<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hekimce Bakış 92. Sayı arşivleri - Hekimce Bakış</title>
	<atom:link href="https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-92-sayi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hekimcebakis.org/tag/hekimce-bakis-92-sayi/</link>
	<description>Bursa Tabip Odası yayınıdır</description>
	<lastBuildDate>Sat, 24 Nov 2018 09:09:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>
	<item>
		<title>Dünyaya  Kafa  Tutan  Köy</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/dunyaya-kafa-tutan-koy/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Engin Demiriz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2016 15:47:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 92. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Kokusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1189</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1398" height="986" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/dunyaya-kafa-tutan-koy.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="dunyaya-kafa-tutan-koy" decoding="async" fetchpriority="high" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/dunyaya-kafa-tutan-koy.jpg 1398w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/dunyaya-kafa-tutan-koy-300x212.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/dunyaya-kafa-tutan-koy-768x542.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/dunyaya-kafa-tutan-koy-1024x722.jpg 1024w" sizes="(max-width: 1398px) 100vw, 1398px" /></div>
<p>İngiliz gazeteci yazar Dan Hancox Dünyaya Kafa Tutan Köy’de İspanya’da Endülüs bölgesinde küçük bir köy olan Marinaleda’yı ve yaşamını bir ütopyanın gerçekleşmesine adamış belediye başkanı Juan Manuel Sanchez’i anlatıyor. Marinaleda [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/dunyaya-kafa-tutan-koy/">Dünyaya  Kafa  Tutan  Köy</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1398" height="986" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/dunyaya-kafa-tutan-koy.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="dunyaya-kafa-tutan-koy" decoding="async" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/dunyaya-kafa-tutan-koy.jpg 1398w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/dunyaya-kafa-tutan-koy-300x212.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/dunyaya-kafa-tutan-koy-768x542.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/dunyaya-kafa-tutan-koy-1024x722.jpg 1024w" sizes="(max-width: 1398px) 100vw, 1398px" /></div><p>İngiliz gazeteci yazar Dan Hancox Dünyaya Kafa Tutan Köy’de İspanya’da Endülüs bölgesinde küçük bir köy olan Marinaleda’yı ve yaşamını bir ütopyanın gerçekleşmesine adamış belediye başkanı Juan Manuel Sanchez’i anlatıyor.<br />
Marinaleda Endülüs’ün kalbinde işsizin ve polisin olmadığı, 2700 nüfuslu küçük bir köy, bir komunist ütopya. Çiftliklerin ve üretim tesislerinin mülkiyeti ortak, kararlar herkese açık genel toplantılarda tartışılarak alınıyor. İspanyanın önemli sorunlarından biri olan barınma konusunu bankalara filan gerek duymadan çözmüşler. Kooperatifin sağladığı malzemeyle ve imece usulü çalışarak evlerini inşa etmişler. Köy yüzme havuzu, spor tesisleri, kültür merkezleriyle benzerlerinden çok farklı olanaklara sahip.’’ Toprak işleyenindir’’ sloganından yola çıkarak Alba Düküne ait işlenmeyen, atıl durumdaki arazileri işgal etmişler. Şimdi bu tarlalarda zeytin ve daha pek çok tarım ürünü yetiştiriliyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1197" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/dunyaya-kafa-tutan-koy-2.jpg" alt="dunyaya-kafa-tutan-koy-2" width="400" height="598" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/dunyaya-kafa-tutan-koy-2.jpg 400w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/dunyaya-kafa-tutan-koy-2-201x300.jpg 201w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" />Bütün bunlar kendiliğinden olmuyor elbette. Albert Camus’un anarşinin anavatanı dediği Endülüs yüzyıllarca feodal düklerin elinde sömürülmüş, yoksullaştırılmış. Bu yüzden mücadele ve isyan geleneği olan bir halkı var. Marinaleda halkı da düşlerini gerçekleştirmek için çok savaşmış, ağır bedel ödemiş. Açlık grevleri, toprak işgalleri, zor kullanılarak bastırılan pek çok ayaklanmayla geçen uzun bir mücadele tarihi var. Bu mücadelenin ilk kez 1979da belediye başkanı seçilen Juan Sanchez Gordillo gibi karizmatik bir önderi bulunuyor. Franco’nun ölümünden sonra demokrasiye geçiş sürecinde seçilen Gordillo köye yeni bir görsellik kazandırarak işe başlıyor. Sol sloganlar, Che posterleri, grevler sırasında ölen halk kahramanlarının resimleriyle duvarları donatır, Franco meydanının adını Allende Meydanı olarak değiştirir. Köy kısa zamanda bölgede protestoların, işgal ve grevlerin üssü haline gelir. Bu gösterilerden geriye, insanlar yakıcı Endülüs güneşinden korunamasınlar diye polisin ampute ettiği ağaçlar dizisi anı olarak kalır.<br />
Marinaleda’nın ilk büyük eylemi 1980 yılında neredeyse tamamı geçici tarım işçisi olan köylülerin başlattığı ‘’açlığa karşı açlık grevi’’ idi. Bunu izleyen yıllarda toprak işgalleriyle süren mücadele sonunda İnfantado Düküne ait topraklar kamulaştırıldı. Bugün bu topraklarda El Humoso kooperatifinin zeytin çiftliği var; köylüleri jornaleros (gündelikçi) olmaktan kurtaran bu çiftlikte zeytin işlenerek satılıyor. Çalışanların ücreti ise İspanyadaki asgari ücretin iki katı. Köyde yaşayanlar ayda bir gün köyü geliştirmek için ücretsiz çalışıyorlar. Ortak yaşam kültürü gelişmiş Marinaledalılar güvenlik için polise gerek duymuyorlar.</p>
<p>İspanyada özellikle 2000 yılında itibaren patlayan inşaat krizinin yarattığı evsizler, evden atılanlar, boş apartmanlar, genelde %25, Endülüste% 40 lara varan işsizlik gibi sorunların olmadığı, Asteriks’in Romalılara meydan okuyan Galya köyü gibi mevcut düzene kafa tutan ütopik bir köy Gordillo’nun Marinaledası. Yunanistan’da Syriza, İspanya’da Podemos’un seçim zaferlerinden sonra dünyanın dikkatini çekti.</p>
<p>Günümüzün Robin Hood’u olarak tanınan Gordillo, geçen yıl Venezüelladaki bir söyleşisinde şöyle seslenir: ‘’sosyalizm gelsin diye bekleyemeyiz, onu biz inşa etmek zorundayız, mücadelemiz dünyaya yayılsın istiyoruz. Ütopyanın gerçeğe dönüşebileceğini gösterdik. Dükün toprakları için mücadeleye başladığımızda herkes bize deli gözüyle bakıyordu, evet 12 yılımıza maloldu ama başardık. Dünyada gerçek bir sola ihtiyaç var, özünde reformist olan sözde sosyalistlere değil. Onlar burjuvazinin tuvalet kağıdıdır, tuvalet kağıtları ne işe yarar?’’</p>
<p>Dan Hancox’un Dünyaya Kafa Tutan Köy’ü, başka bir dünyanın mümkün olabileceğini kanıtlayan bu benzersiz köyün onlarca yıla yayılan inanılmaz savaşımını ve başarısını anlatıyor.</p>
<p>Che’nin ünlü deyişi ‘’yalnızca düş kuranlar günün birinde düşlerinin gerçekleştiğini görebilirler’’ Marinaledada Endülüs’ün bu uzak köyünde sadece bir tişört sloganı değil, gerçeğin ta kendisi.</p>
<p>Engin Demiriz</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/dunyaya-kafa-tutan-koy/">Dünyaya  Kafa  Tutan  Köy</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aman Yavaş</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/aman-yavas/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Bülent Kavuşturan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2016 15:47:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 92. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[sonradan gourmet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1188</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="633" height="469" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokceada-tatlisi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="gokceada-tatlisi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokceada-tatlisi.jpg 633w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokceada-tatlisi-300x222.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokceada-tatlisi-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 633px) 100vw, 633px" /></div>
<p>Küreselleşmenin etkisiyle şehirler hızlı çalışılan, hızlı yaşanılan ve üretmekten çok tüketen, kendine yetmeyen yaşam alanları haline gelmiştir. Kentler, kuruluş amaçları olan insanların bir arada güven içinde yaşadıkları yerler olmaktan çıkmış, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/aman-yavas/">Aman Yavaş</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="633" height="469" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokceada-tatlisi.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="gokceada-tatlisi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokceada-tatlisi.jpg 633w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokceada-tatlisi-300x222.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gokceada-tatlisi-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 633px) 100vw, 633px" /></div><p>Küreselleşmenin etkisiyle şehirler hızlı çalışılan, hızlı yaşanılan ve üretmekten çok tüketen,<br />
kendine yetmeyen yaşam alanları haline gelmiştir. Kentler, kuruluş amaçları olan insanların bir arada güven içinde yaşadıkları yerler olmaktan çıkmış, insanların daha hızlı hareket etmeleri ve daha hızlı çalışmaları için tasarlanan mekanlara dönüşmüştür. İnsanların birbirlerinin sıcaklığına sığındıkları, sosyalleştikleri, el emeklerini birbirlerine sundukları sosyal korunaklar olmaktan gittikçe uzaklaşan kentler, insanların tüketim için yaşadıkları sahneler halini almıştır. Yaşamın hızlanması sonucu insanlar daha hızlı yemek yemek, daha hızlı alışveriş yapmak, gidecekleri yere daha hızlı varmak için belli bir tempo içinde koşturup durmaktadırlar. Bu yaşam tarzı bakkallar, manav, terzi gibi küçük esnaf yerine AVM’leri, çocuklarımızın oyun oynayacağı alanlar yerine otoparkları, daha çok park ve yeşil alan yerine geniş otoyolları hayatımıza sokmuştur. İnsanın en önemli değeri olan kısıtlı yaşamını sağlıksız yiyecekler, hava kirliliği, trafik, yalnızlık ve tüketimle harcaması modern yaşamın vazgeçilmezi olarak sunulmuştur. Popüler kültürün de desteklediği hayatı yaşamak için zamanı olmayan, işine arabasıyla hızla giden, oturup kahve içecek bir yarım saati bile olmadığı için yürürken kahvesini içen, yetişmesi gereken bir yerler olduğu için yemekten zevk almak yerine ayakta hızlı bir şekilde “beslenen”, komşularını veya yerel esnafı tanımayan modern insan modelinin sürdürülebilir olmadığı ortadadır.</p>
<p><strong>Yavaş Şehirler “Cittaslow”</strong><br />
Cittaslow, 1999 yılında İtalya&#8217;da kurulmuş uluslararası bir belediyeler birliğidir. Kelime kökeni İtalyanca &#8220;Citta (Şehir)&#8221; ve İngilizce &#8220;Slow (Yavaş)&#8221; kelimelerinin birleşmesiyle türetilen Cittaslow, &#8220;Sakin Şehir&#8221; anlamında kullanılmaktadır. Birliğin Sembolü bir salyangozdur. Yavaş Hareketi&#8217;nin bir parçası olarak bilinmektedir. İtalya&#8217;nın dört küçük kentinin belediye başkanlarının 1999 yılında bir araya gelerek Slow Food hareketini kentsel boyuta taşımak amacıyla kurulmuştur. Birliğe üye olmak isteyen kentlerin üye olabilmeleri için birliğin belirlediği kriterler üzerinden Cittaslow felsefesine uygunluğu denetlenmektedir. Kurulduğu ilk yıllarda İtalyan kentleri arasında yaygınlaşan hareket, günümüzde 30 ülkede 208 üyeye sahiptir.</p>
<p>Ülkemizden bu birliğe üye 11 Kent var. İlk üye olan İzmir’in Seferhisar ilçesidir. Diğerleri Akyaka, Gökçeada, Halfeti, Perşembe, Şavşat, Taraklı, Uzundere, Vize, Yalvaç, Yenipazar, Gökçeada bu birliğin tek ada şehridir.</p>
<p><strong>Yavaş Gıda</strong><br />
Yavaş Gıda veya İngilizce&#8217;deki ifadesiyle Slow Food 1986&#8217;da başlayan uluslararası bir harekettir. Hızlı, ayaküstü yemek alışkanlığına fast food karşı alternatif olarak geleneksel ve yerel yemek ve yeme biçimlerini, yerel ekosistemlerin özelliklerini korumayı teşvik eden hareket, Yavaş Hareketi&#8217;nin bir parçasıdır.<br />
Yavaş Yemek hareketinin amaçları:<br />
Yerel biyo çeşitliliği korumak amacıyla tohum bankası oluşturmak ve sürdürmek, Yerel ve geleneksel besin maddelerini korumak , Tad eğitimini teşvik etmek, Tüketicileri fast food ürünlerinin riskine karşı eğitmek, Organik çiftçiliği teşvik edici kamuoyu oluşturmak, Ürünlere yönelik genetik mühendisliği müdahalelerine karşı çıkmak, Ürünlerde böcek ilaçlarının kullanımını karşı kamuoyu oluşturmaktır.<br />
Yavaş şehirler organizasyonuna Türkiye’den üye olan ilk Şehrimiz Seferhisar’ dan Muhteşem bir yerel Tarif : “Mandalina Tatlısı”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-1190 size-full" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/mandalina-tatlisi.jpg" alt="mandalina-tatlisi" width="586" height="469" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/mandalina-tatlisi.jpg 586w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/mandalina-tatlisi-300x240.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 586px) 100vw, 586px" /></p>
<p><strong>MANDALİNA TATLISI</strong></p>
<p>• 1 kg mandalina<br />
• 1,5 kilo şeker<br />
• 2 adet limon tuzu<br />
Mandalinalar 3 kez büyük bir tencerede suyu değiştirilerek kaynatılıp 3. kaynatılışta kaynamış sudan alınıp normal soğuk suda 5 dakika bekletilir. Mandalinanın suları süzülerek alınır. Mandalinaların sap kısımları oyularak yatay bir şekilde ikiye bölünür, kabuk kısımları aşağıya gelecek şekilde tencereye dizilir ve üzerine şeker serpilir, bu işlem mandalinalar bitene kadar üst üste yapılır. Bu şekilde 1 gün bekletilir, ertesi gün orta ısıda kaynatılır, kaynarken üzerinde oluşan sarı köpükler temizlenir. Kıvamını anlamak için suyundan bir çay kaşığı alınarak cam bir tabağa damlatılır, tabağı eğdiğimiz zaman su gibi akmayacak şekilde ise doğru kıvamındadır. Bu şekildeyken içine 2 adet limon tuzu atılarak 5 dakika kaynatılır ve kavanozlara kaldırılarak istenildiği zaman servis yapılır. Kahvaltılarda ya da yemek sonrası dondurma ile tatlı olarak da servis yapılabilir.</p>
<p>Birliğin tek ada şehri olan Gökçeada’dan Güzel bir salata tarifi:</p>
<p><strong>GELENEKSEL GÖKÇEADA SALATASI</strong></p>
<p>• 2 adet sert domates<br />
• 2 adet küçük salatalık<br />
• 2 adet yeşilbiber<br />
• 1 adet küçük kuru soğan<br />
• 6 adet zeytin<br />
• 100 gr. beyaz peynir<br />
• ½ su bardağı kabaca kıyılmış semizotu<br />
• Taze kekik<br />
• Zeytinyağı<br />
• Sirke<br />
• Tuz</p>
<p>Sebzeleri yıkayın ve iri parçalar halinde doğrayarak salata kabına yerleştirin. Zeytinyağı, tuz ve sirkeyi bir başka kapta karıştırın ve salatanın üzerine dökün. Üzerine zeytin ve peyniri ekleyin. Dilerseniz peynirlerin üzerine taze kekik ekleyin.</p>
<p><strong>Yavaş Yemek öğrenilebilir</strong></p>
<p>Hızlı yemek yiyen insanların bu davranışının çocukluktan gelen değiştirilmesi çok zor bir alışkanlık olarak tanımlanmakta ve hızlı yemek yiyen insanların aynı zamanda şişmanlık problemi yaşadığı da gözlenmektedir.<br />
Hızlı yeme alışkanlığını değiştirmek kalıcı kilo kontrolünü sağlamak konusunda temel bir noktadır. Bu nedenle yavaş yeme ile ilgili stratejileri öğrenip hayata geçirmek büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Yemeğe Nazik Davranmalıyız</p>
<p>Besinler, maddi ve manevi emeklerle tabağımıza gelmektedir. Hem hayatta kalmamızı hem de tat almamızı sağlayan biyolojik ve sosyal bir ihtiyaçtır.<br />
Besinlerin Tadına Vararak Yemek<br />
Kültürümüzde “tadını çıkarta çıkarta yemek” sözü de aslında işin özetidir. Fakat hızlı besin tüketimlerinde besin dille az temas ettiği için yemeğin tadına varmak çok mümkün değildir. Bu nedenle yemek için lokmayı ağzımızda daha uzun süre tutmamız ve “yemeğin tadını hissediyorum” bilinciyle yemek yememiz gerekir.<br />
Lokmaları Ufaltarak Yemek<br />
Yemeğe başlamadan yiyecekleri küçük parçalara ayırmak, taneli yiyecekleri mümkün olduğu kadar tane tane yemek hız azaltmakta önemlidir<br />
Yemek Tabaklarını Küçük, Salata Tabaklarını Büyük Seçin<br />
Salata tabaklarını da büyük tutarak doyduğumuzu hissedebiliriz. Salata aynı zamanda çok çiğneme alışkanlığına yardımcı olacak besinlerdendir.</p>
<p>Yemek öncesi Nefes Egzersizi Yapın<br />
Stresli ve yorgun bir beden duygusal açlığımızı tetikler. Yemek öncesi yapabileceğimiz basit ama çok etkili olan nefes egzersizi hem stresimizi azaltır hem de hızlı yemeği engeller. Bunu şu şekilde yapabilirsiniz. Yemek öncesi burnunuzdan derin bir nefesi karnınıza çekmeli (karnınızın şiştiğini lütfen gözünüzle görün) sonra ağzınızla nefesi kontrollü sanki bir mumu üfler veya balonu şişirir gibi, nefes aldığınız süreden daha uzun bir sürede vermelisiniz. Bunu en az 5 – 10 kez tekrarlamak size kesinlikle yavaş yemek yedirecektir.</p>
<p><strong>Yemek Yerken Başka İşlerle Uğraşmayın</strong><br />
Ne kadar yediğimizin farkına varabilmek için tüm dikkatimizi yemeğe vermemiz önemlidir. Yemek yerken gazete okumak, tv seyretmek, bilgisayarla uğraşmak ne kadar yendiğinin kontrolünü güçleştirmekte ve hızlı yemeye neden olmaktadır. Bununla birlikte ayakta atıştırmak, araba kullanırken bir şeyler yemek de hızlı yemeye yol açar. Bu nedenle yemeği oturarak ve sofrada yemek, miktarını belirlemek ve doyduktan sonra da kalkmak konusunda kontrolü sağlamak açısından önemlidir.</p>
<p><strong>Ara Öğünlere Dikkat Ederek Uzun Süre Aç Kalmayın</strong><br />
Acıkmış olarak sofraya oturursanız asla hızınızı kesemezsiniz. Bu nedenle günlük besin planınızda ara öğünlere mutlaka yer vermeli ve sofraya çok fazla aç oturmamaya çalışmalısınız.<br />
Çevrenizdeki Kişilerden Yardım İsteyin<br />
Birlikte yemek yediğiniz kişilerden sizin hızınızı kesmeniz açısından yardım isteyebilirsiniz.<br />
Yavaş Yemeyi Hatırlatan İpuçları Bulun<br />
Yemek esnasında yavaş yemenizi hatırlatabilecek ipuçları kullanabilirsiniz. Örneğin yüzük takmak, sofraya mum yakmak olabilir. Yemek öncesinde yapacağınız elinizi yıkamak, dişlerinizi fırçalamak gibi ritüellerde size yavaş yemenizi hatırlatabilir.</p>
<p>Her şeye rağmen halen hızlı yediğinizi fark ettiğiniz an, iki üç dakikalığına sofradan kalkın ve yavaş yemek üzere tekrar sofraya dönün. Bu sizin yavaş yemeyi iyice pekiştirmeyi sağlayacaktır.<br />
Tüm bu öneriler size yavaş yeme konusunda yardımcı olacaktır. Yeni bir davranış kazanırken ilk dönemler değişikliğin yarattığı bir kaygı veya geçmiş davranışın hizmet ettiği duyguların doyurulmamasıyla stres oluşturabilir.<br />
Önemli olan bu önerileri bir iki kere yapmak değil en az bir ay süreyle bıkmadan sürdürebilmektir. Bir alışkanlığı değiştirmek ancak üzerinde çalışmakla mümkün olur.<br />
Sabırlı olun, değişimin getireceği mutluluk bütün bu çabaya değecektir.<br />
Sağlık ve Afiyetle ama Yavaş yavaş ve tadını çıkartarak…</p>
<p>Dr. Bülent Kavuşturan<br />
drbulentkavusturan@gmail.com<br />
Kaynak: www.cittaslowturkiye.org , wikipedia.</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/aman-yavas/">Aman Yavaş</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sabahattin Ali</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/sabahattin-ali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Güzide Elitez]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2016 15:42:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Detone]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 92. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1185</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="551" height="478" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sebahattin-ali.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="sebahattin-ali" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sebahattin-ali.jpg 551w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sebahattin-ali-300x260.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 551px) 100vw, 551px" /></div>
<p>KuIIanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı? Sabahattin Ali Öncelikle bir yanlış anlama olmadan kesinlikle hekimce bakışın edebiyatla ilgili köşesini okumadığınızı belirtmek istiyorum. Hatta şunu da [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/sabahattin-ali/">Sabahattin Ali</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="551" height="478" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sebahattin-ali.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="sebahattin-ali" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sebahattin-ali.jpg 551w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sebahattin-ali-300x260.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 551px) 100vw, 551px" /></div><blockquote><p>KuIIanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?</p></blockquote>
<p><strong>Sabahattin Ali</strong></p>
<p>Öncelikle bir yanlış anlama olmadan kesinlikle hekimce bakışın edebiyatla ilgili köşesini okumadığınızı belirtmek istiyorum. Hatta şunu da ilave etmem gerek ki yazılar baskıda da karışmadı. Detone köşesi, Sabahattin Ali şiirlerinden ilham alan ölümsüz şarkıları bu sayımıza konuk ederek, Sabahattin Ali’ye saygı duruşunda bulunmak istiyor.</p>
<p>Herkes bir televizyon kanalının, cahil sunucusunun, bilge görünmek adına devirdiği çamları, ya televizyondan ya da sosyal medyadan izlemiştir. Sabahattin Ali’nin 1943 yılında yazdığı kitabın roman kahramanını günümüzün Pop ikonu Madonna ile karıştırmak… Konunun neresinden tutup konuşalım deseniz orası elinizde kalıyor. Halimize gülmek mi, ağlamak mı gerektiğini kestiremediğimiz durumlardan biri. Ama bende durumdan bir görev çıkarıp bu güzel insanı biraz anıp, çokça güzel müziklere ilham olmuş, müzik tarihimizin unutulmaz şarkılarının sözleri olan şiirlerini ve o müzikleri yazmak istedim. Sabahattin Ali’nin kitaplarını okumamış olasınız bile bu yazının sonunda anlayacağınız gibi pek çok kez onun mısralarını mırıldanmış bulunuyorsunuz. Edebiyatımızın değeri sonradan anlaşılan, en güçlü yazarlarından biridir Sabahattin Ali. Edebiyata dair cümleleri edebiyat köşelerine bırakıp, biraz yaşamından bahsedelim, kısacık…</p>
<p>Sabahattin Ali 25 Şubat 1907 tarihinde Edirne’nin Gümülcüne Sancağına bağlı Eğridere ilçesinde doğdu. Çocukluk yılları Çanakkale harbi sırasında Çanakkale’de, Yunan işgali sırasında Edremit’te geçer. Önce Balıkesir Muallim Mektebi’nde sonra İstanbul Muallim Mektebi&#8217;nde okudu. İstanbul’da okurken şiirleri, hikayeleri dergilerde yayınlanmaya başladı. Öğretmen olunca Yozgat’ta atandı. O sırada Atatürk tarafından önerilen bir proje çerçevesinde, yurtdışında yabancı dil öğretmeni yetiştirmek için yurtdışına gönderilen 15 öğretmenlerden biri oldu ve Almanya’ya gitti. Almanya&#8217;da Nazım Hikmet&#8217;le tanışır ve bu tanışma onun düşünce hayatını çokça etkiler. Dönüşünde önce Orhaneli’ne sonra Aydın’a öğretmenliğe atanır. Artık iktidarın izlediği bir adama dönüşmüştür, yazılarından ve düşüncelerinden dolayı hakkında yargılamalar başlar. Aydın cezaevinde yatar. Serbest bırakılınca Konya’da öğretmenlik yapar. Arkadaş toplantısında okuduğu bir şiir nedeniyle 1932’de tutuklanarak bir yıla mahkum edilir. Konya ve Sinop cezaevlerinde yatar. Cumhuriyet’in onuncu yıl dönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşur. Cezaevinden afla çıkınca öğretmenliğe ve yazılarına geri döner. 1944 de Aziz Nesin’le beraber Markopaşa dergisini çıkarır. Toplumcu gerçekçi mizah anlayışıyla Markopaşa, o dönemlerin adeta ana muhalefeti haline gelir. Baskılar daha da artınca nakliyatçılığa başlar ve ülkeden ayrılma planları yapmaya başlar. Evet, sonra herkesin bildiği trajik bir ölümle hayatı sonlanır ve ölümü bu ülkenin çözülmemiş faili meçhul cinayetlerinden biri olarak tarihe geçer.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1217" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/edip-akbayram.jpg" alt="edip-akbayram" width="400" height="400" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/edip-akbayram.jpg 400w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/edip-akbayram-150x150.jpg 150w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/edip-akbayram-300x300.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/edip-akbayram-100x100.jpg 100w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" />Yeniden hapishane yıllarına dönüyoruz. Sabahattin Ali, Sinop cezaevinde yattığı dönemde yazdığı “Hapishane Şiirleri” diye anılan 5 şiiri, ülkemizin müzik tarihine damga vuracak şarkılara da ilham olmuştur. Hapishane Şarkısı beşlemesinin ilk şiiri olan “Göklerde Kartal Gibiydim”. Bestesi Ali Ekber Eren’e ait olup Edip Akbayram başta olmak üzere birçok sanatçı tarafından seslendirilmiştir. “Kartal gibiydim/Kanadımdan vuruldum/Mor çiçekli dal gibiydim/Bahar vaktinde kırıldım” dizeleri şairin yaşamını belki de en güzel anlatan dizelerdir. Bir dönem İstanbul’un her köşe başında duyulan, Sabahattin Ali’nin en çok bilinen 70li yılların kült şarkısı“Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz”ın sözleri yine Sinop Cezaevinde, Rizeli bir Robin Hood olan orada Sandıkçı Şükrünün öyküsü için yazılır. Bu dizeler Edip Akbayram ve de Zülfü Livaneli tarafından seslendirilmiştir. “Geçmiyor Günler”, şiiri Ahmet Kaya tarafından bestelenmiştir. Ahmet Kaya’nın dışında da birçok kişi tarafından da seslendirilmiş şiir, beşlemenin üçüncüsüdür. “Dışarıda mevsim baharmış/Gezip dolaşanlar varmış/Günler su gibi akarmış/Geçmiyor günler geçmiyor”. Hapishane Şarkısı eserinin en sonuncusu “Aldırma Gönül”. Başın öne eğilmesin aldırma gönül aldırma/Dertlerin kalkınca şaha/Bir küfür yolla Allah’a/Görecek günler var daha.” İlk olarak Kerem Güney tarafından bestelenen şiir, Edip Akbayram tarafından müzik tarihimizin unutulmazları arasına kaydedilmiştir. Sinop cezaevi bu şarkıyla birlikte anılır olmuştur.</p>
<p>“ Kara Yazı”, cezaevi yıllarından önce Sabahattin Ali’nin Konya’da öğretmenlik yaptığı sıralarda Nahit Hanım için yazdığı bir aşk şiiri. Türk edebiyat tarihinde Nahit Fırat herhalde, şairlere en çok ilham olmuş efsane kadınların başında geliyordur; düşünsenize Can Yücel, Orhan Veli, Edip Cansever, Necip Fazıl Kısakürek, Ece Ayhan gibi birçok şairimiz Nahit Hanım’a aşık olmuş. Sabahattin Ali ile Nahit Hanım 1920’lerin sonunda Yozgat’a öğretmen olarak tayini çıkmadan önce İstanbul’da tanışmışlar ve yazarımız Nahit Hanım’a aşık olmuş, ancak aşkı karşılıksız kalmıştır. Nahit hanıma birçok aşk şiiri yazar Sabahattin Ali. Bu şiirlerden Kara Yazı şiiri Ahmet Kaya tarafından bestelenir. “Yalnız ona yar demiştik/Onda bir şey var demiştik/O bizi anlar demiştik/Böyleymiş kara yazımız…”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1215" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/zulfu-livaneli.jpg" alt="zulfu-livaneli" width="606" height="340" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/zulfu-livaneli.jpg 606w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/zulfu-livaneli-300x168.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 606px) 100vw, 606px" />Yine bir döneme imza atan unutulmaz şarkı, yine Nahit Hanım için yazılmış bir şiir, Mehmet Teoman tarafından bestelenmiş ve Nükhet Duru tarafından yapılan muhteşem seslendirme “Ben Gene Sana Vurgunum” şarkısı. Mehmet Teoman ve Nükhet Duru ikilisinin çalışmaları müzik tarihimizin en güzel şarkılarının doğmasına neden olmuştur.<br />
Ali Kocatepe tarafından bestelenip, Sezen Aksu tarafından söylenen “Dağlar” şiiri, Sabahattin Ali’nin öldürüldüğü iddia edilen yere, kızı Filiz Ali tarafından dikilen temsili mezar taşının üzerine yazılıdır. “Başım dağ saçlarım kardır/Deli rüzgarlarım vardır/Ovalar bana çok dardır/Benim meskenim dağlardır”.</p>
<p>Sinop cezaevinden önce, 1932’de Konya cezaevinde yattığı yıllarda Sabahattin Ali, Ayşe Sıtkı’ya aşık olur. Ancak bu aşk da karşılıksız kalır ve en güzel şiirlerinden biri doğar “Melankoli”. “ Ne bir dost, ne bir sevgili/Dünyadan uzak bir deli/Beni sarar melankoli”. Ali Kocatepe’nin bu şiire yaptığı güzel bestesini Nükhet Duru seslendirdi.</p>
<p>Sevginin, aşkın en masum en naif halini anlatan, yine Ayşe Sıtkı için yazılan“Çocuklar Gibi” şiiri, Ali Kocatepe tarafından bestelenmiş, pop müziğimizin kraliçesi Sezen Aksu tarafından söylenmiştir.</p>
<p>Geldik bu beste ve şiiri müzik tarihimizin en klasik türkülerinden biri olan Leylim Ley” e. Sabahattin Ali’nin 1937’de askerdeyken yazdığı “Ses” öyküsünde geçen “Leylim Ley” şarkısının besteleyeni ve söyleyeni hepimizin bildiği gibi Zülfü Livaneli. Öykünün kahramanı yol inşaatında çalışan bir amele çocuk tarafından söylenen türküye hayat veren bu beste ile ilgili çok söze gerek olmadığını düşünüyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1218" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/ahmet.jpg" alt="ahmet" width="1440" height="1080" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/ahmet.jpg 1440w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/ahmet-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/ahmet-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/ahmet-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/ahmet-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1440px) 100vw, 1440px" /></p>
<p>Son olarak, yine Ahmet Kaya tarafından bestelenip yorumlanan “Kız Kaçıran” şiirinden bir dizeyi buraya alalım. “Peşime düştü takipler/Boynumu bekliyor ipler/Zeybekler seni ayıplar/Yürü yağız atım, yürü.”<br />
41 yıllık kısa yaşantısına üç roman, on öykü, iki şiir kitabı ve yedi kitap çevirisi sığdırmış olan yazarımızın eserlerinin halen kitapçıların en çok satan kitaplar rafında yer almasının nedeninin tartışmasını edebiyat köşelerine bırakıp, sözü “Değirmen “adlı öyküsünden bir alıntı ile bitirmek istiyorum.</p>
<p>Siz sevemezsiniz adaşım, siz, şehirde yaşayanlar ve köyde yaşayanlar; siz, birisine itaat eden ve birisine emredenler; siz, birisinden korkan ve birisini tehdit edenler. Siz sevemezsiniz. Sevmeyi yalnız bizler biliriz.</p>
<p>Müziksiz kalmayın, Dostlukla kalın.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/sabahattin-ali/">Sabahattin Ali</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antibiyotikle Temizlenen Gizemler Villası</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/antibiyotikle-temizlenen-gizemler-villasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Yelda Ertürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2016 15:39:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Bir resim binbir söylence]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 92. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1182</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="800" height="534" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/antibiyotikle-yikanan.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="antibiyotikle-yikanan" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/antibiyotikle-yikanan.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/antibiyotikle-yikanan-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/antibiyotikle-yikanan-768x513.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/antibiyotikle-yikanan-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></div>
<p>MÖ. 79 yılında Vezüv Yanardağı’nın patlamasıyla küller altında olduğu gibi kalan Pompei’nin Gizemler Villası’nda (Villa of Mysteries) yer alan freskler, antibiyotik kullanılarak bakterilerden arındırıldı. Konservatörler, Gizemler Villası’nın yemek odasını süslediğini [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/antibiyotikle-temizlenen-gizemler-villasi/">Antibiyotikle Temizlenen Gizemler Villası</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="800" height="534" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/antibiyotikle-yikanan.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="antibiyotikle-yikanan" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/antibiyotikle-yikanan.jpg 800w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/antibiyotikle-yikanan-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/antibiyotikle-yikanan-768x513.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/antibiyotikle-yikanan-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></div><p>MÖ. 79 yılında Vezüv Yanardağı’nın patlamasıyla küller altında olduğu gibi kalan Pompei’nin Gizemler Villası’nda (Villa of Mysteries) yer alan freskler, antibiyotik kullanılarak bakterilerden arındırıldı.</p>
<p>Konservatörler, Gizemler Villası’nın yemek odasını süslediğini düşündükleri Diyonisos duvar süsünde bulunan canlı bakterileri temizlemek için bir penisilin türevi olan amoksisillin kullandılar. Streptokok bakterilerin boyanın doğal pigmentlerinin içine yerleştiği ve onları toza dönüştüğü biliniyor. Villa, iki yıllık bir restorasyon projesinin ardından 2015 Mart ayında tekrar ziyarete açıldı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1212" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/antibiyotikle-yikanan-3.jpg" alt="ANTİBİYOTİKLE TEMİZLENEN GİZEMLER VİLLASI" width="247" height="188" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/antibiyotikle-yikanan-3.jpg 247w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/antibiyotikle-yikanan-3-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 247px) 100vw, 247px" />“Gizemler Villası” Roma mimarisine uygun olarak balkonlarla çevrili avlu şeklinde yapılmış; kime ait olduğu ve ne amaçla yapıldığı bilinmediğinden, arkeologlar tarafından “Gizemler Villası” adı verilmiş bir tarihi yapı. Villa’nın Ayin Odası denilebilecek özel kabul odası, 4,5 x 7,5 m. ölçülerinde ve villanın girişinin sağ tarafında yer alıyor. İçeri girer girmez, duvarlarda ayinin tüm aşamalarını gösteren, kırmızı fon üzerine resmedilmiş fresklerle karşılaşılıyor.</p>
<p>Arkeolog ve mitologlar oda ve fresklerle ilgili ikifarklı tahminde bulunuyorlar. Birincisi ‘’evlilik için hazırlık’’ ikincisi bir “Initiation Odası” olduğu şeklinde.<br />
Gizemli bir tarikata kabul ayinlerinin yapıldığı, initiation törenlerinde amaç, özel bir ayinle, yeni üyenin sırlara açılan kapıdan ilk adımı atmasıdır. “Gizem” sözcüğü, Klasik Dünya’da gizli öğretileri simgeliyordu. Yunanca “rite” olan sözcük, “büyüme, gelişme” anlamına geliyor. Aşamalı özel ayinlerle kişinin evrimleşmesi sağlanırdı. Ayinler bir kutlama değildir. Geçişlerin veya yükselişlerin kilometre taşları olarak düşünülmelidir. Bir okuldan mezun olup, daha yüksek bir diğerine geçmek gibi; psikolojik açıdan bakıldığında ise, yaşamın çeşitleri aşamaları olarak görülebilirler.<br />
Aslında ritler, yaşamın bütün aşamalarının ve hatta sürprizlerinin taklididirler. Teatral bir ortamda deneyimliler bilgilerini, yenilere veya deneyimsizlere aktarırlar. Herkes rolünü yapar ve rolünü yaparken de aidiyet içinde kendini güvenlikte hisseder. Daha geniş anlamda, dinlerin ve tarikatların kökeninde de bu duygu vardır. Ama gizem ritlerinin sonunda çoğu zaman zaten yaşamın da kozmik bir tiyatro olduğu noktasına ulaşılır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1211" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/antibiyotikle-yikanan-2.jpg" alt="ANTİBİYOTİKLE TEMİZLENEN GİZEMLER VİLLASI" width="382" height="287" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/antibiyotikle-yikanan-2.jpg 382w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/antibiyotikle-yikanan-2-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/antibiyotikle-yikanan-2-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 382px) 100vw, 382px" />Bir rit uygulanırken, genelde bir drama yani, teatral bir oyun oynanır. Oyun sırasında öğreti bir bir rolle simgelenir. Örneğin drama ölümü ve yeniden doğumu içermektedir. Yani eski kişilik ölecek ve yeni kişilik doğacaktır. Gereği oldukça, tören bir rahip veya rahibe tarafından (Buradaki rahip, rahibe sözcüklerinin Hristiyan dinindeki rahip ve rahibelerle hiç alakası yoktur; bir öğretmen veya bilge kişi kastedilir) yönlendirilerek tören sonlandırılır.</p>
<p>Gizemler Villası’nda yapılan törenlerde ilk amacın bir ayrıcalık imtiyaz düşüncesine alıştırma olduğu görülüyor; örneğin genç kız, kızlık aşamasından, evli kadın aşamasına geçerken korunmalı ve gereken bilgileri önceden öğrenerek hazırlıklı olmalıdır.</p>
<p>Pompei restorasyon laboratuvarının yönetici olan Stefano Vanacore önderliğindeki 20 kişilik ekip villaya yeni bir görünüş kazandırdılar. Ekip aynı zamanda 1900’lerdeki kazılar sırasında boyaların üzerinde kalan toprak kalıntılarını da temizlediler. 2013’te mozaik tabanların stabil hale getirilmesiyle başlayan çalışmalar yüzlerce metre kare iç dekorasyon alanının temizlenmesiyle devam etti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1210" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/antibiyotikle-yikanan-4.jpg" alt="ANTİBİYOTİKLE TEMİZLENEN GİZEMLER VİLLASI" width="226" height="172" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/antibiyotikle-yikanan-4.jpg 226w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/antibiyotikle-yikanan-4-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 226px) 100vw, 226px" />Analizler duvarlarda ısı ile boya sabitleme (boyanın eritilmiş bal mumu ile karıştırılması) ve su bazlı pigmentlerin kullanılmasından “Mısır mavisi” gibi az rastlanır tekniğe kadar birçok değişik boyama tekniğinin kullanıldığını gösterdi. Duvar resminde kullanılan koyu kırmızıya özel bir dikkat gösterildi. Konservatörler kırmızı boyanın pigmentlerinde oluşan siyah lekeleri çıkarmak için lazer yöntemini kullandılar. Bu siyah lekelerin içinde siyah magnezyum minerali bulunan toprak kalıntılarının yağmur suyuyla reaksiyona girdiklerinde zamanla çözülmeleri sonucu oluştuğu biliniyor.<br />
Sonuç olarak görüyoruz ki antibiyotik ve lazer kullanımı sadece hastaları değil geçmişin gizem ve güzelliklerini de iyi ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/antibiyotikle-temizlenen-gizemler-villasi/">Antibiyotikle Temizlenen Gizemler Villası</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gurbet Doktorları I</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/gurbet-doktorlari-i/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Ömer Levent Soydinç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2016 15:34:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 92. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[İçimize Bakış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1178</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="421" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gurbet-doktorlari.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="gurbet-doktorlari" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gurbet-doktorlari.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gurbet-doktorlari-300x211.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div>
<p>Sabahtan beri odaya girip çıkanların sızlanmalarından anlamıştı havanın sıcaklığını ya, hastanenin kapısından çıkar çıkmaz alevin yalımı suratını yalayıp geçince hastalara hak verdi. Bodrum katındaki poliklinik odasının penceresi bile yoktu. Klimanın [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/gurbet-doktorlari-i/">Gurbet Doktorları I</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="600" height="421" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gurbet-doktorlari.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="gurbet-doktorlari" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gurbet-doktorlari.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/gurbet-doktorlari-300x211.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div><p>Sabahtan beri odaya girip çıkanların sızlanmalarından anlamıştı havanın sıcaklığını ya, hastanenin kapısından çıkar çıkmaz alevin yalımı suratını yalayıp geçince hastalara hak verdi. Bodrum katındaki poliklinik odasının penceresi bile yoktu. Klimanın yapay serinliğinde çalışırken ne sıcağı, ne de kasabanın vahşi ıssızlığını fark ediyordu. Doksan altı hasta muayene etmişti o gün de. Önceki günün rekorunu kırmaktan gurur duymadığı çok belliydi. Bir haftadır canından bezdiren bel ağrısı şimdi iyice azmıştı. Köşedeki bakkala girip soğuk bir şeyler içmek istedi. Tıpkı meltem başlayınca nazlı nazlı sallanan iri bir tekne dubası gibi olduğu yerde kımıl kımıl oynaşan yağlı gövdeyi fark edince kaçmak istedi. Fakat artık çok geç kalmıştı. Dükkânın eski püskü kapısı ardına kadar açıktı. Duba onu fark edince cüssesinden hiç beklenmeyecek ince bir sesle haykırdı:&#8221;Doktor beyiiimmm, hoş geldiiinn sefalar getirdiinn. Buyur buyur geh geh geh&#8221; Hiç bitmeyecek sandığı fabrika sireni sonunda susmuştu. Kadın ona tavuk muamelesi yapıyordu resmen. Öyle ki; gıdaklayarak girmek istedi içeriye. Kendini tutarak buzdolabına yönelip soda aranırken dubanın meramını anlayıp susması için dualar etti içinden. Fakat olmadı tabii. Cırtlak duba işkenceye devam ediyordu. Ameliyatından sonraki iki ay boyunca akan yarasını hatmi çiçeği tozuyla ovalarsa iyi gelir miymiş diye sordu. Elinde önceden hazırladığı bozuklukları tutuyordu genç adam. Hatmi çiçeğini hiç bilmiyordu, duymamıştı. Nedense hatim indirmek için babasının zoruyla yaz tatillerinde gönderildiği camiyi hatırladı. Kadının ağzı iri ve miskin bir balık gibi sürekli açılıp kapanıyordu. Dubanın anlattıklarıyla ilgilenmemesi gerektiğini, yanıt verirse başına gelebilecekleri, kadının geçmişteki poliklinik ziyaretlerinden biliyordu. Dinlermiş gibi yapıp kafasını öne arkaya istemsizce sallayarak bakkaldaki ekşi yoğurt kokusunun nereden geldiğini tahmin etmeye odaklandı. Kadın konuştukça coşuyor, coştukça hızlanıyordu. “Pozitif feedback böyle bir şey olmalı” diye geçirdi içinden. Soğuk soda şişesini açmak için bakkalın uzattığı açacağı farkında olmaksızın tıpkı bir silaha saldırır gibi hiddetle kaptıktan sonra, bütün mermileri kadının yağlı suratına boşaltmak istermiş gibi tutarak &#8220;siz de içer misiniz? &#8220;diye sordu. Aniden kibarlaşarak ucuz pavyon şarkıcısı edasıyla teklifi geri çeviren dubanın cevabıyla ilgilenmedi. Buz gibi sodayı bir dikişte bitirdi. Parayı kasanın üzerindeki üçüncü sınıf melamin ‘Meramlı Sucukları’ tabağına bırakarak ardına bakmadan dışarı çıktı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1208" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/gurbet-doktorlar-2i.jpg" alt="gurbet-doktorlar" width="945" height="613" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/gurbet-doktorlar-2i.jpg 945w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/gurbet-doktorlar-2i-300x195.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/gurbet-doktorlar-2i-768x498.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/gurbet-doktorlar-2i-210x136.jpg 210w" sizes="auto, (max-width: 945px) 100vw, 945px" /></p>
<p>Güneşin azgın sıcağı beynine beynine işliyordu yürürken. Kasaba uğrayabilmek için yolu uzatıp çarşıdan geçmeyi göze almıştı. Zırhla çekilmiş koyun kıymasıyla tepsi kebabı yapmayı dün geceden kafasına koymuştu. Mecburi hizmetin faydası da bu olsa gerek diye geçirdi içinden. Güneydoğu yemeklerinin çoğu kolay öğrenilen kebaplardan oluşuyordu. Arabayı evin önünde bıraktığına pişman oldu. Kızgın fırında yürümenin ne mene bir şey olduğunu istemeden de olsa öğreniyordu. &#8220;Tibet rahipleri kor ateşlerde böyle yürüyormuş demek ki. Bir ay daha bu sıcaklarda eve kadar yürürsem cehennemde işim çok kolay olacak&#8221; diye soğuk bir espri yapıp kendi kendine pis pis sırıttı. Kasap dükkânından yükselen taze kan ve iç yağı kokusu yokuşun başını tutmuştu. Genzini yakan koku beyindeki ilgili merkeze ulaşır ulaşmaz pisboğaz kedi yavruları gibi yalanarak adımlarını sıklaştırdı. Tepsi kebabının hayali lezzetiyle damağı kamaştı, ağzı sulandı. Yokuştan iner inmez, küçük meydanda kurulu iptidai kasaba pazarının kuru kalabalığının tam da ortasına düştü. Kürtçe bağırtılar, neşeli pazarlıklar, kahkahalar işitiliyordu hengâmenin içinde. Böyle zamanlarda yakalandığı yabancılık hissini katlanabilir kılmak adına tek kişilik bir oyun sahneliyordu.</p>
<p>Kendine İspanyol turist muamelesi yapmaktan hınzırca bir zevk alıyordu. Antonio Banderas taklidi yaparak, bilmediği İspanyolcasıyla ürettiği saçma sapan kelimeleri mırıldanıp yürürken bir yandan da hiç tanımadığı adamlara selam veriyordu. Poliklinik sayısını azaltmanın çaresini bulmuştu belki de. Yanlarından geçen tuhaf doktoru anlamsız ifadelerle süzen ahaliye yan gözle bakınca deli gibi gülüyordu. Kasabın kapısına beş on metre kalmıştı. Cüzdanında para mı diye kontrol etmemişti evden çıkarken. Buralarda kredi kartı kullanmak haram sayılırdı. Cüzdana baktı, boştu. &#8220;Neyse canım kasap beni tanıyor nasılsa&#8221; diye geçirdi içinden.</p>
<p>Dükkâna adımını atar atmaz iki iri kıyım arsız kedi bacaklarının arasından yıldırım hızıyla geçip sokağa fırladı. Arkalarından kasabın sunturlu küfrü yetişti. Kedilerin ağızlarından sarkan kanlı ciğer parçaları durumu açıklıyordu. Kasapla bir hayli dalga geçti. &#8220;Kediye ciğeri kaptırmak&#8221; deyimini bu sakin tabiatlı adamın dedeleri mi bulmuştu acaba? &#8216;Bunu sosyal medyada paylaşmalıyım&#8217; diye mırıldandı. Kasabın özene bezene zırhla çektikten sonra üzerinde büyük bir alışveriş merkezinin amblemi basılı yağlı kâğıda sararak kutsal bir emanet gibi teslim ettiği yarım kilo kıymaya şefkatle sarılıp borcunu deftere yazdırdıktan sonra pazarın ortasından yürümeye başladı.</p>
<p>Tam karşısından gelen sarı benizli, kara kuru delikanlı dikkatini çekti nedense. O sıcakta montla yürüyordu. &#8216;Kim bilir ne derdi var garibin? &#8216; diye geçirdi içinden. Az daha yürümüştü ki kasabanın her tarafından duyulacak kadar inanılmaz şiddette bir patlama oldu. Gözleri kamaşmış, kulakları sağır olmuştu. Birden hafiflemiş gibi hissetti nedense. Sonra aniden bir kamaşma daha. Balonla göğe yükseliyormuş hissine kapıldı. Kıymayı nereye koyduğunu hatırlamaya çalıştı. Kollarını oynatmak istedi, bulamadı. Sonra her şey, her yer karardı.</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/gurbet-doktorlari-i/">Gurbet Doktorları I</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumartesi Nöbetleri Ve Aile Sağlığı Merkezi Çalışanlarının Direnişi Üzerine Sesli Düşünceler</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/cumartesi-nobetleri-ve-aile-sagligi-merkezi-calisanlarinin-direnisi-uzerine-sesli-dusunceler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2016 15:31:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 92. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1175</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="746" height="403" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/cumartesi-nobetleri.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="cumartesi-nobetleri" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/cumartesi-nobetleri.jpg 746w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/cumartesi-nobetleri-300x162.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 746px) 100vw, 746px" /></div>
<p>Yetmişli yıllar boyunca kapitalizmin dünyada yaşadığı derin kriz büyük sermaye gruplarını bu krizi aşmaya dönük yeni arayışlara itmiştir. Uluslararası sermaye ve onun güdümündeki küresel güçler kimi zaman IMF, Dünya Bankası, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/cumartesi-nobetleri-ve-aile-sagligi-merkezi-calisanlarinin-direnisi-uzerine-sesli-dusunceler/">Cumartesi Nöbetleri Ve Aile Sağlığı Merkezi Çalışanlarının Direnişi Üzerine Sesli Düşünceler</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="746" height="403" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/cumartesi-nobetleri.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="cumartesi-nobetleri" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/cumartesi-nobetleri.jpg 746w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/cumartesi-nobetleri-300x162.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 746px) 100vw, 746px" /></div><p>Yetmişli yıllar boyunca kapitalizmin dünyada yaşadığı derin kriz büyük sermaye gruplarını bu krizi aşmaya dönük yeni arayışlara itmiştir. Uluslararası sermaye ve onun güdümündeki küresel güçler kimi zaman IMF, Dünya Bankası, vb organizasyonlar aracılığıyla , kimi zaman bunların yetersiz kaldığı durumlarda da doğrudan askeri müdahalelerle serbest piyasa kuralarını tüm dünyaya ve başta sağlık ve eğitim olmak üzere tüm sektörlere hakim kılmaya çalışmıştır. İçinde yaşadığım son yarım asırda tanık olduğumuz savaşlar, olağanüstü artan göçler, ülkelerin parçalanması, iç savaşlar, başarılı ya da başarısız askeri darbeler, kamusal alanın çökertilerek yağmalanması, doğanın şuursuzca talan edilmesi, kentlerin yaşam alanları olmaktan çıkarılarak rant merkezlerine dönüştürülmesi, tarihsel ve kültürel geleneklerin alt üst edilmesi, mesleki etik değerlerinin ayaklar altına alınması, eğitim ve sağlık hizmetlerinin metalaştırılması, üretmeden sorumsuzca tüketmenin ve daha sayfalara sığdırmakta güçlük çekeceğimiz iç kanatan sorunlarımızın temel dinamiğinin sermayenin bitmek bilmeyen bu açgözlülüğünden kaynaklandığı tespitini yapmak abartılı bir yaklaşım olmasa gerek. Ve ne yazık ki insana ve içinde yaşadığımız doğaya yapılan bu amansız saldırılar, demokrasi, küreselleşme, insan hakları, insanlığın esenliği ve mutluluğu gibi kulağa hoş gelen anlatılar eşliğinde yapılmıştır.</p>
<p>Dünyada bunlar yaşanırken ülkemizin ve hekimlik ortamımızın bu süreçten etkilenmemesi düşünülemezdi. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de bunlara dair çok şey yazıldı, çizildi bu olumsuz gidişi durdurmak için meslek odaları ve sendikaların öncülüğünde çok mücadeleler verildi ve bedeller ödendi. Toplumumuzun önemli bir kısmı ne olduğunu dahi anlamadan izledi bu süreci, bir kısmı kafasını kuma gömerek izleme gereği bile duymadı, hatta artık sesleri duyulmasa bile alkışlayanlarda oldu. Artık eskisinden çok daha kötü bir dünyada yaşıyoruz ve mutsuzuz. Nasıl bir geleceğin bizi beklediğini düşünmekten ise kaçınır olduk.</p>
<p>Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki dünyada ve ülkemizde bütün bunları görmeden ve sürecin temel dinamiklerini anlamadan sağlıklı bir tutum geliştirmek ve sorunlarımızın çözümüne dönük sonuç alıcı bir mücadele örgütlemek mümkün değildir. Bu nedenle tüm haksız eleştirilere rağmen Türk Tabipleri Birliği başta olmak üzere meslek odaları ve emekçi sendikaları gerek üyelerine gerekse tüm topluma bütün bu olanları nedenleri ile birlikte anlatmak için çok uğraştı. Kimi zaman başarılı oldu kimi zaman başarısız.</p>
<p>Şimdi geldiğimiz noktada izlenen bu politikalar neticesinde sağlık hizmetleri piyasanın insafına terkedilmiş, sağlık bir ihtiyaç olmaktan çıkarılarak giderek kışkırtılan ve çeşitlendirilen bir tüketim nesnesine dönüştürülmüş, hekim emeği değersizleştirilerek ucuzlatılmış, tıbbi bilginin üretim süreçleri manipülasyona açık hale getirilmiş, ihtiyacın kat be kat üstünde ithal teknolojiye ve ilaca para yatırılmış, bütün bunların sonucunda poliklinik sayıları, acil başvuruları ve ameliyat oranları ürkütücü şekilde artmıştır. Oysa sağlıklı bir toplum, hekime başvurmaya daha az ihtiyaç duyan, ihtiyaç duyduğunda da ulaşılabilir ve nitelikli bir hizmeti hiçbir kısıtlama olmadan alan bireylerden oluşmalıdır. Bu nedenle harcanan onca paraya rağmen, ülkemizdeki sağlık hizmetlerinin hiçte övünecek bir durumda olmadığının altını çizmek gerekir.<br />
İşte böyle bir atmosferde artan talebi karşılamak amacıyla 2014 yılında çıkarılan torba yasa ile Aile Sağlığı Merkezi(ASM) çalışanlarına mesai saatleri dışında nöbet tutma zorunluluğu getirilmiştir. Hazırlanan Nöbet Yönetmeliği ile 8 saati asil, 8 saati yedek olmak üzere ayda toplam 16 saat nöbet görevi ASM çalışanlarına tebliğ edilmiştir. Başlarda Hastane acilleri ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonlarında yazılan nöbetlere kimse gitmeyince Aile Sağlığı Merkezlerinde Cumartesi günleri tutulmak üzere nöbetler yeniden düzenlenmiştir. Oysa bu durum, esası koruyucu hekimlik olan birinci basamak sağlık hizmetlerinin ruhuna ve Aile Hekimliği uygulamasına aykırıydı</p>
<p>Aile Hekimleri ve ASM çalışanları bu dayatmaya büyük bir tepki gösterdi. Yüksek sesle dile getirilen bu tepkiler başta Türk Tabipleri Birliği olmak üzere meslek odaları, sendikalar ve dernekler tarafından sahiplenilmiş düzenlemenin iptali için hukuki süreç başlatılmış ve nöbete gitmeme kararı alınmıştır. Oldukça yüksek katılımlı forumlar, ardı sıra toplantılar yapılmış başta Bursa olmak üzere kimi yerlerde ASM çalışanlarının zorlaması ile de olsa çeşitli eğilimlere sahip sendika, oda ve derneklerin de içinde olduğu “Nöbete Hayır Platformu” oluşturulmuştur. Cumartesi nöbetlerine gitmeme eylemi, başlangıçta ülkemizin her yerinde yüksek oranda gerçekleşmiş, kimi yerlerde katılım %90 ları aşmıştır. Her ne kadar çeşitli nedenlerden kaynaklı katılım giderek azaldıysa da iki yılı aşkın bir süre başta İstanbul olmak üzere bir çok ilde kararlı bir şekilde sürdürülmüştür. Bu özellikleri nedeniyle Cumhuriyet tarihimizin en uzun, en kararlı ve sonuç alıcı beyaz eylemi olmuştur. Ancak bu eylemin başarısına gölge düşürmeyeceği bilinci ile kimi eksiklikleri samimiyetle açığa çıkarmak hepimizin ortak sorumluluğudur.<br />
Nöbet uygulaması fiilen başarısızlığa uğramış olmasına rağmen Dönemin Sağlık Bakanının inada varan ısrarı sonucu ASM çalışanları ayda iki kez savunma vermekten, gelen cezalara itiraz etmekten ve dava açmaktan bıkmış, kimi arkadaşlar bu yüzden istifa etmiş, rapor almak ve denetim esnasında Aile Sağlığı Merkezinde kısa sürede bulunmak yada hizmet vermemek gibi yöntemlere başvurmak zorunda kalmıştır. Aslında bu yöntemlerin nöbete hiç gitmemekten daha yüksek hukuki riskleri taşıdığı ASM çalışanlarına yeterince anlatılamamıştır.</p>
<p>Kimi toplantılarda dile getirilmiş ve olumlu karşılanmış olmasına rağmen kimi arkadaşların özverili çabaları dışında Aile Sağlığı Merkezleri yeterince gezilememiş bu nedenle işyerlerinde ortak bir ruh hali yaratılamamış ve çalışanların yalnızlığı giderilememiştir. Bu durum süreç uzadıkça katılımın azalmasına neden olmuştur. Ancak bu olumsuzluklara rağmen aile hekimleri ve ASM çalışanları sözleşme feshini de göze alarak haklı olmanın getirdiği inanç ve kararlılıkla iki yılı aşkın süre boyunca nöbetlere gitmeyerek uygulamanın kaldırılmasını sağlamışlardır.</p>
<p>Sonuç olarak içinden geçtiğimiz süreç, her bir bireye ve en çok biz hekimlere. ülkemize ve mesleğimize sahip çıkma zorunluluğunu dayatıyor. Daha yaşanır bir dünya, bir ülke ve iyi hekimlik uğruna birlikte hareket ederek ve gerekiyorsa birlikte bedel ödeyerek ülkemize ve mesleğimize her zamankinden daha fazla sahip çıkmamız gerekiyor. Aksi takdirde kendimizin ve üzerine titrediğimiz çocuklarımızın gelecekte felaket boyutunda ağır bedeller ödemek zorunda kalacağını anlamak için kahin olmaya gerek yok sanırım.</p>
<p>Dr.Yaşar ÇELİK<br />
Türk Tabipleri Birliği<br />
Büyük Kongre Delegesi</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/cumartesi-nobetleri-ve-aile-sagligi-merkezi-calisanlarinin-direnisi-uzerine-sesli-dusunceler/">Cumartesi Nöbetleri Ve Aile Sağlığı Merkezi Çalışanlarının Direnişi Üzerine Sesli Düşünceler</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sadağı Kanyonu, Orhaneli</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/sadagi-kanyonu-orhaneli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Uğur Köksal]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2016 15:25:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyayı gezelim]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 92. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1170</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="900" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sadagi-kanyonu.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="sadagi-kanyonu" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sadagi-kanyonu.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sadagi-kanyonu-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sadagi-kanyonu-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sadagi-kanyonu-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sadagi-kanyonu-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div>
<p>Bursa merkeze 66 km uzakta bir çoğumuzun ismini duyupta gitmediği doğa harikası kanyona ulaşmak için Orhaneliden Sadağı köyü istikametine sapın köyün içinden geçip sadağı tabelalarını takip edin. Toprak yol köyden [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/sadagi-kanyonu-orhaneli/">Sadağı Kanyonu, Orhaneli</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="900" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sadagi-kanyonu.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="sadagi-kanyonu" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sadagi-kanyonu.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sadagi-kanyonu-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sadagi-kanyonu-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sadagi-kanyonu-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/sadagi-kanyonu-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div><p>Bursa merkeze 66 km uzakta bir çoğumuzun ismini duyupta gitmediği doğa harikası kanyona ulaşmak için Orhaneliden Sadağı köyü istikametine sapın köyün içinden geçip sadağı tabelalarını takip edin. Toprak yol köyden sonra daralarak devam etse de çok fazla sorun yaşamadan kanyona ulaşıyorsunuz. Bölge BEBKA ( http://www.bebka.org.tr/ ) nın desteğiyle turizme kazandırılmış.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1206" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-5.jpg" alt="sadağı kanyonu" width="1067" height="800" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-5.jpg 1067w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-5-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-5-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-5-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-5-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1067px) 100vw, 1067px" /></p>
<p>Kanyon girişindeki piknik alanları ve tuvaletler gayet güzel olmasına rağmen kanyonun içine doğru yürümek isteyenler için yapılmış 2-3 köprü dışında derme çatma ve oldukça tehlikeli köprümsü tahtalardan geçmek zorundasınız hazırlıklı olun.</p>
<p>Tavsiyem pazar günü gitmemeye çalışın aşırı kalabalık olmasa da piknikçiler ve mangal kokuları rahatsız edici olabiliyor.</p>
<p>Kanyonun içine yürümek için bir kaç tavsiye fena olmaz sanırım.. Öncelikle ayaklarınızın ıslanacağını aklınızdan çıkarmayın. Kayaların üstünden, ağaç köklerinin arasından yürüyüp zaman zaman da tırmanmak zorunda kalacaksınız. Ayakkabı seçiminizi bunları düşünerek yapın, doğa yürüyüşü için tasarlanmış bir sandalet yaz ayları için uygun olabilir. Ağustos ayında suyun sıcaklığı 18-20 derece.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1205" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-4.jpg" alt="sadağı kanyonu" width="1067" height="800" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-4.jpg 1067w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-4-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-4-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-4-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-4-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1067px) 100vw, 1067px" /></p>
<p>Çabuk kuruyan teri geçiren kıyafetler tercih edin. Kanyon boyunca ağaçların gölgesi hakim olsa da açık alanlarda güneş</p>
<p>çok yakıcı olabiliyor. Şapka gözlük ve güneş kremini unutmayın.</p>
<p>Kamp yapmayacaksanız küçük bir sırt çantasında hazır sandviç ve su bulundurmanız yeterli.(kanyon boyunca bir çeşme gördük ama o da kurumuştu)</p>
<p>Piknik yeri dışında ateş yakmak yasak, ancak bizim milletin bunu dinlediği pek söylenemez. Bir de çöpleri doğaya bırakma alışkanlığımızdan kurtulamamız üzüntü verici. Bu yüzden suyunuzu pet şişeyle götürmeyin ki yanlışlıkla olsa da plastiği doğaya bırakmayın.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1204" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-3.jpg" alt="sadağı kanyonu" width="1067" height="800" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-3.jpg 1067w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-3-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-3-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-3-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-3-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1067px) 100vw, 1067px" /></p>
<p>Tabelaya bakarsanız kanyonun sonunda baraj gölü var ve 12 km ilerde, biz yaklaşık 3-4 km içeri yürüyüp geri döndük.</p>
<p>Az önce de bahsettiğim gibi ilk 2-3 köprü gayet güzel yapılmış ancak 500 metre sonra başlayan, tepeden kopup düşmüş taşların üzerinden geçilen heyelan bölgesi ve devamında ki derme çatma köprüler tedirgin edici.</p>
<p>Zaman zaman zorlansanızda kafanızı kaldırıp yukarı bakmayı ihmal etmeyin, 50-60 metrelik kaya bloklarının arasından yürüken manzara çocukluğumuzun kovboy filmlerinde gördüğünüz Grand Canyon u aratmayacak nitelikte.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1203" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-2.jpg" alt="sadağı kanyonu" width="1067" height="800" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-2.jpg 1067w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-2-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-2-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-2-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-2-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1067px) 100vw, 1067px" /></p>
<p>İlk hedefiniz eski bir hamam kalıntısı, yaklaşık 1500 metre yürüdükten sonra ulaşacaksınız. Ne alaka diyebileceğiniz bir yerde olan kaya hamamını bölgede avlanmak için Orhaneli&#8217;ni kuran Roma İmparatoru Hadrianus karısı için yaptırmış. Avda eşini yalnız bırakmayan Kraliçeden kurtulabilmek için İmparatorun çözümü bu olmuş sanırım.</p>
<p>Yıkık dökük bir halde olan hamam aslına uygun restore edilirse bölgeye daha da değer katabilir.</p>
<p>Bir zamanlar hamamda kullanılan sıcak su kaynağı bölgede hizmet veren termal tesise kanyon boyunca döşenmiş siyah plastik boruyla taşınıyor. Bu da görsellik açısından hoş olmayan bir durum yaratıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1202" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-1.jpg" alt="sadağı kanyonu" width="1067" height="800" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-1.jpg 1067w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-1-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-1-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-1-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-1-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1067px) 100vw, 1067px" /></p>
<p>Hamamdan 600-700 metre ilerleyince karşınıza çıkan 4-5 metreden düşen şelale ve onun oluşturduğu havuz yüzmek isteyenler için iyi bir fırsat olacaktır. Dip kısım kum ve yaklaşık 1.5 metre derinlikte.</p>
<p>Şelaleden daha derinlere gittikçe kanyon genişliyor yürümek kolaylaşıyor ancak ilk bölüm kadar heyecan verici kaya yapılar da çok fazla gözlenmiyor.</p>
<p>Yaklaşık 3-4 km ilerledikten sonra aynı yoldan geri döndük. Dinlenme molasıyla beraber 3 saatlik bir yürüyüşle bu parkuru bitirebilmek mümkük. Zorluk derecesi olarak bazı bölümleri için orta ve üstü diyebiliriz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1201" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-6.jpg" alt="sadağı kanyonu" width="1067" height="800" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-6.jpg 1067w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-6-300x225.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-6-768x576.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-6-1024x768.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/sadagi-kanyonu-6-86x64.jpg 86w" sizes="auto, (max-width: 1067px) 100vw, 1067px" /></p>
<p>Önemli bir bilgi olarak kanyon girişi dışında cep telefonları kesinlikle kullanım dışı. O yüzden özellikle sakin olan hafta içi ve yalnız gidecekseniz mutlaka birilerine nereye gideceğinizi söyleyin. Kanyon içinde başınıza bir şey gelmesi halinde cep telefonu ile yardım çağırma ihtimaliniz yok. Bu tür gezilere giderken sırt çantanızda ilk yardım kiti ve bekçi düdüğü de bulundurun, ne olur ne olmaz.</p>
<p>http://www.dunyayigezmeli.tumblr.com/</p>
<p>https://www.instagram.com/dunyayigezmeli/</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/sadagi-kanyonu-orhaneli/">Sadağı Kanyonu, Orhaneli</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kömürün İsi Sabunun Misi</title>
		<link>https://hekimcebakis.org/makale/komurun-isi-sabunun-misi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Ömer Levent Soydinç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Dec 2016 11:52:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Hekimce Bakış 92. Sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hekimcebakis.org/?p=1147</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="800" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/11150530_892245874147962_7898940949705769919_n.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="Yırca Köyü, Kömürün İsi Sabunun Misi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/11150530_892245874147962_7898940949705769919_n.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/11150530_892245874147962_7898940949705769919_n-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/11150530_892245874147962_7898940949705769919_n-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/11150530_892245874147962_7898940949705769919_n-1024x683.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/11150530_892245874147962_7898940949705769919_n-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div>
<p>Antik çağlardaki adı Sandaina Mansuri’ymiş. Biz onu Yırca Köyü diye tanıdık. Kim bilir, belki 2000 yıl öncesinde civardaki dağ köylerinde, Gharma(Soma)’ da, hatta Masnesian(Manisa)’da bile adını iri ve yağlı zeytinleriyle [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/komurun-isi-sabunun-misi/">Kömürün İsi Sabunun Misi</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1200" height="800" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/11150530_892245874147962_7898940949705769919_n.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="Yırca Köyü, Kömürün İsi Sabunun Misi" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/11150530_892245874147962_7898940949705769919_n.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/11150530_892245874147962_7898940949705769919_n-300x200.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/11150530_892245874147962_7898940949705769919_n-768x512.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/11150530_892245874147962_7898940949705769919_n-1024x683.jpg 1024w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2018/11/11150530_892245874147962_7898940949705769919_n-450x300.jpg 450w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></div><blockquote><p>Antik çağlardaki adı Sandaina Mansuri’ymiş. Biz onu Yırca Köyü diye tanıdık. Kim bilir, belki 2000 yıl öncesinde civardaki dağ köylerinde, Gharma(Soma)’ da, hatta Masnesian(Manisa)’da bile adını iri ve yağlı zeytinleriyle duyurmuş zengin bir köydü. O çağlarda köyün 2500 dönümlük bereketli toprakları üzerinde üretilen kara üzümlerle yapılmış şarapların namı Konstantinopolis’i tutmuştu belki de. Bunların gerçek olup olmadığını hiçbirimiz bilmesek de, bugün köy halkının yaşadığı drama sebep olanların kimliklerini biliyoruz en azından.</p></blockquote>
<p>Hızlı ve kontrolsüz sanayileşme azgınlığına yenik düşen sayısız köyden biri Yırca. Önce 1950’de, ardından 1985’de yapılan termik santrallerle değişti şirin köyün kaderi. Önce köyün ekilebilir tarım arazilerini kamulaştırma yoluyla ellerinden alan devlet, 19 Mart 2014’de yeniden karşılarına dikildi. Bu kez 3. Kömür santrali için her şeylerini istiyordu. Ya köylerini terk edecekler, ya da direneceklerdi. Karşılarında devlet ve onun arkasında mevzilenmiş çok büyük bir enerji devi vardı. Köyün 1 km. ilerisindeki kömür taşı artıklarını gün boyu ayıklayarak çıkardıkları kömürü çuvallara doldurarak ekmek parası çıkaran köylü kadınların elinde kalan üç beş zeytin ağacı bir kez daha ölümün soğuk gölgesi altında kalmıştı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-1155" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/yirca-koyu-komurun-isi-sabunun-misi-5.jpg" alt="yirca-koyu-komurun-isi-sabunun-misi" width="1200" height="676" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/yirca-koyu-komurun-isi-sabunun-misi-5.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/yirca-koyu-komurun-isi-sabunun-misi-5-300x169.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/yirca-koyu-komurun-isi-sabunun-misi-5-768x433.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/yirca-koyu-komurun-isi-sabunun-misi-5-1024x577.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<p>Gün ağarmaya yakın köylüler yataklarından korku ve dehşetle uyandı. Kadim masallarda anlatılan alev kusan ejderhaların günümüzdeki temsilcileri iş başındaydı. Santral ihalesini alan şirket elini çabuk tutmuş, iş makinelerini köyün yegâne geçim kaynağı olan zeytinliklere sokmuştu. Yüzlerce yıllık güzelim zeytin ağaçları sabahın ayazında inim inim inleyerek yerlerinden söküldü. Kadınların haykırışları kısa sürede yeri göğü tutsa da asgari ücretle çalışan iş makinesi operatörleri patronlarının talimatını harfiyen yerine getirmekte tereddüt etmemişti. Kıyıma karşı çıkılmasın diye jandarmalar tüfekleri ve ağırlıklarıyla nöbetteydi. O gün 6600 zeytin ağacı öldürüldü. Alınlarından vurulup vurulup düştüler. Onlarla birlikte Yırca öldü, Yırca’nın biçare kadınları lâl oldu.</p>
<p>Bu ülkenin iyi yürekli insanları dehşetin farkına varır varmaz ayaklandılar. Şirkete karşı uzun soluklu bir mücadeleye girme kararı alındı. Lacivert takım elbiseli, çalımından yanına varılmayan, gıcırgıcır potinleriyle yaylanarak yürüyen şişman şirket avukatlarının karşısında Yırca’nın şalvarlı kadınları vardı. Uzun süren hukuk mücadelesi sonunda santralin kurulması reddedildi. Hukuk nadiren de olsa fakire eşeğini kaybettirip sonradan buldurabiliyordu demek ki. Yeni zeytin fidanları dikildi. Yırca Köyü nüfusu 1965 sayımlarında 519 iken 2013 sayımlarında 312’ye düşmüştü. Son rezaletin ardından hızlanarak azalıyorlardı. Yuvayı yapan dişi kuşlara harekete geçmekten başka seçenek yoktu. Hayata tutunmak için yardım aldılar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1157" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/yirca-koyu-komurun-isi-sabunun-misi-8.jpg" alt="yirca-koyu-komurun-isi-sabunun-misi" width="600" height="800" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/yirca-koyu-komurun-isi-sabunun-misi-8.jpg 600w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/yirca-koyu-komurun-isi-sabunun-misi-8-225x300.jpg 225w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p>Ülkenin namuslu gençlerinin yol göstermesiyle köyde bir ev kiralandı. Metruk yapıyı sabunhaneye dönüştürerek kendi zeytinyağlarından ürettikleri mis kokulu sabunları satmaya başladılar. 34 yiğit şalvarlı gece gündüz demeden sabun üretiyor artık. İmece usulü üretimin en güzel ürünlerine bugünlerde hakiki balmumundan üretilen mumları da eklediler. Yeni ekilen zeytin fidanları binlerce yıl ürün versin diye, o ağaçların bakımını yapacak delikanlılar o topraklarda büyüsün diye, o kadınlar direniyor. Onların çabası başarısız kalırsa, biz şehirliler ne yiyecek bir zeytin tanesi, ye çiğneyecek bir lokma ekmek bulamayacağız.</p>
<p>Gelin köy yaşamını ayakta tutmaya hep birlikte destek olalım. Yırca’nın şalvarlıları sadece kendileri için değil, hakçası asıl bizim için o köyde direnmeye devam ediyorlar. Mis kokulu sabunlarını da, saf balmumundan yapılma nefis mumlarını da satın alarak onlara destek olalım. Sabunhanelerinin mülkiyetini satın almak için 34.000 liraya gereksinimleri var. İletişim adreslerine bir göz atmaya ne dersiniz? Bugünden tezi yok onlar ve kendiniz için güzel bir iş yapmaya ne dersiniz? 34 yiğit kadınımızın öpülesi ellerine sağlık.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-1156" src="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/yirca-koyu-komurun-isi-sabunun-misi-6.jpg" alt="yirca-koyu-komurun-isi-sabunun-misi" width="1200" height="677" srcset="https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/yirca-koyu-komurun-isi-sabunun-misi-6.jpg 1200w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/yirca-koyu-komurun-isi-sabunun-misi-6-300x169.jpg 300w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/yirca-koyu-komurun-isi-sabunun-misi-6-768x433.jpg 768w, https://hekimcebakis.org/wp-content/uploads/2016/12/yirca-koyu-komurun-isi-sabunun-misi-6-1024x578.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<p>The post <a href="https://hekimcebakis.org/makale/komurun-isi-sabunun-misi/">Kömürün İsi Sabunun Misi</a> appeared first on <a href="https://hekimcebakis.org">Hekimce Bakış</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
