En Büyük Azınlık Grup ‘’Engelliler’’

‘’Dünyada 1 milyardan fazla insan bir engelle yaşıyor’’

Nüfusun yaşlanması ve dünya genelinde kronik hastalıkların artması ile bu sayının 2030 yılına kadar 2 milyarın üzerine çıkması muhtemeldir[1]. Bugün, dünya genelinde 1 milyardan fazla insanın yardımcı teknolojiye ihtiyacı var: bu 6 kişiden yaklaşık 1 tanesi anlamına geliyor. Çoğu insan yaşlandıkça iki veya daha fazla yardımcı ürüne ihtiyaç duyar[2].

En Büyük Azınlık Grup ‘’Engelliler’’

Engellilik Nedenleri

Doğum öncesi, doğum anı ve doğum sonrası nedenler olarak üç ana başlıkta toplanır. Ama çoğunluğu doğum sonrası nedenlerden kaynaklanır. Enfeksiyöz hastalıklar, insan vücudunda bozulmalara neden olarak sakatlıklar yaratabilir. Düşük gelirli ve orta gelirli ülkelerde bulaşıcı hastalıklar nedeniyle engelli olanlar toplumun %9’unu oluşturmaktadır. Dünyanın her yerinde gözlenen diyabet, kardiyovasküler hastalıklar (kalp hastalığı ve felç), zihinsel bozukluklar, kanser ve solunum yolu hastalıklarındaki artışın, engellilik üzerinde önemli bir etkisi vardır. Düşük gelirli ve orta gelirli ülkelerde sakatlık yaşayan insanların % 66,5’inin bulaşıcı olmayan hastalıklar sonucu sakatlık yaşadığı tahmin edilmektedir[1]. Trafik kazaları, iş kazaları, çatışmalar ve savaşlar sonucu sakat kalan insanların tam kaydı olmamakla birlikte sakatlık prevelansları  %2-%87 arasında değişmektedir. Yaşlılık çağında daha fazla sakatlık riski vardır. 2050 yılına kadar 60 yaş ve üzerindeki insanların tüm dünyada engelli nüfusun %20’sini oluşturacağı tahmin edilmektedir. Yoksulluk, yetersiz beslenme, kötü sağlık bakımı ve tehlikeli çalışma veya kötü yaşam koşulları nedeniyle sakatlığa neden olabilir. Engelli nüfusun % 70’i gelişmekte olan ülkelerde yaşamakta olup, gelişmekte olan ülkelerdeki engelli nüfusun % 82’si yoksulluk sınırının altındadır[1].

Engelli İnsanların Hayatları Nasıl Etkilenir?

Erişilebilir olmayan fiziksel bir ortam, ilgili yardımcı teknolojinin eksikliği (yardımcı, uyarlanabilir ve iyileştirici cihazlar), insanların engellilere karşı olumsuz tutumları, sistemler ve politikalar hepsi birer engeldir. Engelli insanlar, örneğin şiddete, istismara, önyargıya veya engellerinden dolayı saygısızlıklara maruz kalırlar[1]. Amerika Birleşik Devletleri’nde, engellilere yönelik şiddetin, engelli olmayanlara göre 4-10 kat daha fazla olduğu bildirilmiştir[3].Engelli insanların sağlık durumları daha kötüdür. DSÖ’nün 51 ülke için yapmış olduğu çalışmada, engelli olmayan erkeklerin ve kadınların% 32–33’ünün, engellilerin ise  % 51-53’ünün sağlık hizmetini karşılayamadıkları bulunmuştur[1]. Karşılanmayan rehabilitasyon hizmeti ihtiyaçları vardır. Bunun sonucunda engelli insanların faaliyetleri sınırlanabilir, katılımları kısıtlanabilir, sağlıklarında bozulmalar olabilir, yardım için başka insanlara bağımlılıkları artabilir ve yaşam kaliteleri düşebilir[1].Yardım ve destek hizmetlerinde eksiklik yaşarlar. Engellilerin toplum ile bütünleşmiş olarak yaşamasını sağlamak, bir dizi destek ve yardım hizmeti sunmak bireylerin bağımsızlığına katkıda bulunacaktır. Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki nüfus anketleri, engellilerin % 60-% 80’inin genellikle günlük ihtiyaçlarının yardım ile karşılandığını göstermiştir[1]. Ortamlar – fiziksel, sosyal ve davranışsal – engelli kişilerin katılımlarını engelleyebilir ya da katılımlarını teşvik edebilir. Erişilebilir bir ortam, özellikle engelli insanlar için uygun olmakla birlikte, daha geniş bir insan yelpazesi için faydalara sahiptir[4]. 2005 yılında Birleşmiş Milletlerin yapmış olduğu bir çalışmada 114 ülke incelenmiş; bu ülkelerden % 54’ünde dış ortamlar ve sokaklar için, %43’ünde kamu binaları  ve %44’ünde okullar, sağlık tesisleri ve diğer kamu hizmet binaları için erişilebilirlik standartlarının hiçbirinin olmadığı bulunmuştur[5]. Eğitim alanında da sorunlar yaşarlar[6]. Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi (CRPD), engelli çocukların hem genel eğitim sistemine dahil olma hem de ihtiyaç duydukları bireysel desteği alma hakkını kabul eder[1]. Dünya Sağlık Anketi’nde engelli bireylerin; ilköğretim okulu tamamlama oranları ve eğitim sürelerinin engelli olmayanlara göre daha az olduğunu tespit edilmiştir[1]. Yeterli eğitim alamayan engelli bireyler istihdam alanında da bu sebeple kendilerine yer bulamamaktadırlar. Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde yapılan çeşitli çalışmalarla belgelendiği gibi, çalışma çağındaki engelli bireylerin, istihdam oranları ve işsizlik oranları, engelli olmayan bireylere göre çok daha düşüktür. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) çalışmasında engelli insanların istihdam edilme oranı %44 ve engelli insanların çalışma yaşamı dışında kalma oranının engelli olmayanlara göre 2,5 kat daha yüksek olduğu bulunmuştur[1].

engelliler

Türkiye’de Engelli Olmak

5378 Sayılı Özürlüler Kanunu’na göre Özürlü; ‘’Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal hayata uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan ve korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişi’’ olarak tanımlanmaktadır[7].

Ülkemizde engelliler için kullandığımız bilgiler eski araştırmalardan çünkü yeni çalışmamız yok

Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nın 2002’nin Aralık ayın­da yapmış olduğu araştırma sonuçlarına göre; engelli olan nüfu­sun toplam nüfus içindeki oranı % 12,29’dur. Buna göre ülkemizde 8.431.937 kişi engelli olarak yaşamlarını sürdürmektedir[8]. 2010 yılında TÜİK tarafından yapılan Engellilerin Sorun ve Beklentileri Araştırmasında; engelliliğe en sık hastalıkların neden olduğu tespit edilmiştir ve bunlar içinde en çok (%77,5) süreğen hastalıklar ( kan hastalıkları, kalp- damar hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları vb.) neden olarak bulunmuştur[9]. Aynı araştırmada engel gruplarına bakıldığında ülkemizde en çok %29,2 ile zihinsel engelliler bulunmaktadır. Zihinsel engellileri %25,6 ile süreğen hastalığı olanlar takip etmektedir. Toplam engelli kadın oranı %58,6 iken toplam engelli erkek oranı % 41,1 dür. Ülkemizde engel oranı %70 ve daha üzeri olan engelli grubu ruhsal ve duygusal engelli bireylerdir[9]. Özürlülerin eği­timsizliği, toplumla bütünleşmesinin önündeki en önemli sorunlardan birisi olarak karşımıza çıkmaktadır[8]. Türkiye’de okur yazar olmayan engelli oranı %41.6’dır. Engelli çocukların lise ve üzeri okullara devam etme oranı da oldukça düşük olup %7.7’dir[9]. Ülkemizde engelli çocuklar kaynaştırma sınıflarında, özel eğitim sınıflarında, özel eğitim okullarda ve rehberlik araştırma merkezlerinde eğitim almaktadırlar. Ancak tüm bu eğitim aldıkları kurumlarda öğretmen ve personellerin hem sayıları hem de eğitimleri yetersizdir[10]. Türkiye’deki Rehberlik ve Araştırma Merkezilerinin %75,81 oranında çok katlı binalarda hizmet verdiği görülmekte, ancak bu merkezlerin %77,66’sında asansör bulunmadığı, %49,19’unda erişime uygun tuvalet bulunmadığı tespit edilmiştir[10]. Yani engellilerin eğitim alması için binalar yapıyoruz ama o binaların erişilebilirlerini sağlamıyoruz. Kentsel mekân içerisinde engelli birey, kimseye ihtiyaç duymadan tek başına özgürce erişim sağlıyor ve ihtiyaçlarını karşılayabiliyorsa kendini engelli hissetmeyecektir[11]. Ülkemizdeki engellilerin erişilebilirlik sorununun %66.9’u yollardan ve kaldırımlardan, %66.3’ü konutlardan, %58.4’ü kamu binalarından kaynaklanmaktadır[9]. Engelliler tek başlarına dışarı çıkamıyorlar ve tek başlarına toplu taşıma araçlarını kullanamıyorlar. 2011 yılında Nüfus ve Konut Araştırmasına göre iş gücüne katılan engelli birey sayısı 1 milyon 1 bindir. Bu bağlamda engelli nüfusun işgücüne katılım oranı %22,2 olarak gerçekleşmiştir[10].

Engellilerin hayatında yardımcı teknolojik ürünler

Yardımcı bir teknoloji cihazı,  engelli bireylerin işlevsel yeteneklerini artırmak, sürdürmek veya geliştirmek amacıyla kullanılan kişiselleştirilmiş herhangi bir ekipmandır[12]. Yardımcı teknolojilerin, kullanıcıya ve kullanıcının ortamına uygun olduğunda, bağımsızlığı arttırmak ve katılımı artırmak için güçlü araçlar olduğu gösterilmiştir[13]. Doğrudan sağlık ve refah maliyetlerinin azaltılması ve daha verimli bir işgücünü mümkün kılarak, dolaylı olarak ekonomik büyümeyi teşvik ederek kazanılacak sosyoekonomik faydalar da vardır[14]. Yardımcı teknoloji için karşılanmamış küresel ihtiyaç bulunmaktadır ve İhtiyacı olanların yalnızca  %10’u bunlara erişebiliyor[15]. Temel Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ nin elde edilmesi ve kimsenin geride bırakılmaması, gerekli yardımcı ürünlere ihtiyaç duyanların bunlara erişimi olmaması durumunda mümkün olmayacaktır[16].

Sonuç olarak

Ülkemizde engellilere yönelik çalışmalar kısıtlıdır. Tam olarak sayılarını bilemiyoruz belki de bu yüzden sorunlarını tespit edip çözüme kavuşturamıyoruz. Bugün ülkemizde özürlü bireyler için teknoloji üretimi ve kullanımı istenilen düzeyde değildir. Bu nedenle, her özür grubuna ve yaşa göre kullanıcının yetenek ve kapasitesini en üst düzeye çıkaracak; güvenli, emniyetli, rahat ve etkin kullanılacak şekilde destek teknolojilerinin geliştirilmesi ve üretilmesi, bu alanda yurt dışında yaşanan gelişmelerin takip edilmesi ve ülkemiz şartlarına uyarlanarak yaygınlaştırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Bahar Örün Demirel

 

Kaynaklar

[1]        S. Hartley, V. Ilagan, and E. Al., “World Report on Disability,” World Heal. Organ., 2011.

[2]        W. H. Organization, “Assistive technology : making Universal Health Coverage inclusive,” pp. 1–3.

[3]        D. K. Marge, “A CALL TO ACTION: ENDING CRIMES OF VIOLENCE AGAINST CHILDREN AND ADULTS WITH DISABILTIES A Report to the Nation 2003.”

[4]        A. R. Meyers, J. J. Anderson, D. R. Miller, K. Shipp, and H. Hoenig, “Barriers, facilitators, and access for wheelchair users: substantive and methodologic lessons from a pilot study of environmental effects.,” Soc. Sci. Med., vol. 55, no. 8, pp. 1435–46, Oct. 2002.

[5]        UNITED NATIONS – DISABILITY and DEPARTMENT OF ECONOMIC AND SOCIAL AFFAIRS, “Standard Rules on the Equalization of Opportunities for Persons with Disabilities | United Nations Enable.” [Online]. Available: https://www.un.org/development/desa/disabilities/standard-rules-on-the-equalization-of-opportunities-for-persons-with-disabilities.html. [Accessed: 28-Apr-2019].

[6]        Unesco., Reaching the marginalized. UNESCO, 2010.

[7]        Yrd.Doç.Dr. Fethi GÜNGÖR, “DÜNYA’DAKi GELiŞMELER PARALELiNDE TÜRKiYE’DE DEĞiŞEN ÖZÜRLÜLÜK POLiTiKALARI,” Sosyal, Yalova Dergisi, Bilim., no. 4857, pp. 25–44, 2012.

[8]        M. Öztürk, Türkiye’de Engelli Gerçeği Raporu. 2011.

[9]        Türkiye İstatistik Kurumu, ÖZÜRLÜLERİN SORUN ve BEKLENTİLERİ ARAŞTIRMASI. 2010.

[10]      TOHAD, “Mevzuattan Uygulamaya Engelli Hakları İzleme Raporu 2014,” 2015.

[11]      H. F. A. MEŞHUR, “Evrensel Tasarım Yaklaşımının Şehir Planlama Disiplini Bakış Açısı ile Değerlendirilmesi,” Online J. Art Des., vol. 6, no. 5, pp. 94–111, 2018.

[12]      Assistive Technology Act. United States Congress, “Assistive Technology Act of 2004 (2004; 108th Congress H.R. 4278) – GovTrack.us.” [Online]. Available: https://www.govtrack.us/congress/bills/108/hr4278. [Accessed: 27-Apr-2019].

[13]      “WHO | Global Report on Assistive Technology (GReAT) Consultation 2019,” WHO, 2019.

[14]      R. O. Smith et al., “Assistive technology products: a position paper from the first global research, innovation, and education on assistive technology (GREAT) summit,” Disabil. Rehabil. Assist. Technol., vol. 13, no. 5, pp. 473–485, 2018.

[15]      E. M. Agree and V. A. Freedman, “A comparison of assistive technology and personal care in alleviating disability and unmet need.,” Gerontologist, vol. 43, no. 3, pp. 335–44, Jun. 2003.

[16]      E. Tebbutt, R. Brodmann, J. Borg, M. Maclachlan, C. Khasnabis, and R. Horvath, “Assistive products and the Sustainable Development Goals ( SDGs ),” Global. Health, pp. 1–6, 2016.

 

E-bültenimize kaydolabilirsiniz
E-bültenimize kaydolabilirsiniz
En yeni bildirimlerimizden haberdar olmak için e-bültenimize kaydolun
İstediğiniz bir zamanda üyeliğinizi iptal edebilirsiniz
Yazarın Diğer Yazıları