Ekonomik Kriz Çevre İçin Yararlıdır…

Birçok ekonomiste göre belki de ülke tarihinin en ağır ekonomik krizinden geçiyoruz… Üstelik uzmanlara göre fırtınanın tam anlamı ile içine de girmiş değiliz… Krizin asıl etkilerinin 31 Mart yerel seçiminden sonra ortaya çıkacağı; şimdilik mevcut iktidar tarafından ötelendiği söyleniyor… Ancak ötelenen krizinsağlık üzerine olumsuz etkileri her geçen gün daha da ağırlaşan boyutta yaşanmaya başladı bile… Piyasada bulunmayan yaşamsal ilaçlar; her gün ayrı bir sağlık kuruluşundan yansıyan malzeme yokluğu nedeni ile hizmet aksamaları haberleri; örnekleri daha da çoğaltmak mümkün…

Ekonomik krizin sağlığa yansımaları ile ilgili olarak son dönemde yapılan bilimsel toplantılar beni krizin çevre ile ilgili yansımalarını değerlendirmeye itti… Açıkçası çevre açısından ülkemizin yaşadığı ekonomik krizler neredeyse bir ‘kurtuluş kapısı olmuş… Bunun en önemli örneklerinden biri Mersin Akkuyu Nükleer Güç Santrali girişimi… Santralin 1972’lere kadar uzanan bir tarihçesi var; ilk o yıllarda yer belirlenip; 1977’de ihaleye çıkılmış… Sonra ülkenin o dönem girdiği ekonomik ve finansal krizler bu ihaleye ‘talep’ gelmemesini sağlamış… Arkadan gelen 12 Eylül faşizmi o dönem tüm uluslararası firmaların projeden ‘uzak’ durmasını sağlamış…  1983’de tekrar gündeme taşınmış; Akkuyu Nükleer Santrali projesi; yine uluslararası ihaleye çıkılmış… Bu sefer uluslararası şirketler ekonomisi sürekli tökezleyen Türkiye’den yatırımın %85’ine varan ‘devlet’ güvencesi istemişler. Tabii o dönem yaşanan krizler bu güvencenin de verilmesini engellemiş… 1986’da meydana gelen Çernobil kazası ise projenin uzun bir süre rafa kalkmasına ve kamuoyunun ilk kez can kulağı ile nükleer santral karşıtı görüşleri dinlemesine neden olmuş… Nükleer santralin tekrar gündeme getirilmesi ise 1992 yılında olmuş. Ancak bu dönemde de ekonomik krizlerin yanı sıra nükleer karşıtı bilim insanları ve Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliğinin (TMMOB) yoğun karşı çıkışları santralin yapılmasını engellemiş… Sonra hem süren bilimsel tartışmalar ve yargı süreci; hem de iki-üç yılda bir girip çıktığımız ekonomik krizler 2017’ye kadar santralin yapımını durdurmuş. 2017’de bir Rus şirketine ihale edilen Akkuyu Nükleer Güç Santralinin inşasını son yaşadığımız ekonomik krizin nasıl etkileyeceği pek bilinmiyor ama şimdiden krizin etkisi ile Sinop’ta yapılmak istenen ikinci nükleer santralin ihalesinden firmalar çekildi. Kırklareli İğneada ’da yapılmak istenen üçüncü nükleer santral ise hiç konuşulmuyor bile…

Ülkemizin günden güne artan sera gazı emisyonlarının ve hava kirliliğinin temel nedenlerinden olan kömürlü termik santrallerinin yenilerinin yapımı yine yaşadığımız ekonomik ve finansal kriz nedeni ile yavaşladı; hatta adeta durdu. Oysa Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının ülkemizin çeşitli bölgelerinde çeşitli firmalara seksenin üzerinde yeni kömürlü termik santraller kurdurmak istediği bir sır değil… Ancak son yaşanan kriz henüz projesi hazır olmayan veya inşaatına başlanmamış olan santrallerin yapımını engelledi. Bunda bu santrallerin yapımı için uluslararası finansman bulunamamasının yanı sıra ekonomik kriz nedeni ile daralan sanayi ve onun düşen elektrik talebinin de rolü var… Ama Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının bu konudaki politikasında bir değişiklik yok; ekonomik kriz etkisini atlatır atlatmaz bakanlık yetkilileri nerede kalmıştık?’  diyeceklerdir… Bu durumun en önemli iki ipucu İzmir Aliağa’daki İzdemir Kömürlü Termik Santrali ve Tekirdağ’daki Çerkezköy Kömürlü Termik Santral girişimleri… İzdemir Kömürlü Termik Santrali’nin İzmir Tabip Odası, İzmir Barosu ve TMMOB İzmir örgütlerinin başvuruları ile üç kez mahkemece iptal edilen çevresel etki değerlendirme (ÇED) olumlu kararı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından dördüncü kez; hem de üçüncü iptal kararı taraflara tebliğ bile edilmeden olumlu olarak verildi; nasıl üretildiği belli olmayan bir ÇED raporuna dayanılarak… Çünkü henüz hissedilmemişti Aliağa’da ekonomik krizin etkileri… Tekirdağ Çerkezköy’de ise iktidar partisinin milletvekilleri tarafından müjdelenen Çerkezköy Kömürlü Termik Santral girişiminin teknik nedenlerle iptal edildiği haberi ise bir süre sonra ‘şimdilik’ durdurulduğuna döndü… Anlaşılan ekonomik kriz sonrası yeniden gündeme taşınacaktı… Ekonomik kriz nedeni ile durdurulan sadece nükleer ve termik santral ‘projeleri’ de değil… Sonuçları tam anlamı ile ekolojik yıkıma yol açabilecek Kanal İstanbul ile ilgili eskisi kadar iktidar sözcüleri tarafından demeçler yansımıyor basına… İzmir’de yapılmak istenen körfez geçiş projesi de konuşulmuyor son dönemde… Büyük kentlerimizi pençesi altına alan gökdelen inşaatları da yavaşladı; hatta durdu bugünlerde…

Sonuçta bilim insanlarının ve meslek odalarının, sivil toplum örgütlerinin, o bölgelerde yaşayan insanların karşı çıkışlarının durduramadığı; hatta kesinleşmiş mahkeme kararlarını bile yok sayarak yapılmaya çalışılan ve çevresel yıkımlara yol açabilecek; çevre ve toplum sağlığı açısından tüm olumsuz projelerin büyük bir kısımı ekonomik ve finansal kriz nedeni ile ya durdu; ya da çok yavaşladı… Bu tablo karşında ‘ekonomik ve finansal krizlerden medet ummaya başladık çevremizi ve ona bağlı olarak toplum sağlığını korumak için’ diye düşünüyor; insan ister istemez…

Çevreyi korumak için ekonomik krizlerden beklenti içine girilmeyen; kalkınmanın sadece ekonomik boyutu ile düşünülmediği; yatırımlar yapılırken bilimsel doğruların dikkate alınıp; çevre ve insanı önceleyerek karar verilen ülkede yaşamak…

Ütopya mı; bence değil…

 

E-bültenimize kaydolabilirsiniz
E-bültenimize kaydolabilirsiniz
En yeni bildirimlerimizden haberdar olmak için e-bültenimize kaydolun
İstediğiniz bir zamanda üyeliğinizi iptal edebilirsiniz
Yazarın Diğer Yazıları