<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hekimce Bakış 79. Sayı arşivleri - Hekimce Bakış</title>
	<atom:link href="https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-79-sayi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-79-sayi/</link>
	<description>Bursa Tabip Odası yayınıdır</description>
	<lastBuildDate>Fri, 19 Apr 2019 14:17:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>Hüznün Evrensel Simgesi;  Eleni Karaindrou</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/kultur-sanat/huznun-evrensel-simgesi-eleni-karaindrou/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Apr 2012 11:27:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Detone]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 79. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2560</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="471" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/Eleni-Karaindrou.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="Eleni-Karaindrou" decoding="async" fetchpriority="high" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/Eleni-Karaindrou.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/Eleni-Karaindrou-300x236.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/Eleni-Karaindrou-279x220.jpg 279w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div>
<p>Bildiğiniz üzere usta yönetmen Theo Angelopoulos’u bu yıl kaybettik. Bu yazını konusu onun filmleri değil tabii ki, onlar sinema sanatının unutulmaz filmleri arasında çok uzun süreden beri yer alıyor. Fakat [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/kultur-sanat/huznun-evrensel-simgesi-eleni-karaindrou/">Hüznün Evrensel Simgesi;  Eleni Karaindrou</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="471" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/Eleni-Karaindrou.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="Eleni-Karaindrou" decoding="async" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/Eleni-Karaindrou.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/Eleni-Karaindrou-300x236.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/Eleni-Karaindrou-279x220.jpg 279w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div><blockquote><p>Bildiğiniz üzere usta yönetmen Theo Angelopoulos’u bu yıl kaybettik. Bu yazını konusu onun filmleri değil tabii ki, onlar sinema sanatının unutulmaz filmleri arasında çok uzun süreden beri yer alıyor. Fakat onun ölümü ve bu filmlere yenilerini ekleyemeyecek olması bana derin bir hüzün yaşatıyor. Usta yönetmenin filmlerini selamlamak için, konuğumuz, bu Hekimce Bakış sayısının Detone köşesinin konusu, bu filmlerin müziklerini yapan, belki de filmlere ruhunu veren Eleni Karaindrou.</p></blockquote>
<p>Bu unutulmaz filmleri en az yönetmeni kadar unutulmaz kılan, Eleni Karaindrou, çocukluğunu dağların arasındaki küçük bir kasaba olan Teichio’da geçirmiş. Sinema ile tanışıklığı bu dönemde yatak odasını penceresinden izlediği filmlerle başlıyor. Büyükbabasıyla küçük yaşlarda mandolin çalan ve kendisinden şarkılar öğrenen besteci, yedi yaşında ailesiyle Atina’ya taşınmış. Piyanoyla ilk defa Atina’daki müzik okulu Hellenikon Odeon’da tanışmış. Atina’ya taşınmalarından birkaç ay sonra annesini kaybetmiş olması</p>
<p>nedeniyle sanatçı için piyano, bir avuntu kaynağı haline gelmiş ve sekiz yaşında emprovize yapmaya başlamış. Yunanistan Devlet Konservatuarı ve Atina Üniversitesi Felsefe Fakültesi&#8217;nden mezun olduktan sonra,1967 yılında Yunanistan’da diktatörlüğün baş göstermesiyle, askeri baskıdan dolayı bavulunu toplayıp, oğlunu da yanına alarak Paris’e kaçmış. Burada Fransız hükümetinin verdiği bursla Geleneksel Sanatlar Ulusal Müzesi’nde etnomüzikoloji eğitimi alarak çalışmalarına devam etmiş. Klasik müzikten, jazz’dan ve otantik müzikten etkiler alan Eleninin Paris dönemi ‘dünya müziğini’ çalışmasına olanak sağladı. Atina’ya dönüşünde ORA Kültür Merkezi’nde geleneksel enstrümanlar laboratuarını kurmuş ve Hacıdakis&#8217;le birlikte Third Radio programının etnomüzikoloji departmanında çalışmalarını sürdürmüştür.</p>
<p>Yaptığı radyo programlarında Türk müziğine de sıkça yer vermiştir. Besteci ülkesine döndüğünde ilk olarak, tiyatroda bir Shakespeare oyunu için müzik yapmış. Film için müzik yazmaya, bir arkadaşının kendi filmine beste yapmasını rica etmesi üzerine başlamış. Film sahnelendiğinde müziğinin bir atmosferi, etkisi ve karizması olduğunu fark ettiğini söylüyor Eleni. 1979 yılında Christoforo Christofis’in Wandering filmi için yaptığı müzik kendisini tam anlamıyla sinemaya taşıyan bir dönüm noktası olmuş. Daha sonra 1982’de Theo Angelopoulos’un Rosa filmine yaptığı müzik ile hepimizin keyişe takip ettiği eserlerin doğuşunun ilk adımı atılmış.</p>
<p>Angeopoulos ile sürdürdüğü sanatsal ilişkiyi izi ‘paralel işleyen iki sanatçı’ olarak tanımlıyor. Basit bir sinema-müzik birlikteliğinden ibaret olmayan bu ortaklığı Eleni</p>
<p>Karaindrou çalışma yöntemlerini “Aramızda Angelopoulos’la çok büyük benzerlikler var, mantıken, politik, estetik anlamda. Çok ortak noktamız ve özel bir ilişkimizin olması bizi ‘paralel işleyen iki sanatçı’ yapıyor. Mesela Voyage filmi üzerinde çalışırken bana senaryoyu anlattı, ben de ertesi güne eseri besteleyip getirdim. Çekimler sırasında da bilgi alışverişi yaparız. Örneğin Beekeeper filmi için Angelopoulos, benim film için bestelediğim eserin, atmosferi yaratabilmesi ve oyuncuların duyguyu tam anlamıyla hissederek rollerini oynayabilmeleri amacıyla, fonda çalınarak çekim yapılmasını istemiştir.”şeklinde anlatıyor.</p>
<p>Eleni’nin müziği kendini başlı başına ifade etme gücüne sahip. Bestelerini yaparken esinini nasıl aldığını ise şöyle anlatıyor.“Senaryoyu çoğunlukla okumam bile. Kişinin ‘vizyon’u ile iletişim kuruyorum ve o fikri, vizyonu kendi içimde bulmaya çalışıyorum. Örneğin Angelopoulos bana Eternity And A Day’in hikayesini anlattığında, onun imgesinin, yarattığı senaryonun ve anlatış tarzının bende ne etki yarattığını anlamaya çalıştım ve kafamda tek bir müzik cümlesi oluştu: The Lost Theme’in teması. Çok kesin ve etkili bir şekilde geldi. Bu son derece kişisel ve özel bir süreç. Ben beste yapmak için tamamıyla ‘özgür olma’ düşüncesinden ilham alıyorum”. Müziği, hüzün evrensel simgesi olan</p>
<p>Eleni Karaindrou Theo Angeopoulos filmlerine müzik yazma sürecini anlatırken üretim sürecini birlikte yaşayacağı koşullarda çalıştığını söylüyor. Bu süreç Eleninin film sahnelerini izlemesinden ya da senaryo okumasından daha çok yönetmenin sesini izlemesinden geçiyor. Film çekilmeden yazıyor müziği, Öyküyü anlatmasını istiyor, sesini kaydediyor, sonra beste ortaya çıkıyor. Müziğini mesajlar vermek için kullanmadığını söyleyen besteci, yaşadığı dönem içerisinde çevresine baktığını ve müziğinin çevresinde olanların içinde oluşturduğu etkiyi, dünyaya bakışını yansıttığını söylüyor. Müziğinin bir mesaj değil, bir acı ve bu acı otantik bir duygu yoğunluğu olduğunu,</p>
<p>insanların sıklıkla müziğini dinlediklerinde kendilerini ağlattığını söylediklerini belirtiyor.</p>
<p>Sanatçı, 1975&#8217;ten bu yana 19 film, 42 tiyatro oyunu ve 15 televizyon ve radyo programı için besteler yapmıştır. 1983 yılından bu yana Angelopoulos&#8217;un tüm filmlerinin müziklerini besteledi. Çalışmalarından bazıları: Music For Films /1992, The Suspended Step Of The Stork /1992, Ulysses Gaze /1995, Rosa &#8211; Wandering – Iyra/ 1996, Eternity and A Day /1998, Trojan Women /2001, The Weeping Meadow /2004 dur. 2000 yılında Dusseldorf Operası, Karaindrou&#8217;nu müziğini yaptığı &#8220;Phaedra&#8221; balesini sahneledi. Zurich Senfoni Orkestrasından Tayvan Ulusal Senfoni Orkestrasına, pek çok orkestra ve ünlü şeşerle konserler veren Karaindrou&#8217;nun New York&#8217;tan Tokyo&#8217;ya dünyanın dört bir yanında çok sayıda hayranı var. Ülkemizde de önemli bir hayran kitlesine sahiptir, özellikle geçmiş yıllarda İstiklal Caddesi onun müzikleri ile uzun süre şenlenmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/kultur-sanat/huznun-evrensel-simgesi-eleni-karaindrou/">Hüznün Evrensel Simgesi;  Eleni Karaindrou</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nobel’den de Öte</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/nobelden-de-ote/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Apr 2012 13:53:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 79. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2538</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="465" height="531" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/nobol-odul.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="nobol-odul" decoding="async" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/nobol-odul.jpg 465w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/nobol-odul-263x300.jpg 263w" sizes="(max-width: 465px) 100vw, 465px" /></div>
<p>İspanyol gazeteci Xavi Ayen, ünlü fotoğraf sanatçısı Kim Manresa&#8217;yla birlikte 2009 yılında Nobel ödüllü 16 yazarla yaptığı söyleşi ve fotoğraşarın yer aldığı bir kitap yayınlar: NOBEL’DEN DE ÖTE. Kitabın İspanyolca [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/nobelden-de-ote/">Nobel’den de Öte</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="465" height="531" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/nobol-odul.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="nobol-odul" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/nobol-odul.jpg 465w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/nobol-odul-263x300.jpg 263w" sizes="auto, (max-width: 465px) 100vw, 465px" /></div><blockquote><p>İspanyol gazeteci Xavi Ayen, ünlü fotoğraf sanatçısı Kim Manresa&#8217;yla birlikte 2009 yılında Nobel ödüllü 16 yazarla yaptığı söyleşi ve fotoğraşarın yer aldığı bir kitap yayınlar: NOBEL’DEN DE ÖTE.</p></blockquote>
<p>Kitabın İspanyolca ismi Nobelin Asileri diye çevrilebilir. Seçilen yazarlar da kitabın özgün adına uyan isimler: Wole Soyinka, Gabriel Garcia Marquez, Jose Saramago,Doris Lessing, Necip Mahfuz, Nadine Gordimer, Toni Morison, Günter Grass, Dario Fo, Orhan Pamuk, V.S. Naipaul, Wislawa Symborska, İmre Kertesz, Derek Walcott, Kenzaburo Oe, Gao Xingjian.</p>
<p>Gazeteci Xavi Ayen, pek çoğunu politik karşı duruşlarıyla tanıdığımız bu ünlü yazarlarla yaşadıkları ülkelerde görüşmüş, sevdikleri ortamları birlikte dolaşmış, Kim Manresa da fotoğraşarını çekmiş. İspanyol gazetesi La Vanguardia&#8217;nın kültür sayfasını hazırlayan Xavi Ayen ve fotoğrafçı Kim Manresa seçtikleri yazarlarla yaptıkları ilk söyleşilerden sonra farketmişler ki hepsinin bir ortak noktası var: Başkaldırı.</p>
<p>Yapıtlarıyla toplumsal yargıları, dilin yapısını dinamitleyen, insanların gündelik yaşamını sorgulayan bu yazarlar, bulundukları ülkelerde edebiyatın da ötesinde toplumsal sorunlarla ilgilenmiş, zamanlarının çoğunu politik mücadelelere adamışlar. Bu nedenle de yazar kitabın adını Nobelin İsyancıları koymuş. İsyandan edebiyata, edebiyattan Nobele&#8230;</p>
<p>Her yazarın bölüm başlığı onun dert ettiği konuyu çağrıştırıyor.</p>
<p>Olağanüstü siyah beyaz görüntülerin yer aldığı kitapta yazarların yaşamlarıyla ilgili yürek burkan, hayranlık uyandıran cesaret öyküleri de anlatılıyor. Örneğin kendisiyle yapılan söyleşiden kısa bir süre sonra ölen Mısırlı yazar Necip Mahfuz 1994 yılında köktendinci bir saldırı sonrası işitme ve görme duyusunu yitirmiş.</p>
<p>Yazmaya devam etmesi arkadaşlarının yardımıyla mümkün olmuş. Gazetecilerle birlikte çok sevdiği ve esinlendiği Kahire sokaklarını, kahvehanelerini dolaşıp yaşamının zorluklarını nasıl aştığını anlatmış. Nadine Gordimer, beyaz bir aileden gelmesine karşın Güney Afrika Cumhuriyetinde Apartheid yani siyahlara uygulanan ayrımcı acımasız politikaya karşı savaşmış; yazdıklarıyla ezilen kara Afrikalının sesi olmuş. Onunla birlikte hapis yattığı hücreyi gezmek gazetecileri çok etkilemiş.</p>
<p>Beyazların iktidarı yıkıldıktan sonra da ülkesinde kalıp demokrasinin gelişmesi için çalışmış. Söyleşiden kısa bir süre sonra kendisini</p>
<p>bağlayarak evini soyan hırsızların daktilosunu çalmadıklarına çok sevinip yazmaya devam etmiş. Ülkesinin petrol kaynaklarının sömürüsüne karşı çıkan, işbirlikçi hükümetleri korkusuzca eleştiren ve zaman zaman da solcu gerillalarla hükümet arasında arabuluculuk yaparak rehine kurtaran Nijeryalı yazar Wole Soyinka Nijeryanın Nelson Mandelası olarak anılıyor. Aldığı Nobel ödülüne karşın dağda küçük ve tüm konfordan uzak bir kulübede yaşayan yazarın alçakgönüllüğü gazetecileri şaşırtıyor.</p>
<p>Nazi toplama kamplarında sağ kalmayı başaran İmre Kertesz bu deneyimini romanlarına aktararak pekçok masum insanın öldüğü kıyımdan kurtulmanın yarattığı suçluluk duygusundan arınıyor.</p>
<p>İtalyanın mizah ustası, muhalif solcusu, eşi oyuncu, yazar Franca Rame&#8217;nin &#8221;Nobeli sen aldın ama en çok sahnelenen eser benim&#8221; diye takıldığı Dario Fo, Tokyo metrosunda yaşanan şiddeti romanlaştıran Kenzaburo Oe, gittiği her ülkede ezeli göçmen Naipaul, gençliğinde Nazi partisine üye olduğu için derin pişmanlık duyan ama bunu açıklamaktan çekinmeyen Günter Grass, her yanda kitap ve gazete yığınlarıyla dolu evinde söyleşi yapılan Doris Lessing, Lizbon&#8217;un dimdik yokuşlarında gazetecileri nefes nefese bırakan ihtiyar delikanlı Saramago ve diğerleri.</p>
<p>Kim Manresa&#8217;nın olağanüstü siyah beyaz fotoğraşarıyla ve sevdiğimiz ünlü yazarların içten söyleşileriyle Nobelden De Öte bir başucu kitabı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/nobelden-de-ote/">Nobel’den de Öte</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üretken olmak</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/uretken-olmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Apr 2012 13:36:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 79. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2532</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="801" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/uretici-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="uretici" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/uretici-2.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/uretici-2-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/uretici-2-768x513.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/uretici-2-1024x684.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/uretici-2-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div>
<p>Her gün etrafımızda yapılan konuşmalara bir dikkat ettiğimizde göreceğiz ki, işçi işinden, memur memurluğundan, doktor doktorluğundan, öğrenci öğrenciliğinden, öğretmen öğretmenlikten, öğretim üyesi öğretim üyeliğinden, yönetici yöneticilikten şikayetçidir. Nedenini sorduğumuzda ise [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/uretken-olmak/">Üretken olmak</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="801" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/uretici-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="uretici" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/uretici-2.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/uretici-2-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/uretici-2-768x513.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/uretici-2-1024x684.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/uretici-2-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div><blockquote><p>Her gün etrafımızda yapılan konuşmalara bir dikkat ettiğimizde göreceğiz ki, işçi işinden, memur memurluğundan, doktor doktorluğundan, öğrenci öğrenciliğinden, öğretmen öğretmenlikten, öğretim üyesi öğretim üyeliğinden, yönetici yöneticilikten şikayetçidir. Nedenini sorduğumuzda ise genelde aldığımız yanıt, sistemin iyi işlememesi, verimli olamayış, emeğin karşılığının alınamayışı veya işin çokluğuna bağlı aşırı yorulma gibi nedenlerle işinden zevk alamama şeklindedir. Şüphesiz bunlar genelde doğrudur.</p></blockquote>
<p>Gerçekten de ülkemizde bazı iyi yönetilen özel şirketler ve kurumlar haricinde, çalışanları mutlu etmeye ve böylece motivasyonu ve doğal olarak verimi artırmaya çalışan yerler pek fazla değildir. Fakat bu gibi işlerde çalışanların da çok büyük bir kısmı, bu çok şikayetçi oldukları işi bırakıp, arzusuna uygun başka bir iş aramaya da çalışmamaktadır. Gerçi toplum birleşik kaplar gibi olduğundan işini de değiştirse, yeni işinin veya iş yerinin eskisinden pek farklı olmayacağı da beklenebilir.</p>
<p>Peki, durumumuza ve ortamımıza razı mı olalım? Boynumuzu büküp bulduğumuzla mı yetinelim? Tabii ki değil. Fakat hiçbir zaman, mazeretimiz ne olursa olsun, sistem ne kadar verimsiz olursa olsun, emeğimizin karşılığını alamamamız bile bize boş vermişlik, ümitsizlik, “bizden ne köy olur ne kasaba” düşüncesi, kısaca tembellik için gerekçe oluşturamamalı. Biz şikayetimizi yine yapalım, demokratik ortamlarda haklarımızı yine savunalım, ama bir yandan da elimizde olanlarla sistemden mümkün olduğunca yararlanmaya, elimizden geldiğince de üretken olmaya, çevremize de iyi örnek olmaya çalışmalıyız diye düşünüyorum.</p>
<p>Düşünürsek; etrafımızda takdir ettiğimiz, sempati duyduğumuz kişiler genellikle her şeyden şikayet eden, fazla bir şey üretmeyen, ama bunun nedenlerini de hep bozuk sisteme ve başkalarına yükleyen kişiler midir? Yoksa aynı ortam ve aynı sistemde çalışmasına karşın, elinden geldiğince ve gücünün yettiğince verimli olmaya çalışan, bir şeyler üretmek için uğraşan kişiler midir? Peki neden tüm toplumlarda, genellikle toplumun yaklaşık % 90’ı birinci guruba girmektedir? Bunun cevabı gayet net ve açık: çünkü o yol daha kolaydır. İkinci yol ise zordur, zahmetlidir, daha fazla gayret, daha fazla özveri ister.</p>
<p>Yolun yarısını çoktan geçmiş biri olarak hayatın tahminimizden de hızlı geçtiğini söyleyebilirim. İnsan bu yaşlarda geçmişin muhasebesini daha fazla yapmaya başlar doğal olarak. Zaman zaman durup arkamıza doğru şöyle bir baktığımızda, içimizde bir tedirginlik, bir hüzün hatta pişmanlık duymak istemiyorsak seçmemiz gereken yol bellidir.</p>
<p>Yazımı çok takdir ettiğim ve kitaplarını herkese önerdiğim bir yazar olan Sayın Doğan Cüceloğlu’nun bir kitabından güzel alıntıyla bitirmek istiyorum. Saygılarımla…</p>
<p><strong>YAŞAM VİZYONU OLUŞTURMAK</strong></p>
<p><em>Eğer yaşamınızı anlamlandıracak, sizi heyecanlandıracak bir vizyon oluşturmak istiyorsanız, kendinizin </em><em>85.Yaş gününüzde olduğunuzu hayal edin ve ilişkide bulunduğunuz kişilerin sizin hakkınızda ne söylemelerini istediğinizi düşünün. Ben Doğan Cüceloğlu olarak şunları duymak isterdim:</em></p>
<p>Öğretim üyesi: Sizin dersinizde zamanım iyi değerlendi. Derse hep iyi hazırlanmış olarak geldiniz. Dersinizde anlattığınız kavramları hep günlük hayattan örneklerle somutlaştırarak kavramamızı kolaylaştırdınız. Dersinizde öğrendiğim yeni bilgilerle hem kendimi, hem diğerlerini ve toplumsal olayları daha iyi anlayan, değerlendiren bir insan oldum.</p>
<p>Anne/Baba: Bize düşünce, söz ve davranışınızla örnek oldunuz. Kendimizi değerli görmemize, yaşamımızın anlamını kavrayarak, sorumlu, dengeli insanlar olarak yetişmemize yardımcı oldunuz. Yaşamda neyin önemli, neyin önemsiz, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu görebilmemizi sağladınız. Yaşamımızın kafa, gönül ve cep liderliğinden bizim sorumlu olduğumuzu anlamamıza yardım ettiniz.</p>
<p>Arkadaş: Sana her zaman güvenebileceğimi biliyordum. Seninle geçen zamanımın boş ve anlamsız geçmesine izin vermediğin, sürekli gelişmekte olan insan görmek istediğin için yaşamıma çok katkıların oldu. Benimle beraber iken hep kendin idin, kişisel bütünlük içinde idin.</p>
<p><strong><em>Eş: </em></strong>Daima kişilik haklarıma saygı gösterdin. Beni sözle ve davranışlarınla sevdiğini gösterdin. Bana karşı nazik, müşfik ve özverili oldun. Benim insan olarak gelişmeme fırsat tanıdın ve zaman zaman öğretici, zaman zaman yardımcı oldun. Beni her konuda yüreklendirdin, destekledin, hatalarıma karşı hoş görülü oldun. Hayatımı seninle birlikte paylaştığım için çok mutluyum.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Ergün Çil</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/uretken-olmak/">Üretken olmak</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlık Algısı</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/saglik-algisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Alpaslan Türkkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Apr 2012 13:25:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 79. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2526</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="800" height="662" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/04/saglik-algisi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="saglik-algisi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/04/saglik-algisi.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/04/saglik-algisi-300x248.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/04/saglik-algisi-768x636.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></div>
<p>Nasılsınız? Kültürlerde iletişim başlangıcı olarak ve genelde yanıt beklenmeden, bir selamlama ifadesi olarak kullanılan bu soru aslında çok önemli bir göstergedir. Alışıldık; “İyiyim”, “iyi diyelim iyi olalım”, “iyiyim demek alışkanlık [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/saglik-algisi/">Sağlık Algısı</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="800" height="662" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/04/saglik-algisi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="saglik-algisi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/04/saglik-algisi.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/04/saglik-algisi-300x248.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/04/saglik-algisi-768x636.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></div><blockquote><p>Nasılsınız? Kültürlerde iletişim başlangıcı olarak ve genelde yanıt beklenmeden, bir selamlama ifadesi olarak kullanılan bu soru aslında çok önemli bir göstergedir. Alışıldık; “İyiyim”, “iyi diyelim iyi olalım”, “iyiyim demek alışkanlık olmuş”, şekildeki yanıtlar dikkat çekmez. Durumunu şaka ile karışık “iç güveysinden hallice” şeklinde yanıtlayanların nasıl olduğunu kestirmek oldukça güçtür. Sık olmasa da “çok iyiyim” ya da “kötüyüm” yanıtları ile de karşılaşırız. Bu iki yanıt uç noktaları işaret etmesi nedeniyle diğerlerine göre daha ilgi çekicidir ve genellikle nedeni sorgulanır. Hal hatır sormanın yolu olan “nasılsınız?” sorusu iletişimin başlangıcı olması, yaygın olarak benzer şekilde yanıtlanması nedenleriyle yeterince değerlendirilememektedir. Yazının amacı bireyin kendi bildirimi ile sağlık algısına dikkat çekmek olup sağlığı değerlendiren diğer ölçütleri içermemektedir. Bu hali ile makale “bilimsel” olma iddiasından uzaktır.</p></blockquote>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 1948 yılında yapılan sağlık tanımı geçen süre içinde yalnız sağlık çalışanları değil tüm toplum tarafından iyi bilinir hale gelmiştir. Buna karşın tanıma gönderme yapılacağından yeniden hatırlatmakta yarar vardır. DSÖ sağlığı; hastalık ve sakatlık olmamasının yanı sıra bedensel, ruhsal ve sosyal tam bir iyilik hali olarak tanımlıyor. Bu tanımdaki “tam bir iyilik hali” belirsizliği, ideali tanımladığı ve ölçme-değerlendirmedeki güçlükleri nedeniyle eleştirilmiştir. DSÖ bu tanımlama ile insan yaşamının bütün alanlarını kapsayan sağlık kavramını genişletmiş, insanı toplumsal ve fiziksel çevresi ile politik, ekonomik açıdan incelemek gerektiğini vurgulamış, toplumsal dinamiklere dikkat çekmiştir. Bireysel özellikler dışında, sosyo-ekonomik, çevresel, kültürel etmenlerin sağlık üzerine etkileri bilinmektedir. Bu tanımla sağlık, hastalık/sakatlık olmama hali olan zıtlıkları ile değil kendi unsurları ile tanımlanmaya çalışılmıştır. Her ne kadar günümüzde sağlığın bu tanımına yönelik eleştiriler sürmekte olsa da yaygın kabul görmektedir.</p>
<p>Tanımdaki “tam bir iyilik hali” objektif bir değerlendirmeyi engellemektedir. Tedaviniz altındaki hasta kendini tam bir iyilik halinde “sağlıklı” olarak değerlendirebilir. Ya da tam tersi; sağlıklı birey kendisini hasta olarak algılayabilir. Hekimler bu bireysel farklılıkları meslek yaşamı boyunca gözleme fırsatına sahip olmuşlardır. Aynı hastalığa sahip bireylerde yakınma sayısı, sıklığı, şiddeti, hastalıklarının seyri ile iyileştikleri düşüncesi farklılık gösterir. Bunu etkileyen çok sayıda değişken olmakla birlikte hastalık farkındalığı, hastalık hakkındaki bilgi ve algı farklılıkları ile toplum, aile desteği önemli etmenler arasında sayılabilir.</p>
<p>Sağlık yazınında bireylerin kendi bildirimlerinin doğru kabul edilmesi gerektiği saptanmıştır. Bireyin kendi bildirimi ile nesnel ölçülebilen sağlık durumlarının örtüştüğü düşünülmektedir.</p>
<p>Aslında toplumsal yaşantının sonucu olan bireyin sağlık durumunu; dolayısı ile o ölçülemez “tam iyilik hali” nin değerlendirilmesinde en doğru yaklaşımın bireyin kendisine başvurmak olduğu söylenebilir. İşte bu noktada akla gelen soru da “nasılsınız?” dır. Günlük yaşamın bir parçası, nezaket ve iletişim becerisi göstergesi olan bu soru aslında sağlığı değerlendirmenin önemli bir aracı olarak karşımıza çıkar. Bu yaklaşım ile sağlığın değerlendirilmesi 1980’lerin başından beri yaygın olarak ve gittikçe artan biçimde uygulanmaktadır.</p>
<p>Sağlığın sübjektif bir biçimde bireyin kendisi tarafından değerlendirilmesine dayalı ölçüt yabancı yazında “self-rated health” olarak geçerken biz “algılanan sağlık” olarak adlandırmaktayız. Bir göstergenin kullanılabilmesi için bilimsel olarak geçerlilik ve güvenilirliğinin, dil farklılıklarının değerlendirilmesi gerekir. Algılanan sağlık ölçeğinin Türkçe geçerlilik, güvenilirlik değerlendirmesi yapılmış, kullanılabilir uygun bir ölçek olduğu ortaya konmuştur. Algılanan sağlık göstergesi bizim nasılsınız? sorumuza benzer şekilde tek sorudan oluşur. Soru şudur:</p>
<p>Sağlığınızı, son 1 ay(15 gün) içinde nasıl tanımlarsınız?”. Bu basit ancak önemli sorunun yanıtını değerlendirmekte kolaydır. Sorunun yanıt seçenekleri genellikle “çok iyi”, “iyi”, “orta”, “kötü” ve “çok kötü” olarak belirlenmektedir.</p>
<p>Son otuz yıldır yürütülen çalışmalarla bireyin algıladığı sağlık durumunu etkiyen etmenler oldukça iyi bilinir hale gelmiştir. Algılanan sağlığı etkileyen etmenleri incelemeye başlamadan önce bunun hem sağlığın toplumsal boyutunun anlaşılması hem de göstergenin kavranması açısından değerli olduğunu belirtmekte yarar var.</p>
<p>Öncelikle yaş sağlık algısını etkileyen önemli bir değişken olarak görülmektedir. Yaş arttıkça sağlık algısı kötüleşmektedir. Yaşlılar gençlere göre sağlıklarını daha kötü algılamakta ve tanımlamaktadır. Bu beklendik sonuç tüm coğrafya ve sosyal gruplar için geçerlidir. Ölçek bireysel sağlık algısını sorgularken yaş etmenini göz ardı etmektedir. Algılanan sağlık sorusu ile karşılaşan yaşlı, sağlığını yaşıtlarını değil, kendi gençlik yıllarını düşünerek yanıtlamakta, doğal sürecin yol açtığı kayıplarını sağlıksızlık olarak değerlendirebilmektedir. Ancak yaşın etkisi istatistik yöntemlerle düzeltildiğinden değerlendirmede sorun oluşturmamaktadır.</p>
<p>Çalışmalar, farklı seviyelerde olsa da kadınlardaki sağlık algısının erkeklerden kötü olduğunu göstermiştir. Bu farklılık araştırmacılar tarafından genel olarak kadının sosyal statüsüne bağlanarak açıklanmaktadır. Sağlığın sosyal belirleyicilerinden başlıcası olan sosyo-ekonomik durum ile algılanan sağlık ölçeği ilişkisi de yaygın incelenmiştir. Sosyo-ekonomik açıdan kötü durumda olanlar iyi durumdakilere göre kendilerini daha sağlıksız hissetmektedir. Sosyo-ekonomik durum belirleyicilerinden eğitim de benzer şekilde etki etmekte, mezun olunan okul ya da eğitim alınan yıl seviyesi yükseldikçe sağlık algısı iyileşmektedir. Sağlık algısındaki farklılıklar coğrafi olarak da çalışılmış, dezavantajlı ülke, şehir ya da mahallede yaşayanların da sağlık algısının kötü olduğu gösterilmiştir. Toplumun dezavantajlı kesimlerinden; sağlık hizmetine ulaşamayanlar ile olumsuz koşullarda çalışanların da sağlıklarını daha kötü algıladıkları bilinmektedir.</p>
<p>Medeni durum da sağlık algısını etkileyen değişkenlerdendir. Sağlık algısı evlilerde, bekar ve dullara göre daha iyidir. Çalışmalar algılanan sağlık göstergesinin mortalite ve morbidite ile yakın ilişki içinde olduğunu göstermiştir. Felç, hipertansiyon, diabetes mellitus, depresyon, KOAH, kalp hastalıkları, kanser ve epilepsi gibi çok sayıdaki uzun süreli ve ciddi hastalık ile sağlık algısı ilişkisi incelenmiş, bireyde hastalık varlığının sağlık algısını bozduğu saptanmıştır. Hastalık varlığına ek olarak hastalığın şiddeti, ilaç kullanma durumu ve kullanılan ilaç sayısı da sağlık algısını etkiler.</p>
<p>Tek sorudan oluşan sağlık algısı göstergesi geçerlik ve güvenilirliği belirlenmiş, kolay uygulanabilir ve uygun bir değerlendirme aracı olarak yaygın olarak kullanılmaya devam edecek gibi görünmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/saglik-algisi/">Sağlık Algısı</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yabancı Hekim Çalıştırma Hevesi</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/yabanci-hekim-calistirma-hevesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Apr 2012 13:20:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 79. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2523</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="850" height="712" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/yabanci-hekim.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="yabanci-hekim" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/yabanci-hekim.jpg 850w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/yabanci-hekim-300x251.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/yabanci-hekim-768x643.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 850px) 100vw, 850px" /></div>
<p>Ülkemizdeki siyasi iktidarlar işbaşına geldikten sonra programlarındaki hedeşeri gerçekleştirmek, bir diğer deyişle vaatlerini yerine getirmek için çalışmalarını başlatırlar. Ancak bunda her zaman başarılı oldukları söylenemez. Çünkü vaatler verilirken, programlar hazırlanırken [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/yabanci-hekim-calistirma-hevesi/">Yabancı Hekim Çalıştırma Hevesi</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="850" height="712" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/yabanci-hekim.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="yabanci-hekim" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/yabanci-hekim.jpg 850w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/yabanci-hekim-300x251.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/04/yabanci-hekim-768x643.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 850px) 100vw, 850px" /></div><blockquote><p>Ülkemizdeki siyasi iktidarlar işbaşına geldikten sonra programlarındaki hedeşeri gerçekleştirmek, bir diğer deyişle vaatlerini yerine getirmek için çalışmalarını başlatırlar. Ancak bunda her zaman başarılı oldukları söylenemez. Çünkü vaatler verilirken, programlar hazırlanırken çok fazla özen gösterilmez ve bunlar çoğu kez yapılabileceklerin yapılmasına, mevcuda razı olmaya gelir dayanır.</p></blockquote>
<p>Parti programları hazırlanırken, daha da önemlisi icraata geçildiğinde neler yapılabileceğini Başbakan’a Bakan’a tavsiye eden çeşitli gruplar, danışmanlar, çıkar çevreleri vardır; bunlar ulusal boyuttan uluslararası boyutlara kadar değişik büyüklükte ve değişik etkinliktedirler.</p>
<p>Bakan, işlerini Bakanlığın bürokratları ile yürütür, ancak yanında müşavirleri, resmi ve özel danışmanları vardır. Bu danışman kesiminin görevi Bakanın önerilerini değerlendirmek, sonuçlarını tahmin etmek ve görüşlerin olabilirliğini Bakana arz etmektir.</p>
<p>Bakan, bu değerlendirmeleri göz önüne alıp kararını verir. Ancak bu her zaman böyle olmamaktadır. Genellikle danışmanlar ve diğerleri, Bakanın dediklerinin gerçekleşebilir ya da gerçekleşemez olduklarını, sonuçlarının beklentileri sağlayıp sağlayamayacağını, beklenen yararın maliyetine değip</p>
<p>değmeyeceğini açık açık ortaya koyma yerine Bakanın önerilerinin nasıl gerçekleştirileceği doğrultusunda yoğun çaba harcarlar. Ancak bu çabaların her zaman başarılı sonuçlar vermesi mümkün olmuyor, o zaman Bakan ve bürokratları yeniden bazı düzenlemeler yaparak eski istenmeyen sonuçların çaresini bulmaya çalışmakta, ve de yeniden yanlışlar yapma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadırlar.</p>
<p>Bu davranış biçimi bu günlere özgü olmamakla birlikte uygulamada çok önemli artışlar görülmektedir. Yasa ,yönetmelik, genelge ve diğer resmi metinlerde çok kısa aralıklarla değişiklikler yapılmakta, yapılan değişikliğin sonuçları tam irdelenmeden yeniden değişikliklere gidilmektedir.</p>
<p>Bunlara bir örnek yabancı hekim çalıştırma hevesidir. Bakanlık bu tasarrufuyla bir yandan Türk hekimlerine gözdağı vermekte bir taraftan sağlık alanını önce işgücüne hemen sonra doğrudan yabancı yatırıma açmak istemekte hatta bunun için ‘Sağlık Serbest Bölgeleri’ kurmayı düşünmektedir. Bu projeye katkıda bulunan bürokratların LOZAN ANLAŞMASI’nın ilgili hükümlerine bakmalarını öneririm.</p>
<p>Türkiye’de yabancı hekim çalıştırmak için 1219 sayılı kanunu değiştirmek, YÖK’ten uydurma yeterlilik belgesi almak sorunu çözmez. Lozan Anlaşması hükümlerine göre Türkiye’de ancak Türk vatandaşları sağlık alanında çalışabilirler. Bu hekimlerin özel hastanelerde çalıştırılacağı da duyumlarımız arasındadır. Sermayesi yabancı da olsa o hastaneler de Türkiye’dedir.</p>
<p>Kapitülasyon belasından çok çeken ülkemiz, o günlerin hekim ihtiyacına bakmaksızın bu kararı anlaşma hükümlerine koydurmuşsa bugünlere gelindiğinde aksini düşünmek hem hukuken yanlış hem de Türk hekimlerine yapılan haksızlıklara bir yenisini eklemek anlamındadır.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Hamdi Aytekin</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/yabanci-hekim-calistirma-hevesi/">Yabancı Hekim Çalıştırma Hevesi</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
