Page 40 - Hekimce Bakış 95. Sayı
P. 40

Çocukluğumdan     beri   yaşantıma    zeytinyağından
                                                                yansıyanlar ;  Büyük küpler…  Her zeytinlikte ağaç
                                                                kovuklarına saklanan, mısır koçanından yapılmış tıpası
                                                                ile zeytinyağı şişeleri…  İki taşın arasında yakılan ateşle,
                                                                kocaman tavada yapılan kızartmalar. İnsanın genzini
                                                                yakan bi tadı vardı… Babaannemin sürdüğü salçalı
                                                                ekmeğin üzerine dökünce yerdik zeytinyağını. Ekmek
                                                                banıp yiyemezdik, biraz acıydı, genzini yakardı. Büyükler
                                                                “mübarek zeytinyağı ağır oluyor” derlerdi. Bazen acı tadını
                                                                değiştirmek  için  çiçek  yağı  katarlardı.  Daha  çok  yayık
                                                                tereyağları  yerdik kahvaltıda.
                                                                Bu  köyden  ve çocukluğumdan  sadece  50 km
                                                                uzaklaşabildim. Bursa’da okul ve çalışma hayatı. Babam
                                                                her  yıl  bize  yağ  verirdi.  Eşim  tadını  kötü  bulurdu.  O
                                                                yağları birilerine verip, marketten  sızma zeytinyağı  alır,
                                                                babamdan gizli onu kullanırdık. Babam bize geldiğinde,
                                                                salatadan yağın tadına bakıp  “size çok güzel yağ denk
                                                                gelmiş , bizimkiler böyle değil”  derdi.

        Babamın dedesinin  “bu zeytin ağacını böyle gördüm,     Yıllar sonra kendim, yağları yaptırmaya başladığımda
        böyle bırakıyorum 94 yaşındayım” dediği zeytin ağacının   şunun farkına vardım; O aldığım yağların rengi, tadı güzeldi
        dibinde, babam da oğluma “ 80 yaşındayım bu ağacı böyle   ama ruhu yoktu. İster istemez arz talep doğrultusunda,
        gördüm, böyle bırakıyorum.” deyişinin masalsı güzelliğin   kar amacı ile bazı değişiklikler yapıldığını düşündüm.
        ardındaki gerçek,  zeytin ağacının çok uzun ömürlü oluşu   Yıllar boyu zeytinyağının acı oluşunun nedenleri nelerdi?
        gerçeğiydi.                                             Mübarek zeytinyağı neden acı oluyordu?
                                                                Zeytin zamanı çok telaşlı olurdu. Dibe düşmüş ,günlerce
                                                                toprakta kalmış çürük zeytinleri toplarlar, elenen
                                                                ince zeytinleri de bunların üzerine dökerler   “yağlık
                                                                biriktiriyoruz” derler. Bir köşede bir kupa zeytin durur.
                                                                Beyaz beyaz küflenir. Ara sıra kızıştı deyip küreklerle
                                                                aktarırlar. Bir gün yağmur yağar, o gün zeytini toplamaya
                                                                gidemezler. Bu zeytinleri yağhaneye götürürler. İşte acı
                                                                yağın hikayesi  ve bu yağları çiçek yağı ile karıştırmadan
                                                                kimse yiyemezdi. Zeytinyağı değersizdi. Hatırlayın o
                                                                yıllarda margarin sana yağı , tenekelerde  vita  yağı vardı.
                                                                •   26 yıl önce Rio de Janeiro’da bir marketten İtalyanların
                                                                   küçük bir şişe zeytinyağını aldım. Zeytin yağı acı bile
                                                                   olsa özleyince … Korkunç bir tattı. Damağımda sanki
                                                                   zeytin dalları sallanıyordu. Zeytinlerin acısının kokusu
                                                                   vardı ama tadı enfesti. Bizim yağlar niye böyle değildi?
                                                                   Böyle olmalıydı. Okyanusun beyaz köpüklerini
                                                                   seyredip Copacabana’nın siyah beyaz dalgalı mozaik
                                                                   kaldırımlarında yürürken bunu çok düşündüm.

        Dağ eteğindeki köyümüzde göle kadar uzanan zeytin       Sonra yine yaşam mücadelesi  ...  47 yaşımda, her yıl
        denizinin her yıl bütün dallarına, insanlar tarafından  tek   zeytinlerden  sıradan  kendi  ihtiyacımız  kadar  toplayıp
        tek dokunulduğunu  düşünmek  bile  yaşamın hayret       direk  köyümüzde açılan bir yağhanede  yağ çıkartıp,
        verici zor bir yönüydü.                                 onu tüketmeye başladık. Yeşil bir yağ oluyordu. Şartların
                                                                biri gerçekleşmişti.  Taze dalından zeytinden hemen
        Zeytinin içinde başladı yaşamım ve hiçbir evresinde     çıkartılmış ekmek banmaya doyamayacağım bir yağ. Çok
        buralardan uzak kalamadım.                              mutluydum.  Sorun çözülmüştü. Zeytinyağı nefisti.


        40 Hekimce Bakış
   35   36   37   38   39   40   41   42   43   44   45