<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hekimce Bakış 89. Sayı arşivleri - Hekimce Bakış</title>
	<atom:link href="https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-89-sayi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-89-sayi/</link>
	<description>Bursa Tabip Odası yayınıdır</description>
	<lastBuildDate>Tue, 15 Jan 2019 13:59:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Atatürk ve Hekimler</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/ataturk-ve-hekimler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Çetin Tor]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Nov 2015 15:38:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 89. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1550</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="700" height="573" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/ataturk-ve-hekimler.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ataturk-ve-hekimler" decoding="async" fetchpriority="high" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/ataturk-ve-hekimler.jpg 700w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/ataturk-ve-hekimler-300x246.jpg 300w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></div>
<p>Savaş meydanlarında görevli fedakâr hekimlerimizin öyküsü&#8230; Mustafa Kemal Atatürk’ün hekim arkadaşları ve cephelerde görevli fedakâr hekimlerimiz&#8230; Trablusgarp Savaşı, Balkan ve I. Dünya Savaşı yılları&#8230; Milli Mücadele ile devam eden ‘On [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/ataturk-ve-hekimler/">Atatürk ve Hekimler</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="700" height="573" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/ataturk-ve-hekimler.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="ataturk-ve-hekimler" decoding="async" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/ataturk-ve-hekimler.jpg 700w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/ataturk-ve-hekimler-300x246.jpg 300w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></div><blockquote><p>Savaş meydanlarında görevli fedakâr hekimlerimizin öyküsü&#8230;</p>
<p>Mustafa Kemal Atatürk’ün hekim arkadaşları ve cephelerde görevli fedakâr hekimlerimiz&#8230;</p></blockquote>
<p>Trablusgarp Savaşı, Balkan ve I. Dünya Savaşı yılları&#8230; Milli Mücadele ile devam eden ‘On Yıllık Savaş’&#8230; Uçsuz bucaksız cepheler&#8230; Subay ve erlerle birlikte, bir cepheden diğer cepheye koşan fedakâr Tıbbiyeliler&#8230; İdealist bir nesil; savaşın yoklukları içinde, rahat yüzü görmeden ıstırap ve felâket kasırgalarına aldırmadan çalışıyor&#8230; Memleket vazifesini büyük bir fedakârlıkla yapıyor&#8230; Kimi cephede, kimi hasta tedavi ederken yakalandığı bulaşıcı hastalıklarla şehit oluyor. Trablusgarp çöllerinden, Balkanların sarp dağlarına&#8230; Sarıkamış’ın dondurucu soğuğunda, Sina çölünün kızgın güneşi altında yaşanan büyük mücadeleler&#8230; Bir taraftan düşmanla savaşan, diğer taraftan kolera ve tifüs ile mücadele eden hekimlerimiz&#8230;</p>
<p>Nihayet Müttefik İşgal Orduları ana vatanımızı işgal ediyor, son vatan toprağımız da elimizden alınmak isteniyor&#8230; Hekimlerimiz Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Milli Mücadele’ye atılıyor ve yurt savunmasında cephelerde yerini alıyor&#8230; Savaş meydanlarında ölümle karşı karşıya geliyor&#8230; Kutsal görevlerini yerine getirmek için hayatını hiç sayıyor!..<br />
Kapalı kalmış bir tarih, ilk kez bir araya getirilen anılarla, orijinal fotoğraf ve belgelerle bu kitapta yer alıyor. Prof. Dr. Metin Özata, ‘On Yıllık Savaş’ sürecinde görev yapan Türk hekimlerini bilimsel bir titizlikle inceliyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1555" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/metin-ozata.jpg" alt="metin-ozata" width="293" height="427" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/metin-ozata.jpg 293w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/metin-ozata-206x300.jpg 206w" sizes="(max-width: 293px) 100vw, 293px" />PROF. DR. METiN ÖZATA</strong><br />
1958 yılında Burdur’da doğdu. İlkokul ve ortaokul eğitimini Burdur’da tamamladı. 1975 yılında Burdur Lisesi’nden, 1982 yılında GATA Askeri Tıp Fakültesi’nden birincilikle mezun oldu. 1986 yılında Federal Almanya’nın Wiesbaden şehrinde, USAF Regional Medical Center’da çalıştı. 1990 yılında İç Hastalıkları, 1992 yılında Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı oldu. 1992-1993 yılları arasında Chicago Üniversitesi’nde, Prof. Leslie J. DeGroot’un laboratuvarında, tiroid kanserleri ve tiroid hormon rezistansı üzerinde araştırma yaptı. 1994 Nisan ayında yardımcı doçent, 1994 yılında doçent, 2003 yılında profesör oldu. Tiroit hastalıkları, diabet ve obezite üzerine özgün araştır</p>
<p>maları olan Prof. Dr. Özata, dünyada ilk kez, bir Türk ailede, şişmanlığa neden olan “Leptin Gen Bozukluğu”nu saptamıştır. Yurtdışındaki saygın tıp dergilerinde yayınlanmış çok sayıda araştırma makaleleri ve kongrelerde sunulmuş birçok tebliği vardır. Davetli konuşmacı olarak da yurtdışında kongrelere katılmış, konferanslar vermiştir. 2003-2008 yılları arasında GATA Haydarpaşa Endokrinoloji Bölüm Başkanı olarak görev yaptı. 2008 yılında kendi isteği ile emekli oldu. Halen serbest hekimlik yapmaktadır.</p>
<p>Evli ve 2 çocuk babası olup, İngilizce ve Almanca bilmektedir. The Endocrine Society (ABD), American Thyroid Association, International Diabetes Federation ve Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği üyesidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>EDİNME ADRESİ:</strong></p>
<p>ATİLLA ORAL 0532 262 28 27  &#8211; atillaoral141@gmail.com</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/ataturk-ve-hekimler/">Atatürk ve Hekimler</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zevkler ve Renkler Tartışılmaz &#8211; De Gustibus et Coloribus, Non Disputandum</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/zevkler-ve-renkler-tartisilmaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Bülent Kavuşturan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Nov 2015 15:27:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 89. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[sonradan gourmet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1547</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="688" height="586" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/palamut-tarifi-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="palamut-tarifi-" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/palamut-tarifi-1.jpg 688w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/palamut-tarifi-1-300x256.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 688px) 100vw, 688px" /></div>
<p>Av yasağının bitmesiyle sofralarımız yine birbirinden lezzetli balıklar ile dolmaya başladı. Hepimizin sevdiği balık farklıdır Zevkler ve renkler tartışılmaz. Ama balık sezonunun başladığını temsil eden balıklar bence hamsi ve palamuttur. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/zevkler-ve-renkler-tartisilmaz/">Zevkler ve Renkler Tartışılmaz &#8211; De Gustibus et Coloribus, Non Disputandum</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="688" height="586" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/palamut-tarifi-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="palamut-tarifi-" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/palamut-tarifi-1.jpg 688w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/palamut-tarifi-1-300x256.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 688px) 100vw, 688px" /></div><blockquote><p>Av yasağının bitmesiyle sofralarımız yine birbirinden lezzetli balıklar ile dolmaya başladı. Hepimizin sevdiği balık farklıdır Zevkler ve renkler tartışılmaz. Ama balık sezonunun başladığını temsil eden balıklar bence hamsi ve palamuttur.</p></blockquote>
<p>Palamut (Sarda sarda), Ilık ve sıcak denizlerin hem açık hem de kıyı taraflarında yaşayan bir balıktır. Oldukça büyük ve keskin dişlerle kaplı olan ağzı, torpil biçimindeki bedeninin ucundadır. Sırtlarının genellikle mavimsi rengi, yanlara doğru gidildikçe karında gümüşi beyaza dönüşür. Sırtlarından başlarına kadar siyaha yakın koyu renkte birçok şerit bulunur.<br />
Boyuna göre çeşitli isimler ile anılır: Palamut vonozu (12- 16 cm), kestane palamudu (16-22 cm), çingene palamudu (22-28 cm), palamut (28-35 cm).</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1559" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/palamut-tarifi-2.jpg" alt="palamut-tarifi" width="456" height="196" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/palamut-tarifi-2.jpg 456w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/palamut-tarifi-2-300x129.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 456px) 100vw, 456px" /></p>
<p>Bu yıl yaz tatilinde Datça’da katıldığımız tekne turunda kaptanımız Özgür’ün izin ve katkısı ile tekne seyir halindeyken önceden hazırladığımız “Sırtı” denilen oltamızı oğlum ile beraber denize saldık. Şanslı bir günümüzdü tam 9 adet palamut yakaladık.</p>
<p>“Sırtı” tekne seyir halinde iken kullanılan bir oltadır. Ucunda iğneleri olan balığa benzetilmiş bir kısmı ve çapari denilen tüylü iğneleri olan bir takımdır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1560" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/palamut-tarifi-2-1.jpg" alt="palamut-tarifi" width="363" height="271" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/palamut-tarifi-2-1.jpg 363w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/palamut-tarifi-2-1-300x224.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/palamut-tarifi-2-1-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 363px) 100vw, 363px" />Balığı yakaladığınız zaman oltanın kopmaması için tekneyi durdurup balığı çekmeniz gerekir. Durum böyle olunca bizim olta keyfimize tüm tekne de ortak olmuş oldu. Bereketli bir av olunca tüm balıklarımız ile hatıra fotoğrafları da çektirmiş, birbirinden değişik kaçırılmış balık hikayeleri dinlemiş ve oldukça özgün balık tarifleri de öğrenmiş olduk.</p>
<p>Tüm bu tariflerin içerisinde; Gezi teknemizin sahibi olan ve kış aylarında balıkçılık yapan Özgür’ün tarifi en lezzetli olanı idi emin olun Bu tarif hiçbir beceri gerektirmediği gibi hazırlanan palamut bu lezzetli hali ile hem ana yemek olarak hem de diğer deniz ürünleri yanında meze ya da atıştırmalık olarak sunulabilir.</p>
<p><strong>Datça’dan Balıkçı özgür’ün pratik Palamut tarifi</strong></p>
<ul>
<li>Palamutlar temizlenip yıkandıktan sonra 2 cm kalınlıkta halkalar şeklinde kesilir.</li>
<li>Kestiğimiz balık halkaları; Bir süre zeytinyağı ve ince halkalar şeklinde kesilmiş sarımsaklardan oluşan karışıma batırılarak dinlendirilir.</li>
<li>Una bulanmadan önce kekiğe batırılır ve unlanıp kızartılır.</li>
<li>Soğan Turp ve rokanın da balığa çok yakıştığını sanırım söylemeye gerek yok.</li>
</ul>
<p><strong>Sağlık ve Afiyet ile.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/zevkler-ve-renkler-tartisilmaz/">Zevkler ve Renkler Tartışılmaz &#8211; De Gustibus et Coloribus, Non Disputandum</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kağıt Ev</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/kagit-ev/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Nov 2015 15:18:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 89. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Kokusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1543</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="700" height="573" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/kagit-ev.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="kagit-ev" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/kagit-ev.jpg 700w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/kagit-ev-300x246.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></div>
<p>Kitap tutkusu üzerine pek çok deneme yazan Alberto Manguel gibi bir Arjantinli olan Carlos Mario Dominguez’in Kağıt Ev romanı, kitapların evreninden okurlara, bibliyofillerin sıradışı dünyalarına uzanan bir kitap güzellemesi. Kitapçıdan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/kagit-ev/">Kağıt Ev</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="700" height="573" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/kagit-ev.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="kagit-ev" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/kagit-ev.jpg 700w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/kagit-ev-300x246.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></div><blockquote><p>Kitap tutkusu üzerine pek çok deneme yazan Alberto Manguel gibi bir Arjantinli olan Carlos Mario<br />
Dominguez’in Kağıt Ev romanı, kitapların evreninden okurlara, bibliyofillerin sıradışı dünyalarına uzanan bir kitap güzellemesi.</p></blockquote>
<p>Kitapçıdan satın almış olduğu Emily Dickenson’un Şiirler’ini okuduğu sırada bir arabanın altında kalarak ölen edebiyat profesörü Bluma Lennon romanın kahramanı gibi sunulsa da aslında anlatılan kitaptır, kitap tutkunluğudur. Bu tutkunun çevresinde gelişen dile getirelememiş bir aşkın da öyküsüdür.</p>
<p>Bluma’ya ölümünden sonra gelen postadan çıkan bir kitap yerini alan profesörün ilgisini çeker: Garip<br />
biçimde toz ve çimento artıklarıyla kaplı kitap, Joseph Conrad’ın Gölge Hattı romanıdır. Gölge Hattı, trafik (kitap demek de mümkün) kazasında ölen Bluma ile Uruguaylı bibliofil Brauer arasındaki hattır aslında.</p>
<p>Kağıt Ev, bu kitabın gizinin peşine takılıp kitap koleksiyonerlerinin, okuma tutkunlarının önlenemeyen kitap aşkını, takıntısını anlatır. Kitap ‘’deliliği’’ okumaktan pek hoşlanmayanların kavrayamacağı boyutlara varır. Kitaplar evlerin kitaplıklarında sessizce ve masumca ilerleyip tüm evi işgal altına alabilir çoğu kez. ‘’Bir kitaptan kurtulmak bazen sahip olmaktan daha zordur. Kitaplar, sanki asla geri dönemeyeceğimiz bir anın tanıkları gibi, bir ihtiyaç ve unutkanlık anlayışıyla tutunurlar insana. Kimse bir kitap kaybetmek istemez. Bir daha okumayacak olsak da başlığında eski, belki de kaybolmuş bir duyguyu taşıyan bir kitabı kaybetmektense bir yüzük, saat veya şemsiye kaybetmeyi yeğleriz.’’</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-1563 alignleft" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/enis-batur-kitap-evi.jpg" alt="enis-batur-kitap-evi" width="449" height="245" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/enis-batur-kitap-evi.jpg 572w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/enis-batur-kitap-evi-300x164.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 449px) 100vw, 449px" /></p>
<p>Kitaplar çoğu kez tehlikelidir de. Bluma Lennon’un başına gelen metaforik tehlikeden öte siyasal tehdit nedeniyle cezalandırılan kitaplar da vardır. Naziler 1933 te Berlin Bebelplatz’da, hem de Hukuk Fakültesinin önünde toplum için ‘’zararlı’’ gördükleri kitapları yakarlar. İçlerinde Alman halkının yüzakı, onuru pekçok yazarın kitapları da olan müthiş bir katliam yaşanır. Bugün aynı alanda cam bir zeminin altında boş kitap raflarının sergilendiği bir anıt yer almakta.<br />
Kitaplar kadar yazarları ve okurlarını da potansiyel tehlike sayan yönetimler hala varlıklarını sürdürüyor ne yazık ki. (Basılmamış kitabın yazarını tutuklamak gibi akılötesi örnekler de var.)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1565 alignleft" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/bedelsiz-utanc-aniti.jpg" alt="bedelsiz-utanc-aniti" width="337" height="224" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/bedelsiz-utanc-aniti.jpg 337w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/bedelsiz-utanc-aniti-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 337px) 100vw, 337px" />Kağıt Ev kitapların dürtülediği çılgınlıkları anlatır, tehlike yaratan kazalardan, kitap tuğlalardan yapılmış evlere dek. Ama aynı zamanda kitapların yaşama tutkumuzun, gerçeği arama maceramızın nedeni olduğunu da unutturmadan. Tehlikeli ama bir o kadar da heyecan verici bir macera. Kitap aşkının en dokunaklı örneği Ray Bradbury’nin ünlü Fahrenheit 451 kurgu romanında anlatılır: İnsanlar yakılan kitapları sonraki kuşaklara aktarabilmek için ezberlerler. İnsanoğlunun okuma tutkusu yazıyı bulduğundan beri sürüyor, tüm yasaklara rağmen.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1566 alignleft" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/peter-sis.jpg" alt="peter-sis" width="336" height="220" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/peter-sis.jpg 336w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/peter-sis-300x196.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 336px) 100vw, 336px" /></p>
<p>Yazar ve aynı zamanda yayıncı da olan Enis Batur’un KiTAP EV’i de Dominguez’in KAĞIT EVi gibi kitap tutkunluğu üzerine yazılmış yarı kurgusal yarı biyografik bir uzun anlatı. Kendisine tanımadığı birinden miras kalan camdan bir kitap evle başı derde giren yazar kitaplarla olan ikircikli ilişkisini, yakınlarının bile kavramakta zorlandığı takıntılı tutkunluğunu, huzursuz bağımlılığını anlatır.</p>
<p>Peter Sis’in benzersiz desenleriyle bezeli KAĞIT EV ile Enis Batur’un KİTAP EVİ. Birbirini tamalayan bu iki kitabı peşpeşe okumak kitapseverler için unutulmaz bir deneyim olacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/kagit-ev/">Kağıt Ev</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarihi Sağlık Kurumlarımız</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/tarihi-saglik-kurumlarimiz-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Çetin Tor]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Nov 2015 15:04:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 89. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[tarihçe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1540</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="800" height="459" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/devlet-hastanesi-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="devlet-hastanesi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/devlet-hastanesi-1.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/devlet-hastanesi-1-300x172.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/devlet-hastanesi-1-768x441.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/devlet-hastanesi-1-750x430.jpg 750w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></div>
<p>SAĞLIK BAKANLIĞI BURSA DEVLET HASTANESİ Gureba Hastanesi Ahmet Vefik Paşa Hastanesi Memleket Hastanesi Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Bursa Devlet Hastanesi Sağlık Bakanlığı Bursa Devlet Hastanesi Alaaddin Mahallesi Hasta Yurdu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/tarihi-saglik-kurumlarimiz-2/">Tarihi Sağlık Kurumlarımız</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="800" height="459" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/devlet-hastanesi-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="devlet-hastanesi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/devlet-hastanesi-1.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/devlet-hastanesi-1-300x172.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/devlet-hastanesi-1-768x441.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/devlet-hastanesi-1-750x430.jpg 750w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></div><p><strong>SAĞLIK BAKANLIĞI BURSA DEVLET HASTANESİ</strong></p>
<ul>
<li>Gureba Hastanesi</li>
<li>Ahmet Vefik Paşa Hastanesi</li>
<li>Memleket Hastanesi</li>
<li>Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Bursa Devlet Hastanesi</li>
<li>Sağlık Bakanlığı Bursa Devlet Hastanesi</li>
</ul>
<p>Alaaddin Mahallesi Hasta Yurdu Caddesi No:31 Osmangazi-BURSA</p>
<p>Yıldırım Darüşşifa’sının 1855 yılındaki büyük depremde yıkılmasından sonra, Bursa sağlık kurumundan yoksun kalır. 1861 yılında padişah olan Sultan Abdülaziz, 1862 yılında, Hüdavendigar Eyaleti’nin merkezi olan Bursa’nın ıslah ve imarı için Ahmet Vefik Paşa’yı, Anadolu Sağ Kol Müfettişi olarak görevlendirir. Ahmet Vefik Paşa (1823-1891), Bursa ve çevresinin ihtiyacını karşılayacak modern bir hastane kurmak için, Hisar’da, bugünkü Devlet Hastanesi’nin ön tarafında, Eski Saray adıyla anılan yerde bulunan, Damat Efendi Konağı’nı hastane yeri olarak kamulaştırır. Binanın onarım işleri sürerken kamulaştırmalar nedeniyle saraya şikayet edilen Ahmet Vefik Paşa, 1864 yılında padişah tarafından görevden alınır. Vali Hakkı Paşazade Hacı İzzet Paşa zamanında onarımı bitirilen bina, 1868 yılında, Ahmet Vefik Paşa’nın da izni alınarak, Gureba Hastanesi olarak açılır. Hastanenin yönetimi Ahmet Vefik Paşa’nın vekil tayin ettiği İdare Meclisi Azası Bahaüddin Efendi’ye verilir. Bu hastane Bursa’nın çağdaş anlamda ilk hastanesidir. Ahmet Vefik Paşa, 1879 yılında, Hüdavendigar Eyaleti Valiliği’ne atanır. Ahmet Vefik Paşa’nın Bursa’ya gelişi ile hastane daha da gelişir, alt yapı eksiklikleri giderilir. İki katlı hastane binası, 45’i erkek ve 15’i kadın hasta için olmak üzere 60 yatağa sahiptir. Sırmakeş (Koza), Mahmut Paşa (Fidan) ve Balıkhane (Çarşı Karakolu karşısında, yol yapımı nedeniyle yıkılmıştır) Hanları, Ahmet Vefik Paşa’nın Bursa’ya kazandırdığı önemli eserlerden olan Tiyatro, Nilüfer Çayı suyu, dağdan getirilen odun ve kereste ile Ahmet Vefik Paşa’nın sahibi olduğu Çitli Maden Suyu’ndan elde olunan gelirler akar olarak hastaneye verilir.Vali Nazif Paşa zamanında hastaneye ruh hastaları için bir bölüm eklenir. Bursa’nın imarına önemli katkıları olan Ahmet Vefik Paşa, 1882 yılında tekrar görevden alınır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1574" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/ahmet-vefik-pasa.jpg" alt="ahmet-vefik-pasa" width="223" height="369" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/ahmet-vefik-pasa.jpg 223w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/ahmet-vefik-pasa-181x300.jpg 181w" sizes="auto, (max-width: 223px) 100vw, 223px" /><strong>Ahmet Vefik Paşa (1823-1891)</strong></p>
<p>1904 yılında, Vali Reşit Paşa zamanında hastane arazisi genişletilir ve 1905 yılında ek binalar yapılır. 1900’lü yılların başında hastanede hekim ve eczacı olarak görev yapanların çoğunluğu gayrimüslimdir. 1908 yılında sertabip (başhekim) Suavidis Efendi, tabipler Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey, Şehrilyan Efendi, Apostolidis Efendi, Bedros Kolaycıyan Efendi, Mehmet Tevfik Efendi, İshak Efendi ve Hacı Mehmet Ağa, eczacılar Ömer Şevket Efendi, Mehmet Hamdi Efendi ve Kosti Efendi hastanede görev yapmaktadır. 1913 yılında, Vali Abbas Halim Paşa döneminde, Gureba Hastanesi cerrahı ve aynı zamanda Sıhhiye (Sağlık) Müdürü olan Op.Dr.Emin (Erkul) Bey (23 Nisan 1920 de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Bursa milletvekili olarak katılmıştır)’in katkıları ile hastanenin iki büyük binası arasındaki alan kapatılarak modern bir ameliyathane yapılır. Hastaneye bütün uzmanlık dallarında hekimler atanır.</p>
<p>Birinci Dünya Savaşı sonrası Yunan işgali sırasında çok hasar gören ve hekimleri dağılan hastane, 11 Eylül 1922 tarihinde Bursa’nın kurtuluşundan sonra, Vali Hacı Adil Bey ve Ankara’da Sıhhıye Umum (Genel) Müdürü olan Dahiliye Mütehassısı (İç Hastalıkları Uzmanı) Dr.Yusuf İzzettin (Yeğer) Bey’in çabaları ile Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti (Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı) tarafından kısa sürede onarılır. Bir süre sonra, Dr.Yusuf İzzettin Bey Bursa’ya, hastanenin başhekimliğine atanır. Dr.Yusuf İzzettin Bey hastanenin ismini Ahmet Vefik Paşa Hastanesi’ne çevirirse de halk Memleket Hastanesi ismini benimser.</p>
<p>1927 yılında, hastane dört büyük ve dört küçük binadan oluşmaktadır ve 150 yataklıdır. Büyük binalardan birincisi Ahmet Vefik Paşa’nın yaptırdığı iki katlı binadır. Birinci kat, cildiye ve efrenciyye (frengi) hastalarına aittir. Katın bir ucu tutuklu hastalara ayrılmıştır. İkinci kat, 60 yataklı dahiliye servisidir. İkinci büyük bina Vali Reşit Paşa zamanında yapılan, cerrahi doktorlarının odaları, hasta koğuşu, tecrit odaları, ameliyathane ve muayene odalarının bulunduğu hariciye binasıdır. Üçüncü büyük bina akıl hastaları için yapılmış ancak 1925 yılından sonra hastalar İstanbul Bakırköy Akıl Hastalıkları Hastanesi’ne gönderildiğinden bina zührevi hastalıklı kadınlara ayrılmıştır. Dördüncü büyük binada poliklinikler, hayati kimya (biyokimya) ve bakteriyoloji (mikrobiyoloji) laboratuvarı, röntgen, kütüphane, toplantı salonu, doktor yatakhaneleri ve idare odaları bulunmaktadır. Küçük binalardan birincisinde mutfak ve çamaşırhane vardır. İkincisi kadın hastalıklarına, üçüncüsü intani (bulaşıcı) hastalıklara ayrılmıştır. Dördüncü küçük bina eczane ve laboratuvar olarak kullanılmaktadır. Bu dönemde hastanenin kadrosunda dahiliye, hariciye (genel cerrahi), nisaiye (kadın hastalıkları), göz ve kulak burun boğaz, cildiye ve efrenciyye, bakteriyoloji, hayati kimya ve röntgen dallarında mütehassıs (uzman) hekimler vardır. Ebe, hemşire ve sağlık memuru ihtiyacı büyük oranda karşılanmıştır. 1934 yılında hekim kadrosuna çocuk hastalıkları mütehassısı da katılır. Dr.Yusuf İzzettin Yeğer 1940 yılında vefat edene kadar başhekimlik yapar. 1940-1942 yılları arasında Röntgen Mütehassısı Dr.Cevat Tahsin Peksun, daha sonra Çocuk Hastalıkları Mütehassısı Dr.Şemsettin Dora bir süre başhekim olur. 1943 yılı sonunda Hariciye Mütehassısı Dr.İbrahim Öktem başhekimliğe atanır.</p>
<figure id="attachment_1572" aria-describedby="caption-attachment-1572" style="width: 501px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-1572" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/devlet-hastanesi-4.jpg" alt="devlet-hastanesi" width="501" height="305" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/devlet-hastanesi-4.jpg 663w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/devlet-hastanesi-4-300x183.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 501px) 100vw, 501px" /><figcaption id="caption-attachment-1572" class="wp-caption-text">Ahmet Vefik Paşa Hastanesi</figcaption></figure>
<p>Hastanenin artan nüfus nedeniyle ihtiyacı karşılamaması üzerine, 1947 yılında, Vali Haşim İşcan ve Belediye Reisi (Başkanı) Fahri Batıca döneminde, Hisar’da eski hastanenin güneyindeki alanda yeni bir hastane yapılması planlanır. Para temini için piyango düzenlenir. Hayırsever Bursa’lıların ve İl Özel İdaresi’nin katkıları ile yapılan hastanenin inşaatı 1951 yılı sonunda bitirilir. Yeni binanın yapımında Başhekim ve Hariciye Mütehassısı Dr.İbrahim Öktem ile Bursa Uludağ Güzelleştirme Derneği Genel Sekreteri Dişhekimi Dt.Adil Onar’ın büyük emekleri vardır. Eski hastane, 1952 yılında, Memleket Hastanesi adıyla açılan yeni hastaneye taşınır. Yeni bina bodrum hariç yedi katlı ve 600 yataklıdır. Giriş katında başhekimlik ve idare, acil servis, eczane, karantina, bakteriyoloji, hayati kimya ve patoloji laboratuvarları, röntgen servisi ve fizik tedavi merkezi bulunmaktadır. Birinci kata, Altıparmak’ta bulunan Doğumevi taşınır. İkinci ve üçüncü katlara eski hastanede bulunan birimler yerleşir. Dördüncü kat Verem Hastanesi’ne ayrılır. Poliklinikler eski hastanede bırakılır. İl Özel İdaresi’nin malı olan yeni bina, 1952 yılında Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından satın alınır. Adı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Bursa Devlet Hastanesi olur. 1954 yılında milletvekili seçilen Dr.İbrahim Öktem’in yerine bir süre Dahiliye Mütehassısı Dr.Neşati Üster ve Dahiliye Mütehassısı Dr.Ziya Tanan vekaleten başhekimlik yapar. 1955 yılında Röntgen Mütehassısı Dr.Adnan Türkgil başhekimliğe atanır. Hekim kadrosu daha da genişler. 1950 yılından itibaren iki yıllık eğitim hastanesi (B Tipi) olması nedeniyle, hastaneye uzmanlık eğitiminin ilk iki yılı için çok sayıda asistan gelmeye başlar. Kan merkezi kurulur. Ahmet Vefik Paşa’nın yaptırdığı ilk hastane binası 1956 yılında çıkan yangın sonucu kullanılamaz hale gelir ve yıktırılır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_1571" aria-describedby="caption-attachment-1571" style="width: 185px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1571" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/hasim-iscan.jpg" alt="Haşim İşcan" width="185" height="256" /><figcaption id="caption-attachment-1571" class="wp-caption-text">Haşim İşcan</figcaption></figure>
<p>Yeni bina da ihtiyaca cevap vermeyince ameliyathanenin üzerine üçüncü kat yapılır. Bu katın yapımını hayırsever işadamı Abdurahman Şenipek üstlenir ve 1963 yılında açılır. 1963 yılında Dahiliye Mütehassısı Dr.Neşati Üster, Dahiliye Mütehassısı Dr.Tarık Alp, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Mütehassısı Dr.Pertev Günday, Hariciye Mütehassısı Dr.Haşmet Köprülü, Cildiye Mütehassısı Dr.Sezai İldoğan ve Nisaiye Mütehassısı Dr.İlhan Caner tarafından Bursa Devlet Hastanesi Yardım Derneği kurulur. Dr.Pertev Günday, uzun yıllar derneğin başkanlığını yapar.</p>
<p>1965 yılında, Nisaiye Mütehassısı Dr.Orhan Keskin başhekim olur. Yatak sayısı 750’dir.1967 yılında döner sermaye ve Bursa Devlet Hastanesi Yardım Derneği’nin katkıları ile hastanenin doğu kısmına iki katlı bina yapılır. Giriş katı poliklinik olur, üst kata çocuk, fizik tedavi, kulak burun boğaz, beyin cerrahisi ile ortopedi ve travmatoloji servisleri yerleşir. 1981 yılında emekli olan Dr.Orhan Keskin’in yerine Genel Cerrahi Uzmanı Dr.Hamdi Atalay başhekimliğe atanır. Bu dönemde hastane tamamen onarılır ve yeniden düzenlenir. SİFAŞ tarafından koroner bakım ünitesi yaptırılır. Türk Hava Kurumu, SİFAŞ, BİSAŞ, POLYLEN ve Yıldız Tekstil firmaları ile Ali İhsan Çilingiroğlu ve diğer hayırsever Bursa’lıların maddi katkıları ile yoğun bakım ve hızır acil servis üniteleri kurulur. Hastanenin arkasındaki arazi kamulaştırılır.</p>
<p>Bursa Devlet Hastanesi’nin, uzmanlık eğitimi gören asistanlara, eğitimlerinin ilk iki yılında eğitim veren hastane (B Tipi) olması uygulamasına, 1974 yılında Bursa Tıp Fakültesi’nin açılmasından sonra son verilir.</p>
<p>Bursa Devlet Hastanesi 1973 yılında 625, 1984 yılında 600 yataklıdır. 1984 yılında 38 uzman hekim, 6 dişhekimi, 4 eczacı ve 225 yardımcı sağlık personeli hastanede görev yapar.</p>
<figure id="attachment_1568" aria-describedby="caption-attachment-1568" style="width: 465px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-1568 size-full" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/devlet-hastanesi-2.jpg" alt="devlet-hastanesi" width="465" height="349" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/devlet-hastanesi-2.jpg 465w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/devlet-hastanesi-2-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/devlet-hastanesi-2-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 465px) 100vw, 465px" /><figcaption id="caption-attachment-1568" class="wp-caption-text">Bursa Devlet Hastanesi</figcaption></figure>
<p>Dr.Hamdi Atalay, 1992 yılında emekli olana kadar başhekimlik görevini sürdürür. Daha sonra Genel Cerrahi Uzmanı Dr.Hüseyin Elagöz (1992-1997), Radyoloji Uzmanı Dr.Değer Kaya (1997-1999), Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr.Metin Deniz Savaş (1999-2003), İç Hastalıkları Uzmanı Dr.Mete Ekşioğlu (2003-2007), Genel Cerrahi Uzmanı Dr.Ender Alp Tosun (2007), Dr.Mete Ekşioğlu (2007-2011) başhekim olarak görev yapar. 2011 yılı sonunda Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Dr.Bülent Hakan Tekin başhekim atanır. 2012 yılında Dr.Mete Ekşioğlu yargı kararı ile görevine iade edilirse de tekrar görevden alınır ve Dr.Bülent Hakan Tekin başhekim olarak atanır. 2014 yılı sonunda Dr.Halil Karahan hastane yöneticisi olur.</p>
<figure id="attachment_1569" aria-describedby="caption-attachment-1569" style="width: 475px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-1569 size-full" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/devlet-hastanesi-3.jpg" alt="devlet-hastanesi" width="475" height="356" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/devlet-hastanesi-3.jpg 475w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/devlet-hastanesi-3-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/devlet-hastanesi-3-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 475px) 100vw, 475px" /><figcaption id="caption-attachment-1569" class="wp-caption-text">Bursa Devlet Hastanesi</figcaption></figure>
<p>Bursa Devlet Hastanesi, 2014 yılı sonunda 220’i uzman, 25’ü pratisyen olmak üzere 245 hekim, 3 dişhekimi ve 5 eczacı ile 900 yataklı olarak, Hürriyet, Heykel ve Kızılay Poliklinikleri ve Bursa Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi (AMATEM) ile birlikte hizmet vermektedir. Devlet Hastanesi’nin, 200 yataklı Çekirge Akdoğan Fizik Tedavi Birimi bir süre önce kapanmıştır.</p>
<p>Bursa Devlet Hastanesi’ne bağlı olarak çalışan Bursa Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi (AMATEM), 2010 yılında Osmangazi Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma Vakfı tarafından Yalova Yolu-Ovaakça’da yaptırılmıştır. Merkez’in başlangıçta 17 olan yatak sayısı, 2011 yılında 48’e çıkarılmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/tarihi-saglik-kurumlarimiz-2/">Tarihi Sağlık Kurumlarımız</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çin Resim Sanatı</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/cin-resim-sanati/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Yelda Ertürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Nov 2015 14:50:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Bir resim binbir söylence]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 89. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1533</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="896" height="662" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/cin-resim-sanati-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="cin-resim-sanati" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/cin-resim-sanati-1.jpg 896w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/cin-resim-sanati-1-300x222.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/cin-resim-sanati-1-768x567.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/cin-resim-sanati-1-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 896px) 100vw, 896px" /></div>
<p>Çin Resim Sanatı, 3000 yıldır, kendi kültür ve felsefesi ile yoğrulmuş olup, Kaligrafi ve Şiirle bütünleşmiş bir sanattır. M.Ö. 3.yüzyılda Han Hanedanı zamanında aydın insanlar tarafından, geliştirilen kaligrafi, bu tarihten [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/cin-resim-sanati/">Çin Resim Sanatı</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="896" height="662" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/cin-resim-sanati-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="cin-resim-sanati" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/cin-resim-sanati-1.jpg 896w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/cin-resim-sanati-1-300x222.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/cin-resim-sanati-1-768x567.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/cin-resim-sanati-1-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 896px) 100vw, 896px" /></div><p>Çin Resim Sanatı, 3000 yıldır, kendi kültür ve felsefesi ile yoğrulmuş olup, Kaligrafi ve Şiirle bütünleşmiş bir sanattır. M.Ö. 3.yüzyılda Han Hanedanı zamanında aydın insanlar tarafından, geliştirilen kaligrafi, bu tarihten sonra resimde de kullanılmaya başlanmış ve M.S. 7. yüzyılda ise Şair WAN WEİ ile bazen resimden daha önemli duruma geçmiştir. Song Hanedanı zamanı ( 10- 13. yy) en parlak devrine ulaşmıştır.</p>
<p>Çin sanatı, bütün karmaşıklığıyla, dengeli ve ölçülü bir bütün, bir hümanizmin ifadesidir. Ama yüzyıllar boyu aynı konuların bıkmadan usanmadan sanatçılar tarafından tekrarlanmasını, Eski Ustaların mirasına saygı ve mitolojik kültüre bağlılık olarak yorumlayabiliriz. Çin Resmini, Batı Resminden ayıran en büyük özellik ise; resmin, ressamın düşüncesi ve hayaliyle yapılmış olmasıdır. Batılı bir ressam, bir manzara karşısında gördüğünü yapacaktır. Çin sanatçısı ise, gördüğü manzarada dolaşarak, zihninde kurguladığı yerlerde durarak, seyircisine değişik bakış açıları sunarak resmini yapar. Durduğu yerlerde de gördüğü manzara karşısındaki duygularını, ufak bir şiir ya da bir atasözünü, kaligrafi sanatını kullanarak resmine ekler. Bu resimlerde, genellikle sizi düşsel bir seyahate gitmenizi sağlayacak bir giriş bulunur. Bazen bu giriş küçük bir patikayla olur, dağlar ve su kıyılarından geçer sizi yönlendirir. Bu nedenle, uzunluğu birkaç metreyi bulan ve rulolar halinde saklanan Çin resimleri vardır. Bu resimler özel kâğıt veya ipek üstüne, yine özel fırçalar ve Çin mürekkebiyle yapılır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1536" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/cin-resim-sanati-2.jpg" alt="cin-resim-sanati" width="473" height="800" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/cin-resim-sanati-2.jpg 473w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/cin-resim-sanati-2-177x300.jpg 177w" sizes="auto, (max-width: 473px) 100vw, 473px" /> Çinliler, resim sanatını, Çin Hat Sanatının bir dalı gibi görürler. Çin resim sanatı ile Çin hat sanatı arasındaki ilişkiyi anlayabilmek için, öncelikle Çin yazısı hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. Çin yazısı, bir resim yazısıdır. Önceleri, anlatılmak istenen varlıklar ve de eylemler resim yoluyla ifade edilmişlerdir. Zaman içinde bu resimler değişikliklere uğrayarak, günümüzde kullanılan Çin Yazısını oluşturmuşlardır.</p>
<p>Çin resminin temel unsuru, fırçanın izidir. Boşluk kavramı olmadan esinlenme olgusu işlevini yerine getiremezdi. Resim dizgesini tek başına güvence altına alarak ayırıcı özellikler oluşturmakta kendi başına değer taşıyan Boşluk kavramı, beş düzeyle tanımlanır: 1) Fırça-mürekkep (esin-uyum/biçim-oylum), 2) Yin-Yang (ya da Gölge Işık), 3) Dağ-Su, 4) İnsan-Gökyüzü (Elemanların zihinsel düzeni/derinlik-perspektif/tabloda şiir), 5) Beşinci boyut. Her düzeyi boşluk kavramıyla ilintilendirerek ayrı ayrı irdeler</p>
<p>Çin Mitolojisinde, zamanın bilgeleri, gelecek kuşaklara, insan üzerinden, tabiata dikkat etmelerini ve görüş açılarını genişletmelerini öğütler. Büyük dağlar ve uzun nehirler, batıdan doğuya Pasifik denizine kadar insanlık tarihinin beşiğidir. Beş Dağ ve dört nehir olarak özetlenen bu topraklar da tanrıya ulaşmanın yolu yüksek dağlardan geçer. Dünyanın iskeleti olan dağ, değişmezlik, denge demektir; Göğe yakın olduğu için de doğaüstüyle aramızdaki bağdır. Akışkanlığıyla her biçime uyabilen su, toprağın damarlarında akar; Yol&#8217;un gerçek özü odur. Dağ ve su bilgenin evrenle bütünleşmesini sağlar. Dağ ve Su, Yin ve Yang gibi birbirini tamamlayan unsurlardır. Felsefesinde şöyle anlatılır, kayalar serttir, su yumuşaktır. Ama su zamanla kayaları yıpratabilir. Belki yumuşak olmak sert olmaktan daha kuvvetlidir. Su hayattır ve canlıdır. Bunun için sanatçıların en sevdiği konulardandır. Çinliler için Dağ uzun yaşamanın sembolü, Su ise zenginliktir. Bu resimlerde, Çinlilerin Tabiat sevgisi, bitki ve hayvan figürlerinden görüneni aşmış, hatta canlı olmayan dağ, taş ve kaya motiflerinden bile hayat dersi vermeye çalışmıştır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1537" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/cin-resim-sanati-3.jpg" alt="cin-resim-sanati" width="590" height="597" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/cin-resim-sanati-3.jpg 590w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/cin-resim-sanati-3-296x300.jpg 296w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/cin-resim-sanati-3-100x100.jpg 100w" sizes="auto, (max-width: 590px) 100vw, 590px" /></p>
<p>Ressamlar genelde ağaç figürü yaparken çam ağacını örnek almış, bununla çamın uzun yaşam ömrü olmasını ve doğaya dayanıklı olmasını vurgulamak istemiştir. Resimler çok az renklendirilir. Ama 7. ve 8. yüzyılda “yeşil ve mavi” diye adlandırılan tablolar gerçekten muhteşemdir. Genellikle ipek üstüne yapılan bu tür resimde renkler, Jad ,Azurit ve Malakit gibi minerallerden elde edilip, altınla yapılan çizgilerle tabloya sıcak atmosfer kazandırılırdı. Bu resimlerde, Çinlilerin tabiat sevgisi, bitki ve hayvan figürlerinden görüneni aşmış, hatta canlı olmayan dağ, taş ve kaya motiflerinden bile hayat dersi vermeye çalışmıştır.</p>
<p>Ressamların eserlerinde vazgeçemediği, “ 4 prens” de dedikleri, Bambu, Orkide, Krizantem ve Erik ağacı çiçekleri motifleridir. Bambu, görünen ve görünmeyen dünyayı ifade eder. Çinliler, bambunun zarif hatlarına hayran olduğu kadar, rüzgâr karşısında dik durmasını, kuvvetli sıcaklara dayanmasını, soğuktan etkilenmemesine kadar özelliklerini insan hayatına benzetirler. Bambu boğumları, insan hayatının devamlılığını da anlatır.</p>
<p>Orkide nadide bir bitki olup, bir kayanın arkası veya bir göl kıyısı gibi gözden uzak yerlerde yetişir. Güzelliği, saflığı ve kokusu ile “kültür perisi” kabul edilir. Bazı resimlerde Orkide, gölde saçlarını yıkayan utangaç bir genç kız gibi tasvir edilir. Krizantem figürünün çok kullanılması da, sonbaharda bile coşarak çiçek açması, gelecek zor kış günlerine meydan okumasıdır. İnsanın her türlü kötü koşullara dayanabileceğini ifade eder. Erik ağacı çiçekleri de, bambu ve çam gibi Ming Hanedanı zamanında, ressamların ustalıklarını gösterme konularından olmuştur. Erik ağacı önce yabani bitki olup, dağ ve tepe eteklerinde, 100 yıldan fazla yaşayan bir ağaçtır. Daha sonra evlerin bahçelerinde, kış bitmeden ve daha yaprak açmadan muhteşem çiçekler açtığı için yetiştirilmiştir. Ebedi Aşkı temsil eder.</p>
<p>Doğu imparatorluklarında dramatik söz tehlikelidir ve baş bir anda gider. Ama söz kaçınılmazdır, çünkü buyruk olmazsa toplumun varlığı sürmez. Draması emilmiş, görünmez kılınmış, dolayımlanmış bir söz, çizgi, renk, ses, hiçbir şey söylemeden her şeyin söylenebilirliğini sağlayan bir retoriktir dildir bu. İnceltilmiş, uzatılmış, çiftanlamlılandırılmış, gizli ve derin bir dilden söz ediyoruz. Bu dil artık yeterince ritüellere bağlı, sağaltıcı bir tansık işlevi de görür. Büyü dilidir, buyrukla ilintilidir, Tanrısaldır çünkü. Açık, doğrudan, düz anlam öyle bastırılmıştır ki, birkaç yüzyıl sonra unutulmuştur.</p>
<p>Bu geleneksel sanat hala ilk günkü konularını aynı heyecanla devam ettirebiliyor ve bizler aynı heyecanla onları görmekten mutlu oluyoruz. Ve hatta becerebildiğimiz ölçüde ona katılmaktan&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/cin-resim-sanati/">Çin Resim Sanatı</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnci Çayırlı’nın Anıları</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/inci-cayirlinin-anilari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hekimce Bakış]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Nov 2015 14:02:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 89. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1486</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="415" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/inci-cayirli.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="inci-cayirli" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/inci-cayirli.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/inci-cayirli-300x208.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div>
<p>Dr. Murat Derin’in hazırladığı Müziğin Güzel Günlerine Yolculuk : İnci Çayırlı’nın Anıları adlı kitapta ,ömrünü Türk musikisine adamış bir ismin anıları var. Son yarım yüzyılda kent kültürünü nasıl yitirdiğimizin ipuçlarını [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/inci-cayirlinin-anilari/">İnci Çayırlı’nın Anıları</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="415" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/inci-cayirli.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="inci-cayirli" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/inci-cayirli.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/inci-cayirli-300x208.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div><blockquote><p>Dr. Murat Derin’in hazırladığı Müziğin Güzel Günlerine Yolculuk : İnci Çayırlı’nın Anıları adlı kitapta ,ömrünü Türk musikisine adamış bir ismin anıları var. Son yarım yüzyılda kent kültürünü nasıl yitirdiğimizin ipuçlarını da kitapta bulmak mümkün.<br />
İnci Çayırlı, Türk müziğinin yaşayan nadide isimlerinden. Onu değerli kılan sadece duygu yüklü, dinleyenin ruhunu sükûna erdiren sesi değil; İnci Çayırlı bugün artık içi boşaltılan ‘sanatçı’ kelimesinin halihazırdaki birkaç gerçek karşılığından biri.</p></blockquote>
<p>Ömrünü Türk musikisine adamış, yaşadığı sıkıntılara rağmen duruşundan taviz vermemiş bir isim. Bugün seksen yaşında hâlâ aşkla bağlı olduğu Türk musikisini doğru şekilde temsil etmeyive tecrübelerini genç kuşaklara aktarmayı sürdürüyor. Sanatçının hayat hikâyesi Dr. Murat Derin tarafından Müziğin Güzel Günlerine Yolculuk: İnci Çayırlı’nın Anıları adıyla kitaplaştırıldı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft  wp-image-1488" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/inci-cayirli-2.jpg" alt="inci-cayirli" width="377" height="450" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/inci-cayirli-2.jpg 627w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/inci-cayirli-2-251x300.jpg 251w" sizes="auto, (max-width: 377px) 100vw, 377px" />Bu kitaba sadece ‘biyografi-anı’ diye bakmak doğru olmaz. Çünkü sadece Türk müziği hakkında değil, yakın tarihimize dair de önemli ayrıntılar içeriyor. İmparatorluğun çöküş yıllarından cumhuriyete; sanat, kültür ve toplum hayatındaki değişimler ve dönemin önemli simaları hakkında birçok bilgiyi okura sunuyor. Murat Derin kitabın amacını şöyle özetliyor: “Sadece Türk müziğinin değil, Türkiye’nin de sosyal boyutta geçirdiği önemli değişimi, İnci Çayırlı gibi bakışlarını etrafa dikmiş, tepkili bir sanatçının gözüyle tespit ederek kayda geçirebilmek.” Bu anlamda eseri İnci Çayırlı’nın hayatı ile birlikte cumhuriyetin kültür-sanat ve sosyal hayat yolculuğu diye tanımlamak daha doğru olur. Ayrıca Türkiye’nin Batılılaşma sürecini geleneğin modernle sancılı ilişkisini arka planda okumak mümkün. Kitapta sanatçının özel yaşamına girilmemiş; yaşadığı, tanıklık ettiği dönemler, anekdotlar, portreler ve tespitlerle beraber Türk müziğinin, Türkiye’nin bir dönemi anlatılmış. Ana metinle birlikte İnci Çayırlı’nın ağzından hatıralara yer verilmesi, okura daha samimi ve sıcak bir okuma vaat ediyor. Sade ve akıcı üslubun da bu samimiyetin oluşmasında etkisi büyük.</p>
<p>İnci Çayırlı’nın anılarında kişiler önemli yer tutuyor. Münir Nurettin Selçuk, Emin Ongan, Mesut Cemil Bey, Sadeddin Kaynak, Alâeddin Yavaşça, Nevzad Atlığ gibi Türk müziğinin önemli isimlerini tanıma imkânı buluyoruz. Bilmediğimiz yönlerini, sanatçı kişiliklerinin yanında insani ilişkilerini de keşfediyoruz. Dönemin ruhunun sanatçıların kişiliğindeki etkisini de satır aralarında okumak mümkün. Diğer yandan, Çayırlı’nın sanatçı kişiliğinin oluşmasında ailesinin ve çevresinin büyük önem taşıdığını söylemek gerek. Murat Bardakçı kitabın önsözünde bu durumu şöyle belirtiyor: “Çayırlı birkaç nesil İstanbullu olan bir aileden gelmesi ve eski payitahtın sanat havasını çocukluğundan itibaren teneffüs etmesi sayesinde bir fem-i muhsin olmuştur.”</p>
<p>Dr. Murat Derin’in deyişiyle, “Çayırlı’nın anıları sadece bir ses sanatçısının sanatçılarla olan ilişkilerinden ve hatıralarından ibaret değil.” Son derece dikkatli ve yaşadığı topluma yönelik refleksleri gelişmiş bir insanın tanıklığında, son yarım yüzyılda kent kültürümüzü nasıl yitirdiğimizin ipuçlarını da kitapta bulacaksınız.</p>
<p>Ülkemizdeki çoğu sanatçı gibi İnci Çayırlı’nın hayatı da mücadele içinde geçmiş; en büyük mücadelelerini ise bürokrasiye karşı vermiş. Bu sancılı mücadele, sanatçı-devlet arasında yaşanan çatışmanın sadece bugüne has bir şey olmadığını gösteriyor. Çayırlı’nın Türk müziği için hayati önem taşıyan İstanbul Radyosu ve TRT’de yaşadığı sıkıntılar onun sanatçı duruşunun göstergesi. Özellikle darbe yıllarında yaşadıkları ve korkusuzca çıkışları, sanatçı-iktidar ilişkinin nasıl olması gerektiğine dair ipuçları veriyor. Öte yandan bazı siyasilerin onu koruması ve bunun için yönetmeliklerde yapılan değişiklikler de siyasilerin sanatçılara verdiği değerin her devirde devam ettiğinin bir işareti. Ama şunu gözden kaçırmamak gerek: Çayırlı’nın bu mücadelesindeki temel sebep kendi gururundan çok, aşkla bağlandığı Türk müziğine olan saygısı.</p>
<p>Bir İstanbul hanımefendisinin ve büyük bir sanatçının portresi olan kitap, müzikle ilgilenenler için önemli bir kılavuz. İnci Çayırlı’nın, Sadeddin Kaynak’ın deyişiyle “platin sesli” sanatçının en önemli yönü, sesine ve yorumuna -bugün eksik olan- duyguyu katmasıydı. Öte yandan popülerlik ve şöhret tuzaklarına düşmeden sanatını icra etmesi, yaşantısında ilkeli bir duruş sergilemesi, kendinden ve doğrularından ödün vermemesiyle de örnek bir sanatçı Çayırlı. Murat Bardakçı’nın belirttiği gibi: “Münir Nureddin ve Safiye Ayla gibi büyük sesler artık mevcut değil. Musikiyi olması gerektiği gibi icra edebilen sadece birkaç kişi kaldı ama onlar da müziğin bugünkü halinden ikrah ederek köşelerine çekildiler ve İnci Çayırlı bu işi şimdi sanatından taviz vermeden, malum zarafetiyle ve tek başına götürüyor.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/inci-cayirlinin-anilari/">İnci Çayırlı’nın Anıları</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güzel İzmirli Dario Moreno</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/guzel-izmirli-dario-moreno/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Nov 2015 13:25:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Detone]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 89. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1482</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="585" height="596" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dario-moreno.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="dario-moreno" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dario-moreno.jpg 585w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dario-moreno-294x300.jpg 294w" sizes="auto, (max-width: 585px) 100vw, 585px" /></div>
<p>Yıllardan 1968, günlerden ise 1 Aralık Pazar. Kahvaltı sonrası gazetesini alıp bir köşeye çekilen babam, başını kaldırıp üzüntülü bir sesle anneme seslendi, “Dario Moreno İstanbul’da ölmüş”. Annem mutfaktan ellerini önlüğüne [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/guzel-izmirli-dario-moreno/">Güzel İzmirli Dario Moreno</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="585" height="596" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dario-moreno.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="dario-moreno" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dario-moreno.jpg 585w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dario-moreno-294x300.jpg 294w" sizes="auto, (max-width: 585px) 100vw, 585px" /></div><blockquote><p>Yıllardan 1968, günlerden ise 1 Aralık Pazar. Kahvaltı sonrası gazetesini alıp bir köşeye çekilen babam, başını kaldırıp üzüntülü bir sesle anneme seslendi, “Dario Moreno İstanbul’da ölmüş”. Annem mutfaktan ellerini önlüğüne kurulayarak çıktı, beraberce haberi okumaya başladılar. Bana bir yakınımız ölmüş gibi geldi… Babam gazeteyi okumayı bitirip, katlayıp sehpanın üzerine bıraktı. Ben yerimden kalkıp gazeteye baktığımda bu gün hala anımsadığım fotoğrafı gördüm. Gazetede yerde yatan bu adamın neden annemle babamın bu kadar üzülmüştü? merak etmiştim. Sorduğumda bir şarkıcı olduğunu söylemekle yetindiler.</p></blockquote>
<p>Sonra babamdan duyduğum bu ismin radyoda her anons edilişinde müziğine kulak kabartır olmuştum. Daha sonra anladım ki bu ufak tefek neşe dolu adam ailemin müzik hatıratında önemli bir yeri var. Bugün biliyorum ki bu yazıyı okuyan birçok kişi Dario Moreno’nun ismi geçtiğinde yada şarkıları sorulduğunda hemen şarkılarını mırıldanabilir. Hatta pek çoğunuzun bu şarkıları mırıldandığını duyar gibiyim “deniz ve mehtap sordular seni, neredesin?” Hemen hatırladıklarınızı sıralayayım İzmirli diyeceksiniz. Evet İzmirli… Hayatının sonuna kadar da İzmirli kaldı. Dünyanın neresine giderse gitsin.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1484" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dario-moreno2.jpg" alt="dario-moreno2" width="400" height="273" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dario-moreno2.jpg 400w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/dario-moreno2-300x205.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" />Aslına Germencik’te dünyaya gelmiş. Bir tren istasyon görevlisi olan babası, bir kaza kurşunu ile ölünce, annesi Roza Hanım 4 çocuğunu alıp İzmir’e, Asansör semtine yerleşmiş. Küçük Dario ’ya bakamamış annesi, onu yetimhaneye vermiş, dört yaşına kadar burada kaldığı söyleniyor. Daha ilkokul çağlarından itibaren çalışmaya başladı, kendisinde bir Musevi olan Dario, BarMitsvah törenlerinde (13 yaş) şarkı söylemeye başladı, gitarda çalardı. Ünlü bir İzmirli avukatın yanında çalıştı ve bu sırada kendini geliştirdi, geceleri Milli Kütüphane ’ye gidip Fransızca çalışıyordu. Askerlik yapmayı seçmişti Dario Moreno, askerlik sırasında ve sonrasında müzik hayatı devam etti. Askerlik sonrası İzmir, İstanbul, Ankara….ve yavaş yavaş ünlenmeye başladı.</p>
<p>Bu arada Dario Moreno’nun adı gerçek adı “David Aguretta”. Dario ilk adına babasını adı olan Moreno’yu ekleyerek bir sahne ismi oluşturmuş, sanatçıyı bütün dünya da bu isimle tanıdı. Ankara’daki yaşamı ile ilgili bir anekdot var anlatılan. Bir oda arkadaşı var ama tanışmaları bir türlü kısmet olmuyor. Sonrasını Dario Moreno şöyle anlatıyor; Hergele<br />
meydanında 3’uncu sınıf bir otelde iki kişilik bir odaya yerleşmiştim. Bir hafta geldim gittim, oda arkadaşımı tanımak kısmet olmadı. Ya ben geç geliyordum ya o. Sabahleyin birimizden biri erken kalkıp gidiyordu sonunda bir sabah gözlerimi açtım oda arkadaşımda gözlerini açtı. Birbirimize baktık. Ben “merhaba” dedim. O da “merhaba” diye karşılık verdi. Benim hakkımda o zaman Ankara gazetelerinde ufak tefek yazılar çıkmaya başlamıştı, komşum beni bu yazılardaki resimlerden tanıyormuş. Peki, siz kimsiniz? Ne iş yapıyorsunuz? Diye sordum. Gülümsedi “ “boş gezerim” dedi, “adım Orhan Veli’dir”. Şair Orhan Veli ile oda arkadaşlığımız uzun bir müddet devam etti, Orhan, yeni yazdığı veya sevdiği bir şiiri mutlaka bana okutur ve hep “ne güzel şiir okuyorsun sen” derdi.</p>
<p>Dario, Kalipsolar, Türk müziğini motiflerini parçalarını batı enstrümanlarıyla yorumlama, çaça, mambo gibi Latin ezgileri ile ünlü oldu. Fakat bu ün ona galiba az geldi, önce Atina’da bir süre çalıştı, sonra ver elini Fransa… Fransa’da ilk yıllar istediği gibi geçmedi. Fakat sonra “Jezabel “şarkısı ile büyük bir üne kavuştu ve bundan sonra arka arkaya plaklar yapmaya başladı. Daha sonra söylediği kalipsolarla “Adieu Lizbon, cou cou rou cou cou” iyice ününü sağlamlaştırdı. Dünya turnelerine çıktı, her yıl 16 ülkede konser verirdi. 45 adet filmde rol aldı. O yılların efsane film yıldızları Brigitte Bardot, Melina Mercouri gibi sanatçılarla filmlerde oynadı. Birde “Oeil Pour Oeil” (göze göz)filmi ile en iyi Fransız yardımcı aktör ödülü var kendisinin. Ülkemizde de yaptığı şarkılar Sezen Cumhur Önal ve Fecri Ebcioğlu tarafından söz yazılarak dinleyicilerle buluşuyordu. Hatıralar Hayal Oldu, Deniz ve Mehtap, Güzel İzmir, Sarhoş Türkçe söylediği en güzel şarkılarıydı, bu listeyi uzatabiliriz. Hep İzmirli kaldı dedik, TC. Pasaportunu hiç değiştirmedi. Paris’te zengin bir hayat sürmesine rağmen İzmir’le bağını hiç koparmadı. Hatta Paris’te yapılan bir Latin Amerika Şarkıları Festivalinde aldığı birincilik sonrasında göğsünden bir Türk bayrağı çıkararak “ben Türküm İzmirliyim” demiştir. Jacques Brel’in yazıp sahneye koyduğu ve başrolünü oynadığı, L’Homme de la Mancha adlı müzikaldeki Sancho Pancho rolü, son çalışması oldu.</p>
<p>Ölümünden sonra vasiyeti İzmir’e defnedilmekti. Olmadı, Dario Moreno; İsrai’de Holon’da mezar taşında bir Ayyıldız bulunan ve taşın üzerinde Türkçe olarak “İzmir Çocuğu David Aguretta burada yatıyor” yazan bir mezarda, edebi uykusunda.</p>
<p>Eğlenmeyi severdi , çok neşeli bir insandı, yemek yemeyi özelikle İzmir köfteyi ve de, ve de İzmir’i çok severdi. İzmir’de evinin olduğu sokağa ismi verildi. Bizde onu çok sevdik. Şarkıları hala dillerde, deniz ve mehtap……..</p>
<p>Şarkıları, kırk yıllı aşkın bir süredir hala bu toprakların insanının dilinde, gönlünde. Galiba şarkılarını bir de en güzel Tanju Okan söyledi… Biz ailece, yurdumuzdan uzakta, bir gece bunu test ettik. Geceye en çok yakışan şarkıların birçoğu, Dario’nun şarkıları idi.</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/guzel-izmirli-dario-moreno/">Güzel İzmirli Dario Moreno</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bursa’nın Suyu</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/haber/cevre-haberleri/bursanin-suyu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hekimce Bakış]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Nov 2015 13:03:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 89. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1477</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="827" height="614" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bursanin-suyu.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bursanin-suyu" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bursanin-suyu.jpg 827w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bursanin-suyu-300x223.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bursanin-suyu-768x570.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bursanin-suyu-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 827px) 100vw, 827px" /></div>
<p>Su vazgeçilmez bir gereksinimdir ve yaşamı kolaylaştırır. Sağlıklı ve bolsa yaşamı destekler ve zenginleştirir. Sağlıksız ve kıtsa sağlığı ve yaşamı tehlikeye sokar. (Daniel A. Okun) Güvenli su temini ve sağlığı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/haber/cevre-haberleri/bursanin-suyu/">Bursa’nın Suyu</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="827" height="614" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bursanin-suyu.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="bursanin-suyu" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bursanin-suyu.jpg 827w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bursanin-suyu-300x223.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bursanin-suyu-768x570.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bursanin-suyu-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 827px) 100vw, 827px" /></div><blockquote><p>Su vazgeçilmez bir gereksinimdir ve yaşamı kolaylaştırır. Sağlıklı ve bolsa yaşamı destekler ve zenginleştirir. Sağlıksız ve kıtsa sağlığı ve yaşamı tehlikeye sokar. (Daniel A. Okun)</p></blockquote>
<p>Güvenli su temini ve sağlığı korumak için yeterli sanitasyon, temel insan hakları arasındadır. Dünya çapında 780 milyon kişi gelişmiş bir su kaynağına erişememekte, yaklaşık 2,5 milyar kişi yeterli sanitasyondan yoksun ve 3,4 milyon insan su ile ilgili hastalıklardan ölmektedir. Her yıl tahmini 800.000 yani her gün yaklaşık 2200 beş yaş altı çocuk (özellikle gelişmekte olan ülkelerde) ishalle bağlı ölmektedir. İshal bağlı ölüm nedenlerinin %88 inde güvensiz içme suyu, yetersiz hijyen ve yetersiz sanitasyonun rolü büyüktür. Ayrıca her yıl yetersiz sanitasyona bağlı; trahom, sıtma ve bir çok helmintik hastalıktan milyarlarca kişi etkilenmektedir. DSÖ; su, sanitasyon ve hijyenin sağlanmasıyla global hastalık yükünde % 9,1; tüm ölümlerde ise % 6.3&#8242; lük azalma olacağını öngörmektedir.</p>
<p>Bilindiği gibi, Bursa’nın hava kirliliği ile mücadelesi devam etmektedir. Bununla birlikte son yıllarda Bursa’da ki suların kirliliği ile ilgili yazılı ve görsel basında bir çok haber yapılmıştır. Geçtiğimiz aylarda özellikle arıtma tesislerinin kirliliğe karşı güvensiz durumu ile ilgili olarak kamuoyunun gündemine gelen kente su sağlayan barajların kirlenmesiyle bir çok soruyu beraberinde getirmiştir.</p>
<p>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2014 yılı için hazırlanan Bursa Çevre Durum Raporu’nda Bursa’nın çevre açısından birinci öncelikli alanı “Su kirliliği” olarak tanımlanmaktadır. Ülkemizde toplum sağlığını ilgilendiren bir çok veriye ulaşmada güçlük çekilmektedir. Bursa’da su kirliliği ile ilgili tartışmalar söz konusu olunca, CHP Bursa milletvekili Orhan Sarıbal tarafından olası bir su kirliliğinin yol açabileceği hastalıklarla ilgili olarak 09.07.2015 tarihinde Sağlık Bakanlığı’na başvuru yapılmış ve akut barsak enfeksiyonları ile ilgili olarak 2010-2015 yıllarına ilişkin veriler talep edilmiştir. Geçtiğimiz günlerde alınan veriler doğrultusunda Bursa’da Su İle İlgili Sorunlar’ isimli bir rapor hazırlamış ve basın açıklamasıyla bu rapor kamuoyuyla paylaşmıştır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1479" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bursanin-suyu-2.jpg" alt="bursanin-suyu" width="1490" height="790" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bursanin-suyu-2.jpg 1490w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bursanin-suyu-2-300x159.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bursanin-suyu-2-768x407.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bursanin-suyu-2-1024x543.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1490px) 100vw, 1490px" /></p>
<p>Raporda açıkça göze çarpan doğal su zenginlikleri olan bir kentte DSÖ önerisinin ve Türkiye ortalamasının altında su tüketiminin olmasıdır. Bir toplumda bireylerin su gereksinimi bir kişi için 24 saatlik sürede litre olarak tanımlanır. DSÖ kentlerde yaşayan kişilerin su gereksinimini ortalama günde 200 litre olarak belirlemektedir. TÜİK 2012 istatistiklerine göre 2012 yılı için belediyelerde kişi başına çekilen günlük su miktarı Bursa’da 143 litre olmuştur .. BUSKİ verileri incelendiğin de beş ilçe dışındaki tüm ilçelerde kişi başına su tüketiminin günde 100 litrenin altındadır.</p>
<p>Sağlıklı ve temiz su ;içerisinde hastalık yapan minicanlılar ve toksik kimyasal maddeleri içermeyen ve gerekli mineralleri dengeli biçimde bulunduran sudur. Kullanma suyunun içme suyu gibi temiz olması gerekmektedir. Suyun kirli olması bilindiği gibi bir çok enfeksiyoz ve non enfeksiyoz birikimlere bağlı hastalıklara yol açmaktadır. BUSKİ tarafından şehre verilen suyun 5’de dördü arıtma tesislerinden verilirken geriye kalanı pınar kaynakları ve kuyulardan sağlanmaktadır. Arıtma tesislerinden verilen suyun tesisten çıktıktan sonra temiz olduğu varsayılsa bile; suyun arıtma tesislerinden çıktıktan sonra son kullanıcıya kadar kat ettiği yolda kirlenmeden yoluna devam edebilmesi, arıtma tesisi dışındaki kaynaklardan verilen suyun da temiz olduğunun güvence altına alınabilmelidir. Su kirliliğinin izlenmesi ile ilgili raporlar genel olarak Bursa’da arıtma tesislerinden su sağlanan bölgelerde bir kirliliğe işaret etmemektedir. Ancak 2014 yılında Nilüfer Belediyesi tarafından kırsal alan içme suyu örneklerinde yapılan analizlerin üçte biri bakteriyolojik açıdan kirli bulunmuştur.</p>
<p>SB’nın 2011 yılı sonrasında 2015 yılının ilk altı ayını da kapsayacak biçimde gönderdiği verilerde ilk göze çarpan A09 (enfeksiyöz kaynaklı olduğu tahmin edilen diyare ve gastroenteritler) kodlu hastalıkların 2014 yılında 2013 yılına göre artış gösterdiği; 2015 yılının ilk yarısında da bu artışın sürdüğüdür (Tablo:1).</p>
<p><strong>Tablo 1. Bursa’da A09 (enfeksiyöz kaynaklı olduğu tahmin edilen diyare ve gastroenteritler) kodlu hastalıklar</strong></p>
<table width="614">
<tbody>
<tr>
<td width="165"><strong>Aylar </strong></td>
<td width="99"><strong>2011</strong></td>
<td width="99"><strong>2012</strong></td>
<td width="99"><strong>2013</strong></td>
<td width="99"><strong>2014</strong></td>
<td width="99"><strong>2015</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="165">OCAK</td>
<td width="99">3.853</td>
<td width="99">1.524</td>
<td width="99">477</td>
<td width="99">647</td>
<td width="99">771</td>
</tr>
<tr>
<td width="165">ŞUBAT</td>
<td width="99">3.191</td>
<td width="99">1.450</td>
<td width="99">393</td>
<td width="99">541</td>
<td width="99">909</td>
</tr>
<tr>
<td width="165">MART</td>
<td width="99">3.197</td>
<td width="99">1.553</td>
<td width="99">354</td>
<td width="99">526</td>
<td width="99">1.010</td>
</tr>
<tr>
<td width="165">NİSAN</td>
<td width="99">3.322</td>
<td width="99">1.806</td>
<td width="99">340</td>
<td width="99">545</td>
<td width="99">824</td>
</tr>
<tr>
<td width="165">MAYIS</td>
<td width="99">3.847</td>
<td width="99">1.445</td>
<td width="99">345</td>
<td width="99">555</td>
<td width="99">1.069</td>
</tr>
<tr>
<td width="165">HAZİRAN</td>
<td width="99">4.159</td>
<td width="99">1.654</td>
<td width="99">715</td>
<td width="99">741</td>
<td width="99">1.174</td>
</tr>
<tr>
<td width="165">TEMMUZ</td>
<td width="99">5.517</td>
<td width="99">2.323</td>
<td width="99">799</td>
<td width="99">756</td>
<td width="99"></td>
</tr>
<tr>
<td width="165">AĞUSTOS</td>
<td width="99">3.993</td>
<td width="99">1.324</td>
<td width="99">770</td>
<td width="99">1.021</td>
<td width="99"></td>
</tr>
<tr>
<td width="165">EYLÜL</td>
<td width="99">4.050</td>
<td width="99">733</td>
<td width="99">721</td>
<td width="99">929</td>
<td width="99"></td>
</tr>
<tr>
<td width="165">EKİM</td>
<td width="99">3.164</td>
<td width="99">482</td>
<td width="99">664</td>
<td width="99">744</td>
<td width="99"></td>
</tr>
<tr>
<td width="165">KASIM</td>
<td width="99">1.998</td>
<td width="99">415</td>
<td width="99">577</td>
<td width="99">621</td>
<td width="99"></td>
</tr>
<tr>
<td width="165">ARALIK</td>
<td width="99">2.114</td>
<td width="99">321</td>
<td width="99">750</td>
<td width="99">669</td>
<td width="99"></td>
</tr>
<tr>
<td width="165"><strong>TOPLAM</strong></td>
<td width="99"><strong>42.405</strong></td>
<td width="99"><strong>15.030</strong></td>
<td width="99"><strong>6.905</strong></td>
<td width="99"><strong>8.295</strong></td>
<td width="99"><strong>5.757</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bununla birlikte R11 (bulantı, kusma) kodlu hastalıklarda yıllar geçtikçe artış devam etmiş; 2014 yılındaki toplam olgu sayısı, 2011 yılının neredeyse iki katına çıkmıştır (Tablo 2).</p>
<p><strong>Tablo 2. Bursa’da R11 (bulantı, kusma) kodlu hastalıklar</strong></p>
<table width="614">
<tbody>
<tr>
<td width="154"><strong>AYLAR </strong></td>
<td width="92"><strong>2011</strong></td>
<td width="92"><strong>2012</strong></td>
<td width="92"><strong>2013</strong></td>
<td width="92"><strong>2014</strong></td>
<td width="92"><strong>2015</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="154">OCAK</td>
<td width="92">4.987</td>
<td width="92">5.513</td>
<td width="92">6.580</td>
<td width="92">10.001</td>
<td width="92">9.938</td>
</tr>
<tr>
<td width="154">ŞUBAT</td>
<td width="92">3.961</td>
<td width="92">4.398</td>
<td width="92">6.987</td>
<td width="92">8.663</td>
<td width="92">10.397</td>
</tr>
<tr>
<td width="154">MART</td>
<td width="92">4.091</td>
<td width="92">4.716</td>
<td width="92">7.480</td>
<td width="92">8.994</td>
<td width="92">11.654</td>
</tr>
<tr>
<td width="154">NİSAN</td>
<td width="92">4.375</td>
<td width="92">5.570</td>
<td width="92">6.628</td>
<td width="92">8.509</td>
<td width="92">11.456</td>
</tr>
<tr>
<td width="154">MAYIS</td>
<td width="92">5.048</td>
<td width="92">5.401</td>
<td width="92">7.312</td>
<td width="92">8.714</td>
<td width="92">13.256</td>
</tr>
<tr>
<td width="154">HAZİRAN</td>
<td width="92">4.820</td>
<td width="92">5.630</td>
<td width="92">8.460</td>
<td width="92">9.321</td>
<td width="92">9.555</td>
</tr>
<tr>
<td width="154">TEMMUZ</td>
<td width="92">7.386</td>
<td width="92">6.725</td>
<td width="92">8.152</td>
<td width="92">9.467</td>
<td width="92"></td>
</tr>
<tr>
<td width="154">AĞUSTOS</td>
<td width="92">5.533</td>
<td width="92">5.313</td>
<td width="92">7.838</td>
<td width="92">11.849</td>
<td width="92"></td>
</tr>
<tr>
<td width="154">EYLÜL</td>
<td width="92">6.642</td>
<td width="92">5.831</td>
<td width="92">8.877</td>
<td width="92">11.279</td>
<td width="92"></td>
</tr>
<tr>
<td width="154">EKİM</td>
<td width="92">6.468</td>
<td width="92">5.675</td>
<td width="92">9.502</td>
<td width="92">11.404</td>
<td width="92"></td>
</tr>
<tr>
<td width="154">KASIM</td>
<td width="92">6.035</td>
<td width="92">6.144</td>
<td width="92">9.764</td>
<td width="92">10.381</td>
<td width="92"></td>
</tr>
<tr>
<td width="154">ARALIK</td>
<td width="92">6.100</td>
<td width="92">6.745</td>
<td width="92">10.887</td>
<td width="92">10.308</td>
<td width="92"></td>
</tr>
<tr>
<td width="154"><strong>TOPLAM</strong></td>
<td width="92"><strong>65.446</strong></td>
<td width="92"><strong>67.661</strong></td>
<td width="92"><strong>98.467</strong></td>
<td width="92"><strong>118.890</strong></td>
<td width="92"><strong>66.256</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p>Her iki hastalık grubu söz konusu olduğunda (A09 ve R11) 2013 yılından itibaren artış göze çarpmaktadır. Raporda Sağlık Bakanlığı verileri kullanılarak yapılan değerlendirmede Bursa’da son beş yılda su ve gıda ile bulaşan hastalıkların sayısında da büyük bir artış gözlenmektedir. (Şekil 1).</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1480 alignnone" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bursada-su-gida-3.jpg" alt="bursada-su-gida" width="616" height="316" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bursada-su-gida-3.jpg 616w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/bursada-su-gida-3-300x154.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 616px) 100vw, 616px" /></p>
<p><strong>Şekil 1 Bursa’da su ve gıda ile bulaşan hastalıklar</strong></p>
<p>Sağlık Bakanlığı tarafından akut barsak enfeksiyonları ile ilgili olarak verilen Bursa’daki son beş yıla ait veriler, kentimizde su ve gıda ile bulaşan hastalıklarda son yıllarda büyük bir artış olduğunu açık olarak ortaya koymaktadır</p>
<p><strong>Sonuç olarak;</strong><br />
1. Halk sağlığını yakından ilgilendiren su ve gıda ile bulaşan hastalık gözetimine ilişkin veriler, bir milletvekili tarafından bilgi istenmesine gerek kalmadan yıllık istatistik rapor olarak Bursa İl Halk Sağlığı Müdürlü’ğü tarafından açıklanmalıdır.<br />
2. Sağlık Bakanlığı tarafından veriler bildirilmiş olmakla birlikte, soruna yol açan nedenlerle ilgili her hangi bir açıklama metinde bulunmamaktadır. Bu durum, hastalıkların son yıllarda artmış olmasına ilişkin hem su kirliliğini hem de gıda güvenliği sorununu gündeme getirmektedir. Sağlık Bakanlığı ivedi olarak Bursa’da akut barsak enfeksiyonu grubundaki hastalıkların neden arttığını açıklamalıdır.<br />
3. Bursa’da yaşayanların DSÖ standartları altında su tükettikleri düşünüldüğünde yeterince sağlıklı su tüketmelerini sağlayacak bir planlama yapılmalıdır.<br />
4. Hastalıkların artma eğilimi 2013 yılında gözlenmiş olmakla birlikte; söz konusu hastalıkların önlenmesi için ne tür çalışmaların yapıldığı konusunda her hangi bir bilgi bulunmadığından konuyla ilgili bilgilendirmenin yapılması son derece önemlidir.</p>
<p>Sağlıklı yaşamanın en temel insan hakkı olması nedeniyle; kentimizde yaşayanların hastalanmasına yol açan su ve gıda kirliliğinin önlenmesi yaşamsal bir zorunluluktur. Suyun kalitesi merkezi olarak sağlanmalıdır, bunun tek tek evlere ve kişilere bırakılması maliyette gereksiz artmaya neden olabileceği gibi sonucunun da belirsiz olabileceği kesin bir saptama olarak kabul edilmelidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/haber/cevre-haberleri/bursanin-suyu/">Bursa’nın Suyu</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gümüşlük Akademisi Ve Heykelleri</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/gumusluk-akademisi-ve-heykelleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Yelda Ertürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Nov 2015 12:50:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Bir resim binbir söylence]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 89. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1471</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="585" height="499" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/gumusluk-akademisi-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/gumusluk-akademisi-1.jpg 585w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/gumusluk-akademisi-1-300x256.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 585px) 100vw, 585px" /></div>
<p>Bir hafta sonu nelere kadir. İstanbul Tabip Odası Kadıköy büroda başlatılıp bir yıl içinde çok verimli bir şekilde sürdürülen Edebiyat Matineleri Bodrum Gümüşlük Akademisi&#8217;nde farklı şehirlere yayılmanın ilk adımını attı. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/gumusluk-akademisi-ve-heykelleri/">Gümüşlük Akademisi Ve Heykelleri</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="585" height="499" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/gumusluk-akademisi-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/gumusluk-akademisi-1.jpg 585w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/gumusluk-akademisi-1-300x256.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 585px) 100vw, 585px" /></div><blockquote><p>Bir hafta sonu nelere kadir. İstanbul Tabip Odası Kadıköy büroda başlatılıp bir yıl içinde çok verimli bir şekilde sürdürülen Edebiyat Matineleri Bodrum Gümüşlük Akademisi&#8217;nde farklı şehirlere yayılmanın ilk adımını attı. 7 Şehir 7 Matine olarak isimlendirilen bu etkinliğin ilk durağında Bursa Tabip Odası&#8217;nı temsilen katılanlardan biriydim. Gümüşlük Akademisi Bodrum&#8217;da güzel bir tepede yazar Latife Tekin tarafından kurulmuş bir bahçe okul. Tekin akademinin asıl amacının dünyanın dört bir yanından gelen tarih, kültür ve edebiyat gönüllüleriyle sanatın, felsefenin ve bilimin doğa ile buluştuğu bir düşünce çiftliği oluşturmak olduğunu söylüyor.</p></blockquote>
<p>Akademi kelimesi Platon&#8217;un kendi okuluna verdiği isimdir ve Atina Şehir Devletinde açık havada yapılan bu etkinliğin coğrafi adından gelir. Okul kelimesi formel yapısı nedeniyle sevgili yazarımızın hoşuna gitmeyecektir ama içinde kaybolmak isteyeceğiniz büyük kitaplığı, cam pencereleri ile doğal ışıktan ve manzaradan kopmayacağınız konferans salonu ile hatta ranzalı odaları ile, hissettiğim bu. Burası, tam merkezinde kırmızı balıklar ve su sümbülleri ile dolu gölet ve etrafında bin bir çeşit bitkinin yer aldığı, etrafta tavukların eşindiği ekolojik bir cennet. Öyle ki farklı şehirlerden gelen birbirine yabancı bunca insanın artık dost olması için bir tahta masanın kenarına ilişmesi yeterli.</p>
<p>Bu bahçede bunca güzel insandan sonra ilgimi en çok çeken; doğal yapının içine gizlenmiş, ondan rol çalmayan heykeller ve sanatsal izler oldu. Bahçenin patika yol kenarlarında, masif meşe bar konsolun üstünde hatta yapay göletin içinde bile bize gülümsüyorlardı. Cuma Altıntaş adında “alaylı” bir heykeltıraşa ait olduğunu öğrendiğim bu heykeller; materyalin orjinal hali korunmuş, detaylar atılmış ama güçlü özlerini korumuş Brancusi çalışmaları gibi sade ve dingindiler.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1475" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/gumusluk-akademisi-5.jpg" alt="gumusluk-akademisi" width="853" height="766" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/gumusluk-akademisi-5.jpg 853w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/gumusluk-akademisi-5-300x269.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/gumusluk-akademisi-5-768x690.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 853px) 100vw, 853px" /></p>
<p>Sivas&#8217;ın Kocaoğlu köyünde doğup büyüyen altı yıl önce gördüğü bir rüyanın ardından Bodrum’a yerleşen Cuma Altıntaş kâbuslarına giren yaratıkların heykellerini yapıyor. Bir röportajında &#8220;Ailem beni Allah çarpar korkusuyla büyüttü. Çocukluğumdan beri hep kâbuslar gördüm ve hep bir &#8216;şey&#8217;i aradım. Ama ne aradığımı ben de bilmiyordum. Ve aradığımın yüzde yetmişini Bodrum&#8217;da buldum. İçimden bir şey beni buraya çağırdı. Bir rüya gördüm ve Bodrum&#8217;a geldim.’’ diyor.</p>
<p>Hiç eğitim almadan, hiç sergi gezmeden, tamamen içgüdüleriyle heykel yapan ve Bodrum&#8217;da bir barakada, ormandan geldiğini söylediği &#8216;kızım&#8217; adındaki köpeğiyle yaşayan Altıntaş hem heykelleri hem de Robinson Crusoe tarzı yaşamıyla ilginç bir kişilik sergiliyor. Ezilen Anadolu kadını, rüyalarında gördüğü yaratıklar, annesine olan özlemi onun heykellerinde en çok işlediği temalar, en çok ilham aldığı konular. Bazen de heykellerine bakmaya gelenlerin ruh halinden ilham alıyor. Bir sonraki Akademi buluşmamızda yolumuz Bodrum Gündoğan&#8217;a düşerse belki de onun ince bir duyarlılıkla betimlediği bir heykele ilham kaynağı olacağız.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1472 alignnone" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/gumusluk-akademisi-2.jpg" alt="gumusluk-akademisi" width="629" height="417" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/gumusluk-akademisi-2.jpg 629w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/gumusluk-akademisi-2-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 629px) 100vw, 629px" /></p>
<p>Doğadan değil ama benden rol çalmaya çalışan Cuma Altıntaş heykeli ile.</p>
<p>Bahçede gezerken amfinin arkasında Alain Valtat&#8217;ın metal bir heykeline rastladım. Konstrüktif tarzda demir malzemeden yapılmış, sarı mavi renklere boyanmış bir heykel. Ama bu boyama farklı sanki Matisse&#8217;in dediği gibi şeyleri değil aralarındaki ilişkiyi boyamış.</p>
<p>Alain Valtat, 16 yaşından itibaren, yani elektromekanik eğitimini bir yana bırakıp, kendi başına öğrendiği heykele ilk başladığı yıllardan itibaren, her biçimiyle imaj, renk ve konstrusiyonla ilgilenen çağdaş bir heykeltıraş. Ona göre &#8221;Heykel bellektir, evrenselliğin senfonilerinden biridir.&#8221; Denge, konstrüksiyon ve bellek sorunlarına özen göstererek, toplumdaki çağdaş heykel eğilimlerine özellikle ilgi duyan sanatçı, &#8221;Kavramsal ve sanal azgınlığa karşı, anıtsal heykelin kandırıcı rolünden sıyrılıp kentin bağrındaki yerini yeniden almasını diliyorum. Kentin, belleğin ve “güzelliğin” uyumlu gelişmesine katkıda bulunmak gerekir, çünkü gidebildiğimiz kadar gerilere gittiğimizde, bir site ve bir site sanatının oluştuğunu görüyoruz. Kütle, hacim; ışıkla form ya da boşlukla hacim arasındaki ilişki, formları ve yapıyı anlayabilmek için daha da ileri gidebilmenin yollarını aramak, bu yolla uzaysal gerçekliği az çok anlayabilmek; işte benim heykelle ilgili meselelerim bunlar aşağı yukarı.&#8221; diyor.</p>
<p><a href="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/gumusluk-akademisi-4.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-1474" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/gumusluk-akademisi-4-300x150.jpg" alt="gumusluk-akademisi" width="300" height="150" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/gumusluk-akademisi-4-300x150.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/gumusluk-akademisi-4.jpg 557w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a>20. yy’ ın ilk yarısında, hayatın tüm alanlarında yaşanan büyük değişimle birlikte heykel sanatında da köklü değişimler görülür. Heykelin uzamlarıyla boşluğun şekillendirilebileceğini savunan Konstrüktivistler “bir kütle ve bir boşluk iki ayrı maddedir. İkisi de somuttur ve ikisi de şekillendirilebilir&#8221; görüşünü Konstrüktivist Bildiri ile ortaya koymuşlardır. Özellikle bu bildiriyle “mekanın biçimlendirilebilirliliği” anlayışı ortaya atılmış, heykelin merkezi bir kütlesellikten çıkarılarak, volümün plastik bir öğe olarak heykelden çıkarılması gerektiği görüşü savunulmuştur. Artık heykel sadece kilin yoğurulup biçimlendirilmesi ya da taş/ahşap bir kitlenin yontularak belirli nesne ya da konuların betimlenmesi için değil, onun yerine boşlukta bir mekan içerisinde çeşitli plastik elemanların inşası yoluyla oluşturulmalıydı.</p>
<p>Yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise, kendi mekanını yaratabilen, izleyicinin ve kendisinin devingenliğine bağlı olarak değişen, yeni mekan yaşantıları oluşturabilen heykel, gündelik yaşamın içine katılarak onunla yeni ilişkiler kurar. Kentsel mekanlara uygulanan bu tür düzenlemeler geniş ölçüde çevreye varlığını koyan, onu kısmen de olsa biçimleyen, değiştiren ve etkileyen ya da yeni bir çevre yaratarak insanlarla yeni ilişkiler kurabilen ürünlerdir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-large wp-image-1473" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/gumusluk-akademisi-3-1024x376.jpg" alt="gumusluk-akademisi" width="1024" height="376" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/gumusluk-akademisi-3-1024x376.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/gumusluk-akademisi-3-300x110.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/gumusluk-akademisi-3-768x282.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/gumusluk-akademisi-3.jpg 1608w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>Gümüşlük sahilinde gezerken gördüğümüz, fiziksel temasımıza izin veren, Japon sanatçı Ogata&#8217;nın heykeli de böyle kentsel kültüre dahil edilen bir eser. Yoshin Ogata ülkemize pek çok kere gelmiş, çeşitli şehirlerde yapılan Heykel Sempozyumlarına katılmış üretken bir sanatçı. Çalışmalarında &#8221;su&#8221; ve &#8221;ruhsal peyzaj&#8221; konularını işlemiş. Modern heykeltıraş doğadan aldığı konuyu doğrudan yansıtarak değil, kendi yorumunu artistik düzen içerisinde katarak, öz ve biçim arasında yepyeni anlamlar ve duyumlar ortaya koyarak, artık tanınmaz hale getirir. Yine de bu özgürlük, bir anarşi doğurmaz.</p>
<p>Bir diğer sanatsal çalışma Kıbrıslı bir heykeltıraşa ait. Kıbrıslı heykeltıraş deyince aklımıza Yunan Mitolojisinden Pygmalion ve onun kendi elleri ile yontup aşık olduğu güzeller güzeli Galatea gelir ama bunlar tam tersine oldukça grotesk çalışmalar. Görüldüğünde insanı korkutmaktan çok şaşırtan seramik sanatçısı Sevcan Çerkez&#8217;in korkulukları bana Neşet Günal&#8217;ın resimlerini hatırlattı. Korkuluk teması ve Anadolu insanının yüzlerinde ki derin çizgiler ortak noktaları.</p>
<p>Sanatçı bu çalışmalarında içinde olduğu &#8220;Ödüm Koptu&#8221; serisi için; “ Benim yarattığım heykeller korkmaya karşı dikilen korkulukların insanlara vereceği mesajlarla hayata geçtiler. Aslında onlar da kendi iç dünyalarında korktukları konularla baş etmeye çalışıp, bunların tam tersi olan duygularla isyanlarını bağlı kaldıkları yerlerden bizlere ulaştırma çabasındalar..</p>
<p>“Ödüm Koptu!” sergisinde, içimizdeki bazı korkuları heykellerimle izleyicilere buluşturmayı ve iç dünyalarına daha eğlenceli bakmalarını sağlamayı amaçlıyorum&#8230;” diyor. Prestijli sanatsal yarışmalardan “İngiliz Milletler Topluluğu, “Commonwealth 2009” ödülünü alan sanatçı korkuluk serisi dışında bir tiyatro oyunu için hazırladığı ilginç karikatür heykellerine de yer veriyor.</p>
<p>Gümüşlük Akademisi&#8217;nde geçirdiğim hafta sonu benim için gerçek bir eğitim oldu. Yazar Latife Tekin&#8217;in Dil üzerine söyleşisi, hocamız Selçuk Erez&#8217;in edebiyatın gerekliliğine ait konuşması, sevgili Ahmet Coşkun&#8217;un bilinçaltı fenomolojisi, tüm paylaşımlar… Oraya giderken bu satırlarda paylaştığım heykeltıraşları ve çalışmalarını bilmiyordum. Hepimizden paylaşımlarımız istendiğinde sanat tarihine tutkun biri olarak heykeller aklıma geldi ve araştırmaya başladım. Akademi kelimesinin etimolojik kökenini tam karşılayan Gümüşlük Akademisi&#8217;ni bir okul olarak değerlendirmekte haksız mıyım? Okul dediğimiz bizi düşünmeye araştırmaya sevk eden, bunları eyleme dönüştüren yerden başka nedir ki?</p>
<p>Bu güzel hafta sonu için Dr. Ali Özyurt ve Dr. Ayşegül Tözeren çok teşekkürler …</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/gumusluk-akademisi-ve-heykelleri/">Gümüşlük Akademisi Ve Heykelleri</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yok Sayılan Hayatlar  Mevsimlik Tarım İşçileri</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/yok-sayilan-hayatlar-mevsimlik-tarim-iscileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Alpaslan Türkkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2015 12:20:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 89. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimlik tarım işçileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1367</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1275" height="887" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/mevsimlik-tarim-iscileri-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="mevsimlik-tarim-iscileri" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/mevsimlik-tarim-iscileri-1.jpg 1275w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/mevsimlik-tarim-iscileri-1-300x209.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/mevsimlik-tarim-iscileri-1-768x534.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/mevsimlik-tarim-iscileri-1-1024x712.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1275px) 100vw, 1275px" /></div>
<p>Bursa Tabip Odası (BTO), 2010 yılında başlattığı mevsimlik tarım işçilerinin çadır kamplarının inceleme ziyaretlerini Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Bursa Eczacı Odasının (BEO) da katılımıyla sürdürmektedir. Bu yıl [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/yok-sayilan-hayatlar-mevsimlik-tarim-iscileri/">Yok Sayılan Hayatlar  Mevsimlik Tarım İşçileri</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1275" height="887" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/mevsimlik-tarim-iscileri-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="mevsimlik-tarim-iscileri" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/mevsimlik-tarim-iscileri-1.jpg 1275w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/mevsimlik-tarim-iscileri-1-300x209.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/mevsimlik-tarim-iscileri-1-768x534.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/mevsimlik-tarim-iscileri-1-1024x712.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1275px) 100vw, 1275px" /></div><blockquote><p>Bursa Tabip Odası (BTO), 2010 yılında başlattığı mevsimlik tarım işçilerinin çadır kamplarının inceleme ziyaretlerini Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Bursa Eczacı Odasının (BEO) da katılımıyla sürdürmektedir.</p></blockquote>
<p>Bu yıl ziyaret, 19 Temmuz 2015 Pazar günü, Bursa Mustafakemalpaşa ve Karacabey ilçelerinde bulunan mevsimlik tarım işçilerinin barındığı çadır kamplara yapılmıştır. Bursa Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Sekreteri ile Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD Başkanı Prof.Dr. Kayıhan Pala, Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği (TMMOB) üyeleri ve CHP 25. Dönem Bursa Milletvekili Ziraat Mühendisi, TMMOB ZMO Bursa Şb. Üyesi Orhan SARIBAL, CHP 25. Dönem Bursa Milletvekili, Tıp Doktoru, BTO üyesi Ceyhun İRGİL ve Gazeteci Huriye Gül KOLAYLI ile birlikte gerçekleştirilmiştir.</p>
<p>Bu ziyaretlerde temel amaç mevsimlik tarım işçilerinin yaşam koşullarının düzeltilmesine katkıda bulunmaktır. 2010 yılından beri Bursa’ da Karacabey ve Mustafakemalpaşa ilçelerindeki çadır kamplarının bir kısmı yerinde incelenerek, sorunlar yerinde görülerek tespit edilmektedir.</p>
<p>Tespit ve değerlendirmelerimizi içeren sonuç raporu hazırlanmaktadır. Hazırlanan rapor Bursa Valiliği ve Büyükşehir Belediye Başkanlığına sunulmakta ve kamuoyu ile paylaşılmaktadır.</p>
<p>Bu yıl göze çarpan en önemli değişiklik, çadır kamplarda artık ağırlıklı olarak Şanlıurfa ve Mardin’den gelen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yanı sıra özellikle Kobani’den gelmiş bulunan Suriyeli sığınmacıların da yer almasıdır.<br />
Mevsimlik tarım işçilerinin 2010 yılındaki ilk ziyaretimizden bu yana yaşam koşulları çok değişmemiş görünmektedir. En temel sorunların başında yine tarım işçilerinin güvencesiz olarak, kayıt-dışı çalışması gelmektedir. Ciddi bir çocuk işçi sorunu göze çarpmakta; bu konuda her hangi bir denetimin yapılmadığı anlaşılmaktadır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1431" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/mevsimlik-tarim-iscileri-3.jpg" alt="mevsimlik-tarim-iscileri" width="548" height="320" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/mevsimlik-tarim-iscileri-3.jpg 548w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/mevsimlik-tarim-iscileri-3-300x175.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 548px) 100vw, 548px" /></p>
<p>Çadır kamplar katı atıklar ve toz içerisindedir. Katı atıkların toplanmaması çok önemli bir halk sağlığı sorunudur. Katı atıkların toplanmasını sağlamak üzere ivedi olarak konteynerlerin konulması gerekmektedir.</p>
<p>Çadır kamplarda çadır sorunu yaşanmaktadır. Kaymakamlık tarafından verilen çadır sayısı az olduğu için her ailenin gereksinimi karşılanamamaktadır. Çadırlar toprak zemin üzerine herhangi bir yükselti olmaksızın yerleştirilmiştir. Bu durum hem aşırı yağışlar hem de zemin temizliği ve hijyen koşulları açısından risk oluşturmaktadır.</p>
<p>Ziyaret sonrasında çadır kamplardaki durumu bir tek tümceyle açıklamak gerekirse; geçen yıldan bu yana, dile getirilen olumsuz koşulların neredeyse hiçbiri ortadan kaldırılmamıştır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1432" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/mevsimlik-tarim-iscileri-4.jpg" alt="mevsimlik-tarim-iscileri" width="552" height="567" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/mevsimlik-tarim-iscileri-4.jpg 552w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2015/11/mevsimlik-tarim-iscileri-4-292x300.jpg 292w" sizes="auto, (max-width: 552px) 100vw, 552px" /></p>
<p>İnsan Hakları Evrensel Bildirisinde en temel insan haklarından sayılan beslenme, barınma, eğitim ve sağlık konuları çadır kamplarda yaşayanlar için geçen yıl olduğu gibi, yine büyük bir sorun olarak saptanmıştır.</p>
<p>Yıllardır bu sağlıksız ortamda ve kötü şartlarda yaşama gerçeği ile karşı karşıya olan mevsimlik tarım işçileri için artık söz tükenmiş durumdadır.</p>
<p>Sonuç olarak; ne kamu, ne özel kuruluşlar, ne de tarımla ilgili üreticilerden hizmet ve gerekli yardımları alabilen mevsimlik tarım işçileri ve aileleri, yukarıda sıralanan olumsuz koşullarda yaşam savaşı vermektedir. Dışlanmışlık olgusu en büyük zorluk ve acı olarak mevsimlik tarım işçilerinin yüreğinde büyümektedir.</p>
<p>Yetkilileri ivedi olarak çözüm üretmek üzere göreve, yurttaşlarımızı ise mevsimlik tarım işçileriyle dayanışma için kamp alanına ziyarete davet ediyoruz.</p>
<blockquote><p>Bozuk Düzende Sağlam Çark Olmaz…<br />
Bizler Bursa Akademik Meslek Odaları olarak Mevsimlik Tarım İşçilerinin sorunlarını GÖRÜYOR VE DUYUYORUZ…</p></blockquote>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-large wp-image-1368" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/mevsimlik-tarim-iscileri-2-1024x400.jpg" alt="mevsimlik-tarim-iscileri" width="1024" height="400" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/mevsimlik-tarim-iscileri-2-1024x400.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/mevsimlik-tarim-iscileri-2-300x117.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/mevsimlik-tarim-iscileri-2-768x300.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/12/mevsimlik-tarim-iscileri-2.jpg 1120w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/yok-sayilan-hayatlar-mevsimlik-tarim-iscileri/">Yok Sayılan Hayatlar  Mevsimlik Tarım İşçileri</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
