<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hekimce Bakış 88. Sayı arşivleri - Hekimce Bakış</title>
	<atom:link href="https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-88-sayi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-88-sayi/</link>
	<description>Bursa Tabip Odası yayınıdır</description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 Jan 2019 13:10:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>
	<item>
		<title>Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı var&#8230; ya Frappe nin?</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/bir-fincan-kahvenin-40-yil-hatiri-var-ya-frappe-nin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Bülent Kavuşturan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Apr 2015 13:05:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 88. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[sonradan gourmet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1641</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="432" height="325" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bir-fincan-kahve.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bir-fincan-kahve" decoding="async" fetchpriority="high" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bir-fincan-kahve.jpg 432w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bir-fincan-kahve-300x226.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bir-fincan-kahve-86x64.jpg 86w" sizes="(max-width: 432px) 100vw, 432px" /></div>
<p>Kendine özel hazırlanma şekli, sunulması ve içimindeki törensel farklılıklar ile tüm dünyada “ Türk Kahvesi” olarak tanınan ve aranılan kahve; Arapça’da “keyif veren içecek” anlamına gelen “ Qahwah” kelimesinden türemiştir. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bir-fincan-kahvenin-40-yil-hatiri-var-ya-frappe-nin/">Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı var&#8230; ya Frappe nin?</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="432" height="325" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bir-fincan-kahve.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bir-fincan-kahve" decoding="async" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bir-fincan-kahve.jpg 432w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bir-fincan-kahve-300x226.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bir-fincan-kahve-86x64.jpg 86w" sizes="(max-width: 432px) 100vw, 432px" /></div><blockquote><p>Kendine özel hazırlanma şekli, sunulması ve içimindeki törensel farklılıklar ile tüm dünyada “ Türk Kahvesi” olarak tanınan ve aranılan kahve; Arapça’da “keyif veren içecek” anlamına gelen “ Qahwah” kelimesinden türemiştir. Metabolizmayı hızlandırıp, yağ yakımını kolaylaştırması yanında. Uyarıcı özelliğiyle de yorgunluğu alır ve keyif verir.</p></blockquote>
<p>Etiyopya’da yaşayan bir keçi çobanının, kahve meyvesi yiyen hayvanların daha enerjik ve hareketli olduğunu fark etme-siyle kahveyi keşfettiği söylenir.</p>
<p>Kahve Arap Yarımadası’nda “sihirli meyve” olarak bilinir ve hastalıklara şifa olduğuna inanılırdı.</p>
<p>Osmanlının Arap Yarımadasına hakim olmasıyla birlikte, Türkler kahveyle tanıştılar. Kahve, Osmanlı sarayında ve halk arasında sevilen bir içecek olur. Türklerin kendilerine has ka-vurma, öğütme, pişirme ve sunum şekliyle, önce Avrupa’da daha sonra tüm dünyada Türk Kahvesi olarak kabul görür.</p>
<p>Osmanlıdan itibaren ham haldeki yeşil renkli kahve çekir-dekleri iyice kavrulduktan sonra ahşap kaplarda bekletilerek soğuması sağlanır. Soğuyan kahve çekirdekleri metal ya da ahşap değirmenlerde çekilerek veya dibeklerde dövülerek inceltilir. Toz haline gelen kahve artık pişirmeye hazırdır.</p>
<p>Türk Kahvesi’nin Pişirilmesi</p>
<p>Türk Kahvesi geleneksel olarak içi kalaylı bakır cez-velerde pişirilir. 1 fincan Türk Kahvesi için tepeleme 1 çay kaşığı kahve ve isteğe göre şeker ilave edilir. Kah-ve, 1 fincan su eklenerek kısık ateşte pişirilir. Közde pişirilen kahve ağır ağır piştiği için daha lezzetli olur.</p>
<p>Pişirme esnasında düzenli aralıklarla karıştırılması önemlidir. Kaynamaya başladıktan sonra üzerinde oluşan köpük fincana alınır ve bir kez daha cezve ate-şe konur. İkinci kez kaynayan kahvenin yarısı fincana boşaltılır ve son olarak cezvede kalan kahve bir kez daha kaynatılır. Cezvede kalan telve kısmı da finca-na boşaltıldıktan sonra bir süre telvenin dibe çökmesi beklenir. Böylece Kahveniz afiyetle içmeye hazırdır.</p>
<p>Türk Kahvesinin sunulması da kendine özel bir törensellik içerir.</p>
<p>Türk Kahvesi aslında şekersiz pişirilen bir kahvedir. Kahvenin yanında diğer bir Türk lezzeti olan lokum ikramı ile alınan keyfin artması beklenir. Sunulan tepside iki fincan kahve olması makbuldür. İçmeye başlamadan önce kahvenin yanında ikram edilen su ile ağız temizlenerek kahvenin tüm aromasının his-sedilmesi sağlanır. Kahveden hemen sonra içilen su ise pek hoş karşılanmaz çünkü bu kahvenin beğenil-mediğini anlatır. Kahvaltı (kahve altı) ismi kahveden önce yenilen yemek anlamına gelir. Genelde kahvaltı ve öğle yemeklerinden sonra tüketilir ki gün enerjik bir şekilde geçirilsin.</p>
<p>Frappé ise soğuk içilen bir kahve türüdür. Üstü köpük kaplı bu soğuk kahve, hazır kahveden yapılan popü-ler bir yaz içeceğidir.</p>
<p>Frappe ilk olarak 1957 yılında Selanik’te yapılmıştır. Yunanlılar; standart hazır kahveyi sıcak su yerine soğuk su ile hazırlamayı denemişler ve tesadüfen de olsa Frappe’yi bulmuşlardır..</p>
<p>Bu tarihten sonra Yunanlılar Frappe’yi ulusal kahve içecekleri olarak benimsemişlerdir. Yunanistan’dan hızla komşu ülkelere yayılan Frappe, bugün yaygın şekilde içilen bir soğuk kahve türüdür. Adı neden Frappe diyorsanız yabancı isimleri benimseyen ve havalı bulan bir tek biz değiliz.</p>
<p>Frappe Nasıl hazırlanır ?</p>
<p>Frappe’yi popüler kılan temel özelliği çabuk ve kolay-ca hazırlanır olmasıdır.</p>
<p>&#8211; Bir kaba ya da karıştırıcıya 2 tatlı kaşığı hazır kahve ve şeker koyduktan sonra, 4-5 tatlı kaşığı su ekleyip 30 saniye kadar çalkalayın.</p>
<p>&#8211; Uzun bir cam bardağın dibine bir kaç parça buz ko-yup, çalkaladığınız karışımı bunların üzerine yavaşça dökün.</p>
<p>&#8211; Bardağa çok az soğuk süt ekleyip, kalan kısım için soğuk su ilave edin.</p>
<p>Herhangi bir hazır kahveyi değilde frappe için ha-zırlanmış kahveleri kullanmak ve ilk karışımın süt ile değilde su ile yapılması daha iyi bir sonuç için öne-rilmektedir.</p>
<p>Frappe Çeşitleri</p>
<p>Hazırlanışında küçük farklılıklar yaparak değişik Frap-</p>
<p>pe’ler yaratmak mümkün. Su yerine tamamen süt kullanarak hazırlanabildiği gibi . Dondurma, krema ve alkollü içecekler de Frappe’ye eklenebilmektedir.</p>
<p>Sözün özü Kahve ne kadar Türk ise Frappe de o kadar Yunanlıdır.</p>
<p>Zaten gönül ne kahve ister ne kahvehane, Gö-nül sohbet ister kahve baha-ne…</p>
<p>Bir kahvenin kırk yıl</p>
<p>hatırı olduğu doğ-</p>
<p>rudur…</p>
<p>Ya Frappe’nin?</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bir-fincan-kahvenin-40-yil-hatiri-var-ya-frappe-nin/">Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı var&#8230; ya Frappe nin?</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aktirist Ve Ressam Zerrin Tekindor</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/aktirist-ve-ressam-zerrin-tekindor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Yelda Ertürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2015 15:16:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Bir resim binbir söylence]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 88. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1613</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="968" height="635" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/zerrin-tekindor.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="zerrin-tekindor" decoding="async" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/zerrin-tekindor.jpg 968w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/zerrin-tekindor-300x197.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/zerrin-tekindor-768x504.jpg 768w" sizes="(max-width: 968px) 100vw, 968px" /></div>
<p>Shakespeare’in “Bütün dünya bir oyun sahnesidir. Bütün adam ve kadınlar sadece birer oyuncu. Girerler ve çıkarlar.” sözünü tuvallerine çarpıcı figürlerle aktaran Zerrin Tekindor’u çoğunlukla sadece bir tiyatro oyuncusu olarak biliriz. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/aktirist-ve-ressam-zerrin-tekindor/">Aktirist Ve Ressam Zerrin Tekindor</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="968" height="635" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/zerrin-tekindor.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="zerrin-tekindor" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/zerrin-tekindor.jpg 968w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/zerrin-tekindor-300x197.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/zerrin-tekindor-768x504.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 968px) 100vw, 968px" /></div><blockquote><p>Shakespeare’in “Bütün dünya bir oyun sahnesidir. Bütün adam ve kadınlar sadece birer oyuncu. Girerler ve çıkarlar.” sözünü tuvallerine çarpıcı figürlerle aktaran Zerrin Tekindor’u çoğunlukla sadece bir tiyatro oyuncusu olarak biliriz. Oysa o her iki sanatı da bünyesinde çok iyi harmanlamış bir kadın.</p></blockquote>
<p>Zerrin Tekindor’un kısa hayat hikâyesine bakarsak, 1964 yılında Burhaniye&#8217;de doğan Zerrin Tekindor, ilk ve orta öğrenimini Ankara&#8217;da tamamlamıştır. 1985 yılında Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü&#8217;nden mezun olmuştur. 1985 yılında Devlet Tiyatrosunda göreve başlamıştır. Ankara Devlet Tiyatrosu&#8217;nda pek çok oyunda oynamıştır. 2003 yılında İstanbul Devlet Tiyatrosuna tayin olan Zerrin Tekindor, İstanbul&#8217;da da, Müfettiş, Dünyanın Ortasında Bir Yer ve Vahşet Tanrısı adlı oyunlarda rol almıştır. 2004 yılında Müfettiş adlı oyundaki Anna Andreyevna rolü ile , 2010 yılında Vahşet Tanrısı adlı oyundaki Annette Reille rolü ile ve 2014 yılında Kim Korkar Hain Kurttan adlı oyundaki Martha rolü ile 3. kez Afife Tiyatro Ödülüne layık görülmüştür.2012 yılında Oyun Atölyesi prodüksiyonu olan Antonius ile Kleopatra adlı oyunda yer almıştır. Oyun, Globe Globe festivali kapsamında Londra Shakespeare&#8217;s Globe tiyatrosunda sahnelenmiştir.<br />
Bir yanda tiyatro kariyerini sürdürürken, 1990-1994 yılları arasında Bilkent Üniversitesi Resim Bölümü&#8217;ne özel öğrenci olarak devam eden sanatçı, Halil Akdeniz Atölyesi&#8217;nde öğrenim görmüştür. Bu bölüme eğitmen olarak davet edilen Mehmet Güleryüz ve Bedri Baykam Atölyelerinde çalışmıştır. Çok sayıda yapıtı özel koleksiyonlarda bulunan sanatçı, günümüze kadar on altı adet resim sergisi açmıştır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-1615 size-full" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/zerrin-tekindor2.jpg" alt="zerrin-tekindor2" width="1120" height="500" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/zerrin-tekindor2.jpg 1120w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/zerrin-tekindor2-300x134.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/zerrin-tekindor2-768x343.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/zerrin-tekindor2-1024x457.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1120px) 100vw, 1120px" />Zerrin Tekindor canlandırdığı o muhteşem rollerde sanki her şey gerçek hayatta olup bitiyor, sanki bir oyun izlemeye gelmemişsiniz ve karşınızda da bir oyuncu yok hissini bize en çok yaşatan insandır. Son yıllarda adından çok bahsettiren ama bir o kadar da mütevazı… Sanatın her yönünde bir yeteneği var diyebiliriz Zerrin Tekindor için. Yılların tiyatro oyuncusu olmasına rağmen hepimiz onu gerçek anlamda ilk olarak Aşk-ı Memnunun güçlü, hüzünlü, güzel matmazeli olarak, sonra da Kuzey Güney’in ‘Kuaför Gülten’i olarak tanıdık. Zerrin Tekindor, aslında sanatın en büyük iki dalında da yetenekli bir insan ama biz bu ikinci kulvardaki yeteneğini pek bilmiyoruz. Bu yazımda Zerrin Tekindor’un tiyatrodaki muhteşem yeteneğinden değil de beni her zaman heyecanlandıran resimlerini yazmak istedim.</p>
<p>Tekindor, genellikle kadın yüzleri üzerinde çalışıyor. Kabarık saçlı, takma kirpikli, bol makyajlı… Resimlerindeki karakterler Tim Burton’ın gotik karakterlerine benzetiliyor. Tarzı için fantastik figüratif tanımı yapılabilir. Teatral bir yaklaşımla görsellik ön plana çıkarılmak istenmiş gibi. Zaten resimlere de ilk bakıldığında çok çarpıcı geliyor insana. Resimlerinde kadınları payetlerle süsleyip görselliği çok daha ön plana çıkarıyor. Onun dünyasında sahne, içinde fantastik figürlerinin dolaştığı yarı soyut bir dekor. Bu kadınların kabarık saçları, bol makyajları, takma kirpikleri, aksesuarları, takıları, abartılı giysileri var. Bu kadınlar özgüvenli, kendi seçimleriyle hareket eden, müdanasız, esprili, merak uyandıran kadınlar.</p>
<p>Genelde bakışlarında bir anlamsızlık taşırlar. Duygularını uluorta belli etmeyen kadınlar. Bu da tamamıyla kendi seçimleridir. Elbette hikâyeleri var bu kadınların. Ama hikâyelerini anlatmayı ve de anlamayı izleyiciye bırakıyor Zerrin Tekindor. Bakışlardaki anlamsızlığı herkes farklı farklı okusun istiyor belli ki. Bütün o şaşaalı duruşun arkasında biraz mahcup bu kadınlar. Makyaj ve aksesuarlarla duygularını gizleyen kadınlar. Ne de olsa, Murathan Mungan’ın dediği gibi saklanmanın en iyi yolu fazla görünmektedir.</p>
<p>Zerrin Tekindor bir kısmını atölyeye çevirdiği salonunda muhteşem işler çıkarıyor. Aslında önceden kendi atölyesi varmış ama boyaların ve tuvallerin hep elinin altında olmasını istediği için atölyeyi evine taşımış. Küçüklüğünden beri aslında en büyük hayali ressam olmakmış. Tiyatroyla uğraştığı süre boyunca resim de hep aklındaymış. Tiyatro dekorları ona hep resim tuvalleri gibi görünmüş.</p>
<p>Tekindor’un bir röportajından alıntılar sunmak bu çok yönlü sanatçı kadına hayranlığımızı arttıracaktır. ‘’ Ben güçlü olmaya çalışırım. En başta bir kadın olarak, anne olarak, mesleğini iyi yapmaya çalışan bir oyuncu olarak kuvvetli olmam gerektiğine inanırım. Birinden bir şey beklemem, uğraşıp her şeyi kendim yapmaya çalışırım. Yalnızlığa ve kadın-erkek ilişkilerine bakış açısını anlatırken; &#8220;bir erkek yalnız olduğunu hissettirmeli. Yalnız olduğunu hissetmediğiniz bir adamın hiç tadı yoktur. Ben, &#8216;ikimiz bir fidanın, güller açan dalıyız&#8217; hallerinden hiç hoşlanmam. Herkes bir bireydir. Tabii ki insanlar birlikte olsunlar, ama o dip dibe haller bana hiç uygun gelmez. Ben insanların tek başına karar verebilen hallerini severim. Kendim de öyle olmak isterim her zaman. Herkes tek başına bir şey olmalı diye düşünürüm. Eğitime çok inanırım. Eğitim olmadan bir şeyler hep eksik kalır. El yordamıyla, sadece elinizin ulaşabildiği yerlere gidersiniz, başka kapıları zorlayacak cesaretiniz olmaz. Eğitim size istediğiniz tercihi yapma özgürlüğünü sunar.’’</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/aktirist-ve-ressam-zerrin-tekindor/">Aktirist Ve Ressam Zerrin Tekindor</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadife Sesli Şarkıcı Nat King Cole</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/kadife-sesli-sarkici-nat-king-cole/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2015 15:09:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Detone]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 88. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1610</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="800" height="623" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/nat-king-cole.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="nat-king-cole" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/nat-king-cole.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/nat-king-cole-300x234.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/nat-king-cole-768x598.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></div>
<p>Hepimiz sevdiğimiz yemeklerden, dinlediğimiz müziklere kadar yaşam alışkanlıklarımıza baktığımızda geçmişimizin izlerini görürüz, hatta biraz daha ileriye gidip zihnimizde bir yolculuğa çıksak çocukluk günlerimizin o kayıtsız günlerine gitsek, hemen anılar canlanır [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/kadife-sesli-sarkici-nat-king-cole/">Kadife Sesli Şarkıcı Nat King Cole</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="800" height="623" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/nat-king-cole.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="nat-king-cole" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/nat-king-cole.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/nat-king-cole-300x234.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/nat-king-cole-768x598.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></div><blockquote><p>Hepimiz sevdiğimiz yemeklerden, dinlediğimiz müziklere kadar yaşam alışkanlıklarımıza baktığımızda geçmişimizin izlerini görürüz, hatta biraz daha ileriye gidip zihnimizde bir yolculuğa çıksak çocukluk günlerimizin o kayıtsız günlerine gitsek, hemen anılar canlanır gözümüzün önünde… Bazen mutfaktan yayılan bir koku, bazen kulaklarımızda çınlayan bir kahkaha, bazen de radyodan yükselen bir müziktir bu yolculuğun nedeni.</p></blockquote>
<p>Nat King Cole’in işte o yumuşacık sesini her duyduğumda ben böyle bir yolculuğa çıkarım. Babamım kocaman ellerini duyumsarım, kulağımda kahkaha sesleri eşliğinde benim küçücük ellerimi tutmuş ve odanın ortasında dönüyoruz, dönüyoruz. Babamdan mı, yoksa bu sesin büyüsünden mi bilemem, oldum bittim, Nat King Cole’ün bir</p>
<p>şarkısını nerede duyarsam duyayım içimde güzel bir şeyler uyanır. Gülümserim.</p>
<p>O yıllar çukulata renkli şarkıcıların yılları idi. Bizim evin baş çukulata renkli şarkıcısı da Nat King Cole idi. Bazen ona radyoda kadife sesli şarkıcı da derledi. Bunu sözü her duyduğumda, kendimi, salondaki kanepenin üstündeki yastıkları okşarken hayal ederken bulurdum. Çocukluk işte…</p>
<p>Eveeet , bu yazıda çok geçmişte kalmış ama bu günde hala zevkle dinlenen bu ünlü şarkıcı, aynı dönemde yaşayan Frank Sinatra, Perry Como ve Dean Martin gibi unutulmaz şarkılar, uluslararası turlar, radyo ve televizyon gösterileri ve filmlerde aldığı rollerle dolu bir yaşam sürdüren Nat King Cole’ü anacağız. Sanatçı 1919 yılında ABD’nin Alabama eyaletinde Montgomery şehrinde doğdu, Müzik eğitimini anne ve babasından aldı. Cazın yanı sıra klasik müzikle de ilgiledi. Erken yaşlarda Caz kulüplerinde orkestrası ile çalışmaya başladı. Cole 1936 yılında kardeşiyle ilk müzik kaydını yaptı. Kariyerinin başlarında piyanistliği yanı sıra bazı şarkılara sesiyle de katılmasına rağmen bu konuda utangaçtı. Diksiyonuyla gururlanmakla beraber, hiçbir zaman iyi bir şarkıcı olduğunu düşünmedi; yumuşak okuyuşunun zamanının caz vokalistlerinin tarzlarıyla uyuşmadığına inanmaktaydı.</p>
<p>İki evlilik yaptı Nat King Cole; ilki 17 yaşında evlendiği dansçısı Nadine Robinson, ikinci evliliği ise şarkıcı Maria Hawkins Wellington’ladır. İlk evliğinde sonra ilk topluluğu “Nat King Cole” üçlüsünü kurdu. Oluşturduğu grupta, piyano, bas ve gitarın bir arada bulunması o yılar için bir devrim niteliği taşımaktaydı. Daha sonra bu tarz toplulukların kurulmasına öncülük etti. Bu çalışmalar sırasında Nat sadece piyano çalıyordu efsanevi sesini kullanmıyordu. Müzik yaptığı bir nüfuzlu müşterinin şarkı isteği onun şarkıcılık kariyerinin başlangıcı oldu. Söylediği şarkı “Sweet Lorraine” 1940 yılında müzik piyasasındaki ilk hiti oldu. 1940 tan sonra bir caz piyanisti olarak bilinen Nat King Cole pop motifli parçalar söylemeye başladı. Hayranları bu tarzda şarkı söylemesini ihanet gibi kabul etse de Nat’a yadsınamaz bir başarı getirdi. Müzik kariyeri boyunca piyasaların değişimine ayak uydurarak rock albüm bile yaptı. Ama caza bağlılığı hep sürdü Broadway müzikallerine müzikler yaptı, filmlerde rol aldı. Filmlerde şarkı söyledi ki bu cümle, çok küçük bir çocukken onu sesinden yola çıkarak beyaz tenli bir adam olarak hayal edip, televizyonun siyahbeyaz döneminde bir filmde onun kocaman gülüşüyle karşılaştığımda hayallimin yıkılışını da hatırlatır. U gün o zamana geri dönüp çocukluğuma gülümsüyorum.</p>
<p>40lı yıllardan yaşamını sona erdiği 65 yılına kadar pek çok unutulmaz parçaya imza attı. Bunlar bugün bile vazgeçilemez klasik müzikparçalarıdır. Her romantiğin müzik dağarcığında bu unutulmaz müziklerden biri mutlaka vardır. Hatta şarkılarını İspanyolca ve Portekizce bile söylemiştir ve bu şarkılar hit olmuştur. Unutulmaz şarkıları içine “For Sentimental Reasons”, “Nature Boy”, “Smile”, “Pretend”, “A Blossom Fell”, “If I May”,”Mona Lisa”, “Too Young”, “LOVE”…. Bu liste uzayabilir. Müzik kariyerini son 20 yıl içinde</p>
<p>pop listelerine giren 100’ü aşkın 45’lik, 20’yi aşkın albümle Sinatra’dan sonra döneminin en başarılı pop şarkıcısı olarak nitelendirilmektedir.</p>
<p>5 Kasım 1956 da kendi adını taşıyan “The Nat King Cole Show” adlı televizyon programı NBC de yayınlanmaya başladı. Program ilk AfroAmerikan sanatçı programı olma özelliği taşıyordu. Ella Fitzgerald, Harry Belafonte, Mel Tormé, Peggy Lee ve Eartha Kitt gibi birçok ünlü sanatçıyı konuk etmesi ve büyük bir caz piyanisti ve şarkıcı olduğu gerçeği onu ön plana çıkardı. Fakat Amerika’da ırk ayrımcılığının çok koyu olduğu bu yıllarda böyle bir televizyon programının mali destek görmesi söz konusu dahi olamazdı ve 2 yıllık bir yayın süresinden sonra yayını sonlandırmak zorunda kaldı.</p>
<p>Bir siyahi şarkıcı olması ırk ayrımcılığının hedefi haline de getirdi, zaman zaman saldırıya uğradı. Bir aktivist gibi hareket etti. Politikayla ilgilendi. Beyazların yaşadığı bir mahalleye taşınması bile şimşekleri üzerine çekmeye yetti. Başkan John F. Kennedy’nin politik hareketini destekledi.</p>
<p>Sıkı bir sigara tiryakisi idi. Hatta sesinin güzelliğini içtiği sigaralara bağladığı söyleniyor. 48 yaşında akciğer kanserine yakalandı ve iki ay sonra 15 Şubat 1965 tarihinde, kariyerinin zirvesindeyken öldü.</p>
<p>Nat King Cole ölümünden sonrada başarılarına devam etti. Grammy neredeyse dünyadaki bütün ünlü şarkıcılardan esirgemediği ödülünü Nat King Cole de verdi. 1990 yılında “Hayat Boyu Başarı” dalında Grammy ödülüne layık görüldü.</p>
<p>1991 yılında kızı Natalie Cole pek çoğumuzun da hatırlayacağı gibi albümüne, babasının 1961 yılı şarkısı olan Unforgettable’ı koydu. Albümde sanırım daha önce pek denememiş bir şeyi yaparak babası ile düet yaptı. Albüm o yıl büyük başarı kazandı ve şarkının ismini taşıyan bu albüm 1992 yılının Grammy ödüllerinde yedi adet Grammy ödülü kazandı. Gelelim önerilerimize… Bütün toplama albümlerini mutlaka alın, kızı Natalie’nin yaptığı saygı albümü de müzik kitaplığınızın vazgeçilmezleri arasında olacaktır, edinin.</p>
<p>Nat King Cole Zamanın ötesinde, günümüzde hala müzikleri ile sesi ile var olmaya devam ediyor. Nat günümüzde romantik anların vazgeçilmez sanatçısı. Gittiğimiz bir düğün töreninde gelin ve damadın onun şarkıları ile dansa başlamaları çok şaşırtıcı bir durum değil.</p>
<p>Ama.. benim için hala babamı tekrar yanımda hissetmemi sağlayan bir ses O …</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/kadife-sesli-sarkici-nat-king-cole/">Kadife Sesli Şarkıcı Nat King Cole</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bursa-Bilecik Tabip Odası Tarihi</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/bursa-bilecik-tabip-odasi-tarihi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Çetin Tor]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2015 14:54:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 88. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1606</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="700" height="466" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bursa-bilecik-tabip-oda.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bursa-bilecik-tabip-oda.jpg 700w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bursa-bilecik-tabip-oda-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bursa-bilecik-tabip-oda-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></div>
<p>Mıntıka (Bölge) Etibba (Tabip) Odalarının ihtiyaca cevap vermemesi üzerine hazırlanan 6023 Sayılı Türk Tabipleri Birliği (TTB) Kanunu, 23 Ocak 1953 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nde kabul edilir. Yasa’da; “Türkiye [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bursa-bilecik-tabip-odasi-tarihi/">Bursa-Bilecik Tabip Odası Tarihi</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="700" height="466" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bursa-bilecik-tabip-oda.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bursa-bilecik-tabip-oda.jpg 700w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bursa-bilecik-tabip-oda-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/bursa-bilecik-tabip-oda-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></div><blockquote><p>Mıntıka (Bölge) Etibba (Tabip) Odalarının ihtiyaca cevap vermemesi üzerine hazırlanan 6023 Sayılı Türk Tabipleri Birliği (TTB) Kanunu, 23 Ocak 1953 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nde kabul edilir. Yasa’da;</p></blockquote>
<p>“Türkiye hudutları içinde mesleklerini uygulayan, kamu veya özelde çalışan, asker veya sivil tüm hekim ve dişhekimlerinin katılacağı Türk Tabipleri Birliği’nin kurulduğu (Madde:1), Türk Tabipleri Birliği’nin Tabip Odaları, Merkez Konseyi, Yüksek Haysiyet Divanı (Yüksek Onur Kurulu) ve Büyük Kongre’den oluştuğu (Madde:2), Türk Tabipleri Birliği’nin kamu yararına mesleki bir kuruluş olduğu (Madde:3), hekim ve dişhekimlerinin Tabip Odası Yönetim Kurulu’nun izni olmaksızın ikinci bir görev alamayacakları (Madde:5), üye sayısı 100’den fazla olan illerde tabip odası kurulacağı, üye sayısı 100’den az olan illerin birleştirileceği ya da diğer tabip odalarına bağlanacağı (Madde:6), oda gelirlerinin % 25’inin Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi’ne gönderileceği (Madde:10), Tabip Odalarının Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve Onur Kurulu’ndan oluştuğu (Madde:11), Genel Kurul’un yılda iki kez Mart ve Ekim aylarında toplanacağı, seçimlerin iki senede bir Mart ayında toplanan Genel Kurul’da yapılacağı, odanın bulunduğu belediye hudutlarının dışında oturan üyelerin mektupla seçime katılabilecekleri (Madde:13), Yönetim Kurulu’nun asker sivil fark etmeksizin hekim ve dişhekimleri arasından seçileceği (Madde:18), Yönetim Kurulu’nun, üye sayısı 500’e kadar olan odalarda beş ve 500’den fazla olan odalarda yedi kişiden oluşacağı, Yönetim Kurulu’na seçilen asıl ve yedek üyelerden birinin dişhekimi olacağı (Madde:19), Yönetim Kurulu’nun iki yıl için seçileceği, Yönetim Kurulu’na arka arkaya iki dönem seçilen üyelerin bir dönem ara geçmeden yeniden seçilemeyecekleri (Madde:20), Yönetim Kurulu’na seçilebilmek için yurt içinde beş yıl görev yapmış olmak gerektiği (Madde:21), Yönetim Kurulu’nun en az onbeş günde bir toplanacağı (Madde:25), Yönetim Kurulu’nun yıllık çalışma raporunu Merkez Konsey’ine göndereceği (Madde:27), Onur Kurulu’nun asker sivil fark etmeksizin dört hekim ve bir dişhekiminden oluşacağı ve görev süresinin iki yıl olduğu (Madde:31), Onur Kurulu’na seçilebilmek için yurt içinde on yıl çalışmış olmak gerektiği (Madde:32), Onur Kurulu’nun yazılı ihtar, para cezası ve geçici meslekten men cezası verebileceği (Madde:39), Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu’nun Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Müsteşarı, Tıp Fakültelerinden birer deontoloji profesörü, Temyiz Mahkemesi (Yargıtay)’nden bir temsilci, Devlet Şurası’ndan bir temsilci, Türk Tabipleri Birliği Büyük Kongresi’nde seçilen, yurt içinde yirmi yıl çalışmış, biri asker dört hekim ile Tabip Odaları ve Merkez Konseyi’nin üç temsilcisinden oluşan oniki asıl ve oy hakkı olmaksızın Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Zatişleri (Özlük İşleri) ve Muamelat Umum (Genel) Müdürü, Sağlık ve Sosyal Bakanlığı’nın Tabip Odaları ilgili daire temsilcisi ve Genel Kurmay Sağlık Dairesi Personel Şubesi Müdürü’nden oluşan üç müşavir (danışman) üyeden oluşacağı ve Ankara’da Sağlık ve Sosyal Bakanlığı’nda toplanacağı (Madde:42), Yüksek Onur Kurulu kararlarına itiraz edilemeyeceği (Madde:47), Yüksek Onur Kurulu’nun Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’nın çağrısı ile toplanacağı (Madde:48), Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi’nin çalışma yerinin İstanbul olduğu, Merkez Konseyi’nin Büyük Kongre’ce seçilen beş hekim ve iki dişhekiminden oluşacağı, ayrıca üç denetçi seçileceği (Madde:55), Merkez Konseyi’nin haftada bir toplanacağı ve Merkez Konseyi Genel Sekreteri’ne Büyük Kongre’ce tesbit edilen bir ücret ödeneceği (Madde:56), Merkez Konseyi’ne seçilen üyelerin İstanbul’da oturmaları gerektiği (Madde:57), Büyük Kongre’de üye sayısı 200’e kadar olan odaların üç, 500’e kadar olan odaların beş ve 500’den fazla olan odaların yedi kişi ile temsil edileceği, üç veya beş temsilciden birinin, yedi temsilciden ikisinin dişhekimi olacağı (Madde:60)” hükümleri ile Tabip Odaları, Merkez Konseyi, Yüksek Onur Kurulu ve Büyük Kongre’nin görev ve çalışmaları ile ilgili diğer hükümler yer alır.</p>
<p>31 Ocak 1953 tarihinde, 8323 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6023 Sayılı TTB Yasası’nın geçici 3.maddesi gereğince, Mart 1953’te Bölge Tabip Odaları genel kurulları toplanır. TTB Büyük Kongresi’ne katılacak 114 delege seçilir. TTB Büyük Kongresi, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’nın daveti ile 27 Nisan 1953 tarihinde Ankara’da toplanır. Kongre’de seçilen Merkez Konseyi, aralarında BursaBilecik Tabip Odası’nın da bulunduğu, 23 Tabip Odası belirler.</p>
<p>6023 Sayılı TTB Yasası’na göre kurulan BursaBilecik Tabip Odası’nın kuruluş dönemi hakkındaki bilgiler ile 19531955 yılları arasındaki süreçle ilgili belgeler çok yetersizdir. Belgelememe ve belge saklamama gibi kötü bir alışkanlığımızın olması bunda en büyük etken olsa gerektir. Bu nedenle söz konusu dönemle ilgili olarak, BursaBilecik Tabip Odası kurullarında kimlerin görev aldıkları ve ne gibi çalışmalarda bulunulduğu konusunda yeterli bilgiye ulaşılamamıştır. Bu dönemle ilgili bilgiler, var olan az sayıdaki belgeden elde edilen bilgilerdir. Belgelerin bir kısmının taşınmalar sırasında kaybolma olasılığı düşünülse de, belge saklama konusunda titiz davranılmadığı bir gerçektir.</p>
<p>BursaBilecik Tabip Odası’nın ilk Genel Kurulu, 19.06.1953 tarihinde, Orhangazi Parkı’nda bulunan Tarihi Belediye Binası’nın üst katındaki salonda toplanır.</p>
<p>BursaBilecik Tabip Odası’nın 19.06.1953 tarihinde yapılan ilk Genel Kurul toplantısında, Devlet Hastanesi Başhekimi Genel Cerrahi Uzmanı Dr.İbrahim Öktem ile Doğumevi Başhekimi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr.Arif Sözen Oda Başkanlığı’na aday olur. Yapılan oylama sonucu Dr.Arif Sözen seçilir. Bir süre İç Hastalıkları Uzmanı Dr.Talat Berent, daha sonra da Göz Hastalıkları Uzmanı Dr.Kemal Ataç, genel sekreter olarak görev yapar. Dr.Hüseyin Kurtoğlu Yönetim Kurulu üyesidir.</p>
<p>Tabip Odası kurullarında görev alan diğer hekimlerin isimleri ile dönemle ilgili karar defteri ve çalışma raporu bulunamadı. Üye dosyalarında bulunan Tabip Odası yazılarının içeriği, çoğunlukla ek görev verilmesi ve aidat borçlarının ödenmesi ile ilgilidir.</p>
<p>BursaBilecik Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyeleri ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) Büyük Kongre Delegeleri’ne gönderilen ve 25.06.1954 tarihinde toplanacak olan TTB Büyük Kongresi’nde görüşülecek olan Deontoloji Nizamnamesi ile Merkez Konseyi Çalışma Raporu’nu tartışmak üzere, 21.06.1954 günü 18.30’da Tabip Odası Lokali’nde yapılacak toplantıya katılmalarını isteyen yazıdan, o tarihte Tabip Odası’nın bir lokali olduğu anlaşılmaktadır.</p>
<hr />
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1607" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/arif-sozen.jpg" alt="" width="163" height="196" />DR.ARİF SÖZEN</strong></p>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve Başhekim olarak Altıparmak’ta bulunan Doğumevi’nde görev yapmıştır. Doğumevi’nin 1951 yılı sonunda, inşaatı biten Bursa Devlet Hastanesi’nin yeni binasına taşınmasından sonra burada da başhekim olarak çalışmaya devam etmiş, 1955 yılında ise Ankara’ya tayin olmuştur.</p>
<p>1948 yılında Bursa Halkevi Yönetim Kurulu Başkanlığı ve 19531955 döneminde BursaBilecik Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinde bulunmuştur. Bursa’dan gittikten sonra 19661968 yılları arasında Ankara Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başhekimlik yapmıştır.</p>
<hr />
<p>Kaynak:</p>
<ul>
<li>Bursa Devlet Hastanesi’ni ziyaret eden Dr.Tevfik Salim Paşa (Tevfik Sağlam), Başhekim Dr.İbrahim Öktem, Sağlık Müdürü Dr.Salih Ergezen ve Dr.ArifSözen (Resim), Bursa Devlet Hastanesi 118.Hizmet Yılında, Sayfa: 43, Derleyen: Op.Dr.Hüseyin Alagöz., Uludağ Üniversitesi Basımevi, 1986.</li>
<li>ezh.gov.tr/başhekimlerimiz</li>
<li>En Kıdemli Üyemiz Dr.Kemal Ataç ile Söyleşi, Hekimce Bakış, Bursa Tabip Odası Yayın Organı, Yıl: 2002, Sayı:52, Sayfa: 58</li>
<li>BursaBilecik Tabip Odası, Bursa Ansiklopedisi, II.Cilt, Sayfa: 157, Yayına Hazırlayan: Yılmaz Akkılıç, Bursa Hakimiyet Gazetesi Matbaası, 19831985.</li>
<li>Bursa Tabip Odası, Bursa Ansiklopedisi 2002, I.Cilt, Sayfa: 408, Yayına Hazırlayan: Yılmaz Akkılıç, Burdef Yayınları No: 3, Harman Ofset Basım Sanayiİstanbul, 2002.</li>
<li></li>
</ul>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/bursa-bilecik-tabip-odasi-tarihi/">Bursa-Bilecik Tabip Odası Tarihi</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anadolu Ronesansı</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/anadolu-ronesansi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Çetin Tor]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2015 14:45:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 88. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1601</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="700" height="573" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/anadolu-ronesansi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="anadolu-ronesansi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/anadolu-ronesansi.jpg 700w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/anadolu-ronesansi-300x246.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></div>
<p>ABD&#8217;nin Orta Doğu ve Yakın Asya politikalarının işgal ve bombalamalarla en ateşli doruğuna ulaştığı zaman diliminde Cumhuriyet kurucusu kültür ve eğitim politikalarına yönelik eleştiriler de arka arkaya patlak vermişti. Batılı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/anadolu-ronesansi/">Anadolu Ronesansı</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="700" height="573" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/anadolu-ronesansi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="anadolu-ronesansi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/anadolu-ronesansi.jpg 700w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/anadolu-ronesansi-300x246.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></div><blockquote><p>ABD&#8217;nin Orta Doğu ve Yakın Asya politikalarının işgal ve bombalamalarla en ateşli doruğuna ulaştığı zaman diliminde Cumhuriyet kurucusu kültür ve eğitim politikalarına yönelik eleştiriler de arka arkaya patlak vermişti. Batılı düşünürler Erik Jan Zürcher’den, Etienne Copeaux’ den el ve esin almış kimi aydın ve edebiyatçılarımız, üniversiteli araştırmacılarımız, Cumhuriyet&#8217;in bir &#8220;reddiye&#8221; ve &#8220;tepeden inmecilik&#8221; olduğu görüşünde birleşiyordu.</p></blockquote>
<p>Nobel ödüllü ünlü yazarımızın Kar adlı romanında hedef aldığı Cumhuriyet kurucusu &#8220;Kemalizm&#8221;, emperyalizmin bölge coğrafyası için düşündükleri önünde bir engel oluşturuyor olabilir miydi?</p>
<p>II. Dünya Savaşı sonrasında, &#8220;köylere kadar uzanmış kızıl komünist tehlike&#8221; diye gösterilerek kapatılan Köy Enstitüleri, 21. Yüzyıl başında ABD ve İngiltere kaynaklı doktora tezlerinde &#8220;faşist müessese&#8221; makamına nasıl oturtuldu?<br />
Rumeli&#8217;nin Kepirtepesi&#8217;nden Kars&#8217;ın Cılavuzu&#8217;na, 21 ocakta eli öpülesi öğretmenler yetiştiren ve Anadolu&#8217;ya çok derin izler bırakan Köy Enstitülerinin arkasındaki temel gerçeklik neydi?</p>
<p>Bugün, önümüze yeni bir &#8220;Osmanlılık&#8221; seçeneği sürülüyor. Egemen Batı&#8217;nın toplumumuza giydirmeye çalıştığı yönetim biçimi, Oğuz oymaklarından Gün Han içindeki dört boydan biri olan Kayı Boyu&#8217;nun kendisini kardeşi gibi gördüğü diğer bireylerden ayrı tutmamış, gazilikten ötesinde gözü olmamış önderi Ertuğrul&#8217;un, ırk, dil, din gibi farklara hiç bakmaksızın, yalnızca insanı seçen tutumu değil, İslam inancını zorba iktidarına ideoloji yapmaya kalkışarı Sultan Abdülhamid&#8217; in anlayışıdır.</p>
<p>Anadolu Rönesansı, Cumhuriyet kuruluşundan günümüze hayatımıza katılan tüm toplumsal sesleri, renkleri görünür kılmaya çalışan yoğun bir denemedir. Tarihcil gelişimi, siyaseti, edebiyatı birlikte kucaklamaya çalıştı. Tüm Şark toplumlarına 1789 Burjuva Devrimi&#8217;nin .insanlığa armağanı &#8220;eşitlik, kardeşlik, hürriyet&#8221; parolası ve sorgulayan aklı yerine Orta Çağ yaşamını hak gören emperyal güçlere işaret eden bir uyarı sesi olmak istedi…</p>
<hr />
<p><a href="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/anadolu-ronesansi2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-1604" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/anadolu-ronesansi2-291x300.jpg" alt="anadolu-ronesansi2" width="291" height="300" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/anadolu-ronesansi2-291x300.jpg 291w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/anadolu-ronesansi2-768x793.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/anadolu-ronesansi2.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 291px) 100vw, 291px" /></a>DR.ALPER AKÇAM:</p>
<p>1952 yılında Ardahan’da doğdu. Yazar Dursun Akçam’ın oğludur. İlkokulu Ardahan ve Kırıkkale’de, ortaokulu Kırıkkale ve Ankara’da, liseyi Ankara’da okudu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1974 yılında mezun oldu. Üniversite yıllarında devrimci gençlik eylemlerine katıldı. Lisansüstü eğitimini Sosyal Sigortalar Kurumu Ankara Dışkapı Hastanesi’nde tamamlayarak 1978 yılında genel cerrahi uzmanı oldu. Yalova ve Karabük SSK Hastaneleri’nde çalıştıktan sonra askerlik hizmetini Ankara Etimesgut 28.Tümen ve Erzincan Askeri Hastanesi’nde yedek subay olarak yaptı. 1982 yılında yeniden Karabük SSK Hastanesi’ndeki görevine başladı. 1996 yılında SSK Bursa Bölge Hastanesi’ne atandı. 2000 yılında emekli oldu ve hekimlik çalışmalarını sonlandırdı.</p>
<p>1968 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyalist Fikir Kulübü’ne üye oldu. 1969 yılında Fikir Kulüpleri Federasyonu Genel Yönetim Kurulu Üyeliği’ne seçildi. 1969-1971 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrenci Derneği Yönetim Kurulu’nda görev yaptı. Asistanlık yıllarında Türkiye Sosyalist İşçi Partisi, İşsizlik ve Pahalılıkla Mücadele Derneği ve Devrimci Sağlık İş Sendikası’na üye oldu. Karabük’te görev yaptığı dönemde Atatürkçü Düşünce Derneği Karabük Şubesi’nin kurucuları arasında yer aldı ve Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. Hekimlik yaşamı boyunca Ankara, Karabük ve Bursa Tabip Odası’na üye oldu. Bursa Tabip Odası’nda TTB Büyük Kongre Delegeliği, Ankara Tabip Odası’nda Onur Kurulu Üyeliği yaptı. Emekli olunca Bursa’da Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye oldu, Osmangazi İlçe Yönetim Kurulu Üyeliği görevinde bulundu.</p>
<p>Karabük&#8217;te bulunduğu yıllarda lisanslı olarak futbol oynadı.</p>
<p>Edebiyatçılar Derneği, Bursa Kültür ve Sanat Vakfı Edebiyat Kurulu, Kıbrıs Balkanlar Avrasya Türk Edebiyat Kurumu’nda yöneticilik yaptı. Halen Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı Başkanlığı ile Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Ankara Şubesi Başkanlığı görevini sürdürmektedir.</p>
<p>Edebiyat alanında roman, öykü, makale, deneme, eleştiri, mektup türünde çok sayıda yazın çalışmaları vardır.<br />
1997 Türk Tabipleri Birliği Öykü Yarışması’nda Birincilik, 2001 Edebiyatçılar Derneği ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Öykü Yarışması’nda Birincilik, Orhan Kemal Öykü Yarışması’nda Mansiyon, 2002 Pir Sultan Abdal Derneği Öykü Yarışması’nda İkincilik, 2003 Ahmet Hamdi Tanpınar Yarışması Mektup Dalı’nda İkincilik, 2005 Ümit Kaftancıoğlu Öykü Yarışması’nda Jüri Özel Ödülü, 2008 Yılı Yunus Nadi Öykü Ödülü ve 2012 Troya Folklor Araştırma Derneği Edebiyat Ödülü’ne değer bulundu.</p>
<p>YENİ KUŞAK KÖY ENSTİTÜLÜLER DERNEĞİ YAYINLARI<br />
İnönü Cad. No: 58/17 Birlik Apt. Hatay/İZMİR<br />
Tel. ve Faks: 0232 256 52 62<br />
www.ykked.org.tr<br />
ykkedernegi@yahoo.com.tr</p>
<p>YENİ KUŞAK KÖY ENSTİTÜLÜLER DERNEĞİ BURSA ŞUBESİ<br />
Nilüfer Belediyesi Dernekler Yerleşkesi<br />
Konak Mahallesi Kapalı Pazar Yeri Altı Nilüfer/BURSA<br />
http://www.facebook.com/yenikusakbursa<br />
yenikusakbursa@gmail.com</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/anadolu-ronesansi/">Anadolu Ronesansı</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarafların bir araya geldiği, umut vadeden bir proje: FERROSH</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/taraflarin-bir-araya-geldigi-umut-vadeden-bir-proje-ferrosh/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2015 14:02:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 88. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1597</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="358" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/ferrosh-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ferrosh" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/ferrosh-1.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/ferrosh-1-300x179.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div>
<p>Son zamanlarda duymaya alışarak artık kanıksadığımız ama aslında hiç de kanıksamak istemediğimiz, ne çok konu geldi gündemimize: Kesilen zeytin ağaçları, yapılmak istenen termik santraller, maden kazaları, diğer iş kazaları…. Bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/taraflarin-bir-araya-geldigi-umut-vadeden-bir-proje-ferrosh/">Tarafların bir araya geldiği, umut vadeden bir proje: FERROSH</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="358" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/ferrosh-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ferrosh" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/ferrosh-1.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/ferrosh-1-300x179.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div><blockquote><p>Son zamanlarda duymaya alışarak artık kanıksadığımız ama aslında hiç de kanıksamak istemediğimiz, ne çok konu geldi gündemimize: Kesilen zeytin ağaçları, yapılmak istenen termik santraller, maden kazaları, diğer iş kazaları…. Bir de toplumumuzda taraflaşmanın arttığı, yapıcı diyalogların azaldığını gördükçe geleceğe yönelik umutlarımız azalıyor. Bazen insan umut vadeden, iyi şeyler olmuyor mu ülkemizde diye sormaktan kendini alamıyor.</p>
<p>Beni son zamanlarda umutlandıran bir projeden bahsetmek istiyorum:</p></blockquote>
<p>Farklı taraflardaki grupların, istenildiğinde, güçlerini birleştirerek paydaş olarak ele ele vermesiyle neler yapabileceğinin örneği olan bu projenin adı; FERROSH. Açılımı; “Türkiye’de Metal Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği İçin Etkin ve Güvenilir Kaynakların Kullanımı’’</p>
<p>Bu proje;önleyici İş Sağlığı ve Güvenliği(İSG) şirket politikaları, risk değerlendirmesi, Türkiye’deki metal sektöründeki sosyal ortaklar arasındaki ve sağlık uzmanları arasındaki İSG riskleri ile ilgili bilinç oluşturulması ve daha sonrasındabu uygulamayı Türkiye’deki diğer sektörlere yaymak gibi bir hedef de taşıyor.</p>
<p>FERROSH Projesi; Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası MESS, Türk Metal Sendikası, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu ve Hollanda Uygulamalı Bilimsel Araştırmalar Kurumu TNO işbirliğiyle, Hollanda Hükümeti MATRA Fonu’ndan finanse edildi.<br />
Öncelikli olarak İstanbul’da ;Bursa, Istanbul ,Ankara, Kocaeli ve Izmir’den gelen 10 tane seçilmiş olan eğitimciye bir eğitici eğitimi düzenlendi. TNO tarafından organize edilen, benim de yer aldığım bu eğitim seminerinde, metal sektöründe uluslararası kabul gören en iyi uygulamalar aktarıldı. MESS’in organizasyonuyla BEKO’nunBeylikdüzü’ndeki fabrikası gezildi. Uygulamalı eğitimler ve karşılıklı bilgi alışverişlerinde bulunuldu. Bir sağlıkçı olarak Türkiye’nin beş büyük ilinden gelen iş güvenliği uzmanlarının ki MESS’e üye büyük firmaların uzmanlarıydı, saha bilgilerinin bize çok şey kattığını açık yüreklilikle söyleyebilirim. Eğitimler alındıktan sonra, gruplar oluşturularak düzenlenecek her biri Bursa, Istanbul ,Ankara, Kocaeli ve Izmir’den 30 kişinin katılacağı beş seminerin tarihleri belirlendi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1599" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/ferrosh-2.jpg" alt="ferrosh" width="1200" height="800" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/ferrosh-2.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/ferrosh-2-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/ferrosh-2-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/ferrosh-2-1024x683.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/ferrosh-2-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" />Daha sonra her eğitimci ekip ‘’bir hekim ve bir işgüvenliği uzmanı olarak’’ Proje kapsamında Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nda görev yapan hekimler ile MESS üyesi işyerlerinde görev yapan iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri ve çalışan temsilcilerine, metal işkolunda iş sağlığı ve güvenliği konularında eğitimler verdi. Bu şekilde metal sektörünün iş sağlığı ve güvenliği koşullarına ilişkin özel ihtiyaçlarının daha iyi karşılanması ve aynı zamanda bu kapasitenin seçilmiş hekimlerle metal işkolunun daha nitelikli hizmete erişiminin sağlanması amaçlandı. Ayrıca işyeri ziyaretleri ile bilgiler uygulamalı olarak pekiştirildi. Ancak görüldü ki bir diğer fayda da bu grupların sahada tecrübelerini paylaşmasının yanı sıra birbirine empati yapması ile ortaya çıktı ve görüşmeye devam sözü verildi.</p>
<p>Bu projede olduğu gibi bir tarafta işçi sendikası, diğer tarafta işveren sendikası, bir uçta devletin sağlık kurumu, diğer uçta başka bir ülkenin bilimsel araştırma kurumu varken işletmeler, çalışanları ve toplumun her kesimi için kazan-kazan mantığı ile stratejik işbirlikleri ve ortaklıklar oluşabiliyor.Eğitim, iş sağlığı ve güvenliği vb. endüstri ilişkileri kapsamında yer alan konularda yaşanan problemlerin sosyal diyalog temelinde çözülmesi ülkemizin geleceği için son derece önemlidir. Müşterek fayda sağlama amacıyla gerçekleştirilen bu faaliyetler sosyal ve toplumsal getirisi yüksek olan, verimliliğe büyük katkı sağlayan hizmetlerdir.Dileğimiz bu tür faaliyetlerin her geçen gün artmasıdır.</p>
<p><strong>Dr. İlknur G. DERİN</strong></p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/taraflarin-bir-araya-geldigi-umut-vadeden-bir-proje-ferrosh/">Tarafların bir araya geldiği, umut vadeden bir proje: FERROSH</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aile Hekimliğinde Neler Oluyor</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/aile-hekimliginde-neler-oluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2015 13:48:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 88. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1590</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="946" height="640" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/aile-hekimligi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="aile-hekimligi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/aile-hekimligi.jpg 946w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/aile-hekimligi-300x203.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/aile-hekimligi-768x520.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 946px) 100vw, 946px" /></div>
<p>Aile hekimliği macerası başladığından beri, aile hekimliğini tercih eden hekimler hep hükümetten ve çıkardan yana (reformdan yana diyenler de var), tercih etmeyenler ise muhalif ve fedakar (kayıp kuşak diyenler de [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/aile-hekimliginde-neler-oluyor/">Aile Hekimliğinde Neler Oluyor</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="946" height="640" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/aile-hekimligi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="aile-hekimligi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/aile-hekimligi.jpg 946w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/aile-hekimligi-300x203.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/aile-hekimligi-768x520.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 946px) 100vw, 946px" /></div><blockquote><p>Aile hekimliği macerası başladığından beri, aile hekimliğini tercih eden hekimler hep hükümetten ve çıkardan yana (reformdan yana diyenler de var), tercih etmeyenler ise muhalif ve fedakar (kayıp kuşak diyenler de var) hekimler olarak görüldüler. Tabii bakış açısının doğrultusuna göre de okşandılar ya da süründürüldüler. İzmir’de, Denizli’de, Eskişehir’de birinci basamağın özelleştirilmesine karşı duran hekimler gah birinci basamaktan dışlandılar, gah karşı oldukları sistemin stepneleri olarak kimsenin tercih etmediği boş kadrolara görevlendirilerek “pişman” edildiler. Henüz koltuklarına oturup alışmaya çalışan aile hekimleri bu dramatik tabloya ne yazık ki müdahil olamadılar ve TSM hekimlerinin yanında yer alamadılar.</p></blockquote>
<p>Aradan yıllar geçti diyemeyeceğim çünkü o kadar da uzun zaman olmadı, neredeyse tüm illerde geçiş gerçekleştikten hemen sonra, “anlaşıldı Vehbi’nin kerrakesi” ve aile hekimlerinin haklarından kıyım başladı. Önce gruplandırma adı altında cari gider yardımı şarta bağlandı ve seçtiği binaların koşulları uygun olmayan çoğu aile hekimleri cari giderin yarısının ellerinden uçup gittiğine tanık oldular. Ardından günümüz “paralel medyası” o zamanın hükümet yalakası olan yandaş “Zaman” gazetesinde “Aile Hekimlerine Katsayı Müjdesi” haberi ile gebe, bebek, 65 yaş üstü nüfus için birim katsayısı artırılırken nüfusun kahir ekseriyetini (ezici çoğunluğunu) oluşturan normal popülasyonun birim katsayısı düşürülüverdi. Bu “müjde” ile aile hekimlerinin ücretinden bir asgari ücret tutarı kadarını çekiverdi hükümet. Tüm ülkede geçişe kadar “aile hekimi sadece kayıtlı nüfusuna ve tanımlanmış yerinde bakar” denilirken ardından “defin nöbetleri”, “adli nöbetler”, geçici görevlendirmeler için nöbet listeleri oluşturulmaya başlandı ve aile hekimleri ilk itirazlarını yapmaya başladılar. Elbette o zamana kadar odalar ve dernekler üzerinden gah belediye ile gah il özel idaresi ile bina kiraları ve donanımları için mücadeleler sürüyordu ama orada bir pazarlık söz konusu idi. Ortada bir kiralık emtia var, bunu en az kaça tutarız mücadelesi idi. Uzlaşabilenler uzlaştı, uzlaşamayanlar mevcut binaları terk etti kendilerine yeni mekanlar yarattılar. Ama bakanlığın yaptığı dere geçerken atı çatlatmaya çalışmaktı. Nitekim itirazlar yükseldi, sesleri yükseldi, örgütlülükler güçlendi. TTB de dahil olmak üzere sendikalar, dernekler kısaca tüm meslek örgütleri aile hekimlerinin gittikçe yükselen seslerine duyarsız kalamadı ve bu direnişe destek vermeyi görev saydılar.</p>
<p>Acillerde oluşan utanç verici yığılmayı engelleyemeyen bakanlık, buraları aile hekimleriyle güçlendirip seyyar poliklinikler açmaya niyetlendiyse de “emir kulu” cüzi bir azınlık dışında acillerdeki beklenti boşa çıktı. Mayıs 2014’te başlayan uygulamanın ömrü 7 aylık hezimetin ardından sona erdi. Bunun üzerine bakanlık bir adım geri, 2 adım ileri atarak acil nöbetleri yerine cumartesi ASM nöbetleri adı altında fazla mesai dayatması koydu hekimlerin önüne. Ve bizce stratejik bir hata yaparak “cumartesiyi pazarlar, onu da bayramlar seyranlar izleyecek” deme gafletinde bulundu. Sendika ve odalardan hukuki desteği alan hekim ve sağlık çalışanları bu dayatmaya da nöbetlere gitmeyerek gereken cevabı verdiler ve vermeyi sürdürüyorlar. “ANGARYA’YA HAYIR!”</p>
<p>Bence ülkemiz sağlık sektörünün, belki de tüm sektörlerin, en uzun soluklu “sivil itaatsizlik” eylemi olmaya aday bu eylem sadece aile hekimlerince değil, fazla ve angarya çalıştırılmaya itiraz eden işçi, tarım işçisi, devlet memuru 4-B’lisi, 4-C’lisi herkes tarafından sahiplenilmeli ve desteklenmelidir. Bu bir hak alma mücadelesi değildir. Bu hakların korunması mücadelesidir ve aslında geç kalınmış bir mücadeledir. Sarı İnek’i ve Benekli’yi ve Kulağı Küpeli’yi kaptıran aile hekimliği camiası elde kalan sürüyü sırtlanlara kaptırmamak için mücadele etmektedir. Her zaman ülke gündeminde alt sıralarda kalan sağlık gündeminin kaderi aile hekimlerinin yükselen mücadelesi ile üst sıralara yükselecek ve hak ettiği karşılığa ulaşacaktır.</p>
<p>Bu bağlamda gerek yerel idarecilerimiz ve mesleki partnerlerimiz TSM çalışanlarının ve gerekse meslek örgütlerimizin aile hekimlerinin yanında olmalarına ve mücadelede birlikte davranmalarına ihtiyacımız vardır.</p>
<p><strong>Dr. Ersan Taşcı</strong></p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/aile-hekimliginde-neler-oluyor/">Aile Hekimliğinde Neler Oluyor</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıkta Dönüşüm Programı Çöktü</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/saglikta-donusum-programi-coktu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2015 13:45:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 88. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1589</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1120" height="670" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/saglikta-donusum2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="saglikta-donusum2" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/saglikta-donusum2.jpg 1120w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/saglikta-donusum2-300x179.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/saglikta-donusum2-768x459.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/saglikta-donusum2-1024x613.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1120px) 100vw, 1120px" /></div>
<p>Başlık oldukça iddialı bulunabilir. Ancak, ortaya çıkan bulgular başlıktaki iddiayı kanıtlıyor. Çünkü Sağlıkta Dönüşüm Programı 1. “Çocukları aşılamıyor”, 2. “Bebekleri öldürüyor”! Türkiye’de yüz çocuktan yalnızca 74’ünün aşıları yapılabiliyor, bin canlı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/saglikta-donusum-programi-coktu/">Sağlıkta Dönüşüm Programı Çöktü</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1120" height="670" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/saglikta-donusum2.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="saglikta-donusum2" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/saglikta-donusum2.jpg 1120w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/saglikta-donusum2-300x179.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/saglikta-donusum2-768x459.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/saglikta-donusum2-1024x613.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1120px) 100vw, 1120px" /></div><blockquote><p>Başlık oldukça iddialı bulunabilir. Ancak, ortaya çıkan bulgular başlıktaki iddiayı kanıtlıyor. Çünkü Sağlıkta Dönüşüm Programı 1. “Çocukları aşılamıyor”, 2. “Bebekleri öldürüyor”! Türkiye’de yüz çocuktan yalnızca 74’ünün aşıları yapılabiliyor, bin canlı doğumdan altısı bir-oniki aylıkken ölüyor. Söz konusu saptamaların kaynağı, Sağlık Bakanlığı’nın da tarafı olduğu Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA) 2013’ün raporunda paylaşılan veriler.</p></blockquote>
<p>Bilindiği gibi, Nüfus ve Sağlık Araştırması, Türkiye’de 1968 yılından itibaren beş yıllık aralıklarla düzenli olarak yapılıyor. Söz konusu araştırmaların anıldığı yıl verinin toplandığı yılı ifade ederken, elde edilen ölçütler, ayrıca özel olarak paylaşılmamışsa, veri toplanmasından önceki beş yılın ortalama değerini göstermektedir. Bu araştırma, AKP Hükümetleri’nin Sağlık Bakanlığı’nda icracı olduğu dönemlerde, ilki 2003, ikincisi 2008 ve son olarak 2013 yılı olmak üzere üç kez gerçekleştirildi. Bunlardan son ikisinin verileri (TNSA-2008 ve TNSA-2013), doğrudan AKP’nin kendi sağlık politikalarını uyguladığı, kendi sistemini kurduğu 10 yılın sağlıktaki sonuçlarını yansıtmaktadır (Tablo). Kendi ifadeleriyle, sevabı da günahı da yalnızca ve yalnızca AKP’ye ait olan döneme aittir.</p>
<p>Türkiye’de, AKP’nin sağlık politikalarıyla bir ilke daha imza atıldı. Postneonatal ölüm(doğduktan sonra 1-12ay arasında ölen bebekler) hızı 1968 yılından beri tüm araştırmalarda her yıl azalarak iyileşirken, TNSA-2013’ün verilerine göre, tarihinde ilk defa artmıştır. Oysa ki, postneonatal ölümler, aşılama, bebek izlemi vb. sağlık hizmetleri düzenli ve kapsayıcı olarak sunulduğunda engellenebilmesi en kolay olan bebek ölümleridir. AKP, Sağlıkta Dönüşüm Programı ile önlenebilir bebek ölümlerindeki azalmayı tersine çevirerek artırmayı ‘başardı’. 2003-2008 döneminde bin canlı doğumdan yalnızca dördü, birinci-onikinci ay arasında yaşamını kaybederken, bu hız 2008-2013 döneminde %33’lük bir artışla binde altıya çıkmıştır. Bir başka ifadeyle, 2008-2013 döneminde canlı doğan bin bebekten altısı birinci-onikinci ay arasında yaşamını yitirmiştir. Söz konusu durumun, Türkiye tarihinin son 45 yıllık döneminde başka bir örneği bulunmamaktadır.<br />
Bu durum tabii ki kendiliğinden, bilinmeyen nedenlerle ortaya çıkmamıştır. Aynı araştırmanın sonuçlarına göre, 2003-2008 döneminde yüz çocuktan 81’inin bütün aşıları yapılabiliyorken, tam aşılı çocukların oranı, 2008-2013 döneminde yaklaşık %9 azalarak yüz çocuktan ancak 74’ünün aşıları yapılabilmiştir (Tablo). Başka bir ifadeyle son beş yıllık dönemde tam aşılı çocuklarımızın oranı azalmıştır. Durum böyle olunca ortaya çıkan ölümler bir rastlantı değildir. Adeta ölüme davetiye çıkartılmıştır.</p>
<p>Bu davetiye, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın önemli bir bileşeni olan aile hekimliği modelinin uygulanmasıyla hazırlanmıştır. ‘Herkesin hekim seçme hakkı olacak’, ‘herkesin özel hekimi olacak’ söylemleriyle taraftar toplamaya çalıştıkları aile hekimliği sistemi ile kişiye ve çevreye yönelik sağlık hizmetlerini çağımıza uygun olmayan bir biçimde birbirinden ayırdılar, ev ziyaretlerini yapılamaz-yasak hale getirdiler. Yetmedi, yılda ortalama beş başvuruyla birinci basamak hekimliğini yalnızca ayakta hasta tanı ve tedavi uygulamasının yapılabildiği, kişisel koruyucu sağlık hizmetlerinin bile verilemediği birimlere dönüştürdüler.</p>
<p>Söz konusu kötüleşme, sağlıkta dönüşümün durdurulması ve Türkiye’de önceliği HALKIN SAĞLIĞI olan toplumcu, kamucu sağlık sisteminin yeniden inşası ile tersine çevrilebilinir. Bunun için de en yakın fırsatın 7 Haziran 2015 seçimleri olduğunu söyleyebiliriz. Sandık başına gitmeden önce, oy vereceğimiz partinin sağlık programında saydığımız ilkelere yer verip vermediğine bakar, beraberinde hayata geçirebilecek olanı belirler, tercihimizi ona göre yapabiliriz. Çünkü, sağlık sisteminde söz konusu yeniden kuruluş hedefi, Türkiye’de hayatın hemen bütün alanlarının benzer biçimde yeniden kuruluşu anlamına gelmektedir.</p>
<p>Tablo. Türkiye’de Yıllara ve Çeşitli Sosyoekonomik Özelliklere Göre Tam Aşılanmış 15-26 Aylık Çocuklar(yüzde) ve Perinatal Ölüm Hızı</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1592 alignnone" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/saglikta-donusum.jpg" alt="saglikta-donusum" width="742" height="668" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/saglikta-donusum.jpg 742w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/saglikta-donusum-300x270.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 742px) 100vw, 742px" /></p>
<p><strong>Onur Hamzaoğlu &#8211; onurhamzaoglu@gmail.com</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/saglikta-donusum-programi-coktu/">Sağlıkta Dönüşüm Programı Çöktü</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeryüzünün Vicdanı Sustu&#8230;</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/yeryuzunun-vicdani-sustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2015 12:56:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 88. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Kokusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1581</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="400" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/obana-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="obana" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/obana-1.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/obana-1-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/obana-1-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div>
<p>Uruguaylı gazeteci, yazar Eduardo Galeano’yu 74 yaşında 13 Nisan 2015te yitirdik. Sadece Latin Amerika’da değil tüm dünyada sağduyunun, vicdanın ve ötekilerin sesi olmuş değerli bir yazar, solcu bir aydın ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/yeryuzunun-vicdani-sustu/">Yeryüzünün Vicdanı Sustu&#8230;</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="400" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/obana-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="obana" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/obana-1.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/obana-1-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/01/obana-1-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div><blockquote><p>Uruguaylı gazeteci, yazar Eduardo Galeano’yu 74 yaşında 13 Nisan 2015te yitirdik. Sadece Latin Amerika’da değil tüm dünyada sağduyunun, vicdanın ve ötekilerin sesi olmuş değerli bir yazar, solcu bir aydın ve politik bir aktivistti. Onu son kez ABDnin Venezüellaya uyguladığı yaptırımlara karşı dururken gördük. 40 yıl önce yayınlanan ünlü kitabı LATİN AMERİKANIN KESİK DAMARLARI’nı Hugo Chavez 2009 yılındaki bir Amerikan Devletleri zirvesinde Obama’ya Latin Amerika gerçeğini anlaması için armağan etmişti.</p></blockquote>
<p>Kitaplarında özellikle Latin Amerikanın uzak ve yakın geçmişini kıtaya özgü büyülü gerçekçiliğin şiirsel ve esprili diliyle anlatır. O resmi tarihin aksine kazananların değil; kaybedenlerin, dışlanmışların, ötekileştirilmişlerin,yok sayılanların,ezilenlerin, sömürülenlerin, bir şiirinde söylediği gibi kısaca hiçkimselerin yani tarihi yapanların öyküsünü aktarmıştır. Tüm kitaplarında bilindik, genelgeçer kavramları tersyüz ederek sorular sorar. Son kitaplarından AYNALAR’ı Democracy Now dergisiyle yaptığı söyleşide şöyle anlatır: ‘’İnsanın tarihini görünmez olanların gözünden yeniden biçimlendiren, ırkçılıkla, maçolukla, militarizmle, seçkincilikle ve başka birçok izmle sakatlanmış yeryüzünün gökkuşağını yeniden keşfeden 600 küçük öykü. Amacım hiçkimse olmayanlar hakkında hiçkimse olmayanların sesiyle konuşmaktı. Küçük öyküler çünkü ben sözcük enflasyonuna karşıyım, az sözle çok şey anlatmak istedim. Çoğunlukla çok söz hiçbir şey söylememek içindir.’’</p>
<p>Galeano 1940da Uruguay’da doğmuştur. Gençlik yıllarında pekçok işte çalışmış; 1960 larda gazeteciliğe başlamıştır. Diktatörlük döneminde bir süre hapiste kalmış, 1985e dek İspanyada politik mülteci olarak yaşamış; sonra ülkesine dönerek gazeteciliği ve yazarlığını sürdürmüştür.</p>
<p>Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri, Uruguay, Arjantin, Şili ve Brezilya diktatörlerinin yasakladığı Latin Amerikanın Kesik Damarları, Latin Amerika’nın tarihini büyüsel anekdotlarla anlattığı 3 ciltlik Ateş Anıları, futbola adanmış Güneşte ve Gölgede Futbol, kapitalizmin paradoksal dilini tiye aldığı Tepetaklak, dünyanın resmi olmayan tarihi Aynalar, Kucaklaşmanın Kitabı, Zamanın Ağızları, Söz Mezbahası, Biz Hayır Diyoruz, Ve günler Yürümeye Başladı Türkçeye de çevrilen kitaplarından bazıları.</p>
<p>Galeano sözcükleri bir resim boyarcasına ustalıkla kullanırdı. Montevideo’da ünlü kafesi Cafe Brasilero’da oturup insanlarla konuşur, duyduklarını kağıt parçalarına not eder, kitapları için saklardı. Yazarlığı seçmesini şöyle anlatır: ‘’ Gool diye bağırarak doğmuşum, tüm diğer Uruguaylı bebeler gibi. Futbolcu olmak istedim; tam bir felaketti. Sonra rahip olmaya karar verdim. Daha kötüydü. Ressam olayım dedim ama çizdiklerim bakılacak gibi değildi. Hepsinin boş gayret olduğuna inanınca yazarlığa başladım. Doğduğum, büyüdüğüm şehirde Montevideo’da kıyı boyunca yürür , gider gelirdim. Bu gidiş gelişler sırasında sözcükler gelir, içime dolardı. Zor olan onları dışarı salıvermekti.’’</p>
<p>Yeryüzünün vicdanı, belleği, dışlanıp yoksayılanların sesi Eduardo Galeano’nun son iki kitabından Kadınlar 1 Mayısta Uruguayda yayınlanacak. Galeano’nun seçimiyle Şehrazat’tan Marilyn Monroe’ya, Nobel Barış Ödüllü Guatemalalı yerli Rigoberta Menchu’dan Meksika Devriminin ve Paris Komününün isimsiz kadınlarına dek pekçok kadının öyküsünün anlatıldığı bir antoloji. İkinci kitabı Öykü Avcısı ise önümüzdeki aylarda basılacak.</p>
<p>Galeano’nun Cumhuriyet Gazetesi için çevirdiğim ve 18 Mayıs 2009da yayınlanan ‘’ADALET ADİL Mİ?’’ başlıklı yazısını anısına saygıyla aktarıyorum:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ADALET ADİL Mİ?<br />
Bazı soruları, kafamda vızıldayıp duran sinekleri yani, sizinle paylaşmak isterim. Adalet adil mi? Tepetaklak olmuş dünyanın adaleti ayakları üstünde mi duruyor?<br />
Irakta Bush’a ayakkabısını fırlatan ayakkabı eylemcisi 3 yıl hapse mahkum ediliyor; ödüllendirilmesi daha doğru olmaz mıydı?<br />
Kim terörist? Ayakkabı fırlatan mı, fırlatılan mı? Yalanlar söyleyerek Irak’ı işgal etmiş, pek çok insanın ölümünden sorumlu, işkenceyi yasalaştırıp uygulanmasına izin veren bu seri katil terör suçunu işlemedi mi?<br />
Meksikadaki Atenco halkı, Şilinin Mapuche yerlileri, Guatemalalı Kekchie’ler ya da Brezilyanın topraksız köylüleri topraklarını savundukları için terörist sayılmadılar mı? Eğer toprak kutsalsa (gerçi yasalar öyle demez) onu savunanlar da kutsal değil midir?<br />
Foreign Policy ( ekonomi ve politika dergisi çn.) e göre Somali en tehlikeli bölge. Peki korsan kim? Gemileri soyan açlığa mahkumlar mı yoksa yıllardır dünyayı soyan ve şimdi de milyonlarca dolarla hırsları ödüllendirilen Wallstreet’in spekülatörleri mi? Neden dünya kendisini yağmalayanları ödüllendirir? Neden adaletin tek gözü kördür? Dünyanın en güçlü şirketlerinden Walmart’ta sendika yasaktır, Mc Donalds’da da. Niçin bu büyük şirketler uluslararası yasaları ihlal ederken cezalandırılmayacaklarından bu kadar eminler? Günümüz dünyasında emeğin çöp kadar değeri olmadığından mı? Çalışanların hakları diye bir şey kalmadığından mı?<br />
Kimler adil, kimler değil? Eğer uluslararası adalet sahiden varsa neden hiç güçlüleri yargılamaz? En acımasız katliamların failleri hapse girmez? Hapisanelerin anahtarları onlarda olduğu için olmasın?<br />
Neden Birleşmiş Milletlerde veto hakkı olan 5 süper güç dokunulmazdır? Bu, ilahi bir hak mıdır?<br />
Savaş pazarlığı yaparken barışı mı kolluyorlar? Dünya barışının silahların çoğunu üreten bu 5 gücün sorumluluğunda olması adil midir? Uyuşturucu kaçakçılarını horlamayalım, ama bu da bir organize suç sayılmaz mı? Ölüm cezası isteyerek yaygara koparan dünyanın sahiplerine karşı bir ceza istenmiyor, dahası yaygaracılar füze kullananlara değil çakısını kullanan katillere ölüm istiyorlar. İnsan sormadan edemiyor, bu intikam tutkunları öldürmekten bu kadar hoşlanıyorlarsa neden sosyal eşitsizlik için ölüm cezası istemezler? Her bir dakikada 3 milyon dolar askeri harcamalara giderken 15 çocuğun açlıktan ya da tedavi edilebilir bir hastalıktan öldüğü bir dünya adil olabilir mi? Uluslararası toplum kime karşı dişlerine varana dek silahlanıyor? Yoksulluğa mı yoksa yoksullara mı karşı? Neden kapital dünyasının ateşli ölüm cezası yanlıları kamusal güvenliği hergün tehdit eden tüketim toplumunun değerlerine ölüm cezası istemezler?<br />
Ya da günler ve geceler boyu işsiz, düşük gelirli milyonlarca genci serseme çeviren sahip olmak var olmaktır( yeni bir otomobilin olsun, marka bir ayakkabın olsun, olsun, olsun&#8230;) reklam bombardımanını suç ilan ederler mi? Neden ölüme karşı ölüm cezası uygulanmaz? Tüm dünya ölüme hizmet etmek için örgütlenmiş. Kaynaklarımızın ve enerjimizin büyükçe bir bölümünü yutan silah endüstrisi ölüm imal etmiyor mu? Dünyanın sahipleri şiddeti sadece başkaları uyguladığında mahkum ederler. Bu şiddet tekeli dünya dışı yaratıklar için açıklanamaz, dünyalılar içinse dayanılmaz bir olguya dönüştü. Biz dünyalılar tüm tersi göstergelere karşın hala hayatta kalacağımızı sanıyoruz. İnsanoğlu birbirini yoketmede ustalaşmış tek canlı türü ve yıkıcı teknolojiler geliştirerek dünyanın ve üzerinde yaşayanların sonunu getirecek. Bu teknoloj korkuyla besleniyor. Düşmanlar üreten bu korku aslında askeri harcamaları haklı çıkarmaya yarıyor.<br />
Ey ölüm cezası çığırtkanları korkuyu öldürmeye ne dersiniz? Bizi korkutanların bu evrensel diktatörlüğünü sonlandırmak sağlıklı olmaz mı?<br />
Panik tohumları ekenler bizi yalnızlığa mahkum ediyorlar, dayanışmamızı yasaklıyorlar: Ezin birbirinizi, gemisini kurtaran kaptan! Komşun seni tehdit eden bir tehlikedir her zaman, aman dikkatli ol; bu, seni soyabilir, o, sana saldırabilir, şu bebek arabasında müslüman bir bomba saklanmış olabilir ya da sana bakan şu masum görünüşlü komşun domuz gribi bulaştırabilir&#8230;<br />
Bu tepetaklak olmuş dünyada en temel hak arayışları, sağduyu bile korku veriyor insanlara. Başkan Evo Morales,Bolivya’nın çoğunluğunu oluşturan yerliler utanmadan aynaya bakabilsinler diye ülkesini yeniden yapılandırmaya giriştiğinde paniğe kapıldı herkes. Bu talep geleneksel ırkçı düzen için tam bir yıkımdı. ‘’Evo’nun mümkün olabileceğini söylediği düzen kaos ve şiddet doğurabilirdi. Onun yüzünden ulusal birlik bozulup parçalara ayrılacaktı.’’<br />
Ekvator başkanı Correa, ülkesinin yasal olmayan borçlarını ödemeyeceklerini söylediğinde finans dünyasında yer yerinden oynadı ve Ekvator en korkunç cezalarla korkutuldu, kötü örnek olmasın diye.<br />
Askeri diktatörlükler ve hırsız politikacılar uluslararası bankalar tarafından şımartılırken bizler de ölümcül bir kadermişçesine bizi dövecek sopaların parasını ve bizi yağmalayacak aç gözlülüğü ödemeye alışmadık mı?<br />
Sakın sağduyu ve adalet sonsuza dek birbirlerinden boşanmış olmasınlar! Sağduyu ve adalet birlikte yürüsünler ve dost olsunlar diye doğmamışlar mıydı? Feministler, biz maçolar kadınları gebe bıraktığımızda kürtaj serbest olsun derken sağduyu va adalete sığınmıyorlar mıydı? Peki neden kürtaj serbest değil hala? Sadece yaptıracak parası olan kadınlarla parayı alacak doktorlara ait bir ayrıcalık olarak kalsın diye mi acaba?<br />
Sağduyu ve adaletin yadsındığı başka bir rezillik daha: Neden uyuşturucuları yasallaştırmak istemezler? Kürtaj gibi bu da bir halk sağlığı sorunu değil mi? En çok bağımlı barındıran bir ülke hangi ahlaki yetkiyle kendi tıbbi gereksinimi kadar üreten bir başka ülkeyi mahkum edebilir? Uyuşturucu belasına karşı savaşa kendini adamış büyük basın kuruluşları neden tüm dünyanın tükettiği uyuşturucunun Afganistan’dan geldiğini söylemezler? Afganistan’ı kim yönetiyor? Bu ülke, hepimizi kurtarmayı görev edinmiş Mesih tarafından işgal edilmemiş miydi? Neden uyuşturucuları bütünüyle yasallaştırmıyorlar? Askeri işgaller için iyi bir gerekçe oluşturduğu için mi acaba? Yoksa geceleri çamaşırhane gibi çalışan bankalar için ballı kazanç kapısı olduğundan mı?<br />
Şimdi dünya üzgün, çünkü daha az otomobil satılıyor. Krizin sonuçlarından biri başarılı otomobil endüstrisindeki düşüş. Eğer hala biraz sağduyumuz kaldıysa, bunu kutlamamız gerekmez mi? Otomobillerin azalması daha az zehirlenecek doğa için ya da daha az ölecek olan yayalar açısından iyi bir haber değil mi yoksa?<br />
Lewis Carol’a (Alis Harikalar Ülkesinde kitabının yazarı çn.) göre Kraliçe Harikalar ülkesinde adaletin nasıl işlediğini Alis’e şöyle açıklar: Şöyle der Kraliçe, ‘’İşte görüyorsun, hapise kapatılmış, cezasını çekiyor ancak mahkeme gelecek çarşamba başlayacak, tabi bu arada suç da işlenip bitmiş olacak.’’<br />
El Salvador’da rahip Oscar Amulfo Romero adaletin yılan gibi sadece baldırı çıplakları ısırdığını göstermişti. Ülkesinde baldırı çıplakların dünyaya gelme suçunu işleyerek daha doğmadan mahkum edildiklerini söylediği için kurşunlanarak öldürüldü.<br />
El Salvadordaki son seçimlerin sonucu bir tür saygı değil mi? Rahip Romero ve onun gibi adaletsizlikler ülkesinde adil bir adalet için savaşanların anısına bir saygı değil mi?<br />
Bazen Tarihin hikayeleri kötü biter ama Tarih bitmez. Elveda derken yine görüşürüz demek istemiştir.</p>
<p>EDUARDO GALEANO/ PAGİNA 12 / ARJANTİN<br />
08/05/2009</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/yeryuzunun-vicdani-sustu/">Yeryüzünün Vicdanı Sustu&#8230;</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
