<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitap Kokusu arşivleri - Hekimce Bakış</title>
	<atom:link href="https://hekimcebakis.org/tag/kitap-kokusu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hekimcebakis.org/tag/kitap-kokusu/</link>
	<description>Bursa Tabip Odası yayınıdır</description>
	<lastBuildDate>Fri, 25 Jan 2019 15:29:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>Kitap  Kokusu;  Hikaye Avcısı</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/kitap-kokusu-hikaye-avcisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Feb 2018 14:55:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 95. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Kokusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=950</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="800" height="561" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/10/hikaye-avcisi-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="hikaye-avcisi" decoding="async" fetchpriority="high" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/10/hikaye-avcisi-2.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/10/hikaye-avcisi-2-300x210.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/10/hikaye-avcisi-2-768x539.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></div>
<p>‘’Geçmişin şimdiki zaman olduğunu ve hatıranın şimdiye dönüşmek için dün olmayı bırakacak şekilde anlatılabileceğini keşfettim’’ Hikaye Avcısı, Arjantinli muhalif yazar Eduardo Galeano&#8217;nun ölümünden sonra basılan son kitabı. Editör Carlos Diaz, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/kitap-kokusu-hikaye-avcisi/">Kitap  Kokusu;  Hikaye Avcısı</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="800" height="561" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/10/hikaye-avcisi-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="hikaye-avcisi" decoding="async" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/10/hikaye-avcisi-2.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/10/hikaye-avcisi-2-300x210.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/10/hikaye-avcisi-2-768x539.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></div><p>‘’Geçmişin şimdiki zaman olduğunu ve hatıranın şimdiye dönüşmek için dün olmayı bırakacak şekilde anlatılabileceğini keşfettim’’</p>
<p>Hikaye Avcısı, Arjantinli muhalif yazar Eduardo Galeano&#8217;nun ölümünden sonra basılan son kitabı. Editör Carlos Diaz, önsözde Galeano&#8217;nun son ayrıntıya dek kitabı gözden geçirip tamamladığını; metinleri ardı ardına yazdığını ve cilalayıp parlattığını belirtiyor. Ancak sağlığı yayınlanma aşamasına geçmeye elvermiyor. Ölümünden bir yıl sonra ölümle ilgili düşüncelerinin yer aldığı son karalamalarının da eklendiği Hikaye Avcısı kitabı basılır.</p>
<p>Hikaye Avcısı dört bölümden oluşuyor: zamanın değirmenleri, hikayeler anlatıyor, kılavuz ve istedim,istiyorum, isterdim. Zamanın Değirmenlerinde Galeano&#8217;nun kendine özgü çok az sözcükle ve vurucu tümcelerle anlattığı, aşktan, savaştan, barıştan, bellekten, futboldan, söz eden hikayeler yer alıyor. &#8221;Dünya yolculuk ediyor. Yolcudan ziyade kazazede taşıyor üzerinde. Yoksulların bile zengin olduğu ve hepsinin Hollywood&#8217;da yaşadığı o vaat edilen cennete doğru seferlerini tamamlamadan binlerce çaresiz ölüyor her yolculukta. Oraya varmayı başaran pek azının yanılsamasıysa çok uzun sürmüyor.&#8221;</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-952 size-full" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/10/hikaye-avcisi.jpg" alt="" width="414" height="600" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/10/hikaye-avcisi.jpg 414w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/10/hikaye-avcisi-207x300.jpg 207w" sizes="(max-width: 414px) 100vw, 414px" /></p>
<p>Hikayeler Anlatıyor&#8217;da sürgünlük yıllarını ve önceki kitaplarıyla ilgili anekdotları anımsıyor ve yaşamının bir özeti olan kitaplarına birlikte göz atıyoruz: Uruguaylı bir futbolcu 2009 yılında Galeano&#8217;yu arar ve ona yıllardır yanında taşıdığı bir şeyi vermek istediğini söyler. 1984de çatışmada ölen bir gerillanın sırt çantasından çıkan ve ortasında kurşun deliği olan ünlü kitabı Latin Amerika’nın Kesik Damarlarının eski bir baskısıdır vermek istediği.</p>
<p>Kılavuz, kitabın en kişisel bölümü. Galeano onu yazmaya iten nedenleri anlatıyor: Gençliğinde Bolivyada bir maden bölgesinde bir süre madencilerle birlikte yaşar. Ayrılacağı gece düzenlenen eğlentide madenciler kendilerine denizi anlatmasını isterler. &#8221;Yoksulluğa ve erken yaşta ölüme mahkum, denizi asla göremeyecek bu insanlara denizi onlara getirme, onları ıslatmaya muktedir sözcükleri bulma sorumluluğu omuzlarımdaydı. Yazmanın bir işe yaradığı kesinliğinden hareketle, yazar olarak ilk meydan okuyuşum bu oldu.&#8221;</p>
<p>Kitabın son bölümünü Navajo yerlilerinin gece türküsünden esinlenerek İstedim, İstiyorum, İsterdim olarak isimlendirmiş. Bu son bölümde yineleyen kanseri nedeniyle çok az zamanı kaldığını bilen Galeano ölüm ve yaşama dair düşüncelerini paylaşmış.</p>
<p>Gazeteci ve gerçeğin peşinde bir yazar olan Galeano&#8217;nun düşleri, yanılsamaları, düşünceleri, yaşanmış olayları birbirine eklemleyerek yazdığı her kısa ve derin öyküden evrensel bir anlatıya ulaşılır.</p>
<p>Eduardo Galeano kendisinin de söylediği gibi bir hikaye avcısı, seslerin dinleyicisidir. Çağdaşı büyük yazar John Berger&#8217;in tanımıyla o, bu dünyanın vicdanıdır. Görünmeyenlerin yüzü, işitilmeyenlerin sesidir.&#8221; Zamanın ve haritaların çizdiği sınırların çok ötesinde adalet ve güzellik peşinde koşan kadın ve erkeleri bulmaya çalıştım; çünkü nerede doğmuş olurlara olsunlar onlar benim vatandaşlarım ve çağdaşlarım.&#8221;</p>
<p>Tüm ezilenlerin mücadelesini efsaneler, anekdotlar, yaşanmış gerçek olaylarla anlatan ve direnişin belleği olan Latin Amerika’nın Kesik damarları, Aşkın Ve Savaşın Gündüz Ve geceleri, Tepetaklak, Ve Günler Yürümeye Başladı, Ateş Anıları, Kadınlar, Aynalar, Yürüyen Kelimeler gibi unutulmaz kitaplarıyla dünyanın alternatif tarihini yazan Galeano artık bizimle değil ama; sözcükleri yürümeye devam ediyor.</p>
<p>Latin Amerika’nın ödün vermeden inandıklarını savunan son şövalyesiydi. Bu dijitalleşerek yozlaşmış banal kültür çağında kitaplarına sığınmak bana iyi geliyor. Bir kez daha Eduardo Galeano’yu Kitap Kokusu’nda saygıyla anıyorum.</p>
<p><strong>&#8221; Rüzgar martıların izini siler.</strong><br />
<strong>Yağmur insanın ayak izini siler.</strong><br />
<strong>Güneş zamanın izini siler.</strong><br />
<strong>Öykü anlatıcıları yitik hatıranın,aşkın ve acının görünmeyen ama hiç silinmeyen izini arar.&#8221;</strong></p>
<p>Dr. Engin DEMİRİZ</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/kitap-kokusu-hikaye-avcisi/">Kitap  Kokusu;  Hikaye Avcısı</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bursa Sağlık Tarihi [Kitap Kokusu}</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/bursa-saglik-tarihi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Sep 2017 14:40:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 94. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Kokusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1010</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="800" height="534" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/bursa-saglik-tarihi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bursa-saglik-tarihi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/bursa-saglik-tarihi.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/bursa-saglik-tarihi-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/bursa-saglik-tarihi-768x513.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/bursa-saglik-tarihi-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></div>
<p>2004 yılında Bursa Kent Müzesi’nin kuruluş çalışmalarında görev almıştım. Bu süreçte ayrıca bir Sağlık Müzesi kurma düşüncesi belirdi. Proje için çalışmaya başladım. Sağlık Müzesi kurma çalışmaları için kentte sağlık alanıyla [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bursa-saglik-tarihi/">Bursa Sağlık Tarihi [Kitap Kokusu}</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="800" height="534" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/bursa-saglik-tarihi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bursa-saglik-tarihi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/bursa-saglik-tarihi.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/bursa-saglik-tarihi-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/bursa-saglik-tarihi-768x513.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/bursa-saglik-tarihi-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></div><p>2004 yılında Bursa Kent Müzesi’nin kuruluş çalışmalarında görev almıştım. Bu süreçte ayrıca bir Sağlık Müzesi kurma düşüncesi belirdi. Proje için çalışmaya başladım. Sağlık Müzesi kurma çalışmaları için kentte sağlık alanıyla ilgili herkese çağrı yaparak bilgi ve belge istedim. Gelen belge ve bilgilerle çalışma ekibimizin bizzat ulaştığı bilgi ve belgeleri görünce bunları derleyerek müze ile birlikte aynı zamanda bir de kitap oluşturma çabasına giriştik.</p>
<p>Konu ile ilgili kentte çalışan ve daha önce bu konularda çalışması olan herkese ulaşmaya gayret edip, ilk toplantımızı 2010 yılında yaptık. Genel çerçevesi ve içeriği 2010 yılında belirlenen kitabın içerik yazma, yazdırma ve derleme çalışmaları 2017 yılına kadar sürdü. Kentin resmi sağlık kurumları ile ilgili bilgi ve belge süreci olarak, Kamu Hastaneler Birliği’nin kurulması sonrası güncellemeler açısından çok sık değişim söz konusu olduğu için, Sağlık Müdürlüğü esaslı yapılanma döneminin sonuna kadar olan süreç esas alındı.</p>
<p>Bursa Sağlık Tarihi çok çalışılmamış bir konuydu. Yeterli kaynak ve kayıt yoktu. 1950 öncesi Bursa’nın sağlık müdürleri, kentin hastaneleri ve çalışan hekimleri bile belli değildi. Uzun süren bir çalışma ile tüm isimleri zor da olsa bulduk. Tüm kayıtları düzenledik. En azından Antik Çağ’dan günümüze Bursa Sağlık Tarihi’ne ait ne varsa derleyip, toplamaya çalıştık. Yeni de bazı eksiklikler bulunacaktır. Ama bu kente çok önemli katkıları olmuş, ancak unutulmuş birçok ismi, olayı ve çok şaşırtıcı bazı tarihi gerçekleri bu kitapta ilk kez göreceğinizi söyleyebilirim.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1015 alignleft" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2017/09/bursa-saglik-tarihi-11.jpg" alt="bursa-saglik-tarihi" width="370" height="505" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2017/09/bursa-saglik-tarihi-11.jpg 370w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2017/09/bursa-saglik-tarihi-11-220x300.jpg 220w" sizes="auto, (max-width: 370px) 100vw, 370px" /></p>
<p>Bursa Sağlık Tarihi kitabı, kent özel tarihi açısından bu kapsamda yayınlanan ilk kitaptır. Kitabın asıl amacı; bir kentin sağlık tarihiyle ilgili bilgi ve belgeleri kayıt altına almaktır. En azından bu konuda bir başlangıç yapıp, gelecekteki araştırmacı ve meraklılar için tarihe düşülen bir nottur.</p>
<p>Bursa Sağlık Tarihi kitabı, temel olarak Antik dönemlerden başlayarak, Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet dönemi olarak düzenlenmiştir. Özel başlılar ile bazı konular, kişiler ve kurumlar ayrıca incelenmiştir. Her bölümü oluşturan, yazan ve derleyen araştırmacılar bölüm editörü olarak belirtilmiş; bölüm içinde yazılarından yararlanılan, bilgisine başvurulan yazarlar ismi ile veya kaynak gösterilerek kullanılmıştır.</p>
<p>Bursa özneli bu kitap, sağlık çalışanları için tarihe ve hayata bir not düşme çabasıdır. Bizler bugün için yazılı kaynaklara çok itibar etmiyoruz ama kentin tarihsel kaydı için bu eserlerin ve çalışmaların amacı 50 yıl belki de 100 yıl sonra anlaşılacaktır.</p>
<p>Bu kitap Bursa’da doğan veya çalışan, sağlık alanında katkı koyan binlerce insanın emeği ile oluşmuştur. Bu çalışma için hangi kapıyı çaldıysak, herkes elinden geleni yapmaya çalıştı. Bu kitapta adı geçen herkesin ve ailelerinin bu çalışmaya ve oluşacak sağlık müzesine katkısı vardır. Kitabın yazarı da sahibi de onlaradır.</p>
<p>Yaklaşık 7 yıldır süren araştırma, belge ve bilgi toplama sürecinde bu çalışma birçok kişi ve kurumun ciddi yardımları ve katkıları oldu. Hiç kuşkusuz, bu kişi ve kurumların yardımı olmasaydı, bu kitap daha eksik olurdu. Bu kitabın oluşmasında yazar olsun ya da olmasın kitabın bazı bölümlerine aklı, fikri, emeği veya kalemi ile destek verenler oldu. Kitap içinde isimleri geçen, gönüllü yardımlarını esirgemeyen bu kent ve kültür dostlarını anmak ve tarihe kayıt düşmek boynumuzun borcudur.</p>
<p>“Gelen her bilgiyi, kitapta katkı koyan kişilerin ismi ile kullanmaktan onur duyarız. Bilgi paylaştıkça büyür” inancı ile ulaşabildiğimiz her kaynağa başvurduk. Tarihi bilgileri derlemede en ciddi sorun bilginin doğruluğu, kaynak ve güncelleme sorunudur. Bu konuda eksik ve yanlışlarımız varsa (ki vardır) affola…</p>
<p>Bu kitap ve sağlık müzesinin oluşmasında ilk aşamadan bu yana destek olan BBŞB Başkanı Recep Altepe’ye, Bursa Sağlık Müdürlüğü’ne, Bursa Tabip Odası’na, Bursa Veteriner Hekimler Odası’na, Bursa Diş Hekimleri Odası’na ve Bursa Eczacı Odası’na, Uludağ Üniversitesi öğretim üyelerine ve araştırmacılarına, başından beri çalışmalara katkı koyan müze ve kitabın koordinasyonu, bölümlerin ve müzenin oluşması için büyük bir iyi niyet ile bize destek olan, yardımı esirgemeyen Azizi Elbas’a, Ahmet Erdönmez’e, Bursa Araştırmaları Merkezi (BAM) çalışanlarına, Dr. Çetin Tor’a, Deniz Dalkılınç’a, Dr. Can Başaran’a, Ecz. Kubilay Aydın’a, Doç. R. Elif Atıcı’ya, Doç. Dr. Sezer Erer Kafa’ya, Hüsniye Altıntaş’a ve Rahşan Tuncer’e çok teşekkür ederim.</p>
<p>Elbette yıllardır süren çalışmalarımda gösterdikleri sabır ve destek için eşim Doç. Dr. Emel İrgil ve kızım Ezgi İrgil’e minnettarım.</p>
<p>Dr. Ceyhun İrgil</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bursa-saglik-tarihi/">Bursa Sağlık Tarihi [Kitap Kokusu}</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın Yok Savaşın Yüzünde [Kitap]</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/kadin-yok-savasin-yuzunde-kitap/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Sep 2017 14:33:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 94. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Kokusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1006</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="534" height="401" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/kadin-yok-savasin-izinde-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="kadin-yok-savasin-izinde" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/kadin-yok-savasin-izinde-1.jpg 534w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/kadin-yok-savasin-izinde-1-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/kadin-yok-savasin-izinde-1-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 534px) 100vw, 534px" /></div>
<p>Nobel ödüllü (2015) yazar Svetlana Alexievich’in ilk kitabı Kadın Yok Savaşın Yüzünde , 2.Dünya savaşında faşizme karşı cephede savaşan keskin nişancı, tankçı, savaş pilotu, sağlıkçı, hekim, partizan, keşif eri, çamaşırcı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/kadin-yok-savasin-yuzunde-kitap/">Kadın Yok Savaşın Yüzünde [Kitap]</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="534" height="401" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/kadin-yok-savasin-izinde-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="kadin-yok-savasin-izinde" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/kadin-yok-savasin-izinde-1.jpg 534w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/kadin-yok-savasin-izinde-1-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/kadin-yok-savasin-izinde-1-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 534px) 100vw, 534px" /></div><p>Nobel ödüllü (2015) yazar Svetlana Alexievich’in ilk kitabı Kadın Yok Savaşın Yüzünde , 2.Dünya savaşında faşizme karşı cephede savaşan keskin nişancı, tankçı, savaş pilotu, sağlıkçı, hekim, partizan, keşif eri, çamaşırcı Rus kadınlarının tanıklıklarına dayanan ve sadece onların sesini, sözünü aktaran bir sözlü tarih örneği. İsveç Nobel Akademisi, Svetlana Alexievich’i yarattığı bu yeni tür nedeniyle ve duyguların, ruhun tarihini aktardığı kitapları için 2015 yılında Nobel Edebiyat Ödülüne değer bulmuştu.</p>
<p>Svetlana Alexievich, 1975- 1985 yılları arasında Sovyetler Birliğinin dört bir yanından faşizme karşı verilen Büyük Anavatan Savaşına katılmış, cephede savaşmış kadınlarla konuşur; anıları, deneyimleri, duyguları üzerinden savaşı kadın bakışıyla anlatır. Görüştüğü kadınların çok azı onu reddeder, diğerleri anlatmaya, paylaşmaya susamış gibidirler. Yaşadıkları travma ve kadın savaşçı olmanın zorlukları uzunca bir süre suskun kalmalarına neden olur. Şimdi çoğu çoluk çocuğa karışmış, emekli olmuş, torun sahibi ninelerdir. Anılarını paylaşmaktan öte yeniden yaşarlar. İlk elden, ikincil anlatılarla enfekte olmamış anılar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-1007" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/kadin-yok-savasin-izinde-2.jpg" alt="kadin-yok-savasin-izinde" width="1280" height="694" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/kadin-yok-savasin-izinde-2.jpg 1280w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/kadin-yok-savasin-izinde-2-300x163.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/kadin-yok-savasin-izinde-2-768x416.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/kadin-yok-savasin-izinde-2-1024x555.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></p>
<p>1948 doğumlu yazarın kendi ailesi de savaş mağduru. Yakınlarının çoğu savaşta ölmüş, aralarında Almanların diri yaktıkları da var, tifüsten ölenler de. Babası üç çocuklu ailenin savaştan sağ dönebilen tek bireyi. Alexievich’in köyündeki kadınların çoğu savaş dulu. Savaş anılarıyla dolu bir çocukluk geçiren Svetlana Alexievich gazeteci olarak çalışmaya başlar. Çernobil ve Rus yakın tarihinin Afgan savaşı gibi travmatik olayları sonrasında insanların anlattıkları ilgisini çeker. Tanıklıklar üzerine yazmaya başlar: ‘’Tolstoy, Dosteyevski döneminde yaşasaydım kurgusal romanlar yazardım; ama bazen sanatın yetmediği durumlar var.’’ Bir yazar ve gazeteci olarak dünyayı bireysel seslerin ve gündelik yaşamın ayrıntılarının bir kolajı olarak görür.</p>
<p>Kızıl Orduda büyük anavatan savaşına 1 milyondan fazla kadın katılmıştı. Alexievich, Minsk gazetelerinden birinde aslında savaş sırasında sniper olan muhasebeci bir kadının veda partisinden söz eden yazıyı okuduğunda kadın gözüyle savaşın pek ele alınmadığını düşünerek bu projeyi tasarlar. Yazarı ilgilendiren kahramanlık öykülerinden çok ‘’küçük büyük insan’’dır. Savaşın destansı bir yanı yoktur. Tersine çılgınca hastalıklı, tiksindirici bir şeydir savaş.</p>
<p>Savaşan katılan kadınların çoğu 20 yaşın altındaki gönüllüler, faşizme karşı vatanı savunmak peşindeler. Savaşın tüm zalimliğine karşın kadınca duyarlılıklarını yitirmezler, kozalaktan bigudi, sargı bezinden gelinlik dikerler, baharda açan çiçeklere sevinirler, Aç Alman esirlerle ekmeklerini bölüşürler, vurulan kuşlara yanarlar. ‘’Hani olurdu ya…Hani…Bilirsiniz…Güz sonunda kuşlar göçer…Uzun uzun kuş sürüleri…Hem bizimkiler hem Alman topçular ateş ediyordu…Nasıl seslenirsin kuşlara? Buraya gelmeyin! Burada ateş ediliyor diye. Kuşlar, kuşlar toprağa düşüyordu&#8230;’’</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1017 alignleft" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2017/09/kadin-yok-savasin-izinde-3.jpg" alt="kadin-yok-savasin-izinde" width="575" height="385" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2017/09/kadin-yok-savasin-izinde-3.jpg 575w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2017/09/kadin-yok-savasin-izinde-3-300x201.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2017/09/kadin-yok-savasin-izinde-3-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 575px) 100vw, 575px" />Savaştan sonra yeni hayatlarına uyum sağlamak da zor olmuştur. Yaşadıkları acılar, işkence, tanık oldukları vahşet peşlerini bırakmaz. Çoğu kanı anımsattığı için kırmızı renge katlanamaz, insan etini çağrıştırdığı için tavuk eti yiyemez.<br />
Bir kadın çavuş, savaştan sonra çok sevdiği Heine’nin şiirlerini okuyamadığını, Bach ve Wagner’i tekrar dinleyebilmesi için yıllar geçmesi gerektiğini anlatır. Bir yanda sıradan bir Rus kadınından Alman kültürüne bu denli aşina bir insan yaratan Sovyet devrimi, diğer yanda o kültürden gelen ve o kültürle yoğrulmuş olmasına karşın Hitler’e hayran ,’’ öteki’’ne düşman zalim bireyler yetiştiren faşizm. Yenilmesi belki de sırf bu nedenle kaçınılmazdı.</p>
<p>Kadın Yok Savaşın Yüzünde sözlü tarihin mükemmel bir örneği. Kadınlardan biri savaş anılarını hatırlamanın dehşet verici olduğunu ama unutmanın dehşetten de öte olduğunu söyler. Alexievich savaşa katılan bu kadınları sadece dinler ve söylediklerini olduğu gibi aktarır. Bazı eleştirmenler bu tarzına anlatılar arasında bir bağ olmadığı için karşı çıkmışlar. Ancak bu seslerin bağımsız akışı anlatının vuruculuğunu artırıyor. Alexievich’in kitabı yalnızca olayların bir haritasını sunmuyor; onları yaşayanların duygularını, karakterlerini de aktarıyor.</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/kadin-yok-savasin-yuzunde-kitap/">Kadın Yok Savaşın Yüzünde [Kitap]</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gökkuşağı Günleri</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/gokkusagi-gunleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2017 11:05:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 93. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Kokusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1132</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="795" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokkusagi-gunleri-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="gokkusagi-gunleri" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokkusagi-gunleri-2.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokkusagi-gunleri-2-300x199.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokkusagi-gunleri-2-768x509.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokkusagi-gunleri-2-1024x678.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div>
<p>Şilili yazar Antonio Skarmeta’nın 2011 yılında yazdığı ödüllü romanı Gökkuşağı Günleri, Şili diktatörü Pinochet’in 15 yıllık baskıcı diktatörlüğün ardından bir 8 yıl daha iktidarda kalmak ve bunu da halka onaylatmak [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/gokkusagi-gunleri/">Gökkuşağı Günleri</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="795" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokkusagi-gunleri-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="gokkusagi-gunleri" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokkusagi-gunleri-2.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokkusagi-gunleri-2-300x199.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokkusagi-gunleri-2-768x509.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokkusagi-gunleri-2-1024x678.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div><blockquote><p>Şilili yazar Antonio Skarmeta’nın 2011 yılında yazdığı ödüllü romanı Gökkuşağı Günleri, Şili diktatörü Pinochet’in 15 yıllık baskıcı diktatörlüğün ardından bir 8 yıl daha iktidarda kalmak ve bunu da halka onaylatmak için düzenlediği sözde demokratik referandum dönemini temel alan bir roman.</p></blockquote>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-1135" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokkusagi-gunleri-3.jpg" alt="gokkusagi-gunleri" width="546" height="800" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokkusagi-gunleri-3.jpg 546w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokkusagi-gunleri-3-205x300.jpg 205w" sizes="auto, (max-width: 546px) 100vw, 546px" /></p>
<p>Gökkuşağı Günleri felsefe dersi sırasında profesör Rodrigo Santos’un tutuklanmasıyla başlar. Rektör rejimi eleştiren ve öğrencilere ‘’sapkın düşünceler’’ aktaran profesörü ihbar etmiştir. Santos’un oğlu romanın kahramanlarından Nico babası için kaygılanırken yaşamını da sürdürmeye çalışır. Nico’nun sevgilisi Patricia’nın babası ünlü bir reklamcı iken Pinochet diktatörlüğünde işten atılmış, hapsedilmiş, işkence görmüş bir muhaliftir. Ancak Pinochet’in içişleri bakanı bir sürprizle karşılaşmak istemez ve referandum kampanyasını yürütmek için bu başarılı reklamcıya görev verir. Moral nedenlerle bu teklifi reddeden Bettini’ye bu kez geniş bir yelpazeden oluşan muhalif cepheden Hayır kampanyası önerilir. 15 yıldır korku ve terörle sindirilmiş, karamsar, umutsuz bir halka referandumun önemini anlatmak ve tepkisini oyuyla göstermesini sağlamak oldukça zor görünmektedir.</p>
<p>Gökkuşağı sloganı altında tüm muhalifleri birleştiren süreç için pozitif bir tutumla neşeli, esprili, Tuna Valsinin notaları eşliğinde umut aşılayan bir kampanya planlanır.</p>
<p>Bu romanıyla 2011 yılında Planeta-CasaAmerica ödülünü alan Antonio Skarmeta roman boyunca Şili’de diktatörlük döneminde yaşanan zalim baskıyı, insan hakları ihlallerini anlatırken insanları canlandıran ve dramatik olayları kompanse eden mizahı da ihmal etmiyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-1133" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokkusagi-gunleri-1.jpg" alt="gokkusagi-gunleri" width="559" height="800" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokkusagi-gunleri-1.jpg 559w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokkusagi-gunleri-1-210x300.jpg 210w" sizes="auto, (max-width: 559px) 100vw, 559px" /></p>
<p>Gökkuşağı Günleri yazarın da çeşitli söyleşilerde ifade ettiği gibi optimist ve umut verici tonda yazılmış kurgusal bir roman. Dönemin kişiliklerini çağrıştırsa da bir belgesel değil. Antonio Skarmeta’nın bu kitabı diktatörlük döneminde özgürlük için savaşan, yaşamını kaybeden anonim kahramanlara, sansüre uğrayan, baskı gören sanatçılara adanmıştır.<br />
Antonio Skarmeta, özellkle filme de alınan iki ünlü romanıyla dünyaca tanınmış bir yazardır. Neruda’nın Postacısı ünlü ozan Pablo Neruda’yla postacısının dostluğunu, Victoria’nın Dansı ise diktatörlüğün ardından neoliberal politikaların darmadağan ettiği yaşamları anlatır. Son romanı Gökkuşağı Günleri’nden de 2012 de Cannes Film Festivalinde ödül alan ünlü NO filmi doğmuştur.</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/gokkusagi-gunleri/">Gökkuşağı Günleri</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyaya  Kafa  Tutan  Köy</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/dunyaya-kafa-tutan-koy/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2016 15:47:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 92. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Kokusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1189</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1398" height="986" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/dunyaya-kafa-tutan-koy.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="dunyaya-kafa-tutan-koy" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/dunyaya-kafa-tutan-koy.jpg 1398w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/dunyaya-kafa-tutan-koy-300x212.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/dunyaya-kafa-tutan-koy-768x542.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/dunyaya-kafa-tutan-koy-1024x722.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1398px) 100vw, 1398px" /></div>
<p>İngiliz gazeteci yazar Dan Hancox Dünyaya Kafa Tutan Köy’de İspanya’da Endülüs bölgesinde küçük bir köy olan Marinaleda’yı ve yaşamını bir ütopyanın gerçekleşmesine adamış belediye başkanı Juan Manuel Sanchez’i anlatıyor. Marinaleda [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/dunyaya-kafa-tutan-koy/">Dünyaya  Kafa  Tutan  Köy</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1398" height="986" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/dunyaya-kafa-tutan-koy.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="dunyaya-kafa-tutan-koy" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/dunyaya-kafa-tutan-koy.jpg 1398w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/dunyaya-kafa-tutan-koy-300x212.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/dunyaya-kafa-tutan-koy-768x542.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/dunyaya-kafa-tutan-koy-1024x722.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1398px) 100vw, 1398px" /></div><p>İngiliz gazeteci yazar Dan Hancox Dünyaya Kafa Tutan Köy’de İspanya’da Endülüs bölgesinde küçük bir köy olan Marinaleda’yı ve yaşamını bir ütopyanın gerçekleşmesine adamış belediye başkanı Juan Manuel Sanchez’i anlatıyor.<br />
Marinaleda Endülüs’ün kalbinde işsizin ve polisin olmadığı, 2700 nüfuslu küçük bir köy, bir komunist ütopya. Çiftliklerin ve üretim tesislerinin mülkiyeti ortak, kararlar herkese açık genel toplantılarda tartışılarak alınıyor. İspanyanın önemli sorunlarından biri olan barınma konusunu bankalara filan gerek duymadan çözmüşler. Kooperatifin sağladığı malzemeyle ve imece usulü çalışarak evlerini inşa etmişler. Köy yüzme havuzu, spor tesisleri, kültür merkezleriyle benzerlerinden çok farklı olanaklara sahip.’’ Toprak işleyenindir’’ sloganından yola çıkarak Alba Düküne ait işlenmeyen, atıl durumdaki arazileri işgal etmişler. Şimdi bu tarlalarda zeytin ve daha pek çok tarım ürünü yetiştiriliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1197" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/dunyaya-kafa-tutan-koy-2.jpg" alt="dunyaya-kafa-tutan-koy-2" width="400" height="598" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/dunyaya-kafa-tutan-koy-2.jpg 400w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/dunyaya-kafa-tutan-koy-2-201x300.jpg 201w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" />Bütün bunlar kendiliğinden olmuyor elbette. Albert Camus’un anarşinin anavatanı dediği Endülüs yüzyıllarca feodal düklerin elinde sömürülmüş, yoksullaştırılmış. Bu yüzden mücadele ve isyan geleneği olan bir halkı var. Marinaleda halkı da düşlerini gerçekleştirmek için çok savaşmış, ağır bedel ödemiş. Açlık grevleri, toprak işgalleri, zor kullanılarak bastırılan pek çok ayaklanmayla geçen uzun bir mücadele tarihi var. Bu mücadelenin ilk kez 1979da belediye başkanı seçilen Juan Sanchez Gordillo gibi karizmatik bir önderi bulunuyor. Franco’nun ölümünden sonra demokrasiye geçiş sürecinde seçilen Gordillo köye yeni bir görsellik kazandırarak işe başlıyor. Sol sloganlar, Che posterleri, grevler sırasında ölen halk kahramanlarının resimleriyle duvarları donatır, Franco meydanının adını Allende Meydanı olarak değiştirir. Köy kısa zamanda bölgede protestoların, işgal ve grevlerin üssü haline gelir. Bu gösterilerden geriye, insanlar yakıcı Endülüs güneşinden korunamasınlar diye polisin ampute ettiği ağaçlar dizisi anı olarak kalır.<br />
Marinaleda’nın ilk büyük eylemi 1980 yılında neredeyse tamamı geçici tarım işçisi olan köylülerin başlattığı ‘’açlığa karşı açlık grevi’’ idi. Bunu izleyen yıllarda toprak işgalleriyle süren mücadele sonunda İnfantado Düküne ait topraklar kamulaştırıldı. Bugün bu topraklarda El Humoso kooperatifinin zeytin çiftliği var; köylüleri jornaleros (gündelikçi) olmaktan kurtaran bu çiftlikte zeytin işlenerek satılıyor. Çalışanların ücreti ise İspanyadaki asgari ücretin iki katı. Köyde yaşayanlar ayda bir gün köyü geliştirmek için ücretsiz çalışıyorlar. Ortak yaşam kültürü gelişmiş Marinaledalılar güvenlik için polise gerek duymuyorlar.</p>
<p>İspanyada özellikle 2000 yılında itibaren patlayan inşaat krizinin yarattığı evsizler, evden atılanlar, boş apartmanlar, genelde %25, Endülüste% 40 lara varan işsizlik gibi sorunların olmadığı, Asteriks’in Romalılara meydan okuyan Galya köyü gibi mevcut düzene kafa tutan ütopik bir köy Gordillo’nun Marinaledası. Yunanistan’da Syriza, İspanya’da Podemos’un seçim zaferlerinden sonra dünyanın dikkatini çekti.</p>
<p>Günümüzün Robin Hood’u olarak tanınan Gordillo, geçen yıl Venezüelladaki bir söyleşisinde şöyle seslenir: ‘’sosyalizm gelsin diye bekleyemeyiz, onu biz inşa etmek zorundayız, mücadelemiz dünyaya yayılsın istiyoruz. Ütopyanın gerçeğe dönüşebileceğini gösterdik. Dükün toprakları için mücadeleye başladığımızda herkes bize deli gözüyle bakıyordu, evet 12 yılımıza maloldu ama başardık. Dünyada gerçek bir sola ihtiyaç var, özünde reformist olan sözde sosyalistlere değil. Onlar burjuvazinin tuvalet kağıdıdır, tuvalet kağıtları ne işe yarar?’’</p>
<p>Dan Hancox’un Dünyaya Kafa Tutan Köy’ü, başka bir dünyanın mümkün olabileceğini kanıtlayan bu benzersiz köyün onlarca yıla yayılan inanılmaz savaşımını ve başarısını anlatıyor.</p>
<p>Che’nin ünlü deyişi ‘’yalnızca düş kuranlar günün birinde düşlerinin gerçekleştiğini görebilirler’’ Marinaledada Endülüs’ün bu uzak köyünde sadece bir tişört sloganı değil, gerçeğin ta kendisi.</p>
<p>Engin Demiriz</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/dunyaya-kafa-tutan-koy/">Dünyaya  Kafa  Tutan  Köy</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Costa Brava Halk Olimpiyatlarına Geldik!</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/costa-brava-halk-olimpiyatlarina-geldik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Sep 2016 14:39:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 91. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Kokusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1328</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="950" height="740" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/muriel-rukeyser.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="muriel-rukeyser" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/muriel-rukeyser.jpg 950w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/muriel-rukeyser-300x234.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/muriel-rukeyser-768x598.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 950px) 100vw, 950px" /></div>
<p>Bitmemiş senfoni gibi edebiyatta da yarım kalmış romanlar, kitaplar vardır. Ölüp gitmiş yazarın ardında bıraktığı karmakarışık notlardan bazen bir yayıncı yıllar sonra yazarın biçemine uygun bir kitap çıkarır. Muriel Rukeyser&#8217;in [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/costa-brava-halk-olimpiyatlarina-geldik/">Costa Brava Halk Olimpiyatlarına Geldik!</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="950" height="740" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/muriel-rukeyser.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="muriel-rukeyser" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/muriel-rukeyser.jpg 950w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/muriel-rukeyser-300x234.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/muriel-rukeyser-768x598.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 950px) 100vw, 950px" /></div><blockquote><p>Bitmemiş senfoni gibi edebiyatta da yarım kalmış romanlar, kitaplar vardır. Ölüp gitmiş yazarın ardında bıraktığı karmakarışık notlardan bazen bir yayıncı yıllar sonra yazarın biçemine uygun bir kitap çıkarır. Muriel Rukeyser&#8217;in 1937 de yazdığı ancak 2013 te yazarın arşivinde keşfedilip Feminist Press tarafından basılan bu kitabının öyküsü biraz farklı.</p></blockquote>
<p>Uçuş Teorisi adlı ödüllü şiir kitabından sonra kaleme aldığı COSTA BRAVA&#8217;nın basımı yayıncısı tarafından politik ve cinsel içeriği nedeniyle reddedilir. Politiktir, çünkü İspanya İç Savaşını cumhuriyetçi direnişçiler cephesinden radikal bir dille anlatır. Kahramanı kadın olan romanın cinsellik konusundaki dürüst ve açık anlatımı da o dönem için saygısız bulunmuştur.</p>
<p>1936 temmuzunda Muriel Rukeyser henüz 23 yaşındayken Barselona&#8217;ya Hitler&#8217;in Nazi olimpiyatlarına alternatif olarak düzenlenen Halk Olimpiyatları&#8217;nı (Olimpiada Popular) izlemek üzere gönderilir. Ödüllü bir şair ve aktivist bir gazeteci olan Muriel Rukeyser Barselonadan önce 1933te Afrikalı Amerikalılara &#8221;kardeşçe davrandığı&#8221; gerekçesiyle hapsedilmiş; Batı Virginiadaki maden felaketini belgelendiren epik Ölüler Kitabı&#8217;nı yazmıştır.</p>
<p>Barselona&#8217;ya varışının ertesi günü İspanya İç Savaşının habercisi genel grev başlar ve çatışmalar hızla tüm ülkeye yayılır. Costa Brava romanı yalnızca bir savaş günlüğü değildir; aynı zamanda bir yabancının politik bir aktiviste, naif bir genç kızın olgun bir kadına dönüşümünün de öyküsüdür.</p>
<p>1936 yazında Hitler&#8217;in düzenlediği Berlin Olimpiyatlarını ( siyah atlet Jesse Owens&#8217;in altın madalyaları toplaması Hitler&#8217;in stadı öfkeyle terketmesine neden olmuştu.) protesto etmek için İspanyada yeni kurulmuş cumhuriyetçi Halk Cephesi hükümeti alternatif bir olimpiyat düzenler. Olimpiada Popular&#8217;a tüm dünyadan atletler katılır. Ancak olimpiyat oyunları başlamadan iç savaş patlak verir. Pekçok sporcu ülkesine geri dönmek yerine Halk Cephesiyle birlikte savaşa katılı Rukeyser&#8217;in Barselonada tanıştığı sevgilisi Alman sporcu Otto Boch da onlardan biridir. Savaşın sonuna doğru 1939da cephede ölür.</p>
<p>COSTA BRAVA Muriel Rukeyser&#8217;in otobiyografik, belgesel romanı. Kitabın kahramanı gazeteci Helen, Muriel Rukeyser&#8217;in alteregosudur. Helen, Costa Bravadan trene biner, ancak Barselona&#8217;ya varamadan patlak veren faşist darbe ve direnişçilerin sürdürdüğü genel grev nedeniyle tren bir kasabada durmak zorunda kalır. Trende olimpiyatlara giden Macar sutopu takımı, dünyadan habersiz, bol bavullu Amerikalı turist bir kadın, İngiliz bir çift, İspanyol felsefe profesörü, Nazilerden kaçıp Fransaya gitmiş Bavyeralı bir solcu olan Hans ( Otto) ile mahsur kalır. Amerikalı kadın Helen&#8217;in reddettiği Amerikan değerleriyle karikatürize edilmiş bir tiptir. Bu küçük Katalan kasabasında iki gün geçirirler ve halkın direnişine tanık olurlar. Kamyonla zorlu bir yolculuktan sonra Barselonaya varırlar. Halk Cephesinin elindeki kentte Zaragoza cephesine giden gönüllüleri görürler. Oyunlar ertelenmiş, atletlerin bir kısmı uluslararası tugaylara katılmaya karar vermiştir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-large wp-image-1338" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/09/costa-bravia-1024x727.jpg" alt="costa-bravia" width="1024" height="727" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/09/costa-bravia-1024x727.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/09/costa-bravia-300x213.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/09/costa-bravia-768x546.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/09/costa-bravia.jpg 1267w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>İspanya İç savaşının ilk günlerini yaşayan Barselona, Helen ya da Rukeyser için taştan ve sudan yapılmış bir şehirdi. Helen burada kaldığı kısa süre içinde hızla radikalleşecek, Hansla yaşadığı romansla cinselliğini keşfedecektir. Bir bakıma Helen ya da Rukeyser için Barselona yeniden doğuşu simgelemektedir. Henüz 20li yaşlarının başındaki bu genç kadının hem Falanjistlerin faşist darbesini ve hem de Katalonyanın devrimci tepkisini gözlemlemesi dönüşümü getirir.</p>
<p>Sonraları İspanyayı, iç savaşı, ölenleri, sürgündekileri yazacaktır. Rukeyser, sadece beş gün &#8221;savaşın ilkel başlangıcını görmeye yetecek kadar&#8221; İspanyada kalır ama; Barselona&#8217;yı &#8221;kafa karışıklığının bittiği&#8221;, &#8221;inandığını söylemeye başladığı&#8221; yer olarak hatırlar. Yıllar sonra yazdığı şiiri &#8221;LONG PAST MONCADA&#8221;da savaşta yitirdiği sevgilisi Otto&#8217;ya şöyle seslenir:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1341" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/09/costa-brava2.jpg" alt="costa-brava" width="386" height="600" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/09/costa-brava2.jpg 386w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/09/costa-brava2-193x300.jpg 193w" sizes="auto, (max-width: 386px) 100vw, 386px" /></p>
<p><strong>Senin söylediğin gibi devrim</strong><br />
<strong>başka aşkları, başka çocukları, başka hediyeleri getirdi, ama</strong><br />
<strong>sevgilim senin olduğun yerdeydi yaşam</strong><br />
<strong>Saatlerimdeydin, savaşta düşsen de</strong><br />
<strong>Güneşin aydınlattığı tarlalarda ya da bir yerlerdeki mucizede,</strong><br />
<strong>Senin aşk ve savaş sözcüklerin, ölüm ve başka vaatlerin</strong><br />
<strong>Yadigarım ol hayat boyu süren bir sesle&#8230;</strong></p>
<p>Helen Moncada&#8217;daki dayanışmayı, Barselonadaki insanların faşist darbeye karşı direnişlerini, geçirdikleri dönüşümü, sevgilisi Hans&#8217;ın cepheye yollanmasını izler ve bu devrim düşüncesini benimseyerek kendi dönüşümünü gerçekleştirir. Artık yeni bir görev onu beklemektedir: &#8221;Ülkesine geri dönüp İspanyada gördüklerini anlatmak.&#8221;</p>
<p>Bir kadın ozanın şiirli diliyle yazdığı COSTA BRAVA, bir başka kadın direnişçi Dolores İbarruri&#8217;nin destansı kitabı NO PASARAN gibi 20.yüzyılın bu en romantik devriminin acıklı öyküsünü yeniden anımsatıyor.</p>
<p>2013 yılında günışığına çıkarılan Costa Brava şiirselliği korunarak Sedef ilgiç tarafından türkçeye çevrilmiş ve Güldünya yayınlarınca basılmış ; feminist duruşu, radikalizmi, sansürleniş öyküsü, yazarının direnişçi kimliği nedeniyle çok özel bir kitap.</p>
<p><strong>Dr. ENGİN DEMİRİZ</strong></p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/costa-brava-halk-olimpiyatlarina-geldik/">Costa Brava Halk Olimpiyatlarına Geldik!</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Wakolda</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/wakolda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Mar 2016 14:07:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 90. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Kokusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1400</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="762" height="509" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/wakolda-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="wakolda" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/wakolda-1.jpg 762w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/wakolda-1-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/wakolda-1-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 762px) 100vw, 762px" /></div>
<p>WAKOLDA, Arjantinli yönetmen ve yazar Lucia PUENZO’nun BALIK ÇOCUK’tan sonra yazdığı ve filmini de çektiği 2. romanı. Çoklukla Arjantin olmak üzere Güney Amerikaya kaçan ve orayı mesken tutan Nazi eskilerinden [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/wakolda/">Wakolda</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="762" height="509" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/wakolda-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="wakolda" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/wakolda-1.jpg 762w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/wakolda-1-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/wakolda-1-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 762px) 100vw, 762px" /></div><blockquote><p>WAKOLDA, Arjantinli yönetmen ve yazar Lucia PUENZO’nun BALIK ÇOCUK’tan sonra yazdığı ve filmini de çektiği 2. romanı. Çoklukla Arjantin olmak üzere Güney Amerikaya kaçan ve orayı mesken tutan Nazi eskilerinden biri, ‘’Ölüm Meleği’’ de olarak anılan Josef Mengele romanın baş kişisidir. Kitap, savaş suçlusu cani bir doktorun kişiliğinin edebi bir diseksiyonu. Ari ırkı temsil eden porselen bebeklere tutkusu sapkınlığının süregiden bir göstergesidir.</p></blockquote>
<p>Romandaki ismiyle Jose, kendisini bir veteriner ve antropolog olarak tanıtan aslında kaçak olarak<br />
Arjantinde yaşayan bir Almandır. Kanın ve genlerin saflığına takıntılı bir araştırmacıdır. Gittiği yerlerde kısa süre kalarak iz bırakmadan başka bir kente taşınır, çünkü Mossad ajanları ensesindedir. Bu gezilerinden birinde 1960 yazında, Lilith ve ailesiyle tanışır. Lilith yaşına göre oldukça kısa boylu, açık tenli küçük bir kızdır, ondaki bu anomali insan denekler üzerindeki araştırmalarından hala vazgeçememiş Jose’yi büyüler. Sanki onun yarım kalan deneyleri için yaratılmıştır.<br />
Aileyle birlikte yolculuk ederek ve sonunda işlettikleri otele yerleşir. Lilith ve ikiz bebek bekleyen hamile annesi üzerinde deneyler yapmak için fırsat kollamaya başlar. Boyu nedeniyle kompleksli küçük kızın güvenini kazanan Jose onu suç ortağı yapar, aralarında örtülü bir cinselliğin de olduğu karanlık bir ilişki vardır. Adam, karşılaşmalarını neredeyse kutsal bir rastlantı sayar: ‘’Aşk suç ortağı olmadan hayata geçirilemeyen yasadışı bir iştir.’’</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1401" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/wakolda-2.jpg" alt="wakolda" width="450" height="569" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/wakolda-2.jpg 450w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/wakolda-2-237x300.jpg 237w" sizes="auto, (max-width: 450px) 100vw, 450px" />Jose, Mossad’ın takibinde olduğunu bilmesine rağmen sapkın tutkusu ağır basar; anne karnındaki ikizler ve Lilith’le yaptığı deneylerin sonucunu almadan bulunduğu kenti terkedemez. Sonunda kimliğini ortaya çıkaracak olan toplama kamplarında kısırlaştırdığı bir yahudi kadındır.</p>
<p>Ancak ne aile ve ne de Arjantinliler gerçeği önemseyecek kadar savaşın ve nazizmin zulmünden haberlidirler. Bu nedenledir ki savaş suçlusu pekçok Nazi Güney Amerikada rahatlıkla gizlenebildi ve hiç hesap vermeden ömürlerini tamamlayabildi. Bunlardan Josef Mengele’nin bu yarı kurgu yarı gerçek öyküsünün anlatıldığı Wakolda ‘’Alman Doktor’’ yazarı Lucia Puenzo tarafından filme de çekildi.</p>
<p>Josef Mengele, 1937de Nazi Partisine üye olmuş, 1938de Tıp Fakültesini bitirmiş, SSlere katılarak sivrilmiş ve toplama kamplarında insan denekler üzerinde ‘’tıbbi deneyler’’ yapmak amacıyla binlerce insanın ölümünden sorumlu tutularak 1944de savaş suçlusu ilan edilmişti.</p>
<p>Uzunca bir süre Arjantinde yaşadı, oradaki naziler ve yerel sempatizanları sayesinde yakalanamadı. 1979da Brezilyada eceliyle öldü.</p>
<p>Kitabın yayınından sonra kendisiyle yapılan bir söyleşide Lucia Puenzo, nazizmin medikalizasyonu ve temel nazi ideolojisinin bilimde bulduğu karşılığı sorguluyor: ‘’<strong>Hekimlik omnipotansının totaliter bir toplumda iktidarla bütünleştiğinde yapabileceklerinin Mengele iyi bir örneğidir</strong>.’’ Lucia Puenzo, Arjantinli Oscar ödüllü yönetmen Luiz Puenzo’nun kızı. XXY, Balık Çocuk ve Wakolda ödüllü filmleri.</p>
<p>Wakolda ile 2013 Havana film festivalinde en iyi yönetmen ödülünü almıştır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1412" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/wakolda-3.jpg" alt="wakolda" width="548" height="782" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/wakolda-3.jpg 548w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/wakolda-3-210x300.jpg 210w" sizes="auto, (max-width: 548px) 100vw, 548px" />Bu kitabı okuduktan kısa bir süre sonra Ocak 2016 da FBI’ın Nazilerle ilgili dosyalarındaki gizliliğin kaldırıldığını ve bazı kayıtlara göre Hitler’in intihar etmeyip savaşın bitiminden önce Patagonyaya kaçtığı, plastik ameliyatlarla görüntüsünü değiştirdiği ve sevgilisi Eva Braun’la birlikte pastoral bir çiftlikte mutlu ve huzurlu bir ömür sürdüklerini öğrendim.</p>
<p>Zaten Stalin de Hitler’in intiharına asla inanmamış, yanmış cesedinden arta kalan kafatasından da herhangibir DNA analizi o dönemde mümkün olmamış. Ancak 2009 yılında ABDli bir bilim adamı Nick Bellatoni’nin Rusların elindeki kafatası kalıntısından yaptığı DNA analizinin Hitler ya da Eva Braun’un ailesinden kimseyle eşleşmemesi bu varsayımın doğru olduğunu gösteriyor. Tarihin bu en büyük kırımının faillerinin bile keyif içinde yaşayıp hesap vermeden göçüp gitmesi insanın ağırına gidiyor. Kötülük ne zaman yenilecek?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/wakolda/">Wakolda</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kağıt Ev</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/kagit-ev/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Nov 2015 15:18:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 89. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Kokusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1543</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="700" height="573" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/kagit-ev.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="kagit-ev" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/kagit-ev.jpg 700w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/kagit-ev-300x246.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></div>
<p>Kitap tutkusu üzerine pek çok deneme yazan Alberto Manguel gibi bir Arjantinli olan Carlos Mario Dominguez’in Kağıt Ev romanı, kitapların evreninden okurlara, bibliyofillerin sıradışı dünyalarına uzanan bir kitap güzellemesi. Kitapçıdan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/kagit-ev/">Kağıt Ev</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="700" height="573" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/kagit-ev.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="kagit-ev" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/kagit-ev.jpg 700w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/kagit-ev-300x246.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></div><blockquote><p>Kitap tutkusu üzerine pek çok deneme yazan Alberto Manguel gibi bir Arjantinli olan Carlos Mario<br />
Dominguez’in Kağıt Ev romanı, kitapların evreninden okurlara, bibliyofillerin sıradışı dünyalarına uzanan bir kitap güzellemesi.</p></blockquote>
<p>Kitapçıdan satın almış olduğu Emily Dickenson’un Şiirler’ini okuduğu sırada bir arabanın altında kalarak ölen edebiyat profesörü Bluma Lennon romanın kahramanı gibi sunulsa da aslında anlatılan kitaptır, kitap tutkunluğudur. Bu tutkunun çevresinde gelişen dile getirelememiş bir aşkın da öyküsüdür.</p>
<p>Bluma’ya ölümünden sonra gelen postadan çıkan bir kitap yerini alan profesörün ilgisini çeker: Garip<br />
biçimde toz ve çimento artıklarıyla kaplı kitap, Joseph Conrad’ın Gölge Hattı romanıdır. Gölge Hattı, trafik (kitap demek de mümkün) kazasında ölen Bluma ile Uruguaylı bibliofil Brauer arasındaki hattır aslında.</p>
<p>Kağıt Ev, bu kitabın gizinin peşine takılıp kitap koleksiyonerlerinin, okuma tutkunlarının önlenemeyen kitap aşkını, takıntısını anlatır. Kitap ‘’deliliği’’ okumaktan pek hoşlanmayanların kavrayamacağı boyutlara varır. Kitaplar evlerin kitaplıklarında sessizce ve masumca ilerleyip tüm evi işgal altına alabilir çoğu kez. ‘’Bir kitaptan kurtulmak bazen sahip olmaktan daha zordur. Kitaplar, sanki asla geri dönemeyeceğimiz bir anın tanıkları gibi, bir ihtiyaç ve unutkanlık anlayışıyla tutunurlar insana. Kimse bir kitap kaybetmek istemez. Bir daha okumayacak olsak da başlığında eski, belki de kaybolmuş bir duyguyu taşıyan bir kitabı kaybetmektense bir yüzük, saat veya şemsiye kaybetmeyi yeğleriz.’’</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-1563 alignleft" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/enis-batur-kitap-evi.jpg" alt="enis-batur-kitap-evi" width="449" height="245" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/enis-batur-kitap-evi.jpg 572w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/enis-batur-kitap-evi-300x164.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 449px) 100vw, 449px" /></p>
<p>Kitaplar çoğu kez tehlikelidir de. Bluma Lennon’un başına gelen metaforik tehlikeden öte siyasal tehdit nedeniyle cezalandırılan kitaplar da vardır. Naziler 1933 te Berlin Bebelplatz’da, hem de Hukuk Fakültesinin önünde toplum için ‘’zararlı’’ gördükleri kitapları yakarlar. İçlerinde Alman halkının yüzakı, onuru pekçok yazarın kitapları da olan müthiş bir katliam yaşanır. Bugün aynı alanda cam bir zeminin altında boş kitap raflarının sergilendiği bir anıt yer almakta.<br />
Kitaplar kadar yazarları ve okurlarını da potansiyel tehlike sayan yönetimler hala varlıklarını sürdürüyor ne yazık ki. (Basılmamış kitabın yazarını tutuklamak gibi akılötesi örnekler de var.)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1565 alignleft" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/bedelsiz-utanc-aniti.jpg" alt="bedelsiz-utanc-aniti" width="337" height="224" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/bedelsiz-utanc-aniti.jpg 337w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/bedelsiz-utanc-aniti-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 337px) 100vw, 337px" />Kağıt Ev kitapların dürtülediği çılgınlıkları anlatır, tehlike yaratan kazalardan, kitap tuğlalardan yapılmış evlere dek. Ama aynı zamanda kitapların yaşama tutkumuzun, gerçeği arama maceramızın nedeni olduğunu da unutturmadan. Tehlikeli ama bir o kadar da heyecan verici bir macera. Kitap aşkının en dokunaklı örneği Ray Bradbury’nin ünlü Fahrenheit 451 kurgu romanında anlatılır: İnsanlar yakılan kitapları sonraki kuşaklara aktarabilmek için ezberlerler. İnsanoğlunun okuma tutkusu yazıyı bulduğundan beri sürüyor, tüm yasaklara rağmen.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1566 alignleft" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/peter-sis.jpg" alt="peter-sis" width="336" height="220" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/peter-sis.jpg 336w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/peter-sis-300x196.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 336px) 100vw, 336px" /></p>
<p>Yazar ve aynı zamanda yayıncı da olan Enis Batur’un KiTAP EV’i de Dominguez’in KAĞIT EVi gibi kitap tutkunluğu üzerine yazılmış yarı kurgusal yarı biyografik bir uzun anlatı. Kendisine tanımadığı birinden miras kalan camdan bir kitap evle başı derde giren yazar kitaplarla olan ikircikli ilişkisini, yakınlarının bile kavramakta zorlandığı takıntılı tutkunluğunu, huzursuz bağımlılığını anlatır.</p>
<p>Peter Sis’in benzersiz desenleriyle bezeli KAĞIT EV ile Enis Batur’un KİTAP EVİ. Birbirini tamalayan bu iki kitabı peşpeşe okumak kitapseverler için unutulmaz bir deneyim olacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/kagit-ev/">Kağıt Ev</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeryüzünün Vicdanı Sustu&#8230;</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/yeryuzunun-vicdani-sustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2015 12:56:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 88. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Kokusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1581</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="400" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/obana-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="obana" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/obana-1.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/obana-1-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/obana-1-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div>
<p>Uruguaylı gazeteci, yazar Eduardo Galeano’yu 74 yaşında 13 Nisan 2015te yitirdik. Sadece Latin Amerika’da değil tüm dünyada sağduyunun, vicdanın ve ötekilerin sesi olmuş değerli bir yazar, solcu bir aydın ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/yeryuzunun-vicdani-sustu/">Yeryüzünün Vicdanı Sustu&#8230;</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="400" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/obana-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="obana" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/obana-1.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/obana-1-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/obana-1-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div><blockquote><p>Uruguaylı gazeteci, yazar Eduardo Galeano’yu 74 yaşında 13 Nisan 2015te yitirdik. Sadece Latin Amerika’da değil tüm dünyada sağduyunun, vicdanın ve ötekilerin sesi olmuş değerli bir yazar, solcu bir aydın ve politik bir aktivistti. Onu son kez ABDnin Venezüellaya uyguladığı yaptırımlara karşı dururken gördük. 40 yıl önce yayınlanan ünlü kitabı LATİN AMERİKANIN KESİK DAMARLARI’nı Hugo Chavez 2009 yılındaki bir Amerikan Devletleri zirvesinde Obama’ya Latin Amerika gerçeğini anlaması için armağan etmişti.</p></blockquote>
<p>Kitaplarında özellikle Latin Amerikanın uzak ve yakın geçmişini kıtaya özgü büyülü gerçekçiliğin şiirsel ve esprili diliyle anlatır. O resmi tarihin aksine kazananların değil; kaybedenlerin, dışlanmışların, ötekileştirilmişlerin,yok sayılanların,ezilenlerin, sömürülenlerin, bir şiirinde söylediği gibi kısaca hiçkimselerin yani tarihi yapanların öyküsünü aktarmıştır. Tüm kitaplarında bilindik, genelgeçer kavramları tersyüz ederek sorular sorar. Son kitaplarından AYNALAR’ı Democracy Now dergisiyle yaptığı söyleşide şöyle anlatır: ‘’İnsanın tarihini görünmez olanların gözünden yeniden biçimlendiren, ırkçılıkla, maçolukla, militarizmle, seçkincilikle ve başka birçok izmle sakatlanmış yeryüzünün gökkuşağını yeniden keşfeden 600 küçük öykü. Amacım hiçkimse olmayanlar hakkında hiçkimse olmayanların sesiyle konuşmaktı. Küçük öyküler çünkü ben sözcük enflasyonuna karşıyım, az sözle çok şey anlatmak istedim. Çoğunlukla çok söz hiçbir şey söylememek içindir.’’</p>
<p>Galeano 1940da Uruguay’da doğmuştur. Gençlik yıllarında pekçok işte çalışmış; 1960 larda gazeteciliğe başlamıştır. Diktatörlük döneminde bir süre hapiste kalmış, 1985e dek İspanyada politik mülteci olarak yaşamış; sonra ülkesine dönerek gazeteciliği ve yazarlığını sürdürmüştür.</p>
<p>Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri, Uruguay, Arjantin, Şili ve Brezilya diktatörlerinin yasakladığı Latin Amerikanın Kesik Damarları, Latin Amerika’nın tarihini büyüsel anekdotlarla anlattığı 3 ciltlik Ateş Anıları, futbola adanmış Güneşte ve Gölgede Futbol, kapitalizmin paradoksal dilini tiye aldığı Tepetaklak, dünyanın resmi olmayan tarihi Aynalar, Kucaklaşmanın Kitabı, Zamanın Ağızları, Söz Mezbahası, Biz Hayır Diyoruz, Ve günler Yürümeye Başladı Türkçeye de çevrilen kitaplarından bazıları.</p>
<p>Galeano sözcükleri bir resim boyarcasına ustalıkla kullanırdı. Montevideo’da ünlü kafesi Cafe Brasilero’da oturup insanlarla konuşur, duyduklarını kağıt parçalarına not eder, kitapları için saklardı. Yazarlığı seçmesini şöyle anlatır: ‘’ Gool diye bağırarak doğmuşum, tüm diğer Uruguaylı bebeler gibi. Futbolcu olmak istedim; tam bir felaketti. Sonra rahip olmaya karar verdim. Daha kötüydü. Ressam olayım dedim ama çizdiklerim bakılacak gibi değildi. Hepsinin boş gayret olduğuna inanınca yazarlığa başladım. Doğduğum, büyüdüğüm şehirde Montevideo’da kıyı boyunca yürür , gider gelirdim. Bu gidiş gelişler sırasında sözcükler gelir, içime dolardı. Zor olan onları dışarı salıvermekti.’’</p>
<p>Yeryüzünün vicdanı, belleği, dışlanıp yoksayılanların sesi Eduardo Galeano’nun son iki kitabından Kadınlar 1 Mayısta Uruguayda yayınlanacak. Galeano’nun seçimiyle Şehrazat’tan Marilyn Monroe’ya, Nobel Barış Ödüllü Guatemalalı yerli Rigoberta Menchu’dan Meksika Devriminin ve Paris Komününün isimsiz kadınlarına dek pekçok kadının öyküsünün anlatıldığı bir antoloji. İkinci kitabı Öykü Avcısı ise önümüzdeki aylarda basılacak.</p>
<p>Galeano’nun Cumhuriyet Gazetesi için çevirdiğim ve 18 Mayıs 2009da yayınlanan ‘’ADALET ADİL Mİ?’’ başlıklı yazısını anısına saygıyla aktarıyorum:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ADALET ADİL Mİ?<br />
Bazı soruları, kafamda vızıldayıp duran sinekleri yani, sizinle paylaşmak isterim. Adalet adil mi? Tepetaklak olmuş dünyanın adaleti ayakları üstünde mi duruyor?<br />
Irakta Bush’a ayakkabısını fırlatan ayakkabı eylemcisi 3 yıl hapse mahkum ediliyor; ödüllendirilmesi daha doğru olmaz mıydı?<br />
Kim terörist? Ayakkabı fırlatan mı, fırlatılan mı? Yalanlar söyleyerek Irak’ı işgal etmiş, pek çok insanın ölümünden sorumlu, işkenceyi yasalaştırıp uygulanmasına izin veren bu seri katil terör suçunu işlemedi mi?<br />
Meksikadaki Atenco halkı, Şilinin Mapuche yerlileri, Guatemalalı Kekchie’ler ya da Brezilyanın topraksız köylüleri topraklarını savundukları için terörist sayılmadılar mı? Eğer toprak kutsalsa (gerçi yasalar öyle demez) onu savunanlar da kutsal değil midir?<br />
Foreign Policy ( ekonomi ve politika dergisi çn.) e göre Somali en tehlikeli bölge. Peki korsan kim? Gemileri soyan açlığa mahkumlar mı yoksa yıllardır dünyayı soyan ve şimdi de milyonlarca dolarla hırsları ödüllendirilen Wallstreet’in spekülatörleri mi? Neden dünya kendisini yağmalayanları ödüllendirir? Neden adaletin tek gözü kördür? Dünyanın en güçlü şirketlerinden Walmart’ta sendika yasaktır, Mc Donalds’da da. Niçin bu büyük şirketler uluslararası yasaları ihlal ederken cezalandırılmayacaklarından bu kadar eminler? Günümüz dünyasında emeğin çöp kadar değeri olmadığından mı? Çalışanların hakları diye bir şey kalmadığından mı?<br />
Kimler adil, kimler değil? Eğer uluslararası adalet sahiden varsa neden hiç güçlüleri yargılamaz? En acımasız katliamların failleri hapse girmez? Hapisanelerin anahtarları onlarda olduğu için olmasın?<br />
Neden Birleşmiş Milletlerde veto hakkı olan 5 süper güç dokunulmazdır? Bu, ilahi bir hak mıdır?<br />
Savaş pazarlığı yaparken barışı mı kolluyorlar? Dünya barışının silahların çoğunu üreten bu 5 gücün sorumluluğunda olması adil midir? Uyuşturucu kaçakçılarını horlamayalım, ama bu da bir organize suç sayılmaz mı? Ölüm cezası isteyerek yaygara koparan dünyanın sahiplerine karşı bir ceza istenmiyor, dahası yaygaracılar füze kullananlara değil çakısını kullanan katillere ölüm istiyorlar. İnsan sormadan edemiyor, bu intikam tutkunları öldürmekten bu kadar hoşlanıyorlarsa neden sosyal eşitsizlik için ölüm cezası istemezler? Her bir dakikada 3 milyon dolar askeri harcamalara giderken 15 çocuğun açlıktan ya da tedavi edilebilir bir hastalıktan öldüğü bir dünya adil olabilir mi? Uluslararası toplum kime karşı dişlerine varana dek silahlanıyor? Yoksulluğa mı yoksa yoksullara mı karşı? Neden kapital dünyasının ateşli ölüm cezası yanlıları kamusal güvenliği hergün tehdit eden tüketim toplumunun değerlerine ölüm cezası istemezler?<br />
Ya da günler ve geceler boyu işsiz, düşük gelirli milyonlarca genci serseme çeviren sahip olmak var olmaktır( yeni bir otomobilin olsun, marka bir ayakkabın olsun, olsun, olsun&#8230;) reklam bombardımanını suç ilan ederler mi? Neden ölüme karşı ölüm cezası uygulanmaz? Tüm dünya ölüme hizmet etmek için örgütlenmiş. Kaynaklarımızın ve enerjimizin büyükçe bir bölümünü yutan silah endüstrisi ölüm imal etmiyor mu? Dünyanın sahipleri şiddeti sadece başkaları uyguladığında mahkum ederler. Bu şiddet tekeli dünya dışı yaratıklar için açıklanamaz, dünyalılar içinse dayanılmaz bir olguya dönüştü. Biz dünyalılar tüm tersi göstergelere karşın hala hayatta kalacağımızı sanıyoruz. İnsanoğlu birbirini yoketmede ustalaşmış tek canlı türü ve yıkıcı teknolojiler geliştirerek dünyanın ve üzerinde yaşayanların sonunu getirecek. Bu teknoloj korkuyla besleniyor. Düşmanlar üreten bu korku aslında askeri harcamaları haklı çıkarmaya yarıyor.<br />
Ey ölüm cezası çığırtkanları korkuyu öldürmeye ne dersiniz? Bizi korkutanların bu evrensel diktatörlüğünü sonlandırmak sağlıklı olmaz mı?<br />
Panik tohumları ekenler bizi yalnızlığa mahkum ediyorlar, dayanışmamızı yasaklıyorlar: Ezin birbirinizi, gemisini kurtaran kaptan! Komşun seni tehdit eden bir tehlikedir her zaman, aman dikkatli ol; bu, seni soyabilir, o, sana saldırabilir, şu bebek arabasında müslüman bir bomba saklanmış olabilir ya da sana bakan şu masum görünüşlü komşun domuz gribi bulaştırabilir&#8230;<br />
Bu tepetaklak olmuş dünyada en temel hak arayışları, sağduyu bile korku veriyor insanlara. Başkan Evo Morales,Bolivya’nın çoğunluğunu oluşturan yerliler utanmadan aynaya bakabilsinler diye ülkesini yeniden yapılandırmaya giriştiğinde paniğe kapıldı herkes. Bu talep geleneksel ırkçı düzen için tam bir yıkımdı. ‘’Evo’nun mümkün olabileceğini söylediği düzen kaos ve şiddet doğurabilirdi. Onun yüzünden ulusal birlik bozulup parçalara ayrılacaktı.’’<br />
Ekvator başkanı Correa, ülkesinin yasal olmayan borçlarını ödemeyeceklerini söylediğinde finans dünyasında yer yerinden oynadı ve Ekvator en korkunç cezalarla korkutuldu, kötü örnek olmasın diye.<br />
Askeri diktatörlükler ve hırsız politikacılar uluslararası bankalar tarafından şımartılırken bizler de ölümcül bir kadermişçesine bizi dövecek sopaların parasını ve bizi yağmalayacak aç gözlülüğü ödemeye alışmadık mı?<br />
Sakın sağduyu ve adalet sonsuza dek birbirlerinden boşanmış olmasınlar! Sağduyu ve adalet birlikte yürüsünler ve dost olsunlar diye doğmamışlar mıydı? Feministler, biz maçolar kadınları gebe bıraktığımızda kürtaj serbest olsun derken sağduyu va adalete sığınmıyorlar mıydı? Peki neden kürtaj serbest değil hala? Sadece yaptıracak parası olan kadınlarla parayı alacak doktorlara ait bir ayrıcalık olarak kalsın diye mi acaba?<br />
Sağduyu ve adaletin yadsındığı başka bir rezillik daha: Neden uyuşturucuları yasallaştırmak istemezler? Kürtaj gibi bu da bir halk sağlığı sorunu değil mi? En çok bağımlı barındıran bir ülke hangi ahlaki yetkiyle kendi tıbbi gereksinimi kadar üreten bir başka ülkeyi mahkum edebilir? Uyuşturucu belasına karşı savaşa kendini adamış büyük basın kuruluşları neden tüm dünyanın tükettiği uyuşturucunun Afganistan’dan geldiğini söylemezler? Afganistan’ı kim yönetiyor? Bu ülke, hepimizi kurtarmayı görev edinmiş Mesih tarafından işgal edilmemiş miydi? Neden uyuşturucuları bütünüyle yasallaştırmıyorlar? Askeri işgaller için iyi bir gerekçe oluşturduğu için mi acaba? Yoksa geceleri çamaşırhane gibi çalışan bankalar için ballı kazanç kapısı olduğundan mı?<br />
Şimdi dünya üzgün, çünkü daha az otomobil satılıyor. Krizin sonuçlarından biri başarılı otomobil endüstrisindeki düşüş. Eğer hala biraz sağduyumuz kaldıysa, bunu kutlamamız gerekmez mi? Otomobillerin azalması daha az zehirlenecek doğa için ya da daha az ölecek olan yayalar açısından iyi bir haber değil mi yoksa?<br />
Lewis Carol’a (Alis Harikalar Ülkesinde kitabının yazarı çn.) göre Kraliçe Harikalar ülkesinde adaletin nasıl işlediğini Alis’e şöyle açıklar: Şöyle der Kraliçe, ‘’İşte görüyorsun, hapise kapatılmış, cezasını çekiyor ancak mahkeme gelecek çarşamba başlayacak, tabi bu arada suç da işlenip bitmiş olacak.’’<br />
El Salvador’da rahip Oscar Amulfo Romero adaletin yılan gibi sadece baldırı çıplakları ısırdığını göstermişti. Ülkesinde baldırı çıplakların dünyaya gelme suçunu işleyerek daha doğmadan mahkum edildiklerini söylediği için kurşunlanarak öldürüldü.<br />
El Salvadordaki son seçimlerin sonucu bir tür saygı değil mi? Rahip Romero ve onun gibi adaletsizlikler ülkesinde adil bir adalet için savaşanların anısına bir saygı değil mi?<br />
Bazen Tarihin hikayeleri kötü biter ama Tarih bitmez. Elveda derken yine görüşürüz demek istemiştir.</p>
<p>EDUARDO GALEANO/ PAGİNA 12 / ARJANTİN<br />
08/05/2009</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/yeryuzunun-vicdani-sustu/">Yeryüzünün Vicdanı Sustu&#8230;</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Guatemala&#8217;da Hafta Tatili</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/guatemalada-hafta-tatili/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2014 12:40:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 87. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Kokusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1766</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1600" height="1209" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/guatemalada-hafta-tatili.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="guatemalada-hafta-tatili" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/guatemalada-hafta-tatili.jpg 1600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/guatemalada-hafta-tatili-300x227.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/guatemalada-hafta-tatili-768x580.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/guatemalada-hafta-tatili-1024x774.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/guatemalada-hafta-tatili-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></div>
<p>Guatemala&#8217;da Hafta Tatili, Latin Amerika&#8217;nın Nobel ödüllü yazarlarından Miguel Angel Asturias&#8217;ın 1954 yılında sol reformist Arbenz hükümetinin ABD darbesiyle devrilmesinin ardından yazdığı bir roman. Guatemalalı şair, romancı ve diplomat olan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/guatemalada-hafta-tatili/">Guatemala&#8217;da Hafta Tatili</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1600" height="1209" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/guatemalada-hafta-tatili.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="guatemalada-hafta-tatili" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/guatemalada-hafta-tatili.jpg 1600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/guatemalada-hafta-tatili-300x227.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/guatemalada-hafta-tatili-768x580.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/guatemalada-hafta-tatili-1024x774.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/guatemalada-hafta-tatili-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></div><blockquote><p>Guatemala&#8217;da Hafta Tatili, Latin Amerika&#8217;nın Nobel ödüllü yazarlarından Miguel Angel Asturias&#8217;ın 1954 yılında sol reformist Arbenz hükümetinin ABD darbesiyle devrilmesinin ardından yazdığı bir roman. Guatemalalı şair, romancı ve diplomat olan Miguel Angel Asturias 1899 yılında Guatemala kentinde doğdu. Çocukluğu ve gençlik yıllarını ülkesinde geçirdi, hukuk eğitimi aldı. Fransa Sorbonne&#8217;da antropoloji okudu ve ülkesinin yerli halkı Mayalarla ilgili araştırmalar yaptı. Asturias&#8217;ın tüm dünyada ünlenmesini sağlayan Maya yerlilerinden esinlendiği yarı şiirsel masalsı kitabı Guatemala Efsaneleri&#8217;dir. 2 yıl sonra ilk romanı Latin Amerikalı bir diktatörü anlattığı Bay Başkan (Senor Presidente) yayınlanır. Tümüyle çürümüş bir toplumu sürrealist teknikleri kullanarak anlatır.</p></blockquote>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1772" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/12/Miguel-Angel-Asturias.jpg" alt="Miguel-Angel-Asturias" width="279" height="368" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/12/Miguel-Angel-Asturias.jpg 279w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/12/Miguel-Angel-Asturias-227x300.jpg 227w" sizes="auto, (max-width: 279px) 100vw, 279px" />1933de ülkesine döner ve diplomatlık kariyeri başlar. Meksika, Arjantin, San Salvador&#8217;da görev yapar.</p>
<p>1949da başyapıtı sayılan Mısır İnsanları (Hombres de Maiz) yayınlanır. Yerli kabilelerinin topraklarını ve kültürlerini korumak için başlattıkları isyanı anlattığı bu romanında Asturias, Mayaların gizemli dünyasına dalar, büyülü gerçekçilik akımının izleri bu mitik anlatıda belirgindir.</p>
<p>1950 lerde ABD şirketi United Fruit Company&#8217;nin tüm orta Amerikada muz cumhuriyetleri kurarak yürüttüğü sömürü politikalarını anlattığı Muz Üçlemesi&#8217;ni (Banana Trilogia) yazar. Muz plantasyonları için yakılan köyler, ormanlar, işbirlikçi hükümetlere karşı yerli ayaklanmaları bu üç kitabın temasıdır.</p>
<p>Guatemala&#8217;da reformist, solcu Jacobo Arbenz&#8217;in 1954 yılında ABD destekli faşist bir darbeyle devrilmesinden sonra Asturias büyük bir öfke ve acıyla Guatemala&#8217;da Hafta Tatilini yazar. Bu darbeden sonra ülkesini terketmiş ve ölene dek sürgünde yaşamış; 1966 yılında lenin Barış Ödülünü, 1967de de Nobel Edebiyat ödülünü almıştır.</p>
<p>Son yıllarını Madrid&#8217;de geçirmiş ve 1974 yılında bir edebiyat turnesinde iken ölmüş, Paris&#8217;te Pere la Chaise mezarlığına gömülmüştür. Bu yıl ölümünün 40. yılında tüm latin Amerika&#8217;da anıldı. Ancak ülkesi Guatemalada hala tabu. Oğullarından biri, Rodrigo Asturias babasının Mısır İnsanları kitabındaki kahramanın adıyla savaşmış ünlü bir gerilla lideriydi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1771" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/12/Miguel-Angel-Asturias-1.jpg" alt="Miguel-Angel-Asturias" width="364" height="239" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/12/Miguel-Angel-Asturias-1.jpg 364w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/12/Miguel-Angel-Asturias-1-300x197.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 364px) 100vw, 364px" />Guatemala&#8217;da Hafta Tatili 1955 yılında yayınlanır. ABD şirketi United Fruit Company&#8217;nin çıkarları Jacobo Arbenz hükümetinin toprak reformuyla çatışır ve büyük zarara uğrayan şirketin çıkarlarını savunmak için CİA devreye girer ve ABD askeri müdahalesiyle faşist darbe gerçekleşir. CİA&#8217;nın yıllar sonra deşifre olan arşivlerinde bu darbenin ayrıntıları &#8221;Operation PBSUCSESS&#8221; isimli dosyada yer almaktadır. Guatemala&#8217;da Hafta Tatili bu darbeyi anlatır. Birbiriyle bağlantılı sekiz öykü darbenin gerçek yüzünü ortaya çıkarır. Hafta tatilini geçirirken paraşütle atılan silahların taşınmasıyla<br />
görevlendirilen Amerikalı bir çavuş, Guatemala asıllı nihilist bir Amerikalı turist rehberi, tanık oldukları darbeyi umursamazlıkla izleyen turistler, yerlilere toprak verilmesini hazmedemeyen darbeci toprak sahipleri, hükümete ihanet eden ve taraf değiştiren askerler, işbirlikçi medya, din adamları, kurşunlanan çiftçiler, köylüler, bu alabildiğine polarize olmuş ülkenin iki ayrı yüzünü temsil eden insanlar öykülerin kahramanlarıdır. Asturias bu romanında diğer romanlarından farklı bir yöntemle araştırmacı bir gazeteci gibi olayları doğrudan öykülemiştir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1770" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/12/Miguel-Angel-Asturias-2.jpg" alt="Miguel-Angel-Asturias" width="364" height="232" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/12/Miguel-Angel-Asturias-2.jpg 364w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/12/Miguel-Angel-Asturias-2-300x191.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 364px) 100vw, 364px" />Ülkesinde yıllarca sürecek iç savaşın başlangıcını duyduğu derin bir keder ve öfkeyle anlatmış, tarihe tanıklık yapmıştır.</p>
<p>Bu, dünyanın her yerinde, her dönemde tekrarlanagelmiş, sömürülen halkların tanıdığı, yaşadığı bir öyküdür. Asturias&#8217;ın şiirsel anlatısıyla unutulmaz bu romanı güncelliğini yitirmeden günümüze ışık tutuyor.</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/guatemalada-hafta-tatili/">Guatemala&#8217;da Hafta Tatili</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
