Page 63 - Hekimce Bakış Dergisi 107. Sayı
P. 63

geniz temizlemeler, inlemeler
                                                                                yırtınırcasına atılan çığlıklar,
                                                                                ama derinden. Susma, korkma,
                                                                                bir şey söyle! Sen de söyle!
                                                                                Anma konuşmaları. Ölenin
                                                                                arkasından. “Sen yoksun da,
                                                                                biz varız ve seni anıyoruz
                                                                                arkanda kalarak, yarın nerede
                                                                                olacağımızı biz de bilemiyoruz,
                                                                                bunu bilmeden durmamız senin
                                                                                için belki bir teselli.” Eylem
                                                                                kan gölünün içinde yüzüyor,
                                                                                sözler harfler, ünlemler, siyah
                                                                                siyah titrek ışıklarışıltılı asfaltın
                                                                                aynalaşmış yüzeyinde kırılıyor.
                                Bu görsel Chat GPT ile tasarlandı
                                                                                Sonra işte o çekip tetiği,
               yapmıştır, bir yüz maskesi, bir   şiddet kendisine çok aptalca
                                                                                ateş eden, vuran, sonra işte
               yıkanan eller, steril eldivenler,   da olsa akacak bir mecra
                                                                                ceketinin kolunda barut yanığı
               önlükler, bir ameliyat masası,   buluyor illa ki. Pazar yerlerinde
                                                                                lekesi, sonrasında bir dönme
               bir tepsinin üzerinde keskin    kurbanlık koyunların bağırtısı.
                                                                                dolap, parkta silah dolu bir
               cerrahi aletlerinin görüntüsü,   Koyunlar sürü sürü, boyunlarına
                                                                                karavan bulunuyor, bıyıklarını
               hemşireler doktorlar,           asılmış koca koca çıngırakların
                                                                                kesmiş, kesilmiş bıyıklarının
               girenler, çıkanlar, spot ışıkları,   sesleri. Anlamsız bir sürü
                                                                                arkasına gizlenmiş bir katil,
               sterilizasyon kokusu, ilaçlar,   uğultu, konuşma sesleri, kısa
                                                                                aklanıp paklanmış, bir kaç
               derin derin soluk sesleri, nefes   kısa cümleler, para sayma
                                                                                biçimde yokoluşun bir kaç
               alıp vermeler. Ritmik, inip     sesleri, kağıt para hışırtısı,
                                                                                biçiminden birilerine bürünmüş
               çıkan, soluyan, fokurdayan,     sayfaları çevrilen bir gazetenin
                                                                                ölümler, adamlar, bir beton
               tıslayan makine sesleri. Çok    çıkardığı sesler, kalemin gazete
                                                                                zeminde, bir tek kişilik hücrede
               uzaktan, çok yakından. Bir      kenarında birşeyler karaladığı
                                                                                biten hayatlar. Saatler her gün
               geçmiş, bir şimdi, bir gelecek,   sıradaki sesler, radyoda spikerin
                                                                                her saat başında aynı saati
               bir ölüme engel olamama, bir    ölüm haberini veren sesi.
                                                                                çalıyor. Sessizlik.
               tanrıya inanıyor; onun insanı
                                               Mesala “ben ölürsem hoca,
               çamurdan kardığına, sonrası bir
                                               sen de, ona göre haa!...”. İşinin   Prof. Dr. Göksel Kalaycı 11
               insana, bir hekime atfedilmiş
                                               başında öldürülen kaçıncı         Kasım 2005 Cuma günü
               tanrısallık, tanrıyı öldüremiyor                                  sabahı, Çapa Tıp fakül-
                                               hekim bu. Bir sonrasında
               hâşâ, tanrının yarattığına                                        tesinin otoparkında bir hasta
                                               belki sen olacaksın, belki yan
               yeryüzü temsilciliği bahşedip                                     yakını tarafından vurularak
                                               odadaki meslektaşın. Kısa kısa
               tanrının yerine o insanı                                          öldürüldü. Anısına saygıyla.
                                               hıçkırık sesleri, öksürmeler,
               öldürüyor. Doyundurulmayan







                                                                                                          63
   58   59   60   61   62   63   64   65   66   67   68