Tıpta yapay zekânın kaçınılmazlığı

Savaş alanlarında, uzun deniz yolculuklarında ve uzayda hekim kontrolünde cerrahi işlemler yapabilecek robotlar çok uzakta değil

Tıpta yapay zekânın kaçınılmazlığı

Özdemir Aktan Prof.Dr.

Ameliyat olup olmayacağınıza, ameliyat sırasında nasıl bir işlem yapılması ve ameliyat sonrası nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine bir makine karar verebilir mi? Öncelikle artık hiçbir gelişmeye olmaz dememeyi öğrenmemiz gerek.

Daha önceki yazılarımdan birinde yapay zekânın, diğer alanlarda olduğu gibi, tıpta da nasıl kendine yer açmaya başladığından söz etmiştim. O yazıda yapay zekânın radyolojik bulguları belirlemede, kötü huylu deri tümörlerini saptamada deneyimli hekimlerden daha iyi performans gösterdiğini saptayan çalışmaların varlığını anlatmaya çalışmıştım.

Yapay zekâ özünde bir algoritmalar çalışması. Yüklenen veriler makinelere problem çözme, görüntü ve kelimeleri tanıma ve karar verme yeteneği kazandırabiliyor. Algoritma nedir diye merak edenler için söyleyeyim: Belli bir problemi çözmek veya belirli bir amaca ulaşmak için tasarlanan yol. Algoritmalar tıpta sıklıkla kullanılan araçlar. Belirli durumlarda hekimlere yol gösteren kılavuzlar olarak tariflenebilir.

Yapay zekâ cerrahların hayatına girecek mi sorusu henüz yanıt bulmadı. Ne olursa olsun yapay zekânın bir insan kontrolünde olması ve son kararları sorumlu hekimin vermesi gerektiği hep vurgulanıyor. Ama savaş alanlarında, uzun deniz yolculuklarında ve uzayda hekim kontrolünde cerrahi işlemler yapabilecek robotlar çok uzakta değil. İşte bu robotlara, eğer verilecekse, ne kadar otonomi verileceği tartışma konusu. Karar verme ve işlem yapma yetenekleri ile birlikte ortaya birçok etik ve yasal sorunlar çıkacaktır.

Yapay zekâ hasta bilgilerinin gizliliği ilkesine de ters düşüyor gibi. Yapay zekânın ilerlemesi, daha iyiye gidebilmesi için veriye gereksinim var. Şimdiki sistemlerde veriler önce üretici firmaya gidiyor ve nasıl davranılacağı bu firma yöneticilerince belirleniyor.

Ancak, yapay zekâ hastayla hiç ilgilenmiyor denilebilir: Hastanın veya ailesinin fikrini sormuyor, kültürel, dini, duygusal ve etik konularla ilgilenmiyor, sadece en iyi klinik değerlendirmeyi yapıyor.

Meme kanserleri için cerrahi seçenekler memenin tamamının veya sadece tümörlü alanın çıkartılması şeklinde. Memenin tamamen alınması daha garantili bir seçenek iken hasta olası risklere rağmen bir organını kaybetmek istemiyorsa bunu makine ile tartışması zor. Yapay zekâ muhtemelen böyle bir tartışmaya anlam veremeyecektir.

Biraz da olumlu tarafından bakalım: Bir cerrahın önünde üzerinde çalıştığı alanın üç boyutlu bir görüntüsüyle birlikte tüm anatomik detayların bulunması kötü mü olur? Bununla ilgili çalışmalar devam ediyor. Safra kesesi ameliyatlarında görüntüyü denetleyerek, emin ilerleme alanlarını belirleyip cerraha yol gösteren yapay zekâ çalışmaları ortaya çıkmaya başladı bile. Yapay zekâ ile birlikte cerrahi işlemlerin eğitimi de ayrı bir boyut kazandı.

Tüm bu gelişmeler hastaların yararına olacaksa, niye olmasın? Aşılması gereken bir diğer sorun da bu yeni teknolojilere sadece yüksek gelir düzeyindeki ülkelerde, yüksek gelir sahibi insanların ulaşabilmesi.

Kitaplarda ve filmlerde geleceğe yönelik hayallerin neredeyse hepsinin gerçekleştiğini görüyoruz. Jules Verne’in kitapları artık çok basit kaldı. James Bond’un ilk filminde Sean Connery kolundaki saatle konuşup arabasına direktifler verdiğinde çok şaşırmıştık. Beyindeki pıhtıyı yok etmek için sağlıkçıları ve bir denizaltıyı küçülterek damara enjekte etme fikri olağanüstü gelmişti (Fantastic Voyage, 1966). Her gelişme hayal edilerek başlıyor ve neler olacağını şimdiden tahmin etmek zor.

yapay-zeka

 

Alıntı: https://t24.com.tr/yazarlar/ozdemir-aktan/tipta-yapay-zekanin-kacinilmazligi,36053

E-BÜLTENİMİZE KAYDOLUN
E-BÜLTENİMİZE KAYDOLUN
En yeni bildirimlerimizden haberdar olmak için e-bültenimize kaydolun
İstediğiniz bir zamanda üyeliğinizi iptal edebilirsiniz
Yazarın Diğer Yazıları