Masal Bu Ya…

Mahşeri kalabalığın ortasında tahtadan yapılmış büyük bir platform varmış. Platformun üstünde bir tane direk, altında ise çok sayıda odun, çalı çırpı, yanda platforma çıkmak için dört-beş basamak. Çoğunluğu erkeklerden oluşan kalabalık, bağırış çağırış içinde birbirlerine kaba şakalar yapıyor, gülüyor, biraz sonra izleyecekleri gösterinin heyecanıyla yerlerinde duramıyormuş.

Önce cellat gelmiş gösteri alanına, kalabalık dalgalanmış, sesler yükselmiş. Kafasında kara kukuletasıyla cellat, direkteki zincirleri kontrol etmiş ve basamakların başında beklemeye başlamış. İkinci olarak genç bir papaz gelmiş sahneye. Elindeki buhurdanlığa sıkıca yapışmış, ürkek, yaklaşmış platforma, kafasını kaldırıp kalabalığa baktığında, küfreden, bağıran, gülen, sakallı, pis, dişsiz, hırpani kılıklı bir sürü erkek görmüş. İki askerin arasında, siyah, yere kadar inen elbisesinde kırmızı yaması olan, uzun boylu, uzun boyunlu, çıplak ayaklı bir kadın getirilmiş gösteri alanına üçüncü olarak. Erkekler hareketlenmiş, sesler yükselmiş, ağızlarından salyalar akarak ellerine geçirdikleri taşları kadına atmaya başlamışlar. Genç papaz ve askerler taş atılmasını önlemeye çalışmışlar ama kalabalık durmuyor, platforma doğru yaklaşıyormuş.

Cellat tarafından direğe zincirlenen kadın korkulu gözlerle etrafına baktığında, kalabalık galeyana gelmiş. Tam o sırada gösterinin yıldızı, yaşlı papaz girmiş sahneye, kalabalık bir anda susmuş. Genç papazın elinden aldığı buhurdanlıkla basamakları yavaş yavaş çıkmış, önce kalabalığa sonra gökyüzüne bakarak anlaşılmaz sözlerle dua etmeye başlamış. Buhurdanlıktan çıkan dumanların yaydığı kesif koku, yaşlı papazın titreyerek yakarışları erkek güruhunu daha da azdırmış ve kalabalık yak, yak, yak diye tezahürata başlamış. Gösterisinin tadını çıkaran yaşlı papaz, göğe bakıyor, kadına yaklaşıp lanet okuyor, hızla dönerek kalabalığı yokluyor, azgın topluluğun heyecanının azalmasına meydan vermiyormuş.

Bir süre bu kargaşa devam etmiş ve yaşlı papaz elini kaldırarak cellada işaret vermiş. Cellat basamakları inmiş, askerlerden birinin getirdiği meşaleyi almış, ağır adımlarla kadına en uzak noktadaki çalıları tutuşturmuş. Platformun altındaki çalılar yanmaya başlamış, kalabalık kendinden geçmiş, genç papaz gözlerini yumarak bu korkunç sahneye tanık olmak istememiş, yaşlı papaz ise avazı çıktığı kadar bağırarak göğe yakarmaya devam etmiş. Kadın korkuyla ateşe bakmış sonra başını çevirerek uzaklara, çok uzaklara dalmış.

kibritci-kizAniden platformun tam ortasına ateşten bir mızrak düşmüş. Kalabalık dikkat kesilmiş, yaşlı papaz susmuş ve herkes kafasını mızrağın geldiği sol tarafa çevirmiş. Yaklaşık elli adım uzaklıkta tuhaf bir grup görmüşler. Tuhaf gruptaki Kibritçi Kız, art arda, uzun kibritlere benzeyen ateşten mızraklar atıyormuş. Ne olduğunu anlamaya çalışan güruh homurdanmaya başlamış. Tam bu sırada saçlarını bir kırbaç gibi kullanan Rapunzel, yaşlı papazın elindeki buhurdanlığı düşürmüş.

Yaşlı papazın gafil avlanması kalabalığı şaşırtmış ve sesleri kesilmiş. Yaşlı papaz kontrolü tekrar ele almak için daha çok bağırmaya başlamış ve askerlere saldırı emri vermiş. Platformun altında çalılar, üstünde de buhurdanlıktan dökülen yağ yanıyormuş. Kırmızı Yamalı Kadın umutla tuhaf gruba bakıyormuş.

Rapunzel-masaliArtan alevlere iki bembeyaz köpeğin çektiği kızağıyla yaklaşan Karlar Kraliçesi bir dokunuşla ateşi buza çevirmiş. Kalabalık neler olduğunu anlayamadan Rapunzel saçını bir kez daha kırbaç gibi savurup yaşlı papazı platformun üzerine düşürmüş. Otoritenin yerde debelendiğini gören erkek güruhu tekrar dalgalanmış.

O anda isli yüzüyle, incecik Külkedisi kalabalığın şaşkın bakışları altında platformun üstüne çıkarak, kadının zincirlerini çıkarmış ve çıplak ayaklarına bir çift ayakkabı giydirmiş. Tam o sırada atıyla platforma yaklaşan Pamuk Prenses, Kırmızı Yamalı Kadını terkisine alıp hızla uzaklaşmış. Yaşlı papaz düştüğü yerden kalkıp erkek güruhuna kaçmasınlar yakalayın diye emir verirken, gövdesine isabet eden mızrakla alevler içinde kalmış. Panik halinde koşarak yanan yaşlı papazı gören kalabalık tuhaf gruba doğru saldırıya geçmiş.

Peri Tinker Bell, erkeklerin yaklaşmasını beklemiş,  karşılarına geçip sihirli değneğini sallayarak kuvvetlice üflemiş. Donup kalan, hareket edemeyen erkek güruhu, gözlerinin önünde bu tuhaf grubun koşarak yerdeki bir deliğe girmesini ve gözden kaybolmasını seyretmiş. Deliğin başında bekleyen Alice biz okurlara göz kırparak kız kardeşlerini takip etmiş.

Masal bu ya…

 

Dr. Şule Akköse Aydın

 

E-bültenimize kaydolabilirsiniz
E-bültenimize kaydolabilirsiniz
En yeni bildirimlerimizden haberdar olmak için e-bültenimize kaydolun
İstediğiniz bir zamanda üyeliğinizi iptal edebilirsiniz
Yazarın Diğer Yazıları