Kaza Geliyorum Der (mi)?

Kaza, Arapça kökenli bir isim. Türk Dil Kurumu; Güncel Türkçe Sözlükte farklı anlamlarını tanımlıyor (Şekil 1).

Bu yazı, sözlükte birinci sırada yer alan “ istem dışı veya umulmayan bir olay dolayısıyla bir kimsenin, bir nesnenin veya bir aracın zarara uğraması” anlamını değerlendirmek amacındadır.  Tanımdan; kazanın istemeden olan ve beklenmedik şekilde gerçekleşen olaylar olduğunu, sonuçta canlı ya da nesne veya araç için olumsuz, kötü sonuç oluştuğunu anlıyoruz.

Bu anlamıyla kaza kelimesi; yapabilecek bir şey olmadığı algısıyla olayı anlayışla karşılayıp kabullenmeyi sağlar. Bunda bir sorun yok… Umulmayan / öngörülemeyen olaylar olması nedeniyle kazalardan korunamaz, olmasını engelleyemeyiz. Bilinmeyen, tehlike olarak algılanmayan, öncesinde öngörülemeyen olay gerçekleşmiş ve zarara neden olmuştur. İnsana, elini havaya kaldırmak ve kabullenmekten başka bir şey kalmaz. Kaza Geliyorum Demez! Kazalarda önemli olan olaydan sonraki yanıtın hızı ve yaraların sarılmasındaki toplumsal başarıdır. İşte bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü “dirençli toplumlar” tanımlamasını önemle gündeme getirmektedir.

Aslında kaza olmayan olayların kaza olarak tanımlanması yaralanma ve ölümlerden korunmanın önündeki en büyük engeli oluşturmaktadır. Olay kaza olarak nitelendiğinde; öngörülemediği, istenmeden olduğu ve korunmanın mümkün olmadığı ön kabulleri nedeniyle benzerlerini önlemek için çaba tüketmeye gerek duyulmaz. Oysa kaza olarak nitelendirilen olayların büyük çoğunluğu (yaklaşık %98’i) kaza değildir.

kaza-geliyorum

  • Hızını azaltamayan şoförün durakta bekleyenleri ezmesi,
  • Cep telefonu ile ilgilenen şoförün yayaları ezmesi,
  • Trenin uygun olmayan rayda hızla yol alırken devrilmesi,
  • İşçinin açıkta bıraktığı saçlarını makinaya kaptırması,
  • Uygun yerde ve koşullarda yapılmamış konutların çökmesi,
  • Uygun koşulların sağlanmadığı yeraltı madenlerinde patlama olması ya da çökmesi,
  • Çocuğun mutfak tezgâhında pet şişe içindeki çamaşır suyunu su zannederek içmesi,
  • Yeni yürümeye başlayan çocuğun ocaktaki demlik sapını tutup çekerek haşlanması… Örnekler çoğaltılabilir.

Yukarda sıralanan olayların hiç biri kaza değildir. Trafikte hızın, uygun olmayan raylarda seyahatin, işyerinde işe uygun giysi ve koruyucu kullanmamanın, kentleşmenin, binaların bilimsel veri yerine ranta dayalı yapılmasının, madenlerde teknolojiyi kullanmamanın ve gereklerini yerine getirmemenin zarara neden olduğunu biliyor ve öngörüyoruz. Öngörülen olaylar da kaza değildir. Basında sık gördüğümüz; feci, elim, akıl almaz, korkunç, görünmez olarak tanımlanan “kazalar” aslında korunabileceğimiz olaylardır.

Her ilaç kutusunun üzerinde yazdığı gibi; “çocukların erişemeyeceği yerde saklayın” uyarısına karşın ilaç zehirlenmelerinin yaşanmaya devam ediyor olması kaza değildir. Yıllar önce bir annenin ağlayarak “erişemeyeceği yerdeydi… tezgah üstündeki dolaba koymuştum. Sandalye çekerek almış.” dediğini unutamıyorum. Seyir halindeki arabaların ön koltuğunda –yasal zorunluluk nedeniyle- emniyet kemeri ile bağlanmış anne ya da babanın kucağında güvensiz biçimde seyahat ettirilen çocukları gördükçe, araçların çarpışması ya da devrilmesi sonucu yola fırlayarak ölen çocukların gerçek görüntüleri aklıma düşüyor. Çocuk bir şekilde ilaca ulaşabiliyor ise ilaç çocuk için erişilebilir konumdadır ve zehirlenme olasılığı öngörülebilir. Benzer biçimde önde ebeveyninin kucağında korunmasız biçimde oturan çocuğun yaralanacağı öngörülür. Bunlar kaza değildir; varın adını siz koyun…

Toplumlarda güvenlik kültürü oluşturulmalı, geliştirilmeli ve nesillere risk algısı, korunma yolları doğru biçimde aktarılmalıdır. Olayları “kaza” olarak tanımlayarak benzerlerinden korunmanın önünü alıyor olmak, vicdanları sızlatmalıdır.

kaza-geliyorum-dermi

 

E-bültenimize kaydolabilirsiniz
E-bültenimize kaydolabilirsiniz
En yeni bildirimlerimizden haberdar olmak için e-bültenimize kaydolun
İstediğiniz bir zamanda üyeliğinizi iptal edebilirsiniz
Yazarın Diğer Yazıları