Rus Avangardları İstanbul’da…

Günümüze kadar çok sayıda önemli sergiye ev sahipliği yapan Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) bugünlerde ilginç bir koleksiyona da ev sahipliği yapıyor; sanat ve tasarımda geleceği düşleyen Rus Avangardlarının günümüze kadar ulaşabilen eserlerine… 1900’lü yıllarda Rusya’da yeşeren avangard akım 1917 Büyük Ekim Devriminin sağladığı özgürlük ortamından da güç alarak 1934’e kadar; bazı sanat tarihçilerine göre ise 1930’da Devlet Tretyakov Galerisindeki ‘Avangard Sanat Daimi Sergisi’ kapatılıncaya kadar; etkisini sürdürmüş bir sanat akımı; bu önemli coğrafyada…

Rusya’da yeşeren avangard akım sadece Rusya ile sınırlı kalmamış; sonra tüm dünyayı etkilemiş… Birçok ressam, şair, yazar, tiyatro sanatçısı özellikle Sovyetler Birliğindeki 1930’lardan sonra sanatlarını sürdürme olanakları kalmayınca ya başka ülkelere göç etmişler ya da eserleri ile birçok ülkeye yayılmış…

Sergiyi oluşturan eserlerin çok büyük bölümü günümüzde Selanik Çağdaş Sanat Müzesinde bulunan George Costakis Koleksiyonundan… Costakis 1930’lu yıllardan itibaren Moskova’da yaşayan ve Yunan Büyükelçiliğinde çalışan bir isim… II. Dünya Savaşı döneminde ise Yunan Büyükelçiliğinin kapanması üzerine Kanada Büyükelçiliğine geçmiş…  Şoför olan ve Moskova’yı çok iyi tanıyan Costakis diplomatlara özellikle antika alışverişleri için yardım edermiş… İşte bu aşamada hiçbir sanat eğitimi olmamasına karşın o dönem baskılanan ve dağıtılan avangard sanatçılarının resimlerinden etkilenmiş Costakis ve bu resimleri toplamaya başlamış… Kısa bir süre sonra Moskova’daki küçük dairesinin duvarları yerden tavana kadar avangard sanatçıların 1900’lerden 1930’lara kadar ürettikleri resimlerle dolmuş… Bir süre sonra bu eserleri Yunanistan’a taşımış… Ölümünden sonra ise 1990’lı yıllarda Yunan hükümeti tarafından tüm bu eserler satın alınarak;  Selanik Çağdaş Sanat Müzesi’nde sergilenmeye başlamış… Eserlerin bir bölümü de ‘Tüm Rusya Dekoratif Sanatlar Müzesinde’ korunuyor bugün…

Sergi, 1900’lerin başından itibaren yaşamı değiştirecek bir güç olarak sanatı öne süren Rus avangard sanatçılarının bu dönemde gerçekleştirdiği çalışmalarının yanı sıra 1917 Büyük Ekim Devrimi’nin onlara sağladığı yenilikçi ve özgür ortamda, o dönem yeni yönetiminde desteğiyle yaşama geçirdikleri toplumsal tasarılarını ve düşledikleri müthiş geleceği tüm boyutları ile gözler önüne seriyor.  XX. yüzyılın başında yaşanan toplumsal ve teknolojik gelişmelerin etkisi ve coşkusu ile dünyanın da sınırlarını aşarak düşlerini uzaya taşıyan Rus avangard sanatçıların ilerleme ve teknolojiye duydukları inanç, uzaya duydukları merak (sergide bu konuda ayrı bir salon var) sergide yer alan resimden afişlere, kitap kapaklarına, tabaklara ve tiyatro oyunlarına kadar geniş bir yelpazeye yayılan eserlerinden kolayca anlaşılabiliyor.

Serginin girişinde 1870’lerden başlayan ve 1940’larakadar süren ve XX. yüzyılın en çalkantılı dönemine ait bir Avrupa kronolojisi karşılaşılıyor sizi… Bazı noktalar eksik, bazı noktalarda hatalı ama sıkılmadan okunuyor kronoloji… Geri bırakılmış Çarlık Rusya’sında filizlenen avangard akımların nasıl zor koşullarda geliştiğini gidilen yolun aslında ne kadar engebeli ve zor olduğunu daha kronolojiyi okurken fark ediyorsunuz… XX. yüzyılın başında Rusya’da; bir tarafta Romanov hanedanı ve onun çevresinde çöreklenmiş ‘aristokrat’ kitlesi büyük zenginlik içinde yaşarken diğer tarafta geri bırakılmış; okuma-yazma bile öğretilmeyen yüzyıllar boyu sömürülmüş; topraksız Rus köylüsünün açlıkla boğuştuğu bir ortamda gelişmiş avangard akımlar… Çar’ın gücünü koruyabilmek için bulduğu tek çözüm ise Rusya’yı önce Japonya ile savaşa; daha sonra da I. Dünya Savaşına sürükleyip; ‘milliyetçi akımları’  destelemek olmuş. İşte bu dönemde Çar ve çevresi tarafından yapılan tüm baskılara ve sanatın ‘milliyetçi’ kalıplara kapatılması girişimlerine karşılık 1910’da bir grup Rus sanatçı başlatmış avangard akımları… Sanatlarında düşlemişler özgür, teknolojik olarak daha gelişmiş, daha eşitlikçi ve paylaşımcısı bir geleceği… Sanatın her alanına taşımışlar bu rüyalarını; resime, tiyatroya, edebiyata…

Lubok Baskılar

Kronolojik bilgilerin verildiği; salonu geçtiğiniz zaman karşınıza eski bir Rus sanatı ve onun avangard yansımaları çıkıyor; lubok baskılar…  Salondaki bence en önemli eser ise Mayakovsky’nin baskıları… Lubok baskı çok eski bir Rus sanatı; tarihi XVI. yüzyıla dayanıyor. Geleneksel bir ağaç baskı çalışması olan lubki okuma-yazması olmayan Rus köylüsünün eğitimi için kullanılmış uzun yıllar… Altlarında küçük bir metin de yer almasına karşın öncelikle mesaj resimle verilmeye çalışılıyor; bu tip baskılarda… Yüzyıllar boyu kullanılan bu basit ve perspektifsiz baskılar 1910’lu yıllarda avangard sanatçılara da ilginç gelmiş. Mayakovsky’nin yanı sıra Kazemir Malevich, Aristarkh Lentulov gibi sanatçılarda lubki ile uğraşmış… Bu salonda benim için sürpriz olan ise Mayakovsky’nin lubkolarıydı…  Bu büyük şairin tiyatro ve düz yazı ile de uğraştığını biliyordum ama lubki yaptığını bilmiyordum açıkçası…

Kübo-fütürizm

İtalyan fütürizmi ve Fransız kübiziminden de etkilenen şair ve ressamlar Rusya’da kübo-fütürizm akımının temellerini atmışlar; akımın isim babası ise Kornei Chukovsky… 1917 Büyük Ekim Devriminden sonraki özgürlük ortamında iyice gelişen akım önemli sanatçıları etkilemiş ve önemli eserlerin ortaya çıkmasına neden olmuş. Aslında sergiyi gezinceye kadar pek farkında değildim; Rusya’daki kübizmin… Mayakovsky’nin Nazım Hikmet’i etkisi altına alan fütürizmini; Hylaea grubunu ve onun doyumsuz şiirlerini biliyordum ama bu sergide karşılaştığım ve 1912-1930 arasına tarihlenmiş kübik tablolar beni şaşırttı açıkçası… Birçokları gibi bende kübizm akımının XX. yüzyılın başında ama Fransa’da ortaya çıktığını; sadece İtalya ve İspanya’ya yayıldığını sanıyordum. Oysa Rusya’da 1912’den itibaren resimde ve şiirde büyük adımlar atmışlar; kübo-fütürist Rus Avangardları; 1930’lu yıllara kadar…

Meyerhold’un tiyatrosu

Mayakovsky bir şiirinde ‘tiyatro yansıtan bir ayna değil; büyüteçtir’ diyor; tiyatronun toplum üzerindeki ‘dönüştürücü’ etkisine dikkat çekmek için… 1917 Büyük Ekim Devriminden sonra devlet devrimin düşüncelerini, hedeflerini yaymak, o dönemde okur-yazarlık oranı çok düşük olan Sovyet toplumunu eğitmek, toplumdaki kamu bilincini harekete geçirmek ve daha paylaşımcı bir toplum yaratmak için tiyatroyu etkin olarak kullanmaya başlamış. Böylece Büyük Ekim Devriminden sonra o döneme kadar toplumdan kopuk gelişen burjuva tiyatrosunu ret eden avangard tiyatro doğmuş… Bu dönemin en önemli ismi ise Vsevolod Meyerhold…  Meyerhold daha önceki tiyatrolarda görülen gerçeğe uygun dekor ve rol anlayışını tamamen eline tersi ile itip; kendine has bir tiyatro anlayışı geliştirmiş… Ona göre tiyatro; her yere girmelidir; fabrikada, tarlada, köyde her yerde tiyatro yapılabilmelidir. Saf ve net bir estetikle tiyatro yaşamın her alanına nüfus edebilmelidir… Bu amaca ulaşmak için radikal değişiklikler yapmış; Meyerhold; sahne tasarımından kostümlere ve oyunculuk anlayışına kadar… Meyerhold tarafından bu amaçla sahneye konan en önemli oyunlardan biri ise 1922’de sahnelenen ‘Yüce Gönüllü Aldatılan Koca’… SSM deki ‘Rus Avangardı’ sergisinde canlandırılıyor; Meyerhold ile özdeşleşmiş ünlü oyunun sahne dekorları ve kostümleri… Sadece dekor ve kostümlerde canlandırılmakla kalmıyor; oyuncuların performanslarının da video-canlandırması yapılıyor sergide… Belçikalı bir yazara ait olan ve genç bir adamın eşi tarafından aldatılma korkusunu anlatan komedide birçok sanat eleştirmenine göre aslında Meyerhold Rus fütürizminin enerjisini sahneye yansıtmıştı. Sahne, dekorlar, sanatçılar aslında izleyenlere hiç yabancı değildir; onların günlük yaşamından çıkmış gibidirler ve bunlar oluşturularak oyun tarlada, fabrikada veya başka bir ortamda rahatça sahnelenebilmektedir. Artık devrimden önce sadece aristokratlara has bir sanat alanı olarak görülen tiyatro devrimle beraber halkın olmuştur. Bu arada Meyerhold’un tiyatrosunda dekorların çoğu makine ve mekanik üzerinedir. Oyuncular ise genelde kuklavari hareketlerle rollerini canlandırmaktadır. 1921’de Moskova’ya ulaşan Nazım Hikmet sadece Mayakovsky’nin şiirlerinden etkilenmekle kalmamış;  Meyerhold’un bu yeni tiyatro anlayışından da derinden etkilenmiş.

Üretimde Sanat

Avangart akımın içinde edebiyatçılar, ressamlar, heykeltıraşlar, tiyatrocular gibi birçok grup varmış; Rusya’da… Bunların biri de kendilerini ‘konstrüktüvistler’ diye nitelendiren grup… Basitleştirirsek konstrüktivizm herkesin gündelik yaşamda kullanılanabildiği nesnelerin sanat anlayışı ile birleştirilerek kitlesel üretime uygulanmasını savunan bir akım… Aslında bu yaklaşım bugün yaşamımızın her köşesine giren çağdaş tasarımın temellerini de attı. Özellikle bu akımın en önemli temsilcilerinden olan 1924’de genç yaşta yaşamını yitiren Popava’nın kumaş deseni ve kitap kapağı olarak yarattığı tasarımları görmenizi öneririm. Özellikle bazı kumaş desenlerinin Nazilli Basma Fabrikasının üretimleri nedeni ile size hiç yabancı gelmeyeceğini söyleyebilirim. Yine Popava tarafından yaratılmış dergi kapaklarını da serginin bu bölümünde görebilirsiniz. Ama beni asıl etkileyenler ise; tabak, tepsi, çay-kahve takımları ve bir satranç takımının sergilendiği salondu. Suetin tarafından 1923’de yaratılan kahvedan ile fincanları ve tabakları gerçekten fütürist çizginler taşıyordu.

Kosmostan Analitik Sanata

Avangardlar daha 1920’li yıllarda uzayı, uzay yolculuğunu ve evrende yeni dünyalar bulmayı da düşlemişler. Ayrı bir salonda sergileniyor; Rus avangartlarının uzay ile ilgili hayalleri… Avangard sanatçıların füturist yaklaşımında onlar için havacılar o günün kahramanlarıydı. Bu düşüncelerle yaptıkları çizimler dolduruyor; ‘kozmizm ve elektro-organizm salonunu… Hatta bu salonun ve avangartların izlerini ayağınız Moskova’ya düşerse metroda Mayakovsky anısına yapılan Mayakovskaya istasyonunda da görebilirsiniz. Mayakovsky’nin 1930’daki intiharından sonra 1935’li yıllarda büyük şairin anısına yapılan bu istasyon 1932’lerde o dönemki yönetimin müdahalesi ile son bulan avangard akımın ve Mayakovsky’nin futurist yaklaşımını günümüzde bile çok etkileyici olarak ortaya koyuyor.

Analitik Akım

1934’lere kadar çalışmalarını sürdürebilmiş diğer bir avangarda akım da Pavel Filonov’un temsil ettiği ‘analitik akım’… Aslında Filonov avangart akım içinde pek fazla öne çıkmayan ve birçok kişi ‘münzevi’ olarak tanımlanan; kendi sanat anlayışından da en küçük ödün vermeyen bir ressam… O resim anlayışına karşı yapılan tüm eleştirilere ve hatta 1910’da Moskova Güzel Sanatlar Akademisinden atılmasına karşın ayakta kalmayı başarmış. 1920’lerde ise füturist şairlerinde desteği ile ‘analitik sanat ustaları’ adlı bir kolektif kurup; 1934’lere kadar çalışmayı başarmıştı. Hayatta iken yaptığı resimler çok eleştirilmesine ve beğenilmemesine karşın Filonov çizgisinden hiç ödün vermedi…

Avangardların Sonu…

Pek çok tarihçiye ve sanat tarihçisine göre tamamı devrimci olan sanatçıların özellikle 1925’lerden sonra yönetim ve yönetimin sanat yaklaşımı ile git gide görüş ayrılıklarına düşmeleri sonlarını hazırlamış… Bu tarihten sonra avangard sanatçıların üretimleri yeteri kadar radikal ve ‘sosyalist gerçekçiliğe’ uygun görülmemeye başlanmış o dönemki yönetim tarafından… Başlangıçta eleştirilen ve biçimcilikle suçlanan avangard sanat akımı 1930’lara doğru neredeyse hainlik olarak nitelendirilmiş… 1930’da Tretyakov Galerisindeki ‘Avangard Sanat Daimi Sergisi’ kapatılmış; 1932’de ise daha da ağır bir karar gelmiş…  Avangard sanatçıların kurduğu bütün birlikler bir emirle kapatılmış; yenilerinin kurulması yasaklanmış… O dönemin Kültür Bakanı olan Andrei Zhdanov 1934’de ‘sosyalist gerçekçiliğin’ sanatsal yaratının tek yolu olduğunu ilan etmiş ve bu yaklaşım avangard akımların tamamen sonu olmuş. Bu yıldan sonra Mayakovsky’nin şiirleri dışında uzun yıllar boyunca da avangardlar hatırlanmamış…

Yaklaşan bu büyük fırtına çocukluk yıllarından beri devrim için çalışan Mayakovsky’i derinden etkilemiş. Yazar Osip Brik’in eşi Lili Brik ile fırtınalı bir aşk yaşayan; ayrıca 1928’de gittiği Paris’te de bir başka aşk yaşadığı iddia edilen fütürist şair; ‘Avangard Sanat Daimi Sergisi’ nin kapatıldığı yıl; 1930’da intihar etmiş. İntiharı yaşadığı kalp kırıklıklarına ve bir daha Paris’e gitmesine izin verilmemesine bağlanmış; resmi ağızlardan… Tiyatrodaki avangard akım diğer sanat dallarındaki avangard akımlarla birlikte Sovyetler Birliğindeki o dönem mevcut yönetimin etkisi ile 1930-32 arasında son bulmuş. Ünlü avangard yönetmen Meyerhold bu durumu pek kabullenememiş.  1939’da tutuklanmış Meyerhold; aynı yıl Moskova’daki evi basılarak eşi sanatçı Zinaida Raikh öldürülmüş. Meyerhold’a ne olduğu bir türlü anlaşılamadı; yakın yıllara kadar; sonra 1943’de öldüğü açıklandı… Ancak nasıl öldüğü hala bilinmiyor… Birçok avangard sanatçı ya Sovyetler Birliğinden ayrıldı; yada köşesine çekildi… Serginin üçüncü bölümündeki panolarda hüzünlü yaşam öyküleri yer alıyor çoğunun…

Nazım ise 1951’de geldiği Moskova’da etkilendiği iki sanatçı dostu; Mayakovsky’de Meyerhold’u bulamayınca büyük bir hüzüne kapılmış… Bu büyük üzüntüsünü de şiirlerine yansıtmış. Bugün iki büyük şair Nazım ve Mayakovsky Moskova’da Novodeviçi Mezarlığında birlikte sonsuz uykularındalar…

18 Ekimde açılan SSM’deki Rus Avangardları sergisi 1 Nisana kadar açık kalacak… Hala görmediyseniz; elinizi çabuk tutun; gezin; hem de bir defa değil birkaç defa…

Vladimir Mayakovsky; Unutkan Nikolai; Çar karşıtı afiş; 1917.
Vladimir Mayakovsky; Unutkan Nikolai; Çar karşıtı afiş; 1917.

.

 

Bir portre için desen eskizi; Popova; 1914.
Bir portre için desen eskizi; Popova; 1914.
Keman; Udaltsova; 1915
Keman; Udaltsova; 1915

 

Bilgi işi kolaylaştıracaktır; Vilde;1921
Bilgi işi kolaylaştıracaktır; Vilde;1921

 

SSM deki sergide Malevich’in el yazması çalışma notları da yer alıyor…
SSM deki sergide Malevich’in el yazması çalışma notları da yer alıyor…

 

Pavel Filonov; 1925-26; Baş
Pavel Filonov; 1925-26; Baş

 

 

E-bültenimize kaydolabilirsiniz
E-bültenimize kaydolabilirsiniz
En yeni bildirimlerimizden haberdar olmak için e-bültenimize kaydolun
İstediğiniz bir zamanda üyeliğinizi iptal edebilirsiniz
Yazarın Diğer Yazıları