<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hekimce Bakış 81. Sayı arşivleri - Hekimce Bakış</title>
	<atom:link href="https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-81-sayi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-81-sayi/</link>
	<description>Bursa Tabip Odası yayınıdır</description>
	<lastBuildDate>Fri, 29 Mar 2019 09:43:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Sürgünden Doğan Vatan &#8211; Ay Işığında Yağan Yağmur</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/surgunden-dogan-vatan-ay-isiginda-yagan-yagmur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hekimce Bakış]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Dec 2012 10:42:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 81. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2436</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1000" height="744" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/surgunden-dogan-vatan.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="surgunden-dogan-vatan" decoding="async" fetchpriority="high" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/surgunden-dogan-vatan.jpg 1000w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/surgunden-dogan-vatan-300x223.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/surgunden-dogan-vatan-768x571.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/surgunden-dogan-vatan-86x64.jpg 86w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></div>
<p>Anadolu Türklüğü’nün eski bir serhat kolunu teşkil eden Ahıska ve çevresi halkının bir kısmı,16 Mart 1921 tarihli, talihsiz bir antlaşma ile Türkiye sınırları dışında kaldı. Türkiye sınırına bitişik olan Ahıska [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/surgunden-dogan-vatan-ay-isiginda-yagan-yagmur/">Sürgünden Doğan Vatan &#8211; Ay Işığında Yağan Yağmur</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1000" height="744" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/surgunden-dogan-vatan.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="surgunden-dogan-vatan" decoding="async" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/surgunden-dogan-vatan.jpg 1000w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/surgunden-dogan-vatan-300x223.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/surgunden-dogan-vatan-768x571.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/surgunden-dogan-vatan-86x64.jpg 86w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></div><blockquote><p>Anadolu Türklüğü’nün eski bir serhat kolunu teşkil eden Ahıska ve çevresi halkının bir kısmı,16 Mart 1921 tarihli, talihsiz bir antlaşma ile Türkiye sınırları dışında kaldı. Türkiye sınırına bitişik olan Ahıska bölgesini Türk unsurundan temizlemek için, 14 Kasım 1944’te komünist rejimi ve onun lideri Stalin tarafından topyekun Orta Asya’ya sürgün edilmiş, o çilekeş Türk Toplumu’nun bir çocuğuyum. Sürgün zamanı 5 yaşında idim ve çok şey hatırımda.</p></blockquote>
<p>İkinci Dünya Savaşı sırasında, Sovyet Devleti’nin sürgünden önce silahaltına almış olduğu 40 bin Türk’ten biri olan babam, bir daha geri dönmedi. Kış gününde, yük ve hayvan vagonlarında yaptırılan, 45 gün süren sürgün yolculuğunda ağır hastalanan annem, kısa sürede 3 yavrusunu geride bırakarak hayata gözlerini yumdu.</p>
<p>Yabancı ülkelerde ayakta durabilmek için, yerli halklara göre kat kat daha iyi okumamız ve çalışmamız şarttı! Bende, yarı aç yarı tok halde didinerek hem çalıştım hem okudum. Doktor oldum.</p>
<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi, 02.07.1992 tarihinde “Ahıska Türkleri’nin Türkiye’ye Kabulü ve İskanına Dair Kanun”u kabul etti. Kanunumuzun 1.maddesine istinaden, 1996 yılında Türkiye’ye göç ettim.</p>
<p>Her insanın hayat mücadelesi olduğu gibi benim de iyisiyle-kötüsüyle, zorluğuyla-kolaylığıyla bir hayatım oldu. Ve ben bu hayatımı sayfalara dökerek hem sizinle paylaşmak hem de çoktan gömmüş olduğum o duygularımı tekrar hissetmek, hatırlamak ve sürgünlerde geçmiş olan hayatımın bütün zorluklarına rağmen, şu anda sahip olduklarımın gözümdeki değerini bir kat daha yükselterek, tekrar şükretmek istedim.</p>
<p><strong>Dr. Seyfettin Bayram Paşaoğlu</strong></p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/surgunden-dogan-vatan-ay-isiginda-yagan-yagmur/">Sürgünden Doğan Vatan &#8211; Ay Işığında Yağan Yağmur</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Askerler &#8211; C.Chaplin</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/askerler-c-chaplin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hekimce Bakış]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Dec 2012 09:55:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 81. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2432</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="744" height="563" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/charlie-chaplin.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="charlie-chaplin" decoding="async" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/charlie-chaplin.jpg 744w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/charlie-chaplin-300x227.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/charlie-chaplin-86x64.jpg 86w" sizes="(max-width: 744px) 100vw, 744px" /></div>
<p>Bu zalimlere teslim olmayın, sizi hor gören, eğiten, besleyen, köleleştiren, hayatınızı yöneten, ne yapacağınızı, ne düşüneceğinizi, ne hissedeceğinizi söyleyen, size sürü muamelesi yapan bu zalimlere teslim olmayın. &#160; Teslim olmayın [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/askerler-c-chaplin/">Askerler &#8211; C.Chaplin</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="744" height="563" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/charlie-chaplin.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="charlie-chaplin" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/charlie-chaplin.jpg 744w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/charlie-chaplin-300x227.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/charlie-chaplin-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 744px) 100vw, 744px" /></div><blockquote><p>Bu zalimlere teslim olmayın,<br />
sizi hor gören, eğiten, besleyen,<br />
köleleştiren, hayatınızı yöneten,<br />
ne yapacağınızı,<br />
ne düşüneceğinizi,<br />
ne hissedeceğinizi söyleyen,<br />
size sürü muamelesi yapan<br />
bu zalimlere teslim<br />
olmayın.</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Teslim olmayın</p>
<p>sizi kendi savaşlarına alet eden</p>
<p>bu hasta ruhlu adamlara.</p>
<p>Bu robot kalpli,</p>
<p>robot kafalı,</p>
<p>robot adamlara teslim olmayın.</p>
<p>Sizler robot değilsiniz.</p>
<p>Sizler sürü değilsiniz. İnsansınız.</p>
<p>Yüreklerinizde</p>
<p>insanlık sevgisi var.</p>
<p>Nefret etmeyin -sadece sevilmeyenler</p>
<p>nefret eder.</p>
<p>Sevilmeyenler ve hasta ruhlular.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Askerler!</p>
<p>Kölelik için değil, özgürlük için savaşın.</p>
<p>Tanrı insanın gönlündedir,</p>
<p>ne tek bir adamın,</p>
<p>ne de birkaç adamın gönlündedir Tanrı,</p>
<p>O bütün insanların gönlündedir.</p>
<p>Herbirinizin içindedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ey halk, güç sizde</p>
<p>makineleri icat etme gücü de sizde,</p>
<p>mutluluğu yaratma gücü de.</p>
<p>Ey insanlar,</p>
<p>hayatı özgür ve güzel kılma gücü de,</p>
<p>onu müthiş bir serüvene dönüştürme gücü de ellerinizdedir.</p>
<p>Öyleyse</p>
<p>demokrasi adına, bu gücü</p>
<p>kullanalım &#8211; birleşelim.</p>
<p>Yeni bir dünya için savaş</p>
<p>verelim</p>
<p>adam gibi bir dünya,</p>
<p>insanlara çalışma olanağı, gençlere gelecek,</p>
<p>yaşlılara da güvence</p>
<p>veren bir dünya için.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Zalimler de bunları vaat ederek başa geldiler. Ama</p>
<p>onlar yalan söyler.</p>
<p>Sözlerini tutmazlar.</p>
<p>Hiçbir zaman da tutmayacaklar.</p>
<p>Diktatörler kendilerini</p>
<p>özgürleştirirlerken insanları köleleştirirler. Şimdi</p>
<p>bu dünyayı</p>
<p>özgürleştirmek için mücadele edelim</p>
<p>ulusal sınırlardan, açgözlülükten,</p>
<p>nefretten ve hoşgörüsüzlükten kurtulalım – Sağduyulu</p>
<p>bir dünya için, bilim</p>
<p>ve gelişmenin herkesi mutlu kılacağı bir dünya icin</p>
<p>mücadele edelim.</p>
<p>Ey,</p>
<p>askerler, demokrasi adına birleşelim!</p>
<p>Güneş çıktı.</p>
<p>Karanlıktan ışığa çıkıyoruz.</p>
<p>İnsanların nefret, zulüm ve açgözlülüklerinden</p>
<p>arınacağı, daha şefkatli yeni</p>
<p>bir dünyaya adım atıyoruz. Yukarıya bak Hannah!</p>
<p>Artık insan ruhunun</p>
<p>kanatları var ve işte nihayet uçmaya başladı.</p>
<p>Gökkuşağına doğru uçuyor, umut</p>
<p>ışığına doğru.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Charlie Chaplin (1940)</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/askerler-c-chaplin/">Askerler &#8211; C.Chaplin</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fransa’da açan Cezayir menekşesi; Souad Massi</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/fransada-acan-cezayir-meneksesi-souad-massi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Dec 2012 09:27:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Detone]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 81. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2426</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="527" height="419" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/souad-massi-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="souad-massi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/souad-massi-1.jpg 527w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/souad-massi-1-300x239.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 527px) 100vw, 527px" /></div>
<p>Bu sayımızda köşemizin konuğu Kuzey Afrika’dan Cezayir’den, Dünya müziği sevenlerin ilgi ve beğeniyle takip ettiği sanatçıların başında gelen Cezayir’in parlayan yeteneği Souad Massi. Cezayir’in bu güzel sesi, 1972 yılında 6 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/fransada-acan-cezayir-meneksesi-souad-massi/">Fransa’da açan Cezayir menekşesi; Souad Massi</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="527" height="419" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/souad-massi-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="souad-massi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/souad-massi-1.jpg 527w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/souad-massi-1-300x239.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 527px) 100vw, 527px" /></div><blockquote><p>Bu sayımızda köşemizin konuğu Kuzey Afrika’dan Cezayir’den, Dünya müziği sevenlerin ilgi ve beğeniyle takip ettiği sanatçıların başında gelen Cezayir’in parlayan yeteneği Souad Massi. Cezayir’in bu güzel sesi, 1972 yılında 6 çocuklu bir işçi babanın çocuğu olarak hayata gözlerini açtı. Souad Massi, 12 yaşından itibaren gençlik yıllarını gitar dersleri ve müzik eğitimi alarak geçirdi. Ağabeyi besteci, erkek kardeşi müzisyen ve kız kardeşi dansçı olan Massi, kendisine destek veren ailesinin teşvikiyle 17 yaşından itibaren gitar konserleri vermeye başladı.</p></blockquote>
<p>Kendiside müziği seçmede kardeşlerini müzisyen olmasını çok büyük bir etken olduğunu söylüyor. İlk başlarda Flamenko tarzında müzik yapan bir grubun üyesi olan sanatçı, daha sonra kendisi “Atakor” adlı bir rock grubu kurdu. Tek bir albüm çıkaran gurubu ile yaklaşık yedi yıl boyunca Cezayir’i baştan sona dolaştı. Bu konserler ona ülkesini tanımasını hem de Cezayir müziğinin ezgilerini keşfetmesini sağladı. 90’lı yıllar Cezayir’in çalkantılı yıllarıydı ve iç savaş Massi gibi bir kadın şarkıcının Cezayir’de kalmasını imkansız kıldı. Kendi doğrulamasa da bu dönemde ölüm tehditlerinin onu Fransa’ya göçe zorladığına dair söylemler var. Massi, 1999 yılında Paris’te bir konser vermek üzere davet edildi. “Femmes d’Algerie” (Cezayir’in Kadınları) adlı festivalde çok başarılı bir performans sergileyen sanatçı, müzik şirketlerinin dikkatini çekti. Kısa bir süre sonra albüm sözleşmesi imzaladı ve böylece kendisi gibi aynı koşullarda olan çoğu meslektaşı gibi Fransa’ya göç etti.<br />
Burada hemen albüm çalışmalarına başlayan sanatçı 2001’in ortalarına doğru on dört özgün parçadan oluşan “Raoui” (Hikâyeci) adlı albümü raflarda yerini aldı. Massi, halk, chaâbi (Cezayir Halk Müziği), rock gibi farklı türleri bir araya getirdiği bu albümü ile uzun süre Fransa müzik listelerinin başlarında yer aldı. Arapça, Berberice, Fransızca söylediği ritmik şarkıları, güzel sesi ile tüm dünyanın ilgisini çekmeyi başardı. Protest tarzı, şarkılarında barışı,adaleti, kadını, özelliklede kadına şiddeti çarpıcı bir şekilde işlemesi, müzik otoriteleri tarafından Joan Baez’le özdeşleştirmekte, Kuzey Afrika’nın Tracy Chapman’ı olarak nitelendirilmektedir. Bu albüm ona 2002 yılında en prestijli dünya müziği ödüllerinden “BBC Radio 3”ödülünü ve Fransa’da altın plak ödüllünü getirdi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-2430" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/souad-massi-2.jpg" alt="souad-massi" width="400" height="539" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/souad-massi-2.jpg 400w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/souad-massi-2-223x300.jpg 223w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" />2003 yılında o güne kadar Kuzey Afrika’dan çıkan en başarılı albüm olarak tarihe geçecek olan “Deb” (Kalbi Kırık) adlı albümünü çıkarttı. Şiirsel aşk şarkıları, ritimleri ve yaratıcı müziksel oluşumlar ile “Deb” ilk albümün başarısını katlayarak arttırdı. Albüm Endülüs, rai, Flâmenko, Arap ve klasik müzik harmanlaması ile dikkati çekmesinin yanı sıra, bunca farklı tarzdaki müziğin birbirine nasıl işlenebileceğinin en başarılı örneği oldu. Sanatçı tüm dünyayı dolaşarak 200den fazla konser verdi. Konserlerinde sade kişiliği güzel sesi ve sempatik tavırları dinletici kitlesini derinden etkileyerek, performansı ile büyüledi. İki yüksek başarılı albümden sonra 2004 sonlarına doğru üçüncü albümü için stüdyoya girdi. “Mesk Elil” (Hanımeli) 2005 yılının sonunda piyasa çıktı ve raflarda yerini alır almaz Avrupa Dünya Müziği listelerine birinci sıradan girdi. Paris’in şanson geleneğini, Arap müziğinin ritim ve kültürü ile birleştiren sanatçı bu albümünde Cezayir’e ve çocukluğuna olan özlemini anlattı. Yaşadığı sokakları, Cezayir’in ruhunu müziği ile yansıtan sanatçı, albümde Cezayir’de yaşananlara ülkeyi yönetenlere ağır bir eleştiri yöneltti. Ülkenin bitmek tükenmek bilmeyen karmaşası, dinsel aşırıcılığın insanları sürekli kamçılaması, kadınların baskı altında tutulması, rüşvetçilik, entelektüel ve sanatsal düşünürlerin kısıtlanmasını şarkıları ile dile getirdi. Aslında albüm vatan hasretine ve ülkesi Cezayir’in düşmüş olduğu duruma yakılmış olan bir ağıt niteliğindedir. Şöyle der sanatçı, şarkısında;</p>
<p>&#8221;anne sana yalan söyledim,<br />
öyle yapmam gerekti.<br />
dışarıda bana bir şey yapamazlar.<br />
güneşi özledim anne!<br />
kafesteki bir kuş nedir ki?&#8221;</p>
<p>Bu Arap, Cezayirli, Berber, Müslüman, şair ve müzisyen kadın” artık tüm dünyanı tanıdığı sanatçı; 2010 yılında Houria (Özgürlük)albümü ile en popüler parçalarını toplayıp özgürlük çığlığını Fransızca, Arapça ve İngilizce söyledi. Albümü için şöyle diyor Massi: “ Houria albümüyle folk ve rock müziklere en rafine halleriyle dönmek istedim. Albümde özgürlük sorunu, kadına uygulanan şiddet gibi insani konuları anlattım. Elbette ülkemin gerçekleri müziğimi doğrudan etkiliyor. Her şeyin barışçıl bir şekilde ve yumuşak bir şekilde değişip dönüşmesini diliyorum. Kadına şiddet çok üzücü, haysiyetle yaşamak için bununla mücadele etmemiz gerekiyor.”</p>
<p>Dünya barışını, adaleti, ifade özgürlüğünü, hümanizmi ve doğanın korunmasını güzel sesi ile dile getiren, savaşların şarkılarla son bulacağına, dünyayı şarkıları ile değiştirebileceğini inanan Souad Massi’nin şarkılarını kocaman bir yürekle, en yüksek sesimizle söylememiz gerekiyor.</p>
<p>Müziksiz kalmayın ….</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/fransada-acan-cezayir-meneksesi-souad-massi/">Fransa’da açan Cezayir menekşesi; Souad Massi</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyaz Önlük Siyah Şapka</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/beyaz-onluk-siyah-sapka/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Dec 2012 09:21:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 81. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2423</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1000" height="744" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/beyaz-onluk-siyah-sapka.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="beyaz-onluk-siyah-sapka" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/beyaz-onluk-siyah-sapka.jpg 1000w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/beyaz-onluk-siyah-sapka-300x223.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/beyaz-onluk-siyah-sapka-768x571.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/beyaz-onluk-siyah-sapka-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></div>
<p>‘’İlaç pazarının size ters geldiği an gerçekten ihtiyaç içindeki insanlarla karşılaştığınız andır’’ Hayat kurtarması, hastaları iyileştirmesi beklenen “beyaz önlüklü” tıp, her ne pahasına olursa olsun daha çok satmak isteyen “siyah [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/beyaz-onluk-siyah-sapka/">Beyaz Önlük Siyah Şapka</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1000" height="744" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/beyaz-onluk-siyah-sapka.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="beyaz-onluk-siyah-sapka" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/beyaz-onluk-siyah-sapka.jpg 1000w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/beyaz-onluk-siyah-sapka-300x223.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/beyaz-onluk-siyah-sapka-768x571.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/beyaz-onluk-siyah-sapka-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></div><p>‘’İlaç pazarının size ters geldiği an gerçekten ihtiyaç içindeki insanlarla karşılaştığınız andır’’</p>
<p>Hayat kurtarması, hastaları iyileştirmesi beklenen “beyaz önlüklü” tıp, her ne pahasına olursa olsun daha çok satmak isteyen “siyah şapkalı” agresif bir endüstriye dönüştü. İşte modern tıbbın karanlık yüzüne yolculuk tam da bu dönüşümün hikâyesi aslında.</p>
<p>Bir hekim ve etik uzmanı olan Carl Elliott, “Beyaz Önlük Siyah Şapka” adlı kitabında, tıp dünyasına eleştirel gözle farklı cephelerden bakıyor.</p>
<p>Endüstri, hastaların karşılık bulamamış gereksinimlerine ilaçla çözümler üretir. Hastalıkların nedenlerinin anlaşılmasındaki ve önlenmesindeki başarısızlığının, ilaç endüstrisinin bugünkü başarısında katkısı vardır.</p>
<p>Kitap altı bölümden oluşuyor. Kobaylar,  hayaletler, tanıtım elemanları,  kanaat önderleri, basın sözcüleri ve biyoetik uzmanları.</p>
<p>Kitapta sadece kanıta dayalı tıp bilimi anlayışının hekimliği meslek ve sanat olmaktan çıkardığı, hekimliğin yayın sayısı, TUS puanı, yeterlilik sınavı gibi bir takım rakamsal değerlere bağlandığı akıcı bir dille anlatılıyor.</p>
<p>Günümüzde bir dizi toplumsal değişikliğin, tıbbı nasıl ticari bir iş haline getirdiğini görmekteyiz. Kobayların davasına öncülük eden avukat Alan Milstein “Kobaylık, zenginler daha iyi ilaçlara kavuşsun diye yoksulların yaptığı bir şey” ifadesini kullanmakta.</p>
<p>Tanıtım elemanlarının doktorları ilaç yazmaya nasıl ikna ettikleri,  “kota”yı tutturmak için neler yaptıkları, hangi taktiklerin işe yaradığı, ikramiye ya da ödüllerin neler olduğunu çarpıcı bir şekilde görmekteyiz.</p>
<p>Her nekadar reçetelere tabi ilaçlar bir mal gibi alınıp satılsa da ilaçları kimse tüketici ürünü olarak görmek istemez. Bireyin hayatı tehlikede olduğunda çoğumuz ilaç satışlarını tüketim kapitalizmine teslim etmeyiz. Ama bir halkla ilişkiler uzmanı ilacı pazarlamaktan daha çok ilacın satılması için ortamı dikkat çekmeyecek şekilde manüple eder. Bunun için VNR (görüntülü haber bülten) çok idealdir hatta Micheal Friedman’ ın da dediği gibi ortada sıkı bir haber yoksa hastalık açısından ele alınıp acı çekmiş, ilacı alıp iyileşmiş biri bulunur yada ünlü toplum tarafından sevilen bir kişi kullanılır. Diğer bir yöntemde çoğunun arkasında sermaye şirketlerinin olduğu TV programları arasına konulan grip aşısı olun, mamografi çektirin, kollestrol düzeyini ölçtürün diye mesajlar veren kamu hizmet duyuruları vardır.</p>
<p>Sağlık iletişim ajanslarının çoğu hem bilimsel makaleler hem de pazarlama malzemesi hazırlatıyor. Pazarlamanın vazgeçilmez parçası,  gerçekleri mesajına uygun şekle büründürmektir.</p>
<p>Hastalık markalaştırma; potansiyel hastaların gözünde kamuoyu algısını şekillendirmektir. Önce hastalığın reklamını yaparak insanların düşüncesine sızmayı amaçlar. Reklamların gücü o kadar fazladır ki reklamlar için harcanan her 1 dolar 4.20 dolarlık kazanç sağladığını Kaiser Aile Vakfı 2003 yılında yaptığı bir çalışmada ortaya koymuştur.</p>
<p>Belki de en aklı almaz olanı Meck ‘in 2004 yılında, pazardan çekmek zorunda kaldığı Vioxx için yaptığı  hayalet yazarlar ve hayalet yazılar çıkarmak olmuştur.</p>
<p>Reçeteye tabi ilaçların bir mal olmasına, satışına, reklamına o kadar çok alışmışız ki işler başka türlü yürümez gibi geliyor.</p>
<p>İşin içine sermaye girdiğinde etik ve tarafsız araştırmalardan konuşmak pek gerçekçi gözükmemektedir. Tıpkı kurulduğu 1970’lerde, tıp fakülteleri ve hastanelerdeki gönüllü araştırmacılardan oluşan bağımsız etik değerlendirme yapabilen ama sermaye ile ilişkiye girdiğinde bağımsızlığından uzaklaşan ve varoluşunu ilaç şirketleri ve sponsorlardan aldığı paraya bağlayan ve ‘müşterisini memnun etmeye çalışan’ kurumlara dönüşen ‘Kurumsal İnceleme Kurulları’ gibi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Dr. Ayşe Betül Yapa</strong></p>
<p><strong>Dr. Pelin Şavlı Emiroğlu</strong></p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/beyaz-onluk-siyah-sapka/">Beyaz Önlük Siyah Şapka</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Savaşın Edebi Karşılığı</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/savasin-edebi-karsiligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Dec 2012 08:59:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 81. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2419</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="787" height="524" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/savasin-edebi-karsiligi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="savasin-edebi-karsiligi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/savasin-edebi-karsiligi.jpg 787w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/savasin-edebi-karsiligi-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/savasin-edebi-karsiligi-768x511.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/savasin-edebi-karsiligi-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 787px) 100vw, 787px" /></div>
<p>&#160; “&#8230;Bizler gençlik falan değiliz artık. Dünyayı fethetmek istediğimiz de yok. Kaçan kimseleriz. Kendi kendimizden kaçıyoruz. Kendi hayatımızdan kaçıyoruz. On sekiz yaşımızda dünyayı ve hayatı sevmeye başlamıştık. Sonra da aynı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/savasin-edebi-karsiligi/">Savaşın Edebi Karşılığı</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="787" height="524" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/savasin-edebi-karsiligi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="savasin-edebi-karsiligi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/savasin-edebi-karsiligi.jpg 787w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/savasin-edebi-karsiligi-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/savasin-edebi-karsiligi-768x511.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/savasin-edebi-karsiligi-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 787px) 100vw, 787px" /></div><p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>“&#8230;Bizler gençlik falan değiliz artık. Dünyayı fethetmek istediğimiz de yok. Kaçan kimseleriz. Kendi kendimizden kaçıyoruz. Kendi hayatımızdan kaçıyoruz. On sekiz yaşımızda dünyayı ve hayatı sevmeye başlamıştık. Sonra da aynı şeylere ateş etmek zorunda kaldık. Patlayan ilk obüsler kalbimize rastladı. Eylemlerle, çabalarla ve ilerleyişlerle ilgimizi kestiler. Böyle şeylere inanmıyoruz, savaştan başkasına inandığımız yok.” <strong>(1)</strong></p></blockquote>
	<blockquote  class="bs-quote bs-quote-8 bsq-t1 bsq-s8 bsq-left">

		<div class="quote-content">
			<p>Savaşın Edebi Karşılığı</p>
		</div>

					<div class="quote-author">
									<img decoding="async" class="quote-author-avatar" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/bahar-muratoglu.jpg"/>
				
									<span class="quote-author-name">											<a href="baharmuratoglu@gmail.com" target="_blank"
						   rel="nofollow">Bahar Muratoğlu </a>
										</span>				
							</div>
				</blockquote>

<p>Remarque, “Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” adlı kitabında, savaş içerisinde kaybolan gençliğin durumundan böyle bahsediyor. Savaşın iç yüzünü en iyi anlatan romanlardan biri olan bu kitabı okuduğunuz zaman iyice anlıyorsunuz: Savaş korkunçtur. Hayatta kalmak tamamen tesadüfe bağlıdır. Bir sonraki mermi her an size isabet edebilir. Sağınızda solunuzda bombalar patlar. İnsanlar ölür. Birileri çıldırma noktasına gelir. Ölmemek için öldürürsünüz. Aslında okul sıralarından kalkıp birbirlerine kurşun sıkmaya gelen bu insanların, gerçekte savaşla ve savaşın hiçbir şeyiyle ilgisi yoktur. Sadece birileri çıkıp onlara vatan sevgisinden ve savaşmaları gerektiğinden bahsetmiştir. O kadar.</p>
<p>Savaş içerisinde; savaş öncesinin inançları, duyguları ve düşünceleri kaybolur. Savaş öncesi dünya yok olup gider. Büyük idealler söner. Artık hayattaki en büyük amaçlar; karın doyurmak, yeteri kadar uyumak, bir sigara daha içmek ve bir günü daha ölmeden atlatabilmektir. Bir süre sonra buna alışırsınız. Yaşamınız bundan ibarettir. Öncesi yoktur. Sonrası yoktur. Daha yolun başındaki insanlar için lise anıları, orada okudukları tarih kitaplarındaki öyküler kadar uzak; gelecekleri ise, idealistlerin yazdıkları ütopyalar kadar ulaşılmazdır.</p>
<p>Remarque bu durumu ise şöyle anlatıyor: “Hayranlık ve iyi niyetle askere koşmuştuk. Ama bunları içimizden söküp uzaklaştırmak için her şey yapıldı. Süslü üniformalı bir posta dağıtıcısının; eskiden ana babalarımızın, eğitmenlerimizin ve Eflatun’dan Goethe’ye kadar bütün bir kültür çevresinin olduğundan daha çok üzerimizde kudreti bulunduğunu ise üç hafta sonra hiç yadırgamıyorduk artık.” <strong>(1)</strong></p>
<p>Bazen savaşlardaki coşkulu kahramanlık hikayelerine rastlarız. Ancak bu hikayelerde de alttan alta savaş karşıtı bir söylev sezebiliriz. (Edebiyat genel olarak savaşa karşı durur.) Bazen de savaş, hikayede, içinde yaşadığımız dünyanın ta kendisi haline gelir. Resmin arka planı, filmin geçtiği yer, müziğin ritmi olur. O dünyanın içinde de kendine göre bir düzen, bir işleyiş vardır. Orada da aşklar, dostluklar, kavgalar, düşmanlıklar doğar. Tıpkı Hemingway’de olduğu gibi. Ve evet, Hemingway her savaşta aşık olur.</p>
<p>“Çanlar Kimin İçin Çalıyor” <strong>(2)</strong> romanında, İspanya iç savaşına Cumhuriyetçilerle beraber savaşmak için gönüllü olarak katılan bir Amerikalı’nın hikayesini okuruz. Robert Jordan, gerillalarla üç gün geçirir. Orada bağlılığı ve inancı görür. Maria’ya aşık olur. Ve onunla beraber yaşayacakları savaş sonrası günlerin hayallerinden asla vazgeçmez. Çünkü Hemingway coşkun ve yoğun duyguların yazarıdır. Onun savaşı, lirik bir savaştır. Korkunçluğun ortasındaki umut, inanç, aşk ve yaşama tutkusudur anlattığı. Robert Jordan’a üç günde “&#8230;bir insanın yetmiş yılda yaşayabileceklerinden belki de daha fazlasını” <strong>(2)</strong> yaşatır. Robert Jordan, yaşamının son anlarında bile Franco’nun adamlarıyla savaşmaktan vazgeçmez. Savaşı sevmez. Ancak inancı uğruna savaşmaktan ve yaşamını bu uğurda feda etmekten de çekinmez.</p>
<p>En büyük savaş karşıtı yazarlardan biri belki de Le Guin’dir. Şiddete her zaman karşıdır. Örneğin; “Balıkçıl Gözü”nde <strong>(3)</strong> anlattığı Barış İnsanları: Ne olursa olsun savaşmayan, şiddet kullanmayan bu insanların en büyük protestoları sessiz kalmak ve hiçbir şey yapmamaktır. İnsanların bir gün anlayacaklarına, sonunda barışın ve sevginin kazanacağına olan inançları tamdır. Okurken, savaş heveslisi tarafa ne kadar karşı koyabileceklerini merak ettiğimiz Barış İnsanları, elbette şiddet karşısında kayıplar verirler. Ancak ideallerinin gerçekleşeceğine olan inançlarını da yitirmezler.</p>
<p>“Sürgün Gezegeni” <strong>(4)</strong> ise, aynı gezegende yaşayan fakat birbirlerinden hep uzak durmuş ve asla kaynaşmamış iki halkın, ortak barbar düşmanlarına karşı girmek zorunda kaldıkları bir savaşta nasıl birleştiklerini anlatır. Bu öyküde savaşın korkunçluğu, birbirinden korkan insanları birbirine bağlar. Malesef, bu insanlar iki tarafın da birbirine ihtiyacı olduğunu ve beraber yaşayabileceklerini anlamak için ortak düşmanın gelmesini beklemişlerdir. Malesef, aslında savaş istemeyen topluluklar da, topraklarına saldıran insanlara karşı savaşmak “zorunda” kalabilirler.</p>
<p>Tolkien, “Yüzüklerin Efendisi”nde <strong>(5)</strong>, iyiyle kötünün yüzyıllardır süregelen savaşını anlatır. Günümüzde çizgilerin bu kadar net olup olmadığı tartışmaya açık olsa da; Tolkien’in anlattığı savaş, sadece fantastik bir öyküdeki gerçek dışı bir savaş olarak düşünülmemelidir. (Zaten çoğu fantastik öykünün, birçok yaşanması muhtemel hikayeden daha gerçek olduğunu düşünmüşümdür hep.) Hırsları, güç ve sahip olma tutkuları uğruna her şeyi mahvedebilecek hükümdarlar ve onların peşine takılıp hazineden pay alma planları yapan daha küçük kopyaları, dünyamızın pek de yabancı olduğu şeyler değil. Tolkien’in savaşı, birçok şeyin yanı sıra; büyük kayıpları, büyük yıkımları, birbirinin ardı sıra yaşanan umudu ve umutsuzluğu, fedakarlığı, inancı, bunların nihayetinde kazanılan büyük zaferi anlatır. Tabi, doğanın uğradığı tahribatı da ihmal etmeden. Savaşmak için şartlanmış milyonlarca askere ve koskoca bir karanlıklar imparatorluğuna karşı, topraklarını ve dünyayı kötülüklerden korumaya çalışan bir avuç “iyi” insanın savaşı, biraz da geleneksel olarak iyilerin zaferiyle sonuçlanır. Eğer bu kadar az insanın, bu kadar çok askere ve güce karşı koymasının gerçekten imkansız olduğunu düşünüyorsanız, örneğin Vietnam gerillalarının, Amerika’nın gönderdiği binlerce askeri, topraklarından nasıl geri yolladığını bir düşünün derim.</p>
<p>Gelelim Tolstoy’a. “Savaş ve Barış”ın <strong>(6)</strong>, edebiyat tarihinde yazılmış en iyi romanlardan biri olduğu fikrine sanırım pek karşı çıkan olmaz. Biraz daha özele inip savaş romanlarına bakacak olursak; bu kitap, belki de yazılmış en iyi savaş romanıdır. Tolstoy’un -Rus edebiyatının- her zamanki eşsiz betimlemeleriyle ve benzersiz savaş sahneleri tasvirleriyle yazdığı bu kitap, olaya bir başka boyuttan bakmayı da ihmal etmez: Tolstoy, işin felsefesine dalar. Savaşların toplumsal olaylar olduğunu ve sadece bir iki kralın, imparatorun, başkanın kararına bağlı olmadığını savunur ve şöyle der: “&#8230;Elbette ne zaman fetihler olmuşsa, fatihler de ortaya çıkmıştır. Ama bu fetihlerin fatihlerden dolayı olduğu anlamına gelmez. Saatiniz her ikiyi gösterdiğinde kilisenin çanlarının çaldığını duyarsınız. Ama kilisenin çanlarının çalmasının nedeninin, saatinizin ikiyi göstermesi olduğunu iddia edemezsiniz.” <strong>(6)</strong> Peki, Tolstoy’un savı günümüzde de geçerli midir? Gündemde olan Amerika &#8211; Irak Savaşı da gerçekten toplumsal bir olay mıdır, yoksa bu savaşı çıkarmak sadece birkaç kişinin tekelinde midir?</p>
<p>Huxley; savaşı değil, barışı anlatır. Ancak oldukça umutsuz olarak. “Ada” <strong>(7)</strong> adlı romanında; askeri güç bulundurmayan, ordu kurmayan ve barış içinde yaşayan Pala halkı, romanın sonunda Rendang tanklarının ve askerlerinin baskınına uğrar. Akıllara şu soru kalır: Barış gerçekten de ütopya mı?</p>
<p>“Savaş acısı, savaş sonrasının yasından daha fazla olamaz.” <strong>(8)</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<p><strong>(1)</strong> Remarque, E. M. (1993). Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok. İstanbul: Görsel Yayınlar.</p>
<p><strong>(2)</strong> Hemingway, E. (1993). Çanlar Kimin İçin Çalıyor. İstanbul: Oda Yayınları.</p>
<p><strong>(3)</strong> Le Guin, U. (1997). Balıkçıl Gözü. İstanbul: Metis Yayınları.</p>
<p><strong>(4)</strong> Le Guin, U. (1999). Sürgün Gezegeni. İstanbul: İthaki Yayınları.</p>
<p><strong>(5)</strong> Tolkien, J. R. R. (1999). Yüzüklerin Efendisi. İstanbul: Metis Yayınları.</p>
<p><strong>(6)</strong> Tolstoy, L. (1984). Savaş ve Barış. İstanbul: Cem Yayınevi – Dünya Klasikleri.</p>
<p><strong>(7)</strong> Huxley, A. (1999). Ada. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.</p>
<p><strong>(8)</strong> The Battle of Evermore, Led Zeppelin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Bahar Muratoğlu  &#8211; </strong><strong>baharmuratoglu@gmail.com</strong></p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/savasin-edebi-karsiligi/">Savaşın Edebi Karşılığı</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rembrandt Harmensz Van Rijn</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/rembrandt-harmensz-van-rijn/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Yelda Ertürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Dec 2012 08:36:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Bir resim binbir söylence]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 81. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2412</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="755" height="565" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/Rembrandt-Harmensz.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="Rembrandt-Harmensz" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/Rembrandt-Harmensz.jpg 755w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/Rembrandt-Harmensz-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/Rembrandt-Harmensz-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 755px) 100vw, 755px" /></div>
<p>Rembrandt Harmensz van Rijn, kuşkusuz Hollanda&#8217;nın hatta 17. yüzyıl Avrupa&#8217;sının en önemli ressamlarındandır. &#8216;Işığın ressamı&#8217; olarak tanımlanan sanatçı, yaşamı boyunca düzenli olarak ürettiği oto portreleriyle ve kendine özgü sanatsal teknikleri [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/rembrandt-harmensz-van-rijn/">Rembrandt Harmensz Van Rijn</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="755" height="565" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/Rembrandt-Harmensz.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="Rembrandt-Harmensz" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/Rembrandt-Harmensz.jpg 755w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/Rembrandt-Harmensz-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/Rembrandt-Harmensz-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 755px) 100vw, 755px" /></div><blockquote><p>Rembrandt Harmensz van Rijn, kuşkusuz Hollanda&#8217;nın hatta 17. yüzyıl Avrupa&#8217;sının en önemli ressamlarındandır. &#8216;Işığın ressamı&#8217; olarak tanımlanan sanatçı, yaşamı boyunca düzenli olarak ürettiği oto portreleriyle ve kendine özgü sanatsal teknikleri ve ışığı ustaca kullanması ile tanınmıştır.</p></blockquote>
<p>Anatomi dersini betimleyen bu ünlü resim 1632 yılında yapılmıştı. Rembrandt o sıralar yirmi altı yaşındaydı. Amsterdam&#8217;a taşınalı bir yıl oluyordu. Daha önceleri, bu doğurgan kentte, iki yıl eğitim gördüğü Pieter Lastman&#8217;dan İtalyan ressam Caravaggio&#8217;nun tenebrismo (aydınlık ve karanlık alanların dramatik etkiyi artırmak amacıyla karşıtlık oluşturacak biçimde düzenlenmesi) tekniğini öğrenmiş; Amsterdamlı ustadan öğreneceğini öğrendikten sonra da, doğduğu kent Leiden&#8217;e geri dönmüştü. Orada, Oranje hanedanının hizmetinde bir devlet adamı ve büyük bir sanat tutkunu olan Constantijn Huygens&#8217;in dikkatini çekmiş; Huygens onu Amsterdamlı sanat taciri Uylenburgh&#8217;a salık vermişti.</p>
<p>Bu tablo, Rembrandt&#8217;ın Amsterdam&#8217;daki ilk önemli siparişlerinden biriydi. Bu tür siparişler 17. yüzyılda İspanyol egemenliğinden giderek kurtulan Felemenk burjuvalarının yeni âdetlerinden biriydi. Sri Lanka, Cava, Japonya, Brezilya’da ticaret kolonileri kuran; Batı Hindistan ve Doğu Hindistan kumpanyalarının faaliyetleri ile zenginliklerine zenginlik katan bu yeni burjuvalar kendilerini ölümsüzleştirmek amacıyla sanat yapıtlarında boy göstermek için yarış ediyorlardı. Ayrıca çeşitli dernekler, kuruluşlar ve topluluklar bir araya gelerek grup portreleri yaptırıyorlardı.</p>
<p>16 Ocak 1632’de, Amsterdam Et Pazarı’ndaki Lonca merkezinde yaklaşık 300 kişinin huzurunda yapılan otopsi işleminin beş ressam tarafından resmedildiği biliniyor. Ama bunlardan en bilineni Rembrandt’ın &#8220;Dr. Nicolaes Tulp&#8217;un Anatomi Dersi&#8221; dir. Resmin tam tarihi saptanabilmiştir, çünkü o yıllarda Amsterdam Cerrah Loncası, halka açık diseksiyonlara yılda bir kez izin veriyordu ve bunun için cesedin daha uzun dayandığı kış ayları seçiliyordu. Ayrıca diseksiyon yapılacak kişinin idamla hayatını kaybetmesi ve erkek olması gerekiyordu. Rembrandt’ın resminde gördüğümüz vücut da silahlı soygun suçundan asılan Aris Kindt’e aitti.</p>
<p>Cerrahlar Loncası üyelerinin bir anatomi incelemesi için toplandığı bir konferansı tasvir eden resimde, Dr. Tulp yanındakilerle birlikte kadavrayı incelemektedir. Figürlerden birinin elindeki kağıtta orada bulunanların adı yazılıdır. Resim, bu açıdan tarihsel bir belge niteliğindeydi. Rembrandt figürleri ilginç bir düzenleme içinde sunarak, örneğin bu resimdeki piramidal şekilde olduğu gibi, doğal bir görünüm sağlamayı başarıyordu. Tablonun başkişisi, tıp tarihinin önemli adlarından biri olan Felemenk doktoru Nicolaes Tulp’tu. O sırada 39 yaşında olan Dr. Tulp Cerrahlar Loncası üyesiydi ve Amsterdam’da hilkat garibeleri üzerinde tıbbi araştırmalar yapıyordu. Daha sonraları yanlışlıkla İsviçreli hekim Gaspard Bauhin’e atfedilse de kalınbağırsak ve incebağırsak arasındaki kapakçığı o tanımlamıştı. Dr. Tulp’un arkasındaki figürün elinde güçlükle sezildiği üzere, 16. yüzyılın büyük tıp adamı Andreas Vesalius’un tıp kitabı bulunmaktadır.</p>
<p>Resmin gerçek bir anatomi dersi olmadığı açıktır.Ne karın ne göğüs bölgesi açılmamıştır. Sadece kolu dirsekle bilek arasındaki bölümü kesilmiştir. Çünkü resim ısmarlamadır, karın açılırsa organlar çabuk çürüyeceğinden istenilen resim bitirilemeyebilinir. Dr.Tulp, sağ elindeki forsepsle kasın bir bölümünü kaldırmaktadır. Bu tuttuğu yapılar flexor digitorum superfacialis’tir. Niye bir işaret sopasıyla göstermemiştir, forsepsle kaldırmıştır? Bu sorunun cevabı Dr.Tulp’un sol elindedir. Tuttuğu yapılar sol elin hareket şeklini vermektedir. Öndeki iki kişi yani hekimlerden soldaki büyük bir dikkatle kadavranın ön koluna bakarken sağdaki ise gözlerini Dr.Tulp’un sol eline dikmiştir (4).</p>
<p>Resim yalnızca bir grup portresi değildir. Ancak ağır bir günah işlemiş kimselerin cesetlerinin kesilebileceğine inanılan Ortaçağ&#8217; da yapılan ve günahkârların ölümünden sonra cezalandırılışlarını konu alan momento mori türünün de çağdaş bir örneğidir. Aynı zamanda bilimin bilgisizlik ve kör inanç karşısında kazandığı zaferi de temsil etmektedir.<br />
Resimde yumuşak ve ton geçişleriyle oluşturulmuş sıcak bir ortam hissedilir. Kadavranın bedeninden yayılan çiğ ışık rengi dikkat çekicidir. Nietzsche bu resim için “insanlar ışığın çevresinde toplaşırlar, daha iyi görmek için değil, daha iyi parıldamak için” diyecektir.</p>
<p>“Rembrandt’ın Anatomi Dersi adlı eserini gördün mü” diye sorar bir mektubunda Vincent Van Gogh kardeşi Theo’ya. Ve devam eder: “&#8230;. Tenin tonlarını hatırlıyor musun? Toprak, çırılçıplak toprak, özellikle de ayaklar&#8230; Bir de yer yer aslında bütünüyle giysinin tonuyla yüzün tonu arasında bir kontrast var&#8230;” Van Gogh’un resimde dikkatini çeken sadece renkler ve kontrast duygusu olmuştur ama söz konusu resim tıp tarihi açısından eşsiz bir hazinedir.</p>
<p>Rembrandt&#8217;ın anatomi bilgisi tartışılamaz.Ressamın iki resimde bunu daha iyi anlayabiliriz.</p>
<figure id="attachment_2416" aria-describedby="caption-attachment-2416" style="width: 380px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-2416" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/Rembrandt-Harmensz2.jpg" alt="Bathsheba 1654, Louvre, Paris " width="380" height="384" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/Rembrandt-Harmensz2.jpg 380w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/Rembrandt-Harmensz2-297x300.jpg 297w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/Rembrandt-Harmensz2-100x100.jpg 100w" sizes="auto, (max-width: 380px) 100vw, 380px" /><figcaption id="caption-attachment-2416" class="wp-caption-text">Bathsheba 1654, Louvre, Paris</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p>Banyosunda Batşeba, Rembrandt&#8217;ın 1654 yılında yaptığı yağlıboya tablosudur. Rembrandt, bu eserinde, İncil&#8217;de geçen bir olayı betimledi. Bu olayda evinin çatısında dolaşmakta olan Davud, ordusunun generallerinden Uriya&#8217;nın karısı Batşeba&#8217;yı bahçesinde banyo yaparken görür..Aniden kadını arzulayan Davud ona bir mektup gönderir. Sonrasın da Batşeba&#8217;yı hamile bırakır. Günahı bununla kalmayan Davud, Uriya&#8217;nın kanlı bir savaşta ön saflarda yer alması emrini verir. Davud&#8217;un umduğu gibi Uriya savaşta ölür. Onun ölümünden sonra Davud, Batşeba&#8217;yı karısı yapar. Batşeba&#8217;nın Davud&#8217;dan olan çocuğu doğumundan birkaç gün sonra ölür. Hıristiyanlıkta bu ölümün Davud&#8217;a verilmiş bir ceza olduğuna inanılır.</p>
<p>Rembrandt, tablosunda, David&#8217;i ve onun kadına karşı olan arzusunu betimlememeyi tercih etti. Sadece Betşeba&#8217;yı banyo yaparken çizdi. Kadını hep bir kurban hem de bir günahkar olarak gösterdi. Düşünceli görünen kadın elinde bir mektup tutmaktadır ve takıları haricinde çıplaktır. Bu mektup Davud&#8217;un onu odasına gelmesi için yolladığı mektuptur ve ressam Betşeba&#8217;nın mektuba olan tepkisine odaklanmıştır. Kadın, kaderine razı olmuş gibi görünmektedir.</p>
<p>Eserde poz veren model aynı zamanda ressamın sevgilisi olan Hendrickje Stoffels&#8217;tir. Çok genç yaşında ölen Stoffels&#8217;in tabloda sol göğsündeki gölge ölüm sebebinin göğüs kanseri olabileceği şüphesini doğurur.Bu da bize ressamın insan vücudu konusunda ki ince dikkatini gösterir.Ayrıca yine aynı modeli kullanarak yaptığı &#8221;Yıkanan Kadın&#8221; adlı eseri ilgi çekicidir. Günümüz kadınlarının da estetik dertlerinden olan selülit, Rembrant&#8217;ın tuvaline yansımıştır. Ama bu şairimiz Can Yücel&#8217;in dizelerinde ne de güzel dile gelmiştir.</p>
<figure id="attachment_2415" aria-describedby="caption-attachment-2415" style="width: 303px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-2415" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/Rembrandt-Harmensz3.jpg" alt="Derede Yıkanan Kadın, 1655  Londra" width="303" height="380" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/Rembrandt-Harmensz3.jpg 303w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/Rembrandt-Harmensz3-239x300.jpg 239w" sizes="auto, (max-width: 303px) 100vw, 303px" /><figcaption id="caption-attachment-2415" class="wp-caption-text">Derede Yıkanan Kadın, 1655 Londra</figcaption></figure>
<p><strong>RAMBRANDT&#8217;IN RESMİ ÜZRE</strong></p>
<p>Karanlıklar arasından bir ışın<br />
Bir kadın vücuduna vuruyor<br />
Aşağıdan yukarıya<br />
Yıkanmak üzre<br />
Geceliğini kaldırmış<br />
Bacakları bütün kadınların<br />
bacaklarından<br />
Ama o ezele kalacak<br />
O bir ışın yüzünden<br />
Aydınlatan yaşamımızı<br />
Aydınlatan yalnızlığımızı<br />
Bir tek ışın<br />
yaşasın.<br />
<strong>Can YÜCEL</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/rembrandt-harmensz-van-rijn/">Rembrandt Harmensz Van Rijn</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeteneğinizi  keşfedin!</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/yeteneginizi-kesfedin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Dec 2012 15:40:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 81. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2371</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1772" height="1181" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ihsan-ozuysal.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ihsan-ozuysal" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ihsan-ozuysal.jpg 1772w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ihsan-ozuysal-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ihsan-ozuysal-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ihsan-ozuysal-1024x682.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ihsan-ozuysal-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 1772px) 100vw, 1772px" /></div>
<p>Kendinizi ne kadar tanıyorsunuz? Benim resime, heykele, müziğe, edebiyata ,şiire yeteneğim yok derken bundan eminmisiniz? Size ilginç gelebilecek bir hikaye olabilir benim bu konudaki deneyimlerim. 20 yıldır hobi düzeyinde resimle [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/yeteneginizi-kesfedin/">Yeteneğinizi  keşfedin!</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1772" height="1181" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ihsan-ozuysal.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ihsan-ozuysal" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ihsan-ozuysal.jpg 1772w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ihsan-ozuysal-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ihsan-ozuysal-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ihsan-ozuysal-1024x682.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ihsan-ozuysal-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 1772px) 100vw, 1772px" /></div><blockquote><p>Kendinizi ne kadar tanıyorsunuz? Benim resime, heykele, müziğe, edebiyata ,şiire yeteneğim yok derken bundan eminmisiniz? Size ilginç gelebilecek bir hikaye olabilir benim bu konudaki deneyimlerim. 20 yıldır hobi düzeyinde resimle uğraşıyorum . Bir süre önce tesadüfen bir başka yeteneğimin farkına vardım . İçimde bir yerlerde bir heykeltras gizlenmiş.</p></blockquote>
	<blockquote  class="bs-quote bs-quote-8 bsq-t1 bsq-s8 bsq-left">

		<div class="quote-content">
			<p>Yeteneğinizi  keşfedin!</p>
		</div>

					<div class="quote-author">
									<img decoding="async" class="quote-author-avatar" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/ihsan-ozuysal-2.jpg"/>
				
									<span class="quote-author-name">											Dr. İhsan Özuysal										</span>				
							</div>
				</blockquote>

<p>Tamamen tesadüfen farkettim. Dört yıl önce bir binayı anaokuluna çevirmemiz gerekiyordu. Binayı süslemek, çocuklara daha sevimli gösterebilmek amacıyla gazbetondan kuş heykelleri yapabilirmiyim diye düşündüm, denemeye karar verdim. Ve bir anda beni bile şaşırtan kuş konulu heykeller ortaya çıkmaya başladı. 3 yıl kadar öncede mermerle çalışmaya başladım. Hiçbir eğitim almadan, hatta hiçbir heykeltrası izlemeden mermeri işlemek konusunda oldukça yol aldım. Kuşlar, çiçek demetleri, havuz fıskiyeleri gibi çalışmalardan sonra geçen yaz oldukça iddalı, hatta boyumu aşan bir projeye niyetlendim. 2004 yılı ağustos ayında yeşil camii içindeki havuzdan litaretürde eşi benzeri olmayan , eşşiz incelik ve güzellikteki tarihi fiskiye diye bahsedilen tarihi eserin çalındığını öğrendim. Yapabileceğimi düşündüm , en azından deneyecektim. Önce uzun bir desen çalışması ve planlama safhasından sonra mermer üzerinde 2.5 aylık bir çalışma ile bu eserin bir benzerini yapabilmeyi sanırım başardım. 70 cm yüksekliği olan bu eser iki parça blok mermerden oyularak ortaya çıkarıldı. Eser yeşil camii havuzundaki yerine koyuldu . Bu proje ilk anından son dakikasına kadar bana heyecan ve mutluluk veren bir çalışma oldu. Hem böyle bir kayıp tarihi değeri yerine koyabilmek, hemde bu kutsal mekana kalıcı bir eser verebilmenin manevi hazzı kelimelerle anlatılamaz. Ayrıca Yeşil camii dış şadırvanınada çiçek demeti şeklinde bir fiskiye yaptım. Takdir edersiniz ki sizlere kısaca anlatmaya çalıştığım bu süreçlerin aslında bir roman olabilecek uzun bir hikayesi var.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-2376" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/ihsan-ozuysal-3.jpg" alt="ihsan-ozuysal" width="1549" height="379" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/ihsan-ozuysal-3.jpg 1549w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/ihsan-ozuysal-3-300x73.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/ihsan-ozuysal-3-768x188.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/ihsan-ozuysal-3-1024x251.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1549px) 100vw, 1549px" /></p>
<p>Bu benim heykel serüvenimin kısa bir hikayesi. sevgili hekimler sizde içinizde sanata karşı küçücük bir kıpırtı hissediyorsanız mutlaka denemelisiniz. Denemeden yeteneğinizi değerlendiremezsiniz, keşfedemezsiniz. Bu tür uğraşların dinlendirici rahatlatıcı etkileri tabi ki yadsınamaz ama inanın İçinizdeki yeteneği keşfedebilmek kadar insanı mutlu edebilecek çok az şey var .</p>
<figure id="attachment_2378" aria-describedby="caption-attachment-2378" style="width: 1772px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/ihsan-ozuysal-4.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-2378 size-full" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/ihsan-ozuysal-4.jpg" alt="ihsan-ozuysal" width="1772" height="1181" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/ihsan-ozuysal-4.jpg 1772w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/ihsan-ozuysal-4-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/ihsan-ozuysal-4-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/ihsan-ozuysal-4-1024x682.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/ihsan-ozuysal-4-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 1772px) 100vw, 1772px" /></a><figcaption id="caption-attachment-2378" class="wp-caption-text">Yeşil Cami için yaptığım çalınan tarihi fıskiyenin benzeri</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_2379" aria-describedby="caption-attachment-2379" style="width: 787px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/ihsan-ozuysal-5.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-2379 size-full" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/ihsan-ozuysal-5.jpg" alt="ihsan-ozuysal" width="787" height="932" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/ihsan-ozuysal-5.jpg 787w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/ihsan-ozuysal-5-253x300.jpg 253w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/ihsan-ozuysal-5-768x909.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 787px) 100vw, 787px" /></a><figcaption id="caption-attachment-2379" class="wp-caption-text">Yeşil Cami bahçe havuzu için yaptığım fıskiye</figcaption></figure>
<p>Saygı ve sevgilerimle.</p>
<p><strong>Dr. İhsan Özuysal</strong><br />
1955 Bursa doğumlu. Bursa Çekirge Devlet Hastanesi Göz hastalıkları uzmanı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/yeteneginizi-kesfedin/">Yeteneğinizi  keşfedin!</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tıp Derneklerinin Tarihçesi</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/tip-derneklerinin-tarihcesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Dec 2012 15:35:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 81. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2368</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="800" height="546" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/tip-dernekleri.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="tip-dernekleri tarihçesi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/tip-dernekleri.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/tip-dernekleri-300x205.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/tip-dernekleri-768x524.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></div>
<p>Tıp eğitimi alan kişilerin, tarihin her dönem ve coğrafyasında toplumsal olayların içinde yer aldığı ve toplumları yönlendiren kişiler olduğu görülür. Tıp eğitimi ve çalışma alanının insanı, insan sağlığını temelden ilgilendiren [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/tip-derneklerinin-tarihcesi/">Tıp Derneklerinin Tarihçesi</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="800" height="546" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/tip-dernekleri.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="tip-dernekleri tarihçesi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/tip-dernekleri.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/tip-dernekleri-300x205.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/tip-dernekleri-768x524.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></div><blockquote><p>Tıp eğitimi alan kişilerin, tarihin her dönem ve coğrafyasında toplumsal olayların içinde yer aldığı ve toplumları yönlendiren kişiler olduğu görülür. Tıp eğitimi ve çalışma alanının insanı, insan sağlığını temelden ilgilendiren her konu, tıbbiyelilerin çalışma ve ilgi alanı olmuştur. Bu nedenle hekimleri mesleki, toplumsal, yerel ve ulusal siyasal yapılanmalar ve tüm toplumsal örgütlenmelerde ya kurucu ya da etkin bir figür olarak görebilirsiniz.</p></blockquote>
<p>Ülkemizde de hekimlerin dernekleşmesi ve mesleki örgütlenmeler Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar uzanır. Bu bağlamda ilk kurulan akademik sayılabilecek dernek 1470 yılında Fatih Dârüşşifası’nda kurulmuş olup, başkanı Tebriz’den getirilen Hekim Kutbeddin’dir. 1557 yılında açılan Süleymaniye Dârüşşifası’nda da bu cemiyet geleneğinin sürdürüldüğü sanılmaktadır.</p>
<p>Osmanlı Devleti’nde hekimlerin Batılı anlamda dernekleşmeleri 19. yüzyılda olmuştur. Kırım Harbinden sonra tıp cemiyetlerinin çoğaldığını görüyoruz. En eski Türk Tıp Cemiyeti olan Cemiyet-i Tıbbıye-i Şahane’nin 15 Şubat 1856 yılında İstanbul Beyoğlu’nda kurulduğunu görüyoruz. Kurucusu İngiliz Hastanesi hekimlerinden Hollandalı Dr.Pincoff olup, derneğin amacının Kırım Harbi nedeniyle İstanbul’da bulunan İngiliz ve Fransız Hekimlerin bilgi alışverişinde bulunmaları olduğunu görüyoruz.</p>
<p>Türk Hekimlerinin kurduğu ilk milli cemiyet “Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye” isimli dernektir. 1862 yılında Kırımlı Aziz İdris Bey’in gayretleri ile çalışmalarına başlamıştır. ( Prof. Dr. Altıntaş araştırmasında bu derneğin 3 Mart 1867 tarihinde kurulduğu belirtmektedir) Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye, tıp eğitimimizin Türkçeye geçmesi için büyük mücadele veren bir gurup Tıbbiyeli tarafından kurulmuştur. Bu cemiyet, Tıbbiye’nin en idealist hocalarının fiilen katıldığı ve görev yaptığı bir kurumdu. Zamanla Türkiye’nin her yerinden hekimlerin katıldığı ve Türkiye’nin sağlık politikasına şekil veren milli kongreleri düzenleyen, tıp dergileri çıkaran bir dernek olarak yoluna devam etti. Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye’nin yoğun çalışmaları ile ilk Türkçe tıp kitapları yayımlanmaya devam ederken 1873 yılında da ilk tıp sözlüğümüz “Lügat-ı Tıbbiye” basılır. Türkiye Cumhuriyetinin kurulması ile ismi “Türkiye Tıp Encümeni”, 1966 yılından itibaren de “Türkiye Tıp Akademisi” oldu.</p>
<p>Günümüzde aktif en önemli Tıp Cemiyeti olan Türk Tabipler Birliği tarihi ise 11 Nisan 1928 tarih ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabat Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair kanunun 14. maddesine göre kurulmuş olan “Etibba Odası” ile başlar. 23 Ocak 1953 tarih ve 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu ile lağvedilen Etibba Odalarının yerine 07 Ocak 1953 tarihinde Tabip Odaları açılmıştır.</p>
<p>Sağlık cemiyet ve derneklerinin öncelikle hekim odaklı mesleki dernekler olarak açıldığı 15. yüzyıldan sonra, 19. Yüzyıl sonlarında ve 20. yüzyıl başlarında halk sağlığını korumak ve hastalarında bilgi alışverişinde bulunması ve tanışması içinde daha geniş kapsamlı dernekler kurulmaya başlanmıştır.</p>
<p>Günümüzde derneklerin çeşitlerine göre dağılımına bakıldığında ise toplam 2002 derneğin ( 2011 yılı sonu itibariyle) Türkiye’de “sağlık” alanında faaliyet gösterdiği görülmektedir.</p>
<p>Bursa’da faaliyet gösteren 3574 dernek incelendiğinde ise 284 derneğin çeşitli “sağlık” alanlarında çalıştıkları tespit edilmiştir. Bu derneklerden 143 tanesi halen aktif çalışma içinde olup, 141 derneğin etkinliklerine devam etmediği görülmüştür.</p>
<p>Bursa Valiliği Dernekler Masasındaki kayıtlar incelendiğinde Bursa İlinde kurulmuş olan en eski derneğin 11 Nisan 1905 tarihinde kurulmuş olan Türk Kızılay Derneği Bursa Şubesi olduğu tespit edilmiştir.</p>
<p><strong>Dr. Can BAŞARAN – Dr. Ceyhun İRGİL</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong><br />
1. Ünver, S. : Fatih Külliyesi ve Zamanı İlim Hayatı. İstanbul 1946<br />
2. Artunkal, S. : Türkiye Tıp Akademisinin Tarihçesi, Türkiye Tıp Akademisi Mecmuası Cilt 3 Sayı 1-4. İstanbul<br />
3. İstanbul Seririyatı : Cilt 11 Sayı:7,1929<br />
4. Bursa Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü<br />
5. Altıntaş, A. : Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye SD Dergisi 14. Sayı, Mart-Nisan-Mayıs 2010</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/tip-derneklerinin-tarihcesi/">Tıp Derneklerinin Tarihçesi</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Hekim (Tıp) Bursa Milletvekilleri (2)</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/turkiye-buyuk-millet-meclisinde-hekim-tip-bursa-milletvekilleri-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Çetin Tor]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Dec 2012 15:27:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 81. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2363</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="800" height="546" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ahmet-rasim-talay.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ahmet-rasim-talay" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ahmet-rasim-talay.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ahmet-rasim-talay-300x205.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ahmet-rasim-talay-768x524.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></div>
<p>DR.RASİM FERİT BEY, DR.AHMET RASİM TALAY 1888 yılında Trablusgarp’ta doğdu. 1908 yılında Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye (sivil tıbbiye) den mezun oldu. Paris’te genel cerrahi ihtisası yaptı. Sağlık Memurları Okulu’nda öğretmenlik, Hilal-i [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/turkiye-buyuk-millet-meclisinde-hekim-tip-bursa-milletvekilleri-2/">Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Hekim (Tıp) Bursa Milletvekilleri (2)</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="800" height="546" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ahmet-rasim-talay.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ahmet-rasim-talay" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ahmet-rasim-talay.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ahmet-rasim-talay-300x205.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ahmet-rasim-talay-768x524.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></div><p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-2365" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ahmet-rasim-talay-1.jpg" alt="ahmet-rasim-talay-1" width="371" height="489" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ahmet-rasim-talay-1.jpg 371w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/ahmet-rasim-talay-1-228x300.jpg 228w" sizes="auto, (max-width: 371px) 100vw, 371px" />DR.RASİM FERİT BEY, DR.AHMET RASİM TALAY</strong></p>
<p>1888 yılında Trablusgarp’ta doğdu. 1908 yılında Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye (sivil tıbbiye) den mezun oldu. Paris’te genel cerrahi ihtisası yaptı. Sağlık Memurları Okulu’nda öğretmenlik, Hilal-i Ahmer Reisliği (Kızılay Başkanlığı) yaptı. 1911’de Trablusgarp ve 1912-1913 yıllarında Balkan savaşlarına hekim olarak katıldı. 1913’te Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Umum (Sağlık ve Sosyal Yardım Genel) Müdürlüğü Müfettişi oldu. 1915 yılında İstanbul İl Sıhhıye Müdürlüğü görevine atandı. 1918 yılında görevinden ayrıldı.Serbest hekimlik ve Emniyet-i Umumiye Müdürlüğü (Emniyet Genel Müdürlüğü) hekimliği yaptı. Kuruluş Savaşı öncesi Ankara’ya geçti.1923 yılında tekrar Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Umum Müdürlüğü Müfettişi oldu. 1923-1925 yılları arasında İstanbul Şişli Etfal Hastanesi’nde cerrah olarak çalıştı. 1925 yılından sonra ticaret hayatına atıldı.</p>
<p>25.04.1931 tarihinde yapılan milletvekili genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Bursa milletvekili seçilerek TBMM 4.Dönem çalışmalarına katıldı. 4.Dönem Parlamentolar Türk Grubu Üyesi ve Genel Sekreterliği görevinde bulundu. 1935, 1939 ve 1943 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Niğde milletvekili seçildi.</p>
<p>1910 yılından 1938 yılına kadar Atatürk’ün en yakınındaki arkadaşlarından birisi oldu.</p>
<p>Fransızca bilir. Evli ve bir çocuk babasıdır. 1965 yılında İstanbul’da vefat etti.</p>
<p><strong>Kaynak: </strong><br />
• Bursa Ansiklopedisi 2002, IV.Cilt, Sayfa: 1568, Yayına Hazırlayan: Yılmaz Akkılıç, Burdef Yayınları No: 3, Harman Ofset Basın Sanayi-İstanbul, 2002.<br />
• TBMM Milletvekilleri Albümü, I.Cilt, 4.Dönem Bursa Milletvekilleri,<br />
www.tbmm.gov.tr<br />
• Atatürk ve Tıbbiyeliler, Sayfa: 75, 84, 140-149, 191-196, 229, 356-358, Prof.Dr.Metin Özata, Umay Yayınları, M.E.L.Matbaacılık-İzmir, 2.Basım, Mayıs 2009.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-2366" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/abdulhalim-galip-kahraman.jpg" alt="abdulhalim-galip-kahraman" width="334" height="440" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/abdulhalim-galip-kahraman.jpg 334w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/abdulhalim-galip-kahraman-228x300.jpg 228w" sizes="auto, (max-width: 334px) 100vw, 334px" />DR.GALİP BEY, DR.ABDÜLHALİM GALİP KAHRAMAN, DR.GALİP KAHRAMAN</strong></p>
<p>1893 yılında Antalya Korkuteli’de doğdu. İlkokulu Korkuteli’de, ortaokul ve liseyi Antalya, İzmir ve Midilli’de okudu. 1911 yılında Mekteb-i Tıbbiye’ye girdi. Birinci Dünya Savaşı’nda, 1914 yılında doktor yardımcısı olarak askere alındı. 1917 yılında tıp eğitimini tamamladı. Tıbbiye’de cildiye servisinde asistan olarak çalışmaya başladı. Burdur Hükümet Tabibliği’ne atandı. 1918 yılında yeniden askere alınarak Adana Askeri Menzil Hastanesi’ne görevlendirildi. Terhis olunca Antalya Belediye Tabibi oldu. Kurtuluş Savaşı boyunca yüzbaşı rütbesi ile çeşitli askeri hastane ve birliklerde hekim olarak görev yaptı. Savaş sonrası Antalya’ya yerleşerek serbest çalışmaya başladı. Politikaya atıldı.</p>
<p>Cumhuriyet Halk Partisi Antalya İl Başkanlığı ve 28 Nisan 1928-18.10.1930 tarihleri arasında Antalya Belediye Başkanlığı görevlerinde bulundu. 25.04.1931, 08.02.1935 ve 26.03.1939 tarihlerinde yapılan milletvekili genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Bursa milletvekili seçilerek TBMM 4., 5. ve 6.Dönem çalışmalarına katıldı. 1943 ve 1946 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Antalya Milletvekili seçildi.</p>
<p>1950 yılında emekli oldu. Antalya Muratpaşa’da yaptırdığı ilkokul 1969 yılında açıldı. Halen Dr.Galip Kahraman İlköğretim Okulu olarak eğitim ve öğretime devam etmektedir. Hilal-i Ahmer (Kızılay), Türk Hava Kurumu ve Türk Ocağı Antalya Şubeleri’nde üyelik ve başkanlık yapmıştır.</p>
<p>Fransızca bilir.Evli ve üç çocuk babasıdır. 1975 yılında Antalya’da vefat etti.</p>
<p>Kaynak:<br />
• Bursa Ansiklopedisi 2002, III.Cilt, Sayfa: 978, Yayına Hazırlayan: Yılmaz Akkılıç, Burdef Yayınları No: 3, Harman Ofset Basım Sanayi-İstanbul, 2002.<br />
• TBMM Milletvekilleri Albümü, I.Cilt, 4., 5. ve 6.Dönem Bursa Milletvekilleri,<br />
www.tbmm.gov.tr</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-2395" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/mehmet-sadi-konuk.jpg" alt="mehmet-sadi-konuk" width="179" height="235" />DR.SADİ KONUK, DR.MEHMET SADİ KONUK</strong></p>
<p>1894 yılında İstanbul’da doğdu. Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı oldu. İnebolu Hastanesi, Garp Cephesi Eskişehir Askeri Hastanesi, Ankara Cebeci Hastanesi, Adana Memleket Hastanesi ve Bursa Belediyesi’nde çalıştı. Ankara Gureba Hastanesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve başhekim olarak görev yaptı.</p>
<p>Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanlığı yaptı. 08.02.1935, 26.03.1939 ve 28.02.1943 tarihlerinde yapılan milletvekili genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Bursa milletvekili seçilerek TBMM 5., 6. ve 7.Dönem çalışmalarına katıldı. 18.01.1945-07.08.1946 tarihleri arasında Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekilliği (Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı) yaptı.1946 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Samsun Milletvekili seçildi.</p>
<p>Fransızca bilir. Evli ve üç çocuk babasıdır. 1964 yılında İstanbul’da vefat etti.</p>
<p>Adı, Sağlık Bakanlığı Bakırköy Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne verildi.</p>
<p><strong>Kaynak: </strong><br />
• Bursa Ansiklopedisi 2002, III.Cilt, Sayfa: 1069, Yayına Hazırlayan: Yılmaz Akkılıç, Burdef Yayınları No: 3, Harman Ofset Basım Sanayi-İstanbul, 2002.<br />
• TBMM Milletvekilleri Albümü, I.Cilt, 5., 6. ve 7.Dönem Bursa Milletvekilleri,<br />
www.tbmm.gov.tr<br />
• tr.wikipedia.org<br />
• www.msxlambs.org<br />
• www.main-board.eu</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-2397" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/mustafa-talat-simer.jpg" alt="mustafa-talat-simer" width="179" height="236" />DR.TALAT SİMER, DR.MUSTAFA TALAT SİMER</strong></p>
<p>1892 yılında Bursa’da doğdu. Askeri Tıbbiye’yi bitirdi. Hayati Kimya ve Malaryaloji Uzmanı oldu. Gülhane Askeri Tatbikat Merkezi Laboratuvar Tabibi olarak görev yaptı. Birinci Dünya Savaşı’nda Tabip Binbaşı olarak 5.Ordu Sıhhiye Reis Muavinliği, Yıldırım Orduları Grubu Sıhhiye Müfettişi Muavini görevlerinde bulundu. İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Askerlikten ayrıldıktan sonra Bezm-i Alem Valide Sultan Gureba Hastanesi, Mekteb-i Tıbbiye Hariciye Polikliniği’nde çalıştı. Eskişehir, Bursa, Samsun, Ankara’da Sıtma Savaş Başkanlığı, Bursa Belediye Tabibliği,Kandıra Hükümet Tabibliği yaptı. Bartın, Ereğli, İzmit, Adapazarı devlet hastanelerinde çalıştı. Eskişehir’de Kızılay, Ankara’da Türk Ocağı Başkanlığı görevlerini yürüttü.</p>
<p>26.03.1939, 28.02.1943 ve 21.07.1946 tarihlerinde yapılan milletvekili genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Bursa milletvekili seçilerek TBMM 6., 7. ve 8.Dönem çalışmalarına katıldı.</p>
<p>Fransızca bilir. Evli ve beş çocuk babasıdır. 1964 yılında Bursa’da vefat etti.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong><br />
• Bursa Ansiklopedisi 2002, IV.Cilt, Sayfa: 1504-1505, Yayına Hazırlayan: Yılmaz<br />
Akkılıç, Burdef Yayınları No: 3, Harman Ofset Basım Sanayi-İstanbul, 2002.<br />
• TBMM Milletvekilleri Albümü, I.Cilt, 6., 7. ve 8.Dönem Bursa Milletvekilleri,<br />
www.tbmm.gov.tr</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-2398" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/ibrahim-oktem.jpg" alt="ibrahim-oktem" width="179" height="235" />DR.İBRAHİM ÖKTEM </strong></p>
<p>1904 yılında Karaman’da doğdu. Beyrut Fransız Koleji’ni bitirdi. 1930 yılında Mekteb-i Tıbbiye’den mezun oldu. Öğrencilik yıllarında İstanbul Üniversitesi Yüksek Tahsil Talebe Birliği Başkanlığı, Uluslararası Öğrenci Birliği Genel Sekreterliği görevlerinde bulundu. Fransa’da Paris Tıp Fakültesi’nde genel cerrahi ihtisası yaptı. Uzman olduktan sonra bir süre Fransa’da çalıştı. Yurda dönünce Sivas Devlet Hastanesi’nde genel cerrahi uzmanı ve Zonguldak Devlet Hastanesi’nde genel cerrahi uzmanı ve başhekim olarak çalıştı. 1943 yılında Bursa Ahmet Vefik Paşa Hastanesi (Gureba Hastanesi) ne genel cerrahi uzmanı ve başhekim olarak atandı. 1951 yılında açılan yeni hastane binasının (Bursa Devlet Hastanesi, Memleket Hastanesi) yapımı ile uğraştı. Milletvekili olduğu 1954 yılına kadar Bursa Devlet Hastanesi’ndeki görevine devam etti.</p>
<p>Hekimler Birliği Başkanlığı,Uluslararası Cerrahlar Koleji Üyeliği yaptı.</p>
<p>02.05.1954 tarihinde yapılan milletvekili genel seçimlerinde Demokrat Parti’den Bursa milletvekili seçilerek TBMM 10.Dönem çalışmalarına katıldı. 1955 yılında yönetimle anlaşmazlığa düşerek Demokrat Parti’den ayrıldı ve Hürriyet Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı. Hürriyet Partisi bir süre sonra Cumhuriyet Halk Partisi’ne katıldı. 27 Mayıs 1960 askeri darbesinden sonra 06.01.1961-25.10.1961 tarihleri arasında çalışan Kurucu Meclis’e Bursa temsicisi olarak katıldı.15.10.1961, 10.10.1965 ve 05.10.1969 tarihlerinde yapılan milletvekili genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Bursa milletvekili seçilerek TBMM 12., 13. ve 14.Dönem çalışmalarına katıldı. 1963-1965 yılları arasında 27. ve 28.Hükümet’lerde Milli Eğitim Bakanlığı yaptı.</p>
<p>Apylocise, Goitre Exophtalmique, Travmatoloji Raporu isimli yapıtları vardır.</p>
<p>Fransızca ve İngilizce bilir. Evli ve bir çocuk babasıdır. 1982 yılında İstanbul’da vefat etti.</p>
<p>Adı, 1983 yılında İstanbul Kadıköy Kızıltoprak’ta bulunan ilköğretim okuluna verildi.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong><br />
• Bursa Ansiklopedisi, II.Cilt, Sayfa: 596, Yayına Hazırlayan: Yılmaz Akkılıç, Bursa Hakimiyet Gazetesi Matbaası, 1983-1985.<br />
• Bursa Ansiklopedisi 2002, IV.Cilt, Sayfa: 1391, Yayına Hazırlayan: Yılmaz Akkılıç, Burdef Yayınları No: 3, Harman Ofset Basım Sanayi-İstanbul, 2002.<br />
• Bursa Devlet Hastanesi 118.Hizmet Yılında, Sayfa: 40-47, 74-75, Derleyen: Op.Dr.Hüseyin Alagöz, Uludağ Üniversitesi Basımevi, 1986.<br />
• TBMM Milletvekilleri Albümü, II.Cilt, 10., 12., 13. ve 14.Dönem Bursa Milletvekilleri, www.tbmm.org.tr<br />
• tr.wikipedia.org<br />
• www.msxlabs.org</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/turkiye-buyuk-millet-meclisinde-hekim-tip-bursa-milletvekilleri-2/">Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Hekim (Tıp) Bursa Milletvekilleri (2)</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer Çayı’nın Bursa Oyküsü</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/nilufer-cayinin-bursa-oykusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Dec 2012 15:14:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 81. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=2357</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="958" height="671" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/nilufer-cayi-bursa.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="nilufer-cayi-bursa" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/nilufer-cayi-bursa.jpg 958w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/nilufer-cayi-bursa-300x210.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/nilufer-cayi-bursa-768x538.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 958px) 100vw, 958px" /></div>
<p>Yüzyıllardır “su kenti” olarak bilinen Bursa için Evliya Çelebi; “Seyahatname” adlı eserinde Bursa’nın Nilüfer Çayı ve kolları tarafından sarıldığını belirtmiş “Velhasıl Bursa sudan ibarettir.” diyerek tarihe not düşmüştür… Uludağ’ın eteklerine [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/nilufer-cayinin-bursa-oykusu/">Nilüfer Çayı’nın Bursa Oyküsü</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="958" height="671" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/nilufer-cayi-bursa.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="nilufer-cayi-bursa" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/nilufer-cayi-bursa.jpg 958w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/nilufer-cayi-bursa-300x210.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2019/03/nilufer-cayi-bursa-768x538.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 958px) 100vw, 958px" /></div><blockquote><p>Yüzyıllardır “su kenti” olarak bilinen Bursa için Evliya Çelebi; “Seyahatname” adlı eserinde Bursa’nın Nilüfer Çayı ve kolları tarafından sarıldığını belirtmiş “Velhasıl Bursa sudan ibarettir.” diyerek tarihe not düşmüştür…</p></blockquote>
	<blockquote  class="bs-quote bs-quote-8 bsq-t1 bsq-s8 bsq-left">

		<div class="quote-content">
			<p>Nilüfer Çayı’nın Bursa Oyküsü</p>
		</div>

					<div class="quote-author">
									<img decoding="async" class="quote-author-avatar" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/murat-demir.jpg"/>
				
									<span class="quote-author-name">											Murat Demir										</span>				
									<span class="quote-author-job">DOĞADER Başkanı</span>
								</div>
				</blockquote>

<p>Uludağ’ın eteklerine kurulmuş olan Bursa’da evimizde içtiğimiz her bir bardak suyun kaynağı Nilüfer Çayı’dır. Nilüfer Çayı Uludağ’ın güney yamaçlarında bulunan Aras şelalesinden doğup Bursa’mızın su kaynağı olan Nilüfer ve Doğancı(Selahattin Saygı) Barajlarını doldurduktan sonra Bursa’ya doğru yola çıkar… Bu yolculuk Marmara Denizi’ne ulaşana kadar iki yüz kilometreye yakın bir yol izler. Nilüfer’e bu yolculuğunda yine Uludağ’dan gelip şehrin çeşitli noktalarında Nilüfer’le birleşen Değirmendere, Yaylacıkdere, Gökdere, Sultaniye Deresi, Ayvalıdere, Kaplıkaya Deresi, Hasanağa Deresi, Panayır Deresi, Cilimboz Deresi, Kurtkaya Deresi ve Deliçay gibi birçok dere ve su kaynağı eşlik etmektedir.</p>
<p>Nilüfer ve Nilüfer’le birleşen diğer derelerimiz Bursa’ya girdiği andan itibaren bu yolculuklarını tamamlayana kadar onlarca, yüzlerce sanayi kuruluşu tarafından kirletilmektedir.</p>
<p>Bu işletmelerin büyük bir bölümünde arıtma tesisi yoktur, olanların da arıtmalarını düzenli çalıştırmadıkları ortadadır. Hâl böyle olanca da doğanın bizlere armağan ettiği Nilüfer ve onu besleyen bütün su kaynakları, bir daha geri dönüşü olmayacak bir şekilde kirletilmektedirler.</p>
<p><a href="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/nilufer-cayi-bursa-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2389" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/nilufer-cayi-bursa-2.jpg" alt="nilufer-cayi-bursa" width="729" height="386" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/nilufer-cayi-bursa-2.jpg 729w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/nilufer-cayi-bursa-2-300x159.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 729px) 100vw, 729px" /></a> Su, doğanın bütün canlılara vermiş olduğu yaşam kaynağıdır. Bir damla suyun oluşumunda hiçbir şirketin hiçbir devletin hükümetin veya kişini katkısı yoktur. Buna rağmen suyu doğanın yaşam dengesi olmaktan çıkarıp kendi ticari siyasi, politik ekonomik çıkarları için kullananlar yine aynı pervazsızlıkla su kaynaklarımızı geri dönüşümü imkânsız bir şekilde kirletmektedirler.</p>
<p>Dünyamızda sağlıklı ve temiz suya erişemeyen iki milyarı aşkın insan bulunmaktadır. Bu nedenle her gün ortalama 15 -30 bin insan hayatını kaybederken milyonlarca insan çeşitli hastalıklara yakalanmakta, insanlarımızın hayat kalitesi düşmektedir. Dünyada iklim değişikliği nedeniyle sağlıklı ve temiz suya erişim her gecen gün daha da zorlaşmaktadır. Gelinen noktada su fakiri sayılan ülkemizde su kaynaklarının böylesi bir şekilde kirletilmesinin hiçbir akla hizmet etmediği artık anlaşılmak zorundadır.<br />
Bir ülkenin su zenginliği kişi başına düşen su miktarıyla ölçülür, su zengini olan ülkelerde kişi başına düşen su miktarı yıllık 10.000 metreküp iken ülkemizde kişi başına düşen yıllık su miktarı 1430 metreküptür. Ülke nüfusumuzun 2030 yılında 100 milyon olacağı tahmin edildiğine göre -bu da kişi başına 1000 metreküp su düşmesi anlamına gelecektir ki- su fakiri bir ülke olacağımız tahminden öte bir gerçeklik hâlini alacaktır.<br />
Günümüzde stratejik bir öneme sahip olan suya; dünya nüfusuna pareler olarak artan talep ve su kaynaklarının kötü kullanımı sonucu bu kaynakların azalması hatta tükenme noktasına gelmesi, birçok ülkede su kıtlığına yol açmıştır.</p>
<p>Nilüfer Çayı’nın kirlenmesinin tarihi aslında o kadar eski değildir. Kentte yaşayan insanların çoğunun da söylediği gibi bu kirlilik son 30 yılda meydana gelmiştir. Çok kısa bir süre önce bu derelerde bir hayat döngüsü vardı. Nilüfer’de yaşayan balıklar, su yılanları, kaplumbağalar, su kuşları; bitkiler ve suçiçekleri Nilüfer Çayı kirlendikçe sırasıyla bir bir yok oldular. Özellikle seksenli yıllardan sonra Bursa’mızda uygulanan yanlış sanayileşme ve buna bağlı olarak gelişen çarpık kentleşme bu kirliği hızlandırmıştır.<br />
Sanayide son otuz yılda gelişmeler gösteren Bursa’da bu gelişimin yol açacağı olumsuzluklar ön görülmemiştir. Bir başka deyişle gelişen sanayinin kentin doğasına, yaşam alanlarına zarar vermeyecek şekilde, kontrol edilebileceği bölgeler oluşturulmamış, buralarda sanayideki üretim alanlarına göre belli bölgeler oluşturulup bu bölgelerin etrafına koruma bandı ve tampon bölge oluşturulmamıştır. Eğer oluşturulsaydı sonuç bu kadar vahim olmazdı. Bununla birlikte kurulan işletmeler, tek tek arıtma tesisiyle baca filtresiyle çalışsaydı bugün tüm bunları konuşmuyor olacaktık.</p>
<p><a href="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/nilufer-cayi-bursa-3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2390" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/nilufer-cayi-bursa-3.jpg" alt="nilufer-cayi-bursa" width="958" height="538" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/nilufer-cayi-bursa-3.jpg 958w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/nilufer-cayi-bursa-3-300x168.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2012/12/nilufer-cayi-bursa-3-768x431.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 958px) 100vw, 958px" /></a>Biz biliyoruz ki doğanın bir dengesi vardır ve bu denge kirletilerek bozulursa bizlerin de çocuklarımızın da yaşamları tehlikeye girecektir. Önce bu derelerde yaşayan balıklar ve bitkiler; sonra bu sularda yaşayan kuşlar; bu böyle giderse çok yakın zamanda bizler ve çocuklarımız ölecektir…</p>
<p>Nilüfer Çayı, bugün içerisinde çürükçül bakteriler tarafından üretilen hidrojen sülfür gazının etkisiyle etrafa yerleşim yerlerinde yaşayanların rahatsız olacağı ağır bir koku yaymakta hem de doğal olan rengi yok olup siyah renkte akmaktadır. Verimli Bursa Ovası’nda tarım yapan köylülerimiz; Nilüfer Çayı’nın taşıdığı ağır metaller sonucu zehirli sularla tarlalarını sulamak zorunda kalıyorlar. Köylülerimiz, ürünlerini bu suyla suladıkça bizler de sofralarımızda yaşamımıza yaşam katsın diye yediğimiz sebze ve meyvelerin yaşamımızdan yaşam çalmaya devam edeceğini bilmeliyiz.</p>
<p>Bu gidişe dur diye bilmek için Nilüfer Çayı Temiz Aksın Platformu kuruldu. Bu platforma köy muhtarlarından ziraat odası başkanlarına, akademik odalardan çevre örgütlerine kadar birçok kurum ve kuruluş, aktif olarak katılmaktadır. Platformumuz, Nilüfer Çayı temiz aksın diye bir kampanya başlatmıştır. Kampanya çerçevesinde Nilüfer Çayı’nın geçtiği bölgelerde halkı bilgilendirme toplantıları yapılmış bu toplantılara halkın katılımı sağlamış ve buralarda ortak bir yol haritası çizilmiştir.<br />
Kampanya sürecinde Nilüfer’in geçtiği ve Nilüfer’i besleyen derelerin etrafındaki yerleşim yerlerinden Nilüfer’in Marmara Denizi’ne döküldüğü Karacabey Dalyanı’na kadar olan bölgede yapmış olduğumuz etkinlikler, medyada gerektiği kadar yer almasına rağmen kentimizin yöneticileri ve kirliliğin kaynağı olan sanayi kuruluşlarının temsil eden kurumlar adeta üç maymunu oynayarak bu etkinliklere tamamen ilgisiz kalmışlardır.<br />
Bu ilgisizlik üzerine platformumuz, Kimya Mühendisleri Odası rehberliğinde Nilüfer Çayı’nın çeşitli noktalarından su örnekleri alıp TÜBİTAK’a tahlil ettirmiştir. Yapılan tahliller bizlerin tahminlerini dahi geride bırakacak düzeyde olumsuz çıkmıştır.</p>
<p>Platform olarak bu sonuçları 25 Kasım 2012 Pazar günü Bursa kent merkezinde yaptığımız bir protesto yürüyüşü ve bir basın bildirisiyle kamuoyuyla paylaştık. Düzenlenen etkinliğe başta Nilüfer Çayı’nın çevresindeki köylülerimiz ve Bursalılar yoğun bir şekilde katılım göstermişlerdir.</p>
<p>Bu tepkiler üzerine Bakanlık, Valilik veya Belediye çıkıp “Biz Nilüfer Çayı’nı temizleyeceğiz, kirletenlere para cezaları kestik kesmeye devam edeceğiz.”gibi açıklamalarda bulunacaklardır. Bizler hamasi açıklamalardan çok, sanayi kuruluşlarının arıtma yapmamaları veya varolan arıtmalarını düzenli çalıştırmadıklarında bu tesisleri denetlemekle sorumlu kamu kurum ve kuruluşlarının üzerlerine düşen görevleri yerine getirmelerini istiyoruz. Bu gerçekleşmediği sürece bu kamu kuruluşları da en az kirletenler kadar suçlu olacaklardır.</p>
<p><strong>Murat DEMİR</strong><br />
<strong>DOĞADER Başkanı</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/nilufer-cayinin-bursa-oykusu/">Nilüfer Çayı’nın Bursa Oyküsü</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
