<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Detone arşivleri - Hekimce Bakış</title>
	<atom:link href="https://hekimcebakis.org/tag/detone/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hekimcebakis.org/tag/detone/</link>
	<description>Bursa Tabip Odası yayınıdır</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 Mar 2019 19:38:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Tangonun Modern Yüzü; Gotan Project [Detone]</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/tangonun-modern-yuzu-gotan-project-detone/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Sep 2017 14:14:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Detone]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 94. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=996</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1736" height="1080" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gotan-project-11.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="gotan-project" decoding="async" fetchpriority="high" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gotan-project-11.jpg 1736w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gotan-project-11-300x187.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gotan-project-11-768x478.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gotan-project-11-1024x637.jpg 1024w" sizes="(max-width: 1736px) 100vw, 1736px" /></div>
<p>TANGOYU 21. YÜZYILA GETİREN TOPLULUK,  TANGONUN MODERN YÜZÜ; GOTAN PROJECT Tango deyince aklınıza ne geliyor? Dans mı? Müzik mi? Günümüzde tangoyu dans müziği kültürünün dışına çıkaran bu topluluğu Gotan Project’i [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/tangonun-modern-yuzu-gotan-project-detone/">Tangonun Modern Yüzü; Gotan Project [Detone]</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1736" height="1080" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gotan-project-11.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="gotan-project" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gotan-project-11.jpg 1736w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gotan-project-11-300x187.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gotan-project-11-768x478.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gotan-project-11-1024x637.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1736px) 100vw, 1736px" /></div><p>TANGOYU 21. YÜZYILA GETİREN TOPLULUK,  TANGONUN MODERN YÜZÜ; GOTAN PROJECT</p>
<p>Tango deyince aklınıza ne geliyor? Dans mı? Müzik mi? Günümüzde tangoyu dans müziği kültürünün dışına çıkaran bu topluluğu Gotan Project’i biraz tanıyalım, ne dersiniz? Belki yeniden tango dinlemenizi sağlarım. Siz tangoyla nasıl tanıştınız? Gittiğiniz düğünlerde ya da Türk filmlerinde cumparsitayı mı duydunuz? Belki de TRT nin tek müzik kanalı olduğu dönemlerde, tango saatlerinde çalınan, hüzünlü Şecaattin Tanyerli tangolarını dinlemişsinizdir. Arjantin topraklarından doğan bu üzgün müziğin seyretmesi keyifli, güzel, bir o kadar estetik dansı hepimizi büyülemiştir diye düşünüyorum. Tango, 1950 lerde dünyanın en popüler müziği olmuş, daha sonra unutulmuş, doğduğu topraklara geri dönmüş ya da sadece milongalara sıkışmış ama ülkemizde hep sevilmiştir diyebiliriz.</p>
<p>1999 yılına geldiğimizde tango için bir şeyler yeniden değişmeye başlayınca, dünya, yenilikçi bir tango ve ona hayat verenleriyle ile tanıştı. Gotan Project… İşte hikayemiz böyle başlıyor. Bu arada “Gotan”ın tangonun tersten yazılışı olduğunu sanırım fark etmişsinizdir.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-998 alignnone" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gotan-project-10.jpg" alt="gotan-project" width="1200" height="452" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gotan-project-10.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gotan-project-10-300x113.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gotan-project-10-768x289.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gotan-project-10-1024x386.jpg 1024w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<p>Gotan Project’in kuruluşunun arkasındaki itici güç, Philippe Cohen-Solal adındaki Fransız bir DJ olmuştur. 1962’de doğan Cohen-Solal, kariyerine 90’lı yıllarda film dünyasında başladı, önde gelen birçok film yönetmeninin müzik danışmanlığını ve bestecilik yaptı. 1968’de İsviçre’de dünyaya gelen Christoph H. Müller ile, Paris’te tanıştılar. Öncesinde elektronik müzik çalışmaları olan Müller ve Cohen-Solal Elektronik ve latin müziği tutkusunu paylaştıklarını fark ettiler ve1996 yılında “Ya Basta”yı kurmaya karar verdi. “Ya Basta”nın isim ilhamını Meksika devrimci subcomandante Marcos’un bir kitabından aldıkları notunu da ekleyelim. Bazı müzik çalışmaları olan Ya Basta’nın kaderi, 1999’da Müller ve Cohen-Solal’ın Arjantinli besteci ve gitarist Eduardo Makaroff’la bir araya gelmesiyle değişti. 1956 doğumlu Makaroff da Arjantin’de sinema ve televizyon filmleri için müzik besteleyen bir sinema bir geçmişine sahipti. Gotan Project’i işte bu çekirdek üçlü oluşturdu. Daha sonra gruba yeni bir boyut katmak için Arjantinli müzisyenlerden Gustavo Beytelmann, Nini Flores ve Edi Tomassi (piyano, bandoneon ve perküsyon), Danimarkalı kemancı Line Kruse ve Katalan vokalist Cristina Vilallonga guruba davet edildi.</p>
<p>Gotan Project 2000 yılında müzik piyasasına ilk single’ları “El capitalismo Foraneo / Vuelvo al sur” sürdüklerinde, kullandıkları klasik Arjantin tango motifleri, elektronik alt yapının yanı sıra eklenen Eva Peron’un sesinden politik bazı vokaller, arka planda köpek havlamaları, oynayan çocuklar, tren efektleri parçanın büyük bir ilgiyle karşılaşmasına neden oldu. Tangonun bu modern versiyonu tüm dünyanın bir anda ilgisini çekti. Yine 2000’de “Paris’te Triptico / Last Tango” adlı ikinci bir single ve sorasında “Santa Maria (del Buen Ayre)” yayınlandı. “Santa Maria” parçası başrollerini Richard Gere ve Jennifer Lopez’in oynadığı “Shall We Dance” adlı filmde unutulmaz bir tango gösterisi sahnesinde kullanıldı. Tüm romantiklere filmi veya en azından bu sahneyi internetten izlemelerini öneririm. Hayranların ve eleştirmenlerin merakla bekledikleri albümün kendisi, “La Revancha del Tango” da aynı yılın sununda piyasaya sürüldü. Albüm 1 milyon adet satarak, tangonun unutulmuşluğunun intikamını dünyadan almış oldu.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-1024" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2017/09/gotan-project-12.jpg" alt="gotan-project" width="1082" height="609" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2017/09/gotan-project-12.jpg 1082w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2017/09/gotan-project-12-300x169.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2017/09/gotan-project-12-768x432.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2017/09/gotan-project-12-1024x576.jpg 1024w" sizes="(max-width: 1082px) 100vw, 1082px" />Artan başarı dalgası ve turneler 2003’te gruba, BBC Dünya Müzik Ödülleri’nde “En İyi Çıkış Yapan Topluluk Ödülünü “ getirdi. 2002’de İngiliz basını, zaten “La Revancha del tango” yu yılın en iyi albümlerinden biri olarak seçmişti. 2004 de “InspiraciónEspiración”, 2006 da” Lunático”, 2006 da “El Norte”, 2008 de “Gotan Project Live” çıktı. 2010 da ise “3.0”isimli albümü beğeniye sunuldu. Topluluğun Arjantinli elemanı EduardoMacaroff’un değişiyle “geçmişe bakarak geleceğin üretilmesi” yeni web iletişimi sistemi 3.0 ilham alan, rahatlıkla tangonun yeni sürümü diyebileceğimiz albüm büyük beğeni ile karşılandı. Albüm, Arjantinli ünlü yazar Julio Cortazar’ın Rayuela’sından esintiler, klarnet, armonika, caz piyano, bandoneon, akustik gitar kullanımlarını barındırıyordu. Gotan Project’in müzikleri “Sex and The City” ve “Nip/ Tuck” dizilerinde kullanıldı. Topluluk bu güne kadar Tel Aviv’den Tokyo’ya, Tokyo’dan Arjantin’e 350 den fazla konser verdi.</p>
<p>Gotan Project, albümleri dünyada iki milyonun üstünde satarak inanılmaz bir başarıya imza atan bir gurup. Ama esas başarıları tangoya getirdikleri yeni yorum. Bu başarıyı da klasik tango motifleri ve seslerini kullanmalarının yanında elektronik katkılara ve her albüm içindeki sürprizlere borçlular. Müziklerinde, Che’nin politik söylevlerinden tutun da “La Gloria’’parçasında olduğu gibi Arjantinli futbol yorumcusu Víctor Hugo Morales vokalinde goooooolü, GOOOOOTAN olarak bitirmesinden, “El Capitalismo Foraneo” daki Eva peronun sesine, rap şarkıcılara kadar pek çok sürprizi konuk etmeyi beceriyorlar. Örneğin “ Queremos Paz” parçasında Che Guevara’nın, “Barış istiyoruz, halkımız için daha iyi bir yaşam yaratmak istiyoruz” dediğini duyuyoruz.. Gotan Project bir röportajında bu kolajlar için“siyasi müzik yapmıyoruz ama siyasetin içindeyiz bir şekilde. Yani bağırmıyoruz ama ince ince söylüyoruz bazı şeyleri&#8230;” diyor.</p>
<p>Astor Piazzola hayranlığının birleştirdiği topluluk, 50 li yaşlardaki delikanlılar olarak, hayranlarına, görsel zenginliği çok yüksek, zarif performanslar sunuyorlar. Gotan Projesi’ndeki temel üçlülerden ikisinin sinema geçmişi düşünülürse bu zenginliği anlamak mümkün. Konserlerinde Arjantin tarzı, karanlık takım elbiseler ve zarif şapkalar giyiyorlar. Sahnede biraz karanlıkta kalarak dansın, arkadaki ekrandan Arjantin filmlerinden gelen klasik siyah-beyaz görüntülerin ve elektro-tango füzyonunu tamamlayan siyasi konuşmaların seyirciyi büyülemesine izin veriyorlar.</p>
<p>İstanbul’da da ağırladığımız Gotan Project, zarafetlerini, konsere Zeki Müren’i n sesini de katarak bir kez daha ispat etmişlerdir. Dileriz bir gün Bursa’da da seyrederiz. Canlı performanslarını mutlaka internetten izlemenizi öneririm. Bir not daha, toplulukta Arjantinli Eduardo hariç tango yapan yok…</p>
<p>Acaba Tango mu öğrensek? Sadece Gotan yeter mi?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/tangonun-modern-yuzu-gotan-project-detone/">Tangonun Modern Yüzü; Gotan Project [Detone]</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sabahattin Ali</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/sabahattin-ali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2016 15:42:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Detone]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 92. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1185</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="551" height="478" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sebahattin-ali.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="sebahattin-ali" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sebahattin-ali.jpg 551w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sebahattin-ali-300x260.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 551px) 100vw, 551px" /></div>
<p>KuIIanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı? Sabahattin Ali Öncelikle bir yanlış anlama olmadan kesinlikle hekimce bakışın edebiyatla ilgili köşesini okumadığınızı belirtmek istiyorum. Hatta şunu da [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/sabahattin-ali/">Sabahattin Ali</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="551" height="478" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sebahattin-ali.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="sebahattin-ali" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sebahattin-ali.jpg 551w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sebahattin-ali-300x260.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 551px) 100vw, 551px" /></div><blockquote><p>KuIIanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?</p></blockquote>
<p><strong>Sabahattin Ali</strong></p>
<p>Öncelikle bir yanlış anlama olmadan kesinlikle hekimce bakışın edebiyatla ilgili köşesini okumadığınızı belirtmek istiyorum. Hatta şunu da ilave etmem gerek ki yazılar baskıda da karışmadı. Detone köşesi, Sabahattin Ali şiirlerinden ilham alan ölümsüz şarkıları bu sayımıza konuk ederek, Sabahattin Ali’ye saygı duruşunda bulunmak istiyor.</p>
<p>Herkes bir televizyon kanalının, cahil sunucusunun, bilge görünmek adına devirdiği çamları, ya televizyondan ya da sosyal medyadan izlemiştir. Sabahattin Ali’nin 1943 yılında yazdığı kitabın roman kahramanını günümüzün Pop ikonu Madonna ile karıştırmak… Konunun neresinden tutup konuşalım deseniz orası elinizde kalıyor. Halimize gülmek mi, ağlamak mı gerektiğini kestiremediğimiz durumlardan biri. Ama bende durumdan bir görev çıkarıp bu güzel insanı biraz anıp, çokça güzel müziklere ilham olmuş, müzik tarihimizin unutulmaz şarkılarının sözleri olan şiirlerini ve o müzikleri yazmak istedim. Sabahattin Ali’nin kitaplarını okumamış olasınız bile bu yazının sonunda anlayacağınız gibi pek çok kez onun mısralarını mırıldanmış bulunuyorsunuz. Edebiyatımızın değeri sonradan anlaşılan, en güçlü yazarlarından biridir Sabahattin Ali. Edebiyata dair cümleleri edebiyat köşelerine bırakıp, biraz yaşamından bahsedelim, kısacık…</p>
<p>Sabahattin Ali 25 Şubat 1907 tarihinde Edirne’nin Gümülcüne Sancağına bağlı Eğridere ilçesinde doğdu. Çocukluk yılları Çanakkale harbi sırasında Çanakkale’de, Yunan işgali sırasında Edremit’te geçer. Önce Balıkesir Muallim Mektebi’nde sonra İstanbul Muallim Mektebi&#8217;nde okudu. İstanbul’da okurken şiirleri, hikayeleri dergilerde yayınlanmaya başladı. Öğretmen olunca Yozgat’ta atandı. O sırada Atatürk tarafından önerilen bir proje çerçevesinde, yurtdışında yabancı dil öğretmeni yetiştirmek için yurtdışına gönderilen 15 öğretmenlerden biri oldu ve Almanya’ya gitti. Almanya&#8217;da Nazım Hikmet&#8217;le tanışır ve bu tanışma onun düşünce hayatını çokça etkiler. Dönüşünde önce Orhaneli’ne sonra Aydın’a öğretmenliğe atanır. Artık iktidarın izlediği bir adama dönüşmüştür, yazılarından ve düşüncelerinden dolayı hakkında yargılamalar başlar. Aydın cezaevinde yatar. Serbest bırakılınca Konya’da öğretmenlik yapar. Arkadaş toplantısında okuduğu bir şiir nedeniyle 1932’de tutuklanarak bir yıla mahkum edilir. Konya ve Sinop cezaevlerinde yatar. Cumhuriyet’in onuncu yıl dönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşur. Cezaevinden afla çıkınca öğretmenliğe ve yazılarına geri döner. 1944 de Aziz Nesin’le beraber Markopaşa dergisini çıkarır. Toplumcu gerçekçi mizah anlayışıyla Markopaşa, o dönemlerin adeta ana muhalefeti haline gelir. Baskılar daha da artınca nakliyatçılığa başlar ve ülkeden ayrılma planları yapmaya başlar. Evet, sonra herkesin bildiği trajik bir ölümle hayatı sonlanır ve ölümü bu ülkenin çözülmemiş faili meçhul cinayetlerinden biri olarak tarihe geçer.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1217" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/edip-akbayram.jpg" alt="edip-akbayram" width="400" height="400" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/edip-akbayram.jpg 400w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/edip-akbayram-150x150.jpg 150w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/edip-akbayram-300x300.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/edip-akbayram-100x100.jpg 100w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" />Yeniden hapishane yıllarına dönüyoruz. Sabahattin Ali, Sinop cezaevinde yattığı dönemde yazdığı “Hapishane Şiirleri” diye anılan 5 şiiri, ülkemizin müzik tarihine damga vuracak şarkılara da ilham olmuştur. Hapishane Şarkısı beşlemesinin ilk şiiri olan “Göklerde Kartal Gibiydim”. Bestesi Ali Ekber Eren’e ait olup Edip Akbayram başta olmak üzere birçok sanatçı tarafından seslendirilmiştir. “Kartal gibiydim/Kanadımdan vuruldum/Mor çiçekli dal gibiydim/Bahar vaktinde kırıldım” dizeleri şairin yaşamını belki de en güzel anlatan dizelerdir. Bir dönem İstanbul’un her köşe başında duyulan, Sabahattin Ali’nin en çok bilinen 70li yılların kült şarkısı“Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz”ın sözleri yine Sinop Cezaevinde, Rizeli bir Robin Hood olan orada Sandıkçı Şükrünün öyküsü için yazılır. Bu dizeler Edip Akbayram ve de Zülfü Livaneli tarafından seslendirilmiştir. “Geçmiyor Günler”, şiiri Ahmet Kaya tarafından bestelenmiştir. Ahmet Kaya’nın dışında da birçok kişi tarafından da seslendirilmiş şiir, beşlemenin üçüncüsüdür. “Dışarıda mevsim baharmış/Gezip dolaşanlar varmış/Günler su gibi akarmış/Geçmiyor günler geçmiyor”. Hapishane Şarkısı eserinin en sonuncusu “Aldırma Gönül”. Başın öne eğilmesin aldırma gönül aldırma/Dertlerin kalkınca şaha/Bir küfür yolla Allah’a/Görecek günler var daha.” İlk olarak Kerem Güney tarafından bestelenen şiir, Edip Akbayram tarafından müzik tarihimizin unutulmazları arasına kaydedilmiştir. Sinop cezaevi bu şarkıyla birlikte anılır olmuştur.</p>
<p>“ Kara Yazı”, cezaevi yıllarından önce Sabahattin Ali’nin Konya’da öğretmenlik yaptığı sıralarda Nahit Hanım için yazdığı bir aşk şiiri. Türk edebiyat tarihinde Nahit Fırat herhalde, şairlere en çok ilham olmuş efsane kadınların başında geliyordur; düşünsenize Can Yücel, Orhan Veli, Edip Cansever, Necip Fazıl Kısakürek, Ece Ayhan gibi birçok şairimiz Nahit Hanım’a aşık olmuş. Sabahattin Ali ile Nahit Hanım 1920’lerin sonunda Yozgat’a öğretmen olarak tayini çıkmadan önce İstanbul’da tanışmışlar ve yazarımız Nahit Hanım’a aşık olmuş, ancak aşkı karşılıksız kalmıştır. Nahit hanıma birçok aşk şiiri yazar Sabahattin Ali. Bu şiirlerden Kara Yazı şiiri Ahmet Kaya tarafından bestelenir. “Yalnız ona yar demiştik/Onda bir şey var demiştik/O bizi anlar demiştik/Böyleymiş kara yazımız…”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1215" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/zulfu-livaneli.jpg" alt="zulfu-livaneli" width="606" height="340" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/zulfu-livaneli.jpg 606w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/zulfu-livaneli-300x168.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 606px) 100vw, 606px" />Yine bir döneme imza atan unutulmaz şarkı, yine Nahit Hanım için yazılmış bir şiir, Mehmet Teoman tarafından bestelenmiş ve Nükhet Duru tarafından yapılan muhteşem seslendirme “Ben Gene Sana Vurgunum” şarkısı. Mehmet Teoman ve Nükhet Duru ikilisinin çalışmaları müzik tarihimizin en güzel şarkılarının doğmasına neden olmuştur.<br />
Ali Kocatepe tarafından bestelenip, Sezen Aksu tarafından söylenen “Dağlar” şiiri, Sabahattin Ali’nin öldürüldüğü iddia edilen yere, kızı Filiz Ali tarafından dikilen temsili mezar taşının üzerine yazılıdır. “Başım dağ saçlarım kardır/Deli rüzgarlarım vardır/Ovalar bana çok dardır/Benim meskenim dağlardır”.</p>
<p>Sinop cezaevinden önce, 1932’de Konya cezaevinde yattığı yıllarda Sabahattin Ali, Ayşe Sıtkı’ya aşık olur. Ancak bu aşk da karşılıksız kalır ve en güzel şiirlerinden biri doğar “Melankoli”. “ Ne bir dost, ne bir sevgili/Dünyadan uzak bir deli/Beni sarar melankoli”. Ali Kocatepe’nin bu şiire yaptığı güzel bestesini Nükhet Duru seslendirdi.</p>
<p>Sevginin, aşkın en masum en naif halini anlatan, yine Ayşe Sıtkı için yazılan“Çocuklar Gibi” şiiri, Ali Kocatepe tarafından bestelenmiş, pop müziğimizin kraliçesi Sezen Aksu tarafından söylenmiştir.</p>
<p>Geldik bu beste ve şiiri müzik tarihimizin en klasik türkülerinden biri olan Leylim Ley” e. Sabahattin Ali’nin 1937’de askerdeyken yazdığı “Ses” öyküsünde geçen “Leylim Ley” şarkısının besteleyeni ve söyleyeni hepimizin bildiği gibi Zülfü Livaneli. Öykünün kahramanı yol inşaatında çalışan bir amele çocuk tarafından söylenen türküye hayat veren bu beste ile ilgili çok söze gerek olmadığını düşünüyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1218" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/ahmet.jpg" alt="ahmet" width="1440" height="1080" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/ahmet.jpg 1440w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/ahmet-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/ahmet-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/ahmet-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/ahmet-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1440px) 100vw, 1440px" /></p>
<p>Son olarak, yine Ahmet Kaya tarafından bestelenip yorumlanan “Kız Kaçıran” şiirinden bir dizeyi buraya alalım. “Peşime düştü takipler/Boynumu bekliyor ipler/Zeybekler seni ayıplar/Yürü yağız atım, yürü.”<br />
41 yıllık kısa yaşantısına üç roman, on öykü, iki şiir kitabı ve yedi kitap çevirisi sığdırmış olan yazarımızın eserlerinin halen kitapçıların en çok satan kitaplar rafında yer almasının nedeninin tartışmasını edebiyat köşelerine bırakıp, sözü “Değirmen “adlı öyküsünden bir alıntı ile bitirmek istiyorum.</p>
<p>Siz sevemezsiniz adaşım, siz, şehirde yaşayanlar ve köyde yaşayanlar; siz, birisine itaat eden ve birisine emredenler; siz, birisinden korkan ve birisini tehdit edenler. Siz sevemezsiniz. Sevmeyi yalnız bizler biliriz.</p>
<p>Müziksiz kalmayın, Dostlukla kalın.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/sabahattin-ali/">Sabahattin Ali</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeref Konuğumuz Radiohead</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/seref-konugumuz-radiohead/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Sep 2016 14:26:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Detone]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 91. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1322</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="437" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/radiohead_albumhaber_1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="radiohead_albumhaber_1" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/radiohead_albumhaber_1.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/radiohead_albumhaber_1-300x219.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/radiohead_albumhaber_1-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div>
<p>Geçtiğimiz aylarda Firuzağa’da Radiohead için &#8216;Velvet Indieground Records&#8217; isimli plakçıda düzenlenen etkinliğe “Ramazan ayında içki içiliyor” gerekçesiyle yapılan saldırıyı hepimiz basından izledik. Bana en çok dokunan sanırım sizleri de en [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/seref-konugumuz-radiohead/">Şeref Konuğumuz Radiohead</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="437" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/radiohead_albumhaber_1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="radiohead_albumhaber_1" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/radiohead_albumhaber_1.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/radiohead_albumhaber_1-300x219.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/radiohead_albumhaber_1-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div><blockquote><p>Geçtiğimiz aylarda Firuzağa’da Radiohead için &#8216;Velvet Indieground Records&#8217; isimli plakçıda düzenlenen etkinliğe “Ramazan ayında içki içiliyor” gerekçesiyle yapılan saldırıyı hepimiz basından izledik. Bana en çok dokunan sanırım sizleri de en çok yaralayan Koreli işyeri sahibinin gözyaşları oldu. Öğrendik ki kendisi ülkemizi çok seven ve buraya, İstanbul’a yerleşmiş bir dünya gezgini. Ama bu sevgi kendini bilmez bazı kişiler tarafından dükkanını talan edilmesini engelleyemedi. Bir daha bu ülkede yaşayamayacağını düşünerekten bu ülkeden ayrıldı…</p></blockquote>
<p>Olaydan sonra Radiohead yaptığı açıklamasında &#8220;Kalbimiz İstanbul&#8217;da saldırıya uğrayanlarla birlikte. Umarız hoşgörüsüzlükten kaynaklanan bu tür şiddet olaylarının çok eskilerde kaldığına tanık oluruz.&#8221; dedi. Bu yaşananları izlerken aslında olayın diğer kahramanı olan Radiohead grubunu yazmayı kendime bir görev bildim. Çünkü bu köşenin şeref konuğu olmayı fazlasıyla hakkeden bir grup Radiohead…</p>
<p>Radiohead’in neden bu kadar önemli bir grup olduğu sorusuna gelince şöyle bir sıralamayı hemem sizle paylaşayım. Dünya müzik devlerinden Beatles tüm kariyerini 7 yıla sığdırdı, Pink Floyd ise 15 müzik piyasasında kaldı. Radiohead ise ilk albümlerinden bu yana geçen 23 yıldan sonra bizi hala şaşırtmaya devam ediyor. Müzik piyasalarını şaşırtmanın pek kolay olmadığını da göz önüne alırsa bu inanılmaz bir kariyer. Bunu nasıl mı yapıyorlar? Radiohead her albümde yepyeni bir müzikal dil yaratabiliyor, 23 yıl da bunun tanığı.</p>
<p>Radiohead 1986 da Oxfordshir’de okul arkadaşları tarafından kurulun bir İngiliz alternatif rock grubudur. Grubun üyeleri Thom Yorke (baş vokal, ritim gitar, piyano ve elektronik ses işleme cihazları), Jonny Greenwood (baş gitarist ve diğer enstrümanlar), Ed O&#8217;Brien (gitar, arka vokal), Colin Greenwood (basgitar, synthesizer) ve Phil Selway&#8217;dır. (davul, perküsyon) Grup kurulduğunda sadece cumaları bir araya geliyordu o yüzden adını «On A Friday» «Bir Cuma Günü» koydular. Grup üniversite yıllarında da kopmadı. Oxfordshir’de canlı performanslar gerçekleştirdiler, birlikte demolar yaptılar. Sonunda menajerlerin ve dev müzik şirketlerinin dikkatini çekmeyi başardılar. İlk albümlerini yapım sürecinde isimlerini Talking Heads grubunun True Stories albümündeki RadioHead şarkısından esinlenerek Radiohead olarak değiştirdiler.</p>
<p>Radiohead’in müzik hayatı oldukça ilginç dönemeçler halinde seyretti. Creep şarkısı, grubun çıkış albümlü olan Pablo Honey (1993)&#8217;de de yayımlandıktan sonra dünya çapında bir hit haline geldi ama ülkesinde BBC Radyo 1’de, müziklerini «fazla depresif» bulduğu için yayınlamadı. 2000li yıllara gelindiğinde grup bu şarkıdan nefret ettiğini açıkladı. Fakat o zamana kadar şarkının binlerce coverı yapılmıştı zaten. İlk albümün ardından başarılı bir dünya turnesi geldi ama neredeyse grup bu başarının altında kalıyordu. Thom Yorke’un ifadesine göre «seksi, küstah ve göze hoş gelen MTV tipi yaşam tarzının» dünyaya pazarlanmasına yardımcı olduğu gerçeği onları rahatsız etti. İkinci albümleri The Bends (1995) de çıktığında artık yalnız İngiltere’de değil dünya çapında büyük bir hayran kitlesine sahiptiler. İkinci albümleri için öngördükleri tarz hedefledikleri daha derin müziğe geçiş aracılık yapmasıydı. Üçüncü albümleri OK Computer Haziran 1997’de yayımlandı. Genelde melodik rock tarzında olan bu albümde, deneysel müzik yapıları, elektronik müzik ve avangart akımları da denediler. 1997 yılında üçüncü albümleri OK Computer İngiltere listelerine 1 numaradan giriş yapan ilk albümleri oldu ve o seneki Grammy Ödülleri’nde «En iyi alternatif albüm» ödülünü aldı. Büyük ticari başarı getiren melodik rock tarzında bu albüm deneysel müzik yapıları, elektronik müzik ağırlığı ile çok olumlu eleştiriler aldı.</p>
<p>Radiohead 1999 yılına geldiğinde grup bir duraklama geçirdi. 1997-1998 dünya turnesi oldukça iyi geçmişti, Thom Yorke depresyondaydı ve şarkı yazamıyordu. Bu urumdan farklı bir müzikal dil geliştirerek, hatta grup elemanları rollerini yeniden belirleyerek çıktılar. 2000 yılında dördüncü albümleri Kid A’i yayınladılar. Büyük bir başarı… ve gelsin Grammy’ler, «En iyi alternatif albüm» ödülünü kazandı. Müziklerine elektronik egemen olmaya başlamış ve gitarlar geri çekilmişti. Radiohead’in ruhunda da değişim başlamış grup Avrupa turnesini sponsorsuz, çadır tipi bir sahnede; Kuzey Amerika turnesini de küçük sahnelerde gerçekleştirdi. Bu albümü 2001yılında Amnesiac izledi. OK Computer ile başlayan tarz değişimini bırakıp, yaratıcı bir şekilde ilerleyen grup 2003 de Hail to the Thief’i yayımladı.</p>
<p>Gelelim şimdi neden Radiohead’i bizler neden bu kadar çok seviyoruz. Öncelikle tabii ki müzikleri ve müziklerinin yaratıcı yolculuğu ama asıl faktör galiba 2007 yılında yeni albümleri In Rainbows çıkardıkları sırada yaptıkları. Yaptıkları şey müzik piyasasında devrim niteliğinde bir davranıştı. Albümü bedelsiz de indirebilmek üzere olarak internetten yayınladılar. İsteyenden gönlünüzden ne koparsa formatında bağış alıyorlardı. In Rainbows albümü onların klasik albümü haline geldi ve büyük başarı kazandı. 2011 yılında gelen “King of Limbs” aynı şekilde, önce internet üzerinden hayranlarına ulaştı.</p>
<p>Sevme nedenlerimizden biri de efsane solist grubun temel direklerinden olan Thom Yorke Ülkemiz Gezi Parkı olayları ile çalkanırken duyarsız kalmadı ve Facebook hayran sayfasındaki kapak fotoğrafına, olaylar sırasında çekilen meşhur ‘TOMA’ya karşı gitar çalan genç’i koydu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-1345" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/09/radiohead_albumhaber_2.jpg" alt="radiohead album" width="755" height="536" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/09/radiohead_albumhaber_2.jpg 755w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/09/radiohead_albumhaber_2-300x213.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 755px) 100vw, 755px" /></p>
<p>2016 albümü “A Moon Shaped Pool” çok gizemli geldi. İlk olarak web sitelerini bembeyaz yaptılar. Ardından Facebook sayfaları beyaza büründü. Twitter hesaplarından da bütün gönderiler temizlendi. Son olarak ThomYorke’un kendi Twitter hesabı da bembeyaz oldu. Ama albüm umut dolumuydu? Hayır… Albüm bizim nasıl insanlıktan çıktığımızı ikiyüzlülüğümüzü, göçmenleri, dünyayı nasıl berbat ettiğimizi tamamen kendi dilleri, yöntemleri ile anlatıyordu.</p>
<p>Radiohead demek biraz Thom Yorke demek. Thom Yorke bir solist olarak da dönemini en çok etkileyen sanatçılardan biri. İnanılmaz falseto yorumları ile hayranlarını kendinde geçiriyor. Grubun kuruluşundan beri en önemli iki adamından biri diğeri ise enstürman sihirbazı olan Jonny Greenwood.</p>
<p>Radiohead’i seversiniz ya da seversiniz. Bu yaratıcı rock grubu 90 larda başlayan yolculuğunu 2000 li yılların ortalarına kadar oldukça üst sevide taşıdı. Müzikleri rocktan başlayıp jazzın vazgeçilmez tatlarına, elektroniğin cazibesine doğru yolculuk yaptı. Son albümleri ile yaylıların hakimiyetiyle devam edecek gibi gözüküyor. Ama müziklerini aynı zamanda hayattaki duruşlarını yansıtan bir araç olarak kullandılar. Dünyadaki olan bitenle ilgilenen, sayısız bağış kampanyasına imza atan ve dünyadaki haksızlıklara dikkat çeken de bir grup oldular.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/seref-konugumuz-radiohead/">Şeref Konuğumuz Radiohead</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Klasik Müziğinizi nasıl alırdınız?</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/klasik-muziginizi-nasil-alirdiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Mar 2016 13:35:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Detone]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 90. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1388</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1600" height="1091" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="klasik-muzik" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-2.jpg 1600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-2-300x205.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-2-768x524.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-2-1024x698.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></div>
<p>Popüler kültürün hayatımızı istila ettiği, küreselleşmenin etkilerini yaşamımızın her anında hissettiğimiz bir dönem yaşıyoruz. Popüler kültürle ne alıp veremediğin var diye sorabilirsiniz. İşte, bu yazının çıkış noktası da buradan başlıyor [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/klasik-muziginizi-nasil-alirdiniz/">Klasik Müziğinizi nasıl alırdınız?</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1600" height="1091" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="klasik-muzik" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-2.jpg 1600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-2-300x205.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-2-768x524.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-2-1024x698.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></div><blockquote><p>Popüler kültürün hayatımızı istila ettiği, küreselleşmenin etkilerini yaşamımızın her anında hissettiğimiz bir dönem yaşıyoruz. Popüler kültürle ne alıp veremediğin var diye sorabilirsiniz. İşte, bu yazının çıkış noktası da buradan başlıyor çünkü ülkemizde de dünyada da, yüzyıllardan birikimi olan kültürler, popüler kültüre birer birer kurban oluyor. Tabii ki müzikte bu etkiden payını alıyor. Orkestralar can çekişiyor, hatta batı dünyasında, klasik müziğin kalbinde, Avrupa’da, dağılan klasik müzik gurupları, orkestralar var. Yüzyılların müziği dinleyicilerini kaybediyor. Müzik bir değer kaybına uğruyor mu? hayır, ama bu çetin koşullarla rekabet etmek artık çok zor. Ne yapmalı? İşte esas soru bu, ne yapmalı ki klasik müzik; hem genç kuşak dinleyicinin ilgisini çekmeli hem de klasik müzik popüler olmalı. Bunu başaranlar var mı? Var. Hem de çok iyi örnekler…</p></blockquote>
<p>Önce Klasik müziğin caz halinden başlayalım derim… 1934 doğumlu Fransız piyanist, besteci, yorumcu Jacques Loussier’den… Jacques Loussier Paris Ulusal Müzik Konservatuarı’nda öğrenim görmüş Fransa’nın en iyi piyanistlerinden biri. Konservatuarın bu parlak öğrencisi, öğreminini tamamladıktan sonra müziğe ara verip bir dünya seyahatine çıkıyor. Dönüşünde izlediği Modern Jazz Quartet konseri, kariyerini dönüştürüyor. Artık, çocukluğundan bu yana gelen Bach hayranlığıyla vazgeçemediği Bach yorumlarına, caz tınıları ilave ederek müzik yapacaktır. Jacques Loussier bu müziği yapmak üzere 1959 yılında kontrbasta Pierre Michelot, davulda Christian Garro ile beraber “Play Bach” ismini verdiği üçlüsünü kurar. 1978 yılında grup dağılana kadar, yılda yaklaşık 200 konser ve 6 milyonun üstünde albüm satma başarısını göstererek 1960’ların popüler müziğinin bir ikonu haline gelir. Jacques Loussier 45 yaşında emekli olmaya karar verir ve kendini müzik araştırmalarına adar. Bu dönemde, Provance’da evinde kurduğu stüdyoda konuk ettiği müzisyenlerden bazılarının Pink Floyd, Elton John, Sting gibi isimler olduğunu ve bu arada Pink Floyd’un efsanevi albümü “The Wall”un bazı bölümlerinin de Loussier’nin stüdyosunda kaydedilmiş olduğu notunu hemen araya sıkıştıralım. Bu efsanevi piyanist 1985 yılında, Johann Sebastian Bach’ın doğumunun 300.yıldönümü kutlamalarında gelen bir yeni teklifle “Bach Trio”yu yeniden oluşturur yeni Bach albümlerine imza atmaya başlar. Bale ve değişik sahne müzikleri bestelediği 1987-2002 tarihleri arasında 10 albüm 4 adette derleme albüm çıkarmıştır. Bach’ın dışında Debussy, Vivaldi,Ravel Handel gibi bestecileri de yorumlayarak albüm haline getirmiştir. Türkiye&#8217;de de konser veren ve Güher &#8211; Süher Pekinel kardeşlerle birlikte çalışan Jacques Loussier hala eskimeyen müzikleri ile dinlemekten keyif aldığımız müzikçilerin başında gelir. Özelikle Bach çaldığı albümlerini mutlaka edinmenizi öneririm, çünkü onlarda artık bir klasik.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-1389" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-1.jpg" alt="klasik-muzik" width="814" height="383" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-1.jpg 814w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-1-300x141.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/klasik-muzik-1-768x361.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 814px) 100vw, 814px" /></p>
<p>Sıra geldi Klasik müziğin oryantal haline… Yanlış duymadınız klasik müzik ve oryantal müzik. Bu iki müzik nasıl bir araya gelir diyorsanız “Mozart in Egypt” albümünü hiç dinlemediniz demektir. İlki 1998 de yayınlan bu iki albüm, Mozart’ın değişik eserlerinden oluşuyor. Ama dinlediğinizde “bu Mozart bir değişik Mozart“ diyorsunuz. Çünkü albümlerde Mozart’ın 23 nolu piyano konçertosu udla başlayabilmekte, ya da Sihirli Flütte’ki “Papageno” aryası, Arapça başlayıp Almanca devam edebilmektedir. Mozart’ın Requiem’i bir gazelle başladığını duyup bir duraksarsınız, sonra bütün ciddiyetiyle orkestranın durumu ele aldığını görürsünüz. Bulgar Senfoni Orkestrası ile Kuzey Afrikalı sanatçıların bir araya geldiği, Asya Müziği çalışmaları ile ünlü Fransız müzisyen ve düzenlemeci Hughes de Courson tarafından geçekleştirilen bu albümler eğer klasik müzik konusunda çok tutucu değilseniz dinlemesi çok keyifli albümler. Udlar, kanunlar, darbukalar, bize yakın ritimler derken kendinizi başka bir Mozart’la Mısır’da! hissedebilirsiniz. Ben bu albümleri dinlerken bu haliyle Mozart eselerini dinlese ne düşünürdü diye çok düşünürüm. Bence beğenirdi. Albümde olmazsa olmaz Türk Marşı da var ancak Couron albümde bu eserin ismini, yeni yorumundan yola çıkarak “Mısır Marşı” olarak değiştirmiş. Bu değişiklik için &#8220;Türkler beni affetsin&#8221; diyor.</p>
<p>Mozart’la salsa yapılır mı? KlazzBrothers&amp;CubaPercussion çalıyorsa yapılabilir. 1999 yılında kurulan Alman gurup Klazzbrothers, Küba turunda, Kübalı perküsyoncu AlexisHerreraEstevez ve ElioRodriguezLuis ile tanışıyor ve bir araya gelip “KlazzBrothers&amp;CubaPercussion” kuruyorlar. Klasik ve caz sınırlarında dolaşan, müziğin orijinalini çok bozmayan bir yorumları var topluluğun. Beş kişiden oluşan topluluğun albümleri,klasik Avrupa müzik geleneğinin eşsiz kombinasyonlarıyla, Swing ve Latin caz ve Küba ritimlerinin sonsuz çeşitliliğini harmanlanarak, tamamen yeni bir ses yarattı. 11 albüm çıkaran topluluğun 2 adet Echo Klassik, 2 adet Jazz ödülü bir adet Grammy adaylığı bulunmaktadır. Klasik müziği Küba ritimleri ile dinlemenin keyfi gerçekten bambaşka. Örneğin albümde Mozart’ın sol minör senfonisini &#8220;Mambozart&#8221;a, Beethoven&#8217;ın 5. senfonisini &#8220;CincoSalsa&#8221;ya dönüştürmüşler. Bach, Çaykovski, Mozart, Wagner gibi klasik müziğin öncülerinin tanınmış eserlerini aranje ederek bu müziklerle salsa yapılabilecek hale getirmişler. Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası&#8217;nın konuğu olan topluluğun, Classic Meets Cuba1-2, Classic Meets Cuba Symphonic Salsa albümlerini mutlaka edinin.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1419" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/klasik-muzik-3.jpg" alt="klasik-muzik" width="548" height="323" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/klasik-muzik-3.jpg 548w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/klasik-muzik-3-300x177.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/03/klasik-muzik-3-357x210.jpg 357w" sizes="auto, (max-width: 548px) 100vw, 548px" />Geldik klasik müziğin heavy metalle imtihanına… Wolf Hoffmann Accept adlı Alman metal müzik yapan topluluğun gitaristi. Ama ne gitarist. 1976 yılında, rock müziğin efsane döneminde, Udo Dirkschneider ile birlikte kurmuşlar topluluğu. Metal müzik dinleyicilerinin gönlüne taht kuran topluluklarının başında geliyor. Accept’in çok başarılı albümlerle müzik piyasasında fırtınalar estirdikleri dönemlerin yanında, birkaç kez müziğe ara verdikleri dönemler de olmuş. Fakat topluluk Küllerinden doğan Zümrüdüanka kuşu misali tekrardan doğup, bir önceki albümlerinden daha da başarılı albümlere imza atmış. Ara dönemlerde topluluğun elemanları bireysel albümler de çıkarmışlar. Bizi ilgilendiren bölüm burada başlıyor. Topluluğun efsane ama gerçekten bu tanımı hak eden karizmatik gitaristi Wolf Hoffmann 1997 yılında bir Clasiccal albümü çıkarıyor. Klasik müzik sevdalısı Wolf’un bu albümdeki sololarıyla klasik müziğe yeni bir bakış açısı kazandırdığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Albümde Bizet, Grieg, Tchaikovsky, Ravel gibi birçok bestecinin çok bilinen, çok sevilen eserlerini yorumluyor. Bolero’yu, Habenara’yı, Wolf’tan dinlemek bence inanılmaz bir deneyim. Metal müziğe çok mesafeli bir duruş sergileseniz bile albümün bütününün favoriniz olacağından eminim.</p>
<p>Evet, sonuç olarak küreselleşme, müziğin tüm formlarını etkilerken klasik müzikte bu etkilerden nasibini alıyor. Bu bir gelişim mi? Buna zaman karar verecek. Ama sonuç olarak klasik müziğin değişik etkiler alması ve değişik kültürlerle harmanlanması, yeni ortaklıklar dünya müziğine güzel katkılar yapıyor. Bu yenidünya müziği mi? Bilemem. Değişim rüzgarlarına kim karşı koyabilmiş ki?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/klasik-muziginizi-nasil-alirdiniz/">Klasik Müziğinizi nasıl alırdınız?</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güzel İzmirli Dario Moreno</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/guzel-izmirli-dario-moreno/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Nov 2015 13:25:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Detone]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 89. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1482</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="585" height="596" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dario-moreno.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="dario-moreno" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dario-moreno.jpg 585w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dario-moreno-294x300.jpg 294w" sizes="auto, (max-width: 585px) 100vw, 585px" /></div>
<p>Yıllardan 1968, günlerden ise 1 Aralık Pazar. Kahvaltı sonrası gazetesini alıp bir köşeye çekilen babam, başını kaldırıp üzüntülü bir sesle anneme seslendi, “Dario Moreno İstanbul’da ölmüş”. Annem mutfaktan ellerini önlüğüne [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/guzel-izmirli-dario-moreno/">Güzel İzmirli Dario Moreno</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="585" height="596" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dario-moreno.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="dario-moreno" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dario-moreno.jpg 585w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dario-moreno-294x300.jpg 294w" sizes="auto, (max-width: 585px) 100vw, 585px" /></div><blockquote><p>Yıllardan 1968, günlerden ise 1 Aralık Pazar. Kahvaltı sonrası gazetesini alıp bir köşeye çekilen babam, başını kaldırıp üzüntülü bir sesle anneme seslendi, “Dario Moreno İstanbul’da ölmüş”. Annem mutfaktan ellerini önlüğüne kurulayarak çıktı, beraberce haberi okumaya başladılar. Bana bir yakınımız ölmüş gibi geldi… Babam gazeteyi okumayı bitirip, katlayıp sehpanın üzerine bıraktı. Ben yerimden kalkıp gazeteye baktığımda bu gün hala anımsadığım fotoğrafı gördüm. Gazetede yerde yatan bu adamın neden annemle babamın bu kadar üzülmüştü? merak etmiştim. Sorduğumda bir şarkıcı olduğunu söylemekle yetindiler.</p></blockquote>
<p>Sonra babamdan duyduğum bu ismin radyoda her anons edilişinde müziğine kulak kabartır olmuştum. Daha sonra anladım ki bu ufak tefek neşe dolu adam ailemin müzik hatıratında önemli bir yeri var. Bugün biliyorum ki bu yazıyı okuyan birçok kişi Dario Moreno’nun ismi geçtiğinde yada şarkıları sorulduğunda hemen şarkılarını mırıldanabilir. Hatta pek çoğunuzun bu şarkıları mırıldandığını duyar gibiyim “deniz ve mehtap sordular seni, neredesin?” Hemen hatırladıklarınızı sıralayayım İzmirli diyeceksiniz. Evet İzmirli… Hayatının sonuna kadar da İzmirli kaldı. Dünyanın neresine giderse gitsin.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1484" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dario-moreno2.jpg" alt="dario-moreno2" width="400" height="273" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dario-moreno2.jpg 400w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dario-moreno2-300x205.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" />Aslına Germencik’te dünyaya gelmiş. Bir tren istasyon görevlisi olan babası, bir kaza kurşunu ile ölünce, annesi Roza Hanım 4 çocuğunu alıp İzmir’e, Asansör semtine yerleşmiş. Küçük Dario ’ya bakamamış annesi, onu yetimhaneye vermiş, dört yaşına kadar burada kaldığı söyleniyor. Daha ilkokul çağlarından itibaren çalışmaya başladı, kendisinde bir Musevi olan Dario, BarMitsvah törenlerinde (13 yaş) şarkı söylemeye başladı, gitarda çalardı. Ünlü bir İzmirli avukatın yanında çalıştı ve bu sırada kendini geliştirdi, geceleri Milli Kütüphane ’ye gidip Fransızca çalışıyordu. Askerlik yapmayı seçmişti Dario Moreno, askerlik sırasında ve sonrasında müzik hayatı devam etti. Askerlik sonrası İzmir, İstanbul, Ankara….ve yavaş yavaş ünlenmeye başladı.</p>
<p>Bu arada Dario Moreno’nun adı gerçek adı “David Aguretta”. Dario ilk adına babasını adı olan Moreno’yu ekleyerek bir sahne ismi oluşturmuş, sanatçıyı bütün dünya da bu isimle tanıdı. Ankara’daki yaşamı ile ilgili bir anekdot var anlatılan. Bir oda arkadaşı var ama tanışmaları bir türlü kısmet olmuyor. Sonrasını Dario Moreno şöyle anlatıyor; Hergele<br />
meydanında 3’uncu sınıf bir otelde iki kişilik bir odaya yerleşmiştim. Bir hafta geldim gittim, oda arkadaşımı tanımak kısmet olmadı. Ya ben geç geliyordum ya o. Sabahleyin birimizden biri erken kalkıp gidiyordu sonunda bir sabah gözlerimi açtım oda arkadaşımda gözlerini açtı. Birbirimize baktık. Ben “merhaba” dedim. O da “merhaba” diye karşılık verdi. Benim hakkımda o zaman Ankara gazetelerinde ufak tefek yazılar çıkmaya başlamıştı, komşum beni bu yazılardaki resimlerden tanıyormuş. Peki, siz kimsiniz? Ne iş yapıyorsunuz? Diye sordum. Gülümsedi “ “boş gezerim” dedi, “adım Orhan Veli’dir”. Şair Orhan Veli ile oda arkadaşlığımız uzun bir müddet devam etti, Orhan, yeni yazdığı veya sevdiği bir şiiri mutlaka bana okutur ve hep “ne güzel şiir okuyorsun sen” derdi.</p>
<p>Dario, Kalipsolar, Türk müziğini motiflerini parçalarını batı enstrümanlarıyla yorumlama, çaça, mambo gibi Latin ezgileri ile ünlü oldu. Fakat bu ün ona galiba az geldi, önce Atina’da bir süre çalıştı, sonra ver elini Fransa… Fransa’da ilk yıllar istediği gibi geçmedi. Fakat sonra “Jezabel “şarkısı ile büyük bir üne kavuştu ve bundan sonra arka arkaya plaklar yapmaya başladı. Daha sonra söylediği kalipsolarla “Adieu Lizbon, cou cou rou cou cou” iyice ününü sağlamlaştırdı. Dünya turnelerine çıktı, her yıl 16 ülkede konser verirdi. 45 adet filmde rol aldı. O yılların efsane film yıldızları Brigitte Bardot, Melina Mercouri gibi sanatçılarla filmlerde oynadı. Birde “Oeil Pour Oeil” (göze göz)filmi ile en iyi Fransız yardımcı aktör ödülü var kendisinin. Ülkemizde de yaptığı şarkılar Sezen Cumhur Önal ve Fecri Ebcioğlu tarafından söz yazılarak dinleyicilerle buluşuyordu. Hatıralar Hayal Oldu, Deniz ve Mehtap, Güzel İzmir, Sarhoş Türkçe söylediği en güzel şarkılarıydı, bu listeyi uzatabiliriz. Hep İzmirli kaldı dedik, TC. Pasaportunu hiç değiştirmedi. Paris’te zengin bir hayat sürmesine rağmen İzmir’le bağını hiç koparmadı. Hatta Paris’te yapılan bir Latin Amerika Şarkıları Festivalinde aldığı birincilik sonrasında göğsünden bir Türk bayrağı çıkararak “ben Türküm İzmirliyim” demiştir. Jacques Brel’in yazıp sahneye koyduğu ve başrolünü oynadığı, L’Homme de la Mancha adlı müzikaldeki Sancho Pancho rolü, son çalışması oldu.</p>
<p>Ölümünden sonra vasiyeti İzmir’e defnedilmekti. Olmadı, Dario Moreno; İsrai’de Holon’da mezar taşında bir Ayyıldız bulunan ve taşın üzerinde Türkçe olarak “İzmir Çocuğu David Aguretta burada yatıyor” yazan bir mezarda, edebi uykusunda.</p>
<p>Eğlenmeyi severdi , çok neşeli bir insandı, yemek yemeyi özelikle İzmir köfteyi ve de, ve de İzmir’i çok severdi. İzmir’de evinin olduğu sokağa ismi verildi. Bizde onu çok sevdik. Şarkıları hala dillerde, deniz ve mehtap……..</p>
<p>Şarkıları, kırk yıllı aşkın bir süredir hala bu toprakların insanının dilinde, gönlünde. Galiba şarkılarını bir de en güzel Tanju Okan söyledi… Biz ailece, yurdumuzdan uzakta, bir gece bunu test ettik. Geceye en çok yakışan şarkıların birçoğu, Dario’nun şarkıları idi.</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/guzel-izmirli-dario-moreno/">Güzel İzmirli Dario Moreno</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadife Sesli Şarkıcı Nat King Cole</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/kadife-sesli-sarkici-nat-king-cole/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2015 15:09:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Detone]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 88. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1610</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="800" height="623" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/nat-king-cole.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="nat-king-cole" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/nat-king-cole.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/nat-king-cole-300x234.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/nat-king-cole-768x598.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></div>
<p>Hepimiz sevdiğimiz yemeklerden, dinlediğimiz müziklere kadar yaşam alışkanlıklarımıza baktığımızda geçmişimizin izlerini görürüz, hatta biraz daha ileriye gidip zihnimizde bir yolculuğa çıksak çocukluk günlerimizin o kayıtsız günlerine gitsek, hemen anılar canlanır [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/kadife-sesli-sarkici-nat-king-cole/">Kadife Sesli Şarkıcı Nat King Cole</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="800" height="623" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/nat-king-cole.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="nat-king-cole" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/nat-king-cole.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/nat-king-cole-300x234.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/nat-king-cole-768x598.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></div><blockquote><p>Hepimiz sevdiğimiz yemeklerden, dinlediğimiz müziklere kadar yaşam alışkanlıklarımıza baktığımızda geçmişimizin izlerini görürüz, hatta biraz daha ileriye gidip zihnimizde bir yolculuğa çıksak çocukluk günlerimizin o kayıtsız günlerine gitsek, hemen anılar canlanır gözümüzün önünde… Bazen mutfaktan yayılan bir koku, bazen kulaklarımızda çınlayan bir kahkaha, bazen de radyodan yükselen bir müziktir bu yolculuğun nedeni.</p></blockquote>
<p>Nat King Cole’in işte o yumuşacık sesini her duyduğumda ben böyle bir yolculuğa çıkarım. Babamım kocaman ellerini duyumsarım, kulağımda kahkaha sesleri eşliğinde benim küçücük ellerimi tutmuş ve odanın ortasında dönüyoruz, dönüyoruz. Babamdan mı, yoksa bu sesin büyüsünden mi bilemem, oldum bittim, Nat King Cole’ün bir</p>
<p>şarkısını nerede duyarsam duyayım içimde güzel bir şeyler uyanır. Gülümserim.</p>
<p>O yıllar çukulata renkli şarkıcıların yılları idi. Bizim evin baş çukulata renkli şarkıcısı da Nat King Cole idi. Bazen ona radyoda kadife sesli şarkıcı da derledi. Bunu sözü her duyduğumda, kendimi, salondaki kanepenin üstündeki yastıkları okşarken hayal ederken bulurdum. Çocukluk işte…</p>
<p>Eveeet , bu yazıda çok geçmişte kalmış ama bu günde hala zevkle dinlenen bu ünlü şarkıcı, aynı dönemde yaşayan Frank Sinatra, Perry Como ve Dean Martin gibi unutulmaz şarkılar, uluslararası turlar, radyo ve televizyon gösterileri ve filmlerde aldığı rollerle dolu bir yaşam sürdüren Nat King Cole’ü anacağız. Sanatçı 1919 yılında ABD’nin Alabama eyaletinde Montgomery şehrinde doğdu, Müzik eğitimini anne ve babasından aldı. Cazın yanı sıra klasik müzikle de ilgiledi. Erken yaşlarda Caz kulüplerinde orkestrası ile çalışmaya başladı. Cole 1936 yılında kardeşiyle ilk müzik kaydını yaptı. Kariyerinin başlarında piyanistliği yanı sıra bazı şarkılara sesiyle de katılmasına rağmen bu konuda utangaçtı. Diksiyonuyla gururlanmakla beraber, hiçbir zaman iyi bir şarkıcı olduğunu düşünmedi; yumuşak okuyuşunun zamanının caz vokalistlerinin tarzlarıyla uyuşmadığına inanmaktaydı.</p>
<p>İki evlilik yaptı Nat King Cole; ilki 17 yaşında evlendiği dansçısı Nadine Robinson, ikinci evliliği ise şarkıcı Maria Hawkins Wellington’ladır. İlk evliğinde sonra ilk topluluğu “Nat King Cole” üçlüsünü kurdu. Oluşturduğu grupta, piyano, bas ve gitarın bir arada bulunması o yılar için bir devrim niteliği taşımaktaydı. Daha sonra bu tarz toplulukların kurulmasına öncülük etti. Bu çalışmalar sırasında Nat sadece piyano çalıyordu efsanevi sesini kullanmıyordu. Müzik yaptığı bir nüfuzlu müşterinin şarkı isteği onun şarkıcılık kariyerinin başlangıcı oldu. Söylediği şarkı “Sweet Lorraine” 1940 yılında müzik piyasasındaki ilk hiti oldu. 1940 tan sonra bir caz piyanisti olarak bilinen Nat King Cole pop motifli parçalar söylemeye başladı. Hayranları bu tarzda şarkı söylemesini ihanet gibi kabul etse de Nat’a yadsınamaz bir başarı getirdi. Müzik kariyeri boyunca piyasaların değişimine ayak uydurarak rock albüm bile yaptı. Ama caza bağlılığı hep sürdü Broadway müzikallerine müzikler yaptı, filmlerde rol aldı. Filmlerde şarkı söyledi ki bu cümle, çok küçük bir çocukken onu sesinden yola çıkarak beyaz tenli bir adam olarak hayal edip, televizyonun siyahbeyaz döneminde bir filmde onun kocaman gülüşüyle karşılaştığımda hayallimin yıkılışını da hatırlatır. U gün o zamana geri dönüp çocukluğuma gülümsüyorum.</p>
<p>40lı yıllardan yaşamını sona erdiği 65 yılına kadar pek çok unutulmaz parçaya imza attı. Bunlar bugün bile vazgeçilemez klasik müzikparçalarıdır. Her romantiğin müzik dağarcığında bu unutulmaz müziklerden biri mutlaka vardır. Hatta şarkılarını İspanyolca ve Portekizce bile söylemiştir ve bu şarkılar hit olmuştur. Unutulmaz şarkıları içine “For Sentimental Reasons”, “Nature Boy”, “Smile”, “Pretend”, “A Blossom Fell”, “If I May”,”Mona Lisa”, “Too Young”, “LOVE”…. Bu liste uzayabilir. Müzik kariyerini son 20 yıl içinde</p>
<p>pop listelerine giren 100’ü aşkın 45’lik, 20’yi aşkın albümle Sinatra’dan sonra döneminin en başarılı pop şarkıcısı olarak nitelendirilmektedir.</p>
<p>5 Kasım 1956 da kendi adını taşıyan “The Nat King Cole Show” adlı televizyon programı NBC de yayınlanmaya başladı. Program ilk AfroAmerikan sanatçı programı olma özelliği taşıyordu. Ella Fitzgerald, Harry Belafonte, Mel Tormé, Peggy Lee ve Eartha Kitt gibi birçok ünlü sanatçıyı konuk etmesi ve büyük bir caz piyanisti ve şarkıcı olduğu gerçeği onu ön plana çıkardı. Fakat Amerika’da ırk ayrımcılığının çok koyu olduğu bu yıllarda böyle bir televizyon programının mali destek görmesi söz konusu dahi olamazdı ve 2 yıllık bir yayın süresinden sonra yayını sonlandırmak zorunda kaldı.</p>
<p>Bir siyahi şarkıcı olması ırk ayrımcılığının hedefi haline de getirdi, zaman zaman saldırıya uğradı. Bir aktivist gibi hareket etti. Politikayla ilgilendi. Beyazların yaşadığı bir mahalleye taşınması bile şimşekleri üzerine çekmeye yetti. Başkan John F. Kennedy’nin politik hareketini destekledi.</p>
<p>Sıkı bir sigara tiryakisi idi. Hatta sesinin güzelliğini içtiği sigaralara bağladığı söyleniyor. 48 yaşında akciğer kanserine yakalandı ve iki ay sonra 15 Şubat 1965 tarihinde, kariyerinin zirvesindeyken öldü.</p>
<p>Nat King Cole ölümünden sonrada başarılarına devam etti. Grammy neredeyse dünyadaki bütün ünlü şarkıcılardan esirgemediği ödülünü Nat King Cole de verdi. 1990 yılında “Hayat Boyu Başarı” dalında Grammy ödülüne layık görüldü.</p>
<p>1991 yılında kızı Natalie Cole pek çoğumuzun da hatırlayacağı gibi albümüne, babasının 1961 yılı şarkısı olan Unforgettable’ı koydu. Albümde sanırım daha önce pek denememiş bir şeyi yaparak babası ile düet yaptı. Albüm o yıl büyük başarı kazandı ve şarkının ismini taşıyan bu albüm 1992 yılının Grammy ödüllerinde yedi adet Grammy ödülü kazandı. Gelelim önerilerimize… Bütün toplama albümlerini mutlaka alın, kızı Natalie’nin yaptığı saygı albümü de müzik kitaplığınızın vazgeçilmezleri arasında olacaktır, edinin.</p>
<p>Nat King Cole Zamanın ötesinde, günümüzde hala müzikleri ile sesi ile var olmaya devam ediyor. Nat günümüzde romantik anların vazgeçilmez sanatçısı. Gittiğimiz bir düğün töreninde gelin ve damadın onun şarkıları ile dansa başlamaları çok şaşırtıcı bir durum değil.</p>
<p>Ama.. benim için hala babamı tekrar yanımda hissetmemi sağlayan bir ses O …</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/kadife-sesli-sarkici-nat-king-cole/">Kadife Sesli Şarkıcı Nat King Cole</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyük Tango Devrimcisi Astor Piazzolla</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/buyuk-tango-devrimcisi-astor-piazzolla/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2014 15:08:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Detone]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 87. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1739</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="462" height="299" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/astor-piazzolla.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="astor-piazzolla" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/astor-piazzolla.jpg 462w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/astor-piazzolla-300x194.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/astor-piazzolla-210x136.jpg 210w" sizes="auto, (max-width: 462px) 100vw, 462px" /></div>
<p>Astor Pantaleón Piazzolla veya bizim tanığımız adıyla Astor Piazzolla Atlantik kıyısında, Buenos Aires’e 400 km uzaklıkta bulunan Mar del Plata’da, 11 Mart 1921de, terzi bir anne ile berber babanın çocuğu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/buyuk-tango-devrimcisi-astor-piazzolla/">Büyük Tango Devrimcisi Astor Piazzolla</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="462" height="299" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/astor-piazzolla.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="astor-piazzolla" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/astor-piazzolla.jpg 462w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/astor-piazzolla-300x194.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/astor-piazzolla-210x136.jpg 210w" sizes="auto, (max-width: 462px) 100vw, 462px" /></div><blockquote><p>Astor Pantaleón Piazzolla veya bizim tanığımız adıyla Astor Piazzolla Atlantik kıyısında, Buenos Aires’e 400 km uzaklıkta bulunan Mar del Plata’da, 11 Mart 1921de, terzi bir anne ile berber babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Piazzolla ailesi, 1925 yılında Arjantin’den Amerika ya, New York’a taşındı, 1937 yılına kadar da, bu ülkede yaşadılar. Geleceğin bu büyük tango müzikleri ustası, 8 yaşında babasının aldığı bandoneon ile müzik ve dolayısıyla tango ile tanıştı. Bandoneon ne diye soranlar için bir açıklama; akordeona benzer ama çalması ondan daha zor olan, tango orkestralarının vazgeçilmezi, alman icadı bir müzik enstrümanı. Piazzolla 10 yaşına geldiğinde usta bir müzisyendi ve artık orkestralarda bandoneon çalıyordu. Piazzolanın müzik eğitimi neredeyse ömür boyu devam etti, her yaşında değişik müzikçilerle çalışmayı ve farklı müzik türlerini öğrenmeyi, denemeyi seçti. Bu uzaktan yalpalanma gibi gözükse bile,özünde kendi sesini, rengini, müziğini bulma çabalarıydı.1933’te Rachmaninov’un öğrencisi Macar piyanist Bela Wilda ile çalışmaya başlaması onu Bach’la tanıştırdı.1934’te tango şarkıcılarının kralı sayılan Carlos Gardel ile çalmaya başladı, hatta tango tarihinde çok önemli bir yeri olan “El Dia Que Me Quieras” filminde oyunculuk yaptı.</p></blockquote>
<p>Piazzolla, 1936 yılında tekrar ailesiyle Mar del Plata’ya, Arjantin’e geri döndü. Tango orkestralarında çalışmaya başladı. Elvino Vardaros’u dinlemesiyle onun alternatif tango icrasından çok etkilenir, müzik arayışı için önemli bir kilometre taşı olur bu tanışma. Ama bir ideali vardır Piazzola’nın Anibal Troilo’nun “Arjantin’in en büyük tango orkestrası” orkestrasında çalmak, bunu da gerçekleştirir. Anibal Troilo, bu dönemde aynı zamanda Piazzola’nın müzik eğitmeni olmuştur ama klasik tangonun sınırları onu kısıtlamaktadır. Hatta Triolo bestelerini fazla modern bulup, zamanın müzik anlayışına uyarlamak adına Troilo tarafından yeniden düzenlemekte idi.</p>
<p>1944 yılında tam da ihtiyacı olan kişiyle, şarkıcı Francisco Fiorentino tanışır, onunla 24 olağanüstü güzellikte kayıt yapar. Piazzolla için artık kendi orkestrasını kurma zamanı gelmiştir ve orkestrasıyla 1946/1948 senelerinde 30 kayıt gerçekleştir. O zaman diliminde otantik tangodan uzaklaştığı için büyük tartışmalara neden olan bu kayıtlar, halen tangonun klasikleri arasında yer almaktadır.1946’da kişisel tarihi için ilk resmi tangosu olarak kabul ettiği “El Desbande”yi yazar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1741 alignleft" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/astor-piazzolla-2.jpg" alt="astor-piazzolla" width="448" height="300" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/astor-piazzolla-2.jpg 448w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/astor-piazzolla-2-300x201.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 448px) 100vw, 448px" />1946 yılına geldiğinde farklı bir müzik arayışı onun için vazgeçilmez hale gelir ve orkestrasını dağıtır.<br />
Bandoneonunu ve neredeyse tangoyu tamamen bırakır, klasik müziğe yönelir, piyano çalmaya başlar. Bartok ve Stravinsky ile çalışmalara başlar, Jazz dinler, beste yapmaya hız verir.</p>
<p>1950-54 yılları arasında tango anlayışından farklı bir konsepte bir dizi eser besteler. Yine bir beste yarışmasında kazandığı bir ödül olan,Nadia Boulanger ile Paris’te çalışması için verilen burs nedeniyle Paris’e gider.</p>
<p>Nadia Boulanger ile yaptığı müzik çalışmaları onda yeni ufuklar açar, hocası onu ikna eder, müzik olarak tangoda ve bandoneonda karar kılar.Fransa’da, Paris Opera Orkestrası eşliğinde Adios Nonino’nun atası olan Nonino’nun da içinde olduğu 14 beste üretir ve kaydeder. Bandoneonu bir ayağını sandalyeye koyarak ayakta çalmaya başlar. (herkes oturarak çalarmış)</p>
<p>Arjantin’e dönüşünde; iki bandoneon, iki keman, çift bas, çello, piyano ve elektronik gitar klasik tangodan ayrılan yenilikçi eser ve yorumlar üreteceği bir gurup ve yaylılardan oluşan bir orkestra kurar. Bu orkestranın solisti ve dansçıları yoktur. Müziğinin devrimci yapısı, düzenlemeleri, besteleri, orkestrası, klasik tangocuların nefret odağı haline gelir. Bu onu yıldırmaz, ama işin içine medyada girince orkestralarını dağıtıp New York’a aranjör olarak çalışmaya gider. 1958-1960 yılarında hiç mutlu değildir, jazz tango deneyimi hüsranla sonuçlanır. Tekrar Arjantin’e döner ve tangoda duyguları en iyi ifade eden bir düzenleme olduğunu düşündüğü beşlisini kurar. (bandoneon, keman, bas, piyano ve elektronik gitar) 1963’te Paul Klecky şefliğinde “Tres Tangos Sinfonicos”un galasını gerçekleştirir ve 1965’te en önemli iki plağını çıkarır: 1965 Mayısında beşli ile verdiği bir konser sırasında çaldığı eserlerden oluşan Piazzolla at the Philarmonic Hall Newyork, diğeri ise Jorge luis Borges ile olan arkadaşlığının ürünü olan tarihi önem taşıyan “El Tango”. Borges“ Tres Tangos Sinfonicos”un prömiyerininde prodüktörlüğünü yapar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-1746" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/12/astor-piazzolla-4-300x219.jpg" alt="astor-piazzolla" width="300" height="219" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/12/astor-piazzolla-4-300x219.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/12/astor-piazzolla-4-86x64.jpg 86w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/12/astor-piazzolla-4.jpg 678w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>1968’de Maria de Buenos Operasını birlikte bestelediği şair Horacio Ferrer ile kapsamlı bir çalışmaya başlar. Karısında ayrılıp ünlü şarkıcı Amelita Baltar ile flört etmeye başlar, bu yeni ilham perisi, tango şarkılarını getirir. 70’li yıllar Piazzola’nın yıldızının tüm dünya üzerinde, en yukarıdan parladığı yıllardır. 1971’e gelindiğinde “Concierto para quinteto” ile gönülleri fetheder. 1972 daha da başarılıdır; Conjunto 9’u kurar. Tango ruhunun da ötesine gitmek gibi bir arzusu vardır. “Buenos Aires Şehrinin Çağdaş Müziği”nde bu sınırları zorlar.</p>
<p>Tristezas de un Doble A, bandoneonu ile bütünleşmenin ilhamı ile aynı yönde zorlamalar sonucu ortaya çıkar. 1975 senesine gelindiğinde “Balada para mimuerte” ve “libertango” üretilmiştir. Ustası Troilo’nun ölümü ile 1975 te çok sarsılır ve “Suite Troileana”da bu üzüntüyü notalarla ifade eder. 1979 yenilikçilik ve yaratıcılık açısından zirveye taşındığı yıldır. Gerry Mulligan, Garry Burton gibi sanatçıları yanına alır. Farklı köklere sahip sanatçılar ile sanatını ve yeteneğini bütünleştirir. Beşlisi ile New York Central Park’ta unutulmaz bir resital sunar. Piazollabu zaman diliminde Avrupa, latin Amerika, Japonya ve Kuzey Amerika ‘da çok sayıda unutulmaz konserler verdi. 1984’te şarkıcı Milva ile Bouffes du Nord’da ve Viyana’da sahneye çıktı. 1986’da jeneriklerini bestelediği “El Exilio De Gardel” filmiyle Sezar ödülüne layık görüldü. 1982 yılında çello ve piyano için bestelediği “le Grand Tango” prömiyerini 1990 yılında New Orleans ‘ta yaptı. Piazzolla, 1989’un sonlarına doğru grubunu dağıttı ve 1990 Ağustos ayında kalp krizi geçirene kadar Paris’te solo ve yaylı sazlarla devam etti. Yaklaşık 2 yıl bu önemli kalp krizinden kaynaklanan problemlere katlandıktan sonra 4 Temmuz 1992’de Buenos Aires’te hayata veda etti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-1745" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/12/astor-piazzolla-3.jpg" alt="astor-piazzolla" width="700" height="362" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/12/astor-piazzolla-3.jpg 700w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/12/astor-piazzolla-3-300x155.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Astor Piazzolla yaşamının sonlandığı 1992 kadar tangonun en büyük üstadı olarak tanındı ve yaşadı. Yüzlerce kayıt, konser, albüm, plağı dünya müzik tarihinin bu büyük Arjantin temsilcisi tarafından unutulmazları olarak yer almıştır. Bu gün yaratığı müzik “Tango Nuevo” adıyla anılmakta ve pek çok müzisyeni kapsamaktadır.</p>
<p>Tango tarihine baktığımızda ondan daha devrimci ve daha yaratıcı bir müzik adamını bulmamız mümkün değil.<br />
Tangoya adanmış bir yaşam bu gün bizim yaşamımızı da renklendirmekte ve karşımızda nefis figürlerle dönen bir çifti hayal edebilmek için müziğin sesini biraz açıp gözlerimizi kapatmamız yeterli olmaktadır. Hadi tango dinleyelim ama Piazzolla’dan…..</p>
<p>Kim dans etmek ister…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/buyuk-tango-devrimcisi-astor-piazzolla/">Büyük Tango Devrimcisi Astor Piazzolla</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Caz Etkilenimli Pop Grubu Paris Combo</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/caz-etkilenimli-pop-grubu-paris-combo/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2014 13:19:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Detone]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 86. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1869</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="810" height="500" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/paris-combo.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="paris-combo" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/paris-combo.jpg 810w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/paris-combo-300x185.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/paris-combo-768x474.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 810px) 100vw, 810px" /></div>
<p>Bu sayımızda size yaz havalarına uygun, sıcak yaz gecelerinde soğuk içeceklerinizi yudumlarken keyifle dinleyeceğiniz, sıcak mı sıcak bir topluluğu tanıtmak istiyorum. Bu öykü Paris’te sinema eğitimi aldıktan sonra müziğe 1980 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/caz-etkilenimli-pop-grubu-paris-combo/">Caz Etkilenimli Pop Grubu Paris Combo</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="810" height="500" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/paris-combo.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="paris-combo" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/paris-combo.jpg 810w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/paris-combo-300x185.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/paris-combo-768x474.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 810px) 100vw, 810px" /></div><blockquote><p>Bu sayımızda size yaz havalarına uygun, sıcak yaz gecelerinde soğuk içeceklerinizi yudumlarken keyifle dinleyeceğiniz, sıcak mı sıcak bir topluluğu tanıtmak istiyorum.</p></blockquote>
<p>Bu öykü Paris’te sinema eğitimi aldıktan sonra müziğe 1980 sonlarında post-punk gruplarıyla başlayan Belle Du<br />
Berry ve David Lewis’in kurduğu Paris Combo’nun öyküsü. Paris kelimesi ile başladığı içinde oldukça zarif bir topluluk olduğunu da belirtmeden geçmeyeceğim tabii ki de. Fakat bu topluluğu dinlediğiniz anda, yanlış bir albüm dinliyorum, şu an Pink Martini çalıyor demenizi duyar gibiyim. Kesinlikle yanılıyorsunuz, bu topluluk tamamen özgün Fransız chansonları kabare şarkıları, ska, biraz caz, biraz Latin renklerle ezgilerle dolu müthiş bir dünya  müziği. Bu renkli ve eğlenceli soundu Los Angeles Times’ın müzik eleştirmenleri swing’i tekrar canlandıran gurup olarak nitelendiriliyor. Birçok eleştirmen de grubun tarzını Fransız kabaresi tadında rumba, Flamenko, Gypsy swing, Cool jazz, Afrika, Latin ve Ortadoğu etkilerini harmanlayan bir müzik olarak tanımlamış.</p>
<p>Gurup 90’ların başında, Belle du Berry, Potzi ve François Jeannin ilk kez akustik Retro-revü grubu Champêtres de Joie’nin üyeleri olarak bir araya gelmiş. Paris’in Belleville semtinde Berry zebre sinemasında akustik performanslara sahne maceralarına başlamışlar.</p>
<p>Ardından ünlü Fransız koreograf Philippe Decoufle ile işbirliği yapıp Albertville’de ki Kış Olimpiyatları’nın açılış töreninde sahne almışlar. Sonrasında da “La Belle Equipe” adını verdikleri gruplarıyla Paris çevresindeki kafelerde şarkı söylemeye başlamışlar. post-punk türüne hakim solist Belle du Berry’nin, jazz’a yatkın Çingene gitarist Potzi<br />
ve Françoise’lı Paris Combo, 1997 yılında Boucherie Productions’tan ilk albümleri olan “Moi mon ame et ma conscience’’ı çıkarırlar. 1997 yılında ilk albümlerini yayınladıktan hemen sonra büyük bir Fransa ve Amerika turnesine çıktılar. Gurubun tanınmasını sağlayan 1999 çıkışlı ikinci albümleri “Living Room” oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1890" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/paris-combo-1.jpg" alt="paris-combo" width="313" height="398" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/paris-combo-1.jpg 313w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/paris-combo-1-236x300.jpg 236w" sizes="auto, (max-width: 313px) 100vw, 313px" />2000 yılında da Amerika’da yayınlanan bu albüm Altın plak satışlarıyla 200 binden fazla satarak Paris Combo’ya bir anda büyük bir ün ve altın plak getirdi. Fransa ve Amerika’daki bu konserleri “Attraction” adlı yeni stüdyo albümü ve canlı konser albümleri takip etti. Ardından grup Amerika, Avrupa, Asya ve David Lewis’in anavatanı Avustralya’da gerçekleştirdiği geniş bir konser turnesi yaptı.</p>
<p>2004 yılında Paris Combo ünlü Amerikalı ses mühendisi Oz Fritz’in prodüktörlüğünü yaptığı Motifs adlı albümünü yayınlamadan önce büyük bir dünya turnesine daha çıktılar. Grup Amerika’da Motifs albümünü yayınlamadan hemen önce Hollywood Bowl Orkestrası ve Moulin Rouge dansçıları ile “Moulin Rouge’da Bir Gece” adlı gösterisini Hollywood Bowl’da<br />
sahnelediler.</p>
<p>Konserlerine verdikleri beş yıllık bir aradan sonra Paris Combo 2012’de yepyeni albümleri ve de dünya turneleri ile geri  döndüler ve istanbul’a “istanbul” adlı bir şarkı ile geldiler. Grubun solisti ve söz yazarı Belle Du Berry ile istanbul’a gelişinde yapılan söyleşide Paris Combo için yazdığı ilk şarkı olan “istanbul’ için nelerden ilham aldıkları sorulduğunda, gurubun üyelerinden David Lewis’in istanbul’a daha önce gelişinde gördüğü bir diskoda 9/8 ‘lik ritimle dans eden insanların çok dikkatlerini çektiğini söylemiş.</p>
<p>-Onlar için gerçekten ilginç olmalı.- Boğaz’daki gemilerden ve camilerden, şehrin seslerinden aldıklarını ilham ile bu şarkının oluştuğunun belirtmiş. Yine bu söyleşide müzikleri için “kesinlikle müziklerimizde Django Reinhardt, Billie Holiday gibi müzik tarihinin büyük isimlerinden izler var. Ayrıca caz öğesi farklı müzik tarzlarında dolaşmamızı kolaylaştırıyor ve alışılmadık kombinasyonlar da deniyoruz. Bizim için “caz etkilenimli pop grubuyuz” demeyi tercih ederim.” dediğini görüyoruz. Aşk, düşler, günlük hayat! Bence ilham almak için yeterli.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1892" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/paris-combo-2.jpg" alt="paris-combo" width="346" height="346" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/paris-combo-2.jpg 346w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/paris-combo-2-150x150.jpg 150w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/paris-combo-2-300x300.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/paris-combo-2-100x100.jpg 100w" sizes="auto, (max-width: 346px) 100vw, 346px" />Belle Du Berry’i de söz yazarken, bunlardan ve arkadaşları Potzi, David ve François’nın çaldıkları müziklerden ilham aldığını söylüyor.</p>
<p>Herkesin kulağına hitap eden eğlenceli keyifli bir müzik için bütün olanaklarınızı seferber ederek hemen tanışmanızı öneririm. Müzikleri için birçok kategoriden bahsettik. Aslında bu işi eleştirmenlere bırakıp bu sıcak yaz günleri biraz eskide kalmış olsa da &#8211; çünkü günümüzde her şey yeni olmalı ve hemen tüketilip bir diğerine geçilmeli- bu güzel müziklerin keyfini çıkaralım. Birçok efsane şarkıları var. Olmazsa olmaz şarkıları için “Living room”, “Attraction”, “Valse de amour”, “istanbul”, “Pas a pas”, “Je suis un if” ve “Si mon amour”u sayabiliriz. Bizi Paris semalarına götürecek bir sürü şarkıyı buraya yazmıyorum onları da siz keşfediverin.</p>
<p>Bu yaz sıcağında Müziksiz hiç kalmayın!</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/caz-etkilenimli-pop-grubu-paris-combo/">Caz Etkilenimli Pop Grubu Paris Combo</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BEBE -Örümcek Ağlarını Çıkaran Kadın</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/bebe-orumcek-aglarini-cikaran-kadin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Dec 2013 12:23:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Detone]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 84. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2096</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="960" height="787" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/Nieves-Rebolledo-Vila.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="Nieves-Rebolledo-Vila" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/Nieves-Rebolledo-Vila.jpg 960w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/Nieves-Rebolledo-Vila-300x246.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/Nieves-Rebolledo-Vila-768x630.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 960px) 100vw, 960px" /></div>
<p>Bebe, 9 Mayıs 1978 de İspanyanın Valecia kentinde dünyaya geldi. Asıl adı Nieves Rebolledo Vila olan Bebe, anne ve babası bir folk müzik topluluğu olan Suberina’nın üyesiydi. Bu nedenle doğumundan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bebe-orumcek-aglarini-cikaran-kadin/">BEBE -Örümcek Ağlarını Çıkaran Kadın</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="960" height="787" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/Nieves-Rebolledo-Vila.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="Nieves-Rebolledo-Vila" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/Nieves-Rebolledo-Vila.jpg 960w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/Nieves-Rebolledo-Vila-300x246.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/12/Nieves-Rebolledo-Vila-768x630.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 960px) 100vw, 960px" /></div><p>Bebe, 9 Mayıs 1978 de İspanyanın Valecia kentinde dünyaya geldi. Asıl adı Nieves Rebolledo Vila olan Bebe, anne ve babası bir folk müzik topluluğu olan Suberina’nın üyesiydi. Bu nedenle doğumundan itibaren müziğin büyülü dünyasında büyüdü.</p>
<p>11 yaşında gitar çalmaya başladı. Bebe’nin gençliği flamenko şarkıları, dansları ve gitarlarıyla geçti. 1996 yılında Madrid’e tiyatro eğitimi almak üzere gitti. Ona müzik dünyasının kapısını ise bir yarışma açtı.</p>
<p>2003 yılında gelen müzik albümü teklifinin gerçekleşen adı Pafuera Telarañas (Örümcek Ağlarını Çıkarmak İçin ) albümü oldu. Albüm o kadar başarılı idi ki Latin Grammy Ödüllerinde 5 dalda “Yılın Kaydı ‘Malo’, Yılın Albümü ‘Pafuera Telaranas’, Yılın Şarkısı ‘Malo’, En İyi Yeni Sanatçı, En İyi Pop Vokal Albüm” dallarında aday oldu. Sanatçı bu ilk albümü ile “En İyi Yeni Sanatçı Latin Grammy” ödülünü kucakladı.</p>
<p>Başta ABD ve İspanya olmak üzere çok satan albümde flamenkonun etkileri ağır basarken, Bebenin sözlerini kendi yazdığı güçlü vokali insanı hemen kavrıyordu. Sanatçı geçmişinin izlerini de taşıyan bu müzik ve sözlerde kendi dünyasını ve içindeki güçlü kadını yansıtıyordu.</p>
<p>Bebe albümünün hit şarkısı Malo’da, kendini kadınlardan üstün gören bir erkeğe ne kadar zayıf ve aptal olduğunu söylerken, Ella’da kadınlara içlerindeki saflığın güzelliğini ve çekiciliğini anlatıyordu.</p>
<p>Bebe ikinci albümü Y. ( ve nokta)<br />
için sevenlerin 5 yıl bekletti.<br />
2008 de çıkan ve yine Bebenin<br />
vokalinin muhteşem olduğu bu<br />
albümde flamenko esintileri ağır<br />
basıyordu. Bebe bu albümde de<br />
melankolik bir havada şarkılarını<br />
söylemeye devam ederek, “Yerin<br />
2 metre altında uyuyordum ve<br />
şimdi toprağın üstünde uyumaya<br />
karar verdim.” diye başlayan<br />
No + Llorá adlı şarkı ve iç<br />
dünyasındaki karmaşayı anlattığı<br />
tüm şarkılarla bize sesleniyordu.<br />
Me Fui (Ayrıldım) de ise Bebe<br />
özlemek için, yalnız kalmak<br />
için, geri dönmek için ayrıldığını<br />
açıklıyor ve sonra yanında uyuyan<br />
insana “ellerin ellerin değilken,<br />
gözlerin uzaktayken, dediklerine<br />
sen bile inanmazken, odamda ya<br />
da kendimde boğulurken, ben<br />
ayrılırken,” bunların hepsi olurken<br />
“sana seslendiğimde neredeydin?”<br />
diye soruyordu.<br />
Sonra birden bire bir rock albümü çıkarıverdi. ( belki de hep<br />
istemişti)Un Pokito de Rocanrol’a (Birazcık Rock &amp; Roll)<br />
Hayranları her zamanki çizgisinden uzaklaştığı için birazcık<br />
hayal kırıklığı yaşasa da yine çarpıcı bir albüm hazırlamıştı.<br />
Bebenin bu albümde, vokali ile rap’e, müziği ise punk ve<br />
elektronik altyapılı bir müziğe yaklaşmıştı. Bundan sonraki<br />
albümünde böyle sürprizler olacak mı? Müzikseverler<br />
bekleyecek ve görecek.<br />
Bebenin güçlü kadın sesi ve kadın hali hep bizi etkileyecek,<br />
müziği ile hayatımızın bir yerlerine dokunup geçecek.<br />
Sevmeyi, kadını, hayatı, hayatta kalmayı, güçlü kadını, Bebe<br />
bunları yaşayan ve bize anlatan kadın….</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bebe-orumcek-aglarini-cikaran-kadin/">BEBE -Örümcek Ağlarını Çıkaran Kadın</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Goran Bregoviç ve Gezi Parkı</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/goran-bregovic-ve-gezi-parki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Sep 2013 15:14:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Detone]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 83. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2181</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="337" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/goran-bregovic.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="goran-bregovic" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/goran-bregovic.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/goran-bregovic-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div>
<p>Aslında ben size buradan Roger Waters konserinin yazmak isterdim fakat ne yazık ki bende o konsere gidemeyişin pişmanlığını duyanlardanım. Ama ille de bir konser anlatmak gerekiyorsa Bursa’da gerçekleşen Goran Bregoviç [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/goran-bregovic-ve-gezi-parki/">Goran Bregoviç ve Gezi Parkı</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="337" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/goran-bregovic.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="goran-bregovic" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/goran-bregovic.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/goran-bregovic-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div><blockquote><p>Aslında ben size buradan Roger Waters konserinin yazmak isterdim fakat ne yazık ki bende o konsere gidemeyişin pişmanlığını duyanlardanım. Ama ille de bir konser anlatmak gerekiyorsa Bursa’da gerçekleşen Goran Bregoviç konserini de küçümsememek gerektiğini düşündüm ve klavyeme sarıldım. Yedi yıl öncede geldiğinde yine büyük bir hevesle konserine gitmiştim Goran’ın. Nasıl gitmezdim, Balkanları ezgilerinin hem hüznünü hem neşesini ondan daha güzel anlatan kim vardı, nasıl unutulurdu Çingeneler Zamanı, Ederlezi…</p></blockquote>
<p>Bu yıl 52. si düzenlenen Uluslararası Bursa Festivali, bence bu kentin en özel kültür etkinliklerinden biri olmaya devam ediyor. Fakat konser 45 dakika kadar geç başladı ve konser boyunca Goran’ı deli eden bir ses sorunu vardı. Goran ve orkestrası Wedding and Funeral Band sahneye çıkmakta gecikince seyirci bir süre sonra protesto alkışlarına başladı. Ama ilginç olan bu alkışlara kısa süre sonra “Her Yer Taksim Her Yer Direniş” sloganları eklendi. Eğer Goran Bregoviç kısa bir süre sonra sahneye çıkmasaydı, herhalde hep beraber kendimizi Heykel yollarında bulacaktık. Gezi ruhu Açıkhava konserlerinde de devam etti.</p>
<p>Goran Bregoviç 22 Mart 1950′de Saraybosna’da Sırp bir annenin ve Hırvat bir babanın oğlu olarak dünyaya gelir. Küçük yaşlarda ailesinin Goran’a hediye ettiği gitar, daha sonra aldığı keman dersi müziğe ilk başlama adımları oldu. Goran Bregović eğitimini konservatuarda keman dersleri alarak sürdürse de devamsızlığı yüzünden konservatuardan atılmış. Goran, ilk grubu olan ‘Band Jutroyu’ kurar, daha sonra ismi Bijelo Dugme (Beyaz Düğme) olur. Gurubun Besteci ve gitarist olan Goran Bregoviç rock soundlarını geleneksel folklorik unsurlarla bütünleştirir. Yaptıkları bu deneysel Müzik ile Bijelo Dugme kısa bir süre içinde isimlerini duyurmayı başarır Yugoslavya’da altın ve platin müzik ödülleri kazanır.</p>
<p>Emir Kusturica’nın Goran Bregoviç’in hayatına girmesiyle müzik hayatı değişir. İyi bir ekip oluşturan Kusturica ile Bregoviç ikilisi ardı ardına büyük başarılara imza atarlar. Emir Kusturica’nın ‘Time Of The Gypsies’ filminin müziğini yapan Goran Bregoviç’in besteleri şiirsel, özgün ve büyüleyici film müzik öyküyü tamamlamaktadır. Böylece Goran’a müzikte yeni alanlar açılmış olur ve daha sonra da 1989&#8217;da Dom Za Vesanje filmi, 1994 yılında Cannes Film festivalinde iki ödül kazanan Arizona Dreams,1995&#8217;de Cannes Film Festival&#8217;inde altın palmiyeyi kazanan Underground ve 1998&#8217;de Crna Macka gibi Emir Kusturica filmlerinin müziklerini yaptı.</p>
<p>Kusturica ve Bregoviç, parçalanmanın eşiğinde olan, rejim değişiklikleriyle, politik kargaşalarla ve savaşlarla hayatları ve kafaları oldukça karışmış ve çok acılar çekmiş olan Balkanlar&#8217;ın renkli, eğlenceli, bir, o kadar da hüzünlü havasını, tüm dünyaya anlattılar. Filmlerin fonunda duyulan ve Bregoviç&#8217;in soluğunu taşıyan müziklerle de Balkanlar&#8217;ın tebessüm taşıyan hüznü izleyiciler ve eleştirmenler için sinema açısında Bregoviç&#8217;in Kustarica&#8217;sız, Kusturica&#8217;nın Bregoviç&#8217;siz biraz eksik olduğunu ve beraber birbirlerini tamamladıklarını düşündürttü.</p>
<p>Goran Bregoviç kurduğu 50 kişilik bir senfoni orkestrası ile Yunanistan’da ve İsviçre’de, Roma’da dinleyicinin karşısında sahne aldı, tüm dünyada konserler verdi. Sanatçı Türkiye&#8217;de İzmir, İstanbul, Bursa, Ankara ve Diyarbakır illerinde de konserler verdi. Sezen Aksu Goran’ın müzikleri ile Düğün ve Cenaze adlı bir albüm çıkardı ve ortaklaşa Türkiye’de konserler verdi. Candan Erçetin gibi birçok şarkıcı, şarkılarını Türkçe sözlerle seslendirdi. Can Dündar&#8217;ın &#8220;Mustafa&#8221; adlı belgeselinin müziklerini hazırladı. Dünyada ise George Dalaras&#8217;la bir albüm yaptı (Thessaloniki &#8211; yannena with two canvas shoes), Underground&#8217; film müziğinde Cesaria Evora (ausencia), Kraliçe Margot&#8217; da &#8216;elo hi&#8217; isimli şarkılarını &#8216;Ofra Haza&#8217; seslendirdi.</p>
<p>Konserden önce Bursa’da yapılan söyleşide “daha küçük bir kültür çevresinden buraya geldim. Türkiye’de müziğimin seyircisinin olması çok önemli. Biz 500 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nda beraber yaşadık. . Dolayısıyla bu akşam konserde duyacaklarınız, bu kültürün etkisi altında olacak, bildiğiniz şeyler olacak” dedi. Ayrıca15 yıldır film müziği yapmadığını ifade etti. Bu belgeselin, uzun zamandan bu yana bir İtalyan filmi dışında kabul ettiği tek film müziği çalışması olduğunu dile getiren Bregoviç, &#8220;Çünkü bence Kemal Atatürk için yapılan bu belgesel film, son yıllardaki en önemli çalışmaydı. Ben de bu belgesel filmin bir parçası olmaktan gurur duydum” ifadesini kullandı.<br />
Tüm Goran Bregoviç konserlerinde olduğu gibi hüzünden neşeye geçen müziği ile bize unutulmaz bir gece yaşattı. Seyircilerin aralarda bağırarak istedikleri tüm şarkıları seslendirdi. Edelezi bir harika idi. Konserde Çingeneler Zamanı&#8221;, &#8220;Arizona Rüyası&#8221; ve &#8220;Yeraltı&#8221; filmlerinin şarkılarını söyledi. Bir ara yine yükselen “Her Yer Taksim Her Yer Direniş” sloganlarından mıdır bilmem, bu şarkıların arkasından günün ruhuna son derece uygun “Ciao Bella” şarkısını bütün Açıkhava ile birlikte söyledi. Unutulmaz “Kalashnikov“ ile herkesin ayakta alkışladığı bir final ile konser sona erdi.<br />
Bir daha Bursa’ya ne zaman geleceksin Goran?</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/goran-bregovic-ve-gezi-parki/">Goran Bregoviç ve Gezi Parkı</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
