<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hekimce Bakış 86. Sayı arşivleri - Hekimce Bakış</title>
	<atom:link href="https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-86-sayi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-86-sayi/</link>
	<description>Bursa Tabip Odası yayınıdır</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 Feb 2019 15:55:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>İçerdekiler / Dışarıdakiler</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/icerdekiler-disaridakiler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Alpaslan Türkkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2014 13:56:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 86. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1823</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1034" height="760" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/iceridekiler-disaridakiler.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="iceridekiler-disaridakiler" decoding="async" fetchpriority="high" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/iceridekiler-disaridakiler.jpg 1034w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/iceridekiler-disaridakiler-300x221.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/iceridekiler-disaridakiler-768x564.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/iceridekiler-disaridakiler-1024x753.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/iceridekiler-disaridakiler-86x64.jpg 86w" sizes="(max-width: 1034px) 100vw, 1034px" /></div>
<p>Birey hayattaki yerini yaşama bakışı ve amacı ile kendisi belirler. Yazının başlığı bireyin kendisi için belirlediği yeri tanımlamaktadır. O, ya içerdekidir ya da dışarıdaki… Olaya bağlı olarak değişmekle birlikte içerdeki [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/icerdekiler-disaridakiler/">İçerdekiler / Dışarıdakiler</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1034" height="760" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/iceridekiler-disaridakiler.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="iceridekiler-disaridakiler" decoding="async" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/iceridekiler-disaridakiler.jpg 1034w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/iceridekiler-disaridakiler-300x221.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/iceridekiler-disaridakiler-768x564.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/iceridekiler-disaridakiler-1024x753.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/iceridekiler-disaridakiler-86x64.jpg 86w" sizes="(max-width: 1034px) 100vw, 1034px" /></div><blockquote><p>Birey hayattaki yerini yaşama bakışı ve amacı ile kendisi belirler. Yazının başlığı bireyin kendisi için belirlediği yeri tanımlamaktadır. O, ya içerdekidir ya da dışarıdaki… Olaya bağlı olarak değişmekle birlikte içerdeki ya da dışarıdakilerin sayısı bir, üç yüz bir ya da üç milyon bir kişi olabilir.</p></blockquote>
<p>Dışardaki anlaşmacıdır, ekonomiyi sever ve sözünde durur. Yeni uzlaşma, anlaşma yöntemleri geliştirir. Örneğin geliştirdiği “rödovans” sözleşmesiyle bir kömür madenini, belli bir miktar üretim sözü vererek, kiralar ve taşeronun taşeronu olarak ustabaşı aracılığıyla kömür çıkarttırır. Dışarıdaki sözünde durmak için zaman yitirmeden sürekli kömür çıkarmak zorunda olduğunu bilir. Yerüstündeki vardiya değişimi üretimde zaman kaybı olduğundan vardiya değişimini madende yaptırır; böylelikle iki vardiya birlikte göçük altında kalır. Dışarıdaki önceden 130-140 dolara mal edilen kömürü 24 dolara mal etmekle öğünürken içerdeki hastalığı hatta ölümü göze alıp dizleri üzerinde, bedeninin zorlukla sığdığı tünelden günlük brüt kırk yedi lira karşılığında kömür çıkarır. Kendini dışarıda sananlar ise bu tasarrufun nasıl, neyin karşılığında yapılabildiğini ve kimin kazandığını sormaz; sormak aklına gelmez.</p>
<p>Dışarıdaki kendisi için önemli olanı gizlemez, bilgili ve deneyimlidir. Örneğin dışarıdaki madene kaç kişi girdiğini, yaşanan felaket sonrası kaç kişinin öldüğünü bilmez ama madenin rezerv miktarını, içerdekilerin günde ne kadar kömür çıkarması gerektiğini bilir.</p>
<p><strong>Deneyimi ile günü kurtarır; yaşanan felaketin unutulacağını, aynı acıların yine yaşanacağını, sorumlularına da bir şey olmayacağını bilir. Bilir çünkü kendisi bunun için uğraşacak gerekirse topluma bu konuda bilgi verilmesini engelleyecek, yanlı-yanlış bilgi ile kafa karışıklığına neden olacaktır.</strong></p>
<p>Dışarıdaki 1800’lü yıllarda Avrupa’daki maden kazalarında kaç kişinin yaşamını yitirdiğini bilir. İçerdeki ise 1800’lerin koşullarında çalışırken ailesinin geçimi için tekme-tokat dayak yese bile susmak zorunda olduğunu bilir. Dışarıdaki sorunun kaynağını da bilir. Acısıyla söyler; taşeronlaşma… sonra birden susar. Kendini dışarda sananlar ise 1800’lerin Avrupa’sında yaşamını yitirenlerin yakınlarına ne kadar tazminat ödendiğini bir daha ölümler olmaması için neler yapıldığını sorgulamaz, kısa süre sonra da unutur.</p>
<p>Dışarıdaki her konuyla ilgilenir, “gereken”, “gerekli”, “tüm” gibi kelimeleri sever. Felaketlerin ardından gereken önlemlerin alındığından, gerekli şeylerin yapıldığından ve tüm sorumluların araştırılacağından dem vurur. Önlemler gereken, yapılacaklar gerekli, sorumlular tümdür ama bunlar neler ve kimlerdir açıklamaz. İçerdekiler önlem alınmadığı için yok yere ölürken, dışarıdakiler “geniş çaplı araştırma” yapılacağını bildirerek halkı sükûnete davet edip, yaşananları kadere bağlar, ölüme “güzel”leme yapar. Dışarıdaki arama-kurtarma çalışmalarının başarılı bir şekilde yürütüldüğünü anlatırken, üzgün bir ifade ile (duruma bağlı olarak gözyaşları da katılabilir), içerdeki önceden alınmayan önlemler nedeniyle ölmüş ya da yaşam savaşı veriyordur. Kendini dışarda sananlar neden hep “başarılı arama kurtarma” çalışmalarının bize düştüğünü merak etmez.</p>
<p>Dışarıdaki yararcıdır ve her şeyden her şekilde yararlanmaya çalışır. Trafodan aydınlatma için de karartma için yararlanabilir. İçerdeki için ise trafo sadece elektriğe ulaşmayı sağlayan bir araçtır.</p>
<p>Dışarıdaki maden felaketlerinde hayat kurtaran yaşam odalarının gereksiz olduğunu söylerken içerdeki yaşam odası olmadığı için hayatını yitirir. Başka ülkede içerdekiler yaşam odasından 69 gün sonra sağ olarak çıkarılırken bizim dışarıdaki “biz olsaydık 3 günde çıkarırdık” diyebilir. Bunu söyler çünkü bilir ki kendi içerdekilerinin yaşam odası yoktur ve bu nedenle 69 gün sonra sağ olarak kurtulamazlar. Dışarıdakinin söylemek istediği: “Bizde yaşam odası yok. Biz ancak üç günde sağ çıkarabiliriz. Üç günü aşarsa ya çıkarmayız ya da çıktıklarında artık ölmüşlerdir” dir. Kendini dışarda sananlar sadece duyduğuna inanır, sorgulamaz ve onların 69 günde çıkardıklarını 3 günde çıkarabilecek olmanın gururunu yaşar.<br />
Dışarıdaki için önemli olan kendisi ve kendi gibi olanlardır. Sağlıklı olsun, refah içinde olsun, üstü başı kirlenmesin… İçerdeki artık sağlık ve refah isteğini bir kenara bırakmış yaşamaya çalışırken, kömür karası ile sedyeyi kirletmekten sakınır. Kendi yerini “dışardaki” olarak belirleyen anlayışın derdi ödül, paye, paradır. Çocuğu akbabaya yem ederek çektiği fotoğrafın getireceği ödüle odaklanmıştır. Dışardaki insanlığını bir fotoğraf karesine, bir kutuya, bir binaya hapsetmiş olabilir.</p>
<p><strong>Çocukken düşüp yaralandığı, canı yandığı zaman bunun tek suçlusu olarak merdiven basamağı, masa kenarı gösterildiği ve bu suçlular tokatlanarak cezalandırıldığı için kendinde hata göremez. Onun için suçlu hep onun dışındaki herhangi bir şeydir. </strong></p>
<p>Bu nedenle dışarıdaki suçu kendi ve yandaşları dışındaki her şeyde aramaya alışkındır. Onun dışında olmak zaten başlı başına suçtur. Suçluyu belirleyen ona göre olan durumudur ve her şey suçlu olabilir. Suçlu trafodur, kablodur, kedidir, köpektir, yağmurdur. İçerdeki ise hep suçludur.</p>
<p><strong>İnsanlık, dışarıdayken içerdekileri anlayıp onlar için elinden gelenin en iyisini yapmayı, kendileri ya da yandaşlarının ödül, paye, paraya ulaşmaları için kullanmamayı gerektirir ki bu da onları içerdeki yapar.</strong></p>
<p>Avrupa’nın 1800’lerdeki dışarıdakileri ile Türkiye’nin 2000’lerindeki dışarıdakiler aynı anlayışa sahip olabilir. Zamana ve mekâna bağlı olarak anlayışta değişim de olabilir. Hatta Amerikan rüyası olarak tanımlanan sınıfsal sıçrayış gibi anlayışta da bir sıçrama olabilir. Bir bakarsınız içerdeki dışarıda, dışarıdaki içerde…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/icerdekiler-disaridakiler/">İçerdekiler / Dışarıdakiler</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Madende işyeri hekimi olmak</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/madende-isyeri-hekimi-olmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2014 13:24:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 86. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1804</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="661" height="497" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/madende-isyeri-hekimi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="madende-isyeri-hekimi" decoding="async" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/madende-isyeri-hekimi.jpg 661w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/madende-isyeri-hekimi-300x226.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/madende-isyeri-hekimi-86x64.jpg 86w" sizes="(max-width: 661px) 100vw, 661px" /></div>
<p>22 yaşında bir arazi aracım var. Haliyle kömür madeninde doktor olunca şehir merkezinde değil de dağlarda, tepelerde çalışıyorum. Engebeli yollardan işime ulaşıyorum. Cep telefonumun çekmediği, ortalarda insanların pek gözükmediği yerler [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/madende-isyeri-hekimi-olmak/">Madende işyeri hekimi olmak</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="661" height="497" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/madende-isyeri-hekimi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="madende-isyeri-hekimi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/madende-isyeri-hekimi.jpg 661w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/madende-isyeri-hekimi-300x226.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/madende-isyeri-hekimi-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 661px) 100vw, 661px" /></div><blockquote><p>22 yaşında bir arazi aracım var. Haliyle kömür madeninde doktor olunca şehir merkezinde değil de dağlarda, tepelerde çalışıyorum. Engebeli yollardan işime ulaşıyorum. Cep telefonumun çekmediği, ortalarda insanların pek gözükmediği yerler buralar. Kışın kar yağdı mı hele, arazi aracım iyi ki var diyorum, işime giderken. Eski olunca da gözüm kapalı vuruyorum bu yollara.</p></blockquote>
	<blockquote  class="bs-quote bs-quote-8 bsq-t1 bsq-s8 bsq-left">

		<div class="quote-content">
			<p>Madende işyeri hekimi olmak</p>
		</div>

					<div class="quote-author">
									<img decoding="async" class="quote-author-avatar" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/atinc-kayinova-1.jpg"/>
				
									<span class="quote-author-name">											Dr. Atınç KAYINOVA										</span>				
									<span class="quote-author-job">-</span>
								</div>
				</blockquote>

<p>Haliyle bir plazanın güneş gören, deniz manzaralı, klimalı bir odasında değilim. Odama girip çıkan insanların da üstü başı pek öyle pırıl pırıl değil. Beyaz yakalı hiç değiller. Hatta mavi yakalı demek bile mümkün değil günlük ziyaretçilerim olan madencilere.</p>
<p>Kazalıların hızla ulaşabilmesi için ocak ağzında konuşlanmış olan bir odam var madende. Düzenli kaza olur bizim bu madenlerde! Hazırızdır her zaman bu yüzden, biraz da duyarsızlaşmış bir hazırlık halidir bu.</p>
<p>Penceresinden ocaktan henüz çıkmış ya da madene girmeye hazırlanan madencilerin telaşesini izleyebiliyorum odamın. Manzaramda tahkimatta kullanılan çam ağaçlarından yapılma maden direklerinin istif edildiği bir de direk harmanı alanı var. Yük boşaltmak için kamyonlar geldiğinde işçi sağlığı ve güvenliği yönüyle mükemmel malzeme çıkarıyorlar bu alanda bana. Bir de hızar ekibinde olan, elindeki benzinli motor testereyle çalışırken bile ağzından sigaranın düşmediği Kurt lakaplı KOAH’lı işçimizin de hakkını yememem lazım. Onun da şirket içinde eğitimlerde kullanılmak üzere mükemmel örneklerini bu pencereden görmem mümkün. Gerçi bazen o kadar vahşi olabiliyorlar ki işte o anlarda bakamadığımı da utanarak söyleyebilirim sizlere.</p>
<p>Odamın içine gelirsek, duvarları kömür tozundan kararmış odamda temizlik birinci şart. Yoksa 3 ay içinde bir daha gerçek renginde bir eşyamı görmem mümkün değil. Dolapların tozlu rafları, üzerlerine ILO okuyucu raporu iliştirilmiş yüzlerce akciğer grafileri ile dolu. Yine kömür tozuna bulanmış bu raflarda, işçilere ait, gizliliğine özen gösterdiğim sağlık dosyalarının olduğu klasörlerin yanında bir de Zonguldak’taki bir işyeri hekiminin olmazsa olmaz gerçeği olan pnömokonyoz klasörleri dizili. O kadar çoklar ki, onlar bile tozlandı artık. Odada kömür kokusunu almamak mümkün değil. Ama daha ağır bir his var içeride esasında. Bir hekim olarak aldığım ve belki de işçi sağlığı ve güvenliği gönüllüsü birkaç insanın koklayabileceği meslek hastalığı ve iş kazalarının kasveti de var halihazırda bu odada.</p>
<p>Bir çok işyeri hekiminin olabileceği gibi benim de 22 yıllık hekimliğimin son 15 yılında düzenli olarak (!) büyüklü küçüklü, hatta ölümlü iş kazalarını yaşamış olduğum, yüzlerce meslek hastalığı vakası ile başbaşa kaldığım, meslek hastalığına yönelik tıbbi tanısını kendisine aktarmak zorunda kaldığım, bazen ağlayıp, bazen güldüğüm, bazen tehdit edilirken bazen elimin öpülmeye kalkıldığı işyerindeki bu odamın çok hikayesi var aslında.</p>
<p>Kömür tozuna bulanmış duvarlarının şahitliğinde, sıklıkla ülkemdeki işçi sağlığı ve güvenliğine yönelik sorunların tıbbi ve teknik boyutundan çok daha fazla kereler sosyal sonuçlarını yutkunarak yaşadım bu odada.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1809" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/madende-isyeri-hekimi-1.jpg" alt="madende-isyeri-hekimi" width="509" height="369" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/madende-isyeri-hekimi-1.jpg 509w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/madende-isyeri-hekimi-1-300x217.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 509px) 100vw, 509px" />Kat sekreterim de yok! Akşam odanın zeminini süpürdüğümüzde, ki kendim ya da sağlık memurum Mustafa yapar, en az 3 kürek kömür toplanır kapının köşesinde. Biriktirsek bir yoksulu epeyce idare eder hani.</p>
<p>Üstündeki örtüleri hergün defalarca kömür karasına bulanan emektar sedye, sedyenin başucundaki acil müdahale malzemelerimizin olduğu pansuman arabası, kömür tozu ile kaplanmış örtüsünün altında kullanılmayı bekleyen defibrilatör, tekerlekli sandalye, arka duvarda asılı duran koltuk altı değneği, yine duvarda asılı otomatik eksternal defibrilatör, kapıp gitmek için heran hazır tuttuğum ilkyardım çantası…Hepsi ve daha birçoğu acil durumların her an yaşanabildiği gerçeğini vuruyor insanın yüzüne adeta. Odanın çok kullanılmışlığını gösterirken, sakatlıkları, ölümleri, yaşanmış acıları da vuruyor yüzüme.</p>
<p>Bir işçim geldi geçenlerde odaya, Mehmet. Saat henüz sabah 08:05. Ocaktan yeni çıkmış. Gece 12’de girmiş yani. Biz uyurken o yerin 300 metre derinliğinde kömür kazmış. Alnı terli, kömür karası yüzünde sadece gözlerinin beyazı var siyah olmayan. Yürüdükçe elbisesinden kömür tozu dökülüyor. Burnunun içinin kapkara olduğunu görmek için çaba sarfetmeme gerek yok. Birazdan konuştukça ağzının da içinin karardığını göreceğimi biliyorum zaten, alıştım artık bu görüntüye. Kirpik dipleri sürme çekmiş gibi kapkara. Gözlerde ışıltıyı merak ediyorsanız o yok… Üstünde renkleri kaybolmuş bir kazak var. Bir dakika bu kazağı hatırlıyorum. Evimde kullanmadığım giysilerimi bir süre önce ihtiyacı olan insanlara versin diye ocak puantörüne vermiştim. O da işçilere dağıtmış anlaşılan. İş kıyafeti olmuş anlayacağınız benim eski kazağım. Diğer işçiler gibi o da eski kazakları, pantolonları iş kıyafeti yapanlardan.</p>
<p>Mehmet benden dört yaş küçük. Eşinden ayrılmış. Vardiyalı çalışma, köylerden gelen bu insanların sadece hafta sonları evlerine gidebiliyor olmaları, düşük gelir seviyesi, bunların sonucu gelişen ahlaki erozyon, iş kazalarına ve meslek hastalıklarına bağlı sakat kalma ve ölümler, aile baskısı ile yapılan erken ve yanlış evlilikler vb. sebepler gözümün önünden geçiyor biran. Kendileri açmazsa sormuyorum ama sormam gerektiğini düşündüğümde bir hekim olarak da ister istemez bu acı hikayeleri dinliyorum onlardan. Madencilik sosyal hayatlarını da vuruyor bu insanların, onların gizli gerçeklerinde&#8230;</p>
<p>Mehmet’in iki kızı varmış, 6 ve 9 yaşlarında. Eşi gidince annesi bakmaya başlamış. Anne de yatalak hale gelince çocuklarının ortada kalması sebebi ile benden yardım istemek için o sabah yanıma gelmiş Mehmet. Ürkek bir şekilde girdi odaya ve ilk cümlesi “hocam şirket zarar görmezse…” diye başladı Mehmet’in.O anda acı bir gülümseme ile, karşımda kendini her şeyi ile işverenin emrine bırakmış, tek varlığı olan çocukları için isteyeceği birşeyde bile “önce şirket” koşullamasına baskılanmış bir insanın karşımda olduğunu hissettim ve yutkundum. Buna benzerlerini çokça yaşıyordum zaten. Meslek hastalığı tanısı koyduğum işçiler çalışmak istiyorlar ve “şirkete zarar gelmesin, ben herşeyi imzalarım” diyebiliyorlardı, en değerli varlıkları olan sağlıklarını, farkında olmadan, bilgisizce, pervasızca pazarlamak isterken. Şirket zarar görmezse onlar için sorun yoktu.</p>
<p>Mehmet’in şirkete zarar vermeden (!) kendisi için istediği şey malulen emekli olabilmekmiş. 1 yıl önce inguinal herni sebepli ameliyat olmuştu ve sonrasında yara yerinde çeşitli komplkikasyonlar gelişmesi sonucu 6 ay kadar da çalışamamıştı Mehmet. İşe dönüş muayenesinde ve sonraki periyodik muayenelerinde madende geri hizmetlerde çalışması gerektiğine karar vermiş ve insan kaynaklarına bildirmiştim. Mehmet’in başka bir hastalığının olmaması sebebi ile bu raporu almasının mümkün olmadığını, çocuklarına sahip çıkabilmesi adına oturduğu köyünün bağlı olduğu ilçede bir arkadaşımı arayıp ona iş isteyebileceğimi söyledim, ama kabul etmedi. “Ben madenciyim başka bir iş bilmem hocam” dedi ve ekledi, “Bana malul raporu verecek doktor yok mudur?”.</p>
<p><strong>Çıkarken söylediği “şirketin zarar görmesini istemem hocam, patronlar sorarsa böyle bilsinler” cümlesi ve başını ve gövdesini öne eğip, geri geri çıkışı ile korku dolu ruh halini üstümde bırakarak odamdan ayrıldı Mehmet.</strong></p>
<p>Esasında daha önce de çok kereler başka işçilerle de Mehmet’in bende bıraktığı bu ruh halini hissetmiştim o koltukta. İşçi sağlığı ve güvenliğinin fizik muayene, grafiler, tetkikler, ölçümler, teknik, idari önlemlerden ibaret olmadığını, bunların sadece birer araç olduğunu biliyordum. Çalışma hayatının insan odaklı değil, ürün odaklı yönetimi sonucunda yaz-çiz-kopyala-yapıştır şeklinde risk değerlendirmeleri ile,İSGKATİP’de varlık – yokluk üstünden ölçeklendirilerek oluşturulan yeni değer yargısının acımasızlığıydı bu yaşatılanlar.</p>
<p>Bireyin en temel hakkı olan ailesini koruma şansını bile elinden alan acımasız bir çalışma ortamında, esasında madende çalışmak da çok önemli değildi bana göre. En iyi çalışma ortamlarının da insan için değil üretim için kurgulanmakta olduğu kanaati ile bu sürecin kırılması için insan odaklı bir zihniyet oluşması gerektiği düşüncesi ile yeniden yutkunarak, Mehmet’in odadan çıkışını izledim.</p>
<p><strong>Bu arada unutuyordum. Mehmet’in son sorusuna yanıtım “bilmiyorum” oldu. Çünkü usulsüz bir çözüm beklentisi vardı Mehmet’in. Ben gerçekten bu tür raporlar verebilecek meslektaşlarım var mı bilmiyorum ve açıkçası öğrenmek de istemiyorum.</strong></p>
<p>Kapı tekrar açıldığında ellerinde işe giriş evrakları ile bir madenci adayı geldi karşıma. Saati de 8:40 yapmıştım. 24 yaşındaydı Erkan. O da Zonguldak’ın bir ilçesinin bir köyünde yaşıyordu. İlkokul mezunuydu. 12 yıldır madenciydi! 1-2 yıllık askerliği çıkarırsak ilkokul bitince ocağa girmişti o da, birçok köylüsü gibi. Kaçak ocaklarda çalışmıştı. Babası iş kazasında ölmüştü, madende göçükte kalmıştı. Birazdan, sohbetimizde amcasının da meslek hastalığından öldüğünü anlatacaktı bana. Bu kadar olumsuzluğa rağmen hala madenci olmak istiyordu. “İş yok” diyordu. “Kaçak ocaklarda neden çalıştın” dediğimde, aylığının “200 TL” fazla olduğunu ve ayrıca “ton başına da para aldığını” anlattı bana. Performans sistemi çoktan madenlere girmişti yani…</p>
<p>3 çocuk yapmıştı o da, yukarıdan gelen emre uymuştu. Neden 3 çocuk dediğimde yutkundu, o da diğerleri gibi siyaset yapmaktan korkuyordu. Bu yüzden de sendikasızlardı. Zaten sendikaları da sarı sendika olmuştu çoktan madencilerin.</p>
<p>Muayenesini yapıp formunu doldurdum Erkan’ın. Elleri ve yüzünde yanık izleri vardı. Kaçak ocakta grizu patlamasını yaşamıştı. Uzakta kaldığı için ölmemişti anlattığına göre, ama arkadaşının yanmış cesedini o çıkartmıştı ocaktan dışarı.</p>
<p>Elindeki tetkikleri istediğimde Meslek Hastalıkları Hastanesinin raporuna göre Erkan’da pnömokonyoz vardı. 24 yaşında, 3 çocuk babası, madencilikten başka bir iş bilmediği, başka bir iş yapamayacağı kendisine kabul ettirilmiş, kazalara, ölümlere rağmen hala madencilik yapmak isteyen Erkan’a madencilik yapamayacağını anlatacaktım önümüzdeki o birkaç dakika içinde. O birkaç dakika içinde geçmişinin hatalarını ona aktaracak ve kendisinin ve ailesinin geleceğini madencilikten başka bir işle kurgulaması gerektiğini söyleyecektim. Yeniden yutkundum ve başladım. Daha öncekiler gibi. Ben onlara “sağlığınız” dedikçe onlar bana “işimiz” diyorlardı. Ben “nefes” dedikçe onlar “ekmek” diyorlardı. Ben “ölüm” dedikçe onlar “kader” diyorlardı. Ben de haklıydım onlar da. Çünkü yaşadıklarımdan gördüğüm, bildiğim çok net bir şey vardı. Ülkemde, vatandaşının çalışma yaşamından kaynaklanan sorunlarını para odaklı, tazminat kurgusu ile çözen bir “sosyal devlet” (!) vardı. Her şeyin rakamsallaştırıldığı bu ülkede, pnömokonyoz tanısı almış bir madencinin %3-5 maluliyet oranı ile meslek hastalığı havuzuna bile alınmayacağını, ama mevzuat gereği de işsiz kalacağını, esasında %100 malul olacağını yaşayarak görüp öğrenmiştim.</p>
<p><strong>Devleti temsil edenlerin meslek hastalıklarının sayılarını realize etme amaçlı olarak politika belgesine 2009 yılında koyup 2014 yılında çıkardıkları bir hedef vardı. “%500 arttırmak.” Yaşadıklarımdan öğrendiğim, bu hedefin ve bu sloganın, skor peşinde koşan kart zamparaların yaptıklarından bir farkı olmadığıydı. Sadece rakam, sonrası mı? Bilinmiyor…</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1811" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/madende-isyeri-hekimi-2.jpg" alt="madende-isyeri-hekimi" width="505" height="339" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/madende-isyeri-hekimi-2.jpg 505w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/madende-isyeri-hekimi-2-300x201.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 505px) 100vw, 505px" /></p>
<p>Erkan’ı tozsuz ortama aldığımda, yani yerüstüne çıkarttığımda emeklilik süresi yıllarca uzuyordu. Yerüstüne çıktığı için maaşındaki vergi muafiyeti de kalkınca al sana yeni iki mağduriyet. Zaten sağlığı ile ilgili en temel organlarından birisi etkilenmişti Erkan’ın. Ama kime ne? Zaten “tanı koymama” üstüne oluşturulmuş bir sistem varken, tanı alanların ek mağduriyetlerinin çözülmesini beklemek ülkemde yaşayan bir hekim için henüz hata herhalde…</p>
<p>Risk değerlendirmeleri, ölçümler, isgkatip vb. yöntemlerle insan hayatının rakamsallaştırılarak önemsizleştirilmiş hale getirildiği ülkemde, bir de ölümlü kazalardan sonra “tüm camilerimizde ve İmam Hatip Liselerimizde Yasin-i Şerif okuttuk” diyerek halkına seslenen devlet büyüklerimizin olduğunu bilince, çözüm beklemek ancak Thomas Moore’un Ütopya’sında olur herhalde.</p>
<p>Saat 9:10 olmuştu. Meslek hastalığı tanı süreçlerini birlikte yaşadığım diğer birçok madenci gibi Erkan’da o soruyu sordu bana, “Bu işleri yapmayan şirket var mı hocam, oralarda çalışabilir miyiz?”.</p>
<p>Son 1 saatte doktorluk kısmı ile doğru yaptığını düşündüğüm her şeyin hekimlik boyutu ile eksik kaldığı duygusu ile Erkan’a da Mehmet’e verdiğim yanıtı verdim. “Bilmiyorum”. Erkan kaçak ocaklarda çalışmak üzere odamdan arkasına bakmadan ayrıldı. Kararlıydı, ölecekti. Madende ya da madenden…</p>
<p><strong>Bu kadar takip, program, tetkik, rapor, inceleme, harcama, toplantı, malzeme, eğitim… Adı ne olursa olsun. Yapılan bu kadar şey ne içindi…</strong></p>
<p>Bilmiyorum…</p>
<p><strong>Dr. ATINÇ KAYINOVA</strong></p>
<p><strong>Fotoğraflar: Hasan KOCA</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1810" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/madende-isyeri-hekimi-3.jpg" alt="madende-isyeri-hekimi" width="505" height="670" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/madende-isyeri-hekimi-3.jpg 505w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/madende-isyeri-hekimi-3-226x300.jpg 226w" sizes="auto, (max-width: 505px) 100vw, 505px" /></p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/madende-isyeri-hekimi-olmak/">Madende işyeri hekimi olmak</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hipokrat&#8217;ı sizden öğrenecek değiliz&#8230;</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/hipokrati-sizden-ogrenecek-degiliz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2014 13:05:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 86. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1800</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="782" height="427" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/hipokrat.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="hipokrat yemini" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/hipokrat.jpg 782w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/hipokrat-300x164.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/hipokrat-768x419.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 782px) 100vw, 782px" /></div>
<p>&#8220;(Bu yazı Temmuz 2014 tarihinde 86.sayılı Hekimce Bakış dergisinde yayımlanmıştır)&#8221; “Yaşam kısa, sanat uzun, fırsat kaçıcı, deneyim aldatıcı, karar vermek zordur.” Hipokrates, m.Ö.460- 370 Aynı hafta içinde Hipokrat Yemini iki [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/hipokrati-sizden-ogrenecek-degiliz/">Hipokrat&#8217;ı sizden öğrenecek değiliz&#8230;</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="782" height="427" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/hipokrat.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="hipokrat yemini" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/hipokrat.jpg 782w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/hipokrat-300x164.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/hipokrat-768x419.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 782px) 100vw, 782px" /></div><p><strong>&#8220;(Bu yazı Temmuz 2014 tarihinde 86.sayılı Hekimce Bakış dergisinde yayımlanmıştır)&#8221;</strong></p>
<blockquote><p>“Yaşam kısa, sanat uzun, fırsat kaçıcı, deneyim aldatıcı, karar vermek zordur.” Hipokrates, m.Ö.460- 370 Aynı hafta içinde Hipokrat Yemini iki kez ülke gündemine geldi. Önce İstanbul’da bir kaymakamlığa bağlı hukuk işleri şefliğinin, şikayet edilen bir hekim hakkında soruşturma açma gerekçesi olarak Hipokrat Yemini’ni göstermesi haber oldu.</p></blockquote>
<p><strong>Dr. Murat Civaner</strong></p>
<p>Sorun şu ki şeflik, Hipokrat Yemini’nin orijinal halini yeterli görmeyip yemin metnine “hastalarımı memnun edeceğime…” ifadesini eklemişti. Üstelik şeflik, yasal düzenlemeler yerine sembolik Yemin’i kararına gerekçe göstermişti. Şaşkınlığımız sürerken, birkaç gün sonra Yemin’in yine değiştirildiğini öğrendik: Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin mezuniyet töreninde, fakülte dekanı yemin metninde bir değişiklik yapmış, “Hekim Apollo, Æsculapius, Hygia, Panacea ve bütün Tanrı ve Tanrıçalar adına ant içerim ki”ifadesini “Allah’ın huzurunda ant içerim” diye değiştirmişti.</p>
<p><strong>Maddi hatalar…</strong></p>
<p>İki olayda o kadar çok maddi hata var ki insanın başı dönüyor. Hukuki bir işlemde yasal bağlayıcılığı olmayan Hipokrat Yemini yerine yasal bir düzenlemenin gerekçe gösterilmesi gerek, basit bir hukuk kuralı olarak. Hekimlik mesleğinin ahlak kuralları Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nde tanımlanmış durumda. Hastaları “memnun etmek” diye bir ödevi Yemin’e ekleyivermekse, herhalde ancak hastaları “müşteri” diye tanımlayan Sağlıkta Dönüşüm’le mümkün.</p>
<p>Mezuniyet törenlerinde 2400 yıl öncesinin yemin metni değil Dünya Tabipler Birliği’nin Cenevre Bildirgesi kullanılıyor, her ne kadar adı hâlâ Hipokrat Yemini diye bilinse de… Çünkü Yemin metninin orijinal hali sorunlu: Metinde “ayrım yapmayacağım” diye bir kuraldan söz edilmiyor, doğal olarak insan haklarından da. Ayrıca Yemin dini referanslara dayanıyor. Hipokrates’in dahil olduğu rahip-hekimler Asklepiad olarak anılıyordu (Sağlık Tanrısı Asklepius’un hizmetkarları) ve doğal olarak meslek yeminleri Tanrılar adına ediliyor, “Öğrenmek istedikleri takdirde, bu sanatı hocamın çocuklarına hiçbir ücret almaksızın öğreteceğim”, “Bu sanatla ilgili her türlü bilgiyi kendi çocuklarıma, onun çocuklarına ve hekim andı içenlere öğreteceğim, başkalarına öğretmeyeceğim” gibi kült ögeleri içeriyordu.</p>
<p>Samsun’da ise Dekan -bir ihtimalle Google kolaycılığı yüzünden Hipokrat Yemini’nin kendisini kullandı ve ‘ayrım yapmama’ kuralını hekimlik andına dahil etmemiş oldu. Ama gözden kaçma dahi hoşgörülemez; Dr. ilhan Diken’i sorgulayanlar bile biliyordu ‘ayrım yapmama’ kuralını: “Hadi, Hipokrat yemini ettiğini biliyoruz, teröristi tedavi ettin. Neden ardından bize bildirmedin!”.</p>
<p>Ayrıca Yemin’i “Allah huzurunda” diye değiştirirken herhalde şöyle düşündü: Tanrı adına yemin edilecekse, herkesin kendi inandığını anması doğal değil mi? Hatta, Türkiye’deki müslüman hekimlerin sayısının Yunan Tanrıları’na inananlardan epeyce fazla olduğu kabul edilirse, yemini Allah adına etmenin daha bağlayıcı / etkili olacağı ileri sürülemez mi? Ancak hekimlik meslek ahlakı artık dini inançları değil bilimsel bilgiyi ve sağlık hakkını temel alan ortak değerlere dayanıyor. Evrensel kabul edilen bu değerler Cenevre Bildirgesi’nde somutlaşmış durumda. Bildirge metninde ‘mesleki gizliliği korumak’ gibi klasik kuralların yanında ‘ayrım yapmamak’, ‘tıbbi bilgileri insan haklarını çiğneyecek biçimde kullanmamak’ gibi ahlaki kurallar da yer alıyor. Bu kurallar keyfi biçimde, inanca dayalı değerlerle, ekonomik ya da politik kaygılarla değiştirilmeye açık değil. Fakat dekan meslek ahlakını toplum yerine Allah’ı dayanak alarak ve ayrım yapmama ya da insan haklarına saygı gösterme gibi temel kuralları dışlayarak tanımlamış oldu.</p>
<p><strong>Asıl mesele…</strong></p>
<p>Yemin hekimlik mesleği üyelerinin topluma verdikleri hizmet etme sözünü cisimleştiriyor; ama mesele, bu sembolik yeminin adından çok, yeminde ifade edilen değerlerin yaşama geçirilmesi. Sağlık hizmetleri ödeme gücüne göre sunulmaya başlanmışken ayrım yapmamaları, hastanelerin bilgi-işlem birimleri taşeron şirketlere devredilmişken mesleki gizliliği korumaları, performans sistemiyle hastaya 4 (yazıyla: dört)dakika ayırabiliyorken daima hasta</p>
<p>yararını öncelemeleri bekleniyor hekimlerden. Tüm bu koşullarda yeminlerine sadık kalmaya çabalayan, bunun için gereğinde bedel ödeyen hekimlere selam olsun!</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>&nbsp;</p>
<p><strong>Dünya Tabipler Birliği Cenevre Bildirgesi</strong><br />
İlk kez Dünya Tabipler Birliği’nin (DTB) Eylül 1948’de Cenevre-İsviçre’de gerçekleşen 2. Genel Kurulu&#8217;nda kabul edilmiş, daha sonra DTB&#8217;nin 22. Genel Kurulu&#8217;nda (Sydney, Avustralya, Ağustos 1968), 35. Genel Kurulu&#8217;nda (Venedik, İtalya, Ekim 1983) ve 46. Genel Kurulu&#8217;nda (Stockholm, İsveç, 1994) değiştirilmiş, ayrıca Mayıs 2005’te ve Mayıs 2006’da Divonne-les-Bains-Fransa’da gerçekleştirilen 170’inci ve 173’üncü DTB Genel Kurul toplantılarında gözden geçirilmiş, son olarak Ekim 2017&#8217;de Chicago&#8217;da düzenlenen 68. Genel Kurul toplantısıyla yapılan değişiklikler kabul edilmiştir.</p>
<p><strong>HEKİMLİK ANDI*</strong></p>
<p>Hekimlik mesleğinin bir üyesi olarak;</p>
<p>Yaşamımı insanlığın hizmetine adayacağıma,</p>
<p>Hastamın sağlığına ve esenliğine her zaman öncelik vereceğime,</p>
<p>Hastamın özerkliğine ve onuruna saygı göstereceğime,</p>
<p>İnsan yaşamına en üst düzeyde saygı göstereceğime,</p>
<p>Görevimle hastam arasına; yaş, hastalık ya da engellilik, inanç, etnik köken, cinsiyet, milliyet, politik düşünce, ırk, cinsel yönelim, toplumsal konum ya da başka herhangi bir özelliğin girmesine izin vermeyeceğime,</p>
<p>Hastamın bana açtığı sırları, yaşamını yitirdikten sonra bile gizli tutacağıma,</p>
<p>Mesleğimi vicdanımla, onurumla ve iyi hekimlik ilkelerini gözeterek uygulayacağıma,</p>
<p>Hekimlik mesleğinin onurunu ve saygın geleneklerini bütün gücümle koruyup geliştireceğime,</p>
<p>Mesleğimi bana öğretenlere, meslektaşlarıma ve öğrencilerime hak ettikleri saygıyı ve minnettarlığı göstereceğime,</p>
<p>Tıbbi bilgimi hastaların yararı ve sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için paylaşacağıma,</p>
<p>Hizmeti en yüksek düzeyde sunabilmek için kendi sağlığımı, esenliğimi ve mesleki yetkinliğimi korumaya dikkat edeceğime,</p>
<p>Tehdit ediliyor olsam bile, tıbbi bilgimi, insan haklarını ve bireysel özgürlükleri çiğnemek için kullanmayacağıma,</p>
<p>Kararlılıkla, özgürce ve onurum üzerine,</p>
<p>Ant içerim.</p>
<p><strong>.</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/hipokrati-sizden-ogrenecek-degiliz/">Hipokrat&#8217;ı sizden öğrenecek değiliz&#8230;</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Spor aşığı bir hekim Dr.M.Murat Kaçar</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/spor/spor-asigi-bir-hekim-dr-m-murat-kacar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Çetin Tor]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2014 12:40:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 86. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1792</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1038" height="496" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/murat-kacar.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="murat kaçar" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/murat-kacar.jpg 1038w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/murat-kacar-300x143.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/murat-kacar-768x367.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/murat-kacar-1024x489.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1038px) 100vw, 1038px" /></div>
<p>Üyelerimiz arasında sanata gönül veren hekimler olduğu gibi spora gönül veren meslektaşlarımız da var. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr.M.Murat Kaçar bunlardan birisi. Dr.M.Murat Kaçar hekimlik mesleğinin yanı sıra gençlik [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/spor/spor-asigi-bir-hekim-dr-m-murat-kacar/">Spor aşığı bir hekim Dr.M.Murat Kaçar</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1038" height="496" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/murat-kacar.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="murat kaçar" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/murat-kacar.jpg 1038w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/murat-kacar-300x143.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/murat-kacar-768x367.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/murat-kacar-1024x489.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1038px) 100vw, 1038px" /></div><blockquote><p>Üyelerimiz arasında sanata gönül veren hekimler olduğu gibi spora gönül veren meslektaşlarımız da var. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr.M.Murat Kaçar bunlardan birisi. Dr.M.Murat Kaçar hekimlik mesleğinin yanı sıra gençlik yıllarından bu yana içinde olduğu sporun atletizm dalında ülke içinde ve dışında birçok başarıya imza attı.</p></blockquote>
<p>1946 yılında İstanbul’da doğan Dr.M.Murat Kaçar 1963 yılında İstanbul Vefa Lisesi’ni, 1970 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi. 1972-1975 yılları arasında TOFAŞ Otomobil Fabrikası’nda işyeri hekimliği yapan Dr.M.Murat Kaçar Bursa Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1975 yılında başladığı lisansüstü eğitimini 1979 yılında tamamlayarak Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı oldu. Bursa Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kürsüsü’nde başasistan olarak çalışırken 1982 yılında bu görevinden ayrılarak özel hekimlik yapmaya başladı. 1982-1991 yılları arasında özel hekimliğin yanı sıra Marmara Linyitleri Bursa İşletmesi’nde işyeri hekimi olarak çalıştı. 1992 – 1996 yılları arasında Bursa Sosyal Sigortalar Kurumu Hastanesi’nde başhekim olarak görev yaptı. Dr.M.Murat Kaçar halen özel bir hastanede Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olarak çalışmaktadır. Çeşitli konularda yayınlanmış çok sayıda bilimsel makalesi vardır.</p>
<p>1975 – 1998 yılları arasında Olay, Bursa Hakimiyet ve Bursa Haber gazetelerinde tıp ve spor konularında köşe yazıları ve makaleleri yayınlanan Dr.M.Murat Kaçar Bursa Tabip Odası’nın yanı sıra Türkiye Milli Pediatri Derneği, Türkiye Pediatrik Enfeksiyon Hastalıkları Derneği, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi, Türkiye Atletizm Federasyonu Teknik Komite ve Sağlık Komitesi (1986 &#8211; 1994), Galatasaray Spor Kulübü ve Galatasaraylı Eski Sporcular Derneği, İzmir Masterler Atletizm Derneği Üyesi, Bursa Masterler Atletizm Kulübü Derneği Kurucu Başkanı ve Çağdaş Eğitim Kooperatifi Kurucu Üyesi’dir.</p>
<p>Evli ve iki çocuk babası olan Dr.M.Murat Kaçar İngilizce bilmektedir.</p>
<p><strong>Bir ömür koşarak…</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-1796" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/murat-kacar-3-132x300.jpg" alt="murat-kacar" width="132" height="300" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/murat-kacar-3-132x300.jpg 132w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/murat-kacar-3.jpg 193w" sizes="auto, (max-width: 132px) 100vw, 132px" /></p>
<p>1963 – 1976 yılları arasında Galatasaray atletizm takımında 110 Metre Engelli’de yarışan Dr.M.Murat Kaçar 35 kez milli oldu. Yıldızlar, gençler ve büyükler kategorilerinde 8 kez Türkiye rekoru kırdı. Balkan Oyunları, Akdeniz Oyunları ve Uluslararası yarışmalarda ülkemizi temsil etti.</p>
<p>1986 yılından itibaren masterler atletizm yarışmalarına katılmaya başladı. Masterler 110 Metre Engelli, 100 Metre Engelli ve Salon 60 Metre Engelli yarışmalarında 6 Avrupa birinciliği, 3 Avrupa ikinciliği, 2 Avrupa üçüncülüğü, 5 Dünya ikinciliği ve 2 Dünya üçüncülüğü olmak üzere toplam 18 madalya kazandı.</p>
<p>Dr.M.Murat Kaçar, 2013 yılında Brezilya’da yapılan Dünya Masterler Şampiyonası 100 Metre Engelli yarışmasında Dünya ikincisi oldu. Yine 2013 yılında İspanya’da yapılan 9.Masterler Salon Şampiyonası 65-69 Yaş Grubu 60 Metre Engelli yarışmasında Avrupa, Hırvatistan’da yapılan Veteranlar Atletizm Şampiyonası 65-69 Yaş Grubu 100 Metre Engelli yarışmasında Balkan Şampiyonu oldu. Bu yarışlardaki dereceleri ile Salon 60 Metre Engelli Türkiye ve 100 Metre Engelli Balkan rekorunu kırdı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-1794 size-medium" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/murat-kacar-2-300x219.jpg" alt="murat-kacar" width="300" height="219" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/murat-kacar-2-300x219.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/murat-kacar-2-86x64.jpg 86w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/murat-kacar-2.jpg 442w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Dr.M.Murat Kaçar ayrıca 2012 yılında Türkiye’de düzenlenen 33.Medigame Oyunları 65 Yaş Üstü 100 ve 200 Metre yarışmaları ile 2014 yılında Avusturya’da düzenlenen 35.Dünya Medigame Oyunları 65 Yaş Üstü 100 ve 200 Metre yarışmalarında birinci oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-1795 size-medium alignright" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/murat-kacar-4-300x223.jpg" alt="murat-kacar fair play" width="300" height="223" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/murat-kacar-4-300x223.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/murat-kacar-4-86x64.jpg 86w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/murat-kacar-4.jpg 716w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi, 2013 Yılı Fair Play Ödülleri içerisinde, Dr.M.Murat Kaçar’ı bir tıp doktoru olarak topluma verdiği hizmetler dışında yaptığı sosyal &#8211; sportif çalışmalar ile ülke sporuna hem sporcu hem yönetici olarak yaptığı katkılar, Türk sporunun yurt dışında tanıtımı ve atletizm alanında elde ettiği uluslararası başarılar nedeni ile Sportif Kariyer dalında Fair Play ödülüne değer buldu.</p>
<p>Dr.M.Murat Kaçar koşmaya devam ediyor…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/spor/spor-asigi-bir-hekim-dr-m-murat-kacar/">Spor aşığı bir hekim Dr.M.Murat Kaçar</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Orda Roma Burda Soma, Lukullus&#8217;lar Değişmiyor</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/kultur-sanat/orda-roma-burda-soma-lukulluslar-degismiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2014 12:23:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 86. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1781</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="700" height="430" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/lukullus-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="lukullus" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/lukullus-1.jpg 700w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/lukullus-1-300x184.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></div>
<p>Bu nasıl bir yaz? Bunaldık. Sıcaklardan değil, hayır. Soma madencilerinin katledilmesinin utancı, her kavşakta rastladığımız nefesi açlık kokan Suriyeli çocukların çaresiz çığlıkları ve çıkarlar uğruna dayatılan bir koca leke, Gazze [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/kultur-sanat/orda-roma-burda-soma-lukulluslar-degismiyor/">Orda Roma Burda Soma, Lukullus&#8217;lar Değişmiyor</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="700" height="430" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/lukullus-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="lukullus" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/lukullus-1.jpg 700w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/lukullus-1-300x184.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></div>	<blockquote  class="bs-quote bs-quote-8 bsq-t1 bsq-s8 bsq-left">

		<div class="quote-content">
			<p>Orda Roma Burda Soma, Lukullus'lar Değişmiyor</p>
		</div>

					<div class="quote-author">
									<img decoding="async" class="quote-author-avatar" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/yasar-can-bagirtilar-2.jpg"/>
				
									<span class="quote-author-name">											Yaşar Can Bağatırlar										</span>				
									<span class="quote-author-job">Lukullus’un Mahkümiyeti</span>
								</div>
				</blockquote>

<p>Bu nasıl bir yaz?</p>
<p>Bunaldık. Sıcaklardan değil, hayır.</p>
<p>Soma madencilerinin katledilmesinin utancı, her kavşakta rastladığımız nefesi açlık kokan Suriyeli çocukların çaresiz çığlıkları ve çıkarlar uğruna dayatılan bir koca leke, Gazze . . .</p>
<p>Sıcaklar değil, evet. İnsan olmaya çabalamak bunalttı bizi!</p>
<p>Her yer, her şey, her düş, her düşünüş, size de kan kokmuyor mu?</p>
<p>“Yaşamak “, ancak bu kadar sırlanabilir kanlı ellerimizde. Acı ki bu sırladığımız aynayı, yüzümüzden başka her yerimize tutabiliyoruz.</p>
<p>Yumruk halini almış elimizdeki öfkeye, yüreğimizdeki kıpırtıya, beynimizin içinde uçurumlar açan nefrete, her şeye evet her şeye tutabiliyoruz. Ama yüzümüze asla . . .</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1789 alignleft" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/lukullus-2.jpg" alt="lukullus" width="564" height="269" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/lukullus-2.jpg 564w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/lukullus-2-300x143.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 564px) 100vw, 564px" />Bu suskun, bu alışmış, bu ‘her şeyi kabullenebilir’ kendimizden mi korkuyoruz ne ?</p>
<p>Hayat denilen o sırladığımız aynayı, sahnede, tam da yüzümüze tutmaya çalışan bir savaşçıdır işte Bertolt Brecht!.. Bir tiyatro antropologu gibi çalışan Eugene Barba’nın söylediği gibi hep ileriye parlayan, ışıklı bir mihenk taşıdır. Almanya’dan tüm dünyaya saçılan bir ışık gibidir. II.Dünya Savaşı’nın dayattığı o tarih körlüğü ve su götürmez lekenin içinden çıkmıştır.</p>
<p>Yabancılaştırma efekti diye adlandırılan bir yöntemi kullanarak, alışkın olduğumuz, yanımızda olan, berimizde yaşanan ve bizim gündelik duyarsızlığımızla fark edemediğimiz bir çok değeri, terimi,tarihi yeniden ayaklandırarak, biz seyircilerini başka bir bakışa taşımıştır.</p>
<p>“Turandot ve Aklayıcılar Kongresi”nde her şeyin sebebi gibi gördüğü duyarsız entelektüelliği tokatlıyacak, “Cesaret Ana ve Çocukları”nda savaşın ne kadar içimizden bir acı olduğunu hatırlatacak, “iyi insan”ı sorgulayıp en iyiyi ararken, gariptir ki onu Sezuan’da bir fahişe olarak karşımıza çıkaracaktır.</p>
<p>“Kahramana ihtiyacı olan ülke, ne mutsuz bir ülke!” diyen Brecht, kahramanı ve zaferin büyüsünü “Lukullus’un Mahkümiyeti” ile karşımızda altüst edecektir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1790 alignleft" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/lukullus-3.jpg" alt="lukullus" width="626" height="364" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/lukullus-3.jpg 626w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/lukullus-3-300x174.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 626px) 100vw, 626px" />1951 yılında, Danimarka’da, önce bir radyo tiyatrosu, sonra bir opera olarak yazdığı bu oyunda, adına zafer takları yapılan Romalı bir general olan Lukullus, onun gözüyle yeniden yargılanacaktır.</p>
<p>Şan, şöhret, zenginlik, ihtişamın adıydı Lukulllus. Dedesi, Roma Senatosu’nda konsüllük yapmıştı. zengin bir ailesi vardı. Komutanlığında, idaresindeki Roma Lejyonları’yla Anadolu’da yedi kralı tahtından etmiş, Pontus Kralı Mithridates’i ve Ermenistan Kralı Tigranes’i yenerek iki Asya’yı fethetmiştir. Roma’yı servetlere boğmuştur. Lüks kelimesi Lukullus gibi yaşamaktan türetilmiştir. Kirazı Anadolu’dan Avrupa’ya getiren ilk kişi olmuştur. Tarihte bilinen ilk gurmelerden biridir. Ganimetleriyle döndüğünde, Roma ‘da muhteşem törenlerle karşılanmış ve bu ihtişamın içinde, Roma’da ölmüştür.</p>
<p>Oyunun konusu Lukullus’un ölümüyle başlar. O dönemdeki Roma inancında, ölenlerin, karanlıklar ülkesine mi yoksa cennete mi gideceklerine, üç antik kral tarafından yargılanarak karar verileceğine inanılırdı. Kralları işin içine sokarak ihtişamın, gücün ve iktidarın sömürüsü ölümden sonra da taçlandırılırdı.</p>
<p>Brecht, tiyatroya kazandırmaya çalıştığı yeni görme biçimiyle, bu yargı gücünü, gösterilmeye çalışılana değil görünene, yani halkın kendisine dayandıracaktır. Üç antik kralın yerine halktan, sıradan beş kişiyi yargıç olarak kullanacak ve savaşın,zaferlerin, ganimetlerin, ihtişamın arkasında yaşanan acı ve ölümlere, gerçeğin ışığını taşıyacaktır.</p>
<p>Lukullus, savaşın tüm acılarını yaşamış, oğlunu kaybetmiş ve pazarda balık satan bir kadının öfkeli feryadıyla; herkesin yok saydığı, kendini bir et parçası gibi görmeye zorlanan fahişenin ve aslında tüm kayıp kadınların acısıyla; emeğin herkes için ne kadar değerli olduğunu bağıran bir fırıncının teriyle; insanın yaratma gücünün ve sabrının bir nişanı gibi duran çiftçinin duyarlılığıyla; eskiden öğretmen olan ve sonradan hayatın tüm çelişkileriyle bir köle olarak yaşayanın kızgınlığıyla yargılanacaktır.</p>
<p>Ve Lukullus çıkarları uğruna, yaşattığı acıların bedelini, ‘Hiçlik’e gönderilerek ödeyecektir.</p>
<p>Aslında yargılanan Lukullus değil, onu bir kahraman gibi gören, kazananın yazıldığı bir tarih ve çıkarlar uğruna girişilen tüm kanlı savaşlar ve bu savaşlarla dayatılan kahramanlar olacaktır.</p>
<p>Görüldüğü gibi kahramanlarımız, ne kadar da çok benziyor düşmanlarımıza&#8230; ”Ve daha ne kadar dayanmalıyız biz ve bizim gibiler onlara&#8230;“</p>
<p><strong>Bu nasıl bir yazgı?</strong></p>
<p>Ne zaman insanlığa soyunsak, bir tarafımız hep çıplak ve sahte kalır, tarihi yazan onu yapana sadık kalmadığı için.<br />
Tarih, insanoğlunun belki de en tehlikeli icadıdır. Savaşlar dayatır, kahramanlar yaratır ve çark boyuna insan öğütür.</p>
<p>Bizler sebepsiz yorgunken, hayat kendine yorar tüm zaferleri. Yorgunuz evet, her düşe bir gölge gibi girip güneş battığında siliniyoruz. Kaçıp gizlensek mi tüm bu yaşanılanlardan yoksa utanıp değişsek mi insan olduğumuzu? Çünkü, çark insan öğütmeye devam ediyor.</p>
<p>Bu bilinen bir gerçek ; gizlenen şeyler görmesini bilenler için sorun değildir. Söylenenler kadar, es geçilen noktalar da bir çok sırrı ele verir. Kahramanların sahteliği üstüne bahse girebildiğimiz halde, neden hala kalpazanın kim olduğunu söyleyemiyoruz?</p>
<p>iyi oyun, savaşçıdır. Geçmiş olana kaçış bırakmaz. Asıl en güçlü cephesidir sahne. Taşır umutları tüm çağlara&#8230;</p>
<p><strong>İşte bu yüzden “YAŞASIN TiYATRO!!!”</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/kultur-sanat/orda-roma-burda-soma-lukulluslar-degismiyor/">Orda Roma Burda Soma, Lukullus&#8217;lar Değişmiyor</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bursa Tabip Odası Tarihi 1928-1952 (1)</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/bursa-tabip-odasi-tarihi-1928-1952-1/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Çetin Tor]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2014 11:24:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 86. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[tarihçe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1761</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="800" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bto-logo" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu-1024x683.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div>
<p>Cumhuriyet döneminde çıkarılan, Türkiye’de Tabip Odaları’nın kuruluşu ve işleyişi ile ilgili hükümler içeren ilk yasa, 11 Nisan 1928 tarihinde, 863 Nolu Resmi Gazete’ de yayınlanarak yürürlüğe giren, 1219 Sayılı Tababet [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bursa-tabip-odasi-tarihi-1928-1952-1/">Bursa Tabip Odası Tarihi 1928-1952 (1)</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="800" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bto-logo" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu-1024x683.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-logo-haber-kutu-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div><blockquote><p>Cumhuriyet döneminde çıkarılan, Türkiye’de Tabip Odaları’nın kuruluşu ve işleyişi ile ilgili hükümler içeren ilk yasa, 11 Nisan 1928 tarihinde, 863 Nolu Resmi Gazete’ de yayınlanarak yürürlüğe giren, 1219 Sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun (Tıp Meslekleri Uygulamalarına Dair Yasa)’ dur. Bu yasanın 14.Madde’sinde Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Vekaleti (Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı) tarafından belirlenecek mıntıkalarda (bölgelerde) birer Etibba (Tabipler) Odası kurulacağı hükmü yer alır.</p></blockquote>
<p>1219 Sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un yürürlüğe girmesinden yaklaşık onbir ay sonra, 6 Mart 1929 tarihli İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu) toplantısında Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından tarafından, 1219 Sayılı Yasa’nın 18.Maddesi uyarınca hazırlanan, Etibba Odaları Nizamnamesi (Tabip Odaları Yönetmeliği) kabul edilir. Nizamname, altında Reisicumhur Gazi M.Kemal, Başvekil İsmet (İnönü), Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekili Dr.Refik (Saydam) ve diğer vekillerin imzaları olan 7734 Sayılı Kararname ile 27 Mart 1929 tarihinde 1152 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girer.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-large wp-image-1764" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-tarihi-4-786x1024.jpg" alt="bto-tarihi" width="786" height="1024" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-tarihi-4-786x1024.jpg 786w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-tarihi-4-230x300.jpg 230w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-tarihi-4-768x1001.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-tarihi-4.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 786px) 100vw, 786px" /><br />
<strong>06.03.1929 Tarih ve 7734 Sayılı İcra Vekilleri Heyeti Kararnamesi</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-large wp-image-1763" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-tarihi-5-816x1024.jpg" alt="bto-tarihi" width="816" height="1024" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-tarihi-5-816x1024.jpg 816w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-tarihi-5-239x300.jpg 239w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-tarihi-5-768x964.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bto-tarihi-5.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 816px) 100vw, 816px" /><br />
<strong>27.03.1929 Tarih ve 1152 Sayılı Resmi Gazete</strong></p>
<p>Nizamname’nin yürürlüğe girmesinden sonra, Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti dokuz Mıntıka Etibba Odası (Bölge Tabipler Odası) belirler. Bunlar Ankara (1), İzmir (2), İstanbul (3), Konya (4), Adana (5), Sivas (6), Diyarbakır (7), Samsun (8) ve Erzurum (9) merkezli Mıntıka Etibba Odası’dır. İlk kurulan Mıntıka Etibba Odası, İstanbul merkezli 3.Mıntıka Etibba Odası’dır. 3.Mıntıka Etibba Odası, İstanbul ile birlikte Kırklareli, Edirne, Tekirdağ, Bursa, Kocaeli, Zonguldak, Bolu ve Bilecik illerini kapsamaktadır. Bursa’lı hekimlerin ilk Tabip Odası, merkezi İstanbul’da bulunan 3.Mıntıka Etibba Odası’dır.</p>
<p>3.Mıntıka Etibba Odası, ilk Genel Kurulu’nu 18 Kasım 1928 tarihinde, Vali Vekili’nin nezaretinde, İstanbul Sıhhat ve İçtimai Muavenet Müdürlüğü binasında yapar. Genel Kurulu İstanbul Sıhhat ve İçtimai Muavenet Müdürü Ali Rıza Bey yönetir. Önce Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal’in başarı dileklerini içeren telgrafı okunur. Genel Kurul’da Dr.Tevfik Salim Paşa (1934 yılında Soyadı Kanunu ile Sağlam soyadını alır), Haseki Hastanesi Başhekimi ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr.Esat Nurettin Bey, İstanbul Belediyesi Sıhhiye Müdürü Dr.Neşet Osman Bey, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Reisi (Dekanı) Dr.Tevfik Recep Bey ve Dr.Refik Münir Bey 3.Mıntıka Etibba Odası İdare Heyeti (Yönetim Kurulu) asıl üyeliklerine seçilir. İdare Heyeti yaptığı ilk toplantıda Dr.Tevfik Salim Paşa’yı Reis (Başkan), Dr.Esat Nurettin Bey’i Umumi Katip (Genel Sekreter), Dr.Neşet Osman Bey’i Muhasip (Sayman) ve Dr.Tevfik Recep Bey’i Veznedar seçer. Dr.Tevfik Salim Paşa 3.Mıntıka Etibba Odası’nın ilk başkanıdır.</p>
<p><strong>Dr.Tevfik Salim Paşa (Dr.Tevfik Sağlam)</strong></p>
<figure id="attachment_1762" aria-describedby="caption-attachment-1762" style="width: 218px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-1762 size-medium" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/tevfik-salim-pasa-218x300.jpg" alt="tevfik-salim-pasa" width="218" height="300" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/tevfik-salim-pasa-218x300.jpg 218w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/tevfik-salim-pasa.jpg 436w" sizes="auto, (max-width: 218px) 100vw, 218px" /><figcaption id="caption-attachment-1762" class="wp-caption-text">Dr. Tevfik Salim Paşa</figcaption></figure>
<p><span style="text-transform: initial;">Asıl ismi Ali Tevfik Salim’dir. 1882 yılında İstanbul’da doğdu. İlköğrenimini Sultanahmet’teki Nakilbent İlkokulu’nda gördükten </span>sonra, 1891-1895 yılları arasında Soğukçeşme Askeri Rüştiyesi (ortaokul)’ ne, 1895-1898 yılları arasında Çengelköy Askeri Tıbbiye İdadisi (lise)’ne devam etti. 1898 yılında başladığı Demirkapı’daki Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane (askeri tıbbiye)’den 1903 yılında tabip yüzbaşı olarak mezun oldu. Bir yıl Gülhane Tatbikat Hastanesi Dahiliye Kliniği’nde çalıştı. 1906 yılında Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Dahiliye Kliniği’ne öğretmen yardımcısı olarak atandı. 1909 yılında Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane ve Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye (sivil tıbbiye) birleşince Haydarpaşa’daki Mekteb-i Tıbbiye 3.Dahiliye Kliniği Laboratuvar Şefi oldu. 1912 yılında Balkan Savaşı çıkınca Selanik Redif Fırkası Sıhhiye Bölük Komutanlığı’na atandı. Hadımköy Sıhhiye Bölüğü ile Yassıviran Menzil Hastanesi’nde çalıştı. Tifüs ve kolera salgını ile uğraşırken tifüse yakalanarak İstanbul’a döndü. Nekahet döneminde gittiği Almanya Wiesbaden kentinde, birbuçuk yıl, orada tedavi gören subaylarımıza baktı. İyileşince Mekteb-i Tıbbiye’deki görevine döndü.</p>
<p>Birinci Dünya Savaşı başlayınca tekrar görevinden ayrıldı Askeri Tıbbiye’ye geçti. İstanbul 1.Kolordu Hıfzısıhha Müşavirliği, daha sonra 1.Kolordu Başhekim Vekilliği yaptı. 1915 yılında İstanbul  2.Ordu Sıhhiye Reisliği’ne ve daha sonra Erzurum 3.Ordu Sıhhiye Reisliği’ne atandı. Sarıkamış Harekatı sırasında orduda baş gösteren tifüs salgınına karşı aşı uygulanması konusunda araştırmalar yaptı.</p>
<p>1916 yılında Erzurum ve Trabzon’daki kolera salgını ile uğraştı. 1917 yılında albaylığa yükseltildi. 1918 yılında Osmanlı Hükümeti ile Güney Kafkas Hükümetleri arasındaki barış görüşmelerine katıldı. Aynı yıl Şark Orduları Grubu Müfettişliği’ne atandı.</p>
<p>Birinci Dünya Savaşı yıllarında, Dr.Tevfik İsmail Gökçe ve arkadaşları ile birlikte üzerinde çalıştıkları tifüs aşısının zararlı olduğu suçlaması ile 1918 yılında Nemrut Mustafa Paşa Divan-ı Harb’inde yargılanarak beraat etti.</p>
<p>Savaş sonrası Mekteb-i Tıbbiye’deki görevine döndü. 1919 yılında İstanbul’da çıkan veba salgını sırasında Sıhhiye Müdürlüğü Veba Komisyonu’nda çalıştı. 1920 yılında Askeri Tıp Okulu ve Gülhane’de “Seferde Sıhhıye Hizmeti” öğretmenliğine ve Harbiye Nezareti Sıhhi Harp Tarihi Komisyon Başkanlığı’na atandı. Mustafa Kemal’in çağrısı üzerine 1921 yılında İnebolu yoluyla Ankara’ya geldi. Milli Savunma Bakanlığı Ordular Sıhhiye Dairesi Başkanlığı ve Genel Sahra Sıhhiye Müfettişi görevine getirildi. 1922 yılında bu görevlerinden ayrılarak Ankara Cebeci Hastanesi Dahiliye ve İntaniye, 1923 yılında İzmir Hastanesi Dahiliye Servisi’ne şef olarak atandı. Aynı yıl İstanbul’a döndü. Gülhane Askeri Hastanesi Dahiliye Kliniği’nde profesörlüğe yükseltildi. Hastane başhekimi ve müdürü oldu. Yüksek Askeri Tıp Komisyonu Başkanlığı’na atandı. 1923-1925 yılları arasında Kızılay Genel Başkanlığı, 1924 yılında Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Sıtma Savaş Komisyonu üyesi olarak görev yaptı. 1925 yılında I.Milli Türk Tıp Kongresi Düzenleme Kurulu’nda Kongre Genel Sekreteri olarak görev aldı. 1926 yılında Türk Kodeksi Komisyonu’na üye oldu. Kızılay Hemşire Okulu’nun kurucuları arasında yer aldı. Aynı yıl Mekteb-i Tıbbiye Dahiliye Kürsüsü’ne öğretim üyesi seçildi. 1927 yılında tekrar Milli Savunma Bakanlığı Ordular Sıhhiye Dairesi Başkanlığı’na getirildi ve general rütbesine yükseltildi. 1928 yılı başında kendi isteği ile askerlikten ayrıldı.</p>
<p>1929 yılında İstanbul merkezli 3.Bölge Tabipler Odası Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Oda’nın ilk başkanıdır. Bu görevi 1933 yılına kadar sürdü. Aynı dönemde İstanbul İl Genel Meclisi Üyeliği yaptı. 1931 yılında İstanbul Gureba Hastanesi’nde görev aldı. 1933 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı ve 2.Dahiliye Kliniği öğretim üyesi oldu. 1934 yılında Milli Eğitim Bakanlığı ile ters düşerek bu görevinden ayrıldı. 1934 yılında soyadı kanunu çıkınca “Sağlam”soyadını aldı.</p>
<p>1936 yılında Haydarpaşa Numune Hastanesi Dahiliye Kliniği’nde çalışmaya başladı. 1937 yılında Kızılay Hastabakıcı ve Hemşireler Yurdu Yönetim Kurulu Başkanlığı’na, 1939 yılında Sağlık Bakanlığı Yüksek Sağlık Şurası Üyeliği’ne seçildi.</p>
<p>1939 yılında davet üzerine İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi 3.Dahiliye Kliniği Başkanı oldu. Türkiye’de ilk kalp kateterizasyonu Dr.Tevfik Sağlam’ın başında olduğu 3.Dahiliye Kliniği’nde yapılmıştır. Karaciğer biyopsisi ve karaciğer dokusundan enzim çalışmaları ile dünya tıp literatürüne geçmiştir. 1943-1946 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü yaptı. Üniversite özerkliği ile ilgili yasanın hazırlanmasında çalıştı.</p>
<p>Rektörlük sonrası Tıp Fakültesi’nde Fitizyoloji (Akciğer Hastalıkları) Kürsüsü kurdu. 1951 yılında kürsünün başkanı oldu. Eşinin maddi katkıları ile yapılan “Naile Sağlam Tüberküloz Enstitüsü”nü açtı. 1952 yılında yaş haddinden emekli oldu. Emeklilik döneminde verem savaşı, halkın sağlık eğitimi ve hemşirelik mesleğinin sorunları ile uğraştı.</p>
<p>1927 yılında kurucusu olduğu İstanbul Verem Savaş Derneği ile 1948 yılında kurucusu olduğu Türkiye Ulusal Verem Savaş Derneği’nin uzun yıllar başkanlığını yaptı. Verem Savaş Dispanseri ve Sanatoryum açılmasına öncülük etti. 1950 yılında Dünya Sağlık Örgütü’nün Türkiye’de kurduğu Yakın ve Orta Doğu Uluslar arası Verem Savaş Merkezi başkanlığına seçildi. Unesco Milli Komisyonu’nda çalıştı. 1959 yılında Uluslararası Verem Savaş Birliği başkanlığına seçildi. Beyrut, Şam ve Kahire’de Verem Savaş Merkezleri kurdu.</p>
<p>Türk Hekimleri Dostluk ve Dayanışma Cemiyeti kurucu üyesidir.</p>
<p>Başlıca yapıtları arasında İç Hastalıklarında Klinik Teşhis (1909), İntani Hastalıklar (1911, Dr.Süleyman Numan ile birlikte), Yukarı Solunum Yolu Hastalıkları (1920), Tifo Aşısı (1921), Büyük Harpte 3.Ordu’da Sıhhi Hizmet (1941), Metabolizma Hastalıkları ve Avitaminozlar (1947), Hayatım (1947) ve Nasıl Okudum? (1959) sayılabilir.</p>
<p>1963 yılında İstanbul’da vefat etti. Kendisine ve eşine ait mal varlığını İstanbul Verem Savaş Derneği’ne bıraktı. Vefatından 9 sene sonra 1972 yılında Tübitak Hizmet Ödülü’ne değer bulundu.</p>
<p><strong>Kaynak: </strong><br />
<em>• tr.wikipedia.org/tevfik saglam</em><br />
<em>• misscritic.blogcu.com/tevfik saglam</em><br />
<em>• filozof.net/tevfik saglam</em><br />
<em>• AnaBritanica Genel Kültür Ansiklopedisi 1990, Cilt 18, Sayfa: 595. </em><br />
<em>• Dr.Tevfik Sağlam, Atatürk ve Tıbbiyeliler, Sayfa: 97-105, Prof.Dr.Metin Özata, Umay Yayınları, 2.Basım, Mayıs 2009.</em><br />
<em>• Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Toplumsal İlerlemenin ve Türkçe Eğitimin Öncüsü Tıbbiye, Sayfa: 87, 179, Prof.Dr.M.Tahir Hatipoğlu, Hatiboğlu Basım ve Yayım San.Tic.Ltd.Şti., 2.Baskı, 2011.</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bursa-tabip-odasi-tarihi-1928-1952-1/">Bursa Tabip Odası Tarihi 1928-1952 (1)</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Horiatiki &#8211; Tzatziki Caciki (Sonradan Gourmet)</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/horiatiki-tzatziki-caciki-sonradan-gourmet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Bülent Kavuşturan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2014 13:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 86. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[sonradan gourmet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1875</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="438" height="359" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/hariatiki.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="hariatiki" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/hariatiki.jpg 438w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/hariatiki-300x246.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 438px) 100vw, 438px" /></div>
<p>Yunanistan seyahatlerinde vizelerin kaldırılması, Ülkemiz insanının Yunan adaları ve Yunan anakarasına daha çok seyahat edebilmesini sağladı, Ortak bir geçmişin getirdiği kültürel yakınlığa tanıklık ediyoruz.. Geçen yıl Uludağ üniversitesi 1988 yılı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/horiatiki-tzatziki-caciki-sonradan-gourmet/">Horiatiki &#8211; Tzatziki Caciki (Sonradan Gourmet)</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="438" height="359" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/hariatiki.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="hariatiki" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/hariatiki.jpg 438w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/hariatiki-300x246.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 438px) 100vw, 438px" /></div><blockquote><p>Yunanistan seyahatlerinde vizelerin kaldırılması, Ülkemiz insanının Yunan adaları ve Yunan anakarasına daha çok seyahat edebilmesini sağladı, Ortak bir geçmişin getirdiği kültürel yakınlığa tanıklık ediyoruz.. Geçen yıl Uludağ üniversitesi 1988 yılı mezunları olarak sınıf arkadaşlarımız ile 25. Mezuniyet yılımız anısına böyle bir gemi turuna katıldık. Çeşitli Ege adaları ile Atina’yı ziyaret ettik. Atina’nın Plaka denilen otantik bir bölgesini ziyaret edip yemek yedik. Yemeklerimizin tatlarının hatta isimlerinin benzerliği de bizleri etkiledi.Bize servis yapan garsonumuz Niko bile İstanbul Yeşilköylüydü.</p></blockquote>
<p>Yunanistan hakkında yazılmış tüm gezi kitaplarında yunan mutfağından övgü ile söz ediliyor ve ziyaret sebepleri arasında gösteriliyor. Şüphesiz tüm Dünyada da kendi adıyla tanınan ve yerine göre tek başına bir öğün yerine sayılabilecek olan Greek salad yani Yunan Salatasından söz etmek istiyorum.</p>
<p>Yunanca’da ismi Horiatiki Bizdeki çoban salatasına benziyor, sadece içinde Yunanlıların Feta peyniri dedikleri bizdeki karşılıği olarak Beyaz peyniri kullanabileceğimiz koyun ve keçi sütünden yapılan bir peynir kullanıyorlar</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-1876" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/hariatiki.jpg" alt="hariatiki" width="379" height="311" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/hariatiki.jpg 438w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/hariatiki-300x246.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 379px) 100vw, 379px" />Malzemelerimiz </strong></p>
<ul>
<li style="list-style-type: none;">
<ul>
<li>2 Adet salatalık</li>
<li>2 Adet yeşil biber</li>
<li>1 Adet kırmızı soğan</li>
<li>200 gr beyaz peynir</li>
<li>1 kilo domates</li>
<li>100 gr siyah zeytin</li>
<li>100 gr yeşil zeytin</li>
<li>Yarım demet maydanoz</li>
<li>Yarım demet taze nane ya da kekik 3-4 Çorba kaşığı zeytinyağı</li>
<li>Yarım limon</li>
<li>Tuz kekik</li>
</ul>
</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yapılışı</strong><br />
Salatalıkları soyup çekirdeklerini çıkardıktan sonra iri küpler halinde doğrayın.<br />
Biberleri ikiye bölüp sap ve çekirdekli kısımlarını temizledikten sonra küçük küçük doğrayın.<br />
Soğanı soyup ince halkalar halinde dilimleyin.<br />
Beyaz peynir ve domatesleri küp şeklinde doğrayın.<br />
Domates, salatalık, biber, soğan halkalarını derin bir kaseye alın.<br />
ince kıyılmış maydanoz ve naneyi ekleyip, tuz serpin.<br />
Üzerine zeytinyağı gezdirin.<br />
Peynir ve zeytinleri ekleyip, karıştırın. Üzerine yarım limon sıkıp, servis yapın.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1880 alignnone" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/tzatziki.jpg" alt="tzatziki caciki" width="375" height="369" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/tzatziki.jpg 375w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/tzatziki-300x295.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 375px) 100vw, 375px" /></p>
<p><strong>Diğer Bir Tanıdık Lezzet İse &#8220;Tzatziki Caciki&#8221; Denilen Bizdeki Karşılığı İle Cacık</strong></p>
<p>Şüphesiz tüm Balkan ve Ortadoğu ülkelerinde karşılığı olan bir lezzet Yunan versiyonu süzme yoğurt ile yapılıyor.Yoğurt sevmeyenler için krema ile de hazırlanabiliyor ve yanında üçgen kesilmiş sıcak pideler ile ve mutlaka soğuk servis ediliyor böylelikle pideleriniz bandırarak yemeniz mümkün oluyor.</p>
<p><strong>Malzemelerimiz</strong></p>
<ul>
<li>2 orta boy salatalık</li>
<li>2 diş sarımsak</li>
<li>4 çorba kaşığı zeytinyağı</li>
<li>1 çorba kaşığı keskin sirke</li>
<li>3 su bardağı süzme yoğurt</li>
<li>1 tatlı kaşığı tuz</li>
<li>1 tutam nane</li>
</ul>
<p><strong>Yapılışı</strong><br />
Salatalıkları yıkayıp soyun. Büyük bir kaseye alıp ince ince rendeleyin.<br />
Tuzlayıp elinizle sıkın. Kalan suyu süzün. Süzme Yoğurdu bir kaba alın.<br />
Sarımsak, zeytinyağı ve sirkeyle 2-3 dakika çırpın. Salatalıkları ekleyip bir çatal yardımıyla karıştırın.<br />
Küçük kaselere koyup yarım saat buzdolabında bekletin.<br />
Soğuk servis yapın.</p>
<p>Şüphesiz Bizim mutfağımızda da peynirli salatalar var Salata üzerine Kaşar loru konularak yapılan Uludağ salatası da Bursa’ dan güzel bir örnektir.<br />
Yunan mutfağından söz edilince Kıbrıs’tanda bir lezzeti konuk etmek gerek.<br />
Hellim Peyniri; Hellim kızartılarak yenilebilen bir peynir.<br />
Kıbrısta kahvaltılardan et yemeklerinin yapısına kadar Pek çok yerde sevilerek kullanılır. Küp küp doğranılarak kızartılır ya da rendelenerek köftelerin ve böreklerin içerisine de katılabilir. Tuzlu olduğu için salatada kullanmadan önce yarım saat suda tutulabilir veya salatanın tuzunu normalden az koyabilirsiniz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1881 alignnone" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/hellim-peynirli-salata.jpg" alt="hellim-peynirli-salata" width="617" height="352" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/hellim-peynirli-salata.jpg 617w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/hellim-peynirli-salata-300x171.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 617px) 100vw, 617px" /></p>
<p><strong>Kızartılmış Hellim Peynirli Salata</strong></p>
<p><strong>Malzemelerimiz</strong></p>
<ul>
<li>Akdeniz yeşillikleri</li>
<li>4-5 adet kiraz domates</li>
<li>1/2 adet kırmızı soğan</li>
<li>4 dilim hellim peyniri</li>
<li>5-6 adet zeytin</li>
<li>1 adet salatalık</li>
<li>1 çorba kaşığı zeytinyağı</li>
<li>1 limonun suyu</li>
<li>Susam/Ceviz</li>
</ul>
<p><strong>Yapılışı</strong></p>
<p>Akdeniz yeşilliklerini yıkayıp süzün. Kiraz domatesleri tercihen dörde kesin. Kırmızı soğanı ay şeklinde doğrayın. Salatalığı küp şeklinde doğrayın. Servis tabağına Akdeniz yeşillikleri, kiraz domatesleri, kırmızı soğanları ve salatalıkları ekleyin. Hellim peynirleri tavada üstleri kızarıncaya kadar pişirip sıcakken salataya ilave edin. Üzerine zeytinyağı ve limon suyu gezdirip servis yapın. Susam ya da ceviz de bu salataya çok yakışmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/horiatiki-tzatziki-caciki-sonradan-gourmet/">Horiatiki &#8211; Tzatziki Caciki (Sonradan Gourmet)</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Dünyadan Gabo Geçti</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/bu-dunyadan-gabo-gecti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2014 13:35:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 86. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Kokusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1872</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="655" height="500" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/gabriel-garcia-marquez.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="gabriel-garcia-marquez" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/gabriel-garcia-marquez.jpg 655w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/gabriel-garcia-marquez-300x229.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 655px) 100vw, 655px" /></div>
<p>Gabriel Garcia Marquez, Latin Amerika yazınının büyük ustası, okurlarının sevgili Gabo’su 17 Nisanda Meksika’da hayata gözlerini yumdu. Latin Amerika yazınının tüm dünyada tanınmasını sağlayan &#8220;Yüzyıllık Yalnızlık&#8221; romanının yazarı, Güney Amerikanın [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bu-dunyadan-gabo-gecti/">Bu Dünyadan Gabo Geçti</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="655" height="500" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/gabriel-garcia-marquez.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="gabriel-garcia-marquez" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/gabriel-garcia-marquez.jpg 655w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/gabriel-garcia-marquez-300x229.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 655px) 100vw, 655px" /></div><blockquote><p>Gabriel Garcia Marquez, Latin Amerika yazınının büyük ustası, okurlarının sevgili Gabo’su 17 Nisanda Meksika’da hayata gözlerini yumdu.</p>
<p>Latin Amerika yazınının tüm dünyada tanınmasını sağlayan &#8220;Yüzyıllık Yalnızlık&#8221; romanının yazarı, Güney Amerikanın büyülü gerçekçiliğinin bu usta kalemi 1928 yılnda Kolombiya’nın Aracata kentinde doğmuştu. Kendisine öyküler anlatan bir büyükanne ve hep hayranlık duyduğu asker bir dedeyle büyümüştü. Anlatımındaki zenginliğin büyükannesinden miras kaldığını söylerdi. Hukuk eğitimini bırakıp gazeteciliği ve yazarlığı seçmişti. İlk romanı Ölü Yapraklar 1951 de yayınlanır, belirgin bir William Faulkner etkisi vardır. Burada yarattığı mekan Macondo Yüzyıllık Yalnızlık’ın da geçtiği sanal bir kasabadır ama diğer romanlarında olduğu gibi aslında yaşadığı ülke Kolombiyayı temsil eder.</p></blockquote>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1888" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/gabriel-garcia-marquez-3.jpg" alt="gabriel-garcia-marquez" width="241" height="325" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/gabriel-garcia-marquez-3.jpg 241w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/gabriel-garcia-marquez-3-222x300.jpg 222w" sizes="auto, (max-width: 241px) 100vw, 241px" />Marquez yetenekli bir gazeteci, tutkulu bir öykü anlatıcısıydı. Gazeteci Gabo kalemiyle adaletin savunucusuydu. Hiçbir zaman ilkelerinden ödün vermedi. Ölene dek sosyalizm, eşitlik ve özgürlük ideallerinden vazgeçmedi. Küba Devriminin yanındaydı. Fidel’in can dostuydu.</p>
<p>Gabo asla ihanet etmedi, asla bir başkası olmadı, Gabo olmaktan vazgeçmedi. Oysa çağdaşı bazı yazarlar çıkar uğruna ya da modaya uyarak saf değiştirmişti. Arjantinli ünlü yazar Borges Şilili diktatör Pinochet’in elini sıkmış; kendi ülkesine komunizmle nasıl savaşılacağını gösterdiği için teşekkür etmiş ve eklemişti : ‘’Sinsi bir dinamit olmaktansa beyaz bir kılıç olmayı yeğlerim.’’ Ancak bu sözleri ömür boyu özlemini çektiği Nobel’i kaybetmesine neden oldu, Nobel’in babası dinamiti bulan adamın ta kendisiydi. Oysa Marquez, Arjantinde diktatörlüğün kaybettiği, yokettiği insanların akıbetiyle yakından ilgilenmiş, susturulanların sesi olmuştu.</p>
<p>Perulu yazar, Marquez’in eski dostu, sözde solcu Mario Vargas Llosa ise Latin Amerikayı iliğine dek sömüren neoliberal ekonominin avukatı olmuştu, Bush’un dostu, Venezüella devriminin önderi Chavez’in ise düşmanıydı.<br />
Carlos Fuentes, populist diye damgaladığı Venezüella’nın Bolivarcı Devrimini küçümseyerek Chavez’e kıtanın palyaçosu diye saldırıyordu.</p>
<p>Marquez’in gazeteci kimliğiyle yazdığı <strong>‘’Tanıdığım Fidel’’, ‘’İki Chavez’in Gizemi’’, ‘’Portekiz’in Karanfil Devrimi’’, ‘’Pablo Neruda’yla Söyleşi’’</strong> ve Pinochet’in yönetimindeki Şiliye gizlice girerek faşist baskıyı gösteren bir belgesel çeken yönetmenin öyküsü ‘’<strong>Miguel Littin Şilide Gizlice</strong>’’ gazetecilik mesleğinin tarihine geçmiş yazılardır.<br />
Küba Devriminin ardından Havana’da Arjantinli gazeteci Masetti ile birlikte Prensa Latina haber ajansını kurarlar. Batı basınının yanlı haberlerine alternatif Prensa Latina bugüne dek varlığını sürdürmüştür. Marquez, adalete ve eşitliğe inanmış ve ömrü boyunca emperyalizme karşı savaşmış bir gazeteci olarak yazdığı makaleleriyle çağımızın etkin Latin Amerikalı entellektüellerinden biri olmuştur.</p>
<p>Ülkesi Kolombiyada sağın temsilcileri Nobel ödüllü yazar Marquez’i politik kimliğinden ayırmaya çalıştılar. El Tiempo gazetesine verdiği yanıt çok güzeldir: “<strong>Yıllardır El Tiempo kişiliğimi ikiye bölme çabasında. Bir yanım dahi bir yazar öteki yanım ülkesini yoketmeye yeminli ateşli bir komunist. Oysa benim bölünmez bir kimliğim var, politik duruşum kitaplarımı yazdığım ideolojiyle birdir</strong>.”</p>
<p>Küba Devrimi Güney Amerika için önemli bir dönüşümün başlangıcı oldu. Tüm kıtayı politik olarak sarsan bu romantik devrimin yankıları sanatta özellikle yazın alanında büyük oldu. Bu uzak kıtada bir devrim olmuştu ve bu devrimin o zamana dek kimseyi pek ilgilendirmeyen Latin edebiyatındaki meyveleri nelerdi? Marquez en güzel yanıttı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1887" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/gabriel-garcia-marquez-2.jpg" alt="gabriel-garcia-marque" width="333" height="464" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/gabriel-garcia-marquez-2.jpg 333w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/gabriel-garcia-marquez-2-215x300.jpg 215w" sizes="auto, (max-width: 333px) 100vw, 333px" /></p>
<p>1960 ve 1970 yılları arasında <strong>Boom Latinoamericano</strong> olarak adlandırılan Latin yazarlar patlaması tüm dünyayı etkilemişti. Bu akımın en ünlü temsilcisi de Gabriel Garcia Marquez idi. Perulu Vargas Llosa, Arjantinli Cortazar, Meksikalı Carlos Fuentes gibi genç yazarların kitapları çevrilerek yaygın bir biçimde basılmıştı. 500 yıl boyunca sömürülen kıtanın toprağını, ateşini, acılarını, insanlarını yani gerçekliğini masallarla, fantastik yaşantılarla, neredeyse akıldışı öykülerle anlatıyorlardı. Edebiyat dünyasına yeni bir biçemi büyüsel gerçekçilik’i armağan ettiler. Marquez’in &#8220;Yüzyıllık Yalnızlık&#8221;’ı bu akımın baş yapıtlarındandır. Marquez bu romanında yeni bir dil yaratmış, mitolojiyle mizahı harmanlamış, zamanın çizgisel akışıyla oynamış, fantastik bir atmosferde, Macondo’da Kolombiyanın trajik tarihini anlatmıştır. Macondo olağanüstü bir Kolombiya metaforudur. Marquez romanlarında tarihle söylenceyi karıştırmıştır. Bunu estetik bir kaygıyla yapmamıştır. Latin Amerikanın gerçekliği budur. Büyülü gerçekçilik, Picasso’nun Guernica’nın gerçekçiliği için söylediği gibi aslında emperyalizmin sonucudur. zalimlikte sınır tanımadan tüm bir kıtayı sömüren emperyalizmin eseridir. ABDli şirket United Fruit Company’nin Kolombiyada, Guatemalada sendikalaşan işçilere yönelik katliamı Marquez’in bu fantastik ülkesi Macondo’da da gerçekleşir. Marquez’e göre sömürgecilerin ezdiği kıtanın gerçekleri kurgunun çok ötesindedir.</p>
<p>Marquez’e 1982 yılında Nobel Edebiyat ödülünü verdiler. Ödül törenine bembeyaz bir guayebera (karayiplere özgü keten ceket) giyerek gelir. Latin Amerikanın yalnızlığını anlattığı Nobel konuşması olağanüstüdür. ‘’<strong>Biz hikayelerin herşeye inanan yaratıcıları insanlığın yokolmasına karşı yeni bir ütopya oluşturmak için geç kalmadığımıza inanıyoruz. Hiçkimsenin başkalarının nasıl öleceğine karar veremeyeceği, aşkın gerçek olduğu, mutluluğun mümkün olduğu ve yüzyıllık yalnızlığa mahkum halkların sonunda ve sonsuza dek yeryüzünde ikinci bir şansa sahip olacağı bir hayat ütopyası.</strong>’’</p>
<p>Ölümünün ardından Kübalı bir yazar, ‘’<strong>Albaya Kimseden Mektup Yok</strong>’’un yaratıcısı Marquez için şöyle der: ‘’<strong>Evet Gabo’nun yazanı çok, hepimiz ona yazdık, istedik ki sözlerimiz ona ulaşsın. Ama Gabo artık yazamayacak. Bizi öksüz mü bıraktı? Hayır, inanıyorum ki Amerikamızın büyülü köşelerinde başka Gabolar var, onun guayaba kokusuyla dolu, bize bizi sevdiren anlatılarını soluyarak ışığımızı ve karanlığımızı yeniden keşfedeceğiz, gururla: Çünkü biz Latin Amerikalıyız. Teşekkürler Gabo</strong>.’’</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*****</p>
<p>Yıllar önce Tıp Fakültesinde öğrenci iken Ankara’da Zafer Çarşısının ünlü kitapçısı Remzi Bey’in önerisiyle okuduğum ve çarpıldığımYüzyıllık Yalnızlık sayesinde Güney Amerikayla tanıştım.</p>
<p>Tarihi, dili, şiiri, romanı, müziği ve romantik devrimcileriyle direnişin simgesi bu asi kıtayla beni buluşturan Marquez’e saygıyla&#8230;.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bu-dunyadan-gabo-gecti/">Bu Dünyadan Gabo Geçti</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Caz Etkilenimli Pop Grubu Paris Combo</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/caz-etkilenimli-pop-grubu-paris-combo/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2014 13:19:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Detone]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 86. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1869</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="810" height="500" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/paris-combo.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="paris-combo" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/paris-combo.jpg 810w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/paris-combo-300x185.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/paris-combo-768x474.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 810px) 100vw, 810px" /></div>
<p>Bu sayımızda size yaz havalarına uygun, sıcak yaz gecelerinde soğuk içeceklerinizi yudumlarken keyifle dinleyeceğiniz, sıcak mı sıcak bir topluluğu tanıtmak istiyorum. Bu öykü Paris’te sinema eğitimi aldıktan sonra müziğe 1980 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/caz-etkilenimli-pop-grubu-paris-combo/">Caz Etkilenimli Pop Grubu Paris Combo</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="810" height="500" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/paris-combo.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="paris-combo" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/paris-combo.jpg 810w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/paris-combo-300x185.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/paris-combo-768x474.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 810px) 100vw, 810px" /></div><blockquote><p>Bu sayımızda size yaz havalarına uygun, sıcak yaz gecelerinde soğuk içeceklerinizi yudumlarken keyifle dinleyeceğiniz, sıcak mı sıcak bir topluluğu tanıtmak istiyorum.</p></blockquote>
<p>Bu öykü Paris’te sinema eğitimi aldıktan sonra müziğe 1980 sonlarında post-punk gruplarıyla başlayan Belle Du<br />
Berry ve David Lewis’in kurduğu Paris Combo’nun öyküsü. Paris kelimesi ile başladığı içinde oldukça zarif bir topluluk olduğunu da belirtmeden geçmeyeceğim tabii ki de. Fakat bu topluluğu dinlediğiniz anda, yanlış bir albüm dinliyorum, şu an Pink Martini çalıyor demenizi duyar gibiyim. Kesinlikle yanılıyorsunuz, bu topluluk tamamen özgün Fransız chansonları kabare şarkıları, ska, biraz caz, biraz Latin renklerle ezgilerle dolu müthiş bir dünya  müziği. Bu renkli ve eğlenceli soundu Los Angeles Times’ın müzik eleştirmenleri swing’i tekrar canlandıran gurup olarak nitelendiriliyor. Birçok eleştirmen de grubun tarzını Fransız kabaresi tadında rumba, Flamenko, Gypsy swing, Cool jazz, Afrika, Latin ve Ortadoğu etkilerini harmanlayan bir müzik olarak tanımlamış.</p>
<p>Gurup 90’ların başında, Belle du Berry, Potzi ve François Jeannin ilk kez akustik Retro-revü grubu Champêtres de Joie’nin üyeleri olarak bir araya gelmiş. Paris’in Belleville semtinde Berry zebre sinemasında akustik performanslara sahne maceralarına başlamışlar.</p>
<p>Ardından ünlü Fransız koreograf Philippe Decoufle ile işbirliği yapıp Albertville’de ki Kış Olimpiyatları’nın açılış töreninde sahne almışlar. Sonrasında da “La Belle Equipe” adını verdikleri gruplarıyla Paris çevresindeki kafelerde şarkı söylemeye başlamışlar. post-punk türüne hakim solist Belle du Berry’nin, jazz’a yatkın Çingene gitarist Potzi<br />
ve Françoise’lı Paris Combo, 1997 yılında Boucherie Productions’tan ilk albümleri olan “Moi mon ame et ma conscience’’ı çıkarırlar. 1997 yılında ilk albümlerini yayınladıktan hemen sonra büyük bir Fransa ve Amerika turnesine çıktılar. Gurubun tanınmasını sağlayan 1999 çıkışlı ikinci albümleri “Living Room” oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1890" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/paris-combo-1.jpg" alt="paris-combo" width="313" height="398" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/paris-combo-1.jpg 313w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/paris-combo-1-236x300.jpg 236w" sizes="auto, (max-width: 313px) 100vw, 313px" />2000 yılında da Amerika’da yayınlanan bu albüm Altın plak satışlarıyla 200 binden fazla satarak Paris Combo’ya bir anda büyük bir ün ve altın plak getirdi. Fransa ve Amerika’daki bu konserleri “Attraction” adlı yeni stüdyo albümü ve canlı konser albümleri takip etti. Ardından grup Amerika, Avrupa, Asya ve David Lewis’in anavatanı Avustralya’da gerçekleştirdiği geniş bir konser turnesi yaptı.</p>
<p>2004 yılında Paris Combo ünlü Amerikalı ses mühendisi Oz Fritz’in prodüktörlüğünü yaptığı Motifs adlı albümünü yayınlamadan önce büyük bir dünya turnesine daha çıktılar. Grup Amerika’da Motifs albümünü yayınlamadan hemen önce Hollywood Bowl Orkestrası ve Moulin Rouge dansçıları ile “Moulin Rouge’da Bir Gece” adlı gösterisini Hollywood Bowl’da<br />
sahnelediler.</p>
<p>Konserlerine verdikleri beş yıllık bir aradan sonra Paris Combo 2012’de yepyeni albümleri ve de dünya turneleri ile geri  döndüler ve istanbul’a “istanbul” adlı bir şarkı ile geldiler. Grubun solisti ve söz yazarı Belle Du Berry ile istanbul’a gelişinde yapılan söyleşide Paris Combo için yazdığı ilk şarkı olan “istanbul’ için nelerden ilham aldıkları sorulduğunda, gurubun üyelerinden David Lewis’in istanbul’a daha önce gelişinde gördüğü bir diskoda 9/8 ‘lik ritimle dans eden insanların çok dikkatlerini çektiğini söylemiş.</p>
<p>-Onlar için gerçekten ilginç olmalı.- Boğaz’daki gemilerden ve camilerden, şehrin seslerinden aldıklarını ilham ile bu şarkının oluştuğunun belirtmiş. Yine bu söyleşide müzikleri için “kesinlikle müziklerimizde Django Reinhardt, Billie Holiday gibi müzik tarihinin büyük isimlerinden izler var. Ayrıca caz öğesi farklı müzik tarzlarında dolaşmamızı kolaylaştırıyor ve alışılmadık kombinasyonlar da deniyoruz. Bizim için “caz etkilenimli pop grubuyuz” demeyi tercih ederim.” dediğini görüyoruz. Aşk, düşler, günlük hayat! Bence ilham almak için yeterli.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1892" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/paris-combo-2.jpg" alt="paris-combo" width="346" height="346" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/paris-combo-2.jpg 346w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/paris-combo-2-150x150.jpg 150w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/paris-combo-2-300x300.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/paris-combo-2-100x100.jpg 100w" sizes="auto, (max-width: 346px) 100vw, 346px" />Belle Du Berry’i de söz yazarken, bunlardan ve arkadaşları Potzi, David ve François’nın çaldıkları müziklerden ilham aldığını söylüyor.</p>
<p>Herkesin kulağına hitap eden eğlenceli keyifli bir müzik için bütün olanaklarınızı seferber ederek hemen tanışmanızı öneririm. Müzikleri için birçok kategoriden bahsettik. Aslında bu işi eleştirmenlere bırakıp bu sıcak yaz günleri biraz eskide kalmış olsa da &#8211; çünkü günümüzde her şey yeni olmalı ve hemen tüketilip bir diğerine geçilmeli- bu güzel müziklerin keyfini çıkaralım. Birçok efsane şarkıları var. Olmazsa olmaz şarkıları için “Living room”, “Attraction”, “Valse de amour”, “istanbul”, “Pas a pas”, “Je suis un if” ve “Si mon amour”u sayabiliriz. Bizi Paris semalarına götürecek bir sürü şarkıyı buraya yazmıyorum onları da siz keşfediverin.</p>
<p>Bu yaz sıcağında Müziksiz hiç kalmayın!</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/caz-etkilenimli-pop-grubu-paris-combo/">Caz Etkilenimli Pop Grubu Paris Combo</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Van Gogh&#8217;un doktorları</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/van-goghun-doktorlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Yelda Ertürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2014 13:11:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Bir resim binbir söylence]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 86. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1863</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="779" height="532" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/van-gogh-doktarlari.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="van-gogh-doktarlari" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/van-gogh-doktarlari.jpg 779w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/van-gogh-doktarlari-300x205.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/van-gogh-doktarlari-768x524.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 779px) 100vw, 779px" /></div>
<p>Rahip Theodorus Van Gogh’un oğlu, 1853 doğumlu Vincent Van Gogh. 37 yıl 4 ay süren fırtınalı, tutkulu ve hüzünlü bir yaşama sahiptir. Özünde yaşadığı ilkel acı ve mutsuzluğu, bize resimle [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/van-goghun-doktorlari/">Van Gogh&#8217;un doktorları</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="779" height="532" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/van-gogh-doktarlari.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="van-gogh-doktarlari" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/van-gogh-doktarlari.jpg 779w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/van-gogh-doktarlari-300x205.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/02/van-gogh-doktarlari-768x524.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 779px) 100vw, 779px" /></div><blockquote><p>Rahip Theodorus Van Gogh’un oğlu, 1853 doğumlu Vincent Van Gogh. 37 yıl 4 ay süren fırtınalı, tutkulu ve hüzünlü bir yaşama sahiptir. Özünde yaşadığı ilkel acı ve mutsuzluğu, bize resimle açtığı özel ve imtiyazlı pencereden gösteren, dünya üzerinde yabancı bir insandır o. Lanetlenmiş, istenmeyen ve var olmak için hiçbir nedeni olmayan bu adam Auvers’te resimlerini çizdiği tarlalardan birinde, bir revolverin ucundan çıkan kurşunla intihar ediyor. Ne yazık ki bu intihar sürpriz değil. Van Gogh&#8217;u özellikle hayatının son üç yılında ciddi şekilde etkilemiş olan akıl hastalığı için bugüne kadar 30&#8217;dan fazla teşhis veya olası sebep ileri sürülmüştür. Bunlardan bazıları, şizofreni, bipolar bozukluk , frengi, boya zehirlenmesi (soluma veya yutma yoluyla), Ménière hastalığı, temporal epilepsi ve güneş çarpmasıdır. Kötü beslenme, aşırı çalışma, uykusuzluk ve alkol düşkünlüğü, muhtemelen hastalığın etkilerini artırmıştır.</p></blockquote>
<p>Van Gogh&#8217;un özellikle son dönem eserlerinde açıkça görülen sarı renk düşkünlüğünün de tıbbi bir bozukluktan kaynaklandığını ileri sürenler olmuştur. Bu konudaki teorilerden birine göre, Van Gogh&#8217;un bolca içtiği apsentte bulunan tüyon adlı madde, zaman içinde Van Gogh&#8217;un görüşünü bozarak nesneleri sarımtırak renkte görmesine sebep olmuş, bu da ressamın eserlerine yansımıştır. Bir başka teoriye göre, Van Gogh&#8217;a hastalığının tedavisi için yüksek dozlarda yüksük otu verilmiştir, ve yüksük otunun sarımtırak görüşe veya sarı lekeler görmeye sebep olduğu bilinmektedir.</p>
<p>Van Gogh yaşamı boyunca üç doktorun portresini yapmıştır. Psikiyatrik sorunlar, alkolizm, cinsel yolla bulaşan bir çok hastalık nedeniyle yaşamı boyunca çok sayıda hekim ile karşılaşmak zorunda kalan Van Gogh için belli ki bu üç hekimin ayrı bir yeri vardır. Bu hekimlerden ilki Dr Hubert Amadeus Cavenaille’dir. Van Gogh, frengi ve bazı mide barsak sistemi yakınmaları nedeniyle 1886 yılında tedavi için başvurduğu bu hekime vizite parasını ödeyemediğinden portresini yapmayı teklif etmiştir.</p>
<p>Van Gogh’un yaşamına giren hekimlerden bir başkası Dr. Felix Rey’dir. Temporal lob epilepsisi tanısı ile hastasını takip etmiştir. Halen Moskova’daki Puşkin Müzesinde sergilenen “Porträt des Dr. Felix Rey” isimli muhteşem yapıtı armağan olarak kabul eden Dr Félix Rey, pek beğenmemiş olacak ki, onu tavuk kümesindeki bir deliği kapatmak için kullanmıştır. Kayıtlar da doktorun hastasından nefret ettiği ve bu yüzden hediyesini bu şekilde kullandığı bile geçmektedir. 1901 yılında bulunan resim sanat tarihçileri tarafından müzeye teslim edilmiştir.</p>
<figure id="attachment_1895" aria-describedby="caption-attachment-1895" style="width: 305px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/Felix-Rey.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-1895" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/Felix-Rey.jpg" alt="Dr. Felix Rey' in portresi" width="305" height="369" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/Felix-Rey.jpg 472w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/Felix-Rey-248x300.jpg 248w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/Felix-Rey-180x217.jpg 180w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/Felix-Rey-267x322.jpg 267w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/Felix-Rey-368x445.jpg 368w" sizes="auto, (max-width: 305px) 100vw, 305px" /></a><figcaption id="caption-attachment-1895" class="wp-caption-text">Dr. Felix Rey&#8217; in portresi</figcaption></figure>
<p><strong>Dr. Felix Rey&#8217; in portresi</strong></p>
<p>Van Gogh’u asıl etkileyen Dr. Paul Ferdinand Gachet’dir. Van Gogh, Dr. Gachet için şunları yazmaktadır. “Benim için gerçek bir dost hatta ikinci bir kardeş olmuştur. Fiziksel ve akıl olarak birbirimize çok benzemekteyiz. Kendisi de benim gibi sinirli bir insandır ve davranışları da çok tuhaftır”. Van Gogh annesine yazdığı bir mektupta “Bana dengemi koruyabilmem için en iyi şeyin resim yapmak olduğunu söylüyor” demektedir. Van Gogh, Dr. Gachet’in portresini bir eskiz, bir gravür ve iki yağlı boya olarak yapmıştır. Dr Gachet’in resmedildiği Pipolu adam (L’homme a la pipe) isimli muhteşem gravür halen Amsterdam’daki Van Gogh müzesinde sergilenmektedir.</p>
<p>Yağlı boya tablolardan biri Ryoei Saito adlı Japon iş adamı tarafından rekor bir fiyata satın alınmıştır. Ryoei Saito resme o kadar bağlanmıştı ki öldüğünde kendisi ile yakılmasını istemişti. Ancak sonra fikrini değiştirdi ve tablo devlete geçti.</p>
<p><strong>Dr Gachet’in portresi</strong></p>
<figure id="attachment_1896" aria-describedby="caption-attachment-1896" style="width: 320px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/gachetin-portresi.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-1896" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/gachetin-portresi.jpg" alt="Dr Gachet’in portresi" width="320" height="404" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/gachetin-portresi.jpg 485w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2014/07/gachetin-portresi-238x300.jpg 238w" sizes="auto, (max-width: 320px) 100vw, 320px" /></a><figcaption id="caption-attachment-1896" class="wp-caption-text">Dr Gachet’in portresi</figcaption></figure>
<p>Doktor Gachet&#8217;in Portresi -1890- Musee du Jeu de Pavme, Paris Resimde de masaya dirseğini dayamış oturan bir adam görülür. Beyaz kasketli figürün yumruğu yanağındadır ve başını destekler. Düşünceli ve kederli görünümlü Doktor Gachet , Van Gogh&#8217;un belirttiği gibi sinirli olduğu kadar hasta da görünmektedir. Figürün yüzünde melankoli, hüzün, çaresizlik ve umutsuzluk hakimdir. Bu hüzün resmin her yanına yayılır. Bütün renkler ve çizgiler bu melankolik atmosfere uyar. Figürün çizgileri kasvetli görünümü izler ve bu duygusal ruh halini açığa vurur. Üzerindeki lacivert ceket ve arka planın koyu mavi rengi ve yüzün solgunluğu ifadeyi güçlendirir. Van Gogh doktoru kolunun altında kitapları ve ilginç olarak o sırada ressamın tedavisinde kullanılan yüksük otu ile resmetmiştir. Yüksük otunda biz hekimlerin kalp hastalıklarında kullandığı digitoxinler bulunmaktadır. İlginç olarak bir meslektaşım olan göz doktoru Peyrot da haleli görüşünü boya zehirlenmesine bağlamış ve yine tedavi de bu bitkiyi kullanmıştır.</p>
<p>27 Temmuz 1890&#8217;da resim malzemelerini alıp bir tarlaya yürüyen Van Gogh, kendisini tabancayla göğsünden vurdu. Sendeleyerek kaldığı otele döndü ve yatağına uzandı. Kanamayı fark eden otel sahibi, kasaba doktoru Mazery&#8217;yi ve Van Gogh&#8217;un doktoru Gachet&#8217;i çağırdı. Doktorlar, mermiyi çıkarmanın çok riskli olacağına kanaat getirip, kardeşi Teo&#8217;ya hemen gelmesi için haber yolladılar. Vincent Van Gogh, 29 Temmuz 1890 sabahı 01:30 sularında, kardeşi Theo&#8217;nun kollarında öldü, ve Auvers-sur-Oise&#8217;a gömüldü.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/van-goghun-doktorlari/">Van Gogh&#8217;un doktorları</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
