<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hekimce Bakış 83. Sayı arşivleri - Hekimce Bakış</title>
	<atom:link href="https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-83-sayi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-83-sayi/</link>
	<description>Bursa Tabip Odası yayınıdır</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 Mar 2019 13:05:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Sorular soru içinde, akıl olmazların zoru içinde…</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/sorular-soru-icinde-akil-olmazlarin-zoru-icinde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Sep 2013 14:16:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 83. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2136</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1305" height="861" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/sorular-soru-icinde.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="sorular-soru-icinde" decoding="async" fetchpriority="high" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/sorular-soru-icinde.jpg 1305w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/sorular-soru-icinde-300x198.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/sorular-soru-icinde-768x507.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/sorular-soru-icinde-1024x676.jpg 1024w" sizes="(max-width: 1305px) 100vw, 1305px" /></div>
<p>Her iki tarafın “yüzde ellisine” bir sorum var; “Siz ne vakit bu kadar zalim ve vicdansız oldunuz?” 3 haftadır izliyoruz, duyuyoruz, okuyoruz… Her “yüzde elli” kendi açısından, kendi gözlüğünden okuyor [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/sorular-soru-icinde-akil-olmazlarin-zoru-icinde/">Sorular soru içinde, akıl olmazların zoru içinde…</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1305" height="861" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/sorular-soru-icinde.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="sorular-soru-icinde" decoding="async" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/sorular-soru-icinde.jpg 1305w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/sorular-soru-icinde-300x198.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/sorular-soru-icinde-768x507.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/sorular-soru-icinde-1024x676.jpg 1024w" sizes="(max-width: 1305px) 100vw, 1305px" /></div><blockquote><p>Her iki tarafın “yüzde ellisine” bir sorum var; “Siz ne vakit bu kadar zalim ve vicdansız oldunuz?”</p></blockquote>
<p>3 haftadır izliyoruz, duyuyoruz, okuyoruz…<br />
Her “yüzde elli” kendi açısından, kendi gözlüğünden okuyor olayları…<br />
Anladık, herkes bir “yer” tutmuş, kendi siperine çekilmiş ateş ediyor.<br />
Anladık, meselenin aslı gitti. Kutuplaşmanın senaryosu yazılıyor.<br />
Anladık, mesele evrile, çevrile, büküle başka mecralara gitti.<br />
Anladık, bu delikanlılar taşkınlık yaptı. Bin türlü komplonun figüranı yapıldılar.<br />
Anladık, “çapulcu” bunlar, yaptıkları “tencere tava, hepsi hava”…<br />
Ulusal medyada defalarca seyrettirdiniz, başbakan 40 defa söyledi. Bunların amacı yıkmak, dökmek kırmak… Şiddet bunlarda, içkici ayyaşlar, rezillik, dine saygısızlık, şımarıklık, kepazelik ve bin türlü hakaretin müsebbibi bunlar…<br />
Uluslararası plan yapıldı, bu çapulcular “faiz lobisi” ile görüşüp anlaştı. Ardından yaktılar, yıktılar…<br />
Televizyonlara bakarsan, başbakanı dinleyince “ faiz lobisi ile komplo planları yapan çok uluslu bir organizasyonun darbe planı” bu… Üstelik kepazece yaptılar bu devrim darbesini ama çok şükür polisin ve yöneticilerin vakur, sağduyulu ve kahramanca tutumu ve demokratik işleyiş ile “sorunsuz” atlatıldı bu komplo…<br />
Bu teze de inanan bir “yüzde elli” var. Anladık…<br />
Anladık da, nereden izlersek izleyelim, nereden okursak okuyalım, ne duyarsak duyalım…</p>
<blockquote><p>Adil bir insan, izlediği, dinlediği, okuduğunu, kendi akıl ve vicdan süzgecinden geçirmez mi?</p></blockquote>
<p>Şimdi kitabın ortasından, aklıma yatmayan, anlamadıkları mı soruyorum kendime?<br />
Bu soruların yanıtını bulunca karar vereceğim, kim haklı kim haksız?</p>
<p>1) Kendi halinde bir eylem iken, sabahın beşinde çadırlarında uyuyan gençlere saldırıldı ve çadırları yakıldı mı?</p>
<p>2) Bu gençler burada sadece sadece AVM olmasın diye mi duruyorlardı? Günlerdir orada dururken uluslararası komplo var mıydı? Varsa neden önlem alınmadı?</p>
<p>3) 79 ilde gösteri ve eylem olmuş. Polisin müdahale etmediği yerlerde şiddet ve sorun olmadığı söyleniyor. Bu durumda polis müdahale etmezse anarşi olmuyor diyebilir miyiz?</p>
<p>4) Birbirinden habersiz, alakasız yüzbinler hangi öfke ile biraraya gelmiş olabilir?</p>
<p>5) 28 Şubat sürecinde kreşte, !2 Eylül Darbesi’nde portakalda vitamin olan bu gençler tüm ömürlerinde tek bir başbakan ile büyüdüklerine göre, başka kimseyi de tanımadıklarına göre kimin adamı olabilirler?</p>
<p>6) Polis şiddeti başlaya kadar sadece şarkı söyleyen, espri yapan bu “delikanlılar” ne oldu da, parkın dışına çıkıp böylesi saldırgan oldular?</p>
<p>7) Hepsi yüksel okul, yarısı master ve yüksek lisans yapmış ilk eylemcilere 1. gün “çapulcu”, 4. Gün “komplocu”, 5. Gün “terörist”, 6. Gün “din düşmanı”, 7. Gün “içkici”,</p>
<p>8) 8,9,10,11,12,13,14,15,16,17,18,,19 ve 20. Günlerde “hepsi” diyerek suçlama, hakaret edilmesi öfke ve kızgınlığı arttırmış olabilir mi?</p>
<p>9) Karşılıklı yalan, çarptırılmış, kışkırtıcı eylem, söylem ve sanal ortam bilgilendirmeleri konusunda yarışı kim kazandı?</p>
<p>10) İki kazı güdemeyeceği her daim dile getirilen ana muhalefet partisi/ partileri bu işleri nasıl organize etti? Ettiyse, o zaman “kaz güdemezler” söylemi en azından haksızlık olmuyor mu?</p>
<p>11) Eylemin ilk haftasındaki yönetenler tarafından yapılan açıklamaların tutarsızlığı ve farklılığı sizin de kafanızı karıştırdı mı?</p>
<p>12) Ulusal medyanın genel olarak olayları hiç vermemesi, verince de aynı başlık, yorum ve şekilde vermesi size de tuhaf gelmedi mi?</p>
<p>13) Saçma sapan sahte “ben müftü eşiyim” türünden videolar ile Anadolu halkının sadeliği veya eğitimsizliği ile dalga geçen, polisler saldırısı ve otele baskın canlı yayınlanırken “işte göstericiler çılgınca polise saldırıyor” tarzında abuk sunumlar yapan televizyonların çalışanları arasında “yapmayın yahu, bu kadar da olmaz” diyecek kimse yok mudur?</p>
<p>14) İstikrarlı ortamda borsamıza gelerek, paradan para kazanan kapitalist “faiz lobisi”, işleri gıcırındayken, bir dediğin iki edilmediği hükümeti neden yıkmak ister? Kaldı ki, aynı lobiciler ile yönetenler “besmele” ile borsayı açmamış mıydı? Milyonlarca hain, kalleş tweete karşı “bir besmele” önerisi, faiz lobisinden korunmak için işe yaramaz mı?</p>
<p>15) Üç gün dinlenme, olayları uzaktan değerlendirme fırsatı olan başbakanımızı, sağlıklı bilgilendirebilecek, olayları iyi okuyan bir tek danışmanı yok mu?</p>
<p>16) Başbakanımız yurt dışına giderken “arkadaşlar bu konuyu dönünce konuşalım” deseydi veya döndüğünde “gençler mesele anlaşıldı, bunu gelin birlikte bir konuşalım” diyebilseydi. Olaylar bu boyuta gelir miydi?</p>
<p>17) Eylemci gençler, sahte görüntüler,bilgiler üreterek veya saçma, yalan mesajlara neden ihtiyaç duyuyor? Çok mu çaresizler, çok mu baskı altındalar?</p>
<p>18) Bazı marjinal örgütler ve provokatörler ne ölçüde ve şekilde bu gençleri kullanmıştır?</p>
<p>19) Camide içki içilmediği, toplu seks yapılmadığı, türbanlı kızlara saldırılmadığı, bayrak yakılmadığı defalarca ispatlanmasına, şahitlerce anlatılmasına, bizzat partili yazarlarca yazılmasına rağmen acaba ısrarla neden söyleniyor olabilir?</p>
<p>20) Aynı konuları dinlediğimiz, aynı görüntüleri izlediğimiz halde nasıl oluyor da bu kadar farklı düşünüyoruz?</p>
<p>21) Bir tarafta 7000 kişi yaralı, diğer tarafta 150 yaralı varsa orantısız gücü hangi taraf uygulamış olabilir?</p>
<p>22) Ateşli silah kullanmayan bir eylemcinin gözü nasıl çıkarılabilir? Eli çivili sopa kullanan siviller ve kenarda köşede, yerde ölesiye dayak görüntüleri uzun metrajlı film olacak kadar çokken, neden dövülen yeterince “dövenlerin” görüntüsü yok? Gençler devamlı savunma veya kaçma derdinde olabilir mi?</p>
<p>23) Yazı yazarken, kendi facebook sayfamızda bir şey paylaşırken, yorum yazarken, iktidarı eleştirirken neden korku içindeyiz? Adalet ve hukuk güvenilir değil mi?</p>
<p>24) Başından vurularak öldürülen Ethem Sarısülük, buz gibi kurşun ile vurulmuşken, görüntülü ispatı varken, bir belediye başkanının, bazı televizyon ve gazetelerin “başına taş atıldı” demesi, kurşun ile öldüğü açıklanınca “zaten teröristi, aleviydi” diye yapılan açıklama ve yorumları okuyunca vicdanınız sızlıyor mu?</p>
<p>25) Miting konuşmalarının ülkeyi bütünleştirici, barışçıl, saygılı, sağduyulu, tüm vatandaşları kapsayan, yatıştırıcı, itidal telkin eden bir üslup ile yapıldığı konusunda hem fikir miyiz?<br />
Yazacak en bin tane daha soru var ama yerim dar. Bu olaylar ile ilgili sorulabilecek son soru, tüm soruları özetleyen bir sorudur. Bu soruya cevap zorunlu değildir. Herkes kendine sorsun, başına yastığa koyunca cevaplasın.</p>
<blockquote><p>“Siz ne vakit bu kadar zalim ve vicdansız oldunuz?”</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2138" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/sorular-soru-icinde-2.jpg" alt="sorular-soru-icinde" width="519" height="392" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/sorular-soru-icinde-2.jpg 519w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/sorular-soru-icinde-2-300x227.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/sorular-soru-icinde-2-86x64.jpg 86w" sizes="(max-width: 519px) 100vw, 519px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/sorular-soru-icinde-akil-olmazlarin-zoru-icinde/">Sorular soru içinde, akıl olmazların zoru içinde…</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Biz bir türkü söyledik.</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/biz-bir-turku-soyledik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Sep 2013 14:05:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 83. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2131</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="400" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/biz-bir-turku-soyledik-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="biz-bir-turku-soyledik" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/biz-bir-turku-soyledik-1.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/biz-bir-turku-soyledik-1-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/biz-bir-turku-soyledik-1-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div>
<p>Evet, 14 Mart Tıp Bayramı haftası etkinlikleri içinde, Türküler ve Öyküleri adlı etkinlikte, çok değerli meslektaşlarımla birlikte türküler söyledik. Gelenler- dinleyenler beğendi, alkışladı. Çok mutlu olduk tabii. . Ne var [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/biz-bir-turku-soyledik/">Biz bir türkü söyledik.</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="400" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/biz-bir-turku-soyledik-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="biz-bir-turku-soyledik" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/biz-bir-turku-soyledik-1.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/biz-bir-turku-soyledik-1-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/biz-bir-turku-soyledik-1-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div><blockquote><p>Evet, 14 Mart Tıp Bayramı haftası etkinlikleri içinde, Türküler ve Öyküleri adlı etkinlikte, çok değerli meslektaşlarımla birlikte türküler söyledik. Gelenler- dinleyenler beğendi, alkışladı. Çok mutlu olduk tabii. . Ne var bunda demeyiniz. Bu etkinlik 2014 te de tekrarlanmalı diye düşünüyor çoğumuz. Yeni türküler ve yeni öykülerle. Umarım önümüzdeki yıl bu etkinlikte tekrar birlikte oluruz.</p></blockquote>
<p>Türkülerimizi bilirsiniz. Kimileri vardır, ezgileri basittir, kolayca mırıldanırsınız ama hoştur yine de, kokusu genzinizi sızlatır.<br />
Çayelinden öteye gidelum yali yali,<br />
Sırtındaki sepetun ben olayim hamali.</p>
<p>Bir güzel nağmedir, tekrarlanır gider. Kimileri vardır; bir senfoniyi aratmaz, dinlerken mest olursunuz, kendinizi kaptırırsınız ezginin dalgalarına, adeta göğe yükselirsiniz.<br />
On dört bin yıl gezdim pervanelikte,<br />
Sıdkı ismin duydum divanelikte.<br />
İçtim şarabını mestanelikte,<br />
Kırkların ceminde dara düş oldum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2132" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/biz-bir-turku-soyledik-2.jpg" alt="biz-bir-turku-soyledik" width="600" height="400" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/biz-bir-turku-soyledik-2.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/biz-bir-turku-soyledik-2-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/biz-bir-turku-soyledik-2-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<blockquote><p>Kiminin sözleri yakalar sizi bırakmaz, silkeler, kendinize getirir. Kimisi sizi coşkunun zirvelerine çıkarır hem de en yılmış-en yıkılmış anınızda.</p></blockquote>
<p>İzmir’in kavakları, dökülür yaprakları.<br />
Bize de derler Çakıcı, yar fidan boylum, yıkarız konakları.<br />
Hüzünlendirir öteki, hasretlerden-ayrılıklardan söz eder, sitem eder.<br />
Yarim İstanbul’u mesken mi tuttun,<br />
Gördün güzelleri beni unuttun.<br />
Yaşama gücü aşılar beriki, boyun eğme der, direnmeye çağırır, sizi ayağa kaldırır.<br />
Benden selam olsun Bolu beyine, çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır.<br />
Ok gıcırtısından kalkan sesinden, dağlar seda verip seslenmelidir.</p>
<p>Her birinde bir anlam sezersiniz, bir parçanızı bulursunuz onda, sizi tamamlar. Türkülerimizde aşklar-ayrılıklar, savaşlar-sürgünler vardır, düğünler-halaylar, hasatlar-harmanlar. Kıtlıklar-göçler anlatılır, zulümler-direnmeler, sevmeler-kaçmalar vardır türkülerimizde gurbetler-sılalar. Bir yanda zemheri, soğuk-zindan, dondurur.</p>
<p>Öte yanda, baharda çiçeğe batmış-yemyeşil kırlar, bolluk-bereket vardır, dereler çağıldar. Hayattır anlatılan aslında, ezgilerde yaşamı bulursunuz. Gerçektir türkü sözleri, ellerinizle dokunursunuz. Benim asıl söylemek istediğim ise bu değil. Bununla ilgili ama.</p>
<p>Bizler asıl türkümüzü, yaşadıklarımızla-yaptıklarımızla söylüyoruz. İçinde bulunduğumuz çağ ve zamanda, yaşadığımız ülke-şehir-sokak, notalarımızı üzerine yazdığımız sayfadır; ailemiz, dostlarımız ve iletişim içinde bulunduğumuz herkes ise, bizim türkümüzün anlamlı sözleri. Onlarla paylaştıklarımız, sohbetler, kavgalar, sevinçler, dargınlıklar, barışmalar kısacası tüm yaşadıklarımız, portemize tek tek yazdığımız notalarımızdır. Biz aslında, her gün bir türküyü yeni baştan yorumluyoruz. Kendi türkümüzü.</p>
<p>Haydi gelin. O canım türkülerimizi, bir kez daha hep birlikte coşkuyla söyleyelim.<br />
Sağlıkla kalın.</p>
<p><strong>Dr.Yücel Bender</strong><br />
<strong>26/04/2013</strong></p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/biz-bir-turku-soyledik/">Biz bir türkü söyledik.</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıkta Dönüşüm Programı Çatırdıyor!&#8230;</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/saglikta-donusum-programi-catirdiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Kayıhan Pala]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Sep 2013 11:30:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 83. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2098</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="520" height="433" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/saglikta-donusum-3.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="saglikta-donusum" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/saglikta-donusum-3.jpg 520w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/saglikta-donusum-3-300x250.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 520px) 100vw, 520px" /></div>
<p>&#160; Anımsanacağı gibi, 2003 yılında neoliberal sağlık reformlarını Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP) adıyla topluma duyuran eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ, programın başarısına kanıt olarak sıklıkla kızamık olgu sayısındaki düşüşü örnek [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/saglikta-donusum-programi-catirdiyor/">Sağlıkta Dönüşüm Programı Çatırdıyor!&#8230;</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="520" height="433" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/saglikta-donusum-3.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="saglikta-donusum" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/saglikta-donusum-3.jpg 520w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/saglikta-donusum-3-300x250.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 520px) 100vw, 520px" /></div><p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftn1" name="_ftnref1"></a></p>
<p>Anımsanacağı gibi, 2003 yılında neoliberal sağlık reformlarını Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP) adıyla topluma duyuran eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ, programın başarısına kanıt olarak sıklıkla kızamık olgu sayısındaki düşüşü örnek olarak gösterirdi.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı istatistiklerine göre ülkemizdeki kızamık olgu sayısında 2002-2011 yılları arasında önemli bir azalma gözlenmiştir (Tablo 1). Eski Bakan bu azalmayı SDP ile ilişkilendiriyor; sağlık ocaklarında özveri ile çalışan sağlık personelinin bağışıklama konusundaki çabalarını görmezden geliyor ve 2004 yılında kendileri tarafından yapılan standart vaka tanımı ile kesin tanı koymak için getirilen laboratuvar doğrulama zorunluluğuna pek değinmiyordu.</p>
<p><strong><em>Tablo 1. Türkiye’de kızamık olgu sayısı</em></strong></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="77"><strong><em>2002</em></strong></td>
<td width="77"><strong><em>2003</em></strong></td>
<td width="77"><strong><em>2004</em></strong></td>
<td width="77"><strong><em>2005</em></strong></td>
<td width="77"><strong><em>2006</em></strong></td>
<td width="77"><strong><em>2007</em></strong></td>
<td width="77"><strong><em>2008</em></strong></td>
<td width="77"><strong><em>2009</em></strong></td>
<td width="77"><strong><em>2010</em></strong></td>
<td width="77"><strong><em>2011</em></strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="77"><em>7.810</em></td>
<td width="77"><em>5.600</em></td>
<td width="77"><em>8.744</em></td>
<td width="77"><em>1.119</em></td>
<td width="77"><em>34</em></td>
<td width="77"><em>3</em></td>
<td width="77"><em>4</em></td>
<td width="77"><em>4</em></td>
<td width="77"><em>7</em></td>
<td width="77"><em>111</em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık İstatistikleri Yıllığı,  2011.</p>
<p>Ülkemizde kızamık olgu sayısındaki azalma 2011 yılıyla birlikte başta İstanbul olmak üzere yerini hızlı bir artışa bırakınca, TTB ve Ankara Tabip Odası tarafından 11 Aralık 2012 tarihinde <strong>“Kızamık Var Sağlık Bakanlığı’ndan Açıklama Yok”</strong> konulu bir basın toplantısı düzenlendi<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a>.</p>
<p>Açıklamada “<em>Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun 4 Aralık 2012 tarihli yazısından anlaşıldığına göre, Haziran ayından bu yana İstanbul’da kızamık vakaları görülmektedir. Kızamık Bilimsel Danışma Kurulu kararı ile İstanbul için aşılama programında yeni bir düzenlemeye gidilmiştir. Türk Tabipleri Birliği’ne sadece İstanbul’da değil, Ankara, Adana, Yozgat gibi ülkemizin pek çok bölgesinde kızamık olguları görüldüğüne dair bilgiler ulaşmaktadır. Tüm bunların yanında iki asistan hekimin de kızamık hastalığına yakalandığı bilgisi vardır</em>” denilmekte Sağlık Bakanlığı böylesi önemli bir konuda toplumu bilgilendirmeye çağrılmaktaydı.</p>
<p>Türk Tabipleri Birliği&#8217;nce dile getirilen kızamık vakalarıyla ilgili iddiaları değerlendiren Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Türkiye&#8217;de sayıları bazen yüzlere çıkan kızamık vakaları görüldüğünü, bakanlığın aşılama yaş grubunda bulunmayan bu vakaların tümünün yurt dışından gelen virüsle kızamığa yakalandığını bildiriyor ve <em>&#8221;Kızamık aşısı belli bir dönemde yapılır. Çocukluk çağında yapılıyor. Biz 10 yıldır buradayız ve son 10 yılda kızamık aşılamalarını mükemmel hale getirebildik. Ondan önceki dönemlerde aşılamada eksikler var. Dolayısıyla yaşı özellikle 20-30 arasındakilerde nadiren de olsa yurt dışı kaynaklı virüs olduğunda bulaşma riski oluyor ama toplumda bunun yayılması, sayılarının binlere, on binlere ulaşması hiç bir zaman mümkün değil</em>&#8221; diyerek açıklamasını yapıyordu<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a>.</p>
<p>Sağlık Bakanı 2011 yılında hiç yerli vaka olmadığını belirtmesine rağmen Dünya Sağlık Örgütü bunu doğrulamamakta, ülkemizde görülen 105 olgudan yalnızca 11’inin dışarıdan gelen (importe) vaka olduğunu ifade etmekteydi. Türk Tabipleri Birliği bu durumu “<em>Sağlık Bakanlığı’na ait verilere dair böylesi bir kuşkunun ortaya çıkması hepimiz açısından kaygı vericidir</em>” biçiminde kamuoyu ile paylaşıyordu<sup>2</sup>.</p>
<p>Tartışmalara son noktayı geçtiğimiz günlerde Dünya Sağlık Örgütü koydu ve Türkiye’yi kızamık salgını görülen ülkeler arasında ilan etti. Üstelik eski Sağlık Bakanı’nın “<em>binlere ulaşması</em> <em>hiçbir zaman mümkün değil</em>” dediği kızamık olgu sayısı yedi bine (Tablo 2) yaklaştı<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a>.</p>
<p><strong>Tablo 2. Türkiye’de kızamık olgu sayısı (2002 – 2013)</strong></p>
<table width="94%">
<tbody>
<tr>
<td><strong>2002</strong></td>
<td><strong>2003</strong></td>
<td><strong>2004</strong></td>
<td><strong>2005</strong></td>
<td><strong>2006</strong></td>
<td><strong>2007</strong></td>
<td><strong>2008</strong></td>
<td><strong>2009</strong></td>
<td><strong>2010</strong></td>
<td><strong>2011</strong></td>
<td><strong>2012</strong></td>
<td><strong>2013</strong></td>
</tr>
<tr>
<td>7.815</td>
<td>5.844</td>
<td>8.927</td>
<td>6.200</td>
<td>34</td>
<td>3</td>
<td>3</td>
<td>8</td>
<td>15</td>
<td>105</td>
<td>698</td>
<td>6.822</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: Dünya Sağlık Örgütü (<a href="http://data.euro.who.int/cisid/?TabID=318842">http://data.euro.who.int/cisid/?TabID=318842</a>)</p>
<p>Yıllar sonra Türkiye yeniden kızamık salgını görülen ülkeler listesine girdi ve eski Bakan’ın SDP’nin başarısı olarak gösterdiği bir ölçüt böylece ortadan kalkmış oldu.</p>
<p>Ancak sorun bununla sınırlı kalmadı. Sağlık Bakanlığı’nın SDP’nin başarılı olduğunu kanıtlamaya çalıştığı göstergelerin birçoğunun kimi sorunlar içerdiği gün geçtikçe ortaya çıkartılmaya başlandı. Bu göstergeler arasında bebek ölüm hızı başta olmak üzere kimi mortalite istatistikleri önemli yer tutmaktadır. Bakanlığın iddiasına göre SDP ile bebek ölüm hızında büyük bir azalma gerçekleşmiş ve hız binde 7.7’ye gerilemiş bulunmaktaydı.</p>
<p>Ancak ülkemizde bebek ölüm hızına ilişkin toplanan veriler, çeşitli yöntemlerle yapılan kestirimler ve saha araştırmalarının sonuçları Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan verilerden farklılık göstermektedir<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a>.</p>
<p>Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2011’de Türkiye’de bebek ölüm hızı 2008, 2009, 2010 ve 2011 yılları için sırasıyla binde (12.1), (10.2), (7.8) ve (7.7) olarak verilmiştir. Kaynak olarak 2011 yılı için “Bebek ve Beş Yaş Altı Ölüm Araştırması 2012” adlı bir araştırma, diğer yıllar için Türkiye Halk Sağlığı Kurumu gösterilmiştir. Ancak 2011 yılı için kaynak olarak gösterilen araştırmanın yayınlanıp yayınlanmadığı, yayınlandıysa nerede yayınlandığı belli değildir. Daha da ilginci, Sağlık Bakanlığı tarafından 2011 yılında yayınlanan Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2010’da bebek ölüm hızı 2008, 2009 ve 2010 yılları için sırasıyla binde (17.0), (13.1) ve (10.1) olarak verilmiştir. Her ikisi de Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan istatistik yıllıklarında aynı yıllara ilişkin bebek ölüm hızı değerlerinin farklı olarak verilmesi düşündürücüdür.</p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre, bebek ölüm hızı, 2009 yılında binde 13.9 iken bu hız 2010 yılında binde 12.1’dir. Türkiye’de bebek ölüm hızı OECD tarafından 2010 (ya da en yakın yıl) için binde 13.6, Dünya Sağlık Örgütü tarafından ise 2010 yılı için binde 12 olarak açıklanmaktadır. Tüm bu veriler Türkiye’de bebek ölüm hızının binde 7.7 olduğu iddiasını kökten çürütmektedir.</p>
<p>TÜİK tarafından toplanan veriler kırsal alandan veri toplamak zorlukları, bebeklerde nüfusa kaydettirilmeye ilişkin sorunlar gibi kısıtlılıklara karşın Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan değere göre ülkemizde bebek ölüm hızının en azından %57 daha yüksek olduğunu göstermektedir.</p>
<p>SDP’nin başarılı olduğu iddialarının çürütülmesine ilişkin örnekler çoğaltılabilir. SDP çatırdamaktadır. Hükümet bunu anlamış olduğu için SDP’nin mimarı olarak sunulan eski Bakanı görevden alarak yoluna devam etmek kararını vermişse de, bu karar SDP’yi toplumun desteklediği bir politika olarak yeniden ayaklandırmaya yetmeyecektir.</p>
<p>SDP ile birlikte ilk günden bu yana sağlık çalışanlarının memnuniyet düzeyi azalmakta; Hükümet ise bu durumu umursamamaktadır. Hükümet için SDP’yi değerlendiren en önemli ölçüt hasta memnuniyeti olarak dile getirilmektedir. Bilindiği gibi, bağımsız araştırma sonuçlarına göre sağlık alanında hasta memnuniyetinde de bir azalma söz konusudur.</p>
<p>2011 yılının Ekim &#8211; Aralık ayları arasında saha araştırması tamamlanan ve Türkiye’yi temsil eden bir çalışmada katılımcıların %43’ünün sağlık sistemini yetersiz veya kısmen yetersiz olarak gördükleri, %35’inin sağlık sistemini yeterli olarak kabul ettiği, beşte bir kadarının da (%19) kararsız olduğu anlaşılmaktadır. Araştırmacılar sağlık sistemimizin yeterli olduğunu düşünenlerin oranının %35 olması, çeşitli konularda değişiklik yapılmasına vurgu yapanların oranının %50 ve üzerinde seyrettiği anlaşıldığından sağlık sisteminin genel görüntüsündeki olumlu algının yerini daha eleştirel bir manzaraya bırakmakta olduğunu vurgulamaktadır<a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a>.</p>
<p>Bugün SDP’nin “katkı payı” marifeti ile hastalardan toplanan para tüm ülkedeki gelir vergisi tahsilatının yarısından fazlaya ulaşmış bulunmaktadır. Yurttaşların giderek bu durumun farkına varmaları kaçınılmazdır ve SDP başlangıçta yarattığı hasta memnuniyetinin giderek azalmasının ardından, çatırdayarak yıkılmaya doğru ilerlemektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Prof.Dr., Bursa Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> TTB, <a href="http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/kizamik-3488.html">http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/kizamik-3488.html</a> (Erişim tarihi: 19.08.2013).</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> NTVMSNBC <a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25406397/">http://www.ntvmsnbc.com/id/25406397/</a>  (Erişim tarihi: 19.08.2013).</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> WHO <a href="http://data.euro.who.int/cisid/?TabID=318842">http://data.euro.who.int/cisid/?TabID=318842</a> (Erişim tarihi: 19.08.2013).</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Pala, K. Sağlık İstatistikleri Siyasallaştırılıyor, Toplum ve Hekim 2013; 28(1):66-69.</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> Prof. Dr. Ali Çarkoğlu ve Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, Türkiye&#8217;de Sağlık: Toplumbilimsel bir Değerlendirme, Koç Üniversitesi Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi <a href="http://research.sabanciuniv.edu/19127/1/Saglik_Raporu.pdf">http://research.sabanciuniv.edu/19127/1/Saglik_Raporu.pdf</a> (Erişim tarihi: 19.08.2013).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/saglikta-donusum-programi-catirdiyor/">Sağlıkta Dönüşüm Programı Çatırdıyor!&#8230;</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bursa Tabip Odası Tarihi &#8211; Kitap Tanıtım</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/bursa-tabip-odasi-tarihi-kitap-tanitim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Çetin Tor]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Sep 2013 12:01:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 83. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap tanıtımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2249</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="350" height="350" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/kapak-tabip-odasi-tarihi-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="kapak-tabip-odasi-tarihi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/kapak-tabip-odasi-tarihi-2.jpg 350w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/kapak-tabip-odasi-tarihi-2-150x150.jpg 150w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/kapak-tabip-odasi-tarihi-2-300x300.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/kapak-tabip-odasi-tarihi-2-100x100.jpg 100w" sizes="auto, (max-width: 350px) 100vw, 350px" /></div>
<p>&#160; Kuruluşundan tam altmış yıl sonra, 19 Haziran 2013’te, Bursa Tabip Odası’nın tarihini anlatan bu kitabı yayınlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Yaşadığımız yüzyıl, küresel kapitalizmin giderek daha fazla etkisini hissettirdiği, hemen her [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bursa-tabip-odasi-tarihi-kitap-tanitim/">Bursa Tabip Odası Tarihi &#8211; Kitap Tanıtım</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="350" height="350" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/kapak-tabip-odasi-tarihi-2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="kapak-tabip-odasi-tarihi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/kapak-tabip-odasi-tarihi-2.jpg 350w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/kapak-tabip-odasi-tarihi-2-150x150.jpg 150w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/kapak-tabip-odasi-tarihi-2-300x300.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/kapak-tabip-odasi-tarihi-2-100x100.jpg 100w" sizes="auto, (max-width: 350px) 100vw, 350px" /></div><p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>Kuruluşundan tam altmış yıl sonra, 19 Haziran 2013’te, Bursa Tabip Odası’nın tarihini anlatan bu kitabı yayınlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Yaşadığımız yüzyıl, küresel kapitalizmin giderek daha fazla etkisini hissettirdiği, hemen her şeyin fiyatının bilindiği, ancak neredeyse hiçbir şeyin değerinin bilinmediği bir yaşam biçimini dayatırken; elinizdeki kitabı bu değersizleştirmeye direnen hekimlik alanından karşı duruşun simgelerinden biri olarak görüyoruz.</p></blockquote>
<p>Bu kitap kendi alanında bir ilk olmak özelliği taşıyor. Türk Tabipleri Birliği ve tabip odaları içerisinde tarihe ilişkin bazı yayınlar olmakla birlikte, bu kadar kapsamlı olarak hazırlanmış başka bir kitap bulunmamaktadır. İstiyoruz ki, bir meslek örgütünün nasıl özveri ile işlevini yürütmeye çalıştığı belleklerden yitmesin. Başta altmış yıl boyunca kurul ve komisyonlarında görev yapanlar olmak üzere, hekimlerin, Bursa Tabip Odası örneğinde meslek örgütlerini kurumsallaştırmak için yürüttüğü çabalar genç kuşaklara örnek olsun. Oda’da görev yapmış ve bugün artık aramızda olmayan meslektaşlarımız saygıyla anılsın. Gençler mesleki dayanışmanın, hekimleri bir kentin sağlık yönetiminde nasıl söz sahibi yaptığını altmış yılın birikimiyle izleyebilsin ve bu birikimden güç alsın. Oda’nın altmış yılına katkıda bulunan her hekim, çocuklarına mesleğinin evrensel ilkelere göre uygulanmasını sağlamak için kendi üzerine düşen görevi yaptığını belgeleriyle, fotoğraflarla göstersin. Bir kitaba yukarıda yüklenen anlamların kazandırılması, ancak o kitabın yetkinliği tartışılmaz bir Oda emekçisinin kaleminden çıkması ile olanaklıydı ve bizim şansımıza; Bursa Tabip Odası’nın altmış yıllık tarihi böyle bir meslektaşımızın kaleminden beş yılı  aşan ve kılı kırk yaran bir çabanın ürünü olarak çıktı. Dr.Çetin Tor’a bize 1990’dan bu yana yaptığı ağabeylik dışında, Bursa Tabip Odası Tarihi kitabını eşine rastlanması çok zor olan bir titizlik ve özveri ile hekimlere kazandırdığı için teşekkür ediyoruz.</p>
<p><strong>19 Haziran 2013</strong><br />
<strong>Prof.Dr.Kayıhan Pala</strong><br />
<strong>Bursa Tabip Odası</strong><br />
<strong>Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>
<hr />
<p>Hanidir aklımda, yazacağım Çetin Tor ağabeyi, Gezi Parkı, Mısır, Suriye derken, malum haftada bir de yazınca, yer de dar, gündem de sıkışık, velhasıl bu haftaya nasipmiş.</p>
<p>Öyle geçiştirilecek bir isim de değildir, Dr. Çetin Tor…</p>
<p>Biraz da bu kaygı ile yazı gecikti. Haziran ayında Bursa Tabip Odası (BTO)’nın kuruluşunun 60.Yılı kutlandı. Çok güzel geçen kutlama gecesinin yıldızı Dr. Çetin Tor idi. O tek gecenin yıldızı oldu ama Tabip Odası’nın son 30 yılında binlerce yıldızlı gecede çalışan, Oda’nın her tuğlasına dokunmuş, harcında alın teri bulunan, ömrünü meslek odasına ve mesleğin onurunun korunmasına adayan bir emekçidir Dr. Çetin Tor…</p>
<p>BTO’nın 60.Yıl kutlamaları çerçevesinde bir de kitap hazırlanmıştı. Dr. Çetin Tor tarafından binlerce belge, bilgi, fotoğraf taranarak hazırlanan “Bursa Tabip Odası Tarihi” kitabı Bursa’daki hekimlerin bir asırlık geçmişini anlatan ve belgeleyen bir<br />
kitap…</p>
<p>Nasıl çileli bir hazırlama ve yazma süreci olduğunu bizzat görmüş biri olarak, Çetin Tor’un kitabındaki emeği saygıyla selamlıyorum.</p>
<p>Kitabın Bursa için önemi bir dönemi, bir meslek odasını ve meslek üyelerinin tarihini belgeleyip, kayıt altına almasıdır. Önemi gelecekte daha çok anlaşılacaktır. 20 yılı aşkın bir süredir tanıyorum Çetin ağabey’i… BTO’nın ve mesleğimizin yüz<br />
akı üyelerinden biridir. Hekim ve insan olarak genç hekimlerin örnek alacağı pek çok özelliği vardır. Çalışkan, kararlı, ilkeli<br />
duruşunu hep korumuş bir meslektaşımız olarak, Çetin ağabey ile çalışmanın en zor yanı; titizliğidir. Her konuyu oya işler gibi didikleyen ve detaylandıran Çetin ağabey bu yanı ile bizlere, Oda’yı yönetenlere birçok konuda yardımcı olmuş ve yol<br />
göstermiştir.</p>
<p>Yıllarca BTO başkanı, yönetim kurulu üyesi, yayın kurulu üyesi, emekçisi ve meslek haklarının koruyucusu ve savunucusu olarak her daim sahada ve ön saflarda mücadele eden Dr. Çetin Tor, bu kitap ile Oda’nın belge bilgilerini de düzenleyerek, sıfatlarına bir de “Tabip Odası bilgesi”ni ekledi. Her sohbetimizde ona dile getirdiğim bir şeyi burada da yazmak isterim; “Ağabey yaşlandıkça nostalji oluyoruz, nostaljik oldukça da tarihçi olunuyor”</p>
<p>Dr. Çetin Tor, BTO için “efsane” isimdi, şimdi “bilge tarihçi” de oldu. Bize hep ışık ve örnek olması dileği ile nice yıllara…</p>
<p><strong>Dr.Ceyhun İrgil</strong><br />
<strong>Hekimce Bakış</strong><br />
<strong>Yayın Kurulu Üyesi</strong><br />
<strong>07 Ağustos 2013 Bursa</strong><br />
<strong>Hakimiyet Gazetesi</strong></p>
<hr />
<h3>Dr. Çetin Tor</h3>
<p><a href="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/cetin-tor-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-2250" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/cetin-tor-2.jpg" alt="cetin-tor" width="400" height="474" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/cetin-tor-2.jpg 400w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/cetin-tor-2-253x300.jpg 253w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /></a>1949 yılında Eskişehir’de doğdu. İlkokulu İzmir ve Mersin, ortaokulu Mersin ve Diyarbakır, liseyi Diyarbakır ve Ankara’da okudu. 1966 yılında lisans eğitimine başladığı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1973 yılında mezun oldu. Yaklaşık bir yıl Nevşehir Uçhisar Kasabası Sağlık Ocağı’nda çalıştı. 1974 yılında İstanbul Üniversitesi Bursa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kürsüsü’nde lisansüstü eğitime başladı. 1980 yılında uzman oldu. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Tıp Fakültesi’nden ayrılarak serbest hekim olarak çalışmaya başladı. 2010 yılında hekimlik yaşamını sonlandırdı.<br />
1967-1968 döneminde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrenci Derneği Yönetim Kurulu Üyeliği ve bir süre II.Başkanlık<br />
yaptı. 1968-1969 yıllarında Tıp Fakültesi Sosyalist Fikir Kulübü ve 1970-1971 yıllarında Devrimci Gençlik Derneği üyesi<br />
oldu. Devrimci Gençlik eylemleri içinde yer aldı.</p>
<p>1974-1976 yılları arasında Bursa Tıp Fakültesi Yardım Derneği Yönetim Kurulu Üyeliği, 1975-1978 yılları arasında Tüm Üniversite Akademi ve Yüksek Okul Asistanları Birliği (TÜMAS) Genel Yönetim Kurulu Üyeliği ve Bursa Şubesi Başkanlığı, 1978-1980 yılları arasında Asistan Temsilcisi olarak Bursa Üniversitesi Tıp Fakültesi Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı. 1977-1979 ve 1979-1981 dönemlerinde Bursa-Bilecik Tabip Odası, 1994-1996, 1996- 1998, 2008-2010 ve 2010-2012 dönemlerinde Bursa Tabip Odası Türk Tabipleri Birliği Büyük Kongre Delegeliği, 1992-1994 ve 1994-1996 dönemlerinde Bursa Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı ve 1996- 1998 döneminde Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu.</p>
<p>2012 yılında yapılan seçimde 2012-2014 dönemi için yeniden Bursa Tabip Odası Türk Tabipleri Birliği Büyük Kongre Delegesi seçildi. 1995 yılında Çağdaş Eğitim Kooperatifi (ÇEK) kurucuları arasında yer aldı ve 2002-2004 döneminde Çağdaş Eğitim Kooperatifi Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı.</p>
<p>1999-2001 yılları arasında Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Yönetim Kurulu Üyeliği ve İl Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu.</p>
<p>Halen; Bursa Tabip Odası, Çağdaş Eğitim Kooperatifi (ÇEK), 68’liler Birliği Vakfı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) ile Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Emekli-Sen üyesidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bursa-tabip-odasi-tarihi-kitap-tanitim/">Bursa Tabip Odası Tarihi &#8211; Kitap Tanıtım</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ferah Enginar Salatası ve Enginar Tatlısı</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/ferah-enginar-salatasi-ve-enginar-tatlisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Bülent Kavuşturan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Sep 2013 11:34:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 83. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[sonradan gourmet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2240</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="407" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/enginar-salatasi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="enginar-salatasi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/enginar-salatasi.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/enginar-salatasi-300x204.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div>
<p>Merhaba önceki sayımızda tanışmış ve  yazılarımızda iyi bir mekan veya usta bir aşçıyı konuk edip onların lezzet sırlarını öğrenmeye çalışacağız demiştik İlk yazımızın da konuğu olan Executive Chief Ali Serçe [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/ferah-enginar-salatasi-ve-enginar-tatlisi/">Ferah Enginar Salatası ve Enginar Tatlısı</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="407" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/enginar-salatasi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="enginar-salatasi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/enginar-salatasi.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/enginar-salatasi-300x204.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div><p>Merhaba önceki sayımızda tanışmış ve  yazılarımızda iyi bir mekan veya usta bir aşçıyı konuk edip onların lezzet sırlarını öğrenmeye çalışacağız demiştik İlk yazımızın da konuğu olan Executive Chief Ali Serçe ‘den Enginarlı tarifler almaya devam ediyoruz.</p>
<p>Bu yazımızda Ferah enginar salatası ve Kaymaklı enginarlı tatlısı tariflerimiz var.</p>
<h3>FERAH ENGİNAR SALATASI</h3>
<p><strong>Malzemeler:</strong><br />
4 adet enginar<br />
1 küçük boy kırmızı lahana<br />
4 yaprak lolorosso (mor renkli marul)<br />
4 yaprak polorosso (mor renkli roka)<br />
4 yaprak palamut yaprağı<br />
1 adet sarı jölepene biberi (Yağ biberi)<br />
4 adet kızılcık domates<br />
2 yemek kaşığı zeytin yağı<br />
1 adet limon</p>
<p><strong>Yapılışı :</strong><br />
Enginarları limonlu suda haşlayın.<br />
Haşladığını enginarları soğuduktan sonra  konkose (=kare) doğrayın.<br />
Ve kalan diğer malzemeleri doğradıktan sonra enginar tanelerini Salatanın en üstüne koyun zeytin yağı ve limonu ekledikten sonra servis yapın.</p>
<h3>KAYMAKLI ENGİNAR TATLISI</h3>
<p><strong>Malzemeler:</strong><br />
4 adet enginar<br />
400 gr toz şeker<br />
1 çubuk vanilya<br />
100 gr bal<br />
2 adet sert kivi<br />
200 gr kaymak<br />
1 adet portakal<br />
50 gr damla drop çikolata</p>
<p><a href="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/enginar-tatlisi.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2242" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/enginar-tatlisi.jpg" alt="enginar-tatlisi" width="379" height="350" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/enginar-tatlisi.jpg 379w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/enginar-tatlisi-300x277.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 379px) 100vw, 379px" /></a></p>
<p><strong>Yapılışı :</strong><br />
Enginarları temizleyip limonla ovalayın.<br />
Daha sonra ocakta kaynayan şurubun içine enginarları koyun .<br />
Enginarlar yumuşayıncaya kadar pişirin.<br />
Enginarları indirmeden çubuk vanilyayı sıyırıp şuruba katın.<br />
Pişen enginarlar el yakmayacak kıvama geldiğinde tabaklara çıkarın.<br />
Soğuyan enginarların üstüne doğradığınız meyvaları koyun .<br />
Meyvelerin üstüne balı döküp damla drop çikolata ile servis yapın.<br />
Benim önerim pudra şekeri de dökülmesidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/ferah-enginar-salatasi-ve-enginar-tatlisi/">Ferah Enginar Salatası ve Enginar Tatlısı</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maya&#8217;nın Günlüğü</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/mayanin-gunlugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Sep 2013 15:33:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 83. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Kokusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2190</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="380" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/mayanin-gunlugu.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="mayanin-gunlugu" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/mayanin-gunlugu.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/mayanin-gunlugu-300x190.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div>
<p>Maya&#8217;nın Günlüğü İsabel Allende&#8217;nin son romanı. Allende&#8217;nin anlattığı büyülü, gizemli öyküler anayurdu Şili&#8217;nin özlemiyle doludur. Bu romanında da mekan Şili takımadalarından kazıklar üstündeki rengarenk ahşap evleriyle, mitolojik öyküleriyle Chiloe adasıdır. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/mayanin-gunlugu/">Maya&#8217;nın Günlüğü</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="380" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/mayanin-gunlugu.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="mayanin-gunlugu" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/mayanin-gunlugu.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/mayanin-gunlugu-300x190.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div><blockquote><p>Maya&#8217;nın Günlüğü İsabel Allende&#8217;nin son romanı. Allende&#8217;nin anlattığı büyülü, gizemli öyküler anayurdu Şili&#8217;nin özlemiyle doludur. Bu romanında da mekan Şili takımadalarından kazıklar üstündeki rengarenk ahşap evleriyle, mitolojik öyküleriyle Chiloe adasıdır. İsveçli annesinin bebekken terkettiği 19 yaşındaki Maya&#8217;yı, Şili&#8217;den darbe sonrası ayrılmış ve Amerikalı bir zenciyle evlenmiş ninesi büyütür. Çok sevdiği dedesinin ölümüyle Maya&#8217;nın hayatı altüst olur, okulu bırakır ve evden kaçarak Las Vegas&#8217;a gelir. Derin Amerikanın kriminal yüzüyle tanışır, uyuşturucu bağımlısı olur, kuryelik, fahişelik yapar.</p></blockquote>
<p>Las Vegas&#8217;ta bulaştığı uyuşturucu çetelerinin elinden Şili asıllı ninesi tarafından kaçırılarak dünyanın bu uzak köşesine Chiloe adasına saklanmak üzere gönderilir. Ninesinin eski bir arkadaşının evinde kendini toparlamaya çalışırken Şili&#8217;yi , acılı geçmişini, ninesinin sırlarını , cuntanın işkencelerinden kurtulabilmiş ev arkadaşının geçmişini öğrenecek, ergenliğin sancılarını atlatarak büyüyecektir.</p>
<p>Bu ilginç öykü, büyüleyici Chiloe adasıyla Kaliforniya, geçmişle günümüz arasında salınır. Sürgün lük romanın ana temasıdır. Maya&#8217;nın, ninesinin ve Chiloe&#8217;de evinde kaldığı Manuel&#8217;in birbirinden farklı sürgün yaşamları anlatılır. Chiloe adası Maya ve Manuel için aynı zamanda acıları dindirip iyileştiren bir sığınaktır.<br />
Darbe sırasında öldürülen başkan Allende&#8217;nin yeğeni olan İsabel Allende&#8217;nin kendisi de 1975 yılında Şiliyi terketmek zorunda kalmış; Venezüella ve Kaliforniyada sürgün yaşamış ama Şili hep romanlarının kahramanı olmuştur. Allende&#8217;nin lirik, hüzünlü sesini Maya aracılığıyla duyarız: &#8221;Ninem aşık bir kadının sesiyle Şili&#8217;yi anlatırdı ama halkı ve tarihi hakkında tek söz bile etmezdi. Sanki bakir, ıssız, zaman içinde donup kalmış bir ülkeydi.&#8221;<br />
Allende&#8217;nin çoğu romanında olduğu gibi Maya&#8217;nın Günlüğü&#8217;nde de Pinochet diktatörlüğünün ülkedeki etkileri odak noktasıdır. Maya Şilililerin düşüncelerini açıklıkla ifadeden çekinen ihtiyatlı dilini çözmeyi öğrenir. Herkesin geçmişinde şimdi dışarı vurmak istemediği bir kırgınlık, pişmanlık ya da bir trauma öyküsü vardır.</p>
<p>Maya, Chiloe adasında saflığı, sıradan yaşamı, doğayı ve hepsinden önemlisi ninesinin anayurdunun geçmişini keşfeder. Diktatörlüğün ilk günlerinde Şiliden kaçan ninesinden başlayarak Berkeley&#8217;deki çocukluğuna, kayıp ergenliğine, Vegas&#8217;taki düşkün yaşamına uzanan öyküsünü yazmaya başlar: &#8221;Benim adım Maya Vidal, ondokuz yaşındayım, cinsiyetim kız, bekarım, sevgilim yok, ama fırsat çıkmadığından, yoksa kılı kırk yardığımdan değil, Kaliforniya Berkeley&#8217;de doğdum, Amerikan pasaportum var, şu anda geçici olarak dünyanın güneyindeki bir adada sığınmacıyım. Bana Maya adını koymuşlar çünkü Hindistan, neneme pek çekici gelir, annemle babamın da önlerinde düşünecek dokuz ayları olmasına karşın akıllarına başka bir isim gelmemiş. Hindu dilinde maya büyü, hayal, düş anlamlarına geliyormuş. Benim kişiliğimle hiç ilgisi olmayan şeyler. Atilla olsaydı daha uygun olurdu, çünkü ayağımı bastığım yerde ot bitmez.&#8221;<br />
Latin Amerikan yazınının büyülü gerçekçiliği Ruhların Evi&#8217;nden başlayarak İsabel Allende&#8217;nin tüm romanlarının biçemini belirler. Maya&#8217;nın Günlüğü de farklı değildir. Özellikle söylenceleri, düşsel yaratıkları ve hayaletleriyle Chiloe adası bu biçeme çok uygun düşmüştür. Allende&#8217;nin mizahıyla harmanlanmış bu anlatım diğerleri gibi Maya&#8217;nın Günlüğü&#8217;nü de özel bir kitap yapıyor.</p>
<p><strong>Dr. Engin Demiriz</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/mayanin-gunlugu/">Maya&#8217;nın Günlüğü</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bursa’nın Hekim (Tıp) Belediye Başkanları 1923-2012</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/bursanin-hekim-tip-belediye-baskanlari-1923-2012/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Çetin Tor]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Sep 2013 15:24:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 83. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[tarihçe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2187</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="900" height="500" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bursa-tabip-baskanlar.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bursa-tabip-baskanlar" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bursa-tabip-baskanlar.jpg 900w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bursa-tabip-baskanlar-300x167.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bursa-tabip-baskanlar-768x427.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></div>
<p>DR.ŞEFİK LÜTFİ BEY (KAVANOZOĞLU), DR.ŞEFİK LÜTFİ BAŞMAN 27.01.1927-20.04.1927 tarihleri arasında Bursa Belediye Başkanlığı yaptı. Yaşam öyküsü; Hekimce Bakış’ın Eylül 2012’de yayınlanan 80.sayısında yer alan “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Hekim Bursa [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bursanin-hekim-tip-belediye-baskanlari-1923-2012/">Bursa’nın Hekim (Tıp) Belediye Başkanları 1923-2012</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="900" height="500" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bursa-tabip-baskanlar.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bursa-tabip-baskanlar" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bursa-tabip-baskanlar.jpg 900w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bursa-tabip-baskanlar-300x167.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bursa-tabip-baskanlar-768x427.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></div><p><strong>DR.ŞEFİK LÜTFİ BEY (KAVANOZOĞLU), DR.ŞEFİK LÜTFİ BAŞMAN</strong></p>
<p>27.01.1927-20.04.1927 tarihleri arasında Bursa Belediye Başkanlığı yaptı. Yaşam öyküsü; Hekimce Bakış’ın Eylül 2012’de yayınlanan 80.sayısında yer alan “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Hekim Bursa Milletvekilleri 1920-2012”  yazısında verilmiştir.</p>
<p><strong>DR.NAZİFİ ŞERİF BEY, DR.NAZİFİ ŞERİF NABEL</strong></p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-2193 alignleft" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/09/nazifi-serif-nabel.jpg" alt="nazifi-serif-nabel" width="200" height="270" />Dr.Nazifi Şerif Nabel</strong></p>
<p>1892 yılında Antalya Akseki (İbradı) de doğdu. Bursa Belediye Başkanlarından Mustafa Şerif Bey’in oğludur. Mekteb-i Tıbbiye’den mezun oldu. Samsun gezici tabibliği, İstanbul Emniyet Müdürlüğü tabibliği görevlerinde bulundu. Şişli Akıl Hastanesi’nde ihtisas yaptı. İzmir ve Bursa Askeri Hastaneleri’nde çalıştı. Bursa Gureba Hastanesi (Ahmet Vefik Paşa Hastanesi) nde Akıl Hastalıkları Uzmanı olarak görev yaptı. Mübadele ve İskan Vekaleti Bursa Bölgesi Başmüdürlüğü Sıhhiye Müşaviriliği yaptı. Serbest hekim olarak çalıştı.</p>
<p>18.02.1930-24.04.1931 tarihleri arasında Bursa Belediye Başkanlığı yaptı. 25.04.1931 milletvekili genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Antalya milletvekili seçilerek TBMM 4.Dönem çalışmalarına katıldı. 1946 yılında Demokrat Parti’ye geçti. Bu partiden 14.05.1950 milletvekili genel seçimlerinde Antalya, 02.05.1954 milletvekili genel seçimlerinde Kastamonu ve 27.10.1957 milletvekili genel seçimlerinde Amasya milletvekili seçilerek TBMM 9., 10. ve 11.Dönem çalışmalarına katıldı. Parlemontalar Türk Grubu kurucu üyesidir.</p>
<p>27 Mayıs 1960 askeri darbesinde tutuklanarak Yassıada’ya gönderildi.</p>
<p>“Bursa’da Gazi Yolu” adıyla gazete çıkardı. Türk Ocağı ve Bursa Kulubü Başkanlığı yaptı.</p>
<p>Fransızca ve İngilizce bilir. Evli ve beş çocuk babasıdır.</p>
<p>1961 yılında Yassaada yargılamaları sürerken vefat etti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynak: </strong></p>
<ul>
<li>Bursa Ansiklopedisi 2002, III.Cilt, Sayfa: 1242, Yayına Hazırlayan: Yılmaz Akkılıç, Burdef Yayınları No: 3, Harman Ofset Basım Sanayi-İstanbul, 2002.</li>
<li>TBMM Milletvekilleri Albümü, I.Cilt, 4.Dönem Antalya, II.Cilt 9.Dönem Antalya, 10.Dönem  Kastamonu ve 11.Dönem Amasya Milletvekilleri.</li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>DR.ZİYA KAYA, DR.ZİYA AHMET KAYA </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-2194 alignleft" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/09/ziya-ahmet-kaya.jpg" alt="nazifi-serif-nabel" width="200" height="267" />1890 yılında Gemlik Umurbey’de doğdu. İlköğrenimini Umurbey’de gördü. Bursa Sultanisi (Bursa Erkek Lisesi) ve Haydarpaşa Sultanisi’nde okudu. Haydarpaşa Tıbbiyesi’ne girdi. 1911 yılında, Tıbbiye’de okurken Türk Ocağı’nın kurucuları arasında yer aldı. 1912 yılında Mekteb-i Tıbbiye’den mezun oldu. Pazarköy’e (Orhangazi) hükümet tabibi olarak atandı. Balkan Savaşı çıkınca askere alındı. Balkan Cephesi’nde görev yaptı. Birinci Dünya Savaşı’nda tabip yüzbaşı olarak Çanakkale cephesinde bulundu. Kurtuluş Savaşı’na katıldı. İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi.</p>
<p>Önce Jön-Türkler arasında yer aldı. Daha sonra İttihat ve Terakki Fırkasına katıldı. Partisinin Bursa ve Gemlik’te örgütlenmesinde çalıştı. Mondros anlaşmasından sonra dönemin ünlü İtilaf’çılarından gazeteci Ali Kemal’i Bozburun’da düelloya çağırdı. Ali Kemal, 1919 yılında Damat Ferit hükümetinde Dahiliye Nazırı olunca “memleket dahilinde fesat çıkarmak” suçlaması ile tutuklandı, İstanbul’a götürülerek Bekirağa Bölüğü’nde hapsedildi ve Divan-ı Harp’te yargılandı. Hükümetin değişmesi nedeni ile salıverilince bu kez Bursa ve Gemlik Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’nin örgütlenmesinde çalıştı. 1920 yılında İngiliz’lerin Gemlik’e asker çıkarmasını engelleyen Kuva-yı Milliye’ciler arasındaydı. Gemlik işgal edilince Anadolu içlerine çekildi. Silifke Devlet Hastanesi’nde başhekim olarak çalıştı.</p>
<p>1922 yılında, Gemlik kurtarıldıktan sonra Gemlik Belediye Başkanlığı görevine getirildi. 1933 yılına kadar bu görevi sürdürdü.</p>
<p>Uzun yıllar Cumhuriyet Halk Partisi Gemlik İlçe Başkanlığı yaptı.</p>
<p>1946 yılında, Demokrat Parti’ye katıldı ve Demokrat Parti Gemlik İlçe Örgütü’nü kurdu. 1950 yılı yerel seçimlerinde bu kez Demokrat Parti’den Gemlik Belediye Başkanı seçildi ve 1953 yılında vefatına kadar bu görevi sürdürdü. Adı, Gemlik’te bir mahalleye, bir bulvara ve bir sağlık ocağına veridi.</p>
<p>Şiirlerini, Yollar ve İzler (1928), Keloğlan (1938) ve Dhamma (1946) adlı kitaplarında toplayarak yayınlamıştır. Bataklık Humması (Sıtma) isimli bir tıp kitabı da vardır.</p>
<p><strong>Kaynak: </strong></p>
<ul>
<li>Bursa Ansiklopedisi 2002, III.Cilt, Sayfa:1030, Yayına Hazırlayan: Yılmaz Akkılıç, Burdef  Yayınları No: 3, Harman Ofset Basım Sanayi-İstanbul, 2002.</li>
<li>Dr.Ziya Kaya ve Kısaca Hayatı/face-book</li>
<li>www.bursadakultur.org/ziya_kaya.htm</li>
<li>Şair ve Vatansever Bir Meslektaşımız Dr.Ziya Kaya, Dr.Avni Domaniç, Bursa Tabip Odası Dergisi, Yıl: 1988, Cilt: 1, Sayı: 4, Sayfa: 2, Hakimiyet Gazetecilik Matbaacılık Ltd.Şti.-Bursa.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Dr. Çetin TOR<br />
</strong><strong>Bursa Tabip Odası<br />
</strong><strong>Türk Tabipleri Birliği Büyük Kongre Delegesi </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bursanin-hekim-tip-belediye-baskanlari-1923-2012/">Bursa’nın Hekim (Tıp) Belediye Başkanları 1923-2012</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çang Çing Çong</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/cang-cing-cong/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Sep 2013 15:18:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 83. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2184</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1053" height="609" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/can-cin-cong.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="can-cin-cong" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/can-cin-cong.jpg 1053w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/can-cin-cong-300x174.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/can-cin-cong-768x444.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/can-cin-cong-1024x592.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1053px) 100vw, 1053px" /></div>
<p>Amirim; Gümüşsuyu istikametinden bir grup yürüyüşe geçti, emirlerinizi bekliyoruz. Dağıtın. Copla mı girişelim, suyla mı, biberle mi? Önce suda ıslatın, ardından copla yumuşatın, biberle çeşnilendirin. Sıcak sıcak servis yapın, afiyet [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/cang-cing-cong/">Çang Çing Çong</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1053" height="609" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/can-cin-cong.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="can-cin-cong" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/can-cin-cong.jpg 1053w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/can-cin-cong-300x174.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/can-cin-cong-768x444.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/can-cin-cong-1024x592.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1053px) 100vw, 1053px" /></div><p>Amirim; Gümüşsuyu istikametinden bir grup yürüyüşe geçti, emirlerinizi bekliyoruz.</p>
<p><strong>Dağıtın. </strong></p>
<p>Copla mı girişelim, suyla mı, biberle mi?</p>
<p><strong>Önce suda ıslatın, ardından copla yumuşatın, biberle çeşnilendirin. Sıcak sıcak servis yapın, afiyet olsun.</strong></p>
<p>Anlayamadım amirim.</p>
<p><strong>Evladım, bu tatil gününde, hanım bana televizyonda yemek programı seyrettirirken ararsan böyle olur. Karıştırdım biraz. Siz de karıştırın, ortaya karışık girişin.</strong></p>
<p>Emredersiniz amirim, ben talimatı veriyorum. Gelişmelerden sizi haberdar ederim.</p>
<p><strong>Sık sık arayıp rahatsız etme, yengen tarifi duyamıyor diye bana boyuna “sus” işareti yapıyor, aile huzurumuzu bozma.</strong></p>
<p>Emredersiniz ve de af edersiniz amirim.</p>
<p>….</p>
<p>Bir saat sonra</p>
<p>….</p>
<p><strong>Evladım, siz ne yaptınız? Çin konsolosluğu Dışişlerini, Dışişleri, İçişlerini aramış. Sayın bakan sayın valimizi aramış, onlar da bana ulaştı? Niye Çinli turist grubuna saldırdınız ulan, deli misiniz siz?</strong></p>
<p>Amirim valla biz onları ufak tefek görünce Liseli çapulcular zannettik. Size de malumat vermiştim ya! Gümüşsuyu cihetinden yürüyüş var diye…</p>
<p><strong>Oğlum adamların tur otobüsü orada indirmiş, Meydandaki otele gidiyorlarmış.</strong></p>
<p>Ne bilelim amirim siz GİRİŞİN deyince…</p>
<p><strong>Siz de giriştiniz, he mi? Keşke polis kolejine alırken sadece sadakate bakmasaydık, azıcık da liyakat arasaydık. İçinizde bir tane akıllı adam yok mu kardeşim! Çinli ile çapulcuyu ayırt edemiyor musunuz? Çinli dediğin ufak tefek elinde fotoğraf makineleri çat çat fotoğraf çeken adamlardır. Buradan da mı uyanmadınız?</strong></p>
<p>Amirim biz onları marjinal gazeteciler sandık. Bu bizi daha da teşvik etti, bir vuracaksak 3 vurduk.</p>
<p><strong>E adamlar kaçışmaya başlayınca bıraksaydınız bari, ta Karaköy’e kadar niye kovaladınız. </strong></p>
<p>Valla amirim, gruptan bazıları Uzakdoğu sporları biliyormuş. Biz böyle saldırınca savunma moduna geçip bizden bazı arkadaşların, münasebetsiz yerlerine tekme atıp, 2 kişinin de kolunu kırınca, değil Karaköy’e Kadıköy’e kaçsalar peşlerini bırakmazdık. Biz buna meslektaş dayanışması diyoruz amirim. Döveriz ama dövülmeyiz, dövdürtmeyiz.</p>
<p><strong>Biz de bu durumda “Allah belanızı versin” diyoruz. Sizin yüzünüzden Vali Bey’den yediğim fırçanın haddi hesabı yok. Sayın Başbakan da “yurt dışındaki kayıp itibarımızı iki paralık ettiniz” diye sayın bakana epey bir çemkirmiş. Nerede şimdi bu adamlar? </strong></p>
<p>Nezarette diğer çapulcuların yanındalar amirim.</p>
<p><strong>Derhal oradan çıkartın, hepsine çay ısmarlayın. Yok çay olmaz, Türk kahvesi ısmarlayın, bol şekerli olsun.  Tatlı içilsin tatlı konuşulsun belki yumuşarlar. Hepsine iade-i itibar edilsin, varsa yaraları sarılsın, incinmiş elleri öpülsün. </strong></p>
<p>Emredersiniz amirim.</p>
<p><strong>Seninle de sonra görüşeceğiz.</strong></p>
<p>Görüşürüz amirim.</p>
<p><strong>Höyt!</strong></p>
<p>Yani başüstüne amirim.</p>
<p>****</p>
<p>15 dakika sonra</p>
<p>****</p>
<p>Amirim, felaket amirim.</p>
<p><strong>Yine ne oldu? Bu sefer de LGBT’ciler zannedip İskandinav turistlere mi saldırdınız?</strong></p>
<p>Hayır amirim daha kötü. Bizim Çinliler içerdeki çapulcularla bir olmuşlar, çıkmıyorlar nezaretten amirim.</p>
<p><strong>Kahve ikram etseydiniz.</strong></p>
<p>Ettik amirim kahve fincanını gösterip elimizle “geh pisi pisi” şeklinde işaret bile ettik ama dil bilmeyince, sorun oluyor.</p>
<p><strong>Derhal Çince bilen bir tercüman gönderiyorum. Bu meseleyi, ben sizi halletmeden halledin. </strong></p>
<p>Emredersiniz amirim.</p>
<p>****</p>
<p>15 dakika sonra</p>
<p>****</p>
<p>Amirim yine ben.</p>
<p><strong>Ne yaptınız, tercüman geldi mi, arayı buldu mu? Alper Tunga ölti mi, esiz acun kalti mi.</strong></p>
<p>Alper arkadaşımızı kurtardık amirim, yumurtalarından biri azıcık morarmış ama iyi. Yalnız Çinliler tercümanla da kavga edip, bağırıp çağırmaya başladılar, getirttiğimiz kahveleri de döküp “tea party” * yaptılar. Ayrıca bağırıp duruyorlar, huzurumuz kalmadı.</p>
<p><strong>Niye bağırttırıyorsunuz kardeşim alemin şu kadarcık Çinlisini. Çinli ile Çinli olmayın, onlar el kadar şey. Ne diye bağırıyorlarmış, sordunuz mu tercümana.</strong></p>
<p>Sorduk amirim. ne yazık ki “Her yer TAKSİM her yer DİRENİŞ” diye bağırıyorlarmış.</p>
<p><strong>Oh oh!</strong></p>
<p>Nasıl yani amirim?</p>
<p><strong>Hemen video kaydı alın. Yeterince kaydettikten sonra, alayına girişin. Onlar artık: DIŞ MİHRAK!</strong></p>
<p>Oh, Oh amirim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ersan TAŞCI</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ÇANG ÇİNG ÇONG:  KARAKOLDA ÇİNLİ VAR</p>
<p>*<strong>Boston Çay Partisi</strong> (İngilizce: <em>Boston Tea Party</em>), Amerika&#8217;daki kolonistlerin Büyük Britanya&#8217;dan gelen yüksek vergili çayı ve Büyük Britanya&#8217;yı protesto etmek için 16 Aralık 1773 yılında Boston Limanı&#8217;nda İngiliz gemilerindeki tonlarca çayı Kızılderili kılığına girerek denize dökme eylemidir. Bu eylem Amerikan Bağımsızlık Savaşını çıkartan kıvılcımlardan birisi olacaktır. (kaynak: Vikipedi)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/cang-cing-cong/">Çang Çing Çong</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Goran Bregoviç ve Gezi Parkı</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/goran-bregovic-ve-gezi-parki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Sep 2013 15:14:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Detone]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 83. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2181</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="337" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/goran-bregovic.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="goran-bregovic" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/goran-bregovic.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/goran-bregovic-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div>
<p>Aslında ben size buradan Roger Waters konserinin yazmak isterdim fakat ne yazık ki bende o konsere gidemeyişin pişmanlığını duyanlardanım. Ama ille de bir konser anlatmak gerekiyorsa Bursa’da gerçekleşen Goran Bregoviç [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/goran-bregovic-ve-gezi-parki/">Goran Bregoviç ve Gezi Parkı</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="337" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/goran-bregovic.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="goran-bregovic" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/goran-bregovic.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/goran-bregovic-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div><blockquote><p>Aslında ben size buradan Roger Waters konserinin yazmak isterdim fakat ne yazık ki bende o konsere gidemeyişin pişmanlığını duyanlardanım. Ama ille de bir konser anlatmak gerekiyorsa Bursa’da gerçekleşen Goran Bregoviç konserini de küçümsememek gerektiğini düşündüm ve klavyeme sarıldım. Yedi yıl öncede geldiğinde yine büyük bir hevesle konserine gitmiştim Goran’ın. Nasıl gitmezdim, Balkanları ezgilerinin hem hüznünü hem neşesini ondan daha güzel anlatan kim vardı, nasıl unutulurdu Çingeneler Zamanı, Ederlezi…</p></blockquote>
<p>Bu yıl 52. si düzenlenen Uluslararası Bursa Festivali, bence bu kentin en özel kültür etkinliklerinden biri olmaya devam ediyor. Fakat konser 45 dakika kadar geç başladı ve konser boyunca Goran’ı deli eden bir ses sorunu vardı. Goran ve orkestrası Wedding and Funeral Band sahneye çıkmakta gecikince seyirci bir süre sonra protesto alkışlarına başladı. Ama ilginç olan bu alkışlara kısa süre sonra “Her Yer Taksim Her Yer Direniş” sloganları eklendi. Eğer Goran Bregoviç kısa bir süre sonra sahneye çıkmasaydı, herhalde hep beraber kendimizi Heykel yollarında bulacaktık. Gezi ruhu Açıkhava konserlerinde de devam etti.</p>
<p>Goran Bregoviç 22 Mart 1950′de Saraybosna’da Sırp bir annenin ve Hırvat bir babanın oğlu olarak dünyaya gelir. Küçük yaşlarda ailesinin Goran’a hediye ettiği gitar, daha sonra aldığı keman dersi müziğe ilk başlama adımları oldu. Goran Bregović eğitimini konservatuarda keman dersleri alarak sürdürse de devamsızlığı yüzünden konservatuardan atılmış. Goran, ilk grubu olan ‘Band Jutroyu’ kurar, daha sonra ismi Bijelo Dugme (Beyaz Düğme) olur. Gurubun Besteci ve gitarist olan Goran Bregoviç rock soundlarını geleneksel folklorik unsurlarla bütünleştirir. Yaptıkları bu deneysel Müzik ile Bijelo Dugme kısa bir süre içinde isimlerini duyurmayı başarır Yugoslavya’da altın ve platin müzik ödülleri kazanır.</p>
<p>Emir Kusturica’nın Goran Bregoviç’in hayatına girmesiyle müzik hayatı değişir. İyi bir ekip oluşturan Kusturica ile Bregoviç ikilisi ardı ardına büyük başarılara imza atarlar. Emir Kusturica’nın ‘Time Of The Gypsies’ filminin müziğini yapan Goran Bregoviç’in besteleri şiirsel, özgün ve büyüleyici film müzik öyküyü tamamlamaktadır. Böylece Goran’a müzikte yeni alanlar açılmış olur ve daha sonra da 1989&#8217;da Dom Za Vesanje filmi, 1994 yılında Cannes Film festivalinde iki ödül kazanan Arizona Dreams,1995&#8217;de Cannes Film Festival&#8217;inde altın palmiyeyi kazanan Underground ve 1998&#8217;de Crna Macka gibi Emir Kusturica filmlerinin müziklerini yaptı.</p>
<p>Kusturica ve Bregoviç, parçalanmanın eşiğinde olan, rejim değişiklikleriyle, politik kargaşalarla ve savaşlarla hayatları ve kafaları oldukça karışmış ve çok acılar çekmiş olan Balkanlar&#8217;ın renkli, eğlenceli, bir, o kadar da hüzünlü havasını, tüm dünyaya anlattılar. Filmlerin fonunda duyulan ve Bregoviç&#8217;in soluğunu taşıyan müziklerle de Balkanlar&#8217;ın tebessüm taşıyan hüznü izleyiciler ve eleştirmenler için sinema açısında Bregoviç&#8217;in Kustarica&#8217;sız, Kusturica&#8217;nın Bregoviç&#8217;siz biraz eksik olduğunu ve beraber birbirlerini tamamladıklarını düşündürttü.</p>
<p>Goran Bregoviç kurduğu 50 kişilik bir senfoni orkestrası ile Yunanistan’da ve İsviçre’de, Roma’da dinleyicinin karşısında sahne aldı, tüm dünyada konserler verdi. Sanatçı Türkiye&#8217;de İzmir, İstanbul, Bursa, Ankara ve Diyarbakır illerinde de konserler verdi. Sezen Aksu Goran’ın müzikleri ile Düğün ve Cenaze adlı bir albüm çıkardı ve ortaklaşa Türkiye’de konserler verdi. Candan Erçetin gibi birçok şarkıcı, şarkılarını Türkçe sözlerle seslendirdi. Can Dündar&#8217;ın &#8220;Mustafa&#8221; adlı belgeselinin müziklerini hazırladı. Dünyada ise George Dalaras&#8217;la bir albüm yaptı (Thessaloniki &#8211; yannena with two canvas shoes), Underground&#8217; film müziğinde Cesaria Evora (ausencia), Kraliçe Margot&#8217; da &#8216;elo hi&#8217; isimli şarkılarını &#8216;Ofra Haza&#8217; seslendirdi.</p>
<p>Konserden önce Bursa’da yapılan söyleşide “daha küçük bir kültür çevresinden buraya geldim. Türkiye’de müziğimin seyircisinin olması çok önemli. Biz 500 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nda beraber yaşadık. . Dolayısıyla bu akşam konserde duyacaklarınız, bu kültürün etkisi altında olacak, bildiğiniz şeyler olacak” dedi. Ayrıca15 yıldır film müziği yapmadığını ifade etti. Bu belgeselin, uzun zamandan bu yana bir İtalyan filmi dışında kabul ettiği tek film müziği çalışması olduğunu dile getiren Bregoviç, &#8220;Çünkü bence Kemal Atatürk için yapılan bu belgesel film, son yıllardaki en önemli çalışmaydı. Ben de bu belgesel filmin bir parçası olmaktan gurur duydum” ifadesini kullandı.<br />
Tüm Goran Bregoviç konserlerinde olduğu gibi hüzünden neşeye geçen müziği ile bize unutulmaz bir gece yaşattı. Seyircilerin aralarda bağırarak istedikleri tüm şarkıları seslendirdi. Edelezi bir harika idi. Konserde Çingeneler Zamanı&#8221;, &#8220;Arizona Rüyası&#8221; ve &#8220;Yeraltı&#8221; filmlerinin şarkılarını söyledi. Bir ara yine yükselen “Her Yer Taksim Her Yer Direniş” sloganlarından mıdır bilmem, bu şarkıların arkasından günün ruhuna son derece uygun “Ciao Bella” şarkısını bütün Açıkhava ile birlikte söyledi. Unutulmaz “Kalashnikov“ ile herkesin ayakta alkışladığı bir final ile konser sona erdi.<br />
Bir daha Bursa’ya ne zaman geleceksin Goran?</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/goran-bregovic-ve-gezi-parki/">Goran Bregoviç ve Gezi Parkı</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zamanın Paletinde Bursa</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/zamanin-paletinde-bursa/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Yelda Ertürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Sep 2013 14:57:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 83. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2178</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="398" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bursa-11.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bursa" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bursa-11.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bursa-11-300x199.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bursa-11-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div>
<p>Bursa, resim sanatı tarihimizde çok önemli bir yere sahiptir. Türk Resim Sanatı Tarihi’ne göz atıldığında, 19. yüzyıla kadar, temeli Türk-İslam geleneğinde yatan minyatür sanatının egemen olduğu görülmektedir. On sekizinci yüzyıl [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/zamanin-paletinde-bursa/">Zamanın Paletinde Bursa</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="398" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bursa-11.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bursa" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bursa-11.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bursa-11-300x199.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bursa-11-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div><blockquote><p>Bursa, resim sanatı tarihimizde çok önemli bir yere sahiptir. Türk Resim Sanatı Tarihi’ne göz atıldığında, 19. yüzyıla kadar, temeli Türk-İslam geleneğinde yatan minyatür sanatının egemen olduğu görülmektedir. On sekizinci yüzyıl başlarından itibaren yaşamın her alanında başlayan ve giderek yoğunlaşan Batılılaşma hareketleri resim alanında da etkili olmuştur.<br />
Bursa M.Ö. 4000’lerden beri çeşitli yerleşkelere sahne olmuş, klasik Yunan döneminde Bithynia ismini almıştır. Bursa’nın modern bir şehir durumuna gelmesi 1326 yılında fethedilmesiyle başlar. Orhan Gazi’nin 1339 yılında başlattığı imar hareketiyle, Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapacak olan şehrin temelleri atılmış olur.</p></blockquote>
<p>Bursa, İstanbul’un 1453 yılında fethine kadar Osmanlı’nın en önemli merkezidir. Osmanlı ve Selçuklu mimarisinin en güzel örnekleri ile süslü şehir, her dönemde sanatçıların ilgisini çekmiştir. Özellikle Yeşil Cami, Yeşil Türbe, Muradiye Külliyesi, Ulu Cami ve Hüdavendigar Camisi, Türk resim sanatına yön veren ressamlarımız tarafından sıklıkla çalışılmış yapılardır. Bu güzel, tarihi binaların sadece dış görünümleri değil, içlerindeki çok değerli çini ve hat eserleri de özellikle iç mekânlarda çalışan ressamlarımızın ilgisini çekmiştir.</p>
<p>15. yüzyıl ortalarında ipekçilik ve Güneydoğu Asya’dan gelen baharat Bursa’nın ekonomik bir merkez olmasını sağlamıştır. Tekstil ve gastronominin şehre finansal değerler katması yanı sıra, kültür ve sanatına da önemli etkileri olduğu bir gerçektir.</p>
<p>1855 yılında meydana gelen büyük depremin ardından Ahmet Vefik Paşa’nın valiliğinde şehrin yeniden yapılandırılması mümkün olmuştur. Modernleşme, eski yapıların restorasyonu ve yeni merkezlerin oluşumu ile devam etmiştir. Bu değişiklikle Bursa, geleneksel Osmanlı şehri niteliğinden kopmasına rağmen, Doğu’nun renkli, canlı, iç içe ve tasavvufi yapısını korumuş, cumbalı tahta ve kâgir evleri, dar sokakları, camileri, hanları, hamamları ve Kapalıçarşı’sıyla ressamlarımızın resimlerine konu olmuştur.</p>
<p>Bursa dağı, denizi ve ovasıyla çok özel bir coğrafyaya sahiptir. Bu sebeple İstanbul’dan sonra en fazla manzara resmi Bursa için yapılmıştır. Güzel doğası, dimdik servileri, ulu çınarları, arkada koruyucu bir siluet gibi duran Uludağ’ıyla, ressamları cezbetmiştir. Karagöz ve Hacivat da renkli figür ve karakter yapısıyla, hicveden manasıyla tüm sanat dallarına olduğu gibi, resim sanatına da ilham kaynağı olmuştur.</p>
<p>Gelin, zamanda bir yolculuk yapıp, hayali bir paletten yine hayali bir fırça ile gökkuşağından renkler alıp Bursa’yı boyayalım. Tabii ki ilk olarak şehre ismini veren yeşil renkten ve Yeşil Cami’nin benzersiz altıgen koyu yeşil çinilerini boyayan Osman Hamdi Bey’den başlayalım.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2197" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/09/kaplumbaga-terbiyecisi.jpg" alt="kaplumbaga-terbiyecisi" width="800" height="832" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/09/kaplumbaga-terbiyecisi.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/09/kaplumbaga-terbiyecisi-288x300.jpg 288w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/09/kaplumbaga-terbiyecisi-768x799.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p>Osman Hamdi Bey’in babası ülkenin ilk maden mühendislerinden olan İbrahim Ethem Bey, 1877’de sadrazamlığa kadar yükselen bir devlet adamı idi. Oğullarının yurtdışında öğrenim görmesini isteyen baba, Osman Hamdi’yi hukuk öğrenimi için Paris’e gönderdi. Paris’te kaldığı 12 yıl boyunca hukuk öğrenimini sürdürürken o dönemin ünlü ressamlarından Jean-Léon Gérôme ve Boulanger’in atölyelerinde çıraklık yaparak iyi bir resim eğitimi aldı.</p>
<blockquote><p>Osman Hamdi Yeşil Cami’de geçen, iki sürüm halinde çalışılmış ünlü “Kaplumbağa Terbiyecisi” tablosunda, Bursa Yeşil Cami’nin üst katında soldaki odanın avluya bakan pencere duvarını ve duvarı kaplayan çinileri resmetmiştir. Mekânda firuze renkli altıgen duvar çinileri, lacivert üçgencikler ve pencere alınlığında “Şifau’l kulüp liail-mahbup” (Kalplerin şifası sevgiliyle Muhammed a. s. buluşmaktadır) anlamındaki hadis-i şerif yer almaktadır.</p></blockquote>
<p>Beş milyon liraya satılarak rekor kıran Osman Hamdi Bey’in Kaplumbağa Terbiyecisi tablosu Türk Resim Tarihi’nde özel bir yere sahip olmuştur. Çoğu kez kendi fotoğraflarından model olarak yararlanan sanatçı bu resimde de aynı şeyi yapmış, kendini bir derviş görünümünde betimlemiştir. Başına destar sarılı bir arakıye, üzerinde beli kemerli, kenarları işlemeli kırmızı bir entari, ayaklarında sarı sahtiyandan terlikler vardır. Arkasında kavuşturduğu ellerinde neyini tutmaktadır, sırtına da bir nakkare asmıştır. Derviş bu kalın kabuklu ve ağırkanlı kaplumbağaları zor kullanarak değil, ney üfleyerek ve nakkare çalarak; yani sanat yoluyla eğitecektir.</p>
<p>Osman Hamdi kendisiyle özdeşleştirdiği kaplumbağa terbiyecisiyle Arkeoloji Müzesi ile Sanayi-i Nefise Mektebi’nin kuruluşu ve Asar-ı Antika (Tarihi Eserler) Nizamnamesi’nin çıkarılması gibi girişimlerinde karşılaştığı güçlükleri, toplumun değişime karşı olan direncini ve bunları aşmak için derviş sabrı gerektiğini ima etmektedir.</p>
<p>Osman Hamdi Bey, Lale Devri’nde Sadabad eğlenceleri sırasında, geceleri bahçelerin aydınlatılması için kaplumbağaların sırtlarına mumlar dikilerek serbest bırakıldıkları bilgisine sahip olduğu gibi, Charles Baudelaire’in “Modern Hayatın Ressamı” adlı kitabında sözünü ettiği 19. yüzyılın Paris’inde, sokaklarda gezdirilen kaplumbağaları da bizzat görmüş olmalıdır. Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Gazetesi’nin 17. sayısında resim, “Kaplumbağalar ve Adam” adıyla anılır. Osman Hamdi Bey, Fransızca bir derginin 1869 tarihli sayılarından birinde gördüğü bir gravürden esinlenmiş olabilir; çünkü L. Crepon tarafından bir Japon baskısından etkilenilerek çizilmiş olan bu resim, dergide Charmeur de tortues (Kaplumbağa Terbiyecisi) adıyla basılmıştır.</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk ve son oryantalisti olan Osman Hamdi; Türk resmine sadece figürü değil, düşünce boyutunu da katan bir sanatçıdır. Çoğu kez kendi çektiği fotoğraflarından yararlanan sanatçı, figür olarak da kendini ve aile üyelerini kullanmıştır. Osman Hamdi Bey, Sanayi-i Nefise Mektebi Âlisi’nin (Güzel Sanatlar Akademisi) kurucusu olup ölümüne dek bu kurumun müdürlük görevini de sürdürmüştür Zaman yolculuğunda hayali paletimizin ikinci rengi, gökkuşağının en çok tartışılan rengi çivit mavisi olsun. İbrahim Çallı fırçasına Muradiye Türbesi’ne bakarak, hem yeşil hem de mavi boyadan alıyor. Güzel Sanatlar Akademisi’nde yetişen çok değerli ressamlarımızdan biri olan İbrahim Çallı Denizli’nin Çal ilçesinde doğdu. 1910 yılında Maarif Nezareti’nin açtığı ‘Avrupa’ya Tahsile Gönderilecek Öğrenciler’ yarışmasında birinci oldu. Hikmet Onat ve Ruhi Arel’le birlikte Paris’e gönderildi. 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı çıkınca eğitimini tamamlayamadan yurda dönen sanatçı ve arkadaşları eğitmenlerinin aksine empresyonizme (izlenimcilik) yakın bir teknik benimsedi.</p>
<p>Bursa’da Muradiye, Osmanlı tarihine türbeler semti olarak geçer. Muradiye Camisi’nin başında ağaçların arasına yayılmış on bir türbe vardır. II. Murat’ın türbesi kare planı ve sade görünümüyle merkezde yer alır. Sultan; mezar anıtının süslenmemesini, doğrudan toprak açıkta olacak ve hatta üzerine yağmur suyu düşecek şekilde düzenlenmesini buyurmuştur. Dışa taşkın taç kapı, geniş bir saçaklıkla örtülüdür. Saçak altları kalem işi ile bezelidir.</p>
<p>İbrahim Çallı Bursa’da Muradiye’den ve özellikle II. Murat türbesinden çok etkilenmiştir. Bu anıtsal taç kapıyı, sundurmanın işçiliğini, onlara ulaşan merdiveni ve havuzu hayranlıkla incelemiş olmalıdır. İbrahim Çallı’nın siyah ve kahverenginin soyutlandığı paletiyle yaptığı Bursa resimleri Yeşil Bursa’nın karakterini ortaya koyar. Kendine has yeşil, mavi ton lokalleri türbe resimlerini özel kılmıştır.</p>
<p>Bursa, Çallı’nın kent peyzajları arasında önemli bir yere sahiptir. 1943 yılında açılan sergilerde ortaya çıkan Bursa resimleri, kentin Osmanlı döneminin anıtlarını belgeleyen örnekler olarak karşımıza çıkar. II. Murat Türbesi’nin geniş saçaklıklı görkemli girişi, hemen önümüze serilen on bir türbenin yer aldığı alan, Muradiye Cami’nin son cemaat yeri ve bir de Bursa Han, Çallı’nın fırçasında dönemin özellikleri ile yansıtılan tablolarıdır.</p>
<p>Paletimizden şimdi bir parça sarı boya alalım ve İbrahim Çallı’nın öğrencilerinden Hale Asaf’la Bursa sokaklarını boyayalım. Hale Asaf 1928 yılında Bursa Kız Öğretmen Okulu’nda resim öğretmenliği, 1929 yılında Necati Bey Kız Meslek Lisesi’nde Fransızca öğretmenliği yaptı. Müstakil Ressamlar Grubu’nun sanat anlayışını benimseyerek, Türkiye’de izlenimcilik sonrası yeni akımların temsilcileri arasında yer aldı. Kısa süren yaşamının önemli bölümü Paris’te geçmiş olmakla birlikte, Hâle Asaf’ın o dönemiyle ilgili çalışmaları tam anlamıyla bilinmemektedir. Bu nedenle, sanatçı kimliğini yansıtan resimleri Sanayi-i Nefise Mektebi’ndeki öğrencilik yıllarının ve öğretmenlik yaptığı Bursa döneminin ürünleridir. Özellikle Bursa evlerini konu alan manzara resimlerinde usta bir ressam olduğunu ortaya koyan sanatçının, portre resimleri de sağlam kuruluşları, kalıcı sanat beğenileriyle dikkati çeker. Peyami Safa, Hale Asaf’a Müstakil Ressamlar arasında en önemli yeri vermekte ve onu dünya çapında bir sanatçı olarak görmektedir. Hale Asaf’ın tuvalinde, Bursa sokakları, sokaklarda dolaşan örtülü kadınlar, Emir Sultan, Kara Şeyh Camisi, cumbalı evler günümüze kadar ulaşmıştır.</p>
<figure id="attachment_2199" aria-describedby="caption-attachment-2199" style="width: 600px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-2199 size-full" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/09/zaman-paletinde-bursa.jpg" alt="zaman-paletinde-bursa" width="600" height="458" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/09/zaman-paletinde-bursa.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/09/zaman-paletinde-bursa-300x229.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /><figcaption id="caption-attachment-2199" class="wp-caption-text">BURSA’DA BİR TEKKE,1930 43/64 cm. HALE ASAF</figcaption></figure>
<p>Hayali fırçamızla turuncu rengi tuvale sürdüğümüzde Melahat Üren’in Bursa resimleri çıkar karşımıza. Eşi Eşref Üren, ressam olmaya Bursa’da İbrahim Çallı’nın Yeşil Türbe peyzajını yaptığı bir anda karar vermiştir. Kalabalıkta oturmuş resim yapan, yırtık çorapları pabucundan çıkmış ressamın yanına giden Eşref Üren resmin Yeşil Türbe’den de güzel olduğunu düşünür ve bu olay tüm hayatını etkiler. Melahat Üren Bursa’nın her dönem meşhur “hamam” ve “kebap” kültürünü resimleriyle belgelendirmiştir. Resimleri renkçi ve figüratiftir. Hızlı bir boya sürüşü ile sarı, turuncu ve yeşil renklerin hâkim olduğu ve özellikle kadınların yer aldığı hareketli, yaşam enerjisi dolu kalabalık mekân resimleri yapmıştır.</p>
<figure id="attachment_2200" aria-describedby="caption-attachment-2200" style="width: 160px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-2200 size-full" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/09/zaman-paletinde-bursa-3.jpg" alt="KAPLICA, BURSA’DAN, MELAHAT ÜREN" width="160" height="197" /><figcaption id="caption-attachment-2200" class="wp-caption-text">KAPLICA, BURSA’DAN, MELAHAT ÜREN</figcaption></figure>
<p>Üzerinde gökkuşağı renkleri olan paletimizden bir parça mavi boya alalım ve bu renkle Ulu Cami’yi boyayan Ali Avni Çelebi’yi tanıyalım şimdi de. Konya’dan Rumeli’ye, oradan da İstanbul’a göçen bir ailenin çocuğu olan Ali Avni Çelebi, 1916’da Sanayi-i Nefise Mektebi’ne yazılarak, hazırlık sınıfında Hikmet Onat’ın öğrencisi oldu. 1922’de Münih’e giderek Zeki Kocamemi ile birlikte Heinemann’ın atölyesine yazıldı. 1928’de Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği’nin kuruluşuna katıldı. Ali Avni Çelebi’nin sanatta aradığı değerler, Müstakiller grubunun resim sanatımıza getirdiği biçim, kuruluş, inşa, hacim, atmosfer ve planla ilgili değerlerdir. İbrahim Çallı ve arkadaşlarının yarı akademik, yarı izlenimci anlayışı, Avni Çelebi’nin önemli bir payı bulunan bu çıkışla yerini daha etkili eğilimlere bırakmıştır. Geniş ve rahat fırça vuruşlarına, kitle ve hacim etkilerine, mavi nüansların ağır bastığı temiz bir renk anlayışına dayanan Ali Avni Çelebi’nin tabloları bir yandan kübist ve inşacı eğilimleri, bir yandan da bu eğilimlerle uyuşan anlatımcı öğeleri akla getirir. Doğanın yansıtılmasından çok yorumundan yana olan bu gerçekçi anlayış, kendisinden sonra gelen sanatçı kuşaklara yeni anlatım olanaklarının kapılarını açmıştır.</p>
<p>Ali Avni Çelebi’nin Bursa resimleri arasında Ulu Cami’nin özel bir yeri vardır. Bu resim, Ali Çelebi’nin Türkiye’nin sanat ortamını sarstığı yılları işaretler. Ali Çelebi’nin sanatının en çarpıcı özelliği hız ve hızı yakalamaktır. Olayların akış hızıyla atmosferik akımların hızını, ürettiği resmin hızı ile özdeşleştirerek resimler. Yazar ve sanat eleştirmeni Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanındaki “Nuri Efendi” karakterinde olduğu gibi sanatçı da bir saniyeyi bile ziyan etmez. Çünkü bir harekette başlangıçtaki hızı tutmak, onu yaratmak kadar mühimdir.</p>
<figure id="attachment_2204" aria-describedby="caption-attachment-2204" style="width: 339px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-2204 size-full" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/09/ulucami-bursa.jpg" alt="ulucami-bursa" width="339" height="240" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/09/ulucami-bursa.jpg 339w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2013/09/ulucami-bursa-300x212.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 339px) 100vw, 339px" /><figcaption id="caption-attachment-2204" class="wp-caption-text">BURSA ULU CAMİ, 65/81 cm. AVNİ ÇELEBİ</figcaption></figure>
<p>Gelelim bayrağımızın asil rengi kırmızıya. Kırmızı Bursa’da gelin rengidir. Eren Eyüboğlu Bursalı Gelin’i geleneksel Türkmen folklorik kıyafeti ile resmetmiştir. 1907 yılında Romanya’nın Yaş şehrinde doğan Eren Eyüboğlu, Paris’te gördüğü sanat eğitimi sırasında Bedri Rahmi Eyüboğlu ile tanıştı. Türkiye’nin dört bir yanını dolaşarak Anadolu insanının yaşam biçimini, tuvallerine folklorik özellikleri plastik öğelerle birleştirerek yansıttı. Bedri Rahmi Eyüboğlu ile birlikte D Grubu’na katıldı. Topluluğun etkinliklerinde önemli rol üstlenen sanatçı, resimlerinde soyutlamacı ve ekspresyonist (dışavurumculuk) görüşü ile Anadolu insanına ve doğal yaşama yönelik konular işledi. Eşi Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun nakışçı stiline karşın, yöresel anlatımlara ulaşmada plastik öğelere eğilimi ağır bastı. 1980’e değin yeni renk ve çizgi değerleriyle yeni bir hayat bulan Anadolu manzaralarının yanı sıra, yine aynı renk ve çizgi anlayışından yola çıkarak anlamlı portre ve figürler üretti. En fazla işlediği motif, Türkmen kızları portreleridir. Portrelerinde kimi zaman Modigliani’nin kadınları tarzında ince, uzun yüzler dikkati çeker.</p>
<p>Bursa’da kadınlar folklorik kıyafet olarak üçetek ya da içlikli şalvar giyerler. Bele, şal kuşak veya gümüş kemer takarlar. Başta ise hotoz başlık bulunur. Eren Eyüboğlu Bursalı Gelin’i renkli oyalı al yazması, yeşil sırma işli cepkeni ve oldukça tavizsiz sert bakışıyla resmetmiştir. Kırmızı başörtüsü ve kırmızı şalvarı ile Bursalı gelin, saf ve vakurdur.</p>
<p>Gökkuşağında son renk mordur. Bursa’da morun adı erguvandır. Nisan ayı Bursa’ya erguvanla gelir. Bu rengin en güzel tonlarını Nuri Abaç’ın resimlerinde görürüz. Nuri Abaç İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nin Resim Bölümü’ne 1944 yılında girdi. Bir yıl kadar Leopold Levy Atölyesi’nde çalıştı. Daha sonra mimarlık bölümüne devam etti ve 1950’de mezun oldu. Sanatçı 1969 yılında Birleşik Ressam ve Heykeltıraşlar Derneği’nin kurulmasında kurucu üye olarak yer aldı.<br />
Nuri Abaç, çalışmalarında yerel ve geleneksel motif ve konular üzerine kurulu bir fantastik düzen oluşturma ve bu gerçeküstü masalı gerçekleştirme çabalarını ölümüne kadar sürdürdü. Resimleri 1970 öncesi ve sonrası olmak üzere iki dönem altında incelenebilir. İlk dönem resimlerinde, Anadolu mitolojisinden kaynaklanan iri yapılı figürler, insanüstü yaratıklar, gerçeküstü varlıklar görülür. Fantastik dönem olarak da adlandırılabilecek bu resimlerin arkasından, geleneksel Karagöz tasvirlerindeki biçim anlayışının güncel yaşama uygulandığı daha yöresel bir beğeni ağır basmaya başlar. İki dönemi birleştiren ortak özellik, fantastik yorumun temel olarak benimsenmesidir.<br />
Karagöz ve Hacivat Bursa’nın kültür miraslarındandır. Rivayete göre Hacivat ve Karagöz, Orhan Gazi devrinde yaşamış cami yapımında çalışan iki işçidir. Kendi çalışmalarını yavaşlattıkları gibi diğer işçilerin de çalışmalarını engellemektedirler. Orhan Gazi’nin, “Cami vaktinde bitmezse kelleni alırım.” dediği cami mimarı, caminin vaktinde bitmemesine sebep olarak Karagöz ve Hacivat’ı gösterir ve onları şikâyet eder. Bunun üzerine bu ikili başları kesilerek idam edilir. Karagöz ve Hacivat’ı çok seven ve ölümlerine çok üzülen Şeyh Küşteri, ölümlerinin ardından kuklalarını yaparak perde arkasından oynatmaya başlar. Bu sayede Hacivat ve Karagöz tanınır ve gölge oyunu olarak günümüze kadar gelir.</p>
<p>Karagöz, halkın sağduyusudur, Karagöz, halkın vicdanıdır, Karagöz, kamuoyudur, Karagöz, eski Yunan tiyatrosundaki korodur. Nuri Abaç, çok sayıda Karagöz kompozisyonunun kimisinde Karagöz’ü günümüze dek getirmekte, sözgelimi, başına kasket giydirip kimi zaman apartmanlarda yaşatmakta, kimi zaman lokantalarda yemek yedirmektedir.</p>
<p>Gökkuşağındaki birbirinden güzel renklerle birbirinden değerli eserler yaratarak Türk resmine yön veren sanatçılarımız; zengin tarihi, görkemli mimarisi, renkli folklorik yapısı, coğrafi konumu ve eşsiz doğasıyla Bursa’mızı resimlerinde ağırlıklı olarak işlemişlerdir. Zamanın fırçasını elinde tutan “O En Büyük Sanatçı” dünyayı boyamaya devam ettiği sürece Bursa da resim sanatına ilham kaynağı olmaya devam edecektir. Kim bilir belki de gökkuşağında bile olmayan renklerle&#8230;</p>
<p>Dr. Yelda Ertürk</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/zamanin-paletinde-bursa/">Zamanın Paletinde Bursa</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
