Olgunlaşmamış Ebeveyn Tanımı ve Çocuklarındaki Uzun Dönem Psikiyatrik Etkileri

İlgili okumalarım ve bu yazımdaki amaç hiçbir şekilde herhangi bir ebeveyni kötülemek değildir. Bilinmelidir ki hiçbir ebeveyn ve hiçbir çocuk kusursuz değildir.

Amacım hayatta belki maruz kaldığımız, içimizde çoğu zaman anlamlandıramadığımız bir boşluk hissinin arkasındaki olup biteni veya aslında sevdiğimiz insanları maruz bıraktığımız/bırakacağımız olası senaryoları daha net görebilmektir.

Belki de farkında olmakla değiştirebileceğimiz pek çok durum, geçmiş ve geleceğimiz ile barışmamıza neden olabilir. Kim bilir..

DUYGUSAL OLARAK OLGUNLAŞMAMIŞ EBEVEYN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

  • Fikirleri sabittir ve tek bir amaca odaklanırlar.
  • Düşük stres toleransına sahiptirler.
  • En iyi hissettikleri şeyi yaparlar.
  • Özneldir, nesnel değildirler.
  • Farklılıklara çok az saygı gösterirler.
  • Benmerkezcidirler, bencildirler.
  • İlgi odağı olmayı severler.
  • Rol değişimini teşvik ederler.
  • Empati becerileri düşüktür.
  • İnsanları kendilerine çeker ve insanlar yardım etmek istediklerinde onları iterler.
  • İstedikleri hızlı bir şekilde tahmin edilmezse çabucak öfkelenirler.
  • İhtiyaç duydukları şeyi konuşmak yerine herkesi huzursuz edecek bir tahmin oyunu yaratırlar.
  • Geçmiş eylemleri ve gelecekteki sonuçlar için sorumluluk almaya direnirler.

NEDEN BU KADAR ÇOK DUYGUSAL AÇIDAN OLGUNLAŞMAMIŞ EBEVEYN VAR?

Araştırmalara ve yazarların klinik pratiğine göre olgunlaşmamış ebeveyn çocukları anne veya babalarının çocukluklarında/erken yaşlarda büyük mutsuzluklar veya sıkıntılar yaşadığını ifade etmiştir. Buradan yola çıkarak geçmişte yaşanılan çocukluk travmalarının gelecek kuşaklara yansıması tahmin edeceğiniz gibi her nesilde daha dramatik bir şekilde artmaktadır.

DUYGU FOBİSİ VE DUYGUSAL BULAŞMA KAVRAMLARI

Duygusal olarak olgunlaşmamış birçok insan çocukluklarında belli duyguları ifade ettikleri zaman aile geleneğini utanç verici bir şekilde ihlal edeceklerini öğrenerek büyümektedir. Böylece duygularını ifade etmenin hatta denemenin utanç ve ceza getireceğini öğrenirler. Bu durum DUYGU FOBİSİ olarak adlandırılabilir.

Duygusal olarak olgunlaşmamış insanlar DUYGUSAL BULAŞMA olarak adlandırılan bir iletişim metodu kullanırlar. Kendi duyguları hakkında pek az bilince sahip olmaları nedeniyle duygusal gereksinimlerini konuşmak yerine dışa vururlar. Hissettikleri bu şeyi başkalarının da hissetmesini sağlarlar. 

Aslında daha net anlamamız için; duygusal bulaşma bebek ve küçük çocukların kendini ifade etme şeklidir. Bakıcıları neyin yanlış olduğunu anlayıp düzeltene kadar durmadan ağlarlar. Bu da bakıcıyı çocuğu sakinleştirmek için gerekli olan şeyleri yapmaya teşvik eder.

Duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveyn gerçekle başa çıkmak yerine çarpıtarak uygunsuz savunma mekanizmaları geliştirir. Çocuklarını kendilerini daha iyi hissetmek için kullanırlar. Bu durum ebeveyn – çocuk rollerinin değişimine neden olur.

DUYGUSAL OLARAK OLGUNLAŞMAMIŞ EBEVEYNLERİN DÖRT TÜRÜ

1) DUYGUSAL

  • Dört tür içinde en çocuksu olandır.
  • Duygusal açıdan ciddi gelgitlere sahiptir ve bu fırtınalar esnasında çocuklarının da aynı duyguları deneyimlemesini bekler
  • Sıklıkla psikiyatrik bozukluklar eşlik eder (psikotik boz., bipolar boz., narsistik kişilik boz. vb.).
  • Stres ve duygusal uyarılmaya tahammül etmede zorlanır
  • Aile yaşamı bu ebeveynin ruh haline göre şekillenir.
  • Bu tür ebeveynlerin çocukları diğer insanların isteklerine boyun eğmeyi öğrenir

2) HIRSLI

  • En normal görünen, çocuklarının hayatı için en fazla yatırım yapan ebeveyn tipidir.
  • Çelişkili biçimde bu ebeveynlerin çocukları genellikle demotive ve depresif duygudurumuna sahiptir.
  • Yaptıkları her şeyin diğer insanların beğenmesini ve değer vermesini istemekte
  • Her şeyin yolunda olduğunu ve tüm cevapları bildiklerini kabul ettiklerinden kendilerinden bilinçli olarak şüphe etmezler.
  • Genellikle duygusal açıdan yoksun bir ortamda büyümüşler
  • Çocuklarına sürekli değerlendirildiğini hissettirir
  • Sürekli kontrol ve müdahale etmelerine bağlı bu tür ebeveynlerin çocukları herhangi bi şeyi yaparken devamlı bir yetişkinin yardımına ihtiyaç duyarlar.

3) PASİF

  • İşler yoğun bir hal almaya başladıkça pasifleşir ve duygusal açıdan kendilerini geri çeker
  • Çocuklarına bir sınır koymaz veya rehberlik etmez
  • Çocuklarını sevebilir ama yardım edemez
  • Uysal ve eğlenceli yanları onları diğer üç ebeveyn türüne göre daha sevecen hale getirir.
  • Çocuklar ebeveyninin orada gerçekten kendileri için var olmadığını bilir
  • Bir yetişkin olarak çocuklarıyla sadece eğlenceli vakit geçirmek değil aynı zamanda onları korumaları gerektiğine dair bir misyon edinmez
  • İşler zorlaştığında çocuklarını yüz üstü bırakmakla birlikte eğer daha mutlu bir hayatı elde etme şansları varsa tüm aileyi terk edebilir
  • Pasif ebeveyni seven bir çocuk ileride insanların terk edişlerine bahaneler bulan yetişkinlere dönüşür. Pasif ebeveynin gerçekten çaresiz olduğuna kendini inandırabilir. Çocuklar sevdiği ebeveynin davranışını zihninde olumluya çevirebilir.

4) REDDEDİCİ

  • Etrafları sanki duvarla çevrili
  • Çocuklar eğer ortada olmazlarsa ebeveyninin çok daha iyi hissedeceği hissine sahip
  • Bir karşılık vermeleri beklendiğinde ya kızarlar ya da kötü bir söz söyler
  • Dört tür içinde en az empatik olandır.
  • Aile hayatını kendi istekleri doğrultusunda şekillendirirler.
  • Reddedici ebeveyn çocukları kendilerini baş belası ve rahatsız edici olarak görebilir.
  • Reddedilen çocuklar bir yetişkin olarak ihtiyaç duydukları şeyi istemekte zorlanır.

 

ÇOCUKLAR DUYGUSAL YALNIZLIKLA NASIL BAŞA ÇIKAR?

Öncelikle şunu bilmeliyiz ki başa çıkma tarzlarının hiçbiri bir çocuğun kendi potansiyelini tamamen gerçekleştirmesine izin vermez.

  • Başkalarının gereksinimlerine öncelik vermeyi bir ilişkide kabul edilmenin bir bedeli olarak öğrenebilir.
  • Kişilere yardım etme rolünü üstlenebilir.
  • Herkesi kendi duygusal gereksinimlerinin az olduğuna ikna edebilir.
  • Her ne kadar şu anki ilişkilerinde duygusal gereksinimleri karşılansa da çocukluk döneminde yaşanan yalnızlığın kalıcı travması endişe, depresyon ya da kötü rüyalar aracılığıyla onları rahatsız edebilir.

 

ROL-BENLİK GELİŞİMİ

Aileniz çocukluğunuzda gerçek benliğinize yeterince karşılık vermezse bağlantı kurmak için ne yapmanız gerektiğini bulmaya çalışırsınız. Olduğunuz gibi olmak yerine bilinçsiz olarak bir rol-benlik (sahte-benlik) geliştirirsiniz. Aslında bu durum size aile sisteminde güvenli bir yerinizin olmasını sağlar. Bu rol-benlik yavaş yavaş gerçek benliğin doğal ifadesinin yerini alır. Rol-benlik iki farklı duruma evrilebilir:

  • «Ben o kadar fedakar biri olacağım ki herkes beni sevecek, takdir edecek.»
  • «Öyle ya da böyle (iyi veya kötü) insanların beni fark etmesini sağlayacağım.»

 

OLGUNLAŞMAMIŞ EBEVEYNLE BAŞ ETME YOLU

Çocuklar duygusal yoksunlukla başa çıkmak için iki yola sahiptirler: İçselleştirmek veya Dışsallaştırmak.

İÇSELLEŞTİRİCİLER

  • Zihinsel olarak aktiftir, bir şeyler öğrenmeyi sever
  • Hassas bir yapıları vardır ve hayata dair sebep sonuç ilişkisini anlamaya çalışırlar.
  • Daha fazla çalıştıklarında daha iyisini yapacaklarına inanırlar.
  • Problemleri kendi başlarına çözmek için içgüdüsel olarak sorumluluk alır
  • Endişe duymalarının başlıca sebebi başkalarını kızdırdıklarında kendilerini suçlu hissetmeleri ve sahtekar olarak görünmekten korkmalarıdır.
  • Bir ilişkideki en büyük kayıpları fazlasıyla fedakar olmalarıdır.
  • Bağ kurmanın bedeli başkalarını hayatlarındaki ilk sıraya koymak ve onlara çok önemlilermiş gibi davranmak olduğuna inanır.
  • Yardım isterken (terapi dahil) kendilerini mahcup hissederler, bunu hak etmediklerini düşünürler.
  • Sorunlarını kendi başlarına çözmeye çalışır, yardım istemeye utanırlar.
  • Kendilerini bir baş belası olarak hissetmekten nefret ederler. Bu durum onların kolaylıkla ihmal edilmelerine neden olur.
  • İçselleştiriciler fazlasıyla bağımsız olur:

«Kendi başıma halledemeyeceğim hiçbir şey yok, kimseye güvenmek istemiyorum. Kimsenin zorlandığını görmesine izin verme.»

Aile ortamı duygusal olarak tatsız olduğunda içselleştirici çocuklar karamsar aile ortamını mutlu bir hale getirmek için neşeli bir role bürünebilir. Hatta öyle ki bu iş ebeveynine ebeveynlik yapmaya kadar gidebilir.

İçselleştiriciler bilinçaltında bir kişinin kendini ihmal etmesinin iyi bir insan olduğunu gösterdiğine inanabilir. Fedakarlıkta bulunmanın en değerli ülkü olduğu öğretildiğinden yetişkinlikle bu çocuklar kendi ihtiyaçları ve başkalarının ihtiyaçları arasında sağlıklı bir duygusal dengeyi nasıl kuracağını bilemezler.

İyileştirici fanteziler kurarlar, değişimi istemeyen insanları değiştirmeye çalışabilirler. Kurtarıcı rol benliğini üstlenmeye meyillidirler.

DIŞSALLAŞTIRICILAR

  • Tepkisel davranırlar ve endişelerini hemen bastırmak için düşünmeden hareket ederler.
  • Kendi içlerine pek dönmediklerinden kendi eylemlerinden ziyade başkalarını ve koşulları suçlama eğilimi gösterirler.
  • Hayatı deneme yanılma süreci olarak görürler ama genellikle hatalarından ders çıkarmaz
  • Mutlu olmak için dış dünyada bir şeylerin değişmesi gerektiği düşüncesine sıkıca bağlıdırlar.
  • Kendi benlikleri ile ilgili ya çok düşük özgüvene sahip olurlar ya da şişirilmiş bir kendini beğenmişlik hali yaşarlar.
  • Bağımlı ilişkiler, madde bağımlılığı veya hemen memnuniyet hissi sağlayan farklı şeylere bel bağlar
  • Endişe duymalarındaki asıl neden güven duydukları dışsal kaynakların kesilecek olmasıdır.
  • Yaşadıkları en büyük sorun dürtüsel davranan insanların cazibesine kapılmaları ve destek için başkalarına bağımlı hale gelmeleridir.

Baş etme yollarından hangisinin daha kötü olduğunu ayırt etmek zordur.

  • İçselleştiriciler hep acı çekerler ve sürekli kendilerini suçlama eğilimindedirler.
  • Dışsallaştırıcılar ise genellikle başkalarını kızdıran veya çileden çıkaran davranışlar sergilerler, kendilerine yardım edebilecek birini bulana kadar rahatsızlık vermeye devam ederler.

«Duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveynler dışsallaştırıcıdır.»

Ilımlı dışsallaştırıcılar yaşları ilerledikçe gelişime açık olabilir ve kendi içlerine dönmeye başlayabilir. Doğru koşullar altında her bir stil faydalı olabilir. Buradaki ana problem her iki durumdan birine aşırı saplanınca ortaya çıkmaktadır.

 

ÖZ-BENLİK

 Öz benlik, gerçek benlik, doğru benlik, temel benlik vb. pek çok isimle anılabilir.

Bir insanın varlığının merkezinde gerçeği söyleyen bilinç olarak ifade edilebilir. İçselleştiriciler öz benliklerini susturup yerine bir rol-benlik biçerek ebeveynin sevgisini kazanmak için bir yol bulduğunu düşünür.

 

«UYANMAK İÇİN YIKILMAK GEREKİR»

İnsanlar rol benlikleri ve iyileştirici fantezileri faydadan çok zarar verdiğinde yıkılmaya başlar. Çöküşe geçtiğimizde buna neyin sebep olduğunu sormamız gerekir. İlk başta çoğu insan bu duruma kendi benliğinin neden olduğunu düşünür. Ancak aslında duygusal gerçekleri inkar etme çabası bu çöküşe neden olur.

Bazı insanların kişilikleri bu duygusal çalkantıdan sonra gelişirken bazılarının önceki halinden de daha geriye gittiği fark edilmiştir. Özellikle olumsuz duyguların sebep olduğu huzursuzluk, hırslı insanları çözüm bulmak için motive eder.

«Açık olmayı sağlayan şey duygularınızı başkasına söylemek değildir, gerçekten ne hissettiğinizi bilmektir.»

«Asla vazgeçme!»

«Elinden gelenin en iyisini yap!»

«Tüm yolları dene!»

gibi söylemler motivasyonu çok yüksek bir insan için zihnin zehiri olabilir.

Her zaman elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak gereksiz bir yorgunluktur. Mantıklı olan elinden gelenin en iyisini ne zaman yapıp ne zaman yapmayacağını bilmektir.

Ebeveyninin zayıf yanlarını görmek bir çocuk için utanç verici hatta korkunçtur.

Uyanılması en zor fantezilerden biri ebeveynlerimizin bizden daha akıllı ve daha çok bildiği inancıdır.

DUYGUSAL OLARAK OLGUNLAŞMAMIŞ EBEVEYN AĞINDAN NASIL KURTULUNUR?

  • Tüm anne babalar çocuklarını sever.
  • Ailen güvenebileceğin tek varlığındır.
  • Ailen her zaman senin için oradadır.
  • Ailen senden daha fazlasını bilir.
  • Ailen ne yaparsa yapsın senin iyiliğin için yapar.
  • Ailen ne olursa olsun seni sevecektir.

Eğer ebeveyninizden biri duygusal olarak olgunlaşmamışsa yukarıda bahsedilen ifadelerin çoğu doğru olmayabilir. Öncelikle bunun farkına vararak çözüm için ilerlememiz gerekir.

Olgunlaşmamış ebeveynlerin çocuklarındaki genel fantezi ebeveynin kalbinin değişeceği ve sonunda ilgi gösterip onları seveceği yanılgısıdır.

Bu yanılgıdan kurtulup beklentileri değiştirerek duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveynle nasıl başa çıkacağımızı öğrenebiliriz. Burada üç yaklaşım önemlidir:

1) Mesafeli gözlem

2) Olgunluk farkındalığı

3) Eski rol-benliğinden uzak durmak

Duygusal özgürlüğünüzü kazanmanın ilk adımı ebeveyninizin duygusal yönden olgunlaşıp olgunlaşmadığını iyi değerlendirmektir. Rol-benliğinizden sıyrılıp gerçek benliğinize döndüğünüzde ailenizin sevgisini kazanamayabilirsiniz ama kendinizi kurtarabilirsiniz.

MESAFELİ GÖZLEM VE GÖZLEMSEL OLMAK

Gerçek iletişim ve yakınlık, bahsi geçen olgunlaşmamış ebeveyn ailelerinde yoktur. Bu tür ailelerde bağımlılık ve rol yapmak aileyi bir arada tutmak için değerli görülür. Kimsenin gerçek benliği asla bilinmez. Bu tür bağımlı ailelerde biriyle sorun yaşıyorsanız o kişiyle konuşmak yerine başka bir kişiyle konuşursunuz.

İnsanlar mesafeli bir biçimde gözlem yapmaya devam ettikçe diğer insanların davranışlarından incinmez ve duygusal tuzaklarına düşmezler.

Duygusal olarak olgunlaşmamış insanlarla iletişim kurarken duygusal tepkiler vermek yerine sakin kalır ve belirli bir perspektiften bakarsanız kendinizi daha kontrollü hissedebilirsiniz (yavaşça nefesinizi sayabilir, huzur verici herhangi bir şeyi o an için hayal edebilirsiniz).

Eğer olgunlaşmamış ebeveyni gözlemlerken üzüntü hissediyorsanız bu durum iyileştirici fantezilerinizin hala aktif olduğunu gösterir.

Mesafeli gözlem ve gözlemsel olmayı kavradıktan sonra uygulama kısmında eğer hala olgunlaşmamış ebeveyn sizinle kendi istediği türden bir iletişim kuruyorsa aranıza mesafe koymak için bir bahane bulabilirsiniz. Gözlemsel olmak fark ettiğiniz gibi pasif değil aksine oldukça aktif bir süreçtir. Duygusal bağımlılıktan uzak durmanın asil bir yoludur.

OLGUNLAŞMA FARKINDALIĞI

Bu farkındalık diğer insanların olgunluklarını hesaba katarak acı verici ilişkilerden kurtulup duygusal özgürlüğe ulaşmanızı sağlayacaktır.  Duygusal açıdan olgunlaşmadığına karar verdiğiniz biriyle iletişim kurmanın üç yolu bulunmaktadır;

1) İfade etmek ve akışına bırakmak: Karşınızdaki kişinin sizi duymasını ya da değişmesini beklemeyin. Önemli olan kendi duygu ve düşüncelerinizi sakin ve net bir şekilde ifade etmiş olmanızdır. Açık ve samimi bir ilişki kurduğunuz için kendinizi rahat hissetmeniz başarılabilir bir amaçtır.

2) İlişkiye değil sonuca odaklanmak: Bu etkileşimde diğer kişiden ne beklediğinizi kendinize sorun. Dinlemesini mi, anlamasını mı, pişman olmasını mı, özür dilemesini mi; neyi bekliyorsunuz? İlişkiye değil sonuca odaklanın, ilişkiye odaklanmak duygusal anlamda etkileşim kurmanıza neden olur ve olgunlaşmamış bireylerin sizi kontrol etmesi ve bastırmasıyla sonuçlanır.

3) İlgilenmek yerine yönetmek: Duygusal olarak olgunlaşmamış insanların başkalarının ısrarlarına karşı koyma gibi bir stratejileri yoktur. Aynı soruyu sormaya devam ederseniz saptırma ya da kaçınma girişimleri eninde sonunda boşa çıkacaktır.

ÜÇ CÜMLE ASLA UNUTULMAMALI

  • Anne babanıza size verdikleri her şey için saygı duyabilirsiniz ama insanların zayıf yönleri yokmuş gibi davranmak zorunda değilsiniz.
  • İnsan olarak iyi olmanız bir ilişkiye ne kadar değer vereceğinize dayanmamaktadır ve insanlarla aranıza sınır koymak bencillik değil
  • Her ne kadar mükemmelliği bekleyen aşırı derecede eleştirel bir iç ses nedeniyle kendinizi reddetmeyi öğrenseniz de başkalarının tepkilerini önemsemeden gerçek benliğinizi, duygu ve düşüncelerinizi geri alabilirsiniz.

DUYGUSAL OLARAK OLGUN İNSANLAR NASIL TANIMLANIR?

  • Gerçekci ve güvenilir
  • Sorunları görürler ve aşırı tepkiler vermek yerine sadece sorunları gidermeye çalışır
  • Hem hisseder hem de düşünürler, bu sayede duygusal olarak üzgün olsalar bile mantıklı
  • Tutarlıdır, bu onları güvenebileceğiniz kişiler haline getirir.
  • Her şeyi kişisel algılamaz
  • Hem kendilerine hem de zayıf yönlerine gülmeyi bilir
  • Mükemmelliyetçi değil
  • Sizin bireyselliğinize saygı gösterirler.
  • Aldıklarından daha fazlasını vermeye istekli olurlar ama dengesizliğin süresiz devam etmesine de göz yummaz
  • Size katılmayabilirler ancak sizin bakış açınızı anlamaya çalışır
  • Dürüsttür, özür diler ve gerekirse telafi eder.
  • Fark edildiğinizi size hissettirir
  • Onların etrafında olmak keyif verir.

Bir söz ile yazımı sonlandırmak istiyorum, umarım okurken içinizde yol açtığı “acaba” duygusu sizlere ışık olmuştur;

 «Işık böyle bir şeydir, sadece görmek istediklerinizi değil her şeyi aydınlatır.»

İLERİ OKUMALAR VE KAYNAKÇA

  • Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin Çocukları / Yazar: Lindsay C. Gibson, Çevirmen: Dilek Boyraz, Yayınevi: Sola Unitas
  • Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Açtığı Yaraları İyileştirmek / Yazar: Lindsay C. Gibson, Çevirmen: Dilek Boyraz, Yayınevi: Sola Unitas
  • Çocuklukta İhmalin İzi: Boşluk Hissi / Yazar: Jonice Webb, Çevirmen: Gülsün Arıkan, Yayınevi: Sola Unitas
  • Çocuklukta İhmalin İzi: Çözümler / Yazar: Jonice Webb, Çevirmen: Gülsün Arıkan, Yayınevi: Sola Unitas
  • Seninle Başlamadı / Yazar: Mark Wolynn, Çevirmen: Mine Madenoğlu, Yayınevi: Sola Unitas

 

İNT. DR. İLAYDA ÖZDEN

 

E-bültenimize kaydolabilirsiniz
E-bültenimize kaydolabilirsiniz
En yeni bildirimlerimizden haberdar olmak için e-bültenimize kaydolun
İstediğiniz bir zamanda üyeliğinizi iptal edebilirsiniz
Yazarın Diğer Yazıları