Ankara’nın Bağları -4-

Ankara’nın Bağları
-4-

Tırsıklık dozu yüksek bir dokunuşla telefonu açtı. Önce ses gelmedi. Sonra mahcup bir erkek sesi duyuldu,
“Alooo, Handan sen misin? Alooo, Handan Hanım mı acaba?”
Handan iç sesiyle konuşuyordu,
“Hadi canım, bu ses… Bu ses… Sanki kızgın kumlardan serin sulara doğru koşan, nasıl desem…”
Handan’ın şaftı kaymaya başlamıştı. Şişko Yasemin’in ne demek istediğini şimdi daha iyi anlıyordu. Adamın sesi Handan’ı alıp Miami sahillerine götürmüş, plaj voleybolu oynatmaya başlamıştı. Tam file üstüne çıkıp smaçla delikanlının bel altına doğru topu nişanlamıştı ki meçhul askerin sesi yeniden yükseldi,
“ Tabii, tanımadın değil mi? Ben Burhan. Bir zamanlar zalım babanın tokat manyağı yaptığı bir Burhan vardı hatırlıyor musun? O benim işte ahaha!” Sesin etkisiyle mahzunlaşan Handan, iç sesiyle iyice kanka oldu,
“Nasıl ya, şerefsiz herife bak sen! Hem kırk yıl önceki sevgilini Yaso şişkosuyla aldat, sonra da kalkıp babasına saydır, öyle mi?” İç ses mahzunlaşmıştı, yanıt vermiyordu. Çileden çıkmak üzereydi. Bu usta işi senaryoyu planlayan ya İhsan malıydı, ya da uzaylılar gerçekti. Kulağındaki telefonu bırakmadan odaları FBI ajanı gibi kolaçan ederek Çaki adisini aramaya başladı. Korku filmi senaryosu olurdu da bu kadarı olmazdı doğrusu.
“Şaka mı bu Burhan Efendi? şakaysa bil ki hiç gülmüyorum şu an. Numaramı nasıl ele geçirdin?”
Burhan hemen atıldı,
”Dur yahu, dur biraz. Demin Yasemin’i aramıştım. Senden bahsedince hemen numaranı istedim. Yıllardır buna cesaret edemiyordum ama işte şimdi karşındayım. Yani telefonun öteki ucunu karşında olma sayarsan tabii ahaha! Baksana; boş zamanın olursa sana bir akşam yemeği ısmarlamak isterim. Ne dersin eski defterleri açmadan şöyle karşılıklı bir iki kadeh atmaya? ”
Handan, ışık hızıyla en kötü senaryoyu düşündü. Konuşmalar kaydediliyor olmalıydı. Sonra da Yaso bunları facebooktaki lise grubunda ya da ilkokul grubunda, ya da aklına gelmeyen saçma bir mecrada yayınlayarak “Aliye Rona 2016 yılın şıllığı ” ödülüne adaylığını koyacaktı. Terbiyesini bozmamaya çalışarak, ama pek de beceremeyerek konuştu,
“Burhan bey, sabah Yasemin Hanım kendisine asıldığınızdan bahsederek düzeyli bir ilişkinin hafriyat ve alt yapı çalışmalarına başladığınızı, üstelik çevreye verdiğiniz rahatsızlıktan ötürü özür mözür de dilemeyeceğinizi anlatmıştı. Ne diyorsunuz o işlere? Daha çıkmadan kızcağızı aldatarak “ yılın malı” ödülüne göz kırpmak mı niyetiniz? ”
Burhan kasıklarını tutarak gülmeye başlamıştı. Fakat Handan, adamın kasıklarını göremiyor, sadece tahmin yürütüyordu.
“Yok be Handancığım, Yaso’yu bilmez misin? Salako filmi vizyondayken anası buna gebeymiş . Besbelli ki filmi defalarca seyretmiş garibim. Sen daha iyi bilirsin ama belki de mutasyon filan geçirmiştir ana karnında. Kim bilir? Sonuç olarak bizim Yasocuk da böyle doğmuş işte. Ne yapacaksın, herkesin alın yazısı bir yerde ahaha!“
Adam konuşurken ağzından bal damlaları süzülüyordu. Handan, karnından ağız boşluğuna doğru kanatlanan kelebeklere hâkim olamıyordu bir türlü. Sevinçten eli ayağına karışmıştı.
“Ama sen daha demin, yani siz demin… Sen onu sürekli arayıp peşinde geziyormuşsun Burhan? ”
Adamın sesi şimdi cıvıl cıvıl geliyordu.
“Yok be Handan ne gezmesi? Ne peşindesi? Benim medikal malzeme firmam var. Bunun eczanesi de iyi iş yapıyor ya, acaba bizim ürünleri satarlar mı diye arayıp sıkıştırıyordum. Pes be arkadaş, onu da mı yanlış anlamış Rahvan Yaso? Hayret valla ya! Neyse boş ver sen onu. Sesini duymak çok iyi geldi. ‘Çok askıntıymış bu mal da!’ diye düşünmezsen yarın akşam görüşelim. Ne dersin? “
Üzerindeki bornozu sıyırıp odaya doğru yürürken hormon saldırısı altında zor konuşuyordu Handancık. “Tamam, ayrıntıları sonra konuşalım” deyip telefonu kapadı. O anda müthiş bir pişmanlık kapladı içini.
“ Oha kızım ya, ne dedin sen az önce! Vay şırfıntı, ayrıntıları sonra konuşacakmış. Neyin ayrıntısını konuşacaksın kızım, neyin ayrıntısını? Jartiyer sever mi, yenilebilir iç çamaşırları için ne düşünüyor, bunları mı soracaktın yoksa? “
Kendine ve arzularına acımasız davranmakta ileri gitmişti bu sefer. Başındaki ağrıyla yatağa kaya gibi düştü. Gözlerinin yatağa giden yolda kapandığından habersiz derin bir uykuya daldı.

-SÜRECEK-

 

E-bültenimize kaydolabilirsiniz
E-bültenimize kaydolabilirsiniz
En yeni bildirimlerimizden haberdar olmak için e-bültenimize kaydolun
İstediğiniz bir zamanda üyeliğinizi iptal edebilirsiniz
Yazarın Diğer Yazıları