Kapı Aralığı

Siz hiç sanal gerçeklik gözlüğü deneyimi yaşadınız mı? Dimdik tepelere tırmandığınız, tehlikeli uçurumlardan yuvarlandığınız ya da silahlı adamlardan kaçtığınız.. Aslına bakarsanız gözlük takmadan bütün bunları rüyalarınızda zaten yapmıyor musunuz? Üstelik korkusuzca, yorulmadan, yaptıklarınızın sorumluluğunu almadan, mantıklı olup olmadığını düşünmeden. Dış dünyanın kapısını kapatarak, istemsizce, mecbur bırakılarak, doğanız gereği yine de gönüllü olarak içinizdeki sanal dünyaya çekilmiyor musunuz? Başka zamanlarda, başka mekanlarda ve insanlığın bütün hallerinde; çocuk siz, yaşlı siz, hamile siz, ölü siz olarak. Ruhunuz su kadar özgür, tek başına, kendi içinde, kendi dışında. Sonunu düşünmeden ama bir o kadar keyfini sürerek, sevinerek, acısını duyarak, hüznünü yaşayarak. Geceleri herkes sizi odanızda bilirken, siz başka beldelerde, aklınız başınızda olmadan, bir paranoyak, bir manik belki bir obsesif ya da bir şizofren olarak hayatınızı, kısa zaman da olsa elbette geçiriyorsunuz. Üstelik bütün bunlar sanal gerçeklik kavramından çok daha gerçek ve ilginç bir şekilde yaşanıyorlar. Rüyalarınızda bilincinizin yerinde olduğuna öyle inanıyorsunuz ki; bütün yaşanılanlar sanki gerçekmiş gibi, gözyaşı döküyor, heyecanlanıyor, titriyorsunuz.

Bilinen bir gerçek olarak beynimiz uyanıkken topladığı verileri, uyku halindeyken düzenlemektedir. Bu düzenleme sırasında beyin, aktif olarak bellekte nelerin tutulup, nelerin atılacağına karar vermektedir. Bu kararı neye göre ve nasıl verdiğini henüz bilmiyoruz. Şimdilik karar verme yetisi, her gece bizden habersiz çalışan belirsiz bir arşiv görevlisinin bilgisindeymiş gibi görülüyor ve yine görünen o ki bu görevli bize sormadan evraklarımızı ya çöpe atıyor, ya arşive kaldırıyor ya da masanın üzerinde tekrar okumamız için açık bırakıyor. Ne yaptığını şimdilik sadece kendisi biliyor.

M.Ö 350’lerde yaşayan ve üç incelemede uyku ve rüyanın içeriğini sorgulayan Aristoteles, sonrasında Freud ya da başka psikolog, filozof, teologlar tarafından uyku ve rüya görme çeşitli şekillerde irdelenmiştir. O günlerden bugüne uyku laboratuvarlarının kurulmasıyla, uyku bozukluklarının tanısında ilerleme sağlanmakla birlikte uyku ve rüyalar konusundaki gerçeğin çok az kısmı aydınlanmış görülmektedir. Günümüz bilgileri ışığında, bilimler tarafından kabul edilen bir gerçeklik olarak uyku; sağlıklı bir yaşam için düzenli ve yeterli sürelerde uyunması gereken önemli fizyolojik bir etkinliktir.

Uyku bozuklukları başlığı altında yer alan “Uyku Felci” toplum arasında“Karabasan” olarak da bilinmektedir. Uykudan uyanma sırasında kol ve bacakları hareket ettirememe ve konuşamama gibi istenmeyen durumlara neden olmaktadır., Düzenli uyku uyuyamama, vardiyalı çalışma, alkol veya fazla kafein kullanımı, stres, kronik yorgunluk ortaya çıkmasını kolaylaştırmaktadır. Bilgilerime dayanarak size bu durumun Tıp öğrencileri arasında sıkça yaşandığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Normalde rüya görme sırasında (REM uykusunda) istenmeyen ve tehlikeli hareketlerin meydana gelmesini önlemek, böylece vücudun güvende olması için vücut kaslarının tümünde (solunum ve göz kasları hariç) tam bir hareketsizlik hali olmaktadır. Uyku Felci’nde ise uyanmış ve gözler açılmış olmasına rağmen vücut, halen REM uykusu etkisinde kalmış olması nedeniyle hareket ettirilememektedir. Nesnel ölçümler, REM uykusu unsurlarını, uyanıklık unsurlarıyla birleştiren “karışık” bir bilinç durumu olduğunu göstermektedir. Bu tıpkı kapı aralığında kalmaya benzemektedir. Ne tam uyanıksınızdır ne de tam uyuyorsunuzdur. Ne iç alemdesinizdir ne de dış alemde. İlginç bir şekilde sanki ruhunuz bedeninizden soyutlanmış gibidir. Uyuyor olduğunuzu fark edersiniz. Bu fark edişten sonra uyanmaya çalışırsınız. Bu sırada Uyku Felci ataklarının yaklaşık % 75′ ine eşlik edebilen çeşitli tuhaf ve sıklıkla dehşet verici halüsinasyonlar da görebilirsiniz. Stresten, yorgunluktan kaldığınız o kapı aralığında şimdi ancak uyanarak kurtulabileceğiniz korkunç karabasanlarla başbaşasınızdır.

Uyku Felcinin halüsinasyon içeriğinin, REM uykusu tarafından oluşturulan rüya zihniyetinin, uyanıklığa girmesinden kaynaklanmış olması olasılıklıdır. Yine uyku felci geçirenlerin yaklaşık % 10’u, atakların klinik olarak önemli düzeyde sıkıntıya yol açtığını ve % 7’si ise Uyku Felcinin yaşamlarının diğer yönlerini etkilediğini bildirmişlerdir. Uyku Felci ile ilgili objektif değerlendirmeler; gözlerin açıldığını ve beyin aktivitesinin hem REM uykusu hem de uyanıklık benzeri özellikleri içeren birleşik duruma geçtiğini doğrulamaktadır.

Harward Üniversitesince Kasım 2016 yılında bazı beyin bölgeleri ağının insan bilincinin korunmasında rolünün olabileceğini düşündüren önemli bir çalışma yapıldı (*). İlk kez bu çalışmayla, kortikal bölgelerden biri olan ventral anterior insula (AI) ile pregenual anterior singulat korteks (pACC) ve beyin sapı bölgesi (rostral dorsolateral pontin tegmentum) bilinci korumak için üçlü olarak birlikte çalışıyor gibi olduğu gösterilmiştir. İnsan beynine dair araştırmalar devam ettikçe uyku ve rüyalar üzerindeki bilinmezlerin kaybolacağı, Uyku Felci ya da diğer uyku bozuklukları oluşum mekanizmalarını aydınlatacağı, kapı aralığında neden kaldığımıza dair soruların net bir şekilde cevaplanacağı öngörüsü yanlış olmayacaktır.

Her sabah uyanışı; dirileşme, yenileşme, yeniden hayata gelme olarak hissedişimiz, uykuya dair tüm bu fizyolojik süreçlerin sağlıklı işlemesi olarak değerlendirilmektedir.

Rüyaların en güzelinden uyanmanız, sabahın parlak ilk ışıklarını, neşeli gülümseyişlerle karşılamanız dileğiyle.

 

Kaynaklar

  • *David B. Fischer, Aaron D. Boes, ,Athena Demertzi, Henry C. Evrard, PhD at all. A humanbrain network derivedfromcoma-causingbrainstemlesions 2016
  • Dan Denis. Review. Relationships between sleep paralysis and sleep quality: current insights 2018

 

E-bültenimize kaydolabilirsiniz
E-bültenimize kaydolabilirsiniz
En yeni bildirimlerimizden haberdar olmak için e-bültenimize kaydolun
İstediğiniz bir zamanda üyeliğinizi iptal edebilirsiniz
Yazarın Diğer Yazıları