<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hekimce Bakış 75. Sayı arşivleri - Hekimce Bakış</title>
	<atom:link href="https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-75-sayi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-75-sayi/</link>
	<description>Bursa Tabip Odası yayınıdır</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 May 2019 11:10:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Detone: George Dalaras</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/kultur-sanat/detone-george-dalaras/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 13:31:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 75. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2666</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="493" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/george-dalaras.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="george-dalaras" decoding="async" fetchpriority="high" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/george-dalaras.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/george-dalaras-300x247.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div>
<p>George Dalaras, Yunan müziğinin efsane sanatçılarından. Sanatçımız, 1949 yılında Pire’de doğmuş. Babası Lukas Daralas bir Rembetiko şarkıcısı. Esas adı Giorios Daralas olan sanatçı şöhret olma sürecinde adını George Dalaras olarak [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/kultur-sanat/detone-george-dalaras/">Detone: George Dalaras</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="493" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/george-dalaras.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="george-dalaras" decoding="async" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/george-dalaras.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/george-dalaras-300x247.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div><p>George Dalaras, Yunan müziğinin efsane sanatçılarından. Sanatçımız, 1949 yılında Pire’de doğmuş. Babası Lukas Daralas bir Rembetiko şarkıcısı. Esas adı Giorios Daralas olan sanatçı şöhret olma sürecinde adını George Dalaras olarak değiştirmiştir.</p>
<p>İlk şarkısının kaydını 1967 yılında yapmıştır. Kayıt sırasında oldukça büyük engellerle karşılaşan Dalaras’ın en büyük sıkıntısı tam şarkısının kaydını yapacağı gün Yunan Askeri Cuntası’nın ilan ettiği sokağa çıkma yasağıdır. fiarkısı müzik piyasalarına çıktığında sanatçının beklediği etkiyi de yaratmamıştır. Bu kısmi başarısızlıktan sonra hemen hemen tüm albümlerini besteci Starros Kouyioumtzis ile birlikte yapmıştır. Bestecinin 2005 yılında ölümüne kadar bu böyle devam etmiştir. Dalaras’ın birlikte ortak çalışmalar yaptığı sanatçılarının arasında, bizim çok yakından tanıdığımız Mikis</p>
<p>Theodarakis’de bulunuyor. Birçok yunanlı besteci ve söz yazarı ile çalışan Dalaras’ın, albümlerinde kendine ait bestesi bulunmamaktadır.</p>
<p>Yunan Müziği’nin pürüzsüz ve ilahi sesi bu güne kadar 60’dan fazla albüm çıkarmış, 50’den fazla albümde değişik sanatçılarla ortak çalışma yapmıştır. Bilmem doğru bilmem yalan vikipedia serbest atış sitesi dünyanın her yöresinde kalabalık bir hayran kitlesine sahip olan sanatçı İspanyolca da dahil olmak üzere bir çok dilde albüm yapmıştır.</p>
<p>Gitar, buzuki gibi birçok enstrümanı çalan sanatçı, önceleri modern Yunan müziği ile tanınmasına karşı halk ezgilerini içeren bir tarza kaymış, özellikle köklerini, Ege’nin bizim kıyılarımızdan alan rembetiko müziğinde unutulmaz albümler yapmıştır. Rembetko, Vyzantinos Esperinos, Mikra Asia ve La Tragoudia Mon ülkemizde en çok tanınan albümleridir. Düetleri ve solo çalışmaları ile pek çok altın ve platin plak kazanmıştır. Goran Bregoviç, Sting, Bruce Springstein, Tracy Chapman, Al di Meola, Paco de Lucia, Peter Gabriel, Emma Shaplin, gibi dünya starları ile düetler, konserler vermiştir.</p>
<p>Dalaras’ın 40 yılı aşmış parlak müzik kariyerinin yanı sıra politik kariyerinden de bahsetmeden geçmemek lazım. İşçi hareketlerine her zaman destek olan sanatçı, bu tarz eylemlerin sosyal etkinliklerinde sahne almıştır. 2006 yılında Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından İyi niyet Elçisi olarak atanmıştır. Dalaras Kıbrıs olayı nedeniyle uzun süre ülkemize gelmeyi kabul etmemiştir. Bu olay sanatçının “Türk düşmanı” olarak tanınmasına neden olmuştur. Fakat öyle bir şarkı söylemiştir ki tüm bu önyargı ve söylentileri yalanlar niteliktedir. Asia Minör adlı şarkı bu iki halk için yazılmış en güzel kardeşlik şarkılarından biridir. Fener Rum Patrikhanesi’nin düzenlediği 2007 senesindeki etkinlikte konser vermek üzere gelme girişimi küçük çaplı bir krize neden olmuş ve evraklarındaki eksiklik nedeniyle ülkemizde konser verememiştir.</p>
<p>Dalaras nihayet İstanbul’da. Bu yıl Avrupa’daki konserlerinin 25. yılı nedeniyle düzenlediği “Encore Toure” adlı turnesi kapsamında 26 Haziran’da İstanbullu hayranları ile buluşacak. Konserde, bestelerini söylediği Zülfü Livaneli de konuk olacak. Büyük ihtimallede Hekimce Bakış elinize ulaştığında bu konser gerçekleşmiş olacak. Karşı kıyının bu ilahi sesinin şarkılarını dinlediğinizde büyük olasılıkla hafızanızın köşelerinde Türkçe sözler kımıldamaya başlayacaktır. Çünkü pekçok şarkısını Türkçe sözleriyle defalarca dinlemişizdir. Dalaras&#8217;ın kendisi de Zülfü Livaneli&#8217;nin “Kardeşin Duymaz” adlı şarkısını Yunanca sözlerle söylemiştir. Ancak Asia minör adlı parçasının sözlerini aşağıdaki satırlara almadan yapamayacağım. Sözü, Ege’nin iki yakasındaki topraklarda yaşayan, bu iki kardeş halkın müziğin güzelliğinde birleştiren şarkının şiirine bırakalım</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/kultur-sanat/detone-george-dalaras/">Detone: George Dalaras</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tel Örgüler ve Pencereler</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/kultur-sanat/tel-orguler-ve-pencereler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 12:53:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 75. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2656</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="400" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2010/06/Tel-orguler.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="Tel-orguler" decoding="async" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2010/06/Tel-orguler.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2010/06/Tel-orguler-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2010/06/Tel-orguler-450x300.jpg 450w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div>
<p>Sendikacı dedesi ve Vietnam savaşı karşıtı doktor babası gibi politik bir aktivist ve küreselleşme muhalifi bir analist olarak tanınıyor. ABD’nin Nation ve İngiltere’nin Guardian Gazetesi’nin sürekli köşe yazarı olan Naomi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/kultur-sanat/tel-orguler-ve-pencereler/">Tel Örgüler ve Pencereler</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="400" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2010/06/Tel-orguler.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="Tel-orguler" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2010/06/Tel-orguler.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2010/06/Tel-orguler-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2010/06/Tel-orguler-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div><blockquote><p>Sendikacı dedesi ve Vietnam savaşı karşıtı doktor babası gibi politik bir aktivist ve küreselleşme muhalifi bir analist olarak tanınıyor. ABD’nin Nation ve İngiltere’nin Guardian Gazetesi’nin sürekli köşe yazarı olan Naomi Klein, 2004’te Irak Savaşı’ndan geçtiği haberler nedeniyle James Arenson Toplumsal Adalet Gazeteciliği ödülünü kazandı. İlk kitabı “No Logo”da küresel markaları hedef tahtasına koydu. Çoksatarlar listesine giren bu kitabı, 28 dile çevrildi.</p></blockquote>
<p>2002’de yayınladığı ikinci kitabı “Tel Örgüler ve Pencereler: Küreselleşme Tartışmalarının Ön Saşarından Haberler”, Klein&#8217;in küreselleşen pazar ekonomisinin tehlikeleri üzerine çeşitli yazı ve konuşmalarını topladığı bir derleme. Tel örgüler aslında çokuluslu şirketler ve hükümet yanlısı kuruluşların önceden kamusal olan kaynaklarla halk arasına çektiği duvarları betimleyen bir metafor. Pencereler ise açıp derin bir soluk alıp, özgürlüğü tatmanın yollarını simgeliyor. Kitap, etrafımızı çeviren tel örgülere karşı fırsat pencerelerini anlatıyor. İlk muhalefet penceresi 1999 Seattle direnişiyle başlıyor; Los Angeles, Prag ve Toronto&#8217;da örgütlenen direniş öyküleriyle devam ediyor. İkinci bölümde, demokraside tel örgüleri anlatılıyor. Serbest ticaretin bedeli, aslında halkın kendini yönetebilme gücünü kaybetmesi oluyor. Hintli fizikçi Vandana Shiva, Dünya Bankası projelerinin kitlesel olarak reddedilmesini, belli bir programa karşı olmaktan çok yerel demokrasi ve kendini yönetim için savaşmak olduğunu açıklar: “Dünya Bankası’nın tarihi, iktidarın toplumdan alınarak yerel hükümetlere verilmesi ve sonra da, özelleştirmeler yoluyla şirketlere devredilmesi şeklindedir.”</p>
<p>Naomi Klein&#8217;e göre, serbest piyasanın demokrasiye müdahalesi, artık daha göze batmayacak şekilde gerçekleşmektedir. Kimi zaman IMF bir direktişe, hükümetler-den sağlık hizmetlerinin ücrete tabi tutulmasını ya da kamu hizmetlerinden milyarlarca dolar kesinti yapılmasını ya da örneğin su sisteminin özelleştirilmesini istemektedir. Bu bir baraj projesi de olabilir ve proje, yerlerinden olacak, yaşamları bu yüzden yok olacak toplumlara danışılmadan uygulamaya konur. Kimi zaman Dünya Bankası, borca batmış bir ülkenin iş piyasasında yabancı yatırımcıları çekmek için toplu sözleşmenin sınırlandırılması da dahil, daha fazla bir “esneklik” yaratılmasını ister. İnsanlar direnecek olurlarsa birdenbire terörist ilan edilebilirler ve onları bastıracak her yol mübah sayılır. Örnekleri pek çoktur. 24 Ocak kararlarının uygulanabilmesi için 12 Eylül faşizmi uygulamaya konmuştur. fiilide Friedman ve avanelerinin (Chicago Boys) neoliberal politikalarının uygulanabil-mesi için Allende ve binlerce fiilili’nin ölmesi gerekmişti. Aynı biçimde Arjantin’de, Uruguay’da, Guatemala’da, neredeyse tüm Güney Amerika’da faşist iktidarlar peşpeşe iktidar olmuş ve demokrasiyi rehin almışlardır. Bugün Yunanistan’da patlayan krizde Alman bankaları, pervasızca Yunan Adaları’nın satılmasını talep etmişlerdir. Demokrasinin tel örgülerle çevrilmesinin bin türlü yolu var. Muhalefeti kendi tarafına çekmek de bunlardan biri. Güney Afrika’da verilen ırkçılık karşıtı savaş, yerini ekonomik ırkçılığa bırakmıştır. Irkçılığın yerini, yeni dışlama sistemleri almıştır.</p>
<p>Naomi Klein kitabının üçüncü bölümünde, hareketin tel örgüyle nasıl kuşatıldığını ve muhalefetin nasıl suçlu durumuna</p>
<p>Kitabın dördüncü bölümünde Klein, küresel kapitalizmin muhalefeti etksizleştirmek için terörden nasıl yararlandığını anlatır: 11 Eylül, eleştirileri susturmak, yeni ticaret anlaşmalarına girmek, ABD’yi yeniden markalamak, ticari görüşmelere kutsal bir savaşın haklılığını katmak için kullanılmıştır.</p>
<p>Son bölümde ise, Meksika’nın Chiapas dağlarındaki yerlilerin direnişinden sosyal forumlara, demokrasiye açılan pencereler anlatılıyor. Son söz olarak Naomi Klein, 11 Eylül’den sonra dini ve ekonomik tutuculuğa karşı sağlam seçeneklere herzamankinden daha çok ihtiyacımız olduğunu vurguluyor.</p>
<p>Son kitabı “fiok Doktrini”nde, kapitalizmin felaketlerden yararlanarak bunları ekonomik bir fırsata dönüştürmesi anlatılıyor. Doğal felaketler, savaşlar ya da ulusal krizlerin, sözkonusu ülkenin doğal kaynakları ve kamu kuruluşları özelleştirilerek, serbest piyasa ekonomisi dayatılarak nasıl kullanıldığının yüzlerce belgeyle gösterildiği kitabı da, 27 dile çevrilmiş önemli bir yapıt.</p>
<p>Eşi Avi Lewis’le birlikte 2004’te yaptığı ilk uzun metrajlı belgeseli The TAKE&#8217;de, 2000 krizinden sonra Arjantin&#8217;de işgal edilen fabrikaların öyküsünü anlatmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/kultur-sanat/tel-orguler-ve-pencereler/">Tel Örgüler ve Pencereler</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zamanda yolculuk : Prof. Dr. M. Rahmi Dirican</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/zamanda-yolculuk-prof-dr-m-rahmi-dirican/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 May 2010 13:53:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 75. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2681</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="660" height="350" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/maden-ocagi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="maden-ocagi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/maden-ocagi.jpg 660w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/maden-ocagi-300x159.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 660px) 100vw, 660px" /></div>
<p>Yakın zaman önce yitirdiğimiz Prof. Dr. Rahmi DİRİCAN hocamızı saygıyla anıyoruz… Tarih,14 Mart 1991, günlerden Perşembe. Bursa Tabip Odası tarafından Tıp Bayramı etkinlikleri kapsamında Necatibey Kız Meslek Lisesi Konferans Salonu’nda [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/zamanda-yolculuk-prof-dr-m-rahmi-dirican/">Zamanda yolculuk : Prof. Dr. M. Rahmi Dirican</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="660" height="350" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/maden-ocagi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="maden-ocagi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/maden-ocagi.jpg 660w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/maden-ocagi-300x159.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 660px) 100vw, 660px" /></div><p>Yakın zaman önce yitirdiğimiz Prof. Dr. Rahmi DİRİCAN hocamızı saygıyla anıyoruz…</p>
<p>Tarih,14 Mart 1991, günlerden Perşembe. Bursa Tabip Odası tarafından Tıp Bayramı etkinlikleri kapsamında Necatibey Kız Meslek Lisesi Konferans Salonu’nda kutlama toplantısı düzenlenmiş. Atatürk Anıtında yapılan törenin ardından saatler 9:30’u gösterdiğinde, Bursa Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Rahmi DİRİCAN açış konuşması için kürsüde yerini alıyor. Sevecen ses tonuyla katılımcıları selamladıktan sonra, o yıllardaki sağlık ortamını ve hekimlik sorunlarını özetleyen bir konuşma yapıyordu. Sonra oda dergisinde de yayınlanan bu konuşma şu cümlelerle bitiyordu: “Eğer politika, amaca varmak için izlenmesi gereken “yol” olarak algılanır ve amaç, daha sağlıklı bir toplum</p>
<p>oluşturmak için çaba harcamak, bu hususta katkıda bulunanlara destek olmak, onların hakkını savunmak şeklinde belirtilirse, Türk Tabipleri Birliği başta olmak üzere tabip odalarının politika yapmalarının kaçınılmaz görev olduğu açıktır. Bu tür bir politikanın şu iki temel ilkesi her zaman göz önünde bulundurulmalıdır:</p>
<p>1- “Suçlanmaktan korkmadan baskılara ve haksızlıklara boyun eğmeden meslek onuruna sahip çıkarak topluma mümkün olan en üst düzeyde sağlık hizmeti sunabilmek.</p>
<p>2- Birlik ve beraberliğimizi güçlendirmek ve bunun için tabip odalarını etkin kılacak olanakları sağlamaya çalışmak.”</p>
<p>Bu iki temel ilkeyi kendi yaşamında da eksiksiz uygulayan Prof. Dr. Rahmi DİRİCAN’ın, Bursa Tabip Odası’nın 1990 yılındaki yayın organı Bülten’de (Ağustos, Sayı 12) yayınlanmış olan bir başka yazısını da yan sütunlarda yeniden yayınlıyoruz. Hocamız bu yazısında, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanına dikkat çekiyor. Son aylarda tersane ve madenlerimizde oldukça sıklaşan iş kazalarını “kader” olarak nitelemek “densizliğinde” olan yöneticilere yıllar öncesinden sesleniyor ve bir hoca kimliğiyle kulaklarını çekiyor</p>
<p><strong>Dr. Hamdi Uğur</strong></p>
<hr />
<h2>İşçi sağlığı ve iş güvenliğine gereken önem verilmelidir</h2>
<p><strong>Prof. Dr. M. Rahmi Dirican / Bursa Tabip Odası Başkanı</strong></p>
<p>Günümüzde ülkemizin en önemli sağlık sorunlarından biri, işçi sağlığı ve iş güvenliğidir. fiimdiye kadar gereken önemle ele alınmayan bu konuda başarıya ulaşmanın temel koşulu, konuyla ilgili bakanlıkların, iş verenlerin, tabip odalarının ve sendikaların etkin bir işbirliğini gerçekleştirmeleridir. Türk Tabipler Birliği, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili olarak son iki yıl içinde yoğun bir çalışma içine girmiştir. İlk olarak, bu alanda çalışan hekimlerin daha etkin bir çalışma yapabilmeleri için iş yeri hekimliği sertifika kursları açmış ve hekimlerin bu konuda sürekli eğitimini sağlamaya çalışmıştır.</p>
<p>İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanında işyeri hekimleri çok yararlı hizmette bulunabilirler. Elli veya daha fazla işçi çalıştırılan işyerlerinde iş yeri hekimi çalıştırmak yasal bir zorunluktur. Bu hususu işverenlere ve işçilere bir kez daha hatırlatmayı yararlı görüyorum. İşverenler, işçi sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili olarak yapacakları yatırımların kendileri maddi bir büyük getireceğini düşünebilirler. Ne var ki, yapılan araştırmalar bu tür yatırımların bir süre sonra, işgünü kayıplarının azalmasında; makinelerin kullanım ömrünün uzamasında ve verim artışında büyük kazançlar sağladığını göstermektedir.</p>
<p>Resmi kayıtlara göre, 1989 yılında 156.949 iş kazasında 1.447 kişi ölmüş; 2.634 kişi iş göremez durumda sakatlanmış; 2,5 milyon işgünü ve 30 milyarlık üretim kaybı olmuştur. Etkin bir iş güvenliği hizmeti bulunan ve bizden çok daha fazla sanayileşmiş benzer nüfusa sahip ülkelerde, iş kazalarıyla buna bağlı ölüm, sakatlık, işgünü kaybı ve maddi kayıplarla ilgili rakamlar, ülkemizdeki rakamların yarısından bile azdır. Bu durum, konunun önemini açıkça göstermektedir.</p>
<p>Bursa bir sanayi kentidir. İşçi sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili tüm kurumlar, sadece işçi sağlığı ve iş güvenliği haftasında değil, tüm yıl boyunca ortak etkinliklerde bulunmalıdırlar. Özellikle konuyla ilgili sendikaların ve işçilerin, işyerlerinde hekim bulundurması için gereken çabayı göstermeleri gerekir. İşyeri hekimliği yapan meslektaşlarımın ise, işçi sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili daha etkin bir hizmet sunmalarını ve sadece tedavi hekimliğiyle yetinmeyip koruyucu hekimliğe de gereken önemi ve önceliği vermelerini rica ederim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/zamanda-yolculuk-prof-dr-m-rahmi-dirican/">Zamanda yolculuk : Prof. Dr. M. Rahmi Dirican</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Leyleğin atılmış yavruları</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/haber/cevre-haberleri/leylegin-atilmis-yavrulari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 May 2010 13:46:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 75. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2677</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="409" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/leylegin-yavrulari-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="leylegin-yavrulari" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/leylegin-yavrulari-1.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/leylegin-yavrulari-1-300x205.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div>
<p>Leyleklerin yuvada besleyebileceğinden çok yavrusu olunca, yetiştirebileceği kadar yavruyu yuvada bırakıp fazla olanları yuvadan atar. Bizler Bingöl’ün Karlıova ilçesi, Taşlıçay Köyü’nde doğduk. 1990’lı yıllara kadar hayvancılıkla olan geçimimiz iyi durumdaydı. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/haber/cevre-haberleri/leylegin-atilmis-yavrulari/">Leyleğin atılmış yavruları</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="409" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/leylegin-yavrulari-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="leylegin-yavrulari" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/leylegin-yavrulari-1.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/leylegin-yavrulari-1-300x205.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div><p>Leyleklerin yuvada besleyebileceğinden çok yavrusu olunca, yetiştirebileceği kadar yavruyu yuvada bırakıp fazla olanları yuvadan atar.</p>
<p>Bizler Bingöl’ün Karlıova ilçesi, Taşlıçay Köyü’nde doğduk. 1990’lı yıllara kadar hayvancılıkla olan geçimimiz iyi durumdaydı. Köyümüzün toplam 32 bin küçükbaş hayvanı vardı. Herkesin hayatı güllük gülistan iken köyümüze koruculuk getirildi. Köyümüz için pek de hayırlı olmayan günler de böylece başlamış oldu.</p>
<p>Köyden 86 kişi korucu seçildi. 2.100 nüfuslu bir köyde 86 kişinin, bu kişilerin ailelerini de 10 kişiden sayarsak, yalnızca 860 kişinin istihdamı sağlandı. Herkes yaylaya çıkamadığı için hayvanlarını satmak zorunda kaldı. Geri kalanların göç etmekten, gençlerin gurbete çıkıp çalışmaktan başka çareleri kalmadı.</p>
<p>Gurbete gelenlerden biri de bendim. Maddi imkânsızlıklar yüzünden okulu bırakıp İstanbul’a geldim. Çocuk yaşta olduğum için iş bulmakta zorlandım epey. Önceleri bulduğum işyerlerinde yatma yeri vermedikleri için çalışamadım. Sonra İstanbul’a daha önce gelmiş arkadaşlarımızın çalıştığı kumlama atölyelerinde çalışmaya başladım. Bu atölyelerde yatma yeri veriyorlardı. Diğer işyerlerinde çalışan kişilerle maaşlarımız aynıydı. Bize cazip gelişi sadece yatacak yer vermeleriydi. Kumlama, Türkiye’ye yeni geldiği için fazla gelişmemişti. Karanlık bir odada deniz kumuyla kot beyazlatılıyordu. Kum fazla harcanmasın diye de odalara ufak fan takılıyordu. Bu işlerde çalışanlar ya bizim gibi yatma yeri sıkıntısı çekenler ya da yabancı uyruklu işçilerdi. 1999 yılında rodeo</p>
<p>(kumlama) çok aşırı parladı. Neredeyse piyasaya sürülen bütün kotlara beyazlatma yapılıyordu. Bir anda aldığımız maaşlar piyasanın iki-üç katına çıktı. Herkes köydeki veya çevredeki eşine dostuna bu işi tavsiye etti. Burada başka işlerde çalışan arkadaşlar dahi işlerini bırakıp kumlama işine girdiler.</p>
<p>İstanbul’da iki elin parmaklarıyla sayılacak kadar kumlama atölyesi varken bu sayı yüzlere çıktı. Hiç kumlama nedir bilmeyen sermayedarlar bir kumlama ustasına 3 kuruş fazla verip himayesinde rodeo kurdular. Rodeo açmak için bir kompresör, bir hava tankı, birkaç püskürtme tabancasından başka bir şey gerekmiyordu. Unutmadan, kelepir bir bodrum bir de çalışacak işçi gerekliydi. Bizler İstanbul’a gelip 1 sene 10 ay çalışıp, köyümüze 15 gün dinlenmeye giderdik. Sigorta nedir duymuştuk ama ne için gerekli olduğunu anlatmamışlardı. Bizim gözümüzde sigorta, 20 yıl aynı işyerinde çalışanı emekli etmekti. Oysa sigorta hayatı garanti etmekmiş. Hadi bizler bilmiyorduk peki devlet neredeydi; çalışan işyerleri vergiye tabiydi. Elektrik faturası ödüyorlardı, vergi ödüyorlardı. Peki, merak etmiyorlar mıydı bu işyerinde ne üretiliyor, kimler çalışıyor. Sonuç itibariyle; senin belli iş yasaların ve bunun denetimi için kurumların var.</p>
<p>Sen buraya elektrik, su verip vergi alıyorsan merak edip denetleyeceksin; şartlara uygun, koyduğun yasaya uygunsa çalışma ruhsatı vereceksin.</p>
<p>Ve şu an hepimiz hastayız, hem de tedavisi olmayan bir hastalık. Sadece köyümüzde resmi olan hasta sayısı 187, doktora gitmeyenlerle beraber 300 kişi hasta ve çaresiz ölümü bekliyoruz.</p>
<p>Türkiye’nin birçok bölgesinde bu işten hastalanan işçiler var. Bizim hikâyemiz böyleydi, onlarınki kim bilir nasıl?</p>
<p>fiimdiye kadar 3 arkadaşımızı kaybettik ve yatağa mahkûm<br />
4 arkadaşımız var, yaşamları oksijen tüpüne bağlı. Aslında hepimiz perişanız çünkü çalışamıyoruz, yürümekte bile zorluk çekiyoruz. Geçimi bize bağlı ailelerimiz var, onlara bakamıyoruz. Bu bize hastalıktan da çok koyuyor. Bizi bu hallere düşüren iş sahipleri kadar devlet de suçludur. Bize sahip çıkmalıdır, en azından bizi iyileştiremezse bile bundan sonraki yaşamımızı garanti altına almalıdır.</p>
<p>fiimdi merak ediyorum yazımı okuyup bize sahip çıkacaklar mı? Yoksa bu leylek hikayesine gerçekten inanacağım&#8230; Acaba atılmış yavrular biz miyiz?</p>
<p><strong>Abdülhalim Demir</strong><br />
<strong>KKİD Komitesi Üyesi</strong></p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/haber/cevre-haberleri/leylegin-atilmis-yavrulari/">Leyleğin atılmış yavruları</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Yaşama karşı söylemek istediklerimi fotograflarımla anlatmaya çalışıyorum”</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/kultur-sanat/yasama-karsi-soylemek-istediklerimi-fotograflarimla-anlatmaya-calisiyorum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 May 2010 13:37:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 75. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2669</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="795" height="539" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/rahmiye-tanrisever.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="rahmiye-tanrisever" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/rahmiye-tanrisever.jpg 795w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/rahmiye-tanrisever-300x203.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/rahmiye-tanrisever-768x521.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 795px) 100vw, 795px" /></div>
<p>Bu sayıdan başlayarak sizlere içimizdeki fotoğrafçıları tanıtmaya çalışacağız. Kuşkusuz ki bu çalışmada fotoğrafçı kimlikleri ön planda olacak. Fotoğrafa nasıl başladılar, neler yaptılar, vb, vb. İlk konuğumuz, Dr. Sezgin Güvel.1963 yılında [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/kultur-sanat/yasama-karsi-soylemek-istediklerimi-fotograflarimla-anlatmaya-calisiyorum/">“Yaşama karşı söylemek istediklerimi fotograflarımla anlatmaya çalışıyorum”</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="795" height="539" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/rahmiye-tanrisever.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="rahmiye-tanrisever" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/rahmiye-tanrisever.jpg 795w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/rahmiye-tanrisever-300x203.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/05/rahmiye-tanrisever-768x521.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 795px) 100vw, 795px" /></div><blockquote><p>Bu sayıdan başlayarak sizlere içimizdeki fotoğrafçıları tanıtmaya çalışacağız. Kuşkusuz ki bu çalışmada fotoğrafçı kimlikleri ön planda olacak. Fotoğrafa nasıl başladılar, neler yaptılar, vb, vb.</p></blockquote>
<p>İlk konuğumuz, Dr. Sezgin Güvel.1963 yılında Adana’da doğan Dr. Güvel, 20 yıl önce mecburi hizmet için bulunduğu Trabzon’da fotoğraf derneği (FOTO FORUM ) kurslarına giderek fotoğrafa başlamış. O günden bu yana çok sayıda ulusal ve uluslararası yarışmalarda fotoğraşarı ödüle değer görülmüş. 2007 yılında FIAP (Uluslararası Fotoğraf Federasyonu) tarafından AFIAP (Artist de la Federation International de la Photographie) unvanı verilmiş. Halen AFAD’da fotoğraf çalışmalarına devam eden Dr. Sezgin Güvel Başkent Üniversitesi Adana Hastanesi’nde de üroloji doçenti olarak mesleğini sürdürmektedir.</p>
<p>Neden fotoğraf çekiyorsunuz, neleri çekiyorsunuz, biraz anlatırmısınız? Herşeyden önce fotoğraf makinası kişilerle iletişime çok daha kolay geçmek için bir araç. Elinizde fotoğraf makinasını görenlerin “gazeteci misiniz“ ile başlayan “o halde ne yapacaksınız bu fotoğraşarı” ile devam eden soruları ile karşılaşıyorsunuz. Kendinizi anlatıyorsunuz, fotoğrafı anlatıyorsunuz. Siz kendinizi ne kadar açarsanız, onlarda size o kadar açıyor kapılarını ve işte fotoğraf aslında bu sohbetlerle başlıyor. Hatta bence en önemli aşaması fotoğrafın. Böylece fotoğrafını çektiğiniz kişilerin yaşamlarının bir parçası olabiliyorsunuz. Bir yandan fotoğraf çekerken bir yandan yaşayarak, hissederek öğreniyorsunuz yaşamları, olayları. Sonuçta; ben fotoğraf çekmeyi, birincisi kendi gelişimim için önemli bir araç olarak görüyorum, ikinci olarak ise fotoğraf çeken biri olarak yaşama karşı kendimi sorumlu görüyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-2673" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2010/05/rahmiye-tanrisever-1.jpg" alt="rahmiye-tanrisever" width="320" height="413" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2010/05/rahmiye-tanrisever-1.jpg 320w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2010/05/rahmiye-tanrisever-1-232x300.jpg 232w" sizes="auto, (max-width: 320px) 100vw, 320px" />Olayları, insanları, duyguları yaşama karşı söylemek istediklerimi fotoğraşarımla anlatmaya çalışıyorum. Dolaysıyla neden fotoğraf çekiyorsunun anlamı sürekli değişmiştir bende.</p>
<p>Başlangıçta sadece gezdiğim gördüğüm yerleri, güzel bir çiçeği, tanıştığım bir insanı fotoğraşamak yani anıları kaydetmekti amacım. Bir süre sonra neden bu gördüklerimi çevremdekiler de görmesin diye düşünmeye ve gezerken daha sistematik fotoğraf çekmeye başladım. Uzun süre gezi fotoğraşarı çektim. Bunlarla ilgili gösteriler hazırladım ve bunları çeşitli dergilerde değerlendirme yoluna gittim. Son yıllarda ise değişik projeler üzerinde çalışıyorum. Belirlediğim projeler hakkında okumaya, öğrenmeye sonrasında bu konu ile ilgili fotoğraşar çekmeğe çalışıyorum. Ortaya çıkan ürünleri de bir gösteri, bir sergi yapabilirsem bir kitap şeklinde paylaşmak istiyorum. Örneğin, Ahmet Yakar arkadaşımla birlikte 8 ay boyunca Adana’daki yaklaşık 10 dökümhaneyi fotoğraşayarak “DÖKÜMHANEDE” isimli bir sergi ve albüm çalışması yaptık. Sergi Mayıs ayında Adana’da açıldı.</p>
<p>Çok uzun süredir değişik dinler ve mezheplerdeki ritüeller üzerine bir proje çalışıyorum. Bunların dışında bireysel olarak ve gruplarla yürüttüğüm birkaç proje daha var.</p>
<p>Kısa bir süre önce fotoğraf dalında “2010 Yunus Nadi Ödülü”nü aldınız. Öncelikle sizi kutluyorum. Daha önce de pek çok ödül almış bir sanatçı olarak yarışmalar hakkında ne düşünüyorsunuz?</p>
<p>Doğrusunu söylemek gerekirse özgeçmişimden bahsederken eskilerde gururla bahsettiğim bu ödülleri biraz çekinerek söylüyorum. Çünkü, son dönemlerde büyük bir yarışma enşasyonu var ve fotoğraf kursunu bitiren kişi hemen yarışma peşinde koşmağa başlıyor. Bu belki dernekler tarafından farkında olmadan biraz yönlendirme belki de biraz kendini ispat etme çabası. Ne olursa olsun çok yanlış bir başlangıç noktası bence. Çünkü, yarışmada alınan sonuçlar bazı kişilere hak etmediği payeler verebildiği gibi tam tersine bazı kişilerin de (gereksiz) yaşanan hayal kırıklıkları sonucu başarısızlık duygusu ile fotoğraftan soğumasına neden olabiliyor. Fotoğraf çekmeye başlayan kişi bence sık sık “ben neden fotoğraf çekmek istiyorum” sorusunu kendine sormalı ve kendine verdiği yanıta göre hareket etmeli.</p>
<p>Yunus Nadi Ödülü diğerlerinden farklı olsa gerek..</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft  wp-image-2675" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2010/05/rahmiye-tanrisever-2.jpg" alt="rahmiye-tanrisever" width="391" height="257" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2010/05/rahmiye-tanrisever-2.jpg 666w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2010/05/rahmiye-tanrisever-2-300x197.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 391px) 100vw, 391px" />Benim işyerimdeki odamın duvarında 1994 yılında bu ödülü alan Adana’dan Vahap Akşen’in fotoğrafı asılıdır.</p>
<p>Yıllardır her gün bu fotoğrafa bakarım ve herkese gururla gösteririm. Hem Vahap Ağabey’in fotoğrafı olduğu için hem de Yunus Nadi Ödüllü bir fotoğraf olduğu için. Bu ödüle sahip olmayı kısa bir süre öncesine kadar hayal etmemiştim. Sonuç da şimdiye kadar aldığım ödüllerden ayrı bir yere koyduğum bir ödül bu. Yunus Nadi yaptığı gazetecilikle önce Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın sözcülüğünü üstlenmiş, Cumhuriyetin ilanından sonrada hem milletvekili hem de gazeteci olarak Cumhuriyetin korunması yolunda mücadele vermiş bir insan. O’nun adını taşıyan bu ödüller 1946 yılından beri değişik dallarda veriliyor. 2002 yılından bu yana fotoğraf dalında ödül verilmemişti. Fotoğraf dalında uzun bir aradan sonra verilen bu ödüle sahip olmaktan gurur duyduğumu söyleyebilirim. Bu ünvana Yunus Nadi Ödüllü fotoğrafçı ünvanına sahip olmanın insana bir sorumluluk, bir görev yüklediğini düşünüyorum. O da daha iyisini üretme gerekliliği.</p>
<p>Fazlaca klişe olacak ama son olarak hekimlik ve fotoğrafçılık bir yerlerde buluşuyor mu?</p>
<p>Hekimlik ve fotoğrafçılık ikisinin de içinde sevgiyi, insan sevgisini barındırması ortak yanları diye düşünüyorum. Bunun yanında fotoğraf, yoğun çalışma temposu içerisinde bir nefes alma aracı, bir kabuk değiştirme benim için. Bu sayede zaman zaman fabrika ayarlarıma geri dönüp mesleğimde daha verimli olabiliyorum diye düşünüyorum.</p>
<p><strong>Çok teşekkürler, ışığınız bol olsun</strong></p>
<p><strong>Dr. Rahmiye Tanrısever</strong></p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/kultur-sanat/yasama-karsi-soylemek-istediklerimi-fotograflarimla-anlatmaya-calisiyorum/">“Yaşama karşı söylemek istediklerimi fotograflarımla anlatmaya çalışıyorum”</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
