Sağlık Bakanlığı 2024 Bütçe Teklifinde Hekimler, Sağlık Emekçileri ve Toplum Sağlığı Yok!

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Sağlık Bakanlığı 2024 Yılı Bütçe Teklifi üzerine değerlendirmesini 15 Aralık 2023 günü TTB’de düzenlenen basın toplantısı ile paylaştı.

Basın toplantısında ilk sözü alan TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı, sağlık bütçesine ilişkin birlikte söz kurmanın önemine vurgu yaptı. TBMM Bütçe Komisyonu görüşmelerinde Sağlık Bakanı’nın renkli grafikler eşliğinde sunduğu verilerin bilimsel ölçütlere uygun olmadığını ve hakikati büktüğünü belirten Korur Fincancı, “Sağlıklı yaşam süreleri kısalırken, kronik hastalıklar artarken, şehir/şirket hastanelerine hasta garanti edilirken, kâr artırıcı mekanizmalar çoğaltılırken; bu bütçenin Türkiye’de toplumun sağlığın koruyamayacağı aşikar” dedi.

SES Eş Genel Başkanı Nazan Karacabey de Sağlık Bakanlığı bütçesinin artmak bir yana azaldığını, büyüme olarak gösterilen sayıların enflasyon ve TL’deki değersizleşme göz önünde bulundurulduğunda küçülmeye denk düştüğünü söyledi. Farklı kalemlerdeki ödeme yöntemlerinden vazgeçilmesi, sağlık emekçisi sayısının OECD ülkeleri ortalamasına getirilmesi, güvenceli-kadrolu çalışma, emekliliğe yansıyan temel ücret ve işte atılan emekçilerin görevlerine iadesi taleplerini dile getiren Karacabey, “Bütçe bir kez daha gösteriyor ki, önümüzdeki dönem yine mücadele ile geçecek” diye ekledi.

Basın açıklamasının okunması sonrası toplantıya katılan milletvekilleri kısa sözler aldı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Ağrı Milletvekili Dr. Heval Bozdağ; toplumun dahli olmaksızın hazırlanarak dayatılan bir bütçenin toplumun ihtiyaçlarının karşılayamayacağını ifade etti. Güvenlik politikalarına ayrılan payın artırılmasından, bölgesel eşitsizliklerden, anadilinde sağlık hakkının gaspından bahseden Bozdağ, içinde halkların, ezilenlerin ve emekçilerin olmadığı bir bütçeyi kabul etmeyeceklerini söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa Milletvekili Dr. Kayıhan Pala; “Bütçede iki makro sorun var. Birincisi; bütçe yetersiz. Sağlığa kaynak aktarma konusunda isteksizlik var. İkincisi; bütçenin dağılımı yanlış. Sağlık politikası hastalanan insanları tedavi etmek üzerine değil, insanları hastalıklardan koruma üzerine kurulmalı” diye konuştu. Deprem bölgesindeki aile sağlığı merkezlerine “Başınızın çaresine bakın” denilmesinin çarpıcı bir örnek olduğunu ifade eden Pala, hem toplumun sağlık hakkını hem de sağlık emekçilerinin haklarını göz ardı eden bu bütçeyi reddettiklerini dile getirdi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık; basın açıklamasında yer alan “bütçenin şeffaf ve tüm bileşenler ile birlikte hazırlanması” ifadesinin önemine vurgu yaptı. Kaynakların bölüşümünde, denetim mekanizmalarının kurulmasında, siyasetteki kirliliğin sonlandırılmasında bu ilke ile hareket edilmesi gerektiğini belirten Şık, “Hangi partiyi destekliyor olursa olsun tüm seçmenlerin, bu sistemin kendi haklarını gözetmediğine ilişkin eleştirel bir bakış ile bütçe oylamalarını izlemelerini temenni ediyorum” diyerek sözlerini noktaladı.

Basın toplantısı, soru-yanıt bölümüyle son buldu.

TTB Merkez Konseyi II. Başkanı Dr. Ali İhsan Ökten tarafından okunan basın açıklaması metni şöyle:

Sağlık Bakanlığı 2024 Bütçe Teklifinde Hekimler, Sağlık Emekçileri ve Toplum Sağlığı Yok!

2024 yılı için planlanan Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi; 17 Kasım 2023’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) getirilmesinin ardından tüm eleştirilere rağmen TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. Kanun teklifi 11 Aralık’ta TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlandı ve Sağlık Bakanlığı Bütçesi’nin 16 Aralık’ta TBMM Genel Kurulu’na gelmesi bekleniyor.

Bütçe görüşmelerinde finansal kaynağın kimlerden ne kadar alınarak oluşturulduğu ve kimlere ne kadar dağıtılacağının kararı verildiği için toplumun her kesimi açısından önem arz etmektedir. Bütçe, toplumun sağlığını direkt olarak ilgilendirmektedir. Özellikle son 20 senede kaynağın toplanması ve paylaşımında adil davranılmaması; toplumsal eşitsizlikleri artırmakta ve toplum sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir.

Cumhurbaşkanlığı tarafından, merkezi yönetim bütçesi toplamı 2024 yılı için 11 trilyon 89 milyar 37 milyon 425 bin TL olarak teklif edilmektedir. Teklif edilen toplam miktarın yalnızca %6,6’sı (732 milyar 562 milyon 378 bin TL) Sağlık Bakanlığı için ayrılmaktadır. Türk Lirası üzerinden %56 oranında artmış gibi görünen bütçeye döviz kurları açısından baktığımızda aslında bir artış olmadığını görebiliriz. Bütçenin 91 milyar 824 milyon 805 bin TL’si Diyanet İşleri Başkanlığı için ayrılmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı için ayrılan pay, Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinden 2,4 kat, Göç İdaresi Başkanlığı bütçesinden de 4,2 kat, Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesinin yarısından, Sağlık Bakanlığı bütçesinin ise sekizde birinden daha fazladır. Bütçe kaynakları öncelikle devletin laik ve sosyal nitelikleri için ayrılmalı ve kullanılmalıdır.

Sağlık Bakanlığı’nın bütçe teklifi incelendiğinde, 2024 yılı bütçesinin %71,5’inin “tedavi edici sağlık” hizmetleri için, %28,5’inin koruyucu sağlık hizmetleri için ayrıldığı görülmektedir. Bilimsel bilgiler ışığında yapılacak planlamada önceliğin “koruyucu sağlık” hizmetlerine verilmesi ve hem toplumun sağlığının geliştirilmesi hem de korunmasının öncelikli olması gerekmektedir. Tedavi edici ve koruyucu sağlık hizmet oranlarına ayrılan bütçe tersine çevrilmediği sürece sağlıklı bir toplum yaratmak mümkün olmayacaktır.

Yıllardır ülkemizdeki sağlık sistemini ve onun altyapısını oluşturan finansman sistemini eleştirmekteyiz. Olumsuz onca sonuca rağmen halen kırılgan bir sağlık sisteminde ve bu sistemi daha da kırılgan hale getiren mekanizmalarda ısrar edilmektedir. Pandemi, deprem ve diğer afetlerde bilimsel bir sağlık sisteminin her defasında nasıl olmadığına; özellikle yoksul kesimlerin nasıl feda edildiğine şahit olduk. Hazırlanan bütçelere, yapılan sağlık harcamalarına baktığımızda da; çökmeye mahkûm olan, sağlıksızlık üreten bu sistemin kaynaklarımızı nasıl yuttuğunu görebiliyoruz.

Bunun yanı sıra, ülke genelindeki toplam harcamalar içinde sağlık hizmetleri için gerçekleşen harcamaların payı da önemli oranda azalmıştır. Nitekim, TÜİK tarafından 7 Aralık 2023 tarihinde yayımlanan “Sağlık Harcamaları İstatistikleri 2022” verilerine göre, toplam sağlık harcamalarının gayri safi yurtiçi gelir (GSYG) içindeki payı %4’e düşmüştür. Oysa, bu orantı 2019 yılında bile %4,7 idi. Pandeminin ilk yılında (2020) %5 olarak gerçekleşirken, 2021 yılında da %4,9 olarak gerçekleşmişti. Özetle, 2022 yılında sağlık harcamalarının GSYG içindeki payı 2019 yılına göre %15, 2020 yılına göre %20 ve 2021 yılına göre de %18 oranında azalmıştır. Tek başına bu veriler bile iktidarın sağlık hizmetlerini ne kadar önemsediğini, öncelediğini ortaya koyması açısından yeterlidir. Bununla birlikte, toplam sağlık harcamalarının %73’ü hanehalkları tarafından gerçekleştirilirken devletin payı %27’nin bile altındadır. Bu durum kabul edilemez. Devlet elini halkın cebinden çekmeli, sağlık harcamaları hanehalkaları tarafından değil tamamı devlet tarafından, genel bütçe içinden karşılanmalıdır.

Hekimler ve sağlık emekçileri Türkiye’de emek gücünü satarak yaşamak zorunda olanların tümü gibi her geçen yıl daha da yoksullaşmış ve kıt kanaat geçinebilir hale getirilmiştir. Bütçe teklifinde hekim ve sağlık emekçilerinin maaş ve emekli aylığına etki edecek ek göstergelerin ve özel hizmet tazminat oranlarının yükseltilmesiyle maaşlarda en az %150-200 oranında artış yapmaya olanak verecek düzenlemeler yapılmalıdır. Sağlık Bakanlığı bütçesinin hedefi şirketlere, yandaşlara kaynak aktarmak olmamalıdır. Bir bütün olarak sağlığının korunduğu, geliştirildiği topluma, toplumsal yaşantıya ulaşmak olmalıdır.

Sağlık emek ve meslek örgütleri olarak Sağlık Bakanlığı 2024 yılı bütçesini sadece sağlık emekçilerinin değil, halkın sağlığını da koruyamayacağı için reddediyoruz. Bütçenin şeffaf ve tüm bileşenlerle birlikte hazırlanması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. 2024 Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi Plan ve Bütçe Komisyonu’ndayken de yaptığımız uyarıları tekrarlıyoruz:

  • Oluşumundan her harcamasına kadar tüm aşamalarda toplumun denetleyebildiği bir bütçe hazırlanmalıdır.
  • Sağlık Bakanlığı Bütçesi, genel bütçenin en az %15’i olmalıdır. Bütçe kaynakları, devletin laik ve sosyal nitelikleri öncelikli olarak kullanılmalıdır.
  • Sağlık hizmetleri harcamalarında merkezi devlet harcamalarının payı artırılmalı, SGK ve hanehalkları harcamalarının payı azaltılmalıdır. Katkı-katılım, ilave ücret gibi hiçbir ad altında halktan sağlık hizmetleri için ücret alınmamalıdır.
  • Bütçe oluşturulurken çalışanlar ciddi miktarda vergilerle ezilmemeli, vergiler asıl olarak özel sermayeden karşılanmalıdır.
  • Hem sağlık sisteminde hem de sağlık sisteminin yürütüleceği bütçede koruyucu sağlık hizmetleri öncelenmelidir. HPV ve grip gibi aşılar da dahil tüm aşılar parasız olmalıdır.
  • Kişiye ve çevreye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri, birbirinden kopartılmadan Sağlık Bakanlığı tarafından kamusal olarak sunulmalıdır.
  • Toplum sağlığının öncelendiği, kişiye ve çevreye yönelik koruyucu sağlık hizmetinin yaşam ve üretim alanlarında bir arada sunulduğu bir sağlık sisteminde tedavi edici hizmetler de etkin, kamusal sağlık kurumları tarafından verilmelidir. Şehir hastaneleri modeli tedavi edici sağlığa ayrılan bütçenin önemli bölümünün özel sermayeye kaynak aktarımıdır ve vazgeçilmelidir.
  • Tüm emekçiler, insanca yaşayabilecekleri çalışma koşullarında hak ettikleri güvenceli ücreti almalıdır. Sağlık emekçilerine ek ödeme, teşvik vb. adlarla yapılan, ekip anlayışını bozan, rekabet oluşturan ve çalışma barışını bozan ödeme yöntemi yerine yoksulluk sınırının üzerinde, tek kalemde, tamamı emekliliğe yansıyacak şekilde temel ücret ödenmesine başlanmalıdır.
  • COVID-19 pandemisinde ve en son şubat ayında Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremlerde gördüğümüz gibi sağlık sistemleri çökme aşamasına gelmiştir. Yaşanması muhtemel yeni salgınlara ve beklenen afetlere karşı da bütçe kalemi oluşturulmalıdır.
  • Sağlık hizmetlerinin üretilmesi planlanması ve sunulmasının tüm aşamalarında sağlık emekçileri ve tüm sağlık örgütleri karar alma süreçlerine dahil edilmelidir.

Bizler sağlık emek ve meslek örgütleri olarak kamu otoritesini uyarırken, hakkımız olanı alana kadar mücadele edeceğimizi bir kez daha bildiriyor ve tüm çalışanları birlikte mücadeleye davet ediyoruz.

 

Türk Tabipleri Birliği

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası

 

Yazarın Diğer Yazıları
deneme bonusu veren siteler yeniokul.net casino deneme bonusu veren siteler