Page 67 - Hekimce Bakış Dergisi 107. Sayı
P. 67
kişiye de öfkeleniriz. Bu duyguya çabalamadığı bir duruma bir öfkeli varsa sesi yükselen
başka bir tarafından bakarsak; yaptığı eylemle farklı bir ve isyan eden öfkeli kişi bir
bazen karşımızdaki insan bunun boyut kazandırıyor ve halkın vakum gibi tüm öfkeyi çeker
için uğraşmasa bile birinin sempatisini kazanıyor. Hatta ve onun dışındaki herkes sanki
başarısı, kazancı, evliliği, tatili vs. kahraman oluyor. Filmde çok sakinmiş gibi filmin günah
gibi herhangi bir neden de bizi görevlilerin otoriteyi temsil keçisine bakakalır.
kızdırabilir. etmesinden kaynaklı kullandıkları
güçten ailesini kaybedene Adalet sisteminin yeterince iyi
Yapmak isteyip de
yapamadıklarımız, ulaşmak kadar uzayıp giden adaletsizlik işlemediği ile ilgili deneyimler
isteyip de ulaşamadıklarımız yolculuğunda, kahramana ve inançlar suçların cezasız
bizde rahatsızlık duygusu eşlik eden şanssızlık zinciri kalacağına dair düşünceleri
uyandırabilir ve belki de sürekli hakkında da konuşulabilir. pekiştirir. Bu da şiddet gibi
bizi böylesi başarılarla yetersiz Kimsenin sorgulamadan park uygun olmayan davranışların
hissettirebilir. Çünkü öfkemizin cezasını ödemesi aslında her gerçekleşme olasılığını artırır,
asıl sebebi kendi rekabetimiz gün anlamını sorgulamaksızın insanların davranışlarını kontrol
bazen de hasetimizdir. Kısaca uymak zorunda kaldığımız şeyleri etme gereksinimlerini azaltır.
kendi yetersizliğimizin yansıması düşünmeme de neden oldu. Çünkü zaten adalet yoktur.
olarak da öfkeleniriz. Hacı Bürokrasi imzalanması gereken Simon karakteri üzerinden bir
Bektaş-ı Veli’nin “Her ne arar belgeler, ödenmesi gereken cümle: “Toplumun yararınaysa
isen kendinde ara.” sözünün paralardır. Ve bizler de buna anarşiye yol açmaktan
kısmi açıklaması gibi… Diğeri teslim oluruz. çekinmeyin ve sizi sömüren
hiçbir şey yapmadan da kendi sistemi yok edin!” Bu bölüm ile
kıskançlığımdan öfkelenebilirim. Bu bölümde beni en çok ilgili çok fazla tartışma olmuş;
etkileyen “çaresizlik” duygusunu anarşiye teşvik ediyor, ya biri
Kolaj filmlerde her zaman bir seyirciye çok güzel geçirmesiydi. ölseydi vs. gibi... “Yani herkes
hikâye öne çıkar. Haklı olmak ve hakkını doğru ile anladığı dilden mi konuşmak
aramak arasında çok ince gerekir, herkes kendi adaletini
Açıkçası Asabiyim Ben bu bir sınır vardır. İlk filmde mi arasın?” gibi soruları da
anlamda seyirciyi biraz sıkıntıya hissettiğimiz “Keskin sirke beraberinde getirmiş. Ama bizim
sokuyor çünkü hepsi çok iyi! küpüne zarar.” deyiminin yanına bombacı mühendis için film hiç
Ikinci film bir mühendisin, bir not olarak şunu düşelim: de fena bir son ile bitmiyor.
devrimciye dönüşme hikayesi… Haklı iken haksız duruma Gerçek hayatta yakalamayacağı
Bence bu filmin en önemli tarafı düşmek… Kısmen obsesif bir saygınlık ve itibar onu
adalet arayışı ve toplumsal özellikleri olan kontrolcü kişilik hapishanede buluyor.
şiddetin çok güzel işlenmiş yapısına sahip mühendis Simon o
olması… Günümüzde ve kadar öfkelenir ki aslında sadece Belki burada filme bir ara
ülkemizde fazlaca hissettiğimiz işini yapan adama yangın vererek farklı öfke çeşitlerinden
adaletsizlik adeta dün başımıza söndürme tüpü ile saldırır. bahsedebilirim. Mesela
gelmiş gibi tanıdık. Mühendis Herkesin “Bana dokunmayan yansıtılmış öfke. Başkasına
haksız yere gelir elde eden yılan bin yaşasın!” modu, sahte yöneltemediğin öfkeyi
bir kuruma cezasını, çekilmiş gülüşler, kibar yalancılık, lütfen yakınlarına yöneltebilirsin.
araçların olduğu yere bomba sakin olun(!) tavrı ile birleşir. Öğrenci öğretmenine öfkelense
koyarak veriyor filmde. Adam Ortamın en öfkelisi olmak her bu duyguyu bastırarak ev
kimsenin değiştirmek için zaman zordur. Çünkü ortamda içerisinde kardeşine, anne
67

