Toplumun Hastalığı: Toplumsal Kanıt İlkesi ya da Duyarsızlık

Onlarca kişinin gözü önünde, bir saat boyunca yavaş yavaş, işkence edercesine cinayet işlenebilir mi? Onlarca kişi bu vahşi cinayete kayıtsız bir şekilde seyirci kalır mı? Sorunun cevabı üzücü ve insanlık için utandırıcı; çünkü bu şekilde cinayet işlendi. Hakkında çok sayıda makale yazılan ve konu ile ilgili deneyler yapılmasına neden olan gerçek bir yaşam öyküsünü paylaşacağım sizlerle.

Catherine Susan Genovese evine gitmek için işlettiği barı kapattığında saat 2:30’du. Evinin önüne geldiğinde saat 03:15 olmuştu. 13 Mart 1964 günü; 28 yaşındaki Genovese’nin yaşadığı son gün oldu. Genovese yaşadığı apartmana yaklaştığında, evli ve iki çocuk babası olan 29 yaşındaki Winston Moseley’in dikkati çekti. Moseley avını takip etmeye başladı. Bir süre sonra takip edildiğini fark eden Genovese kaçmaya başladı. Moseley onu apartmanının girişine otuz metre kala yakaladı ve sırtından iki kez bıçakladı. Çaresiz kadının “Beni bıçakladı tanrım yardım edin!” çığlığı 10 katlı apartmanda ışıkların yanmasına ve komşuların olaya tanık olmasına neden oldu. Komşularından Robert Mozer, penceresini açıp “kızı rahat bırak!” diye bağırdı. Bu seslenişten korkan saldırgan arabasına binip kaçtı.

Catherine Susan Genovese
Catherine Susan Genovese

On dakika sonra olay yerine geri dönen Moseley, sırtında bıçak yaraları ile doğrulup apartmanına doğru ilerlemeye çalışan kadına tekrar saldırdı. Bu kez tanınmamak için geniş kenarlı bir şapka takmıştı. Apartman girişinde yakaladığı kadını tekrar bıçaklamaya başladı. Bu kez “ölüyorum, ölüyorum!” şeklindeki çığlıkları duyuldu genç kadının. Işıklar yeniden yandı. Moseley yine korkup kaçtı.

Moseley son kez geri döndüğünde, kanlar içinde kıvranıp yardım çığlıkları atan, kadını merdiven boşluğunda buldu. Bu kez bıçaklamaya tecavüz de eklendi. Yakalandıktan sonra tekrara tekrar geri dönme nedenini “yapmak istediğim işi bitirememiştim” diye açıklayan katil, işini 17 bıçak darbesi ile bitirebilmişti.

Olaydan altı gün sonra bir ev soygununda yakalanan katilin, nekrofili hastası olduğu, daha önce biri 15 diğeri 24 yaşında iki kadını da öldürerek tecavüz ettiği ortaya çıktı. Hakkında verilen idam kararı müebbet hapse döndürüldü. Moseley 2016 yılında ve 81 yaşındayken hapishanede yaşamını yitirdi.

Önce basit bir cinayet olarak değerlendirilen olayın sosyal boyutu, New York Times editörü Rosenthal tarafından şans eseri fark edilip “Hastalığın adı duyarsızlık” başlığında gazetede yayınlanınca büyük bir yankı uyandırdı. Devreye toplum vicdanı girince kadının Catherine Susan olan adı ona beslenen sempatinin göstergesi olarak “Kitty”  oluverdi.

Winston Moseley

Davada polisi aramama nedeni sorulan tanık; “olaya dahil olmak istemedim” diye cevap verdi. Tek tanık bu kişi değildi. Toplam olarak olaya tanıklık eden otuz sekiz kişi vardı. Yazım hatası yok, rakam ile 38 kişi… Daha açık yazmak gerekirse; katil genç kadını 40-45 dakika içinde üç kez gelip gidip bıçaklayarak öldürürken 38 kişi olayı izlemiş ve müdahale etmemişti. Olay tüm boyutları ile ve sosyal psikologların da katılımıyla değerlendirildikten sonra toplumun olaylara karşı duyarlılığını yitirmesiyle, kayıtsızlaşmasıyla açıklandı.

Genovese cinayetine benzer olaylar daha sonra da defalarca yaşandı…

Sosyal araştırmacı John Darley ve Bibb Latane tanıkların duyarsızlığını korkuya bağlamadılar. Araştırma ve deneyler yaparak tezlerini oluşturdular. Onlara göre duyarsızlık gibi görünen bu tür olayların iki ana nedeni bulunmaktadır.

  1. Kalabalık bir ortamda yardıma gereksinim duyan kişiye tepki verme süresi ortamdaki birey sayısı arttıkça artar. Daha açık söyleyişle; ortamdaki kişi sayısı arttıkça yardım gecikir. Darley ve Latane görüşlerinin doğruluğunu yaptıkları deneylerle de gösterdiler. Kalabalık ortamda sorumluluk paylaşımı nedeniyle yardımın geciktiğini, ortamdaki her kişinin diğerinin olayla ilgileneceğini düşündüğünü ve böylelikle bireyin hissettiği sorumluluğun paylaşılarak azaldığını bildirdiler.
  2. İzlenen olayın acil ve müdahale edilmesi gereken bir durum olduğu konusunda karar verememek. Yerde yatan kişi alkol ya da uyuşturucu nedeniyle yatıyor olabileceği gibi kalp krizi geçirmiş de olabilir. İşitilen ses bir silaha mı yoksa bir otomobile mi aittir? Gördükleri kamera şakası ya da film çekimi olabilir mi? Acil, müdahale edilmesi gereken bir olay sandığı bu duruma müdahale etmesi onun daha sonra utanmasına neden olabilir mi?

Bu ve benzeri sorularla karar vermekte güçlük çeken kişi, bir de zaman baskısı yaşıyor ve kendisini kısa sürede karar vermek zorunda hissediyorsa, en garantili gördüğü yöntemi kullanıyor. Toplum tarafından kabul görecek ve kendisini koruyacak davranış biçimini, çevresindeki diğer insanları izleyerek şekillendiriyor; kendi benzerini taklit ediyor. Genovese olayında olduğu gibi; tanıkların tümü sakin bir şekilde birbirlerini izler, kendi tepkisizliği ile kanıt sunarken izlediklerinin tepkisizliğini kanıt kabul edebiliyor. Böylece henüz kendisi karar vermeden “acil ve müdahaleyi gerektiren bir durum yok” mesajı vermiş oluyor. Taklide dayalı davranış biçimi, riski azaltması nedeniyle vahşi yaşamda hayatta kalma olasılığını artıran bir mekanizma olabilir. Günümüzde de taklide dayalı davranış biçiminin toplum tarafından kolay kabul edilmesi ve riskin az olması nedenleriyle tercih edildiği düşünülebilir. Sosyal bilimciler; toplumdaki diğer bireylerin davranışının izlenerek elde edilen “kanıt” üzerinden benzer davranışı sergilemeye “Toplumsal Kanıt İlkesi” adını vermiştir.

Darley ve Latane; toplumun kimi olaylar karşısında; onaylamadığı halde seyirci kalmasına “seyirci etkisi” (bystender effect) adını verdiler.

Olay başka bir boyutu ile sosyal medyada da paylaşıldı. Sosyal deney başlığında paylaşılan görüntülerde, kişiye yardımın ulaşmasını belirleyen bir etmenin de yardıma ihtiyaç duyan kişinin görünümü olduğu gösterildi. Üst sosyal sınıf üyesi olduğu düşünülen kişilere kısa sürede yardım ulaştırıldı. Kalabalık bir ortamda, dış görünümü alt sosyal sınıfı işaret eden kişinin yardıma ihtiyacı olduğunda çok sıkıntı çekebileceğini düşünmek utanç verici…

Seyirci etkisi ile sürüye katılma, üç maymuna benzer davranarak vicdansız topluluklara dönüşme tehlikesi insanı ürkütüyor. Seyirci etkisi ile açıklanan benzer olayların farklı yıl ve coğrafyalarda yaşanmış olması, gelecek kuşaklarda da bu riskin süreceğini gösteriyor.

Toplum mühendisleri, Toplumsal Kanıt İlkesinden yararlanarak toplumları yönlendirebiliyorlar. Bunun için en sık anket sonuçları kullanılıyor. Seçim öncesi yapılan ve topluma sonuçları açıklanan anketler; aklı karışık olan, oyu net olmayan –ki bunlara kararsızlar deniyor- kişiler için önemli bir toplumsal kanıt oluşturabiliyor.

Bireyler, benzerlerini izleyip gözlemlerini toplumsal kanıt kabul ettikleri sürece, çıplak krala ses çıkaramayacak, sarı öküzü verecek, evsiz-yurtsuz kalacak ve en önemlisi insanlığını kaybeden vicdansız kalabalıklara dönecektir. İnsan olmak, yardıma ihtiyaç duyulduğunda sessiz kalmamayı; düşeni kaldırmayı, insanlar kirli hava solumak, pis su içmek zorunda bırakıldığında, çocuklar anne olduğunda seyirci etkisinden bağımsız davranmayı gerektiriyor. Kralın çıplaklığına yüksek sesle ve kahkaha ile gülmeyi gerektiriyor.

Son bir not olarak; yardıma ihtiyaç duyduğunuzda, seyirci etkisinden korunmak için; yardım istediğiniz kişiyi net bir şekilde tariflemeniz öneriliyor.

Mavi kazaklı beyefendi….

Kırmızı şemsiyeli hanım….

Sen, bu yazıyı okuyan, lütfen bize yardım eder misin? gibi….

Sevgi ve dostlukla; sağlıklı kalın.

E-bültenimize kaydolabilirsiniz
E-bültenimize kaydolabilirsiniz
En yeni bildirimlerimizden haberdar olmak için e-bültenimize kaydolun
İstediğiniz bir zamanda üyeliğinizi iptal edebilirsiniz
Yazarın Diğer Yazıları