Dünyanin İlk Standartlar Ve Tüketici Haklarini Koruma Kanunu

Dünyanin İlk Standartlar Ve Tüketici Haklarını Koruma Kanunu; Kanunname-i İhtisab-ı Bursa  (Bursa Belediye Kanunu)

Dünya tüketici hakları ve gıda standartlarını en çok son yüzyıldır dert edinmişken, dünyanın ilk tüketici hakları ve gıdalar ile ilgili kuralların belirlendiği kanunun Bursa’da uygulanması çok ilginç bir durum…

Dünyanın ilk standartlar ve tüketici haklarını koruma kanunu…
KANUNNAME-İ İHTİSAB-I BURSA

Dr. Ceyhun İRGİL

16. yüzyılda bu ölçekte ve detayda bir gıda standartları hazırlanması ve tüketici haklarının gözetilmesi dünyanın bu karanlık dönemleri açısından çok önemli bir gelişmedir.

Bursa kentinde ihtisab işlerinin (belediye hizmetlerinin) belirli bir standarda kavuşturulması amacıyla 1502 yılında Padişah 2.Bayezit tarafından yayımlanmış yasa kitabıdır. Aslı Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunan bu
kanunname, Türkiye ölçeğinde bir bakıma günümüze değin ulaşmış “ilk belediye yasası” olarak kabul edilmekledir. Giriş bölümünden, daha önceden konulmuş olan kanunların işlerliğinin kalmadığı anlaşılmaktadır. Bu kanunname ile kentin (Bursa’nın) yerel özelliklerine ve ürün çeşitlerine göre, alışverişlerde uygulanacak standart kurallar getirilmektedir.

2. Bâyezid devrine ait en mühim kanunlardan birisi şüphesiz ki, Bursa, İstanbul ve Edirne İhtisâb Kanunnâmeleridir. Bu kanunnâme, dünyanın en mükemmel ve en geniş belediye kanunu olmakla kalmamakta, aynı zamanda dünyada ilk tüketici haklarını koruyan kanun, ilk gıda maddeleri nizâmnâmesi, ilk standartlar kanunu, ilk çevre nizâmnâmesi ve kısaca asrına göre çok hârika bir hukuk kodudur. Bu kanun, hem Osmanlı örf âdetlerini ve hem de İslâm hukukunu çok iyi bilen Mevlânâ Yaraluca Muhyiddin tarafından hazırlanmıştır. Hazırlanış tarihi 1502 ila 1507 tarihleri arasındadır.

“Kanunname-i İhtisab-ı Bursa” sayesinde neredeyse bütün tarım ve hayvan ürünleri ile mevcut sanayi mamülleri gerek vasıf, gerek fiyat yönlerinden standart sayılabilecek esaslara bağlanmış ve özel bir teşkilatla bunlar daimi bir denetim altında tutulmuştur. Standard esasları ve narhların (uyulması zorunlu satış fiyatı) tespitinde üreticilerin, bilirkişilerin, halkın ve diğer ilgililerin fikirleri alınıp yazılı belge haline getirilmiştir.

Fermanın giriş bölümünden anlaşılacağı üzere söz konusu dönemde daha önceden konulmuş olan kanunların işlerliğinin kalmadığı ve stokçuluk, görevlilerde ve yetkililerde rüşvet alma alışkanlığı, iltimas, göz yumma, adam kayırma gibi sorunlar söz konusuydu. Yapılan incelemelerde satılan malların özelliklerini değiştirme, hileli ve eksik mal satma, eksik tartı ve ayarlamalar, bozuk ve süresi geçmiş malların satılması açıkça gözlenmektedir. Bu kanunda her alanda alınan, satılan ve işlenen çeşitli kumaşların, giyeceklerin, yiyeceklerin ambalajlama, kalite gibi esasları ile narh ve ceza hükümlerine yer verilmiştir. Örneğin; ekmek sözkonusu edilirken sadece fiyat ve ağırlığı üzerinde durulmayarak, ne kadar buğdaydan ne miktar un elde edileceği, fırınların bulundurmak zorunda olduğu stok miktarı, ekmeğin çiğ ve eksik ağırlıkta çıkması halinde fırıncılara uygulanacak cezalar da bu kanunnamede belirtilmiştir.

Giyecek maddeleri ve dayanıklı tüketim maddeleri hakkında da ayrı bölümler açılmış hatta ayakkabı gibi bazı malların dayanıklılık süresi; kumaş, hasır gibi mallarda en ve boy ölçüleri belirtilmiş yani tam bir standardizasyona gidilmiştir.
Osmanlıda çırakların hem eğitimleri hem de yaptıkları işin kontrolü ustalarının sorumluluğunda olup, ürün kalitesini güvence altına almaları bugünkü kalite anlayışının temellerini oluşturmakta idi.

İslam’ın ilk yıllarından beri var olan “İhtisab Müessesesi”; malların, kalite standartlarının altına düşürülmemesi, ucuz ve hijyen şartlarına uygun olarak tüketiciye ulaştırılması ve esnaf kontrolü gibi pek çok konuda müşteri memnuniyeti için çalışmaktaydı.

BURSA BELEDİYE KANUNU’NDAN BAZI MADDELER

  • 100 maddeden oluşan kanunun içeriği çok geniş ve detaylıdır. Hatta o kadar detay ve incelikli kalem alınmıştır ki, bu nedenle dünyada örneği yok denebilir. O yıllarda böylesi ince ve detaylı bir standartlar silsilesi bu belgeyi benzersiz kılmaktadır. Bazı özetlenmiş maddeler şöyledir;
  • Ve mahkeme kararıyla yiyecek ve içecek ve giyecek ve hubûbât ki; çarşıda ve pazarda vardır, gözedilüb her meslek sahibi teftiş oluna. Eğer terâzûda ve kilede ve arşunda eksük bulunursa, muhtesib (belediye başkanı) haklarından gele.
  • Etmekçiler, standart olarak alınan ekmeği narh üzere pâk işleyeler, eksik ve çiğ olmaya. Etmek içinde kara bulunursa ve çiğ olursa, tabanına let uralar; eksük olursa tahta külâh uralar veyahud para cezası alalar.
    Ve her etmekçinin elinde iki aylık, en az bir aylık un buluna. Tâ ki, aniden bazara un gelmeyüb Müslümanlara darlık göstermeyeler. Eğer muhâlefet edecek olurlarsa, cezalandırıla.
  • Eyle olıcak ekmek gâyet eyü ve arı olmak gerekdir.
    – Aşcılar bişürdükleri aşı pâk bişüreler ve çanakların pâk su ile yuyalar ve tezgâhlarında kâfir olmaya. Ve iç yağiyle nesne bişürmeyeler. Ve bir akçelik eti her ne narh üzerine alurlar ise beş pare olur. Bir akçelik aş alanın aşına bir pâre koyalar. İki pulluk dahi etmek vereler. Bir akçelikden artuk alsalar ya eksük alsalar, bu hisâb üzerine
    vereler. Cemî‘ Edirne’nin aşcıları ittifakiyle teftiş olundı.
  • Ve kile ve arşun ve dirhem gözlenile; eksüği bulunanın hakkından geleler.
    Un kapanında olan kapan taşlarını, mahkeme kararıyla muhtesib (belediye başkanı) dâim görüb gözede. Tâ ki, hile ve telbîs olub un alan ve satan kimesnelere zarar ve ziyân olmaya.
  • Ve hamallar na‘lsuz at istihdâm etmeyüb ve dağ yükünün iki yükünden ziyâde götürmeye.
  • Ve ayağı yaramaz bârgiri işletmeyeler. Ve at ve katır ve eşek ayağını gözedeler ve semerin göreler. Ve ağır yük
    urmayalar; zira dilsüz canavardır.
    Her kangısında eksük bulunursa, sâhibine tamam etdüre. Eslemeyeni gereği gibi hakkından gele. Ve hammâllar ağır yük urmayalar, ma’kul üzerine ola
    – Ve sirke ve yoğurda su koymayalar. Su katılmış olub bulunursa, teşhir edeler veyahud tahta külâh uralar, gezdireler.
  • Kuyumcular, sâde işi dirhemine bir akçe; minekârî işde dirhemine iki akçe ve altun sâde ise miskâline üç akçe; müşebbek işde miskâline beş akçe ve gümüş düğmeler iriyi ve hurdayı gâyet eyü hâlis işleyeler, bakır koyub işlemeyeler. İşleyenin muhtesib (belediye başkanı) gereği gibi haklarından gele.
  • Ve boyacıları dahi gözedeler, kalb boyamayalar; boyarlarsa gereği gibi hakkından geleler.
  • Ve iplikçilerin ipliği tire ipliğine berâber ola. Ve astar ki, şehirde işlene, sekiz arşun ola, eksük olmaya. Olursa hakkından geleler.
    Hammâmcılar, hâmmâmları gözedeler, yunmuş ola, ıssı ve sovuk su ile ârâste ve dellâkleri cest ve çâlâk ola. Usturası keskin ola. Şöyle ki, usturası altında kimesne zahmet çekmeye ve nâzır olan fotaları pâk duta; Müslümana verdüği fotayı kâfire vermeye.
  • Ve dahi hekîmlere ve attârlara ve cerrâhlara, muhtesib (belediye başkanı)in hükmi vardır; görse ve gözetse gerekdir.
  • Bakkallar ve attârlar ve bezzâzlar ve takyeciler, onun on bire satalar, ziyâdeye satmayalar.
    Ziyâdeye satarlarsa, muhtesib (belediye başkanı) dutub te’dîb ede. Ammâ bu bâbda ve gayride mahkeme kararı bile ola.
    – Berber gözlene; kâfir başın tıraş etdükleri ustura ile Müslüman başın tıraş etmeyeler. Kâfir yüzin sildikleri fota ile Müslüman yüzin silmeyeler. Usturaları keskün ola.
  • Tabibler dahi gözlene; bîmârhâne (hastahane) tabiblerine göstereler, imtihân edeler, kabul etmedikleri kimesneleri men` edeler.
    Cerrâhlar dahi gözlene; san`atlarında kâmil olalar.
  • Değirmenciler gözlene; değirmende tavuk beslemeyeler ki, halkın ununa ve buğdayına zarar etmeye. Ve âdetlerinden artuk almayalar ve iri öğütmeyeler ve kesmüklü buğdayı değiştirmeyeler ve illâ muhkem ve müntehî hakkından geleler.
  • Ve câmilerde dilenci tâifesin yürütmeyeler.
  • Ve her san‘atı aydan aya kadı ile teftiş ede ve dahi göre ve gözede. Her kangısı kim ta‘yin olunan narhdan eksük sata, muhtesib (belediye başkanı) hakkından gelüb teşhîr ede.
  • Fil-cümle bu zikr olunanlardan gayrı her ne kim Allâh ü Te‘âlâ yaratmışdır, hepsini de muhtesib (belediye başkanı) görüb gözetse gerekdir, hükmi vardır.
    Şöyle bileler, her kim muhâlefet ve inâd ederse, itâba ve ikâba müstahak olur”

( Hayvan haklarının 20. yüzyılın başında savunulmaya başlandığı düşünülürse, bu maddede zamanın çok ilerisinde bir hukuk anlayışı olduğu daha iyi anlaşılır)

KAYNAKLAR

1. Gökhan Aktepe, “Tarihte İlk Kalite Hareketleri ve Osmanlılar’da Kalite”, Askon, s:6, Ağustos-Eylül-Ekim 2000
2. Mübahat Kütükoğlu , “Osmanlı İktisadi Yapısı”, Osmanlı Devleti Tarihi-II, IRCICA, İstanbul 1999
3. KANUNNÂME-İ İHTİSÂB-I BURSA, tam metin TSE yayını 1995

 

Yazarın Diğer Yazıları
deneme bonusu veren siteler yeniokul.net casino deneme bonusu veren siteler