Sağlıkta dönüşüm ile gelen yıkım: Sistemin tamamı ‘hastalıklı’
2025, ülkede sağlık alanında stratejik vaatlerin ve derin yapısal sorunların büyüdüğü bir yıl olarak tarihe geçti. Sağlık sistemini hastalar değil; Saray rejiminin öncelikleri şekillendirdi.
Bir yıl daha geride kalırken sorun yumağının en derin hissedildiği alanlardan biri şüphesiz sağlık oldu.
Kamu hastanelerinden hizmet almaya çalışan yurttaşlar sağlığa erişemedi, hekimler ile sağlık çalışanları tükenmişlik, umutsuzluk ve mobbing ile karşı karşıya kaldı.
Ülkede sağlık alanının artık bir kamu hizmeti olarak değil, AKP rejiminin siyasal ve ekonomik isteklerine göre işlediğinin açıkça görüldüğü yıl oldu.
Sağlık sistemi bu yıl ne yalnızca “aksadı” ne de “krize girdi”; bilinçli tercihlerle yeniden tanımlandı. Hak olmaktan çıkarılan sağlık, bir yandan piyasanın, diğer yandan merkezî iktidarın denetim alanına hapsedildi. AKP’nin “Sağlıkta Dönüşüm” söylemi, 2025 itibarıyla rejimsel bir kurguya evrildi. Bu yıl da şehir hastanelerinden sağlık turizmine, performans sisteminden dijital sağlık projelerine çok sayıda alanda yaşananlar yıla damgasını vurdu. Bu süreçte özel hastaneler büyüdü, binalar parladı, ekranlar çoğaldı; ancak kamuda durum tam tersi oldu.
VİTRİN SÜSLEMELERİ
2025 AKP iktidarının sağlık alanında kurduğu piyasacı, merkezi ve eşitsiz düzenin sonuçlarının da daha derin hissedildiği bir yıl oldu. İktidar, sağlık sistemini bir kamu hizmeti olmaktan çıkarıp piyasa disiplini, sadakat ve denetim mekanizmasının parçası haline getirirken; bedelini hastalar, sağlık emekçileri ve yoksullar ödedi. Kamu hastanelerindeki sorunlar derinleşti, hasta yoğunluğu artarken randevu bulamama sorunu daha da arttı. Bakanlık verilerine göre, hekime başvuru 1 milyarı aştı. Sadece geçen yıl 150 milyonu aşkın acil başvurusu ile nüfusun bile üstünde bu başvuruyla birlikte sistem de bu yükü kaldıramaz hale geldi. Acil serviste sorunlarına çare bulamayan yurttaşlar ellerinde poşet poşet tahlil ve tetkiklerle sorunlarına çare aramayı sürdürdü. Parası olan özel hastanelere giderken, olmayan kaderine mahkûm hale geldi. Sağlık, artık zamanı ve parası olanın erişebildiği bir ayrıcalık haline geldi.
BÜTÇEDE KARA DELİK
İktidar 2025 boyunca “şehir hastaneleri”, “dijital sağlık”, “yapay zekâ” gibi başlıklarla vitrin süslemeye devam etti. İçinde kuaför, market gibi çok sayıda dükkanın olduğu ve adeta AVM şeklinde inşa edilen devasa yapılardaki şehir hastaneleri çok sayıda sorunla hizmetini sürdürmeye devam etti. Sağlığa ayrılan bütçenin yetersizliği de yine bu yıla damgasını vurdu. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Cebimizden beş kuruş çıkmayacak” dediği şehir hastaneleri bu yıl da bütçede kara delik oluşturdu. Sadece 2025’in ilk on ayında 18 şehir hastanesine ödenen para 101 milyar 828 milyon lira oldu. 2025’in başında çok sayıda insan sahte alkolden hayatını kaybetti. İktidar bunu “kaçakçılık” diye geçiştirdi. Oysa bu ölümler yüksek vergiler, yoksullaşma, denetimsizlik ve yasakçı zihniyetin sonucuydu.

***
SAĞLIK TURİZMİ
2025’te iktidar sağlık turizmiyle övündü: “12 milyar dolar hedef.” Ama aynı yıl yurttaş aylarca randevu bekledi, kamu hastaneleri personel bulamadı, sağlık hizmeti parayla ölçülür hale geldi. Yabancı hasta için yatak bulundu, kendi yurttaşı için bulunamadı. Çünkü sağlık artık halk için değil, döviz için vardı.
***
388 MİLYON RANDEVU
Sağlık Bakanlığı’nın Merkezi Hekim Randevu Sistemi’nden (MHRS) bu yıl 388 milyon 95 bin 539 randevu alındı, günlük verilen ortalama randevu sayısı 1,7 milyonu buldu. Bu rakamlar sisteminin yükünü bir kez daha gözler önüne serdi.
***
TEPKİ ÇEKEN YASALAR
2025’te çıkarılan sağlık yasaları, sağlık hizmetini güçlendirmekten çok denetim ve disiplin amaçlıydı. Aile hekimliği, özel hastaneler, ilaç politikaları yeniden düzenlenirken esas hedef şuydu: Hekimi merkeze değil, sisteme bağlamak. Sağlığı kamusal hak olmaktan çıkarıp sözleşmeye dayalı hizmete dönüştürmek. Veriyi kamunun değil, iktidarın kontrolüne almak.
***

21 BİN HEKİM İSTİFA ETTİ
2025’te binlerce uzman hekim kamu hastanelerinden ayrıldı. Kimisi özel sektöre geçti, kimi yurtdışına gitti, kimi mesleği bıraktı. Sebep netti: Performans baskısı, mobbing, şiddet, güvencesizlik, liyakatsizlik…Türk Tabipleri Birliği verilerine göre, son 13 yılda kamudan istifa eden uzman hekim sayısı 21 bin 362’ye ulaştı. Sadece 2025’in ilk 10 ayında bin 759 uzman hekim kamudan ayrıldı. Yurtdışına göç de artarak sürerken, son üç yılda 8 bini aşkın hekimin yurtdışına gitmek için TTB’den uygunluk belgesi aldı.
***
AŞI KARŞITLIĞI ARTIŞTA
Bu yılda da ülkede aşı karşıtlığı ve aşı tereddüdü kamu sağlığı açısından önemli bir konu oldu. TTB’nin Sağlık Bakanlığı verilerinden derlediği sonuçlara göre, ülkede çocuklarına aşı yaptırmayanların sayısı yüz bine yaklaştı. Bu durum kızamık gibi aşıyla önlenebilir hastalıkların yeniden yayılma riskini yeniden gündeme getirdi.
***
ÖZEL HASTANELER BÜYÜDÜ
Sağlıktaki özelleşme bu yıl da en çok gündeme gelen konulardan oldu. Sağlık hizmetlerinde kamunun payı giderek azaldı, özel hastanelerin büyümesi sürdü. Ülke genelinde faaliyet gösteren bin 562 hastanenin üçte birinden fazlası özel sektör tarafından işletilirken, hastanelerin büyük bölümünün İstanbul’da yoğunlaşması dikkat çekti.
Alıntı: birgun.net