<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hekimce Bakış 96. Sayı arşivleri - Hekimce Bakış</title>
	<atom:link href="https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-96-sayi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-96-sayi/</link>
	<description>Bursa Tabip Odası yayınıdır</description>
	<lastBuildDate>Fri, 16 Sep 2022 14:32:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Günümüz Dünyasında Yalan ve Aldatma</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/gunumuz-dunyasinda-yalan-ve-aldatma/</link>
					<comments>https://hekimcebakis.org/makale/gunumuz-dunyasinda-yalan-ve-aldatma/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Aug 2018 04:58:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 96. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://hekimcebakis.org/?p=476</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="414" height="600" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/hakikat-sonrasi-cag.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="hakikat-sonrasi-cag" decoding="async" fetchpriority="high" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/hakikat-sonrasi-cag.jpg 414w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/hakikat-sonrasi-cag-207x300.jpg 207w" sizes="(max-width: 414px) 100vw, 414px" /></div>
<p>HAKİKAT SONRASI ÇAĞ Günümüz Dünyasında Yalan ve Aldatma Oxford sözlüğü 2016 yılında &#8221;hakikat sonrası&#8221;nı (post-truth) yılın sözcüğü seçti. Aslında post-truth sözcüğünü 2004 yılında ilk kez Amerikalı araştırmacı yazar Ralph Keyes [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/gunumuz-dunyasinda-yalan-ve-aldatma/">Günümüz Dünyasında Yalan ve Aldatma</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="414" height="600" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/hakikat-sonrasi-cag.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="hakikat-sonrasi-cag" decoding="async" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/hakikat-sonrasi-cag.jpg 414w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/hakikat-sonrasi-cag-207x300.jpg 207w" sizes="(max-width: 414px) 100vw, 414px" /></div><p><strong>HAKİKAT SONRASI ÇAĞ </strong><br />
<strong>Günümüz Dünyasında Yalan ve Aldatma</strong></p>
	<blockquote id='bsq-3860' class="bs-quote bs-quote-17 bsq-t1 bsq-s15 bsq-left">
		<div class="quote-content">
			<p>KİTAP KOKUSU</p>
		</div>
					<div class="quote-author">
									<img decoding="async" class="quote-author-avatar" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/engin-demiriz-1.jpg"/>
				
									<span class="quote-author-name">											DR. ENGİN DEMİRİZ										</span>				
									<span class="quote-author-job">demiriz16@hotmail.com</span>
								</div>
				</blockquote>

<p>Oxford sözlüğü 2016 yılında &#8221;hakikat sonrası&#8221;nı (post-truth) yılın sözcüğü seçti. Aslında post-truth sözcüğünü 2004 yılında ilk kez Amerikalı araştırmacı yazar Ralph Keyes kullanmış ve bu ismi taşıyan bir de kitap yazmıştır. Ralph Keyes Hakikat Sonrası Çağ kitabında günümüz dünyasında hem bireylerde ve hem de toplumda özellikle de siyasette yaygınlaşan ve giderek yadırganmayıp neredeyse onaylanır olan yalan olgusunun psikolojik, toplumsal ve politik nedenlerini incelemiş.</p>
<p>Ralph Keyes, insanlık tarihi boyunca yalanın varolduğunu ancak insanların giderek bunu doğal bir olgu gibi kabul ettiği günümüz dünyasında artık ayıplanır olmaktan çıktığını düşünüyor. Bu savını destekleyecek pek çok örnek mevcut.</p>
<p>Neredeyse bir pandemiye dönüşmüş bu etik sorunu ne motive ediyor, neden şimdilerde yalan söyleme gereksinimi bu denli çoğaldı, neden insanlar geçmişlerini süsleyerek değiştirmek isterler, neden neredeyse akıldışı yalanlar üretip yayarlar ve daha da önemlisi neden çoğunluk bu üretilmiş sanal bilgiyi sorgulamadan kabul eder?</p>
<p>Hakikat sonrası aslında postmodern dünyanın sonucudur. Aydınlanma çağının rasyonalizmine tepki olarak akıl ve bilginin yerini duygu ve öznel duyumsamalar almıştır. Gerçeklikle bağlar zayıflamıştır. Nesnellik artık demode olmuştur: &#8221;Özgünlük dürüstlükten daha önemlidir. Bu tutum, gerçeğin toplumsal bir inşaya dönüştüğü postmodern düşünceye kolayca sızdı; buna daha sonra yararlı mitlerin kısır gerçeklerden daha anlamlı olduğuna dair New Age düsturu da eklendi. Bu entellektüel ortamda gerçeği gizleme neredeyse övülüyordu. Bir postmoderniste göre geçeği söylemeyi fazla ciddiye almak psikolojik bir bozukluğun, bir tür dilsel anoreksinin işaretidir.&#8221;</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-478" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/ralph-keyes.jpg" alt="ralph-keyes" width="598" height="429" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/ralph-keyes.jpg 598w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/ralph-keyes-300x215.jpg 300w" sizes="(max-width: 598px) 100vw, 598px" /></p>
<p>Çoğunluğun inandığı bir şeyin ya da sanal kaynaklardan (internet tanrısından mesela) yayılan bilginin gerçek olduğunu kabul etmek, sorgulamamak çağın hastalığı. Post-truth kavramını savunanlar buna en iyi örneğin BREXİT oylaması olduğunu söylüyor: İngilizler, Avrupa Birliğinden çıkarlarsa haftada 435 milyon doların kendilerine kalacağı yalanına inanmışlardı.</p>
<p>Bu hakikat sonrası duruma neden geldik? Ekonomistler kapitalizmin bu son krizinde gelir dağılımındaki makasın çok açıldığını, neoliberal politikaların bu eşitsizliği pekiştirdiğini söylüyor. Artık yoksulluk ve belirsizliğin hayaleti tüm dünyayı dolaşıyor. Bu iklimde yeni bir paradoks yeşeriyor: Enformasyonun teknik olanaklarla hızla geliştiği günümüz dünyasında post-truth parlıyor. Sosyal ağlar yalan ve uydurma haberlerin en önemli taşıyıcısına dönüşüyor. Bu da İtalyan sosyalist düşünür Gramsci&#8217;nin &#8221;ilkel sağduyu&#8221; olarak tanımladığı dogmatik ve tutucu unsurları güçlendiren bir durum. Sonuç akıl ve bilginin aşağılanıp cehaletin kutsandığı topluma gidiş.</p>
<p>Ralph Keyes, süslenmiş ve gustomuza uygun hale getirilmiş &#8221;gerçeğe&#8221; gerçeğin kendisinden daha çok inanma eğiliminde olduğumuzu savlıyor: &#8221;Hakikat sonrasının öğretisine göre yaratıcı veri manipülasyonu bizi tek bir doğrunun ötesine, anlatısal gerçeğin dünyasına taşır. Süslenmiş bilgiler ruhen doğru, böylece gerçeğin kendisinden daha doğru olabilir. Bu entellektüel bakış açısından aynı anda iki karşıt fikri benimseme modasıdır. Hantal doğruluğun lirik uydurmacalara göre daha düşük bir gerçeklik düzeyi olarak kabul edildiği bir tür çifte ahlak anlayışına yolaçar.&#8221;</p>
<p>Hakikat Sonrası Çağ kitabı Keyes&#8217;in dürüstlüğün çöküşünü irdelediği dürüstlüğün ötesinde bölümü ile başlıyor. Yalanın tarihçesiyle devam ediyor ve yalan söyme dürtüsünün psikolopatolojisini tartışıyor. Politikacılardan gazetecilere, rol modellerinden terapistlere uzanan bir yelpazede yalanı kolaylaştıran toplumsal unsurların rolünü irdeliyor. Yalancıların şahı narsisistik kişilerin doymak bilmez dikkat çekme arzusunun onları gündemde tutmaya devam edeceğini düşündükleri için doğru, yanlış dağarcıklarında ne varsa söylemelerine yolaçtığını belirtiyor.</p>
<p>Keyes yalanın bunca yaygın ve kabul edilebilir olmasının sonuçlarını da tartışıyor. Yalana hoşgörü kuşkuculuğun yaygınlaşmasına yolaçmıştır. Aldatmanın kendisi kadar kötü olan sürekli aldatıldığımız duygusudur. Gerçeğin etrafında dolanmanın bedeli toplumların akılcı ve bilimsel olandan uzaklaşmalarıdır. Sonrasında moral, ekonomik ve çevresel bir yıkım kaçınılmaz olur.</p>
<p>Kitapta yer alan siyaset felsefecisi Hannah Arendt&#8217;ten iyimser olmamız gerektiğini düşündüren bir alıntıyla noktalayalım: &#8221;Yalanın ters etki yapacağı bir nokta herzaman gelir. Bu noktaya yalanların muhatabı olan kitle hayatta kalabilmek için hakikatle yalan arasındaki ayırt edici çizgiyi tamamen gözardı etmeye zorlandığında ulaşılır.&#8221;</p>
<p>Dr. ENGİN DEMİRİZ</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/gunumuz-dunyasinda-yalan-ve-aldatma/">Günümüz Dünyasında Yalan ve Aldatma</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hekimcebakis.org/makale/gunumuz-dunyasinda-yalan-ve-aldatma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Taratorsuz Kalamart Ve Midye Olur Mu?</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/haber/taratorsuz-kalamart-ve-midye-olur-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Bülent Kavuşturan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Aug 2018 12:50:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 96. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://hekimcebakis.org/?p=469</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1067" height="800" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="taratorsuz-kalamar" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-1.jpg 1067w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-1-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-1-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-1-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-1-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1067px) 100vw, 1067px" /></div>
<p>En son Mudanya’ya balık ve kalamar yemek için gittiğimde kalamarın yanında tarator değil de, yoğurtlu bir meze koyup getirdiklerini gördüm. Halbuki kalamar ve midye yanında tarator verilir ve bu sorgulanmaması [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/haber/taratorsuz-kalamart-ve-midye-olur-mu/">Taratorsuz Kalamart Ve Midye Olur Mu?</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1067" height="800" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="taratorsuz-kalamar" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-1.jpg 1067w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-1-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-1-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-1-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-1-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1067px) 100vw, 1067px" /></div>	<blockquote id='bsq-8979' class="bs-quote bs-quote-17 bsq-t1 bsq-s15 bsq-left">
		<div class="quote-content">
			<p>SONRADAN GOURMET</p>
		</div>
					<div class="quote-author">
									<img decoding="async" class="quote-author-avatar" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/bulent-kavusturan.jpg"/>
				
									<span class="quote-author-name">											DR. BÜLENT KAVUŞTURAN										</span>				
									<span class="quote-author-job">drbulentkavusturan@gmail.com</span>
								</div>
				</blockquote>

<p>En son Mudanya’ya balık ve kalamar yemek için gittiğimde kalamarın yanında tarator değil de, yoğurtlu bir meze koyup getirdiklerini gördüm. Halbuki kalamar ve midye yanında tarator verilir ve bu sorgulanmaması gereken temel bir gerekliliktir. Hemen annemin, yaprakları sararmış ve dökülmeye başlamış, fakat özenle baş köşede yerini koruyan yemek kitaplarını karıştırdım. Sofralarımızın vaz geçilmezi mezelerden birkaç örneği paylaşmak ve hatırlatmak istedim. Bunlar Türk &#8211; Osmanlı mutfağının vaz geçilmezleridir. Bazı köklü lokantalarda öyle özgün ve güzel mezeler vardır ki ucundan yemeğe başladığınızda ana yemeği yiyecek yer bile kalmaz.<br />
Tarator ile başlamak farz oldu ;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-470" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-1-1024x768.jpg" alt="taratorsuz-kalamar" width="1024" height="768" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-1-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-1-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-1-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-1-86x64.jpg 86w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-1.jpg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p><strong>TARATOR</strong><br />
<strong>Malzemeler :</strong><br />
• 1 su bardağı ceviz içi<br />
• 1 kahve fincanı tahin<br />
• 2 diş sarımsak<br />
• 2 limon suyu<br />
• Yarım demet maydanoz yaprağı<br />
• Tuz</p>
<p><strong>Yapılışı :</strong><br />
1- Tuzla dövülmüş sarımsak, dövülmüş ceviz, tahin, kırmızı biber bir kaseye konur.<br />
2- Limon suyu ilave edilip karıştırılır<br />
3- Çok ince kıyılmış maydanoz yaprakları katılır<br />
4- Salata tabağına alınıp turşu zeytin ve limon dilimleri ile süslenir.</p>
<p>Tarator midye ve kalamara çok yakışır; hatta vazgeçilmezidir. Ancak “baston sandviç” dilimlerine sürülüp ikram edilebileceği gibi tek başına dip sos olarak ta kullanılabilir. Artık dondurulmuş ve hazır gıda sektörü çok geliştiği için her zaman midye ve kalamar satın alıp evde yapmak mümkün. Ancak lütfen onları taratorla buluşturmadan öksüz ve boynu bükük bırakmayın.<br />
Bu mevsim pazarlarda bolca bulabileceğiniz nohut ve bakla ile hazırlanan diğer güzel mezelerimiz de fava ve humustur.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-471" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-2.jpg" alt="taratorsuz-kalamar" width="800" height="800" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-2.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-2-150x150.jpg 150w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-2-300x300.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-2-768x768.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-2-100x100.jpg 100w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p><strong>FAVA</strong><br />
<strong>Malzemeler :</strong><br />
• 2 Bardak kuru bakla<br />
• 3/4 bardak zeytinyağı<br />
• 2 Soğan<br />
• 1 çay kaşığı şeker<br />
• 1 limon<br />
• 1 avuç maydanoz yaprağı<br />
• 8-10 zeytin<br />
• Tuz</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-472" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-3.jpg" alt="taratorsuz-kalamar" width="901" height="800" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-3.jpg 901w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-3-300x266.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-3-768x682.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 901px) 100vw, 901px" /></p>
<p><strong>Yapılışı :</strong><br />
1- Bakla yıkanıp ayıklanır. Akşamdan ıslatılır.<br />
2- İnce doğranmış soğan, Zeytinyağında hafif kavrulur<br />
3- Süzülmüş bakla, şeker, tuz ve 3-4 bardak su konulup pişirilir.<br />
4- Kaşık yardımı ile tel süzgeçten geçirilir. Çukur bir tabağa alınır.<br />
5- Üzerine zeytin yağı gezdirilir. Limon dilimleri, zeytin ve maydanoz yaprakları ile süslenir.<br />
Nohut ile hazırlanan ve yine pek çok ülke mutfağında da kendine yer bulmuş olan diğer bir meze de humustur.</p>
<p><strong>HUMUS:</strong><br />
<strong>Malzemeler:</strong><br />
• 1,5 Bardak Nohut<br />
• Yarım Bardak Tahin<br />
• Yarım Bardak Zeytinyağı<br />
• 3 çay kaşığı kırmızı biber<br />
• 4-5 diş sarımsak<br />
• 3 limon<br />
• 1 Çay kaşığı kimyon<br />
• Üzerine koymak için zeytin, turşu, maydanoz ve tuz</p>
<p><strong>Yapılışı :</strong><br />
1- Nohut ayıklanıp akşamdan ıslatılır.<br />
2- İyice haşlanıp kabukları alınır.<br />
3- Ceviz havanda dövülür.<br />
4- Porselen bir kase ye alınıp, Tahin, dövülmüş sarımsak, kırmızı biber ve tuz konur.<br />
5- Azar azar zeytinyağı ve limon suyu ilave edilir.<br />
6- Tabağa 1yerleştirilip limon dilimleri, zeytin, maydanoz yaprakları ve turşu ile süslenir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-473" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-4.jpg" alt="taratorsuz-kalamar" width="560" height="315" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-4.jpg 560w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/taratorsuz-kalamar-4-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 560px) 100vw, 560px" /></p>
<p>Eğer bir lokantaya gittiğinizde benim gibi önce meze çeşitlerine bakıyor ve onlarla yemeğe başlıyorsanız balık veya etle yapılan ana yemeğe yer kalmayabilir. Uyarmadı demeyin.<br />
Sağlık ve Afiyet ile</p>
<p>Dr. Bülent Kavuşturan</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/haber/taratorsuz-kalamart-ve-midye-olur-mu/">Taratorsuz Kalamart Ve Midye Olur Mu?</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yıkılsın Duvarlar, Kalksın Engeller</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/yikilsin-duvarlar-kalksin-engeller/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Aug 2018 12:25:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 96. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://hekimcebakis.org/?p=463</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="900" height="760" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/detone-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="detone" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/detone-1.jpg 900w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/detone-1-300x253.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/detone-1-768x649.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></div>
<p>1980 yılında Güney Afrika okullarında protesto şarkısına dönüştüğü için yasaklanan bir şarkı, bizim şarkımız oldu. Pink Floyd’un kült şarkısı Another Brick In The Wall’dan bahsediyorum. Hakları Roger Waters’ta olan şarkı, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/yikilsin-duvarlar-kalksin-engeller/">Yıkılsın Duvarlar, Kalksın Engeller</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="900" height="760" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/detone-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="detone" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/detone-1.jpg 900w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/detone-1-300x253.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/detone-1-768x649.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></div>	<blockquote id='bsq-3966' class="bs-quote bs-quote-17 bsq-t1 bsq-s15 bsq-left">
		<div class="quote-content">
			<p>DETONE</p>
		</div>
					<div class="quote-author">
									<img decoding="async" class="quote-author-avatar" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/guzide-elitez.jpg"/>
				
									<span class="quote-author-name">											DR. GÜZİDE ELİTEZ										</span>				
									<span class="quote-author-job">uzideelitez@hotmail.com</span>
								</div>
				</blockquote>

<p>1980 yılında Güney Afrika okullarında protesto şarkısına dönüştüğü için yasaklanan bir şarkı, bizim şarkımız oldu.<br />
Pink Floyd’un kült şarkısı Another Brick In The Wall’dan bahsediyorum. Hakları Roger Waters’ta olan şarkı, albümün yayınlandığı 1979 yılından bu yana ilk kez grup dışına verildi. Stanley Kubrick, in &#8221;Atom Heart Mother Suite&#8221; albümünü &#8221;Otomatik Portakal” filminde soundtrack olarak kullanmak istemesine hayır diyen bir guruptan bahsediyoruz. Waters, “Yaşam Hakkı &#8211; Duvar” ismiyle Türkçeye çevrilen şarkının haklarını iki yıl boyunca kullanılmak şartıyla “İstanbul Zihinsel Engelliler için Eğitim ve Dayanışma Vakfı”’na (İZEV) ücretsiz olarak verdi. Her zaman sosyal projelere destek olan Roger Waters’ı ayakta alkışlıyoruz. “Öneri: İçeriği okurken “The Wall” albümünü dinlemenizi tavsiye ediyorum”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-464" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/detone-1.jpg" alt="detone" width="900" height="760" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/detone-1.jpg 900w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/detone-1-300x253.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/detone-1-768x649.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /><br />
Olayın hikayesi az çok şöyle gerçekleşti; İZEV tarafından, projeyi anlatan bir e-postayla Down sendromlu gençlerin zeybek oynarken çekilen videosu, ‘Roger Amca’ya selam olsun’ mesajıyla Roger Waters’a gönderildi. Waters bir buçuk ay sonra onlara yanıt verdi ve şarkının 2 yıl kullanım hakkını vereceğini söyleyip, “iki gün içinde şarkının Türkçe sözlerini bana gönderin” dedi. Şarkıyı İZEV’deki Down sendromlu gençler, Selda Bağcan, Funda Arar, İclal Aydın ve Kubat gibi müzisyenler seslendirdi ve bir de klip çektiler. Şimdi İZEV, çektiği klibin on milyon izlenmeye ulaşmasına çalışıyor. Klibin on milyon kişi tarafından izlenmesiyle elde edilecek gelirle her yaştan ve her engel grubundan Down sendromlu ve otizmli bireyler için kısa süreli veya uzun süreli kalabilecekleri bir sosyal yaşam alanı oluşturularak, bir yaşam köyü kurulması planlanıyor. Bu yazıyı yazarken video, youtube’da henüz 2.528.310 görüntülemeye ulaşmıştı.<br />
İzlemek isterseniz… https://www.youtube.com/channel/UCq7SnT4aH91gaiDXiYAjYBg</p>
<p><strong>Yaşam Hakkı &#8211; Duvar (Another Brick In The Wall) </strong><br />
Yıkılmak zorunda olan zihinlerdeki duvar, Yaşam hakkı istiyoruz bize “dur!” diyenlerden</p>
<p>Hey dinle, biz duramayız.</p>
<p>Sadece Farklıyız ama hayattayız. Duvarları yıkın Çünkü biz de varız.</p>
<p>Türkçe Söz: Hakan Kural</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-465" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/detone-2.jpg" alt="detone" width="815" height="433" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/detone-2.jpg 815w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/detone-2-300x159.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/detone-2-768x408.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 815px) 100vw, 815px" /></p>
<p>Aslında bu projeye bundan daha uygun olan başka bir şarkı düşünemiyorum. iZEV’in “Yıkılmak zorunda olan zihinlerdeki duvarlar” sloganıyla çok örtüşüyor. The Wall albümünün en kült şarkısı olan Another Brick In The Wall adlı parça, eğitim sisteminde (olay İngiltere’de geçiyor ama tüm dünya için genellenebilir sanırım) yönetici ve öğretmenlerin; öğrencilerin yeteneklerini, kapasitelerini, yaratıcıklarını ve kişiliklerini hiç dikkate almamalarını ve onları aynılaştırmalarını anlatır. The Wall albümü neredeyse tamamen Roger Waters’ın elinden çıkmış gibidir. Pink Floyd’un diğer elemanlarının da katkısı bulunsa bile albüm, o dönem grupla beraber olmayan Pink Floyd’un kurucularından Syd Barrett’in ve Roger Waters’ın yaşamlarından kesitler gibidir. Pink Floyd’un bu albümde, Pink adında sanal bir karakter üzerinden, giderek yalnızlaşan, yabancılaşan insanın, korkularıyla kendi çevresine ördüğü soyut duvarı anlatır. Albümde kapitalist topluma yönelik ciddi bir eleştiri vardır. Bu kadar keskin yapılmış toplumsal bir eleştiri, Pink Floyd&#8217;da da, Rock tarihinde de ilk kez görülüyordu. Şarkını klibini neredeyse bilmeyen yoktur. Gelmiş geçmiş en fazla izlenen rock kliplerinden biri olduğu su götürmez bir şekilde gerçektir.</p>
<p>“Pink” adındaki kahramanın doğumundan itibaren anlatılan yaşamından kesitler vererek savaş, babaya duyulan hasret, eğitim sistemi, aldatma gibi konuların işlendiği albüm, 1982 yılında Alan Parker yönetmenliğinde 85 dakikalık bir filme çekildi. “The Wall” filmi Cannes film festivaline yarışma dışı katılarak dünya çapında ilgi topladı. Albümde ve filmde birçok simge yer almaktadır. Çekiçler tuğlalar, gözleri ağızları olmayan yüzler, solucanlar, çiçeklerin savaşı, akrep, anne, öğretmen, yargıç, savcı ve domuz… Albümün anti kahramanını filmde Bob Geldof canlandırdı.</p>
<p>Sonunda bir duvarın yıkılışında, Berlin Duvarının yıkılışında Pink Floyd yine vardı. 21 Temmuz 1990 tarihinde Berlin Duvarı’nın yıkılışı sebebiyle düzenlenen konserde “duvar” bir kez daha ve çok daha büyük ölçülerde Berlin’de Roger Waters ve pek çok sanatçının katılımıyla yeniden sergilendi. Gösterinin çeşitli bölümlerinde duvardaki her bir tuğlaya fotoğraflar yansıtıldı. Bu fotoğraflar turne başlamadan önce Roger Waters’ın sitesine savaşlar ve çatışmalar sırasında yakınlarını kaybedenler tarafından gönderilen gerçek kişilerdir. Türkiye’den de Atatürk, Uğur Mumcu, Adnan Menderes ve Hırant Dink yer almaktaydı.</p>
<p>Bu yazı Pink Floyd’u anlatmak üzere başladı. Fakat yazma yolculuğunda çok biçim değiştirdi. Yazma sürecinde zaten fark etmiştim; yakın bir arkadaşımın uyarısı ile de anladım ki Pink Floyd tek bir yazının konusu olamaz. O yüzden bu efsane grubun ülkemin insanlarına yaptığı güzellik için teşekkür ettiğimi iletip huzurlarında saygıyla eğildiğimi belirtmek istiyorum. Bu yazı burada bitmez, devamı var deyip…</p>
<p>Son bir not ekleyelim; Bu, Roger Waters’ın ülkemize ilk şarkı verişi değil. Hit parçaları olan &#8220;Wish You Were Here&#8221;i de, 1987 yılında TRT’de 17 yıl boyunca yayınlanan Rock Market programının sunuculuğunu yapan, o tarihte tıp fakültesi öğrencisi olan Dr. Şener Yıldız’a vermişti.</p>
<p>Müziksiz kalmayın.</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/yikilsin-duvarlar-kalksin-engeller/">Yıkılsın Duvarlar, Kalksın Engeller</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Momento Mori &#8211; Bir Resim Binbir Söylence</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/bir-resim-binbir-soylence/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Yelda Ertürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Aug 2018 06:41:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Bir resim binbir söylence]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 96. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://hekimcebakis.org/?p=443</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="844" height="579" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="momento-mori" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-1.jpg 844w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-1-300x206.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-1-768x527.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 844px) 100vw, 844px" /></div>
<p>MOMENTO MORİ “Memento Mori”, Latince “ölümü unutma, fani olduğunu hatırla” demektir. Bu deyim, antik dünyada zafer kutlamaları sırasında komutanlara söylenen birkaç sözden birisidir. Roma İmparatorluğu zamanında sadece savaş kazanan generallerin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bir-resim-binbir-soylence/">Momento Mori &#8211; Bir Resim Binbir Söylence</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="844" height="579" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="momento-mori" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-1.jpg 844w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-1-300x206.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-1-768x527.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 844px) 100vw, 844px" /></div>	<blockquote id='bsq-5938' class="bs-quote bs-quote-17 bsq-t1 bsq-s15 bsq-left">
		<div class="quote-content">
			<p>BİR RESİM<br />
BİNBİR SÖYLENCE</p>
		</div>
					<div class="quote-author">
									<img decoding="async" class="quote-author-avatar" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/yelde-ozturk.jpg"/>
				
									<span class="quote-author-name">											DR. YELDA ERTÜRK										</span>				
									<span class="quote-author-job">eyerturk@gmail.com</span>
								</div>
				</blockquote>

<p><strong>MOMENTO MORİ</strong></p>
<p>“Memento Mori”, Latince “ölümü unutma, fani olduğunu hatırla” demektir. Bu deyim, antik dünyada zafer kutlamaları sırasında komutanlara söylenen birkaç sözden birisidir. Roma İmparatorluğu zamanında sadece savaş kazanan generallerin Roma sokaklarında gerçekleştirdikleri zafer resmi geçidi esnasında adı Corona Civica olan bir taç takmalarına izin verilirdi. Generalin başının üstünde bu tacı tutan kölenin görevi de sadece tacı tutmak değil, aynı anda muzaffer generalin havaya girmemesi için generalin kulağına sürekli &#8220;memento mori&#8221; (ölümlü olduğunu unutma) sözünü fısıldamaktı.</p>
<p>memento mori (fani olduğunu hatırla)</p>
<p>memento te hominem esse (sadece bir insan olduğunu hatırla)</p>
<p>respice post te! hominem te esse memento! (arkana bak! sadece bir insansın, hatırla!)</p>
<p>Osmanlı’da da buna benzer bir geleneğin olduğu söylenir. Cuma selamlığından sonra bir yeniçeri “Mağrur olma padişahım; senden büyük Allah var” sözünü yüksek sesle bağırırmış.</p>
<p>Dünyanın ömrüne göre insan ömrü anlık bir zaman dilimidir. Ama bu kısacık ömrüne rağmen insan, dünyayı değiştirmek, dünyaya kök salmak, kalıcı olmak, ölümden sonra da yaşamak ister. Ölümsüz eserler peşinde koşar durur. Tarih boyunca ölümsüzlüğe ulaşmak için sanat yapan insan; ölümün de en güzel ifadesi için yine sanatını kullanmıştır. Bugün sanat eserleri incelendiği zaman ebediyeti arzulayan çalışmaların ya da ebediyet formasyonları geliştiren eserlerin çok olması, bu duygunun her çağa hitap eden evrensel bir realite olduğunu gösterir. Kim bilir; belki de insanın en büyük çelişkileri vicdanı ile sahip olduğu arzularının arasındaki anlamsal farklılıklardır. Hem ebedi olmak ister hem de bildiği en somut gerçek, ölümlü olduğudur. Ama insanın pratikleri onu tek bildiği mutlak gerçekten uzaklaştırabilir. Onun için fani olduğunu unutmamak, kendini tanrılaştırmamak hayatın anlamı için vazgeçilmez bir parametredir.</p>
<p>Sosyolog K. Mannheim’e göre bireyleri toplumsal belirlenmişlikten ve tek bakışlı bir perspektiften kurtarmanın en basit yolu güvenilir bilgiler üreten bilginleri veya sanatçıları takip etmektir. Peki, aydın ve sanatçıları kim kişisel belirlenmişliklerden ve kaprislerinden kurtaracaktır? Onların da fani olduğunu hatırlatan bir köle her daim hayatlarında olabilir mi? Asıl işlevlerinden birisi de bu olan vicdanın kanatılmadan veya tedirgin edilmeden bunu yapabilmesi ne kadar mümkündür? İnsan sanat yaparak ölümsüzlüğü hayal ederken; ölüm de sanatın varoluş sebebi olagelmiştir.</p>
<p>Momento Mori; bu yüzden sanatın konuları arasında yer alır. Momento Mori kavramına örnek teşkil edebilecek yapıtlardan biri olan Aziz Jerome’da, Caravaggio resmettiği kuru kafa ile ölümü simgelerken, ölümün aslında ne kadar yakınımızda olduğunu da betimlemiştir.</p>
<p>Aziz Jerome, İmparator Konstantin tarafından dört İncil’i Latince ’den çevrilmek için görevlendirilmiştir. İtalyan ressam Michalengelo Merisi da Caravaggio,“Aziz Jerome” tablosunu hayatının son yıllarına yakın bir zamanda, 1606 yılında tamamlar. Caravaggio&#8217;nun imgeleminde Jerome için en uygun mekân, Betlehem&#8217;deki bir kilisenin kendisine tahsis edilmiş odasıdır ve biz Jerome&#8217;u bu tabloda kendinden geçmiş bir halde o odada çalışırken görürüz. Ressam, Jerome&#8217;un başının üzerindeki azizlik payesinin simgesi haleyi öyle bir resmetmiştir ki o hale, sanki doğduğu günden beri Jerome&#8217;un başındaymışçasına doğal ve Jerome da o haleyi fark edemeyecek denli yoğun ve mütevazı bir çalışma halindedir.<br />
Bu yoğunluk ve mütevazılık hali Jerome&#8217;u, Caravaggio&#8217;nun ve dolayısıyla da bizim gözümüzde &#8216;doğru&#8217; ve &#8216;güvenilir&#8217; bir insan-aziz kılar. Bu, aydınlıktan uzak loş çalışma odasında Jerome&#8217;a eşlik eden tek &#8216;varlık&#8217; bir kurukafadır. Kurukafa ise burada bir simgedir.</p>
<p>Resimde “vanitas” olarak adlandırılan ve kurukafa, kum saati, sönmüş mum gibi nesnelerle simgelenen akım, ölüme ve hayatın geçici doğasına yapılan göndermeler silsilesidir ve ‘’hiçlik’’ anlamına gelir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-448" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-2.jpg" alt="momento-mori" width="817" height="592" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-2.jpg 817w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-2-300x217.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-2-768x556.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 817px) 100vw, 817px" /></p>
<p>Elçiler tablosu, Alman ressam Hans Holbein’in 1533 yılında yaptığı, Kral Vlll. Henry’ye yollanmış iki Fransız elçi, Jean de Dinteville ve Georges de Selve’nin resmidir. Elçilerin kıyafetlerinden, duruşlarından, arkalarında sıralanmış olan, dönemin entelektüel birikimini simgeleyen nesnelerden son derece yüksek seviyede kişiler oldukları izlenimini edinmek mümkündür. Resmin içinde yüzlerce ayrıntı vardır. Resmin en belirgin özelliği, ön planda yer alan, amorf çizilmiş kafatası betimidir. Ancak çerçevenin sağ tarafından 27 derecelik bir açı ile bakıldığı zaman gerçek bir kafatası seklinde algılanan bu nesne, tabloyu bir vanitas tablosu haline getirmektedir.</p>
<p>Giovanni Francesco Guercino’nun Et in Arcadia Ego adlı tablosunda ölüm yine bir kuru kafa ile simgelenirken; tablonun adı da bir memento mori örneği olmuştur. Et in Arcadia Ego: Cennette bile varım. Ölüm.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-445" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-3.jpg" alt="momento-mori" width="918" height="629" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-3.jpg 918w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-3-300x206.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-3-768x526.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 918px) 100vw, 918px" /></p>
<p>İsminden de anlaşıldığı gibi eser Arkadya&#8217;da geçmektedir. Arkadya, Yunanistan&#8217;da dağlarla çevrili, izole olmuş bir bölgedir. Bu özelliklerinden dolayı çok az sayıda insanın yerleştiği ve genellikle çobanların sürüleri otlattığı bir bölgedir. Fakat özellikle izole olmuş olmasından dolayı korunan doğası sebebiyle, antik zamanlarda romantize edilerek bir yeryüzü cenneti olarak görülmüştür. Arkadya’nın bu efsanevi özellikleri Virgilius gibi dönemin ozanlarını derinden etkileyerek üzerine şiirler yazılmasını sağlamıştır. Tablonun sağ alt köşesinde kuru kafanın altında resme ismini veren yazı ölümün bu yeryüzü cennet inde bile var olduğunu ifadelemiştir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-446" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-4.jpg" alt="momento-mori" width="852" height="770" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-4.jpg 852w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-4-300x271.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-4-768x694.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 852px) 100vw, 852px" /></p>
<p>Avusturyalı art noveau ve sembolist ressam Gustave Klimnt’in Momento Mori tablosu konunun en güzel örneklerinden biridir.</p>
<p>Bu resimden iki sene önce Klimt’in sevgilisinden bir çocuğu olacakken onu kaybettiği; bu yüzden resimde ölümün, insanın tüm çağlarını tehdit eden varlığını simgelemeyi seçtiği düşünülür.</p>
<p>Momento Mori fotoğrafçılıkta da kullanılan bir terimdir. Fotoğrafın ilk zamanlarında sadece uzun pozlama yapılmasından dolayı Protestan ülkelerde ölüleri özellikle çocuk yaşta ölmüş kişileri hareketsizlikten ötürü uzun saatler pozlayıp ailelerine birer anı bırakmak için çekilen resimlere verilen isimdir.</p>
<p>Tüm bu örnekler eşliğinde varılacak kanı; ölümlüler yaşantıları ve yapıtlarıyla ölümsüzleşirlerken; bunların tarihe aktarımı yazıtlar, edebi eserler, çizimler, tablolar yani sanatla gerçekleşir. Bu sebeple sanat; insanlara ölümsüzlüğün kapılarını açar ve ölümlülüğe bulunan tek çaredir. Bunun da ötesinde, insanın ölümle yüzleşebildiği ve ölüme meydan okuduğu tek alan yine sanattır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-449" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-5.jpg" alt="momento-mori" width="945" height="650" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-5.jpg 945w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-5-300x206.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/momento-mori-5-768x528.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 945px) 100vw, 945px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bir-resim-binbir-soylence/">Momento Mori &#8211; Bir Resim Binbir Söylence</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuşlar Ağlamaz Bu Şehirde</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/haber/kuslar-aglamaz-bu-sehirde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Semiha Uzunalioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Aug 2018 15:52:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 96. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://hekimcebakis.org/?p=439</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="643" height="992" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/semiha-uzunalioglu-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="semiha-uzunalioglu" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/semiha-uzunalioglu-2.jpg 643w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/semiha-uzunalioglu-2-194x300.jpg 194w" sizes="auto, (max-width: 643px) 100vw, 643px" /></div>
<p>&#160; Ayva dalında sarı, nar kırmızı Yeşil bahçeler var, mor menekşeler Toprak kokusu yağmurda Portakal sulu Sen hep beyazsın düşlerimde, ellerin ellerimde. Bisiklet kırmızı, top sarı Kuşlar var yollarda, havada [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/haber/kuslar-aglamaz-bu-sehirde/">Kuşlar Ağlamaz Bu Şehirde</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="643" height="992" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/semiha-uzunalioglu-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="semiha-uzunalioglu" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/semiha-uzunalioglu-2.jpg 643w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/semiha-uzunalioglu-2-194x300.jpg 194w" sizes="auto, (max-width: 643px) 100vw, 643px" /></div><p>&nbsp;</p>
	<blockquote id='bsq-5848' class="bs-quote bs-quote-17 bsq-t1 bsq-s15 bsq-right">
		<div class="quote-content">
			<p>KUŞLAR AĞLAMAZ<br />
BU ŞEHİRDE</p>
		</div>
					<div class="quote-author">
									<img decoding="async" class="quote-author-avatar" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/semiha-uzunalioglu.jpg"/>
				
									<span class="quote-author-name">											Dr. Semiha Uzunalioğlu										</span>				
									<span class="quote-author-job">semihan16@yahoo.com</span>
								</div>
				</blockquote>

<p>Ayva dalında sarı, nar kırmızı</p>
<p>Yeşil bahçeler var, mor menekşeler</p>
<p>Toprak kokusu yağmurda</p>
<p>Portakal sulu</p>
<p>Sen hep beyazsın düşlerimde, ellerin ellerimde.</p>
<p>Bisiklet kırmızı, top sarı</p>
<p>Kuşlar var yollarda, havada kediler…</p>
<p>Gökkuşağında karga,</p>
<p>Çilek tadı dudaklarımda ismin,</p>
<p>Sen hep benimsin düşlerimde</p>
<p>Gözlerin gözlerimde.</p>
<p>Uyurgezerim,</p>
<p>Uyansam kaybolurum.</p>
<p>Kimse tanımaz beni buralarda!</p>
<p>Sabahlar, vapur düdükleri</p>
<p>Gülhane parkında simit atarım kazlara,</p>
<p>Martılar ağlar.</p>
<p>Martılar bilir beni</p>
<p>Sorsanız söylerler şu köşe başında</p>
<p>Kalbimi gömdüğüm yeri</p>
<p>Galata’nın ayakları yoruldu taşımaktan.</p>
<p>Hülyalı bakar kız kulesi</p>
<p>Benden yaşlıdır bilirim anıları,</p>
<p>Benden çirkin hep koynuna aldıkları!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gülhane tepesinde semaverde çay,</p>
<p>Çayın yanında duruyor ellerin avuçlarımda.</p>
<p>Çok uzaklarda vapur düdüğü…</p>
<p>Sen gibi sisli bulutların ardından,</p>
<p>Kederler akıyor usulca boğazdan.</p>
<p>Boğazıma düğümleniyor kelimeler!</p>
<p>İnce belli bardakta severdin çayı,</p>
<p>Bir de beni severdin kış akşamları.</p>
<p>Yine soğudu bak havalar!</p>
<p>Kestane kokulu kaldırımlarda tüter hasretin.</p>
<p>Bu kaçıncı kış, kaçıncı yangın Haydarpaşa Garı‘nda?</p>
<p>Bilmem sever misin akşamları ben yerine?</p>
<p>Bilmem durur muyum, aklının bir köşesinde?</p>
<p>Simit atarım kazlara Gülhane Parkı‘nda.</p>
<p>Martılar ağlar, ben ağlarım…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Uyansam Kaybolurum- Mart 2018</strong></p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/haber/kuslar-aglamaz-bu-sehirde/">Kuşlar Ağlamaz Bu Şehirde</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Valensiya: Sanat Ve Bilimin Şehri</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/haber/valensiya-sanat-ve-bilimin-sehri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Uğur Köksal]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Aug 2018 15:41:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyayı gezelim]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 96. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://hekimcebakis.org/?p=399</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1067" height="800" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-3.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="valensiya-ugur-koksal" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-3.jpg 1067w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-3-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-3-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-3-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-3-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1067px) 100vw, 1067px" /></div>
<p>Valensiya havaalanından şehre ulaşmanın en kolay yolu metro. Alanın hemen altındaki metro girişinde otomatik makinalardan bilet alabilirsiniz. Ancak iki üç günlüğüne turistik ziyaret nedeniyle geldiyseniz turist kart almanız sizin için [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/haber/valensiya-sanat-ve-bilimin-sehri/">Valensiya: Sanat Ve Bilimin Şehri</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1067" height="800" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-3.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="valensiya-ugur-koksal" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-3.jpg 1067w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-3-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-3-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-3-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-3-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1067px) 100vw, 1067px" /></div>	<blockquote id='bsq-8064' class="bs-quote bs-quote-17 bsq-t1 bsq-s15 bsq-left">
		<div class="quote-content">
			<p>DÜNYA’YI GEZELİM</p>
		</div>
					<div class="quote-author">
									<img decoding="async" class="quote-author-avatar" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/ugur-koksal.jpg"/>
				
									<span class="quote-author-name">											DR. UĞUR KÖKSAL										</span>				
									<span class="quote-author-job">drugurkoksal@gmail.com</span>
								</div>
				</blockquote>

<p>Valensiya havaalanından şehre ulaşmanın en kolay yolu metro. Alanın hemen altındaki metro girişinde otomatik makinalardan bilet alabilirsiniz. Ancak iki üç günlüğüne turistik ziyaret nedeniyle geldiyseniz turist kart almanız sizin için daha faydalı olacaktır. 24, 48 ve 72 saatlik alternatifleri olan kartla tüm toplu taşıma araçlarından sınırsız faydalandığınız gibi birçok müzeyi de ücretsiz ziyaret edebiliyorsunuz(http://www.valenciatouristcard.com/en/home). Dilerseniz ziyaretinizden önce online sipariş verebilir, teslim noktanızı da seçebilirsiniz. İnternet üstünden alımlarda %10 indirim yapılıyor. Kartın sağladığı bir başka avantaj da belirli yerlerde iki kez birer içecek ve yanında İspanyol mezesi Tapaslar’dan birer tane ikram etmeleri. Eğer cep telefonunuza metro ve otobüs ulaşımı ile ilgili uygulamaları da indirdiyseniz turist kartınızla hiçbir zorluk çekmeden kentin ve yakın çevrenin altını üstüne getirebilirsiniz.</p>
<p>1957 yılındaki büyük sel felaketiyle nehir yatağı değişerek Valensiya’nın güneybatısına kayan Turia nehrinin eski yatağı günümüzde devasa bir park olarak yemyeşil bir taç gibi eski şehrin kuzey ve doğusunu çevreliyor. Parkın bir ucunda bulunan devasa hayvanat bahçesinde yaban hayvanları doğala yakın ortamlarında ziyaretçilerini karşılarken diğer uçundaki üç yüz elli bin metrekarelik alanda ünlü mimar Santiago Calatrava tarafından dizayn edilmiş “Bilim ve Sanat Şehri”yer alıyor. 1988 yılında ziyarete açılan kompleks, devasa uzay gemisi görünümüyle fütüristik mimarinin en güzel örneklerinden biri olmuş. Bu iki yapının arasında kalan yaklaşık 7-8 km. uzunluğundaki bölgede ise her türlü spor faaliyetine uygun olarak düzenlenmiş alanlar mevcut. Kendini spora vermiş Valensiyalıları günün her saati burada görmek mümkün.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-426" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-2-1024x768.jpg" alt="valensiya-ugur-koksal" width="1024" height="768" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-2-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-2-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-2-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-2-86x64.jpg 86w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-2.jpg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>Parktan ayrılıp tarihi kapı Porte de Serrans’dan eski şehre girin. Bir zamanlar surlar içindeki Valensiya’ya giriş çıkışı kontrol için kullanılan tarihi kapının üzerine çıkabilir, şehrin harika resimlerini çekebilirsiniz. Yine şehrin batısındaki kapı Torres de Quart da mutlaka görülmeli. Kapıdan geçip sağa doğru yönlenirseniz Carme mahallesine gireceksiniz. Tarihi dar sokakları, güzelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş binaları, küçük meydanlarını çevreleyen şirin kafeleriyle sizi kendine hayran bırakacak.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-427" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-3-1024x768.jpg" alt="valensiya-ugur-koksal" width="1024" height="768" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-3-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-3-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-3-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-3-86x64.jpg 86w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-3.jpg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>El Carme dışında eski şehir, devasa meydanları Katedral ve Kiliseleri, belediye binası, boğa güreşi arenası, geçen sene yüzüncü yılını kutlayan tren istasyonu ve zamana meydan okuyan birçok yapısıyla her zaman turistlerin ilgisini çekiyor. Her gün saat 14.00’ e kadar açık olan kapalı pazar yeri El Mercat mutlaka görülmeli. Yerel ürünlerin en tazelerinin satıldığı, isterseniz ayak üstü bir şeyler atıştırabileceğiniz curcunalı bir yer. Valensiya’daki değişik temalı onlarca müzenin çoğu belediyeye ait. Hepsini dolaşmak isterseniz bir hafta da yetmeyebilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-430" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-6-1024x768.jpg" alt="valensiya-ugur-koksal" width="1024" height="768" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-6-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-6-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-6-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-6-86x64.jpg 86w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-6.jpg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>Kentte her yıl 15- 19 Mart’ta kutlanan ilginç festivalin adı “Las Fallas”. Şubat ayının sonunda başlayan festival hareketliliği kentin meydanlarına kağıt ve ahşaptan kurulan devasa kuklalar, sokak eğlenceleri, konserler, havai fişek gösterileri, arkalarında bando mızıkayla dolaşan yerel kıyafetli Valensiyalılar ve her yerde karşınıza çıkan maytap ve torpillerle kendini belli ediyor. Tüm bu hareketlilik son gün kuklaların ateşe verilmesiyle son buluyor. Amaç baharın gelişini kutlamak ve kışın hüznünden kurtulmak. Eğer festival zamanına denk gelmediyseniz üzülmeyin. Her sene seçilerek yakılmaktan kurtarılan kuklaların sergilendiği bir müzeleri de var.</p>
<p>Valensiya sadece tarihi ve kültürel dokusuyla değil, kilometrelerce uzanan bembeyaz kumlu plajlarıyla da keyif veren bir şehir. Uzun süren yaz sezonu nedeniyle deniz ve güneş için de tercih edilebilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-429" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-5-1024x768.jpg" alt="valensiya-ugur-koksal" width="1024" height="768" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-5-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-5-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-5-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-5-86x64.jpg 86w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-5.jpg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>Yemek için ise elbette İspanyol klasiği safranlı pirinçle yapılan “Paella”; ama illaki deniz ürünlü olanı. Çeşit çeşit tapasları, yanında Sangria veya Cava ile mideye indirmeden gelmeyin. Bir de Horchata denilen süte benzer tatlı yerel bir içecekleri var. Chufa denilen, yer altında yetişen bir bitkinin yumrularından su ve şeker karıştırılarak yapılıyor. Churros denen bizim lokmaya benzeyen bir tür hamur işiyle tüketiliyor. Sonuç olarak her mevsimde keyifli zaman geçirilebilecek, her tür zevke hitap eden tarihi ama modern bir şehir Valensiya.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-428" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-4-1024x768.jpg" alt="valensiya-ugur-koksal" width="1024" height="768" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-4-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-4-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-4-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-4-86x64.jpg 86w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/valensiya-ugur-koksal-4.jpg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/haber/valensiya-sanat-ve-bilimin-sehri/">Valensiya: Sanat Ve Bilimin Şehri</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Kokan Anılar</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/haber/istanbul-kokan-anilar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Ömer Levent Soydinç]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Aug 2018 13:12:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 96. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[İçimize Bakış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://hekimcebakis.org/?p=389</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1004" height="829" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/istanbul-kokan-anilar-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="istanbul-kokan-anilar" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/istanbul-kokan-anilar-2.jpg 1004w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/istanbul-kokan-anilar-2-300x248.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/istanbul-kokan-anilar-2-768x634.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1004px) 100vw, 1004px" /></div>
<p>Geçenlerde yolum İstanbul&#8217;a düştü. Eminönü&#8217; den Kadıköy&#8217;e geçeceğim. Öğrencilik yıllarımızın eski Şehir Hatları Vapuru&#8217;nu beklerken, iskeleye yaklaşan ucube bir deniz aracıyla karşılaşınca beynimden vurulmuşa döndüm. Estetik fukarası, sonradan görme kasaba [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/haber/istanbul-kokan-anilar/">İstanbul Kokan Anılar</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1004" height="829" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/istanbul-kokan-anilar-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="istanbul-kokan-anilar" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/istanbul-kokan-anilar-2.jpg 1004w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/istanbul-kokan-anilar-2-300x248.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/istanbul-kokan-anilar-2-768x634.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1004px) 100vw, 1004px" /></div><blockquote><p>Geçenlerde yolum İstanbul&#8217;a düştü. Eminönü&#8217; den Kadıköy&#8217;e geçeceğim. Öğrencilik yıllarımızın eski Şehir Hatları Vapuru&#8217;nu beklerken, iskeleye yaklaşan ucube bir deniz aracıyla karşılaşınca beynimden vurulmuşa döndüm. Estetik fukarası, sonradan görme kasaba müteahhitlerinin yaptığı sakil apartmanlara tıpatıp benzeyen çirkin bir &#8220;gemi&#8221; yanaştı. Konserve kutusu mu desem, yüzen yarıaçık cezaevi mi? Şaştım kaldım. Binmekle binmemek arasında uzunca bir kararsızlık geçirdikten sonra teslim oldum. Oysa&#8230;</p></blockquote>
	<blockquote id='bsq-1171' class="bs-quote bs-quote-17 bsq-t1 bsq-s15 bsq-left">
		<div class="quote-content">
			<p>İÇİMİZE BAKIŞ</p>
		</div>
					<div class="quote-author">
									<img decoding="async" class="quote-author-avatar" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-06-leventsoydinc-2a.jpg"/>
				
									<span class="quote-author-name">											DR. ÖMER LEVENT SOYDİNÇ										</span>				
									<span class="quote-author-job">leventsoydin@yahoo.ca</span>
								</div>
				</blockquote>

<p>Bahar aylarında meltemle savrulan çiçek kokularıyla birlikte annemin ince mantosunun astarına kafamı sokar, onun mis gibi anne kokusunu içime çeke çeke Karaköy&#8217;den, Sirkeci&#8217;den ya da Eminönü&#8217; den kalkıp Kadıköy, Üsküdar, belki de Harem istikametine şipin işi geçiverirdik. Yolculuğun henüz başında, güvertede oturan yolcuları her seferinde bir başka satıcı şaşırtırdı. Bir sabah Kel Haydar devreye girer; eski püskü kahverengi deri bavulunu kaşla göz arasında can yeleklerinin depolandığı sandığın üzerine açarak satışa başlarken, bir başka gün Yandım Hasan&#8217; ın sırtındaki çuvaldan çıkanlara inanamazdık.</p>
<p>Kel Haydar ya bir sihirbaz ya da bir bilim adamıydı. Sekiz yaşındaydım ve bu durum Kel Haydar&#8217; ın bilim adamlığına inanmam için yeterli bir sebepti. Her karşılaşmamızda bir başka icadını tanıtıyordu. Ayrıca yanında taşıdığı kemik tarak, tükenmez kalem, don lastiği ya da bunların çeşitli kombinasyonlarını da hediye ediyordu. Yeni icat mutlaka ya Çin ya da Japon patentli oluyordu. Buluşlarını o kadar beğeniyordum ki, her seferinde çılgınca etkileniyor, otomatik kabak soyacağı alalım diye tutturup türlü edepsizlikler yapıyordum.</p>
<p>Yandım Hasan titiz adamdı. Her zaman tiril tiril giyinip gezerdi. Ucuz briyantinle kel kafasına yapıştırdığı üç beş tel saçı, üst dudağına yapışmış keman yayı gibi ince bıyıkları, o bıyıklarla büyük bir tezat halindeki patlıcan burnuyla komik adamdı vesselam. Ben onu Noel Baba&#8217;nın Türkiye temsilcisi sanıyordum. Kirli beyaz çuvalından ya yerli malı bir ayıcık, ya çuvalı gibi kirli beyaz bir tavşan, ya da daha önce başka çocuklar tarafından kullanıldığı belli olan bir top çıkarıp başlardı anlatmaya:</p>
<p>&#8221; Hanımefendiler, beyefendiler! Şu elimde gördüğünüz ayıcık meşhur ses sanatçısı Hamiyet Yüceses hanımefendinin gayrimeşru çocuğunun derneğimize armağanıdır. Cüzi bir ücret mukabilinde yavrunuzun olabilir. Yanında hediye olarak Galatasaray futbol takımımızın kaptanı Metin Oktay beyefendinin imzalayarak hediye ettiği futbol topunu da biz size hediye ediyoruz. Evet açık arttırmayı başlatıyorum efendim! &#8221;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-396" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/istanbul-kokan-anilar-1-787x1024.jpg" alt="istanbul-kokan-anilar" width="787" height="1024" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/istanbul-kokan-anilar-1-787x1024.jpg 787w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/istanbul-kokan-anilar-1-231x300.jpg 231w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/istanbul-kokan-anilar-1-768x999.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/istanbul-kokan-anilar-1.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 787px) 100vw, 787px" /></p>
<p>Anneme yalvarırım alsın diye. Ayıda gözüm yok, benim gözüm topta. Metin Oktay&#8217;ı, sol üst köşesinde &#8216;Türkiye Türklerindir&#8217; yazan gazetedeki resimlerinden biliyorum. O top benim olmalı! Burnumu çekerek deliler gibi ağlıyorum. Ve mutlu son! Sol yanağımı annemin dehşetli tokatıyla bir kez daha tanıştırıyorum. Arka sıramızda oturan şişman kız benden daha kısmetli çıkıyor. Annesi ayıcığı teklifsiz alıyor. Topu da bana verseler bari! İçimi çeke çeke ağlıyorum.</p>
<p>İskeleye iner inmez annem gönlümü alıyor. En sevdiğim macuncu yine orada işte. Kırmızı, sarı, bir de yeşil olanından koyduruyorum. Elindeki kalın tornavidayı öyle mahir kullanıyor ki, gören de fezaya gönderilecek füzenin son cıvatalarını sıkıyor sanacak. Aptallık benimki ama henüz farkında değilim. Macunu yalayıp yutana kadar Baylan Pastanesi&#8217;ne ulaşıyoruz. Annem Afitap Abla ile Baylan&#8217;da buluşacakmış meğer.</p>
<p>Baylan&#8217; ın kapı girişindeki vitrini görünce beynimden vurulmuşa dönüyorum. Bin bir çeşit pasta, ekler, muhallebi, sütlaç, profiterol tabakları yan yana dizilmiş. Pastanenin arkasındaki minik bahçeye geçiyoruz. Masaları da minik minik yapmışlar. Bahçenin üzerindeki asma çardak yaz kış gölge yapıyor. Etrafta benden başka çocuk göremedim. Hoş olsa da fark etmezdi benim için. Öyle yılışık oğlanlar gibi hemen dost olamam ben herkesle.</p>
<p>&#8220;Acaba gidip kussam mı tuvalette? O ekleri yemezsem ölürüm mutlaka.&#8221;</p>
<p>İyi ki Afitap Abla fazla gecikmedi. Anne olmayan kadınların yürüyüşü bir başka oluyor galiba. Bahçeye açılan dar kapıdan görününce herkes dönüp ona bakıyor nedense. Yürürken kalçaları değirmen taşı gibi dönüyor. Dudaklarının birleştiği yerin sol kenarında siyah bir leke var.</p>
<p>&#8220;Dudağının kenarındaki bu leke nedir Afitap teyze?&#8221;</p>
<p>&#8220;Ben&#8221;</p>
<p>&#8220;Evet sen, sana sordum!&#8221;</p>
<p>Anlamadı ne dediğimi, uzun uzun baktı yüzüme. Araya annem girdi sırıtarak,<br />
&#8221; Aptal çocuk, güldürme insanı. Ben, o lekenin adı anladın mı şimdi? Hem neymiş öyle teyze falan! Afitap Abla diyeceksin!&#8221;<br />
Afitap Abla&#8217; nın yüzüne bakıyorum. Utanmış biraz; yere bakıyor. Garson sipariş almaya gelince anneme yalvardım ekler yesin diye. Sonunda muradıma erdim elbette. Onlar lafa dalmışken Afitap Abla&#8217; nın sütlacından iki kaşık, annemin eklerinden de üç ısırık çaldım. Artık akşama kadar konuşabilirler, bana ne&#8230;</p>
<p>Konserve kutusu kılıklı &#8220;gemi&#8221; iskeleye yanaştı. Kadıköy&#8217;ün akşam uğultusu bile değişmiş. Evde bekleyen işlerin bıkkınlığı genç kadınların yüzünden okunuyor. Emekçilerin yüzlerine çaresizliğin kasveti sinmiş. Ne alan memnun, ne satan. Ne gelen mutlu, ne de koyup giden. Çirkin binaların arasından geçip eski dostumun yazıhanesinin bulunduğu iş hanına ulaşıyorum. Girişteki çay ocağını aynı adam işletiyor. Selam verip geçiyorum. Hırlı mı hırsız mı diye bakıp selamımı yarım ağız alıyor. Belli ki tanımadı.</p>
<p>&#8220;Sen İstanbul&#8217;u tanıdın mı ki, adam seni tanısın?&#8221;</p>
<p>Acı acı gülümsüyorum. Adam arkamdan seslenir gibi oluyor. Duymazdan geliyorum. Dönüşte Baylan kapanmamış olsa bari!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-395" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/istanbul-kokan-anilar-2.jpg" alt="istanbul-kokan-anilar" width="1004" height="829" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/istanbul-kokan-anilar-2.jpg 1004w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/istanbul-kokan-anilar-2-300x248.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/istanbul-kokan-anilar-2-768x634.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1004px) 100vw, 1004px" /></p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/haber/istanbul-kokan-anilar/">İstanbul Kokan Anılar</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehir Hastaneleri: Sağlık Çalışanlarını Neler Bekliyor?</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/haber/sehir-hastaneleri-saglik-calisanlarini-neler-bekliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hekimce Bakış]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Aug 2018 12:36:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 96. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://hekimcebakis.org/?p=385</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="633" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/sehir_hastaneleri-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="sehir_hastaneleri" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/sehir_hastaneleri-2.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/sehir_hastaneleri-2-300x158.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/sehir_hastaneleri-2-768x405.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/sehir_hastaneleri-2-1024x540.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div>
<p>Dr. Ayşegül AYDIN*,  Dr. Neşe YÜREKLİ* Günümüz Türkiye’sinde sağlık ihtiyacı nüfus artışıyla ilişkili olarak hızla büyürken, bu ihtiyacı karşılamak adına çözüm olarak şehir hastaneleri gündeme getirilmiştir. Mevcut olan illerdeki devlet [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/haber/sehir-hastaneleri-saglik-calisanlarini-neler-bekliyor/">Şehir Hastaneleri: Sağlık Çalışanlarını Neler Bekliyor?</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="633" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/sehir_hastaneleri-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="sehir_hastaneleri" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/sehir_hastaneleri-2.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/sehir_hastaneleri-2-300x158.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/sehir_hastaneleri-2-768x405.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/sehir_hastaneleri-2-1024x540.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div><p>Dr. Ayşegül AYDIN*,  Dr. Neşe YÜREKLİ*</p>
<blockquote><p>Günümüz Türkiye’sinde sağlık ihtiyacı nüfus artışıyla ilişkili olarak hızla büyürken, bu ihtiyacı karşılamak adına çözüm olarak şehir hastaneleri gündeme getirilmiştir. Mevcut olan illerdeki devlet hastaneleri ayaktan ve yatarak tedavi bakımından yeterli hizmeti sağlayamadığı gerekçesi ile yerlerini yeni şehir hastanelerine devrederken birçok soruyu da beraberinde getirmektedir.</p></blockquote>
<p>Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) Modeli ile toplam 32 proje yürütülmekte olup KÖİ Projelerinin sektörel dağılımına bakıldığında; sağlık tesisi yatırımları 10.569 milyon dolar ile havaalanı ve karayolundan sonra üçüncü sırada gelmektedir. Söz konusu projelerle 14 milyon 159 bin m² kapalı alan ve 42.199 yatak kapasitesine ulaşılması hedeflenmektedir.</p>
<p>Yapımı tamamlanan dört “4” adet şehir hastanesi bulunuyor. Bu hastaneler Yozgat, Isparta, Mersin ve Adana’da hasta kabulüne başlamasına karşın, daha çok sağlık hizmeti sunumunda yaşanan hizmetlerden ziyade, yaşanan sorunlarla karşımıza çıkıyor. Hastanenin fiziki şartlarından, başta ulaşım güçlüğü gibi hizmet alımının karşısında bulunan engellerden kaynaklanan mağduriyetler gündemimizi bundan sonraki süreçlerde de sıkça meşgul edeceğe benziyor. Sadece sağlık hizmeti almaya çalışan hastaların penceresinden bakıldığında görülen sorunlara ek olarak, sağlık hizmeti sunmaya çalışan sağlık personeli penceresinden bakıldığında karşımıza çıkacak ek sorunların, şehir hastanelerinin yarar-zarar dengesinde olumsuz rol oynayacağı da açık.</p>
<p>Öncelikle Kamu Özel İşbirliği, kamu tarafından arazinin sağlandığı, yap-kirala-devret mantığıyla 30 yıla kadar kira ve hizmet bedellerinin ödendiği ve bu ödeme garantilerinin devlet hazinesinden verildiği, hizmet sunumuyla beraber mevcut diğer hastanelerin kapatıldığı, yeni yatak kapasitesinin kazandırılmadığı ve eski hastane arazilerinin ticari meta olarak kullanılma tedirginliği bulundurduğu gerekçeleriyle tepki toplamaktadır. Özellikle bu hastanelerdeki otelcilik ve tıbbi destek hizmetlerinin de şirketler tarafından sunulacak olması hastanelerin ticari boyutunu da açıklamaktadır. Bunun yanında “garanti hasta” kavramını bize kazandıran ve hastaların yerini müşterilere bırakan yeni nesil ticarethaneler hastane görünümü altında karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p>Sağlık personellerinin mevcut devlet hastanelerinde istihdamı söz konusuyken, şehir hastanelerine taşınma gündeme geldiğinde yaşayacakları dezavantajların vurgulanması gerekmektedir. Örneğin Bilkent ve Etlik Sağlık Kampüslerinin tamamlanmasının ardından söz konusu kampüste şirketlerin yerleştirecekleri sağlık personellerine öncelik verileceği ve bu nedenle 4.807 sözleşmeli personelin işten çıkarılmasının beklendiği Bilkent ESK Projesi ÇSED Raporunda açıkça belirtilmektedir.</p>
<p>Şehir hastanelerinin çok büyük olması, kapalı alanlarda ulaşımın golf arabalarıyla sağlanmaya çalışılması, kaybolanlar için iletişim numarası yazan duyurular, hastane içinde uygulamaya konulan navigasyon sistemleri, personellerin görev yerleri arasındaki ulaşımı nedenli yaşanan zaman kayıpları bu büyüklüğün ne derece gerekli olduğunu sorgulatıyor.</p>
<blockquote><p>Şehir hastanelerinin önemli bir sorunu ise yerleşim alanlarına olan uzaklığı. Mersin Tabip Odası’nın Mersin Şehir Hastanesinin açılışının birinci yılında yaptığı araştırmada, hastaneye hiç gitmeyenlerin %87,2’si uzak olduğu için gitmediklerini söylemişlerdir. Şehirlerin dışında yapılan şehir hastaneleri, sağlık hizmetlerine erişilememesinin en önemli nedenlerinden olan “mesafe” konusunda sınıfta kalmıştır.</p></blockquote>
<p>Şehir hastanelerinin yapılmasına Yüksek Planlama Kurulu, “yapılacak hastanedeki yatak sayısı kadar mevcut hastanelerden azaltılması yada mevcut hastanelerin kapatılması kaydıyla” izin vermektedir. Şehir hastaneleri planlanırken o ildeki bazı hastanelerin kapatılması ve bulundukları arazinin çeşitli sektörlerde kullanımına olanak tanınmaktadır. Bu durumun özellikle büyük illerde kamu arazileri üzerinden rant sağlanmasına yol açıp açmayacağı önemli bir soru işareti olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p>Gelişmiş ülkelerde yatak başına düşen kapalı alan yaklaşık 150-200 m² iken şehir hastanelerinde bu sayı 287m²’dir, son yıllarda modern hastaneler için tercih edilen kapalı alan miktarından yaklaşık yüzde 40 daha fazladır. Sırf bu durum bile başta enerji tüketimi olmak üzere, temizlik ve bakım/onarım giderleri gibi harcamaların artmasına da yol açacaktır. Ayrıca şehir hastanlerinde yatak başı maliyeti 924.776 TL’dir. 150 yataklı özel bir hastanenin yatak başı maliyetinin 269.991  TL olduğu düşünülürse aradaki maliyet farkı korkunçtur.</p>
<p>Kamu özel ortaklığı ile yapılan sözleşmeler gizlilik gerekçesi ile kamu ile paylaşılmamaktadır. Yapılan sözleşmeler 30 yıl gibi uzun bir süreyi kapsamakta olup anlaşmanın yapıldığı hükümet ve siyasi otoritenin bile bu süre boyunca yönetimde kalması mümkün görünmemektedir.</p>
<blockquote><p>Poliklinik, ameliyathane ve yatak sayılarına bakıldığında hepsinin uygun sağlık hizmeti verebilecek kapasitede çalışabilmesi için yeterli sayıda doktor, hemşire, teknisyen, hasta bakıcı, tıbbi sekreter ve veri giriş elemanı gibi sağlık personeli bulunmamaktadır. Ayrıca sağlık hizmeti vermesi için gereken personel harcamaları da azaltılarak kamu özel iş birliğine aktarılmaktadır. Dolayısıyla yeterli personel istihdamı zora düşmektedir.</p></blockquote>
<p>Koruyucu sağlık hizmetlerine yeterli kaynak aktarılması yerine şehir hastanelerine ayrılan şişirilmiş bütçe nedeniyle halk sağlığının korunması ve geliştirilmesi zorlaşmakta, hastaneciliğe yönlendirilmektedir.</p>
<p>Ayrıca ileride hastalardan alınacak katkı-katılım payları artışı ve giderek daha fazla sağlık hizmetinin temel teminat paketinin dışına alınması, daha çok sağlık hizmetinin tümden paralı hale gelmesi söz konusu olabilir. Bunun sonunda &#8220;Şehir hastanesi fark ücreti&#8221; de gündeme gelebilir.</p>
<p>Bütün bu sorunlar ortaya konulduktan sonra nasıl bir hastane yapılmalı diyecek olursak;<br />
&#8211; Mevcut hastaneler korunarak, hastanelerin iş yükünü azaltacak biçimde bilimsel, doğru planlamayla inşaa edilmiş, kent dokusuna saygılı, 200-600 yatak arasında, doğru finansman yöntemiyle işletilen ve kamu zararı oluşturmayan hastaneleri kurma anlayışı benimsenmelidir.</p>
<p>Kamu-özel sektör iş birliği ile şehir hastanelerinin yapılması gerek sağlık hizmeti sunumu gerekse yapım maliyetleri açısından çok yüksek maliyetlidir. Şehir hastanelerinin kendi döner sermayeleriyle yıllık kira ödemelerini ve yüksek düzeydeki harcamalarını yapamayacakları açıktır. Bu durumda Hazine garantisi devreye girecek ve bu yüksek maliyetli hastanelerin kiraları yurttaşların ceplerinden ödenmek zorunda kalınacaktır. Türk Tabipleri Birliği Şehir Hastaneleri İzleme Grubu ile her zaman ve zeminde halkımızı bu konuda uyanık tutmaya devam edeceğiz.</p>
<p>*(Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD Araştırma görevlisi)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/haber/sehir-hastaneleri-saglik-calisanlarini-neler-bekliyor/">Şehir Hastaneleri: Sağlık Çalışanlarını Neler Bekliyor?</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gelecek geldi bile</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/saglik-4-0/gelecek-geldi-bile/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Cem Heper]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Aug 2018 08:48:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık 4.0]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 96. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://hekimcebakis.org/?p=365</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1608" height="1200" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-20-22-Gelecek-geldi-bile-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="Gelecek-geldi-bile" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-20-22-Gelecek-geldi-bile-1.jpg 1608w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-20-22-Gelecek-geldi-bile-1-300x224.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-20-22-Gelecek-geldi-bile-1-768x573.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-20-22-Gelecek-geldi-bile-1-1024x764.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-20-22-Gelecek-geldi-bile-1-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1608px) 100vw, 1608px" /></div>
<p>Düşünün bir! 1998 de KODAK’ ta 170 000 kişi çalışıyordu. Şirket ürettiği fotoğraf kağıtlarının %85 ini dünya çapında satıyordu. Birkaç yıl içinde fotoğraf kağıdı üretimine gerek kalmadı ve şirket iflas [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/saglik-4-0/gelecek-geldi-bile/">Gelecek geldi bile</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1608" height="1200" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-20-22-Gelecek-geldi-bile-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="Gelecek-geldi-bile" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-20-22-Gelecek-geldi-bile-1.jpg 1608w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-20-22-Gelecek-geldi-bile-1-300x224.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-20-22-Gelecek-geldi-bile-1-768x573.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-20-22-Gelecek-geldi-bile-1-1024x764.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-20-22-Gelecek-geldi-bile-1-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1608px) 100vw, 1608px" /></div><blockquote><p>Düşünün bir! 1998 de KODAK’ ta 170 000 kişi çalışıyordu. Şirket ürettiği fotoğraf kağıtlarının %85 ini dünya çapında satıyordu. Birkaç yıl içinde fotoğraf kağıdı üretimine gerek kalmadı ve şirket iflas etti. Kodak Şirketine yazık oldu! Önümüzdeki on yıl içinde diğer birçok endüstri alanında buna benzer değişimler olacak. İnsanların çoğu değişimi anlayamıyor. 1998 yılındayken, çok değil üç yıl sonra 2001’de fotoğraflarınızı film kağıdına çekmeyeceğiniz aklınıza gelmiş miydi.?.. Dijital kameralar 1975 yılında icat edildi. İlk kameralar sadece 10 000 piksel kabiliyetindeydi. Sonrakiler Moore Kanununu izledi.<br />
(Moore Kanunu: Çok hızlı artışla ilgili bir elektronik kanunu)</p></blockquote>
<p>Bütün üstel teknolojilerde olduğu gibi dijital kameralar da uzunca bir süre hayal kırıklığı yarattı. Fakat sadece birkaç yıl içinde, film fotoğrafçılığına göre çok üstün olduğu kanıtlandı ve fotoğrafçılıkta kullanılan başlıca yöntem haline geldi.</p>
<p>Şimdi aynı şey yapay zeka, sağlık, elektrikli/otomatik (şoförsüz) araçlar, eğitim, üç boyutlu baskı, tarım ve diğer konularda da oluyor. Dördüncü endüstri devrimine hoş geldiniz! Üstel yazılım teknolojisine hoş geldiniz! Bu yazılım yeteneği beş on yıl içinde geleneksel endüstri yöntemlerinin büyük bölümünü yok edecek. UBER’in sadece bir yazılımdan ibaret olduğunu, şirketin kendisine ait tek otomobili bile olmamasına rağmen şu anda dünyanın en büyük taksi şirketi olduğunu hatırlatmak isterim. Aynı şekilde AirBnB; binası, oteli bile yok ama dünyanın en büyük otel İşletmecisi (şirketi) haline geldi.</p>
<p><strong>YAPAY ZEKA</strong><br />
Bilgisayarlar dünyayı anlama ve yorumlama konusunda kat be kat üstün. Geçtiğimiz günlerde bir bilgisayar dünyanın en iyi “GO PLAY” (Damaya benzer, çok zor bir uzak doğu oyunu) oyuncusunu yendi. Bu olay, tahmin edilen tarihten on yıl önce gerçekleşmiş oldu.</p>
<p>ABD’de genç avukatlar işsiz. Avukatların ilgilendiği çok karmaşık olmayan hukuki konularda gerekli öneri veya çözüm yollarını saniyeler içinde ve %90 doğrulukla ”IBM Watson programından” alabilirsiniz. Aynı işlem avukatlarla yapılırsa doğruluk oranı %70 den fazla çıkmıyor. Eğer hukuk tahsili yapıyorsanız hemen bırakın. Yakın gelecekte avukat sayısı bugünkünden %90 daha az olacak, sadece özel konularda yetişmiş olanlar kalacak.</p>
<p><strong>WATSON</strong>, kanser teşhisinde sağlık personeline yardımcı oluyor. WATSON tarafından yapılan kanser teşhisi, doktorlar tarafından yapılana göre DÖRT kat daha doğru sonuç veriyor.</p>
<p><strong>FACEBOOK</strong> tarafından geliştirilen “Model Tanıma Yazılımı” insan yüzünü insandan daha iyi tanıyor. 2030 yılında bilgisayarlar insanlardan daha akıllı hale gelecek.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-publisher-lg wp-image-370" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-20-22-Gelecek-geldi-bile-3-750x430.jpg" alt="Gelecek-geldi-bile" width="750" height="430" /></p>
<p><strong>ŞOFÖRSÜZ ARAÇLAR</strong>: 2018 yılında ilk şoförsüz araçlar yollarda görülecek. 2020 yılı civarında günümüzün otomobil endüstrisi çökmeye başlayacak. Özel bir aracınızın olması gerekmeyecek. İhtiyaç duyduğunuzda telefonla araç isteyeceksiniz. Araç kapınıza gelecek ve sizi gitmek istediğiniz yere götürecek. Böylece park sorunu ortadan kalkacak ve yalnızca gittiğiniz mesafenin karşılığı olan ücreti ödeyeceksiniz. Seyahat sırasında işinizi yapabileceğiniz için zaman kaybınız da olmayacak. Çocuklarımız araba sahibi olmak ve ehliyet almak zorunda kalmayacaklar.</p>
<p>Böyle bir düzenleme için %90-95 daha az sayıda araca ihtiyaç olacağından şehirlerin görünümü de değişecek. Eskiden araç park sahası olarak kullanılan alanlar yeşil parklara dönüştürülecek. Meydana gelen trafik kazalarında her yıl 1,2 milyon kişi hayatını kaybediyor. Bugün her yüz bin kilometrede bir kaza meydana geliyor. Otopilotla yönetilen araçlarda ise kaza sayısının her 10 Milyon kilometrede bire düşeceği hesaplanıyor. Her yıl milyonlarca insanın hayatı kurtulacak. Araç üreten şirketlerin çoğu iflasın eşiğinde olacak. Kaza olmadığı için sigorta şirketleri büyük sorunlarla karşılaşacaklar. Sigorta bedelleri belki de yüz kat azalacak. Bugünkü araç sigortalama modeli ortadan kalkacak.</p>
<p>Arsa, arazi ev alım satım işleri de değişmek zorunda kalacak. İnsanlar işe giderken bile çalışabilme imkanına kavuşacakları için, uzak da olsa daha güzel ve doğaya daha yakın yerlere taşınacaklar. 2020 yılına kadar yollardaki araçların büyük kısmı elektrikli olacak. Etrafı kirletmeyen, maliyeti oldukça düşük elektrikle çalışan araçlar kullanıldığından şehirler daha temiz ve daha sessiz hale gelecek. Güneş enerjisi ile çalışan araçlar tahmini olarak 30 yıl sonra görünüyor. Fakat etkilenmeleri şimdiden izliyoruz.</p>
<p>Geçen yıl dünya çapında açılan Güneş enerjisi istasyonu sayısı fosil yakıt istasyonu sayısından fazla oldu. Güneş enerjisi maliyetleri o kadar düşecek ki bütün kömür şirketleri 2025 yılına kadar faaliyetini durduracak. Ucuz elektrikle birlikte ucuz ve bol su da gelecek. Bir metre küp tuzlu suyu içme suyu haline getirmek için sadece 2 kW elektriğe ihtiyaç olacak. Dünya üzerinde çok yerde yeterli su var ama içme suyu yeterli değil. İnsanların istedikleri an istedikleri kadar suya sahip olduklarında neler olabileceğini bir düşünün.</p>
<p><strong>SAĞLIK</strong><br />
Tricorder X in fiyatı bu yıl açıklanacak. İlaç şirketleri cep telefonu ile birlikte çalışarak retinayı tarayan, analiz için kan ve nefes örneği alıp 54 değişik test yaparak hangi hastalık varsa ortaya çıkaran “Tricorder” adı verilen bir tıbbi cihaz üretiyor. Cihaz oldukça ucuz olacağından birkaç yıl içinde dünya üzerindeki herkes hemen hemen hiç harcama yapmadan en üst düzeyde sağlık hizmetine kavuşacak.</p>
<p><strong>ÜÇ BOYUTLU BASKI</strong>: Önümüzdeki on yıl içinde en ucuz üç boyutlu (3D) baskı cihazının fiyatı 18 000 Dolardan 400 Dolara düşecek. Aynı zamanda cihazlar 100 kat daha hızlı hale gelecek. Bütün önde gelen ayakkabı firmaları bu günden bu cihazlarla ayakkabı üretmeye başladı. Uzak hava alanlarında uçak yedek parçalarının 3D yazıcıyla üretimine başlandı. Uzay istasyonunda 3D yazıcı kullanılıyor. Bu sayede ihtiyaç duyulan yedek parça veya malzeme yerinde üretilebildiğinden geçmişte olduğu gibi büyük miktarda yedek parça taşınmasına gerek kalmıyor. Bu yılın sonuna kadar yeni akıllı telefonlarda 3D tarama kabiliyeti olacak. Bu sayede kendi ayaklarınızın ölçüsünü çıkararak en uygun ayakkabıyı evde üretebileceksiniz. Çin’de 6 katlı bir iş merkezi 3D ile üretilerek tamamlandı. 2027 yılına kadar bugün geleneksel yöntemlerle üretilmekte olan malzemenin %10 u 3D ile üretilmiş olacak.</p>
<p><strong>İŞ İMKANLARI</strong>: Belirli bir sahada iş hayatına atılmayı düşünüyorsanız, kendinize sorun; “Bu işi gerçekleştirebilecek miyim?” Cevabınız evet ise; “Bunu daha erken nasıl yapabilirim?” konusuna odaklanın. Tasarladığınız iş telefonunuzla yapılamıyorsa, fikrinizi unutun. 20’nci yüzyılda başarı için tasarlanmış herhangi bir fikir, 21’inci yüzyılda başarısızlığa mahkum olabilir.</p>
<p><strong>MESLEK</strong>: Bu günkü mesleklerin %70-80 i önümüzdeki yirmi yılda yok olacak. Pek çok yeni mesleğin ortaya çıkacağı kesin. Ancak böylesine kısa bir zaman aralığında yeterli sayıda yeni meslek ortaya çıkar mı? Bu sorunun cevabını henüz bilemiyoruz.*</p>
<p><strong>TARIM</strong>: Önümüzdeki yıllarda “TARIM ROBOTLARI” 100 Dolara satılacak. üçüncü dünya ülkelerindeki çiftçiler arazilerinde bütün gün çalışmak yerine tarım robotunu yöneten birer yönetici olacaklar. Aeroponiklerin (topraksız yetiştirilen bitkiler) daha az suya ihtiyacı olacak. Dana eti üreten ilk PETRI tabağının (bakteri üreten tabak) ürettiği et 2018 yılında danadan elde edilen etten daha ucuz olacak. Şu anda, tarıma elverişli arazinin % 30&#8217;u büyükbaş hayvan üretimi için kullanılıyor. Hayvan yetiştirmek için bu araziye ihtiyacınızın kalmadığını düşünün. Böcek proteinini kısa süre içinde piyasaya sürecek girişimler var. Böcek proteini etten daha fazla protein içeriyor. Halen çoğu insan böcek yeme fikrine soğuk bakmasına rağmen “Böcek Proteini” alternatif protein kaynağı olarak adlandırılıyor.</p>
<p><strong>MOODIES</strong>: Hangi ruh hali içinde bulunduğunuzu söyleyen ‘Moodies’ adında bir uygulama var. 2020’ye kadar yüz ifadenizden yalan söyleyip söylemediğinizi tespit edebilecek uygulamalar geliyor. Tartışanların doğru veya yalan söylediklerinin kolayca anlaşılabildiği politik bir tartışma izlediğinizi düşünün.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-publisher-lg wp-image-369" src="http://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-20-22-Gelecek-geldi-bile-2-750x430.jpg" alt="Gelecek-geldi-bile" width="750" height="430" /></p>
<p><strong>BITCOIN (BTC- Elektronik Para Birimi</strong>): bu yıl ana para birimlerinden biri olabilir. Öyle ki; varsayılan rezerv para birimi haline bile gelebilir.</p>
<p><strong>EĞİTİM</strong>: Afrika’da ve Asya’da en ucuz akıllı telefonlar şimdiden 10 Dolara satılıyor. 2020 ye kadar insanların büyük çoğunluğu, en yüksek kalitede eğitim ve bilgiye ulaşmayı sağlayacak akıllı telefon veya benzeri bir kolaylığa sahip olacak. Her çocuk sanat, mühendislik, tasarım, dil, bilim, müzik, matematik vb konularda eğitim almak için KHANS ACADEMY veya benzeri diğer imkanları kullanabilecek.</p>
<p><strong>UZUN YAŞAM</strong>: Şimdilerde ortalama ömür yılda üç ay uzuyor. Dört yıl önce 79 yıl olan ortalama ömür süresi şu anda 80 yıl. Aynı zamanda şimdi üç ay olan yıllık artış hızı da logaritmik bir şekilde artıyor. 2036 yılına kadar yıllık artış yılda 12 ay (bir yıl) olabilir. Bu nedenle hepimiz büyük olasılıkla 100 yaşının çok üzerine kadar yaşabileceğiz. Bunlar bugünün bilim ve teknolojisine göre bilebildiklerimiz. Kim bilir gelecekte daha neler olacak, tam anlamıyla büyüleyici!</p>
<p>Ürkütücü&#8230;</p>
<p>Heyecan verici&#8230;</p>
<p>Yazının buradan sonrasına kendi cümlelerimle devam etmek istiyorum. Hiçbirimiz ürkmekte haksız değiliz. Asıl soru kimlerin heyecan duyduğu? Bu baş döndüren gelişim kimler için heyecan verici diye sorgulamalıyız. Tabii ki “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” diyenler için. Korku ile geçmişe sarılmak ve gelişmeleri inkar edip mevcudu korumak uğruna gelişmeleri göz ardı eden ve günü kurtarmak için dalkavukça kararlar alan Kodak firması gibi yok olmak yerine; çalışkan, bilgili ve geleceği yaratmanın yollarını keşfetmeye uğraşanlar için heyecan verici. İyilikler ve güzellikler ile dolu bir ütopyayı kurabilme heyecanını duyabilenler için heyecan verici . Bence bu heyecanı paylaşmanın anahtarı eğitim misyonu ve vizyonunda&#8230; İlerici bir vizyonla; özgürlük, gerçekçilik, özgüven, araştırmacılık, zekâ, hayalcilik ve insan evriminde digital çağın oluşturacağı olanak ve değişimleri yan yana getiren bir misyonu yaratabilmek isteğinde olanlar için heyecan verici.</p>
<p>Belki de tek gereken bunu istemek, bu isteği ve gerekliliği anlamak, öğrenmek ve kendimizi gelişmelere uydurmaya çalışmak. Tercihimizi evrimsel açıdan doğru yönde yapmaya çalışmak&#8230; Çünkü, böyle bir misyonu hangi toplum edinirse, ütopik bir gelecek o topluma diğerlerinden çok daha yakın olacak. Geç kalanları ise belki de tarih hiç hatırlamayacak.</p>
<p><strong>Dr.Cem Heper</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/saglik-4-0/gelecek-geldi-bile/">Gelecek geldi bile</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıkta Şiddet Tıp Öğrencilerinin Mesleğe ve Hastalara Bakışını Nasıl Etkiliyor?</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/guncel/saglikta-siddet-tip-ogrencilerinin-meslege-ve-hastalara-bakisini-nasil-etkiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hekimce Bakış]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Aug 2018 08:32:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 96. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://hekimcebakis.org/?p=362</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1920" height="1080" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-10-saglikta-siddet.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="saglikta-siddet" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-10-saglikta-siddet.jpg 1920w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-10-saglikta-siddet-300x169.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-10-saglikta-siddet-768x432.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-10-saglikta-siddet-1024x576.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></div>
<p>Sağlıkta Şiddet Tıp Öğrencilerinin Mesleğe ve Hastalara Bakışını Nasıl Etkiliyor? Bir Fakülte Örneği Setenay S. Yalınbaş (*1), Filiz Bulut (*2), M. Murat Civaner (*3) GİRİŞ Sağlık kurumlarındaki şiddet “hasta ya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/guncel/saglikta-siddet-tip-ogrencilerinin-meslege-ve-hastalara-bakisini-nasil-etkiliyor/">Sağlıkta Şiddet Tıp Öğrencilerinin Mesleğe ve Hastalara Bakışını Nasıl Etkiliyor?</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1920" height="1080" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-10-saglikta-siddet.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="saglikta-siddet" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-10-saglikta-siddet.jpg 1920w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-10-saglikta-siddet-300x169.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-10-saglikta-siddet-768x432.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/08/S-10-saglikta-siddet-1024x576.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></div><p><strong>Sağlıkta Şiddet Tıp Öğrencilerinin Mesleğe ve Hastalara Bakışını Nasıl Etkiliyor? Bir Fakülte Örneği</strong><br />
Setenay S. Yalınbaş (*1), Filiz Bulut (*2), M. Murat Civaner (*3)</p>
<blockquote><p><strong>GİRİŞ</strong></p>
<p>Sağlık kurumlarındaki şiddet “hasta ya da toplumun herhangi bir üyesinden gelen ve sağlık çalışanı için risk oluşturan; sözel şiddet, tehdit ya da fiziksel saldırıyı içeren durum” olarak ifade edilmektedir (Saines 1999). Türkiye’de son yıllarda acil servis, psikiyatri, 112 çalışanları gibi şiddete maruz kalma oranı yüksek birimlerdeki şiddet olaylarının artmasının yanında, tüm çalışma alanlarında şiddet olayları görülmeye başlamıştır (Elbek ve Adaş 2012). Ülke çapında 12,944 sağlık çalışanının katıldığı bir çalışmada; son 12 ayda sağlık çalışanlarının %44.7&#8217;sinin işyerinde şiddete maruz kaldığı, %6.8&#8217;inin fiziksel şiddete, %43.2&#8217;sinin sözlü şiddete uğradığı saptanmıştır (Pinar ve ark. 2017). Türkiye&#8217;de günde ortalama 30 sağlık çalışanının şiddete uğradığı saptanmıştır (TBMM 2013).</p></blockquote>
<p><strong>YÖNTEM</strong></p>
<p>Çalışmamızda hekim adaylarının sağlıkta şiddet karşısındaki düşünceleri ve mesleğe yönelik bakışlarının nasıl etkilendiği araştırılmaktadır. Araştırmaya, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi 2016-2017 Eğitim ve Öğretim döneminde birinci sınıfta olan 163, üçüncü sınıfta olan 146 ve altıncı sınıfta olan 99 öğrenci olmak üzere toplam 408 öğrenci katılmıştır. Kesitsel tipteki araştırmanın verileri, araştırmacılarca geliştirilen 17 soruluk bir anket formu ile toplanmıştır.</p>
<p><strong>BULGULAR</strong></p>
<p>Araştırmaya katılan tıp fakültesi öğrencilerinin %55.2&#8217;si tıp eğitimi aldığı süreçte hasta ya da yakınlarından kendisine yönelen şiddete maruz kalmış ya da tanık olmuştur. Bu öğrencilerin %47.1&#8217;i sözlü şiddete, %3.1&#8217;i fiziksel şiddete maruz kaldıklarını, %78.0&#8217;ı ise şiddete tanık olduklarını belirtmişlerdir. Altıncı sınıf öğrencileri sözel şiddete ve fiziksel şiddete diğerlerine göre anlamlı düzeyde daha fazla maruz kaldıklarını ifade etmişlerdir. Katılımcıların büyük çoğunluğu, sağlık alanındaki şiddetin önemli bir sorun olduğunu düşünmektedir (%88.6).</p>
<p>Günümüzde hasta-hekim ilişkisinin niteliği üzerine düşünceler sorgulandığında; katılımcıların %54.3&#8217;ü hastaların hekimlere saygı duymadığını, %41.1&#8217;i ise hekimlerin hastalara saygı duymadığını belirtmiştir. Hekimlerin hastalara karşı yaklaşımlarının olumsuz olduğunu vurgulayan &#8220;Hekimler hastalara saygı duymuyor&#8221;, &#8220;Hekimler hastaları sevmiyor&#8221; ve &#8220;Hekimler hastalara yeterli ilgiyi göstermiyor&#8221; gibi ifadelere, şiddete maruz kalmayanlar kalanlara göre, birinci ve üçüncü sınıf öğrencileri altıncı sınıf öğrencilerine göre daha fazla katılmaktadır (p&lt;0.05). Hasta-hekim ilişkisinin “olması gerektiği gibi” olduğunu düşünenlerin oranı %4.3&#8217;tür.</p>
<p>Araştırmaya katılan öğrenciler, sağlık alanındaki şiddetin en etkili ilk üç nedenini &#8220;Şiddete uygulanan hukuki yaptırımların caydırıcılıktan uzak oluşu&#8221; (%88.7), &#8220;Performans sistemi nedeniyle hasta başına ayrılan sürenin azalması&#8221; (%88.2) ve &#8220;Şiddetin bir tür hak arama yöntemine dönüşmesi&#8221; (%87.8) biçiminde sıralamışlardır.</p>
<p>Desteklenen çözüm önerileri ortak paydalarına göre gruplandığında; &#8216;Yeterli yaptırım&#8217; (%93.4) ile &#8216;Topluma yönelik öneriler&#8217;in (%91.7), küçük bir farkla &#8216;Sağlık politikalarına yönelik öneriler&#8217;in (%90.9) önüne geçtiği görülmektedir. Katılımcılar, şiddetin nedenleri üzerine düşüncelere benzer biçimde, öneriler içinde hekimlere yönelik olanları diğerlerine göre daha düşük düzeyde desteklemişlerdir (%83.0).</p>
<p>&nbsp;</p>
<table width="741">
<tbody>
<tr>
<td width="163"><strong> </strong></td>
<td width="520"><strong>Etki</strong></td>
<td width="59"><strong>%</strong></td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="3" width="163">Mesleki geleceğe ilişkin kaygı yaratma</td>
<td width="520">Meslek yaşamımda şiddete maruz kalma olasılığım hiç de az değil.</td>
<td width="59">80.5</td>
</tr>
<tr>
<td width="520">Klinikte şiddete uğrama olasılığı beni ürkütüyor.</td>
<td width="59">68.0</td>
</tr>
<tr>
<td width="520">Uzman olmayı düşünürsem, seçeceğim alan Halk Sağlığı ya da Temel Bilimler gibi şiddet açısından düşük riskli bir alan olur.</td>
<td width="59">18.3</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="4" width="163">İnsanlara yardımcı olma motivasyonunun azalması</td>
<td width="520">Riskli vakalara müdahale etmek istemiyorum.</td>
<td width="59">24.6</td>
</tr>
<tr>
<td width="520">Mesleğe başlarken sahip olduğum ideallerden uzaklaştım.</td>
<td width="59">23.6</td>
</tr>
<tr>
<td width="520">Verdiğim emekler bu insanlar için fazla diye düşünüyorum.</td>
<td width="59">22.4</td>
</tr>
<tr>
<td width="520">İnsanlara yardım etmek benim için eskisi kadar önemli değil.</td>
<td width="59">14.7</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="5" width="163">Mesleği seçtiğine pişman olma</td>
<td width="520">Fakülteye kaydolduğum günkü kadar hevesli değilim.</td>
<td width="59">42.0</td>
</tr>
<tr>
<td width="520">Tekrar tercih yapacak olsam yine tıp fakültesini seçerdim.*</td>
<td width="59">15.4</td>
</tr>
<tr>
<td width="520">İmkanım olsa bugün tıp fakültesini bırakırım.</td>
<td width="59">11.2</td>
</tr>
<tr>
<td width="520">Bu mesleği seçtiğim için pişmanım.</td>
<td width="59">8.6</td>
</tr>
<tr>
<td width="520">Şiddet sorunu nedeniyle bazen tıp fakültesini bırakmayı düşündüğüm oluyor.</td>
<td width="59">5.9</td>
</tr>
<tr>
<td width="163">Etki yok</td>
<td width="520">Şiddet sorunu hekimliğe bakışımı etkilemiyor.</td>
<td width="59">34.4</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em>* Bu ifadeye katılmayanların yüzdesi</em></p>
<p>Katılımcılar; şiddete maruz kalmaları durumunda mesleğe bakışlarının ve hastaya yaklaşımlarının nasıl olacağını anlamaya yönelik ifadeler arasında en sık “Karar alırken cesaretimi kaybederim” (%55.7), “Hastalardan soğurum” (%55.6) ve “Riskli vakalara müdahale etmek istemem” (%50.6) ifadelerine katılmışlardır.</p>
<p><strong>TARTIŞMA</strong></p>
<p>Her iki öğrenciden biri hasta ya da yakınlarından kendilerine yönelen sözlü ya da fiziksel şiddete uğrayarak ya da buna tanık olarak bir biçimde şiddete maruz kalmıştır. Yanı sıra, henüz eğitimlerinin başındaki birinci sınıf öğrencileri arasında her üç kişiden biri şiddete tanık olduğunu ifade etmiştir; ki bu bulgu şiddetin yaygınlığına ilişkin dikkat çekici bir veri sağlamaktadır. Bu oranlar oldukça kaygı vericidir. Bekleneceği üzere, öğrencilerin eğitimleri ilerledikçe maruziyetleri artmaktadır; altıncı sınıf öğrencilerinde şiddete maruziyet diğerlerine göre yüksektir. Buna karşın 2016 tarihli Sağlık Bakanlığı Hukuki Yardım ve Beyaz Kod Uygulaması Genelgesi’nde stajyerler ve internler ‘Beyaz Kod’ kapsamı dışında tutulmaktadır. Öğrencilerin şiddete maruz kalmaları durumunda böyle bir hakka sahip olmayışları önemli bir eksikliktir; bu eksiklik öğrencilerin kaygılarını ayrıca artırabilir, eğitimlerini ve hastalara yaklaşımlarını olumsuz etkileyebilir.</p>
<p>Katılımcıların yarısından fazlası, şiddete uğradıktan sonra mesleki kararlarını cesaretle alamayacağını ve hastalardan soğuyacağını ifade etmiştir. Riskli hastalara tıbbi girişimde bulunmayacağını ifade eden öğrencilerin sayısı şiddete maruz kalınması senaryosunda iki kat artmış, her iki öğrenciden biri bu durumda hastalara müdahale etmeyeceğini belirtmiştir. Toplum sağlığı ve sağlık hakkı açısından ürkütücü olan bu tabloya, gerek mezuniyet öncesi ve sonrası tıp eğitimiyle, gerekse de sağlık politikalarının çalışan sağlığını yeterince önemsemesiyle müdahil olunmalıdır.</p>
<p>Altıncı sınıf öğrencilerinin, şiddete maruz kalınması durumunda mesleğe bakışın, hastalara yaklaşımın ve hizmet sunma yükümlülüğünün olumsuz etkileneceğine ilişkin ifadelere diğer öğrencilere göre daha fazla katılmaları sağlıkta şiddetin tıp eğitimi sürecindeki bir yansıması olabilir. Öğrenciler sağlık hizmetinin içine girerek sağlık sisteminin bir parçası oldukça sağlıkta şiddet sorunu onları daha çok etkiliyor ve olumsuz etkiler bu nedenle daha fazla ortaya çıkıyor olabilir. Nitekim tıp öğrencilerine yönelik kısıtlı sayıdaki çalışmalardan birinde, intern hekimlerin %65.5&#8217;inin işyerinde şiddete uğradığı saptanmış, bu öğrencilerin %95.7’sinin duygusal-sözel, %4.3’ünün fiziksel şiddete maruz kaldığı belirtilmiştir <strong>(İlhan ve ark. 2009)</strong> .</p>
<p><strong>SONUÇ</strong></p>
<p>Sağlıkta şiddet sorunu ile tıp öğrencilerinin mesleğe ve hastalara bakışı arasındaki ilişkiyi anlamayı amaçlayan bu çalışmada; çalışma örneğine alınan öğrencilerin şiddete oldukça yüksek oranlarda maruz kaldıkları ve şiddetin gerek mesleğe ilişkin duygu ve düşüncelerini, gerekse de hastalara karşı tutumlarını olumsuz etkilediği gösterilmiştir. Tıp eğitimi boyunca şiddete maruziyetle birlikte bu etki artmaktadır; altıncı sınıf öğrencileri şiddet olgusu nedeniyle insanlara yardımcı olma motivasyonlarını kaybettiklerini, şiddete maruz kalmaları durumunda mesleğe ve hastalara yaklaşımlarının olumsuz etkileneceğini daha fazla ifade etmişlerdir. Sağlık çalışanlarına yönelen şiddet, öğrencilerde, riskli hastalara müdahale etmekten kaçınma derecesinde bir tepkiye yol açabilmektedir. Araştırma ile şiddetin daha az görünen bir boyuttaki etkisine ilişkin önemli bir veri elde edilmiş, sağlıkta şiddet sorunundan tıp öğrencilerinin de etkilenebileceği saptanmıştır.</p>
<p>Her iki öğrenciden birinin şiddete maruz kalırsa sonrasında riskli hastalara tıbbi girişimde bulunmayacağını ifade etmesi bulgusu dahi tek başına sağlıkta şiddet sorununun hekimlik mesleğinin değerleri ve toplum sağlığı açısından önemini göstermektedir. Sağlık çalışanlarına yönelen şiddet sorununa, öğrencilerin de işaret ettiği üzere sağlık politikaları gibi makro belirleyenlerden başlayarak zaman yitirmeden müdahil olunmalıdır.</p>
<p><strong>BİLGİLENDİRME</strong><br />
Bu çalışma, 11-12 Eylül 2017 tarihleri arasında İzmir&#8217;de düzenlenen Uluslararası Hemşirelik Uygulamalarında Etik Kongresi&#8217;nde ve 11-13 Mayıs 2018 tarihleri arasında Marmara Üniversitesi Öğrenci Kongresinde sözlü bildiri olarak sunulmuştur. Çalışma ayrıca Toplum ve Hekim Dergisi Mart-Nisan 2018 sayısında yayınlanmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>(1) Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi 5. sınıf öğrencisi<br />
(2) MA., Uludağ Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Tıp Tarihi ve Etik AD Doktora öğrencisi<br />
(3) Prof.Dr, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıp Tarihi ve Etik AD / mcivaner@gmail.com</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KAYNAKLAR</strong></p>
<ul>
<li>Annagür, B. (2010) Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet: Risk faktörleri, etkileri, değerlendirilmesi ve önlenmesi, Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 2(2): 161-173</li>
<li>Courtney-Pratt, H., Pich, J., Levett-Jones, T. Moxey, A. (2017) I was yelled at, intimidated and treated unfairly&#8217;. nursing students&#8217; experiences of being bullied in clinical and academic settings, J Clin Nurs</li>
<li>di Martino, V. (2002). Workplace violence in the health sector, Geneva: WHO.</li>
<li>Dikmetaş, E., Top, M. Ergin, G. (2011) Asistan Hekimlerin Tükenmişlik ve Mobbing Düzeylerinin İncelenmesi, Türk Psikiyatri Dergisi, 22</li>
<li>Elbek, O. Adaş, E. (2012). Şiddetin Gölgesinde Hekimlik, Aydın: Aydın Tabip Odası.</li>
<li>Elliott, P. P. (1997) Violence in health care. What nurse managers need to know, Nurs Manage, 28(12): 38-41; quiz 42</li>
<li>Fernandes, C. M., Bouthillette, F., Raboud, J. M., Bullock, L., Moore, C. F., Christenson, J. M., Grafstein, E., Rae, S., Ouellet, L., Gillrie, C. Way, M. (1999) Violence in the emergency department: a survey of health care workers, CMAJ, 161(10): 1245-1248</li>
<li>İlhan, M., Özkan, S., Kurtçebe, Z. Aksakal, F. (2009) Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde çalışan araştırma görevlileri ve intörn doktorlarda şiddete maruziyet ve şiddetle ilişkili etmenler, Toplum Hekimliği Bülteni 28(3)</li>
<li>İlhan, M. N., Çakır, M., Tunca, M. Z., Avcı, E., Çetin, E., Aydemir, Ö., Tezel, A. M.A., B. (2013) Toplum gözüyle sağlık çalışanlarına şiddet: Nedenler, tutumlar, davranışlar, GMJ, 2013: 5-10</li>
<li>Özcan, N. K. Bilgin, H. (2011) Türkiye&#8217;de sağlık çalışanlarına yönelik şiddet: Sistematik derleme, Turkiye Klinikleri J Med Sci, 31(6): 1442-1456</li>
<li>Pinar, T., Acikel, C., Pinar, G., Karabulut, E., Saygun, M., Bariskin, E., Guidotti, T. L., Akdur, R., Sabuncu, S., Bodur, S., Egri, M., Bakir, B., Acikgoz, E. M., Atceken, I. Cengiz, M. (2017) Workplace violence in the health sector in Turkey: a national study, Journal of Interpersonal Violence, 37(15): 2345-2365</li>
<li>Saines, J. C. (1999) Violence and aggression in A &amp; E: recommendations for action, Accid Emerg Nurs, 7(1): 8-12</li>
<li>TBMM (2013). Sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddet olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan meclis araştırması komisyonu raporu, Ankara: Türkiye Büyük Millet Meclisi.</li>
<li>Turhan, O., Ahmed, F., Aslan, D., Erişgen, G., Çakır, B., Sengelen, M. Yıldız, A. (2010) Önlenebilir Bir Sorun: Hekime Yönelik Şiddet, Ankara: Türk Tabipler Birliği Yayınları.</li>
<li>Turla, A., Aydın, B. Ünlü, B. (2012) İntern hekimlerin hekime yönelik şiddet konusunda yaşanmışlıkları ve düşünceleri, Adli Tıp Bülteni, 17(1): 5-11</li>
<li>Yağbasan, M. Çakar, F. (2006) Doktor-hasta ilişkisinde dile ve davranışa dayalı iletişimsel sorunları belirlemeye yönelik bir alan araştırması, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (15): 609-629</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/guncel/saglikta-siddet-tip-ogrencilerinin-meslege-ve-hastalara-bakisini-nasil-etkiliyor/">Sağlıkta Şiddet Tıp Öğrencilerinin Mesleğe ve Hastalara Bakışını Nasıl Etkiliyor?</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
