ve Lilith’le yaptığı deneylerin sonucunu almadan bulunduğu kenti terkedemez. Sonunda kimliğini ortaya çıkaracak olan toplama kamplarında kısırlaştırdığı bir yahudi kadındır.</p>
<p>Ancak ne aile ve ne de Arjantinliler gerçeği önemseyecek kadar savaşın ve nazizmin zulmünden haberlidirler. Bu nedenledir ki savaş suçlusu pekçok Nazi Güney Amerikada rahatlıkla gizlenebildi ve hiç hesap vermeden ömürlerini tamamlayabildi. Bunlardan Josef Mengele’nin bu yarı kurgu yarı gerçek öyküsünün anlatıldığı Wakolda ‘’Alman Doktor’’ yazarı Lucia Puenzo tarafından filme de çekildi.</p>
<p>Josef Mengele, 1937de Nazi Partisine üye olmuş, 1938de Tıp Fakültesini bitirmiş, SSlere katılarak sivrilmiş ve toplama kamplarında insan denekler üzerinde ‘’tıbbi deneyler’’ yapmak amacıyla binlerce insanın ölümünden sorumlu tutularak 1944de savaş suçlusu ilan edilmişti.</p>
<p>Uzunca bir süre Arjantinde yaşadı, oradaki naziler ve yerel sempatizanları sayesinde yakalanamadı. 1979da Brezilyada eceliyle öldü.</p>
<p>Kitabın yayınından sonra kendisiyle yapılan bir söyleşide Lucia Puenzo, nazizmin medikalizasyonu ve temel nazi ideolojisinin bilimde bulduğu karşılığı sorguluyor: ‘’<strong>Hekimlik omnipotansının totaliter bir toplumda iktidarla bütünleştiğinde yapabileceklerinin Mengele iyi bir örneğidir</strong>.’’ Lucia Puenzo, Arjantinli Oscar ödüllü yönetmen Luiz Puenzo’nun kızı. XXY, Balık Çocuk ve Wakolda ödüllü filmleri.</p>
<p>Wakolda ile 2013 Havana film festivalinde en iyi yönetmen ödülünü almıştır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1412" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/wakolda-3.jpg" alt="wakolda" width="548" height="782" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/wakolda-3.jpg 548w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/wakolda-3-210x300.jpg 210w" sizes="auto, (max-width: 548px) 100vw, 548px" />Bu kitabı okuduktan kısa bir süre sonra Ocak 2016 da FBI’ın Nazilerle ilgili dosyalarındaki gizliliğin kaldırıldığını ve bazı kayıtlara göre Hitler’in intihar etmeyip savaşın bitiminden önce Patagonyaya kaçtığı, plastik ameliyatlarla görüntüsünü değiştirdiği ve sevgilisi Eva Braun’la birlikte pastoral bir çiftlikte mutlu ve huzurlu bir ömür sürdüklerini öğrendim.</p>
<p>Zaten Stalin de Hitler’in intiharına asla inanmamış, yanmış cesedinden arta kalan kafatasından da herhangibir DNA analizi o dönemde mümkün olmamış. Ancak 2009 yılında ABDli bir bilim adamı Nick Bellatoni’nin Rusların elindeki kafatası kalıntısından yaptığı DNA analizinin Hitler ya da Eva Braun’un ailesinden kimseyle eşleşmemesi bu varsayımın doğru olduğunu gösteriyor. Tarihin bu en büyük kırımının faillerinin bile keyif içinde yaşayıp hesap vermeden göçüp gitmesi insanın ağırına gidiyor. Kötülük ne zaman yenilecek?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/wakolda/">Wakolda</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarihi Sağlık Kurumlarımız</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/tarihi-saglik-kurumlarimiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Çetin Tor]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Mar 2016 13:46:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 90. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[tarihçe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1392</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="552" height="314" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/tarihi-hastaneler-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="tarihi-hastaneler" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/tarihi-hastaneler-1.jpg 552w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/tarihi-hastaneler-1-300x171.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 552px) 100vw, 552px" /></div>
<p>Bursa Asker Hastanesi 400 Yataklı Bursa Askeri Fizik Tedavi, Hidroklimatoloji, Rehabilitasyon ve Mevki Hastanesi KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI 300 YATAKLI BURSA FİZİK TEDAVİ, HİDROKLİMATOLOJİ VE REHABİLİTASYON HASTANESİ Çekirge Mahallesi I.Murat Caddesi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/tarihi-saglik-kurumlarimiz/">Tarihi Sağlık Kurumlarımız</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="552" height="314" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/tarihi-hastaneler-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="tarihi-hastaneler" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/tarihi-hastaneler-1.jpg 552w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/tarihi-hastaneler-1-300x171.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 552px) 100vw, 552px" /></div><p><strong>Bursa Asker Hastanesi</strong><br />
400 Yataklı Bursa Askeri Fizik Tedavi, Hidroklimatoloji, Rehabilitasyon ve Mevki Hastanesi<br />
KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI 300 YATAKLI BURSA FİZİK TEDAVİ, HİDROKLİMATOLOJİ VE REHABİLİTASYON HASTANESİ</p>
<p>Çekirge Mahallesi I.Murat Caddesi Osmangazi-BURSA</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-1393" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/tarihi-hastaneler-1.jpg" alt="tarihi-hastaneler" width="552" height="314" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/tarihi-hastaneler-1.jpg 552w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/tarihi-hastaneler-1-300x171.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 552px) 100vw, 552px" /></p>
<p><em><strong>Splendid Palas Oteli / Bursa Asker Hastanesi</strong></em></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-large wp-image-1415" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/tarihi-hastaneler-5-asker-hastane-1024x324.jpg" alt="tarihi-hastaneler" width="1024" height="324" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/tarihi-hastaneler-5-asker-hastane-1024x324.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/tarihi-hastaneler-5-asker-hastane-300x95.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/tarihi-hastaneler-5-asker-hastane-768x243.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/tarihi-hastaneler-5-asker-hastane.jpg 1125w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p><strong>Kara Kuvvetleri Komutanlığı 300 Yataklı</strong><br />
<strong>Bursa Fizik Tedavi, Hidroklimatoloji ve Rehabilitasyon Hastanesi</strong></p>
<p>Bursa Asker Hastanesi Bursa’nın en eski sağlık kurumlarından birisidir. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra 1922 yılında, 4.Kolordu Bursa’ya intikal eder.</p>
<p>4. Kolordu’nun baştabibi olan Yarbay Mazlum (Boysan) Bey’in, Bursa’da Silahlı Kuvvetler mensuplarına kaplıca kürü hizmeti vermek üzere bir askeri hastane kurulması düşüncesi, Kolordu Komutanı Kemalettin Sami Paşa tarafından benimsenir. Durum, Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarı Abdullah Sami Paşa tarafından Gazi Mustafa Kemal’e arzedilir. Çekirge’de bulunan 80 odalı bir otel olan Splendid Palas Oteli, Milli Savunma Bakanlığı tarafından satın alınır. 1959 yılına kadar bu binada fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri verilir. Daha sonra otel binası yıkılır. Yerine yapılan 400 Yataklı Askeri Fizik Tedavi, Rehabilitasyon, Hidroklimatoloji ve Mevki Hastanesi 1960 yılında faaliyete geçer. 1960-1968 yılları arasında başhekim olan Albay M.Ali Büyükçakmak zamanında hastane daha da gelişir. 1965 yılında, yatak sayısı 500’e çıkar. 1966-1968 yılları arasında yapılan ikinci binada hidroklimatoloji bölümü çalışmaya başlar. Halen Kara Kuvvetleri Komutanlığı 300 yataklı Fizik Tedavi, Hidroklimatoloji ve Rehabilitasyon Hastanesi olarak hizmet vermeye devam etmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<hr />
<p><strong>Sağlık Bakanlığı İnegöl Devlet Hastanesi</strong><br />
Kemalpaşa Mahallesi Çimen Sokak No:1 İnegöl-BURSA Burhaniye Mahallesi Mimar Sinan Caddesi No:54 İnegöl-BURSA</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-1396" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/tarihi-hastaneler-3-inegol-devlet.jpg" alt="tarihi-hastaneler-3-inegol-devlet" width="550" height="375" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/tarihi-hastaneler-3-inegol-devlet.jpg 550w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/tarihi-hastaneler-3-inegol-devlet-300x205.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 550px) 100vw, 550px" /></p>
<p><em><strong>Sağlık Bakanlığı İnegöl Devlet Hastanesi Tarihi Bina</strong></em></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1416 alignnone" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/tarihi-hastaneler-3-inegol-devlet2.jpg" alt="tarihi-hastaneler-3-inegol-devlet2" width="557" height="375" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/tarihi-hastaneler-3-inegol-devlet2.jpg 557w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/tarihi-hastaneler-3-inegol-devlet2-300x202.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 557px) 100vw, 557px" /></p>
<p><strong>Sağlık Bakanlığı İnegöl Devlet Hastanesi  Yeni Bina</strong></p>
<p>En eski ilçe hastanesidir. 1900-1907 yılları arasında İnegöl Belediye Reisi olan Sofya’lı İsmet Bey’in girişimleri ile 1904 yılında 25 yataklı olarak açılır.</p>
<p>Bir operatör doktor ve sekiz sağlık personeli görev yapar. 1965 yılında yatak sayısı 50 olur. 1971, 1984 ve 1986 yıllarında yapılan ek binalarla 1992 yılında yatak sayısı 100’e çıkar. 1992 yılında hastanede 16 hekim vardır. Aynı tarihte İnegölde’ki toplam hekim sayısı 41’dir. 2005</p>
<p>yılında, Devlet Hastanesi’nin yanında bulunan 75 yataklı Sosyal Sigortalar Kurumu İnegöl Hastanesi Sağlık Bakanlığı’na devredilir. Hastane 2011 yılında 5’i yoğun bakım yatağı olmak üzere 308 yataklıdır. 2015 yılında hastanede 80’i uzman, 13’ü pratisyen 93 hekim görev yapmaktadır. İnegöl Devlet Hastanesi 2014 yılında Burhaniye Mahallesi Mimar Sinan Caddesi No:54 adresinde 300 yataklı olarak yapılan yeni binasına taşınır.</p>
<hr />
<p><strong>Sağlık Bakanlığı Mudanya Devlet Hastanesi</strong><br />
<strong>Aydınpınar Mevkii Sarı Cadde Mudanya-BURSA</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-1395" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/tarihi-hastaneler-4-mudanya-devlet-1024x600.jpg" alt="tarihi-hastaneler-4-mudanya-devlet" width="1024" height="600" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/tarihi-hastaneler-4-mudanya-devlet-1024x600.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/tarihi-hastaneler-4-mudanya-devlet-300x176.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/tarihi-hastaneler-4-mudanya-devlet-768x450.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/tarihi-hastaneler-4-mudanya-devlet-357x210.jpg 357w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/tarihi-hastaneler-4-mudanya-devlet.jpg 1120w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p><strong><em>Sağlık Bakanlığı Mudanya Şaziye Rüştü Devlet Hastanesi</em></strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-large wp-image-1417 alignnone" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/tarihi-hastaneler-4-mudanya-devlet-2-1024x365.jpg" alt="tarihi-hastaneler-4-mudanya-devlet-2" width="1024" height="365" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/tarihi-hastaneler-4-mudanya-devlet-2-1024x365.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/tarihi-hastaneler-4-mudanya-devlet-2-300x107.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/tarihi-hastaneler-4-mudanya-devlet-2-768x274.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/tarihi-hastaneler-4-mudanya-devlet-2.jpg 1125w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p><strong>Sağlık Bakanlığı Mudanya Devlet Hastanesi</strong></p>
<p>1937 yılında, hayırsever işadamı Hayri İpar tarafından, annesi Şaziye Rüştü hanım adına, Sağlık Yurdu olarak yaptırılır. 1965 yılında 10, 1973 yılında 15 yataklı Sağlık Merkezi ve 1984 yılında 25 yataklı hastane olur. Vatandaşların ve hastane derneğinin katkıları ile yaptırılan eklerle, 1991 yılında 50 yataklı olan hastane, 2011 yılında 45 yataklı olarak hizmet vermektedir. Hastane 2014 yılında Aydınpınar mevkiinde yaptırılan 100 yataklı yeni binasına taşınır. Adı Sağlık Bakanlığı Mudanya Devlet Hastanesi olur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/tarihi-saglik-kurumlarimiz/">Tarihi Sağlık Kurumlarımız</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Klasik Müziğinizi nasıl alırdınız?</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/klasik-muziginizi-nasil-alirdiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Mar 2016 13:35:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Detone]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 90. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1388</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1600" height="1091" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="klasik-muzik" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-2.jpg 1600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-2-300x205.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-2-768x524.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-2-1024x698.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></div>
<p>Popüler kültürün hayatımızı istila ettiği, küreselleşmenin etkilerini yaşamımızın her anında hissettiğimiz bir dönem yaşıyoruz. Popüler kültürle ne alıp veremediğin var diye sorabilirsiniz. İşte, bu yazının çıkış noktası da buradan başlıyor [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/klasik-muziginizi-nasil-alirdiniz/">Klasik Müziğinizi nasıl alırdınız?</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1600" height="1091" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="klasik-muzik" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-2.jpg 1600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-2-300x205.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-2-768x524.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-2-1024x698.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></div><blockquote><p>Popüler kültürün hayatımızı istila ettiği, küreselleşmenin etkilerini yaşamımızın her anında hissettiğimiz bir dönem yaşıyoruz. Popüler kültürle ne alıp veremediğin var diye sorabilirsiniz. İşte, bu yazının çıkış noktası da buradan başlıyor çünkü ülkemizde de dünyada da, yüzyıllardan birikimi olan kültürler, popüler kültüre birer birer kurban oluyor. Tabii ki müzikte bu etkiden payını alıyor. Orkestralar can çekişiyor, hatta batı dünyasında, klasik müziğin kalbinde, Avrupa’da, dağılan klasik müzik gurupları, orkestralar var. Yüzyılların müziği dinleyicilerini kaybediyor. Müzik bir değer kaybına uğruyor mu? hayır, ama bu çetin koşullarla rekabet etmek artık çok zor. Ne yapmalı? İşte esas soru bu, ne yapmalı ki klasik müzik; hem genç kuşak dinleyicinin ilgisini çekmeli hem de klasik müzik popüler olmalı. Bunu başaranlar var mı? Var. Hem de çok iyi örnekler…</p></blockquote>
<p>Önce Klasik müziğin caz halinden başlayalım derim… 1934 doğumlu Fransız piyanist, besteci, yorumcu Jacques Loussier’den… Jacques Loussier Paris Ulusal Müzik Konservatuarı’nda öğrenim görmüş Fransa’nın en iyi piyanistlerinden biri. Konservatuarın bu parlak öğrencisi, öğreminini tamamladıktan sonra müziğe ara verip bir dünya seyahatine çıkıyor. Dönüşünde izlediği Modern Jazz Quartet konseri, kariyerini dönüştürüyor. Artık, çocukluğundan bu yana gelen Bach hayranlığıyla vazgeçemediği Bach yorumlarına, caz tınıları ilave ederek müzik yapacaktır. Jacques Loussier bu müziği yapmak üzere 1959 yılında kontrbasta Pierre Michelot, davulda Christian Garro ile beraber “Play Bach” ismini verdiği üçlüsünü kurar. 1978 yılında grup dağılana kadar, yılda yaklaşık 200 konser ve 6 milyonun üstünde albüm satma başarısını göstererek 1960’ların popüler müziğinin bir ikonu haline gelir. Jacques Loussier 45 yaşında emekli olmaya karar verir ve kendini müzik araştırmalarına adar. Bu dönemde, Provance’da evinde kurduğu stüdyoda konuk ettiği müzisyenlerden bazılarının Pink Floyd, Elton John, Sting gibi isimler olduğunu ve bu arada Pink Floyd’un efsanevi albümü “The Wall”un bazı bölümlerinin de Loussier’nin stüdyosunda kaydedilmiş olduğu notunu hemen araya sıkıştıralım. Bu efsanevi piyanist 1985 yılında, Johann Sebastian Bach’ın doğumunun 300.yıldönümü kutlamalarında gelen bir yeni teklifle “Bach Trio”yu yeniden oluşturur yeni Bach albümlerine imza atmaya başlar. Bale ve değişik sahne müzikleri bestelediği 1987-2002 tarihleri arasında 10 albüm 4 adette derleme albüm çıkarmıştır. Bach’ın dışında Debussy, Vivaldi,Ravel Handel gibi bestecileri de yorumlayarak albüm haline getirmiştir. Türkiye&#8217;de de konser veren ve Güher &#8211; Süher Pekinel kardeşlerle birlikte çalışan Jacques Loussier hala eskimeyen müzikleri ile dinlemekten keyif aldığımız müzikçilerin başında gelir. Özelikle Bach çaldığı albümlerini mutlaka edinmenizi öneririm, çünkü onlarda artık bir klasik.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-1389" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-1.jpg" alt="klasik-muzik" width="814" height="383" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-1.jpg 814w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-1-300x141.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-1-768x361.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 814px) 100vw, 814px" /></p>
<p>Sıra geldi Klasik müziğin oryantal haline… Yanlış duymadınız klasik müzik ve oryantal müzik. Bu iki müzik nasıl bir araya gelir diyorsanız “Mozart in Egypt” albümünü hiç dinlemediniz demektir. İlki 1998 de yayınlan bu iki albüm, Mozart’ın değişik eserlerinden oluşuyor. Ama dinlediğinizde “bu Mozart bir değişik Mozart“ diyorsunuz. Çünkü albümlerde Mozart’ın 23 nolu piyano konçertosu udla başlayabilmekte, ya da Sihirli Flütte’ki “Papageno” aryası, Arapça başlayıp Almanca devam edebilmektedir. Mozart’ın Requiem’i bir gazelle başladığını duyup bir duraksarsınız, sonra bütün ciddiyetiyle orkestranın durumu ele aldığını görürsünüz. Bulgar Senfoni Orkestrası ile Kuzey Afrikalı sanatçıların bir araya geldiği, Asya Müziği çalışmaları ile ünlü Fransız müzisyen ve düzenlemeci Hughes de Courson tarafından geçekleştirilen bu albümler eğer klasik müzik konusunda çok tutucu değilseniz dinlemesi çok keyifli albümler. Udlar, kanunlar, darbukalar, bize yakın ritimler derken kendinizi başka bir Mozart’la Mısır’da! hissedebilirsiniz. Ben bu albümleri dinlerken bu haliyle Mozart eselerini dinlese ne düşünürdü diye çok düşünürüm. Bence beğenirdi. Albümde olmazsa olmaz Türk Marşı da var ancak Couron albümde bu eserin ismini, yeni yorumundan yola çıkarak “Mısır Marşı” olarak değiştirmiş. Bu değişiklik için &#8220;Türkler beni affetsin&#8221; diyor.</p>
<p>Mozart’la salsa yapılır mı? KlazzBrothers&amp;CubaPercussion çalıyorsa yapılabilir. 1999 yılında kurulan Alman gurup Klazzbrothers, Küba turunda, Kübalı perküsyoncu AlexisHerreraEstevez ve ElioRodriguezLuis ile tanışıyor ve bir araya gelip “KlazzBrothers&amp;CubaPercussion” kuruyorlar. Klasik ve caz sınırlarında dolaşan, müziğin orijinalini çok bozmayan bir yorumları var topluluğun. Beş kişiden oluşan topluluğun albümleri,klasik Avrupa müzik geleneğinin eşsiz kombinasyonlarıyla, Swing ve Latin caz ve Küba ritimlerinin sonsuz çeşitliliğini harmanlanarak, tamamen yeni bir ses yarattı. 11 albüm çıkaran topluluğun 2 adet Echo Klassik, 2 adet Jazz ödülü bir adet Grammy adaylığı bulunmaktadır. Klasik müziği Küba ritimleri ile dinlemenin keyfi gerçekten bambaşka. Örneğin albümde Mozart’ın sol minör senfonisini &#8220;Mambozart&#8221;a, Beethoven&#8217;ın 5. senfonisini &#8220;CincoSalsa&#8221;ya dönüştürmüşler. Bach, Çaykovski, Mozart, Wagner gibi klasik müziğin öncülerinin tanınmış eserlerini aranje ederek bu müziklerle salsa yapılabilecek hale getirmişler. Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası&#8217;nın konuğu olan topluluğun, Classic Meets Cuba1-2, Classic Meets Cuba Symphonic Salsa albümlerini mutlaka edinin.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1419" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/klasik-muzik-3.jpg" alt="klasik-muzik" width="548" height="323" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/klasik-muzik-3.jpg 548w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/klasik-muzik-3-300x177.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/klasik-muzik-3-357x210.jpg 357w" sizes="auto, (max-width: 548px) 100vw, 548px" />Geldik klasik müziğin heavy metalle imtihanına… Wolf Hoffmann Accept adlı Alman metal müzik yapan topluluğun gitaristi. Ama ne gitarist. 1976 yılında, rock müziğin efsane döneminde, Udo Dirkschneider ile birlikte kurmuşlar topluluğu. Metal müzik dinleyicilerinin gönlüne taht kuran topluluklarının başında geliyor. Accept’in çok başarılı albümlerle müzik piyasasında fırtınalar estirdikleri dönemlerin yanında, birkaç kez müziğe ara verdikleri dönemler de olmuş. Fakat topluluk Küllerinden doğan Zümrüdüanka kuşu misali tekrardan doğup, bir önceki albümlerinden daha da başarılı albümlere imza atmış. Ara dönemlerde topluluğun elemanları bireysel albümler de çıkarmışlar. Bizi ilgilendiren bölüm burada başlıyor. Topluluğun efsane ama gerçekten bu tanımı hak eden karizmatik gitaristi Wolf Hoffmann 1997 yılında bir Clasiccal albümü çıkarıyor. Klasik müzik sevdalısı Wolf’un bu albümdeki sololarıyla klasik müziğe yeni bir bakış açısı kazandırdığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Albümde Bizet, Grieg, Tchaikovsky, Ravel gibi birçok bestecinin çok bilinen, çok sevilen eserlerini yorumluyor. Bolero’yu, Habenara’yı, Wolf’tan dinlemek bence inanılmaz bir deneyim. Metal müziğe çok mesafeli bir duruş sergileseniz bile albümün bütününün favoriniz olacağından eminim.</p>
<p>Evet, sonuç olarak küreselleşme, müziğin tüm formlarını etkilerken klasik müzikte bu etkilerden nasibini alıyor. Bu bir gelişim mi? Buna zaman karar verecek. Ama sonuç olarak klasik müziğin değişik etkiler alması ve değişik kültürlerle harmanlanması, yeni ortaklıklar dünya müziğine güzel katkılar yapıyor. Bu yenidünya müziği mi? Bilemem. Değişim rüzgarlarına kim karşı koyabilmiş ki?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/klasik-muziginizi-nasil-alirdiniz/">Klasik Müziğinizi nasıl alırdınız?</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Savaş İçin Mastektomi Rubens ve Brueghel’in Amazon Kadınları</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/savas-icin-mastektomi-rubens-ve-brueghelin-amazon-kadinlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Yelda Ertürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Mar 2016 13:13:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Bir resim binbir söylence]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 90. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1379</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="689" height="408" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/savas-icin-mastektomi-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="savas-icin-mastektomi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/savas-icin-mastektomi-1.jpg 689w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/savas-icin-mastektomi-1-300x178.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/savas-icin-mastektomi-1-357x210.jpg 357w" sizes="auto, (max-width: 689px) 100vw, 689px" /></div>
<p>İki ressamın birlikte çalıştığı resimler oldukça nadirdir ve bu ressamlar Peter Paul Rubens ve yaşlı Jan Brueghel olunca daha bir önem kazanıyor. 17.yy’da Antwerp’in bu iki ünlü ressamı çok yakın [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/savas-icin-mastektomi-rubens-ve-brueghelin-amazon-kadinlari/">Savaş İçin Mastektomi Rubens ve Brueghel’in Amazon Kadınları</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="689" height="408" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/savas-icin-mastektomi-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="savas-icin-mastektomi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/savas-icin-mastektomi-1.jpg 689w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/savas-icin-mastektomi-1-300x178.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/savas-icin-mastektomi-1-357x210.jpg 357w" sizes="auto, (max-width: 689px) 100vw, 689px" /></div><blockquote><p>İki ressamın birlikte çalıştığı resimler oldukça nadirdir ve bu ressamlar Peter Paul Rubens ve yaşlı Jan Brueghel olunca daha bir önem kazanıyor. 17.yy’da Antwerp’in bu iki ünlü ressamı çok yakın arkadaştırlar ve 1598-1625 yılları arasında 20’nin üstünde resimde de birlikte çalıştılar. Aralarında bazı sorunlar olsa bile arkadaşlıkları hep devam etmiştir. Brueghel öldükten sonra da Rubens onun çocukları ile ilgilenmeyi kesmemiştir. İki ressamın birlikte çalıştığı resimler çoğunlukla mitolojik alegoriler ve savaş temaları olmuştur. Resimde sol taraftan Yunan birliklerinin saldırdığını ve yerde yatan amazon kadınlarını görüyoruz. Eser de en çok dikkat çeken unsur erkek egemen, ataerkil toplumun anaerkil topluluğa karşı zaferidir. Ön planda Herkul iki amazon kadını ile birlikte savaşıyor ve üstün geliyor. Kırmızı giysili at üstündeki figür Amazon Kraliçesi Hippolyta. Resimde Sol taraftan saldıran Yunan birlikleri Amazonları arka plandaki köprüye, nehre doğru püskürtüyor. Nehir Thermodon (Terme çayı-Samsun) nehridir. Amazonların yaşadığı yer olarak kabul edilir.</p></blockquote>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-1384" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/savas-icin-mastektomi-2.jpg" alt="savas-icin-mastektomi" width="552" height="392" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/savas-icin-mastektomi-2.jpg 552w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/savas-icin-mastektomi-2-300x213.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 552px) 100vw, 552px" /><br />
PETER PAUL RUBENS, THE BATTLE OF THE AMAZONS, 1600</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-1385" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/savas-icin-mastektomi-3.jpg" alt="savas-icin-mastektomi" width="552" height="392" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/savas-icin-mastektomi-3.jpg 552w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/savas-icin-mastektomi-3-300x213.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 552px) 100vw, 552px" /><br />
PETER PAUL RUBENS, THE BATTLE OF THE AMAZONS, 1615</p>
<p>İki ressamın ayrı olarak ta Terme köprüsü önünde Yunan Amazon savaşını defalarca çalıştıkları sanat tarihine geçmiştir.</p>
<p>Amazonlar klasik ve Yunan mitolojisinde tamamen kadın savaşçılardan oluşan tarihi bir ulus olarak geçer. Herodotos, Diodorus, Apollonius, Justinus, Virgil, gibi önemli tarihçiler, onlardan bahsetmiş ve Temiskira’yı (Terme) Amazonların anayurdu olarak işaret etmişlerdir. Amazonların öne çıkan kraliçeleri arasında Truva Savaşında yer alan Penthesilea kardeşi Hippolyta, Atlantislileri yenen ve İzmir&#8217;i kuran Myrina sayılabilir.</p>
<p>Amazon kelimesinin ne anlama geldiği ile ilgili açıklamaların çoğunun ortak noktası aykırılıktır. Amazon kelimesinin memesiz anlamına geldiği en fazla kabul edilen görüştür. Klasik Yunancada etimolojik olarak a mazos memesiz anlamındadır. Bizanslı Methodios onların, insanların beslenmesine uygun olarak beslenmedikleri vurgusunu yaparken beslenme konusundaki aykırılıklarını öne çıkarır. Onlar ekmek (maza) yemeyip kertenkele ya da yılan yerler. Onlar anandros (erkeksiz yaşayan), stryganor (erkek avcısı), androdamas (erkeğin sahibi), kreobotos (erkeksiz yaşayan) ve oirpatadır (erkek öldüren). Bütün bunlar ataerkinin adlandırmaları olsa da aykırılık vurgusu ön plandadır. Ataerkil Grekler bu kadınları barbarlar sınıfına koyarak dışlarlar. Bu dışlanmışlık, Amazon kelimesinin anlamının merkezinde bulunan aykırılık ile uyum içindedir. Amazon kelimesinin Farsça, savaşçılar anlamına gelen ha-mazan kelimesinden türediğini söyleyenler de vardır.</p>
<p>Yaygın inanışa göre Amazonların rahat yay ve mızrak kullanabilmek için sağ memelerini kestikleri veya yaktıkları söylenir. Hipokrat, Amazonları sağ göğüsleri olmayanlar olarak anlatır. Ona göre kız çocuklarına yapılan ve sıcak bronz bir metalle gerçekleştirilen operasyonla sağ göğüsün büyümesi engellenerek sağ omuz ve kolun gelişmesi sağlanırdı. Dönemsel sanat eserlerinde buna dair bir delil bulunmamaktadır. Amazonlar iki memeleri de mevcut olarak resmedilmiştir, sağ meme ise çoğunlukla kapalıdır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-1386" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/savas-icin-mastektomi-4.jpg" alt="savas-icin-mastektomi" width="711" height="635" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/savas-icin-mastektomi-4.jpg 711w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/savas-icin-mastektomi-4-300x268.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 711px) 100vw, 711px" /></p>
<p>Bazı efsanelere göre Amazonların erkeklerle cinsel ilişkiye girmesi kesinlikle yasaktı ve Amazon bölgesinde erkekler yaşayamazdı. Ancak soylarının devamı için Amazonlar komşu kabile Gargareanları yılda bir kez ziyaret ederler, doğan çocuklardan erkek olanlar ya babalarına gönderilir ya da öldürülürdü. Kız çocuklar annelerince büyütülür ve tarım, avcılık, savaşçılık konularında yetiştirilirlerdi.</p>
<p>Amazon kadınlarının neden erkeklerden nefret ettiklerine dair iki söylence vardır. Birine göre erkekler civar topluluklara yaptıkları akınlar sırasında pusuya düşürülmüş ve öldürülmüştür. Bunun üzerine kadınlar silahlanmıştır. Bir başka söylenceye göre ise Amazonların köle olarak kullandığı erkekler Anadolu&#8217;da Zeus adında erkek bir baş tanrının ortaya çıktığını duyar ve bununla böbürlenmeye başlarlar. Öfkelenen Amazonlar o gece bütün erkekleri öldürür, çocukları ise sakat bırakırlar. Öldürdükleri erkeklerin cinsel organlarını ana tanrıçaya sunan Amazonlar ülkelerine erkeklerin girmesini yasaklar.</p>
<p>İlyada&#8217;da yazıldığına göre Amazon kraliçesi Penthesilea, Aşil tarafından öldürülür. Amazonların Tuna Nehri üzerindeki Leuke adasına sefer düzenlediği iddia edilir. Seferin amacı Aşil&#8217;in küllerine sahip olmaktır. Amazonlar adaya ayak bastıklarında Aşil&#8217;in hayaleti belirmiş ve savaşçıları adadan kovmuştur.</p>
<p>Özellikle sanat alanında Amazonlarla antik Yunan kavimler arasındaki savaşlara çok yer verilmiştir. Şüpheli olan varlıklarına bir kez inanıldıktan sonra dönemlere göre resmedilişleri değişmiştir. İlk zamanlarda Yunan savaşçılarına benzetilen Amazonlar sonradan Pers etkisiyle resmedilmişlerdir. Antik Yunanlar sosyopolitik sistemleri gereği kadınların alt konumuna işaret etmek için Amazonları olumsuz örnek olarak gösterme çabasında olmuşlardır. Bu sanat eserleri bu sanatçıların fantezilerini yansıtırlar. Amazonomachy olarak adlandırılan vazo boyama sanatının bir başka ilginç tarafı cinsiyetler arası çatışmanın ilk örnekleri olmasıdır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-1423" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/mastektomi-2.jpg" alt="mastektomi" width="548" height="468" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/mastektomi-2.jpg 548w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/mastektomi-2-300x256.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 548px) 100vw, 548px" /></p>
<p>Antik Yunan medeniyeti haddini aşan ve kötü örnek olan bu savaşçı kadınları taş rölyeflerde de genellikle yenilgiye uğramış ve kötü durumda yorumlamışlardır.</p>
<p>Son olarak belirtmek istediğim bir nokta da tarihte henüz Yunanlılar atları sadece arabalara koşarken atları binek olarak kullananlar Anadolu’lu Amazonlardı. Hatta mitolojideki At Adamlar (Centaur)’ın, Amazonları at üstünde görünce onları tek bir canlı zanneden Yunanlılardan çıktığı söylenir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1422 alignnone" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/mastektomi.jpg" alt="mastektomi" width="551" height="468" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/mastektomi.jpg 551w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/mastektomi-300x255.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 551px) 100vw, 551px" /></p>
<p><em><strong>GEORGE KURASOV CENTAUR VE AMAZON 2014</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/savas-icin-mastektomi-rubens-ve-brueghelin-amazon-kadinlari/">Savaş İçin Mastektomi Rubens ve Brueghel’in Amazon Kadınları</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğunun Parisi: Bükreş</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/dogunun-parisi-bukres/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Uğur Köksal]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Mar 2016 12:32:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyayı gezelim]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 90. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1371</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1274" height="869" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dogunun-parisi-bukres-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="dogunun-parisi-bukres" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dogunun-parisi-bukres-1.jpg 1274w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dogunun-parisi-bukres-1-300x205.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dogunun-parisi-bukres-1-768x524.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dogunun-parisi-bukres-1-1024x698.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1274px) 100vw, 1274px" /></div>
<p>Daha çok bilinen eski adıyla Otopeni yenisiyle Henri Coanda hava alanına indiğinizde eğer elinizde Romen lei yoksa alan- daki exchange ofisten çok fazla para bozdurmayın hem yüzde 10 dan fazla [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/dogunun-parisi-bukres/">Doğunun Parisi: Bükreş</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1274" height="869" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dogunun-parisi-bukres-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="dogunun-parisi-bukres" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dogunun-parisi-bukres-1.jpg 1274w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dogunun-parisi-bukres-1-300x205.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dogunun-parisi-bukres-1-768x524.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dogunun-parisi-bukres-1-1024x698.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1274px) 100vw, 1274px" /></div><blockquote><p>Daha çok bilinen eski adıyla Otopeni yenisiyle Henri Coanda hava alanına indiğinizde eğer elinizde Romen lei yoksa alan- daki exchange ofisten çok fazla para bozdurmayın hem yüzde 10 dan fazla komisyon alıyor hem de şehre gitmek için ihti- yacınız olan miktar sadece 9 lei, üstelik bu fiyata alana dönüş ücreti de dahil.</p></blockquote>
<p>Yıllar önce gittiğimde ufacık bir hava alanı olan Otopeniyi yenileyip büyüttükten sonra adını da değiştirmeleri Henri Marie Coanda nın isminin de bir çok kişi tarafından bilimesine sebep ol- muş. 1886 yılında Bükreş’de doğan mucit 1910 yılında ilk jet motorlu uçağı üreterek dünya ha- vacılık tarihinin öncüleri arasında yer almış.</p>
<p>Para bozdurma işini hallettikten sonra otobüs ta- belalarını takip edin, 783 numaralı otobüs her 20 dakikada bir hareket ediyor bilet gişesi hemen du- rağın yanında. 8.60 lei ile 2 bilet içeren kartı alı- yorsunuz 1.6 lei kart bendeli bu fiyatın içinde. 1 lei yaklaşık 75 kuruşa denk geldiğinden ne kadar ucuz bir ülke burası diye düşünmeyin hemen he- men fiyatlar aynı. 16 km lik yol trafik durumuna göre 45 dk ile 1 saat arasında değişiyor. Son durak Piata Unirii. Eğer taksiye binmeyi tercih ederseniz km başına 1.39 ila 2 lei arasında ücret alan fark- lı firmalar var, iyi tarafı ücret tarifesinin taksilerin üstünde yazması. Elbette taksimetreyi açtırma ko- nusunda ısrarcı olmak şart.</p>
<p>Şehrin en hareketli bölümü Old City, Piata Univer- sitatii ile Piata Unirii arasında kalan yaklaşık 5-6 km karelik alan Bükreş’in kalbinin attığı yer. Bu bölge dışında kentte pek canlılık yok. O yüzden kalacak yeri bu bölgeden seçmekte fayda var.</p>
<p>Yemek konusunda sorun yaşamayacağınız bir şe- hir Bükreş. Sabah kahvaltısı için her köşe başında karşınıza çıkan fırınlarda bir çok alternatif mevcut. Bagel benzeri simitleri çok lezzetli mutlaka dene- yin. Öğle ve akşam için yerel restoranlara en az bir kez uğrayın çok çeşitli çorbaları var. Osmanlının etkisi midir bilinmez ama biber dolma, lahana sar- ma baklava mutfaklarında önemli bir yere sahip. Yöresel yemekleri bulabileceğiniz Caru cu Bere oldukça popüler özellikle akşamları rezervasyon- suz yer bulmak mümkün değil. Ancak 13.00-18.00 arası pek sorun olmuyor. Ayrıca bu saatlerde su- nulan set menülerden tercih yaparak daha eko- nomik seçenklerden de yararlanılabilir.</p>
<p>Meşhur köfteleri mici oldukça lezzetli ayrıca sosis çeşitleri ve ızgara etler harika. Old city de Xclusive Grill and Crepes de Beer Mix i mutlaka deneyin.</p>
<p>Karnınız doyduysa biraz yürümekte fayda var. Ro- manya deyince hemen herkesin aklına ilk gelen elbette Kont Drakula. Yaratıcısı Bram Stoker İngiliz gezgin Emily Gerard tarafından yazılan ‘’Orma- nın Ötesindeki Topraklar’’ isimli gezi kitabından esinlenerek yazdığı kitabın adının “Kont Wampyr” olmasını ve Avusturya’nın Steirmark bölgesinde geçmesini planlamış. Ancak Gerard ın Transilvan- ya ve Vlad Tepes ( bizde bilinen adıyla Kazıklı Voy- voda ) ile ilgili yazdıklarını okuyunca hikayenin Romanya da geçmesine karar vermiş. Günümüz- de her ne kadar aslı olmasa da Braşov da bir şato Drakula nın yaşadığı mekan olarak ziyarete açıktır.</p>
<p>Madem öyle ilk önce Kazıklı Voyvoda ile başlamak- ta fayda var. Old City sınırları içinde Vlad Tepes in<br />
15. yy da yaptırdığı Curtea Veche yani eski soylu mahkemesi ziyarete açık. Dönemin ileri gelenle- rinin yargılanıp altındaki zindanlarda mahkum edildiği tarihi yapının hemen yanında da Curtea Veche kilisesi var. Kilise genelde vaftiz törenleri için kullanılmakta, eğer hafta sonu giderseniz bir tanesine rast gelmemeniz kaçınılmaz.</p>
<p>Biraz da Drakula yani Kazıklı Voyvodanın gerçek hikayesine değinelim; 1456 yılında Osmanlıla- ra esir düşen Vlad Tepes sonraki yıllarda sarayda yükselip ülkesi Eflak beyliğinin valisi olarak atan- mayı başarmış. Önceleri Osmanlılara vergisini düzenli ödemeye devam etse de sonraki yıllarda Avrupa ittifakına katılıp Osmanlı’ya baş kaldırmış ve tutsak ettiği askerleri türlü işkencelerle öldür- müş. Ona adını da veren en tanınmış işkencesi kazığa oturtma imiş. Kazık makattan sokulup sırt kısmından çıkarılırken hayati organları çok fazla zarar görmediği için hemen ölmeyen zavallı, ka- zığın ucunda bir gün içerisinde kan kaybı, açlık veya susuzluktan acılar içinde ölürmüş ( İvo And- riç in Drina Köprüsü romanını okursanız orada bu işkence tüm detayına kadar tasvir edilmiştir).</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1426" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/dogunun-parisi-bukres-3.jpg" alt="dogunun-parisi-bukres" width="548" height="382" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/dogunun-parisi-bukres-3.jpg 548w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/dogunun-parisi-bukres-3-300x209.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 548px) 100vw, 548px" /></p>
<p>Yaklaşık 40 bin Osmanlı askerini kazıklara geçirip şehir girişleri ve ordu güzargahında sergileyerek kendisini ele geçirmeye çalışanlara korku sal- sa da tüm yaptıklarından sonra yakalan III. Vlad Osmanlı tarafından başı kesilerek idam edilmiş. Hikayeye göre Voyvoda öğrendiği kara büyü ve simya teknikleri sayesinde ölümden kurtularak vampire dönüşmüş ve 400 yıl hayatta kalmayı ba- şarmış.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çoğunluğu ortodoks olan romenlerin kilise ayin- lerine denk gelirseniz mutlaka girip izleyin daha önce pek karşılaşmadığım tekrarlayan secdeye varmalar, haç çıkarmalarla karışan ilginç rituelleri var. 1722 de yapılmış Kretzulescu Kilisesi ve Patri- arhala Katedralini görmek için zaman yaratın.</p>
<p>Şehrin adeta simgesi olmuş yapılmasına sebep Çavuşeskunun da dramatik sonununu hazırlayan Parlamento Sarayını uzaktan da olsa görün, bana sorarsanız çirkinlik abidesi olma ötesi özelliği yok ama dönünce soranlara görmedim demezsiniz. Devasa boyutuyla Unirii meydanından bakınca Unirii bulvarının sonunda göreceğiniz bina yak- laştıkça haşmetini hissettiriyor. Guinness Rekorlar Kitabı’na göre, dünyanın en büyük,en ağır ve en pahalı sivil yönetim binası olan yapının inşası için Çavuşeskunun ülkenin 10 yıllık bütçesini harca- dığı da iddia ediliyor. 6 yılda tamamlanan binada</p>
<p>1100 oda mevcutmuş. En acısı ise Sarayın yapımı için, 19 Ortadoks, 3 Protestan Kilisesi (8 kilise de başka yere taşınmış), 6 Sinagog ve 30,000 eski ev yıkılarak Bükreş’in tarihi dokusu tahrip edilmiş.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1373 alignleft" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dogunun-parisi-bukres-2.jpg" alt="dogunun-parisi-bukres" width="548" height="399" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dogunun-parisi-bukres-2.jpg 548w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dogunun-parisi-bukres-2-300x218.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dogunun-parisi-bukres-2-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 548px) 100vw, 548px" />Bükreş’de geniş caddeler olsa da iş çıkışı saatlerin- de ciddi bir trafik oluyor hafta sonu boşalan kentte cuma gecesi epey hareketliyken hafta sonununu şehir dışında geçirmeyi seven Romenler nedeniy- le cumartesileri ortalık sadece turistlere kalıyor.</p>
<p>Kentin içinde bulunan bir çok parktan ikisini gör- mekte fayda var. Bunların en büyügü Parcul He- rastrau ya gitmek için metroda mavi hattı kullanıp Aviatorilor istasyonunda inmelisiniz. Biletler 2 li 5 lei 10 lu 20 lei. Gradina Çişmigiu (çeşmeci parkı) ise parlamento sarayının kuzeyinde Parcul Izvor un yanında.</p>
<p>Bükreş için doğunun Parisi dendiğini muhteme- len duymuşsunuzdur, İşte bunun sebebi 1. dünya şavaşında ölenleri onurlandırmak için 1922 de ah- şaptan yapılan, 1935 de betona dönüştürülen Arcul de Triumf. Yapı Pariste bulunan Arc de Triomphe un birebir kopyası. Aviatorilor istasyonunun 300 metre batısında ki yapı biz gittiğimizde maalesef onarım görüyordu.</p>
<p>Ulusal Müze, jeoloji Müzesi, Doğal tarih ve He- rastrau parkı içindeki köy müzesi meraklıları için değerlendirilebilir.<br />
Ancak Teatrul Odeon önünde ki Atatürk büstü ile fotoğraf çektirmeden sakın dönmeyin. Bölge- deki Türk işletmeciler tarafından yaptırılan büs- tün çevresinde her zaman Türklerle karşılaşmak mümkün.</p>
<p>Sonuç olarak Bükreş geniş caddeleri, yeşil parkları, çoğunluğu eski şehirdeki tarihi binalarıyla ilgi çe- kici. Ancak sadece merkezde zaman geçirecekse- niz 2 tam günün yettiği bir kent. THY, Pegasus ve Tarom un direk uçuşları ile İstanbul’dan 50 dk da Otopeni’desiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/dogunun-parisi-bukres/">Doğunun Parisi: Bükreş</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bege</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/bege/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Mar 2016 15:43:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 90. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1331</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="800" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bege-01.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bege" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bege-01.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bege-01-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bege-01-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bege-01-1024x683.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bege-01-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div>
<p>İnsan yaşamı kadının göğsünden doğar Onun dudaklarından Öğrenirsiniz söylediğiniz ilk ve küçük sözcükleri. Arthur Schopenhauer Dağın yamacına vardıklarında hepsi yorgun, bitkin, aç ve susuzdu. Şimdi hepsinin deniz mavisi, çağla yeşili, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bege/">Bege</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="800" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bege-01.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bege" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bege-01.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bege-01-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bege-01-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bege-01-1024x683.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bege-01-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div><blockquote><p>İnsan yaşamı kadının göğsünden doğar</p>
<p>Onun dudaklarından</p>
<p>Öğrenirsiniz söylediğiniz ilk ve küçük sözcükleri.</p>
<p><strong>Arthur Schopenhauer</strong></p></blockquote>
<p>Dağın yamacına vardıklarında hepsi yorgun, bitkin, aç ve susuzdu. Şimdi hepsinin deniz mavisi, çağla yeşili, bal rengi ela gözleri kömür karasıydı. Göz bebeklerindeki kara delikler birbirlerine baktıkça daha da kararıyordu. Günlerce yürüdükleri bozkır kadar kavruk yüzlerinde derin bir endişe, korku vardı. Köyden buraya kaç günde yürüdüklerini bilmiyorlardı. Akılları, önlerinde yükselen ağaçsız, otsuz, susuz, gölgesiz Sincar Dağını nasıl tırmanacaklarında, kulakları kuşatılmış şehrin doğusundan ve güneyinden gelen makineli tüfek ve top seslerindeydi. Hepsi kadın, hepsi yaşlı, hepsi çocuktu. Açlıktan, olabilecek fiziksel, cinsel saldırılardan, etnik, dinsel baskılardan, en önemlisi ölümden kaçıyorlardı. Yol boyunca bozkırda, geçmiş yazın kavurucu sıcağını yiyerek sararmış, kurumuş geven, çoban yastığı, atkuyruğu, diken köklerini yiyerek açlık ve susuzluklarını dindirmeye çalışmışlardı. Bege gözleri yaşlı, dağın eteğindeki tek ağaç, dilek ağacına, yorgun, küçük adımlarla yürüdü. Ağacın etrafı ana baba günüydü. Ağaçta tek bir yaprak yoktu. Dalları, rengârenk bez parçalarından gözükmüyordu. Bege kırmızı bozkır toprağından savrulan tozla, kirli sarıya dönmüş kadife elbisesinin eteğinden bir parça yırttı. Ucu gözüken kuru bir dala uzandı. Elindekini bağladı. Tanrısına dileklerini iletti.</p>
<p>Kocası Arıs’i bir ay önce cepheye götürmüşlerdi. Cepheye gittikten üç gün sonra ölüm haberi gelmişti. İnanmamıştı. Çünkü Arıs arkası açık ciplere balık istifi yerleştirilip köy meydanına getirilen cesetlerin içinde yoktu. Halen yaralı da olsa bir yerlerde saklandığını ümit ediyordu. Çatışmaların şiddetlendiği günlerde, savaşan güçler, tüm sivillerin bulundukları yeri terk etmelerini, dağı aşıp, dağın arkasındaki sınırda özgür topraklara sığınmalarını istemişlerdi. Ama o uzun bir süre bozkırdaki hayatının tek meyvesine tekrar kavuşurum umuduyla bekledi. Ölü de olsa onu son bir defa görmek istiyordu. Bekleyişi geçen sabah sona erdi. Bir havan mermisi parçası düşmüştü evine. Tek odalı, toprak damlı evlerinin bir köşesini ve dört aylık kız bebeğini alıp götürmüştü ondan. Korkmuştu. O da ata toprağını isteksiz terk etmeye karar vermişti. Bağladığı bez parçasıyla ıslak gözlerini sildi. Ellerini açıp yukarıya kaldırdı. ‘’Tanrım, Arısı bana bağışla. Sığınacağım, bilmediğim, tanımadığım insanların topraklarından geri çevir beni. Oralarda bırakma beni. Oralar okyanus. Ben denizimde yaşamak istiyorum. Boğulurum ben okyanuslarda’’ dedi. Sonra başka bir dala bağlanmış kırmızı bir bez parçasını çözüp havaya fırlattı. Böylece kendi inanışına göre, çözdüğü bez parçasının sahibi dileklerine kavuşacaktı. Belki arkada gelenlerden birisi de kendininkini çözecekti.</p>
<p>Arkasına döndü. Köpeği Kekik ayaklarının dibinde bekliyordu. Arıs cepheye gittiğinden beri Begeden hiç ayrılmamıştı. Gözlerini ondan ayırmıyor, Begenin korku dolu bakışlarını an be an onun içinden çekip alıyordu. ‘</p>
<p>’Hadi Kekik yolculuk vakti’’ dedi.</p>
<p>Dilek ağacının az ötesindeki dağın eteğinden tepeye tırmanan, Ezidiler çoğu çıplak ayaklı, tepeye doğru ağır, ağır, zoraki, tersine akan bir ırmak gibiydiler. Yanlarında yürüyen hayvanları, kucaklarında bebeleri, sırtlarında yürüdükçe daha da ağırlaşan hafif, küçük yükleri, üstlerinde soluk, terli ve tozlu, savaş yorgunu giysileriyle. Yüzleri kavruktu. Gözleri gece karanlığındaydı. Önce dağın tepesine bakıp kararıyor, sonra dağın öteki tarafını düşündükçe karanlıktan aydınlığa çıkar gibi ışıldıyorlardı. Yola koyulduktan kısa bir süre sonra, içinden bir ses Tanrının dileklerini kabul ettiğini söylüyordu. Durdu. Ayakları gerisin geri dilek ağacına çekiyordu onu. Geri döndü. Dilek ağacına tekrar vardığında bağladığı bez parçasını aradı. Bulamadı. Çoktan çözülmüş, köye doğru esen rüzgârla savrulmaya başlamıştı bile. Dilek ağacından köye dönmeye karar verdiklerinde Bege ve köpeği dağa doğru tersine akan bir ırmağı çevirmeye çalışan yan yana, yalnız iki su damlası gibiydiler. Eve döndüklerinde güneş batmak üzereydi. Yorgunluktan ağırlaşan vücudunu, hem yatak hem de koltuk olarak kullandıkları dikine siyah çizgileri olan bordo renkli çek yatağın üzerine attı. Ayaklarını yanlamasına uzattı. Köpek de odanın karşı köşesinde havan mermisinin açtığı gediğin önüne uzandı. Sırtını evi terk ederken kadının gediğe tıkıştırdığı şilteye dayadı. Kulaklarını dışarıdan gelecek bir sese gözlerini Bege ye dikti. Korkularını sağmaya başladı Bege’nin bakışlarından. Bege oturduğunda tüm vücudunun ağrıdığını hissetti. Başı, boynu, bacakları, kolları ağrıyor. En fazla da memelerinde vardı ağrı. Ellerini dokunduramıyordu. Gergin ve sertti. Sanki patladı, patlayacak kadar şişirilmiş bir çift balon yerleştirilmişti göğüs kafesinin üstüne. Ağırlaşmışlardı da. Ağırlıklarıyla kafasını, uykusuz ve yorgun gözkapaklarını, hatta vücudunun üst yarısını aşağıya doğru çekiyorlardı. Adını koyamadan kaybettiği kızını en son emzirdiği günden kaç gün geçti hatırlayamıyordu. Karşı duvarda asılı yapraklı duvar takvimi Ekimin 13ünde kalmıştı. Ancak, radyonun, televizyonun olmadığı köyde, her sabah güneşin doğuşuyla kopardığı bir takvim yaprağı ile hangi ayda, hangi günde olduğunu bilebiliyordu. Son kopardığı yaprakta zaman durmuştu.</p>
<p>Dışarıdan silah sesleri daha yakından gelmeye başladı. Vücudunu oturduğu koltuğa çekerek, onu uykuya çeken göğüslerine direniyordu. İki elinin avuçlarıyla alttan destek verdi onlara. Ağırlıklarını almaya çalıştı. Uyumak istemiyordu.</p>
<p>Midesinde de ağrıları başladı. Bir gelip, bir giden kramp şeklindeydi. Bir bıçak oyuyordu içini. İki elinin parmaklarıyla midesinin üzerine bastırdı. Bu sırada avuçlarından kurtulan meme uçlarından bir şeyler sızıyordu üstündeki elbisesine. Elbisesinin ıslaklığını midesindeki ağrılarını henüz dindiremeyen parmak uçlarında hissediyordu. Kaç gündür midesine ot ve bitki kökleri dışında bir şey girmemişti. Belki ağrıları açlığındandı. Ama savaş başlayalı ve Arıs gideli yiyecek hiçbir şeyleri kalmamıştı. Ev tamtakırdı. Kapının sağ yanında köşede duran boş çuvalın içindeki iki avuç buğdayı Bege köyden ayrılırken ceplerine doldurmuş, yolda birer ikişer dişleriyle öğütüp karnını doyurmaya çalışmıştı. Bir anda kafasında, öyle güçlü bir şimşek çaktı ki, feri kaçmış gözlerinden bir ışık seli aktı. İnce kapkara hilal şeklindeki kaşları, torbalanmış göz kapaklarının altındaki ve gergin, solgun dudaklarının yanlarındaki karanlık, derin çizgiler bile ışıl ışıldı. Bege’nin yaydığı ışık karşısındaki Kekiği bile aydınlatmıştı.</p>
<p>Bege sağ memesini elbisesinden dışarıya çıkardı. İri, gergin, acılı kutsal kubbenin koyu kahve renkli dik, isyan eden tepesini sol elinin iki parmağı arasında buluşturdu. Altına uzattığı sağ avucuna sağdıkça sağdı. Tatlı bir sıcaklık yayıldı eline. Kısa sürede avucunu dolduran lekesiz, kar beyazı, öksüz kalmış, ana sütü parmaklarının arasından taşıyordu. Tüm parmakları ıslanmıştı. Avucunu ağzına yaklaştırdı. Ağzının içinde hareket edemeyecek kadar kurumuş dilini uzattı. Avucunu yaladı, yaladı. Yediği deve dikeninin, gevenin, çoban yastığının kokusunu aldı sütünde. Hangisinden geldiğini tespit edemediği tatlı bir acısı da vardı. Avucunun boşaldığını midesindeki kramplar kesildiğinde fark etti.</p>
<p>Köpeği bir baş hareketi ile yanına çağırdı. Kekik sağ yanına uzandı Begenin. Olacakları anlamışçasına başını kaldırdı. Ağzını araladı. Bege sağ memesinin başını uzattı köpeğe. Kutsal kubbenin kutsal suyunu son damlasına kadar boşalttı parmaklarıyla köpeğin ağzına. Köpek Begeye doğru başını kaldırdı. Doymamıştı. Ağzını şapırdattı. Bir Begeye bir elbisenin altında saklı diğer kubbeye gözlerini dikti. Bege sağ elini elbisesinin üzerinden sol memesine siper etti. ’’ Olmaz Kekik. O da, Arîsin ‘’dedi. Çünkü Arıs mutlaka dönecekti. İnançlarına göre savaş günahtı. İnsanın insanı öldürmesi günahtı. O bu günaha ortak olmamıştı. Olamazdı.</p>
<p>Köpek umutsuzca başını Begenin bacağına yatırdı. Yarım kalan uykusuna daldı. Kapının arkasında gittikçe yaklaşan, köpeğin duyamadığı bir ayak sesi vardı. Begenin sağ eli göğsünde, gözleri kâh korku dolu, kâh umutlu açılacak kapıdaydı.</p>
<p><strong>Dr. ÖMER FARUK TABAR</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bege/">Bege</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
